İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayşe Rana Özben ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/28717)

1. Başvuru; devlet görevlilerinin bir kişiyi hukuka

Başvuru No2017/28717Tarih24 Şubat 2021Okuma35 dk · 7.010 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ayşe Rana Özben Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
24 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2017/28717
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.010 kelime·35 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; devlet görevlilerinin bir kişiyi hukuka

aykırı olarak hürriyetinden yoksun bırakması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının, kayıp kişinin yaşamının korunması için gerekli önlemlerin

alınmaması ve kayıp kişinin bulunması amacıyla yürütülen ceza soruşturmasının

etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının, kayıp kişinin yakınlarının olaydan

duydukları üzüntü nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 7/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerine, Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığından (Cumhuriyet Başsavcılığı) elde edilen belgelere ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre

başvuruya konu olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu Emine Özben'in eşi, diğer başvuruların ise

babası olup daha önce 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun

Hükmünde Kararname ile kapatılan Turgut Özal Üniversitesinde öğretim görevlisi

olarak çalışan M.Ö.nün Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen yapıya üye olduğu iddiasıyla Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında Ankara 6. Sulh Ceza

Hâkimliğince 18/1/2017 tarihinde yakalama emri düzenlenmiştir.

10. Başvurucu Emine Özben 10/5/2017 tarihinde müracaat

ettiği Şentepe Polis Merkezi Amirliğine (Amirlik) eşi M.Ö.nün kayıp olduğunu

bildirmiştir. Bu müracaatı nedeniyle ifadesi alınan ve aynı gün içinde ek ifade

veren başvurucu; kızını okula bırakmak ve bankadan para çekmek amacıyla eşinin

9/5/2017 günü saat 12.30 sıralarında 06 ... 51 plakalı araçla evden

ayrıldığını, daha sonra eşinden haber almadıklarını, mobil telefonu (534 ...

10) yoluyla eşine ulaşamadıklarını, akraba ve arkadaşlarının da konuyla ilgili

bilgi sahibi olmadığını, yaptığı araştırmaya göre eşinin kendi babasına ait

banka hesabından Z... Bankasına ait bir ATM aracılığıyla para çektiğini, eşini

hastanelerde de bulamadığını, herhangi bir rahatsızlığı olmayan eşinin Turgut

Özal Üniversitesinin kapatılması sonrasında bir süre avukatlık yaptığını ve

eşinin hayatından endişe ettiğini beyan etmiştir.

11. Sözü edilen müracaat kolluk görevlilerince derhâl

Cumhuriyet Başsavcılığında görevli bir Cumhuriyet savcısına bildirilmiştir.

Cumhuriyet savcısı varsa tanıkların dinlenmesi, para çekilen ATM'nin kamera

görüntülerinin tespit edilmesi ve bulunması durumunda M.Ö.nün ifadesinin

alınması yönünde talimat vermiştir.

12. Kolluk görevlilerince düzenlenen 10/5/2017 tarihli

tutanağa göre 3/5/2017 tarihinden 10/5/2017 günü saat 19.10'a kadar olan Plaka

Tanıma Sistemi (PTS) kayıtlarında M.Ö.ye ait araca rastlanmamıştır.

13. Başvurucu Emine Özmen 24/5/2017 tarihinde vekili

aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği tarihsiz dilekçesinde; daha

önceki ifadeleri yanında 11/5/2017 günü saat 22.00 sıralarında kime ait

olduğunu bilmediği 537 ... 01 numaralı mobil telefonla arandığını, arayanın eşi

olduğunu, eşinin durumlarını sorup kendilerini sevdiğini söylediğini, sesinin

titrediğini, sesinden anladığı kadarıyla yorgun ve çok tedirgin olduğunu,

hayatından endişe eden eşinin kaçırıldığını ve zor durumda olduğunu

hissettirmeye çalıştığını, anladığı kadarıyla birilerinin eşinin elindeki

telefonu aldığını, eşinin hayatına kastedilmesinden veya eşine suç

yüklenmesinden endişe duyduğunu, kendisinin arandığı mobil telefonun kapalı

olduğunu ve aradan geçen süreye rağmen eşinden haber alamamaları nedeniyle

eşinin kaçırıldığından emin olduğunu ifade etmiştir. Anılan dilekçede ayrıca

bazı kamera ve Kent Güvenlik Yönetim Sistemleri (KGYS, halk arasında bilinen

adıyla MOBESE) kayıtlarının elde edilmesini, M.Ö.ye ait mobil telefon ile

kendisinin 11/5/2017 tarihinde arandığı mobil telefon yoluyla kurulan

iletişimlerin tespit edilmesini ve M.Ö.nün kullandığı aracın nerede olduğunun

araştırılmasını talep etmiştir.

14. M.Ö.ye ait araç 24/5/2017 tarihinde Güventepe

Mahallesi Kıvanç Sokak üzerindeki bir binanın önünde park hâlinde bulunmuştur.

Konuyla ilgili kolluk tutanağına göre kapıları kilitli olan araçta herhangi bir

hasar tespit edilememiştir. Cumhuriyet savcısı, aracın çekici vasıtasıyla bir

otoparka çektirilerek araç üzerinde teknik inceleme yapılması yönünde kolluk

görevlilerine talimat vermiştir.

15. Kolluk görevlilerince yapılan araştırmalara ilişkin

25/5/2017 tarihli tutanakta;

i. Başvurucu Emine Özben ile yanındaki iki erkek şahsın

Güventepe Caddesi ile Kıvanç Sokak üzerinde bulunan işyerlerine ait güvenlik

kamerası kayıtlarını topladıkları,

ii. Aracın bulunduğu çevredeki ANK-0061 sayılı KGYS

kameralarının kendi ekseninde döndüğü ve çevreyi göstermediği, bir iş yerine

ait güvenlik kamerası görüntülerinin ise kayıt süresinin on gün olması

nedeniyle olay günü yönünden incelenemediği,

iii. K... Kuru Yemiş adlı iş yerine ait güvenlik

kamerasındaki görüntülere göre M.Ö. olduğu değerlendirilen kişinin kamera

saatine göre saat 13.31'de elindeki bir poşet ile Güventepe Caddesi Kıvanç

Sokak kesişimine doğru gittiği ve siyah renkli, plakası okunmayan bir minibüsün

M.Ö.nün gittiği yöne doğru ilerlediği belirtilmiştir.

16. Kolluk görevlileri 25/5/2017 tarihinde M.Ö.ye ait

aracın bulunduğu yerdeki beyaz eşya dükkânını işleten E.A. ile ayakkabı

dükkânını işleten S.U.nun ifadelerini almıştır.

i. E.A. ifadesinde özetle elinde poşet bulunan bir

kişinin siyah bir minibüse itilerek bindirildiğini, birinin polisi aradığını,

olay yerine gelen polislere de aynı bilgileri verdiklerini, ne minibüse

bindirilen kişiyi ne de minibüse bindiren kişileri teşhis edebileceğini beyan

etmiştir.

ii. S.U. yüzlerini görmediği iki erkek şahsın on beş gün

kadar önce bir başka erkek şahsı iş yerinin aşağısında bulunan teleferik

direğinin yanında siyah bir minibüse iterek bindirdiğini söylemiştir.

17. Başvurucu Emine Özben, vekili aracılığıyla Cumhuriyet

Başsavcılığına verdiği 29/5/2017 tarihli dilekçede -dilekçenin havale

tarihi2/6/2017'dir- eşine ait aracın 24/5/2017 tarihinde bulunduğunu, aracın

bulunduğu yerin çevresindeki iş yeri sahiplerinin “aracın 15 gündür orada

bulunduğunu” söylediklerini, durumu Amirliğe bildirdiklerini ancak

aracın bulunduğu yerden çekildiğini, yaptıkları araştırmaya göre on beş gün

önce eşinin aracının bulunduğu yerin 50 metre uzağında beyaz montlu, hafif kır

saçlı bir kişinin -başvurucu, burada eşini kastetmektedir- biri maskeli, üç

kişi tarafından siyah bir minibüse bindirilerek kaçıldığını, orada bulunan genç

kızların söz konusu minibüsün plakasını alıp Alo 155 Polis İmdat hattını

aradıklarını, olay yerine gelen resmî üniformalı polisler ile sivil polislerin

bilgi topladığını ancak tutanak tutmadıklarını ve ifade almadıklarını, olay

anına ilişkin görüntülerin K... Kuru Yemiş adlı iş yerinin kamera kayıtlarında

mevcut olduğunu, olayı gören E.A. isimli kişinin Amirliğe bizzat giderek konuyla

ilgili ifade verdiğini ancak E.A.nın İfade Tutanağı'nda yazılı olandan daha

fazla şey bildiğini, eşinin arabasının bulunduğu yerdeki ayakkabı dükkânındaki

esnaf ile kahvehane sahibinin de olayı gördüğünü iddia etmiştir. Bahse konu

dilekçede, başka delillerin toplanmasına ilişkin başka talepler yanında olay

yerini gösterdiğini tahmin ettiği ANK-0061 sayılı KGYS kamerasına ait görüntü

kayıtlarının incelenmesini de talep etmiştir.

18. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/6/2017 tarihinde Ankara

Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet Müdürlüğü) bir müzekkere yazarak kaçırma anına

ilişkin KGYS kayıtları ile yakın çevredeki güvenlik kamera görüntülerinin

incelenmesini istemiştir.

19. Başvurucu Emine Özben, vekili aracılığıyla Cumhuriyet

Başsavcılığına verdiği 7/6/2017 tarihli dilekçede -dilekçenin havale tarihi

12/6/2017'dir- eşine ait aracın bir otoparkta bulunduğunu ancak henüz araçta

bir inceleme yapılmadığı belirtmiş ve aracın bir an önce incelenerek

kendilerine teslim edilmesini istemiştir.

20. Cumhuriyet savcısınca 13/6/2017 tarihinde UYAP

aracılığıyla yapılan sorgulamada 537 ... 01 numaralı mobil telefonun M.A.A.

adına kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.

21. Cumhuriyet Başsavcılığı Emniyet Genel Müdürlüğüne

yazdığı 15/6/2017 tarihli yazı ile;

- Kaçırıldığı öne sürülen M.Ö.nün olayın gerçekleştiği

gün takip edilmiş olma ihtimali gözetilerek 9/5/2017 tarihinde izlediği

güzergâhtaki tüm ev, iş yeri ve KGYS kamera kayıtlarının 11.30-14.00 saatleri

arasına ilişkin kısımlarının toplanmasını ve kaçırılma olayı gerçekleşmiş ise

gerçekleştiren araç ya da araçların plaka bilgileri ile sahiplerinin tespit

edilmesini,

- Başta E.A. olmak üzere olayı gören ve 155 Polis İmdat

hattını arayarak ihbarda bulunan kişi veya kişilerin tespit edilerek

ifadelerinin alınmasını,

- Bölgedeki KGYS kameraları ile güvenlik kameralarına ait

kayıtların, özellikle olay yerini gösterdiği söylenen ANK- 0061 sayılı KGYS

kamerasına ait kaydın incelenmesini, bahsi geçen aracın ve içindeki kişilerin

tespit edilmesini,

- Olaya karışması muhtemel başkaca araç var ise onların

ve bahsi geçen siyah minibüsün plakasının tespit edilmesini, aracın PTS

kayıtlarının temin edilmesini,

- Dosya sureti içinde gönderilen CD görüntülerinin

iyileştirilerek incelenmesini istemiştir.

22. Başvurucu Emine Özben, M.Ö.ye ait araç ile siyah

minibüsün olay saatlerinde olay yerinden arka arkaya geçtiğine ilişkin

görüntüler ihtiva ettiğini ileri sürdüğü bir taşınabilir belleği 21/6/2017

tarihli dilekçesi ekinde Cumhuriyet Başsavcılığına sunmuştur.

23. Başvurucu Emine Özben, vekili aracılığıyla Cumhuriyet

Başsavcılığına verdiği 30/6/2017 tarihli dilekçesinde, eşinin kaçırılma

olayının ihbar edildiğine ve 537 ... 01numaralı telefon üzerinden eşiyle

konuştuğuna işaret ederek Polis İmdat hattına yapılan ihbarların araştırılarak

siyah renkli minibüsün plakasının ve araç sahibinin tespit edilmesini ve araç

sahibi ile 537 ... 01 numaralı mobil telefonun sahibi M.A.A.nın ifadelerinin

alınmasını talep etmiştir.

24. Cumhuriyet Başsavcılığı 30/6/2017 tarihinde M.A.A.nın

ifadesini almıştır. M.A.A. şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde mobil telefon

alıp sattığını, 537 ... 01 numaralı GSM hattını telefonları denemek maksadıyla

kullandığını, 7/5/2017 tarihinde evlendiğini ve bir hafta iş yerine

gitmediğini, bu sürede iş yeriyle B.G.nin ilgilendiğini, M.Ö.yü ve ailesini

tanımadığını beyan etmiştir.

25. Cumhuriyet Başsavcılığı 3/7/2017 tarihinde B.G.nin

ifadesine başvurmuştur. B.G. 11/5/2017 tarihinde M.A.A.ya ait iş yeriyle

ilgilendiğini, 11/5/2017 günü saat 22.00 sıralarında 537 ... 01 numaralı GSM

hattı üzerinden herhangi bir arama yapılmadığını beyan etmiştir.

26. Başvurucular 7/7/2017 tarihinde bireysel başvuru

yapmışlardır.

27. Cumhuriyet Başsavcılığı 10/7/2017 tarihinde

Yenimahalle Polis Merkezi Amirliğine bir müzekkere yazarak M.A.A.nın iş yeri ve

çevresini gören güvenlik kameralarının 11/5/2017 günü saat 22.00 civarındaki

kayıtlarının temin edilip gönderilmesini istemiştir.

28. Cumhuriyet Başsavcılığı Amirliğe yazdığı 21/7/2017

tarihli müzekkere ile M.Ö.ye ait araç içinde vücut izi araştırması yapılmasını,

varsa suç delillerinin tespit edilerek gönderilmesini istemiştir. Emanet

makbuzlarından anlaşıldığı kadarıyla yapılan incelemede neticesinde başka

eşyalar yanında iki mobil telefon ile M.Ö.ye ait nüfus cüzdanı ve ehliyetin

araç içinde bulunduğu anlaşılmıştır.

29. Başvurucu Emine Özben, vekili aracılığıyla Cumhuriyet

Başsavcılığına verdiği 14/7/2017 tarihli dilekçesinde Millî İstihbarat

Teşkilatı (MİT) çalışanı olduğunu iddia eden ve bazı bilgiler vererek lokasyon

bilgisi paylaşan Meçhul Kayıkçı (@kayikci06) isimli bir sosyal medya

kullanıcısı (6/8/2020 tarihinde yapılan araştırmada söz konusu kullanıcının

sadece 8/7/2017 tarihinde paylaşımlarda bulunduğu ve bu tarihten sonra hiçbir

paylaşım yapmadığı tespit edilmiştir.) tarafından yapılan paylaşımlara işaret

ederek söz konusu paylaşımlardaki iddiaların araştırılmasını talep etmiştir

(Anılan paylaşımlarda somut herhangi bir isimden söz edilmemekte; soyut bir

biçimde biri siyah, diğeri gri renkli iki minibüsle kaçırılan insanlara

konuşmaları için sorgu odalarında işkence edildiği iddia edilmektedir.).

30. Cumhuriyet Başsavcılığı 28/7/2017 tarihinde Emniyet

Müdürlüğü Siber Suçlar Büro Amirliğine müzekkere yazarak bahse konu

paylaşımlardaki hususların araştırılmasını istemiştir.

31. Emniyet Müdürlüğü Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderdiği 2/8/2017 tarihli yazıda ANK-0061 sayılı kamera dışında çevrede başka

bir KGYS kamerasının olmadığı ve M.Ö. hakkında yakalama kararı bulunduğundan

ilgili kişinin kaybolduğu yönünde veri giriş kaydı yapılamadığı belirtilmiştir.

Anılan yazının ekindeki DVD İnceleme Tutanağı'nda ANK-0061 sayılı KGYS

kamerasının olay günü 12.00-14.00 saatleri arasında sadece 13.02'de 6 saniye,

13.03-13.04 saatleri arasında 112 saniye boyunca çevreyi, diğer saatlerde ise

kendi eksenini gösterdiği ve kayıtlarda M.Ö.nün kaçırılması veya siyah

minibüsle ilgili bir görüntü bulunmadığı ifade edilmiştir.

32. Başvurucu Emine Özben 4/8/2017 tarihinde Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesine (AİHM) yaptığı başvuruda tedbir talebinde bulunmuştur. AİHM

31/8/2017 tarihinde tedbir talebini reddetmiştir.

33. M.A.A.nın iş yerini ve çevresini gören güvenlik

kameralarının 11/5/2017 tarihinde 21.00-23.00 saatleri arasındaki kayıtlarının

temini için yapılan araştırmalar sonunda tutulan 5/9/2017 tarihli kolluk

tutanağına göre ANK-0056, ANK-0057, ANK-0054 ve ANK-060 No.lu KGYS kameralarına

ait en eski kayıt 18/7/2017 tarihli, ANK-0491 No.lu KGYS kamerasına ait en eski

kayıt ise 13/7/2017 tarihlidir.

34. Emniyet Müdürlüğünün Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderdiği 19/10/2017 tarihli yazı ile eklerinden;

i. @kayikci06 adlı sosyal medya hesabını kullanan

kişinin tespiti için Amerika Birleşik Devletleri adli makamlarından istinabe

talep etmek gerektiği,

ii. Ulusal bir gazetede köşe yazarlığı yapan B.Y.nin bir

yazısında@kayikci06 adlı hesabı FETÖ/PDY'nin propaganda amacıyla

kullandığından söz ettiği,

iii. @kayikci06 adlı sosyal medya hesabındaki

iddialara benzer iddialarda bulunan bir internet sitesinde, kaçırıldığı iddia

edilen bazı kişilerin isimlerine yer verildiği ancak bu isimler arasında

M.Ö.nün bulunmadığı anlaşılmıştır.

35. Cumhuriyet Başsavcılığı 30/10/2017 tarihinde Ankara

Emniyet Müdürlüğüne bir müzekkere yazarak M.Ö.nün zorla alıkonulduğu belirtilen

yerde araştırma yapılmasını ve gerektiği durumlarda arama kararı talep

edilmesini istemiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı bu yazısını 15/2/2018, 27/2/2018

ve 17/12/2018 tarihlerinde tekit etmiştir.

36. Ankara 3. ve 5. Sulh Ceza Hâkimliklerinden alınan

kararlara istinaden 537 ...01 numaralı mobil telefon yoluyla kurulan iletişimlere

ait tutanaklar ancak 3/1/2018 tarihinde temin edilip UYAP'a aktarılabilmiştir.

Söz konusu belgelere göre E.Ö. (başvurucu Emine Özben dışında bir kişi) adına

kayıtlı mobil telefon 537 ... 01 numaralı mobil telefondan 11/5/2017 günü saat

22.02'de aranmış ve bu iki telefon yoluyla 178 saniyelik görüşme yapılmıştır.

Görüşmenin yapıldığı zaman diliminde 537 ... 01 numaralı telefon, Beytepe

Köprüsü çevresindeki 2061638062 numaralı baz istasyonundan sinyal vermiştir.

537 ... 01 numaralı GSM hattının takılı olduğu mobil telefon, daha önce Ö.K.

adına kayıtlı 531 ... 48 numaralı GSM hattı ile kullanılmıştır.

37. Cumhuriyet Başsavcılığı Yenimahalle Emniyet

Müdürlüğüne yazdığı 10/1/2018 tarihli yazıylaM.Ö.ye ait aracın başvurucu Emine

Özmen'e teslim edilmesini istemiştir.

38. Cumhuriyet Başsavcılığı Emniyet Müdürlüğüne yazdığı

10/1/2018 tarihli yazı ile başvurucu Emine Özben'in son bir yıl içindeki yurda

giriş çıkış kayıtlarının gönderilmesini istemiştir.

39. M.Ö.ye karşı cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi

hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmediği gerekçesiyle 23/3/2018 tarihinde

kovuşturmaya yer olmadığına karar veren Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı suç

yönünden olay faillerinin yakalanamadığı ve kimliklerinin tespit edilemediği

gerekçesiyle şüphelilerin dava zamanaşımı süresince aranması için 14/11/2019

tarihinde daimî arama karar vermiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın

ilgili kısmı şöyledir:

“...

...[K]açırıldığı ileri sürülen [M.Ö.nün] 06 ... 51

plakalı aracı üzerinde yapılan inceleme sonrasında aracın hak sahibi Emine

Özben'e teslimine ilişkin Yenimahalle İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazı yazılmış

ise de, müşteki Emine Özben'in beyan ettiği ve kayıtlarımızla da uyuşan

'Barıştepe Mahallesi Piri Caddesi ...' sayılı adresinde bulunmadığı, bu ikameti

yaklaşık olarak bir yıl önce sattığı ve bu adresten taşındığının tespit

edildiği, müşteki Emine vekili ile yapılan şifai görüşmede müvekkiline

kendisinin de ulaşamadığını, kendisini zaman zaman başka ülke GSM hat üzerinden

aradığını söylemesi üzerine müşteki Emine'nin son bir yıl içerisinde yurda

giriş çıkış kayıtlarının tespiti için yazılan yazıya İl Emniyet Müdürlüğünün

cevabında Hudut Kapıları projesinde yapılan sorgulamalar neticesinde 01/01/2017

- 12/01/2018 tarihleri arasında belirtilen şahsın yurt dışına giriş çıkış

yaptığına dair herhangi bir kaydına rastlanılmadığının bildirildiği, böylelikle

kendisine ulaşılamayan müşteki Emine Özben'in yurt dışına kaçak yollarla

çıktığının değerlendirildiği, sosyal medya uygulaması twetter üzerinden @ozbenailesi

rümuzu ile aynı iddialar kapsamında paylaşım yapan kişilerin en son 10 Ağustos

2017 tarihli paylaşımdan sonra başka da bir paylaşımda bulunmadıkları ve artık

hesabın faal olmadığının görüldüğü, bu paragrafta ele alınan olguların müşterek

değerlendirilmesinden müşteki Emine Özben'in kaçırıldığı ileri sürülen [M.Ö.]

ile yurt dışında belirlenemeyen bir ülkede buluştuklarının anlaşıldığı,

Soruşturma evrakının kül olarak

değerlendirilmesinden, iddia edilen cebir kullanmak suretiyle kişiyi kaçırmak,

onun hürriyetini sınırlandırma eylemlerine dair müştekinin soyut iddiası

dışında bir delilin bulunmadığı, yapılan araştırmalar sonucu müştekice ortaya

atılan olayların açıkça gerçeğe aykırı olduğunun görüldüğü, sonuç itibariyle

yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı şüpheli [M.A.M.] ile [m]eçhul [ş]üphelilerin

suç içeren bir eyleminin bulunmadığı ve [M.Ö.ye] karşı atılı suçun

işlenmediği anlaşılmakla;

İddia sebebiyle KAMU ADINA KOVUŞTURMA

YAPILMASINA YER OLMADIĞINA... [karar verildi.]”

40. Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan 7/8/2020 ve

17/8/2020 tarihli müzekkereler ile Cumhuriyet Başsavcılığının kolluk

birimlerine yazdığı 15/6/2017 (bkz. § 21), 10/7/2017 (bkz. § 27), 21/7/2017

(bkz. § 28), 28/7/2017 (bkz. § 30), 30/10/2017 (bkz. § 35) ve 10/1/2018 tarihli

yazılara (bkz. §§ 37, 38) verilen cevapların gönderilmesi istenmiş ancak

15/6/2017, 21/7/2017, 30/10/2017 ve 10/1/2018 tarihli yazılara verilen cevap

yazıları temin edilememiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın

içeriğinden Cumhuriyet Başsavcılığınca yazılan yazıların en azından bir kısmına

cevap verildiği anlaşılmıştır.

41. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine

İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği, silahlı terör örgütüne üye olma suçu

nedeniyle hakkında soruşturma yürütülen M.Ö.ye ulaşılamadığı gerekçesiyle

26/4/2018 tarihinde yakalama kararı vermiştir.

42. M.Ö.nün silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum

ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarını

işlediği iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan kamu davası Ankara 29.

Ağır Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) önünde derdesttir. 19/2/2019 tarihinde

M.Ö. hakkında sorgusunun yapılabilmesi amacıyla yakalama emri düzenleyen Ceza

Mahkemesi, 15/12/2020 tarihinde anılan yakalama emrini kaldırmış ve M.Ö.nün tutuklanmasına

yönelik yakalama emri düzenlenmesine karar vermiştir.

43. M.Ö.nün kaçırıldığı iddiası hakkında yürütülen

soruşturma derdesttir.

44. Başvurucuların hâlihazırda Adrese Dayalı Nüfus Kayıt

Sistemi'ne kayıtlı adresleri bulunmadığı gibi başvurucuların yakınının

kaybolduğu iddiası hakkında bir sosyal medya platformunda açılan @OzbenAilesi

adlı hesaptan 10/8/2017 tarihinden sonra herhangi bir paylaşım yapılmamıştır

(erişim tarihi 31/8/2020).

IV. İLGİLİ HUKUK

45. İlgili hukuk Hasibe Meşe (B. No: 2015/7748,

7/2/2019, §§ 39-51) kararında yer almaktadır. Ancak önemine binaen AİHM'in

verdiği farklı bir karara burada yer verilmesi gerekir.

46. AİHM ulusal yetkililerin kayıp kişiyi etkili bir

şekilde aramaması nedeniyle pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmediğine ve

kayıp olayı hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediğine ilişkin şikâyetleri

incelediği Çanakçı/Türkiye (k.k.) (B. No:8152/13, 15/1/2019) kararında,

bir kişinin hayatını tehdit edici şartlar altında kaybolması durumunda Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesinin yüklediği pozitif yükümlülük

uyarınca devletin söz konusu kayıp kişinin yaşama hakkını korumak için işlevsel

tedbirler alması gerektiğini, herhangi bir devlet görevlisinin olaya

karıştığına dair hiçbir iddianın bulunmamasının yetkilileri arama

yükümlülüğünden kurtarmayacağını, etkili soruşturma yükümlülüğü kapsamında

belirlenen ilkelerin bir kişinin hayati risk taşıyan koşullar altında

kaybolduğu olaylara da uygulanacağını belirtmiştir (anılan kararda bkz. §§ 21,

24, 25).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

47. Mahkemenin 24/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine ilişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiası ve Bakanlık Görüşü

48. Başvurucular, yakınlarının sorgulanmak amacıyla

kaçırıldığını öne sürerek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir.

49. Bakanlık görüşünde güncel ve kişisel bir temel hakkın

doğrudan zedelendiğine ilişkin iddianın ortaya konulamadığı için ihlal

iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olduğu belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

50. Başvurucular yakınlarının sorgulanmak için

kaçırıldığını iddia etseler de bu konuda somut bilgi ve belge sunmamışlardır.

Ayrıca başvuru, başvurucuların iddia ettiği gibi M.Ö.nün devlet görevlilerince

kaçırıldığına ilişkin hiçbir unsur ihtiva etmemektedir.

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebilir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden

ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet

Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

52. Açıklanan gerekçelerle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yaşam

Hakkının İhlal Edildiğine İlişin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

53. Başvurucular; yakınlarının evden çıkmadan önce bir

saat içinde döneceğini söylediğini ancak bir daha gelmediğini, yaptıkları

görüşmelere göre yakınlarının gözaltına alınmadığını, olayın ciddiyetine rağmen

soruşturma dosyasının 22/5/2017-9/6/2017 tarihleri arasında üç farklı Cumhuriyet

savcısına tevzi edildiğini, kaybolduğu söylenen soruşturma dosyasının ısrarlı

takipleri sonunda bulunabildiğini, taleplerinin ya bir şekilde engellendiğini

ya da geç değerlendirildiğini iddia etmişlerdir. Bu bağlamda başvurucular;

yakınlarına ait aracın incelenmediğini, yakınlarının kaçırılmasında kullanılan

siyah minibüsün plakasının bildirildiği 155 Polis İmdat hattına yapılan ihbara

ilişkin kayıtların getirtilmediğini, başvurucu Emine Özben'in arandığı

telefonun kimin adına kayıtlı olduğuna ilişki sorgunun ancak 13/6/2017

tarihinde yapılabildiğini ve M.A.A.nın ifadesinin alınmadığını öne

sürmüşlerdir.

54. Başvurucular ayrıca olağanüstü hâl sürecinde

kapatılan bir başka eğitim kurumunda çalışan bir kişinin kimliği belirsiz

kişilerce kaçırıldığına, kaçırma vakalarının arttığına, söz konusu kaçırmaların

MİT görevlilerince gerçekleştirilmiş olabileceğine ilişkin soyut iddialara

işaret ederek yakınlarının sorgulanmak amacıyla kaçırılmış olabileceğini ve bu

durumun yakınlarının yaşamı için tehdit oluşturduğunu ileri sürmüşlerdir.

Başvuruculara göre delillerin toplanmasındaki isteksizlik ve görüşülen

Cumhuriyet savcıları ile kolluk amirlerinin “Bu işi karıştırmayın. Sizin de

başınız ağrır.” şeklindeki sözleri iddialarını kuvvetlendirmektedir.

55. Anılan iddiaları doğrultusunda başvurucular,

yakınlarının siyasi gerekçelerle kaçırılması, yakınlarının bulunması hususunda

kamu makamlarının gerekli tedbirleri ivedikle almaması ve konuyla ilgili olarak

etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

56. Son olarak başvurucular; AİHM kararlarına da

yansıyan, 1990'lı yıllarda meydana gelmiş işkence olayları ve söz konusu

olayların 15/7/2016 tarihi sonrasında yeniden görülmeye başlandığına ilişkin

iddialardan söz ederek M.Ö.nün maddi ve manevi bütünlüğünün tehdit altında

olması, M.Ö.nün bulunması ve var olan tehlikenin sonlandırılması için gerekli

tedbirlerin zamanında alınmaması ve anılan iddialar yönünden etkili soruşturma

yapılmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

57. Bakanlık görüşünde başvuruya konu edilen soruşturma

kapsamında yapılan işlemler ile başvurucuların yakınları hakkındaki yakalama

emirlerinden bahsedilerek meydana geldiği iddia edilen kaybolma/kaçırılma eylemine

ilişkin her türlü soruşturma işleminin yerine getirildiği ancak isnat edilen

eylemlerin faillerine ulaşılamadığı ve soyut bir şekilde dile getirilmesi

nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olduğu belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

58. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunduğu ve başvurucuların

yakınının devlet görevlilerinin kötü muamele teşkil eden davranışlarına maruz

kaldığına veya böyle bir tehlikenin mevcut olduğuna dair hiçbir somut delil ve

emare bulunmadığı dikkate alındığında başvurudaki asıl mesele, başvurucuların

yakınının bulunması için gerekli adımların atılıp atılmadığı ve kayıp olayı

hakkında etkili bir soruşturma yürütülüp yürütülmediği, bir başka ifadeyle

devletin yaşam hakkı kapsamında yüklendiği pozitif yükümlülüklerin somut olayda

ihlal edilip edilmediğidir. Bu nedenle, ölümün gerçekleşmediği bazı durumlarda

yaşam hakkı çerçevesinde inceleme yapmanın mümkün olduğu (Mehmet Karadağ,

B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20) gözönüne alınarak başvurunun yaşam hakkının

koruma yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutu ile etkili soruşturma yükümlülüğüne

ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmesinin gerekli ve yeterli olduğu

değerlendirilmiş ve anılan yükümlülükler eş zamanlı olarak tetkik edilmiştir

(zorla kaybetme iddiası hakkındaki iddiaların yaşam hakkı kapsamında

incelendiği başvurular için bkz. Hasibe Meşe; Birsen Gülünay, B.

No: 2013/2640, 21/4/2016; cinayet iddiaları da gözetilerek kayıp olayı hakkında

başlatılan soruşturmanın yaşam hakkı kapsamında incelendiği başvuru için bkz. Mehmet

Özcan, B. No: 2015/3752, 28/11/2018).

59. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar

başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, yaşama... hakkına sahiptir.”

60. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar

başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri...

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

61. Başvurucular, yakınlarının kaybolması nedeniyle

yürütülen soruşturma henüz sonuçlanmadan başvuru yapmışlardır. Bu nedenle

bireysel başvuru yapılmadan önce ceza soruşturmasının sonuçlanmasını beklemenin

gerekip gerekmediğinin ve bu bağlamda başvurunun süresinde yapılıp

yapılmadığının değerlendirilmesi gerekir. Ne var ki söz konusu değerlendirmenin

yapılabilmesi başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasını zorunlu

kılmaktadır. Bu zorunluluk uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin esas

incelemesi ile birlikte yapılması gerekir (benzer değerlendirme için bkz. Okan

Göçer, B. No:2017/29596, 13/1/2021, § 47).

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

62. Yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa'nın 17.

maddesi, devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen Anayasa'nın 5.

maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete birtakım negatif ve pozitif

yükümlülükler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752,

17/9/2013, § 50).

63. Anılan pozitif yükümlülükler kapsamında devlet, yetki

alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğer

bireylerin hatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı

koruma ödevi altındadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 51). Sözü

edilen koruma ödevini yerine getirilebilmesi için devletin bir kişinin yaşamına

yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği

ya da bilinmesi gerektiği durumlarda, görevlileri aracılığıyla makul ölçüler

çerçevesinde ve bu tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde önlemler

alması (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 53) gerekir. Bu nedenle kayıp

kişinin yaşam hakkının korunması ve bu bağlamda kayıp kişinin bulunması için

gerekli adımların atılması gereklidir.

64. Bununla beraber özellikle insan davranışlarının

öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya

yürütülecek faaliyet tercihi dikkate alındığında sözü edilen pozitif

yükümlülük, kamu makamları üzerinde aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanamaz

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 53).

65. Öte yandan yaşam hakkının gerektirdiği pozitif

yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında alınacak tedbirlerin

belirlenmesi, idari ve yargısal makamların takdirinde olan bir husustur. Hak ve

özgürlüklerin güvence altına alınması adına pek çok yöntem benimsenebilir ve

mevzuatta düzenlenmiş herhangi bir tedbirin yerine getirilmesinde başarısız

olunsa bile pozitif yükümlülükler diğer bir tedbirle yerine getirilebilir (Bilal

Turan ve diğerleri (2),B. No: 2013/2075, 4/12/2013, § 59).

66. Anayasa'nın 17. maddesinin kendisine yüklediği

pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin yönü ise devletin şüpheli her ölüm

olayının tüm yönleriyle ortaya konulmasına, sorumlu kişilerin belirlenmesine ve

gerektiğinde bu kişilerin cezalandırılmasına imkân tanıyan bağımsız bir

soruşturma yürütmesini gerektirir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54; Sadık

Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 94).

67. Mamafih etkili soruşturma yükümlülüğü bir sonuç

yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Anayasa'nın 17.

maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da

cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle

sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

68. Şüpheli bir ölüm olayı hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği etkinlikte olduğunun

kabul edilebilmesi için;

- Soruşturma makamlarının olaydan haberdar olur olmaz,

resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini

sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 57),

- Soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması ve

ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için soruşturma sürecine

gerekli olduğu ölçüde katılabilmeleri (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

58),

- Soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi (Salih

Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30) gerekir.

69. Ceza soruşturmasının etkililiği konusunda kabul

edilen ilkeler bir kişinin yaşamsal risk taşıyan koşullar altında kaybolduğu

durumlar için de geçerlidir.

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

70. Başvurucu Emine Özben'in eşinin kayıp olduğu

yönündeki başvurusu sonrasında konuyla ilgili derhâl soruşturma başlatılmış ve

aynı gün M.Ö.ye ait araç PTS kayıtlarında sorgulanmıştır. M.Ö.nün aracının

bulunmasından sonra da aracın bulunduğu yere en yakın konumdaki ANK-0061

numaralı KGYS kamerası ile K... Kuru Yemiş adlı iş yerinin güvenlik kameraları

incelenmiş; konu hakkında bilgi sahibi olan E.A. ve S.U. ile başvurucu Emine

Özmen'in, eşiyle görüştüğü telefonun sahibi M.A.A.nın, görüşme tarihinde

M.A.A.nın iş yeri ile ilgilenen B.G.nin ifadeleri alınmıştır. Ayrıca @kayikci06

adlı sosyal medya hesabından yapılan paylaşımların gerçekliği ile ilgili araştırma

yapılmıştır.

71. Ne var ki;

i. M.Ö. tarafından kullanıldığı iddia edilen mobil

telefonun bulunduğu yerin tespitine ve bu telefonun M.Ö.ye ait araç içinde

bulunan mobil telefonlardan biri olup olmadığına yönelik herhangi bir işlem

yapılmamıştır.

ii. Cumhuriyet Başsavcılığının talimatına rağmen M.Ö.nün

kaybolmadan öncepara çektiği iddia edilen ATM'nin kamera görüntüleri tespit

edilmemiştir.

iii. M.Ö.ye ait aracın 24/5/2017 tarihinde çekici

aracılığıyla otoparka çekilmesine ve Cumhuriyet savcısının aracın teknik yönden

incelenmesine ilişkin talimatına rağmen 21/7/2017 tarihine kadar araç üzerinde

herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Nitekim Cumhuriyet Başsavcılığı Amirliğe

yazdığı 21/7/2017 tarihli müzekkere ile M.Ö.ye ait araç içinde vücut izi araştırması

yapılmasını, varsa suç delillerinin tespit edilerek gönderilmesini istemiştir.

iv. Başvurucu Emine Özben 24/5/2017 tarihinde Cumhuriyet

Başsavcılığına verdiği dilekçede 11/5/2017 günü saat 22.00 sıralarında

bilmediği bir numara üzerinden eşiyle görüştüğünü iddia etmesine rağmen söz

konusu telefonun kimin adına kayıtlı olduğu ancak 13/6/2017 tarihinde

sorgulanabilmiş, bu görüşmeye ilişkin kayıtlar ise 3/1/2018 tarihinde

soruşturma dosyasına girebilmiştir.

v. Kaçırıldığı öne sürülen M.Ö.nün 9/5/2017 tarihinde

izlediği güzergâhtaki tüm ev, iş yeri ve KGYS kamera kayıtlarının 11.30-14.00

saatleri arasına ilişkin kısımlarının toplanması ve kaçırılma olayı

gerçekleşmiş ise gerçekleştiren araç ya da araçların plaka bilgileri ile

sahiplerinin tespit edilmesi, başta E.A. olmak üzere olayı gören ve 155 Polis

İmdat Hattını arayarak ihbarda bulunan kişi veya kişilerin tespit edilerek

ifadelerinin alınmasına dair Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı konusunda ne gibi

işlemler yapıldığı tespit edilememiştir (bkz. §§ 21, 40).

vi. Başvurucu Emine Özben, M.Ö.ye ait araç ile siyah

minibüsün olay saatlerinde olay yerinden arka arkaya geçtiğine ilişkin

görüntüler ihtiva ettiğini ileri sürdüğü taşınabilir bir belleği 21/6/2017

tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına sunmuştur ancak UYAP kayıtlarından söz

konusu belleğin incelendiği anlaşılamıştır.

vii. M.Ö.nün eşiyle görüşme yaptığı sırada M.A.A.nın iş

yerinde olup olmadığının tespiti için -gerekli olmasına karşın- M.A.A.nın iş

yeri ile çevresini gösterir kamera kayıtlarını kolluk ancak 5/9/2017 tarihinde

toplamaya çalışmıştır ancak en eski kayıt tarihinden itibaren geçen süre

nedeniyle söz konusu kayıtlara erişelememiştir.

viii. Cumhuriyet Başsavcılığının M.Ö.nün zorla

alıkonulduğu belirtilen yerde araştırma yapılmasına ilişkin 30/10/2017 tarihli

talimatı kollukça yerine getirilmemiştir. Öyle ki söz konusu talimat 15/2/2018,

27/2/2018 ve 17/12/2018 tarihlerinde tekit edilmiştir.

ix. Cumhuriyet Başsavcılığı bir yandan M.Ö.ye karşı

cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun

işlenmediği gerekçesiyle 23/3/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar verirken diğer yandan aynı suç yönünden olay faillerinin yakalanamadığı

ve kimliklerinin tespit edilemediği gerekçesiyle şüphelilerin dava zamanaşımı

süresince aranması maksadıyla 14/11/2019 tarihinde daimî arama karar vermiştir.

Daimî arama kararı verilmesi sonrasında da başvurucuların yakınının bulunmasını

ve soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı bir adım atılmamıştır.

72. Bu koşullar altında başvurunun vaktinden önce

yapıldığını söylemenin mümkün olmadığı, başvuruda başvuru yollarının

tüketilmesi ve süre aşımı yönlerinden herhangi bir eksiklik bulunmadığı

sonucuna varılmıştır. Bu nedenle başvurucuların yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddialarının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

73. Esasa ilişkin yapılan değerlendirme sonunda ise

başvurucuların yakınının bulunması için gerekli adımların tam olarak

atılmadığı, olayı aydınlatabilecek tüm delillerin toplanmasında eksiklikler

bulunduğu ve başvuruya konu soruşturmanın Anayasa'nın 17. maddesini

gerektirdiği özenden yoksun olduğu sonucuna varılmıştır. Bahse konu özensizlik

bireysel başvurunun incelenmesinde de yaşanmış; Cumhuriyet Başsavcılığına

yazılan müzekkerelere rağmen Cumhuriyet Başsavcılığının 15/6/2017, 21/7/2017,

30/10/2017 ve 10/1/2018 tarihli yazılarına verilen cevap yazıları temin

edilememiştir.

74. Başvurucuların 14/7/2017 tarihinden sonra Cumhuriyet

Başsavcılığından herhangi bir talepte bulunmamaları, başvuruculara kollukça

ulaşılamamış olması, başvurucuların Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi'nde

adreslerinin bulunmaması, başvurucuların yakınının kaybolduğu iddiası hakkında

bir sosyal medya platformunda açılan @OzbenAilesi adlı hesaptan

10/8/2017 tarihinden sonra herhangi bir paylaşım yapılmaması, başvurucu Emine

Özben'in 11/5/2017 tarihinde eşi M.Ö. ile telefonda 178 saniye görüşebilme

olanağı bulması ve M.Ö. hakkındaki yakalama emirlerinin varlığı ve silahlı

terör örgütüne üye oldukları iddiasıyla haklarında soruşturma başlatılan pek

çok kişinin yasal olmayan yollarla yurt dışına çıktığı yönünde kamuoyuna

yansıyan bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde Cumhuriyet Başsavcılığının

başvurucu Emine Özben'in yurt dışında belirlenemeyen bir ülkede M.Ö. ile

buluştuğu yönündeki savı, yabana atılamayacak bir iddia olsa da somut bir bilgi

ve belgeye dayanmamaktadır. Bu bakımdan sözü edilen hususlar soruşturma

makamlarını M.Ö.nün bulunması için gerekli adımları atmaktan, M.Ö.nün

kaybolduğu veya kaçırıldığı iddiaları hakkında etkili bir soruşturma yürütme

yükümlülüğünden azade kılmamaktadır.

75. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ bu görüşe katılmamışlardır.

C. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

76. Başvurucular, yakınlarının kaçırılması olayı hakkında

kamu makamlarının hareketsiz kalıp yakınlarının bulunması yönünden herhangi bir

tedbir almamaları, olayın etkili bir şekilde soruşturulmaması ve konu hakkında

kendilerine bir açıklama yapılmaması nedeniyle duydukları acı ve elemden dolayı

kendileri yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

77. Bakanlık görüşünde ihlal iddiasının açıkça dayanaktan

yoksun olduğu belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

78. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına

sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel

başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle

güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”

79. Anayasa Mahkemesi başvurucuların iddialarına benzer

şekilde kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri incelediği

başvurularda; hakları ihlal edilen kişinin aile üyelerinin olaydan dolayı

ruhsal çöküntü ve üzüntü yaşamalarının kendileri için kaçınılmaz bir sonuç

olduğunu, bu nedenle Anayasa'nın 17. maddesinin bu kişiler bakımından ihlal

edilebilmesi için söz konusu durumun yeterli olmadığını ve aile bireylerinden

birinin mağdur olup olmamasının yaşadıkları üzüntüden farklı bir boyut

kazandıracak özel faktörlerin başvuruda var olup olmadığına bağlı olduğunu

ifade etmiştir (Engin Gök ve diğerleri, B. No: 2013/3955, 14/4/2016, §§

49-54).

80. Diğer taraftan bir bireysel başvurunun kabul

edilebilmesi için başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli

olmayıp ihlalden doğrudan veya dolaylı olarak etkilendiğini yani mağdur

olduğunu göstermesi veya mağdur olduğu konusunda Anayasa Mahkemesini ikna etmesi

gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi de mağdurluk statüsünün

varlığı için yeterli değildir (Ayşe Hülya Potur, B. No: 2013/8479,

6/2/2014, § 24).

81. Buna göre aile bireylerinin kötü muamele yasağı

bakımından mağdur statüsüne sahip olabilmeleri için ölüm olayı -veya somut

olaydaki gibi yaşam hakkı kapsamında incelenebilecek bir olay-nedeni ile

kaçınılmaz olarak yaşanılan üzüntüye farklı bir boyut ve şekil kazandırılmış

olmalıdır (Seyfullah Turan ve diğerleri, B. No: 2014/1982, 9/11/2017,

§ 121).

82. Somut olayın kendine özgü koşulları ve ileri sürülen

şikâyetler dikkate alındığında başvurucuların yakınlarının kaçırılmasından veya

yakınlarından bir daha haber alamamalarından dolayı duydukları üzüntü haricinde

üzüntülerine farklı bir boyut kazandırabilecek ve kendileriyle ilgili olarak

kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasını savunabilecekleri bir durum

tespit edilememiştir. Bu sebeple başvurucuların kötü muamele yasağı bakımından

mağduriyetlerinin söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır.

83. Açıklanan gerekçelerle başvurucular yönünden kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

84. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

85. Başvurucular ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

1.000.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.

86. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

87. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

88. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul

hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin

yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir

yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

89. İncelenen başvuruda başvurucuların kayıp olan

yakınlarının bulunması için gerekli adımların zamanında atılmaması ve başvuruya

konu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam

hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

90. Bu durumda yaşam hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için başvurucuların yakınının kaybolması nedeniyle yürütülen

soruşturmada tespit edilen eksikliklerin tamamlanmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Bu kapsamda yapılması gereken iş; Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

soruşturma işlemleri yapıp yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi

gerekmektedir.

91. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucuların uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için yaşam hakkının ihlali nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvuruculara müştereken net 54.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

92. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

3. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ'in karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığına (2017/87687 Sor.) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvuruculara net 54.000 TL manevi tazminatın

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 24/2/2021 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Yakınlarının siyasi gerekçelerle kaçırılması, bulunması

hususunda kamu makamlarının gerekli tedbirleri ivedilikle almaması ve konuyla

ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam

hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek yapılan başvuruda, Mahkememiz

çoğunluğunca, başvurucuların yakınının bulunması için gerekli adımların tam

olarak atılmadığı, olayı aydınlatabilecek tüm delillerin toplanmasında

eksiklikler bulunduğu ve başvuruya konu soruşturmanın gerekli özenden yoksun

olduğu sonucuna varılarak başvurucuların yakınının Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan yaşam hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar verilmiştir.

Aşağıda açıklanan nedenlerle karara katılmadık.

Başvurucu Emine Özben 10.05.2017 tarihinde Şentepe Polis

Merkezi Amirliğine (Amirlik) müracaat ederek eşi MÖ’nün kayıp olduğunu

bildirmiştir. Bu müracaatı nedeniyle ifadesi alınan ve aynı gün içinde ek ifade

veren başvurucu; kızını okula bırakmak ve bankadan para çekmek amacıyla eşinin

09.05.2017 günü saat 12.30 sıralarında 06 ... 51 plakalı araçla evden

ayrıldığını, daha sonra eşinden haber alamadıklarını, mobil telefonu (534 ...

10) yoluyla eşine ulaşamadıklarını, akraba ve arkadaşlarının da konuyla ilgili

bilgi sahibi olmadığını, yaptığı araştırmaya göre eşinin kendi babasına ait

banka hesabından bir ATM aracılığıyla para çektiğini, eşini hastanelerde de

bulamadığını, herhangi bir rahatsızlığı olmayan eşinin Turgut Özal

Üniversitesinin kapatılması sonrasında bir süre avukatlık yaptığını ve eşinin

hayatından endişe ettiğini beyan etmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, başvurucu Emine Özben’in

kaçırıldığını/kaybolduğunu belirttiği eşi M.Ö hakkında, Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı'nın talebi üzerine FETÖ/PDY Terör Örgütü Üyeliği suçundan Ankara

6. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 18.01.2017 tarihinde tutuklamaya yönelik

olarak verilmiş bir yakalama kararı bulunduğu, ayrıca 2010 yılı KPSS sorularını

sınavdan önce elde edip sınava katıldığı, MASAK Raporuna göre FETÖ/PDY Terör Örgütü

ile irtibatlı kurumlarla ilişkisinin olduğu, bylock kullanıcısı olduğu, aynı

suçtan soruşturma geçiren bir kısım şüphelilerle ortak baz kayıtları bulunduğu

iddialarına dayalı olarak hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

“Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına

Dolandırıcılık ile Resmi Belgede Sahtecilik” suçlarından cezalandırılması

istemiyle açılmış bir kamu davası bulunduğu anlaşılmaktadır.

AİHS'nin 2. ve Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına

alınan yaşam hakkı, dokunulmaz ve vazgeçilmez temel bir hak olup, devlete

pozitif ve negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 50).

AİHM, Sözleşme'nin 2. maddesi ile devletlere üç tür

yükümlülük yüklemektedir. Bunlar, devletin bireyi öldürmeme yükümlülüğü, yaşamı

koruma yükümlülüğü, ölümü soruşturma yükümlülüğüdür.

Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa’nın 17.

maddesinde düzenlenen yaşam hakkı kapsamında, devletin, negatif bir yükümlülük

olarak, yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı

olarak son vermeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bunun yanı sıra devlet, pozitif

bir yükümlülük olarak, yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını

gerek kamusal makamların, gerek diğer bireylerin, gerekse kişinin kendisinin

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü altındadır

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 51).

AİHM birçok kararında devletlerin etkin soruşturma

yükümlülüğü bulunduğunu açık bir biçimde vurgulamıştır. (Mc Cann/Birleşik

Krallık Kararı). Soruşturmanın yapılmasının temel amacı, bireylerin temel hak

ve özgürlüklerini koruyan kanunların ihlal edilip edilmediğinin tespit

edilmesidir. Soruşturmanın niteliği olaylara göre değişebilir ancak devletin

görevlendirdiği yetkili kişi ve makamlar vuku bulan bir olayda derhal harekete

geçmek zorundadırlar. Soruşturmanın etkin olabilmesi için fiilin

aydınlatılmasına yönelik hukuki açıdan gerekli olan tedbirlerin hepsi

alınmalıdır.

AİHM kararlarına göre, etkili bir soruşturmadan

bahsedilebilmesi için;

- Resmi bir soruşturmanın yapılması,

- Soruşturmanın suça karışanlardan bağımsız bir organ

tarafından yürütülmesi,

- Soruşturmanın kamuoyunda izlemesine yeterli derecede

imkân sağlanması,

- Soruşturmanın ihlali gerçekleştirenleri

belirleyebilecek nitelikte olması, yani maddi delilleri ve sorumluları tespit

edebilecek nitelikte olması,

- Soruşmanın ivedilikle ve özenle gerçekleştirilmesi

gerekmektedir.

Soruşturma ihlale sebep olan sorumluların belirlenmesi

bakımından hızlı, etkili ve yeterli şekilde yapılmalıdır. Bu husus aynı zamanda

sorumluların cezalandırılabilmeleri için şarttır. Bu bakımdan sorumluların

belirlenmesine ve olayın aydınlatılmasına yönelik olan bütün delillerin

toplanması gerektiği Salman/Türkiye ve Gül/Türkiye kararlarında AİHM tarafından

da ifade edilmiştir.

Somut olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından,

yürütülen soruşturma kapsamında toplanan bilgi ve belgelerin incelenesi

neticesinde, başvuruya konu kaybolma/kaçırılma olayının faillerinin tespitinin

mümkün olamaması nedeniyle 14.11.2019 tarihinde “Daimi Arama Kararı” verilerek

dosya ilgili kolluk birimine gönderilmiş, olaya ilişkin araştırılmaların

titizlikle yürütülmesi ve sonucundan 3'er aylık dönemler halinde bilgi

verilmesi talimatı verilmiştir.

Olayla ilgili bilgi ve belgelerin incelenmesinden;

başvurucu Emine Özben’in eşi MÖ’nün kaybolduğu/kaçırıldığı yönündeki 10.05.2017

tarihindeki müracaatı üzerine kolluk birimleri tarafından ivedilikle soruşturma

işlemlerine başlanıldığı; bu bağlamda 5271 Sayılı Kanunun 161/2 maddesi

uyarınca Cumhuriyet Savcısının derhal bilgilendirildiği; alınan talimatlar

doğrultusunda kaybolma ihtimali olan delillerin muhafaza altına alındığı, bu

doğrultuda kolluk birimleri tarafından muhtemel kaybolma/kaçırılma güzergahı

üzerinde araştırma yapıldığı, kaybolan/ kaçırılan şahsa ilişkin olduğu

anlaşılan kamera kayıtlarının muhafaza altına alındığı, tespit edilen görgü

tanıklarının ayrıntılı olarak beyanlarının alındığı, kaybolan şahsın

kaybolmadan önce kullandığı kapıları kilitli olarak park halinde bulunan aracın

üzerinde inceleme yapılarak muhafaza altına alındığı; Cumhuriyet Savcısı'nın

talimatı üzerine araç içerisinde arama yapılarak elde edilen el swapları ile

kaybolduğu/kaçırıldığı iddia edilen MÖ’ye ilişkin eşyaların Başsavcılık

emanetine alındığı; Cumhuriyet Savcısı tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü'ne

15.06.2017 tarihinde ayrıntılı bir müzekkere yazılarak yapılması istenen

işlemlerin teker teker belirtildiği; iddiaların çok boyutlu araştırılması gerektiğine

vurgu yapılarak tespit edilecek delillerin muhafaza altına alınması talimatının

verildiği; başvurucu Emine ÖZBEN vekilinin Cumhuriyet Başsavcılığı'na müracaat

ederek müvekkilinin kaybolan eşi tarafından kaybolduktan iki gün sonra

arandığının belirtilmesi üzerine, Cumhuriyet Savcısı tarafından arama yapılan

şüpheli numara sahibi M.A.A’nın ivedilikle tespit edilip 30.06.2017 tarihinde

bizzat soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı tarafından savunmasının

alındığı; alınan savunmasında M.A.A'nın telefon alım satım işi ile uğraştığını

şüpheli olarak tespit edilen telefon numarasının işyerindeki telefonlarda

deneme amaçlı kullanıldığını beyan edip B.G. İsimli şahsı savunmasına tanık

olarak göstermesi üzerine B.G.'nin de ifadesinin bizzat Cumhuriyet Savcısı

tarafından 03.07.2017 tarihinde alındığı; B.G.'nin ifadesinde şüphelinin

savunmasını teyit ettiği; bunun üzerine Cumhuriyet Savcısı tarafından kolluk

birimlerine 10.07.2017 tarihinde müzekkere yazarak kaybolma/kaçırılma

iddialarına ilişkin şüphelinin işletmekte olduğu işyeri ve çevresini gösteren

kamera kayıtlarının tespiti ve incelenmesi talimatını verdiği; ayrıca

Cumhuriyet Savcısı tarafından Sulh Ceza Hakimliklerinden gerekli izinlerin

alınmasının ardından 10.07.2017 ile 30.10.2017 tarihlerinde BTK'ya müzekkere

yazılarak başvuran Emine ÖZBEN'i arayan şüpheli numaraya ilişkin baz istasyonu

bilgileri, HTS bilgileri, hattın kullanıldığı cihazlara ilişkin bilgiler ile bu

cihazlara takılan sair telefon hatlarının sahiplik bilgilerinin istenildiği;

öte yandan başvuran vekili tarafından 14.07.2017 tarihli dilekçe ile müracaat

edilerek dile getirilen, söz konusu kaybolma/kaçırılma olayı ile ilgili

paylaşımlarda bulunan, hatta bu şahısın tutulduğunu iddia ettiği yerin konumunu

paylaşan “Meçhul Kayıkçı” isimli twitter kullanıcısının paylaşımlarının ihbar

kabul edilerek Cumhuriyet Savcısı tarafından 28.07.2017 ile 30.10.2017

tarihlerinde kolluk birimlerine müzekkere yazılıp araştırılması talimatının

verildiği anlaşılmıştır.

Etkili soruşturma yükümlülüğünün amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını

ve sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır. Buna göre, söz konusu etkili

soruşturma yükümlülüğü bir sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçların

kullanılması yükümlülüğüdür. Bu nedenle, Anayasa'nın 17. maddesinin

başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma ya da

cezalandırma hakkı ya da tüm yargılamaları mahkumiyetle veya belirli bir ceza

kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği şeklinde yorumlanamaz (bkz. Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 56).

Somut olayda, yukarıda da belirtildiği üzere,

başvurucuların kayıp olan yakınlarının bulunması için gerekli adımların

zamanında atıldığı, meydana geldiği iddia edilen kaybolma/ kaçırılma eylemine

ilişkin her türlü soruşturma işleminin yerine getirildiği ancak isnat edilen

eylemlerin faillerine ulaşılamadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Hal böyle olunca, olayda Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan yaşam hakkının ihlaline neden olan bir durum bulunmadığı

gerekçesiyle aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne dayalı karar katılmak mümkün

olmamıştır.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Murat İlter DEVECİ Başvurucular : 1. Ayşe Rana ÖZBEN 2. Emine ÖZBEN 3. Hatice ÖZBEN 4. Mualla Azra ÖZBEN Başvurucular Vekili : Av. Hilal KAMACI Başkan Kadir ÖZKAYA Üye Rıdvan GÜLEÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/28717, 24 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Kişi
  13. B. Yaşam
  14. C. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  15. D. 6216 Sayılı
  16. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  17. C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının ihlalinin
  18. D. Başvuruculara net 54.000 TL manevi tazminatın
  19. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Karşı Oy
  22. M. Emin KUZ
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/28717
Tarih
24 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • R.ç. Başvurusu (B. No: 2018/6688)
  • Hanifi Biçimli Başvurusu (B. No: 2013/6909)
  • Yavuz Geçim Başvurusu (B. No: 2018/15011)
  • Kasım İlimoğlu Başvurusu (B. No: 2018/17191)
  • Mehmet Karataş Başvurusu (B. No: 2018/13934)
  • Mahmut Celal Abdullahoğlu Başvurusu (B. No: 2018/2413)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.