İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kemal Turan Başvurusu (B. No: 2018/18194)

1. Başvuru, vergi incelemesi sonucu vergi ziyaı cezalı

Başvuru No2018/18194Tarih25 Şubat 2021Okuma17 dk · 3.456 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kemal Turan Başvurusu

Karar tarihi
25 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2018/18194
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.456 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, vergi incelemesi sonucu vergi ziyaı cezalı

geçici vergi ve gelir vergisi tarh edilmesine ilişkin işlemlerin iptali

istemiyle açılan davalarda esasa etkili iddiaların karşılanmaması nedeniyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/6/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından 2018/18194 ve 2018/18996 numaralı

bireysel başvuru dosyalarının aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması

nedeniyle 2018/18194 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve

incelemenin 2018/18194 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1984 yılından beri taksi işletmeciliği,

müteahhitlik, tekstil ticareti ve inşaat malzemeleri toptan pazarlama işleriyle

uğraşmaktadır.

10. Başvurucu hakkında 2007 yılında F.Ü. adlı şahsa

gayrimenkulünü teminat göstermek koşuluyla %5 faizle 150.000 TL borç para

verdiği, daha sonra F.Ü.nün zor durumundan istifade ederek söz konusu

gayrimenkulü üzerine aldığı ve ardından gayrimenkulü satması sonucu haksız

gelir elde ettiği yönündeki ihbar üzerine inceleme yapılmıştır. Düzenlenen

vergi tekniği raporunda (VTR) başvurucunun inşaat malzemeleri alım satım

faaliyetinde bulunmak üzere mükellefiyet tesis ettirdiği ancak bu faaliyetinin

dışında çok sayıda emlak alım satımı yaptığı, bunlarla ilgili vergi dairesine

herhangi bir bildirimde bulunmadığı, işlemlerinde banka hesaplarını

kullanmadığı, tefecilik yaptığı, faiz karşılığı borç verdiği kişilerden

genellikle gayrimenkullerinin teminat olarak gösterilmesini istediği

ifadelerine yer verilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, diğer şahıslar

ile ilgili olarak net bir tespit yapılamadığından başvurucu hakkında sadece

F.Ü. ile olan ilişkisi nedeniyle işlem yapılması gerektiği vurgulanmış ve

başvurucunun faizle verdiği borç para karşılığında üzerine aldığı F.Ü.ye ait

gayrimenkulü daha sonra satması sonucunda elde ettiği faiz gelirini beyan

etmemesi nedeniyle başvurucu hakkında tarhiyat yapılması ve vergi ziyaı cezası

kesilmesi gerektiği belirtilmiştir.

11. Başvurucu hakkında VTR esas alınarak bir kısmı 2007

ve bir kısmı da 2008 yıllarına ilişkin olmak üzere vergi ziyaı cezalı banka ve

sigorta muameleleri vergisi tarhı, vergi ziyaı cezalı gelir stopaj ve damga

vergisi tarhı, vergi ziyaı cezalı geçici gelir vergisi ile vergi ziyaı cezalı

gelir vergisi tarhı işlemleri tesis edilmiştir.

12. Başvurucu anılan işlemlerin iptali istemleriyle

İstanbul 10. Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) dört ayrı dava açmıştır.

13. Başvurucunun vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta

muameleleri vergisi tarhiyatının iptali istemiyle açtığı davada Mahkeme

21/6/2011 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.

Mahkeme kararında "... davacının bir takvim yılı içerisinde bir kişiye

verdiği borç karşılığında bu kişiye ait gayrimenkulün tapusunu üzerine aldığı,

bu taşınmazı sattığı tutar ile borç verdiği tutar arasında kalan farkın

davacının elde ettiği faiz geliri olduğu iddia edilmişse de, davacı ile söz

konusu şahıs arasındaki ilişkinin bir gayrimenkul alım satımı olduğu, alım

satım işlemlerinin tapu memuru önünde her iki tarafın iradelerini açıklayarak

yapılıp devlet kayıtlarına girdiği ve bu kayıtların aksini ortaya koyacak

kuvvette somut belgeler olmadıkça doğru olarak kabulünün zorunlu olduğu, alım

satımın banka kanalıyla yapılmamasının bu durumu değiştirmeyeceği,

gayrimenkulün her hangi bir faiz ilişkisi içerisinde el değiştirdiği yönünde

idarece somut ve geçerli bir belge veya tapudaki tescilin iptali yönünde bir

mahkeme kararı sunulamadığı, davacının sattığı taşınmaz için değer artışı

kazancını beyan edip ödediği, ayrıca adı geçen şahıs ile davacı arasında

İstanbul Onbirinci Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava nedeniyle

husumetlerinin de bulunduğu, tapuda resmi makamlar önünde kararlaştırılmış

tutarlar üzerinden yapılan satış işlemini ikrazatçılık olarak değerlendirip bu

konuda borç verenin ifadesinden başka itibar edilebilecek kesin ve somut

belgeler sunulmadan yapılan tarhiyatta hukuka uyarlılık görülmediği..." gerekçesine

yer verilmiştir. Karar, Danıştay Yedinci Dairesi tarafından onanmış; karar

düzeltme isteminin de 2017 yılında reddedilmesinin ardından kesinleşmiştir.

14. Başvurucunun vergi ziyaı cezalı gelir stopaj ve damga

vergisi tarhiyatının iptali istemiyle açtığı davada Mahkeme 30/3/2010 tarihli

kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Mahkeme kararında "...ilgili

dönemler muhtasar beyannamelerinin verilmemesi nedeniyle davacı adına resen tarhiyat

yapılmış ise de, re’sen takdir ile ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun

gerçeğe en yakın şekilde tespit edilmesi amacı esas olduğundan, takdir

komisyonunca, davacının ilgili dönemde işçi çalıştırıp çalıştırmadığı, nakden

veya hesaben tevkifata tabi bir ücret veya kira ödemesinde bulunulduğu ve ödeme

miktarının ne kadar olduğu, işçilerin ilgili dönemde işte çalıştığı yönünde bir

tespit bulunduğu ve bu nedenle ödeme yapıldığı somut bilgi ve belgelerle

saptanmadan matrah takdir edildiği, matrah takdirine ilişkin komisyon kararında

tespit edilen matraha nasıl ulaşıldığına ilişkin somut tespitlerin yer almadığı

gerekçeleriyle yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmadığı..." gerekçesine

yer verilmiştir. Karar, kanun yolu incelenmesinden geçerek kesinleşmiştir.

15. Başvurucunun bireysel başvuruya konu ettiği vergi

ziyaı cezalı geçici gelir vergisi ile aynı yıla ilişkin vergi ziyaı cezalı

gelir vergisi tarhiyatlarının iptali istemiyle açtığı davalarda ise Mahkeme ilk

olarak iptal kararları vermiştir. Bu kararlar temyiz aşamasında Danıştay

Dördüncü Dairesi tarafından önce onanmış ise de karar düzeltme aşamasında

bozulmuştur. Mahkeme bozma kararlarına uyarak 8/9/2015 ve 9/9/2015 tarihli

kararlarla davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, başvurucu adına kesilen

vergi ziyaı cezasının tek katı aşan kısmının kaldırılmasına, tek kat cezalı

tarhiyat yönünden davanın reddine karar vermiştir.

16. Mahkeme kararlarının gerekçesi şöyledir:

"... davacının faiz karşılığı borç

verdiği kişilerden genellikle gayrimenkullerinin teminat olarak gösterilmesini

istediği, daha sonra borç verdiği kişilerin zor durumundan yararlanarak

gayrimenkulleri satış yoluyla kendi üzerine geçirdiği, bazen ikinci ve üçüncü

kişileri de araya koyarak izini kaybettirmeye çalıştığı ve dolayısıyla davacının

ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğu sonucuna varılmış olup dava konusu

tarhiyatta ve kesilen tek kat vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık

görülmemiştir.

Tekerrür sebebiyle % 50 fazlasıyla

kesilen vergi ziyaı cezasına gelince;

...

tekerrür nedeniyle ceza kesilebilmesi

için öncelikle kesilmiş bir vergi ziyaı cezası olması, bu cezanın usulüne uygun

olarak kesinleşmesi, cezanın kesinleştiği tarihten sonra yeniden aynı neviden

bir ceza kesilmesi gerekli ve zorunlu olup bu halde vergi ziyaı cezasında,

önceki cezanın kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıl içinde vergi ziyaı cezası

kesilecek bir durum söz konusu olduğunda kesilecek cezanın yüzde elli

artırılarak kesinleşmesi gerekmektedir.

...

Olayda, davacı adına yapılan ve tekerrür

cezasına konu olan vergi ziyaı cezalı tarhiyatların ait olduğu dönem öncesinde

davacı hakkında kesinleşmiş bir vergi ziyaı cezasının varlığına ilişkin olarak

davalı idare tarafından ortaya somut bilgi ve belgenin konulamadığı dolayısıyla

da tekerrür şartlarının oluşup oluşmadığının tevsik edilemediği görüldüğünden,

dava konusu vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle artırılan kısmında hukuka

uyarlık bulunmamaktadır."

17. Başvurucu, kararları temyiz etmiştir. Temyiz

dilekçelerinde başvurucu, aynı maddi olaya yönelik lehine verilen vergi

mahkemeleri, asliye hukuk mahkemesi ve ceza mahkemesi kararlarına vurgu yaparak

hakkında tesis edilen işlemlerin hukuka aykırı olduğunu belirtmiş ve mahkeme

kararlarının bozulması isteminde bulunmuştur. Temyiz taleplerini inceleyen

Danıştay Üçüncü Dairesince kararların onanmasına hükmedilmiştir. Daire,

tarafların karar düzeltme istemini de 13/3/2018 tarihli kararlarla reddetmiş ve

mahkeme kararları kesinleşmiştir.

18. Başvurucu tarafından sunulan belgelere göre aynı

maddi olaya ilişkin olan ve F.Ü.ye ait uyuşmazlığa konu taşınmazın başvurucuya

satışının iptal edilmesi istemiyle başvurucu aleyhine açılan tapu iptali ve

tescili davası İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesince reddedilmiştir. Söz konusu

karara yönelik temyiz ve kararın düzeltilmesi istemleri de Yargıtayca reddedilerek

karar kesinleşmiştir. Yine aynı maddi olaya ilişkin İstanbul 11. ve 38. Asliye

Ceza Mahkemelerinde dolandırıcılık ve tefecilik suçlarından yapılan

yargılamalarda başvurucu beraat etmiş ve anılan beraat kararları da

kesinleşmiştir.

19. Nihai kararlar başvurucuya 17/5/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu 18/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

21. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Vergi

Kanunlarının uygulanması ve ispat" kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"...

B) İspat: Vergilendirmede vergiyi

doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.

Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin

muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu

kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi

ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz.

İktisadi, ticari ve teknik icaplara

uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia

olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir."

22. 213 sayılı Kanun'un "Re'sen vergi tarhı"

kenar başlıklı 30. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Resen vergi tarhı, vergi

matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere

dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından

takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi

inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh

olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah

farkı resen takdir olunmuş sayılır.

..."

23. 213 sayılı Kanun'un 134. maddesinin "Maksat"

kenar başlıklı birinci fıkrası şöyledir:

"Vergi incelemesinden maksat,

ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve

sağlamaktır..."

24. 213 sayılı Kanun'un "Vergi ziayı" kenar

başlıklı 341. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Vergi ziyaı, mükellefin veya

sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi

veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk

ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder"

25. 213 sayılı Kanun'un "Vergi ziyaı cezası"

kenar başlıklı 344. maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

"341 inci maddede yazılı hallerde

vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında

ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir."

26. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Dolandırıcılık" kenar başlıklı 157. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Hileli davranışlarla bir kimseyi

aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir

yarar sağlayan kişiye ..."

27. 5237 sayılı Kanun'un "Tefecilik" kenar

başlıklı 241. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Kazanç elde etmek amacıyla

başkasına ödünç para veren kişi ..."

28. 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama,

Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 52. maddesiyle yürürlükten

kaldırılan 30/9/1983 tarihli ve 90 sayılı mülga Ödünç Para Verme İşleri

Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Tanımlar" kenar

başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanun Hükmünde Karanamede

geçen;

a) İkrazatçı: Devamlı ve mutad meslek

halinde, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya

ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para

verme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçek

kişileri,

...

ifade eder."

29. 6361 sayılı Kanun'un "İkrazatçılarla ilgili

hükümler" kenar başlıklı geçici 5. maddesi şöyledir:

"90 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnameden aldıkları yetkiye istinaden ikrazatçılık faaliyetinde bulunanlar

bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde bu Kanunda sayılı

faaliyetlerden birini yürütmek amacıyla Kuruma başvuruda bulunabilirler. Bu

süre içinde mevcut sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarının tahsiline yönelik

işlemler dışında yeni bir ikrazatçılık faaliyetinde bulunamazlar. Kuruma

başvuruda bulunan ikrazatçılar Kuruldan gerekli izinleri almak suretiyle

faaliyetlerine faktoring, finansal kiralama veya finansman şirketi olarak devam

edebilirler. Kurulacak bu şirketler bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci

fıkrasının (e) bendinde yer alan sermaye yükümlülüğünü üç yıl içinde yerine

getirmek zorundadır. Kuruma başvuruda bulunmayan veya başvurduğu halde Kuruldan

gerekli izinleri alamayanların ikrazatçılık faaliyet izinleri başka bir işleme

gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

30. Mahkemenin 25/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu; aynı konu nedeniyle adına düzenlenen aynı

maddi olaydan ve incelemeden kaynaklanan vergi ve cezaların iptali için vergi

mahkemelerinde dört ayrı dava açtığını, bunlardan iki tanesinin kabul edilerek

söz konusu vergi ve cezaların kaldırıldığını, anılan kararların kesinleştiğini,

diğer iki davanın ise aynı konu hakkında olmasına rağmen aleyhine

sonuçlandığını ifade etmektedir. Başvurucu çelişkili kararlar verildiğini,

aleyhine verilen kararların hukuk düzeninden çıkarılması gerektiğini, ceza

mahkemesinin beraat kararları ile tapu iptali ve tescili istemleriyle aleyhine

açılan davanın reddine ilişkin kararının dikkate alınmadığını, haksız kararlar

nedeniyle büyük miktarda vergi ve cezaya muhatap kılındığını belirterek adil

yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini öne sürmüştür.

B. Değerlendirme

32. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun yukarıda yer verilen şikâyetlerinin özü, yargılama

sürecinde aynı maddi olaydan kaynaklanan işlemlerin değerlendirilmesinde esasa ilişkin

iddialarının karşılanmayarak reddedilmesi ile ilgilidir. Bu itibarla

başvurucunun ihlal iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar

hakkı yönünden incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

35. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar

hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine

"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adil

yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında Avrupa İnsan Hakları

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu

vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul

edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

36. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa'nın

bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır.

37. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014,

§§ 31, 34).

38. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri

sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B.

No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu

gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.

39. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması

gerektiği davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık

ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili

olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması

hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir

gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).

40. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt

vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların

cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 39).

41. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan

mahkemenin kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya

da bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, § 57).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

42. Başvurucu aynı maddi olay nedeniyle yapılan vergi

ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergisi tarhiyatının iptal edildiğini

ve kararın kesinleştiğini, tefecilik ve dolandırıcılık suçlarından beraat

ettiğini ve kararın kesinleştiğini, aynı olaya ilişkin aleyhine açılan tapu

iptali ve tescili davasının ise reddedilerek lehine sonuçlandığını ve kararın

kesinleştiğini ancak aynı olay nedeniyle yapılan gelir vergisi tarhiyatına

karşı açtığı davaların ise anılan kararlarla çelişir şekilde reddedildiğini

belirtmektedir.

43. Başvurucunun aynı maddi olay nedeniyle adına

düzenlenen vergi ve cezaların kaldırılması istemiyle açtığı davalarda lehine

verilen kararların dikkate alınması gerektiği iddialarını yargılamanın her

aşamasında ileri sürdüğü anlaşılmaktadır (bkz. §§ 17, 18).

44. Kural olarak yargılamayı yapan mahkemelerinin aynı

maddi olayları değerlendirerek farklı sonuçlara varmış olmaları, neden farklı

sonuçlara vardıklarını yeterince açıkladıkları sürece adil yargılanma hakkının

ihlali sonucunu doğurmaz. Bir başka ifadeyle mahkemeler -ulaşılan sonuçlar

birbirinden farklı olmakla birlikte- varılan sonuca hangi nedenle ulaşıldığını

başvurucu ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak anlaşılmasına imkân

verecek yeterli gerekçeler sundukları sürece adil yargılanma hakkı yönünden

ihlal sonucuna varılmayabilir (pek çok karar arasından bkz. Trakya Kalıp ve

Plastik Kapak İmalatı Sanayi ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2017/30526,

18/11/2020, §§ 31-35).

45. Somut olayda gerçekten de aynı maddi olaydan (F.Ü.

ile olan hukuki ilişkiden) kaynaklı olarak yapılan bankacılık ve sigorta

muameleleri vergisi tarhiyatında başvurucunun faiz geliri elde etmediği

sonucuna varılarak tarhiyat kaldırılmıştır (bkz. § 13). Başvurucu, aynı olaya

ilişkin tefecilik ve dolandırıcılık suçlarından beraat etmiş; gelir vergisi ve

geçici vergi tarhiyatının dayanaklarından biri olan ve gerçek bir gayrimenkul

alım satım ilişkisinin bulunmadığı yönündeki iddiaya dayalı olarak açılan tapu

iptali ve tescili davasında da başvurucu lehine karar verilmiştir. Anılan

kararlar mahiyeti gereği gelir vergisi tarhiyatına karşı açılan başvuruya konu

davanın sonucuna doğrudan etkili olduğundan açık ve ayrı bir cevap verilmesi

gerektiği anlaşılmaktadır.

46. Öte yandan başvuruya konu olayda tefecilikten elde

edilen gelirin vergilendirilmesi amacıyla, yapılan tarhiyata karşı açılan

davada söz konusu gelirin elde edildiğine yönelik olarak varılan kararda diğer

yargı yerlerinin vardığı sonucun -başvurucunun lehine olan kararları yargılama

aşamalarında sunduğu hâlde- aksi yönünde sonuca ulaşmayı haklı gösterecek

gerekçeye yer verilmediği anlaşılmaktadır. Temyiz ve karar düzeltme istemleri

üzerine verilen kararlarda da bu iddialara yönelik herhangi bir açıklama

bulunmamaktadır (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Nail Hacıimamoğlu,

B. No: 2016/8362, 30/9/2020, §§ 39-43).

47. Sonuç olarak başvurucunun uyuşmazlığın çözümü için

esaslı nitelikteki iddia ve itirazları derece mahkemelerince konu ile ilgili

makul ve yeterli bir gerekçe ile karşılanmamıştır. Bu sebeple yargılama süreci

bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

50. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini ve yeniden

yargılama yapılmasını istemiştir.

51. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

52. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından

söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani

ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle

ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan

karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,

varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu

bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan,

§§ 55, 57).

53. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki

kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama

sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu

öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı

olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın

yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama

sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

54. İncelenen başvuruda başvurucunun davasının esaslı

iddiaları karşılanmadan reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

55. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 10. Vergi Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 589,40 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 10. Vergi

Mahkemesine (E.2015/1678, K.2015/1623; E.2015/1711, K.2015/1625)

GÖNDERİLMESİNE,

D. 589,40 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 25/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Selçuk KILIÇ Başvurucu : Kemal TURAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/18194, 25 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. VI. Hüküm
  16. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar
  17. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  18. D. 589,40 TL harçtan oluşan yargılama giderinin
  19. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/18194
Tarih
25 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Ayşe Rana Özben ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/28717)
  • R.ç. Başvurusu (B. No: 2018/6688)
  • Hanifi Biçimli Başvurusu (B. No: 2013/6909)
  • Yavuz Geçim Başvurusu (B. No: 2018/15011)
  • Kasım İlimoğlu Başvurusu (B. No: 2018/17191)
  • Mehmet Karataş Başvurusu (B. No: 2018/13934)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.