İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İnta Mühendislik Mimarlık İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/34763)

1. Başvuru, temyiz talebinin süre yönünden reddedilmesi

Başvuru No2017/34763Tarih11 Şubat 2021Okuma16 dk · 3.236 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İnta Mühendislik Mimarlık İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
11 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2017/34763
R.G. Tarih ve Sayı
15/4/2021-31455
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.236 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, temyiz talebinin süre yönünden reddedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 12/9/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. B.P. A.Ş. isimli Şirket ile F. Bankası (Banka)

arasında genel kredi sözleşmesi imzalanarak Şirkete ait taşınmaza ipotek

konulmuştur. Şirket Bankaya olan borçlarını ödememiş ve hakkında ipoteğin

paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapılmıştır. Takip devam ederken borçlu

Şirketin iflasına karar verildiğinden alacağın bir kısmı iflas idaresince iflas

masasına kaydedilmemiştir. Banka ile müflis Şirket arasında eksik olan alacağa

ilişkin protokol imzalanmıştır. Banka, iflas masasına kaydedilmeyen alacak için

kayıt kabul davası açmıştır. Dava devam ederken Banka, alacağını temlik

sözleşmesine istinaden başvurucuya devir ve temlik etmiştir.

9. Başvurucu, (ticaret mahkemesi sıfatıyla) Düzce 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) temlik sözleşmesine istinaden alacağın

iflas masasına kayıt ve kabulü davasında davacı olmuştur.

10. Mahkeme 17/2/2013 tarihli kararında davanın kısmen

kabulüne karar vermiştir. Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararlarında, karara

karşı tebliğden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği

belirtilmiştir.

11. Mahkemenin gerekçeli kararı 27/1/2014 tarihinde

tebliğ edilmiş, başvurucu 10/2/2014 tarihinde temyiz dilekçesini sunmuştur.

12. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi (Daire) 6/5/2015 tarihli

kararında, hükmün başvurucuya 27/1/2014 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek

9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 164. maddesinde

öngörülen on günlük yasal süre geçtikten sonra temyiz talebinde bulunulduğundan

temyiz talebinin süre yönünden reddine karar vermiştir.

13. Karar düzeltme talebi Dairenin 8/5/2017 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

14. Nihai kararı 5/9/2017 tarihinde öğrendiğini beyan

eden başvurucu 12/9/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. 2004 sayılı Kanun'un 2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı

Kanun ile değiştirilen 164. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Ticaret mahkemesince verilen

nihaî kararlar, 160 ıncı maddenin son fıkrasına göre alınan masraftan

karşılanmak suretiyle mahkemece re'sen taraflara tebliğ olunur.

Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden

itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi

kararına karşı da tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde temyiz yoluna

başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

hükümlerine göre yapılır.

..."

16. 2004 sayılı Kanun’un 164. maddesinin 5311 sayılı

Kanun ile yapılan değişiklikten önceki hâlinin ilgili kısmı şöyledir:

"Ticaret mahkemesince verilen

nihai kararlar tebliğden itibaren on gün içinde temyiz edilebilir. Kararlar 160

ıncı maddenin son fıkrasına göre alınacak masraftan karşılanmak suretiyle

mahkemece resen taraflara tebliğ olunur.

..."

17. 2004 sayılı Kanun’a 5311 sayılı Kanun'un 29.

maddesiyle eklenen geçici 7. maddesi şöyledir:

"Bölge adliye mahkemelerinin,

26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge

Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci

maddesi uyarınca göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında,

kesinleşinceye kadar İcra ve İflâs Kanununun bu Kanunla yapılan değişiklikten

önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümleri uygulanır."

18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Hüküm "Türk Milleti Adına"

verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

…

ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile

taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve

süresini.

…”

19. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi şöyledir:

"(1) Bölge adliye

mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece

Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri

Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek

göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki

hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve

başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar

hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236

sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin

uygulanmasına devam olunur.

(3) Bu Kanunda bölge adliye

mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine

kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."

20. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk

Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 388. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

'' Karar aşağıdaki hususları kapsar:

1. ...

...

4. Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve

süresi,

...''

21. 1086 sayılı mülga Kanun’un dava tarihi itibarıyla

yürürlükte olan 432. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Temyiz süresi on beş gündür.

Temyiz süreleri, ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye

başlar."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 11/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, mahkeme kararında temyiz süresinin on beş

gün olarak gösterildiğini ve bu süre içinde temyiz talebinde bulunmasına karşın

talebinin süre yönünden reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, temyiz talebinin Yargıtayca

incelenmemesine yönelik olduğundan inceleme adil yargılanma hakkının

güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı kapsamında yapılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı ve Hakkın Kapsamı

27. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım

Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,

20/4/2017, § 34).

28. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791,

7/11/2013, § 52). Öte yandan mahkemeye erişim hakkı ilk derece mahkemesine dava

açma hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına

başvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (Ali

Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).

29. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına

yönelik uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun

yoluna başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer

temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı bir

mahkeme kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına

almamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun

yollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil

yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,

B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 36).

30. Somut olayda süre yönünden temyiz isteminin

reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

31. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

32. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

33. Başvuru konusu olayda Dairece temyiz talebinin 2004

sayılı Kanun'un 164. maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı gerekçesiyle

reddedildiği anlaşılmaktadır.

34. Dairenin bu hükmü esas alarak verdiği ret kararına

göre yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

35. Yargı kararlarının tabi kılınacakları bir kanun yolu

incelemesi neticesinde ortadan kaldırılma ihtimalinin hukuk düzeni içinde

sürekli olarak gündemde tutulması hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriyle

bağdaşmaz. Yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, uyuşmazlıkların

mümkün olan en kısa süre içinde nihai çözüme kavuşturulmasını ve hukuk aleminde

etki ve sonuçlarını doğurması beklenen kesin hükmün bir an önce teminini

sağlamak düşüncesiyle yargı kararlarına karşı üst mahkemeler nezdinde yapılması

öngörülen kanun yolu başvuruları kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Bu

itibarla kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması,

yukarıda belirtilen sakıncaları bertaraf ederek hukuki güvenlik ve istikrarın

sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet eder (Ertuğrul Dalbaş,

B. No: 2014/7805, 25/10/2017, § 59).

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

36. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında devletin

işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını,

başvuru sürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Kanun koyucu;

devlet organlarının tesis ettiği işlemlere karşı kanun yolları, hangi mercilere

başvurulacağı ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgi sahibi

olmalarını sağlayarak dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat edeceğini

bilmeyen yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklı

bir şekilde kullanmalarını amaçlamıştır (Kommersan Kombassan Mermer Maden

İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114,

20/1/2016, § 50).

37. 1086 sayılı mülga Kanun'un 388. maddesinin birinci

fıkrasının (4) numaralı bendi ile aynı yönde düzenleme getiren 6100 sayılı

Kanun’un 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde, kanun yolları ve

süresinin hüküm içeriğinde yer alması gerektiği belirtilmiştir.

38. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm

kısmında kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların karara

karşı öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmaları

açısından önem arz etmektedir (Cemile Akyıldız, B. No: 2014/1382,

22/9/2016, § 40).

39. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için

öngörülen süre koşullarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması ya

da hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına

başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul

etmek gerekir (Garanti Bankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, § 42).

40. Başvuru konusu olaya benzer nitelikteki Cemile

Akyıldız başvurusunda; icra hukuk mahkemesi kısa ve gerekçeli kararında

temyiz süresini on beş gün olarak göstermiş, başvurucu bu süreye güvenerek

kararın tebliğinden itibaren on birinci günde hükmü temyiz etmiş, Yargıtay ise

icra mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresinin on gün olduğunu belirterek

temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi bu başvuruda;

dava açma sürelerini düzenleyen son derece karışık ve dağınık olan mevzuatın

aşırı şekilci (katı) yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini,

özellikle başvuru mercii ve süresi doğru gösterilmeyen işlemlerle ilgili

davalarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye erişim hakkını

zedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmaları gerektiğini belirterek somut olay

açısından icra müdürlüğü işlemlerine karşı yapılan şikâyeti inceleyen icra

hukuk mahkemesinin kararına karşı kanunda on günlük temyiz süresi öngörüldüğü

hâlde mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında süreyi on beş gün olarak

gösterdiğini, bu açıdan başvurucunun belirtilen süreye güvenerek hareket

etmesinin makul görülmesi gerektiğini, kararda belirtilen süre içinde talepte

bulunan başvurucunun temyiz dilekçesini reddeden Yargıtay değerlendirmesinin

başvurucunun temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilci

bir yaklaşımla elde edildiğini, kararın başvurucunun mahkemeye erişim hakkını

zedelediğini belirtmiştir (Cemile Akyıldız § 46).

(2) İlkelerin Olaya Uygulanması

41. Başvurucu; Mahkemenin gerekçeli kararında belirtilen

temyiz süresi içinde Yargıtaya başvurduğunu ancak Dairenin gerekçeli kararda

gösterilen süre yerine kanunda öngörülen temyiz süresini dikkate alarak temyiz

istemini reddettiğini, bu suretle temyiz hakkının elinden alındığını

belirtmiştir.

42. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,

başvurucunun temyiz talebinin süre koşulu gerekçe gösterilerek kanun yolu

incelemesine konu yapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız bir

müdahale oluşturup oluşturmadığıdır.

43. Olay tarihinde de yürürlükte olan 2004 sayılı

Kanun'un 164. maddesinin ikinci fıkrasına göre Mahkeme tarafından verilen

kararlarla ilgili olarak on günlük temyiz süresinin öngörüldüğü, somut olay

açısından temyiz süresinin on beş gün olduğuna ilişkin genel kuraldan ayrı bir

durumun söz konusu olduğu anlaşılmaktadır.

44. Başvuru konusu kararın verildiği tarihte yürürlükte

olan 2004 sayılı Kanun’un 164. maddesine göre ticaret mahkemesince verilen

kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde istinaf veya temyiz

yoluna başvurabileceğinin öngörüldüğü, yine 6100 sayılı Kanun’un 297.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde kanun yolları ve süresinin

hüküm içeriğinde yer alması gerektiğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.

45. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

mevzuatın yorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla

birlikte bu yorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa

Mahkemesince incelenebileceği tabiidir. Mahkemeye erişim hakkı yönünden

yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesinde olacaktır (Kemal

İnan, B. No: 2013/1524, 6/10/2015, § 49). Somut başvuruda da Anayasa

Mahkemesinin görevi, usul kurallarının uygulanması konusunda derece

mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerini denetlemek olmayıp usule ilişkin

uygulamanın başvurucunun mahkemeye erişim hakkını, Anayasa'ya aykırı olarak

kısıtlayıp kısıtlamadığını denetlemektir.

46. Anayasa Mahkemesi; mahkemeye erişim hakkı yönünden

inceleme yaptığı kararlarında, dava açma sürelerini düzenleyen, son derece

karışık ve dağınık olan bir mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumunun mahkemeye

erişim hakkını ihlal edebileceğini, özellikle başvuru mercii ve süresi

gösterilmeyen durumlarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye

erişim hakkının özünü zedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmaları gerektiğini

vurgulamaktadır. Özellikle hukuk sisteminde var olan yedi, sekiz, on, on beş,

otuz günlük, bir ve iki haftalık, bir aylık kanun yolu sürelerinin çeşitliliği

ve ilgili usul kanunlarında bu sürelere ilişkin yapılan değişiklikler dikkate

alındığında kanun yolu sürelerinin karışıklığa neden olmayacak şekilde sade

olduğunu söylemek güçtür. Bu noktada hak arama özgürlüğünün etkin bir şekilde

kullanılabilmesi için mahkeme kararlarının hüküm kısmında kanun yolu süresinin

belirtilmesinin ayrı bir önem taşıdığı açıktır. Bu durum özellikle ayrı ihtisas

mahkemesi bulunmayan yerlerde çeşitli sıfatlarla görev yapan asliye hukuk

mahkemeleri açısından belirginleşmektedir.

47. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi kararlarında

vurgulandığı üzere adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukuk

devleti ilkesinin gözetilmesini de gerektirmektedir. Anayasa'nın 2. maddesinde

belirtilen hukuk devleti ilkesi, Anayasa'nın tüm maddelerinin yorumlanması ve

uygulanmasında gözönünde bulundurulması zorunlu olan bir ilkedir. Bu noktada

hukuk devletinin gereklerinden birini de hukuk güvenliği ilkesi oluşturmaktadır

(AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010 ve E.2012/65, K.2012/128, 20/9/2012).

Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi hukuk

normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde

devlete (aynı zamanda mahkemelere) güven duyabilmesini, devletin (aynı zamanda

mahkemelerin) de bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli

kılar.

48. Somut olayda başvurucu, Mahkemece gerek kısa kararda

gerekse gerekçeli kararda gösterilen on beş günlük süreye uyarak temyiz

talebinde bulunmuş ancak Yargıtay sürenin on beş gün değil de on gün olduğu

gerekçesiyle başvurucunun temyiz istemini reddetmiştir. Oysa mahkemelerin kanun

yolunu ve süresini ilgili kanun ve içtihatlara uygun olarak taraflara doğru

gösterme yükümlülüğü altında olduğu dikkate alındığında başvurucunun ilk derece

mahkemesi kararında gösterilen süreyi esas almasının makul görülmesi gerekmektedir.

49. Anayasa Mahkemesinin önceki başvurularda ortaya

koyduğu, yukarıda özetlenen ilkeler dikkate alındığında kanun yolu sürelerinin

sade olduğunun söylenemeyeceği bir sistemde ilk derece mahkemesince gösterilen

temyiz süresine, hukuki güvenlik ilkesine uygun şekilde güvenerek hareket eden

başvurucunun temyiz talebinin süreden reddedilmesiyle haksız yere yüklenen

külfetin ölçülü olmadığı ve başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği

sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunu'nun 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

52. Başvurucu, ihlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması ile maddi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

53. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No:

2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

54. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine

karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz

edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani

ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle

ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan

karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,

varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu

bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, §§ 55, 57).

55. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda

Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın

kendisine ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66, 67).

56. İncelenen başvuruda, başvurucunun temyiz isteğinin

süreden reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin Daire

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

57. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple mahkemeye erişim

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili Yargıtay Dairesine

gönderilmesi için Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

58. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak

üzere ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmesi için Düzce 2. Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2011/355, K.2013/691) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 11/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Basri BAĞCI Raportör : Fatma Burcu NACAR YÜCE Başvurucu : İnta Mühendislik Mimarlık İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Vekili : Av. Ahmet ÇAĞLAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/34763, 11 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/34763
Tarih
11 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Yücel Aktay Başvurusu (B. No: 2018/31550)
  • Kemal Turan Başvurusu (B. No: 2018/18194)
  • Ayşe Rana Özben ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/28717)
  • R.ç. Başvurusu (B. No: 2018/6688)
  • Hanifi Biçimli Başvurusu (B. No: 2013/6909)
  • Yavuz Geçim Başvurusu (B. No: 2018/15011)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.