İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yıldırım Güvenç Başvurusu (B. No: 2017/32945)

1. Başvuru, ceza infaz kurumu idaresi tarafından

Başvuru No2017/32945Tarih11 Şubat 2021Okuma40 dk · 8.090 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yıldırım Güvenç Başvurusu

Karar tarihi
11 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2017/32945
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.090 kelime·40 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumu idaresi tarafından

tehlikeli tutuklu statüsü verilen kararda kullanılan ifadeler nedeniyle

masumiyet karinesi ile anılan kararla dış dünya ve diğer tutuklu/hükümlülerle

ilişki kurulmasının belirsiz süre için engellenmesi nedeniyle kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 25/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan

soruşturma kapsamında 20/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Ankara 9. Sulh

Ceza Hâkimliğinin 22/7/2016 tarihli kararı ile anayasal düzeni ortadan

kaldırmaya teşebbüs etme suçu isnadıyla tutuklanmıştır.

10. Başvurucu hakkında Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde

anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet

Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme,

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını

engellemeye teşebbüs etme ile terör örgütüne üye olma suçlarından

cezalandırılması istemiyle 5/4/2017 tarihli iddianame düzenlenmiştir. Yargılama

devam etmektedir.

11. Başvurucu, Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli

Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna kabulünden sonra 9/9/2016 tarihinde tek kişilik

odaya alınmıştır.

12. Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

ve İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 5/6/2017 tarihli İdare ve Gözlem Kurulu kararıyla

başvurucunun tehlike hâli taşıyan tutuklu statüsüne alınmasına karar

verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Yukarıda açık kimliği ve infaz

durumu yazılı PARALEL YAPI/FETÖ Terör Örgütü mensubu tutuklunun incelenen sicil

müşahade dosyası ve infaz dosyası ile yapılan gözlem ve değerlendirmeler

neticesinde;

Tutuklunun kurumumuza kabulünden bu güne

kadar örgütlü olduğu, örgütünden ayrılmadığı ve örgütlü diğer tutuklular ile

birlikte hareket ettiği,

Adı geçenin 15 Temmuz 2016 tarihinde

gerçekleştirilen hain darbe girişimi olayının sanıklarından olduğu ve üst düzey

örgüt yöneticisi konumunda yargılamasının devam ettiği,

Örgüt içerisindeki hiyerarşik

konumlandırma ve tutuklunun cezaevine girmeden önceki görevi ve konumu göz

önünde bulundurulduğunda diğer örgüt mensubu tutuklu ve hükümlülere talimat

verebilecek durumda bulunduğu, devam eden Mahkeme süreçleri takip edildiğinde

bir yerden talimat almışcasına tüm örgüt mensuplarının aynı ağızdan ortak ifade

verme yönünde çaba içerisinde oldukları değerlendirilmiştir.

5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 24/1.Maddesinde Hükümlüler;

a) İlk defa suç işleyenler, mükerrirler,

itiyadî suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler,

b) Aklî ve bedensel durumları nedeniyle

veya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler,

c) Tehlike hâli taşıyanlar,

d) Terör suçluları,

e) Suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç

örgütlerine mensup olan suçlular, gibi gruplara ayrılırlar denilmektedir.

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Tüzük' ün 76.Maddesi;

Suçun nitelik ve işleniş şekline göre,

toplum için ciddi bir tehlike oluşturan veya kurumun güvenlik ve düzenini ihlal

edebileceği konusunda delil veya ciddi emareler olan hükümlüler tehlikeli

hükümlü sayılır. Maddeleri göz önünde bulundurularak;

Tutuklu Yıldırım GÜVENÇ 'nun işlediği

isnat olunan suçun işleniş şekli, niteliğinin toplum içerisinde infial

oluşturan bir suç olması, hem kurumun güvenliği ve düzeni hemde tutuklunun

kendisinin ve diğer tutukluların güvenliğinin sağlanabilmesi amacı ile Tehlike

hâli taşıyan tutuklular grubuna dahil edilmesine [karar verilmiştir]."

13. Başvurucunun tehlike hâli taşıyan tutuklu statüsüne

alınmasından sonra İdare ve Gözlem Kurulu tarafından 6/6/2017 tarihinde

başvurucunun barındırılma koşullarında değişiklik yapılmasına dair yeni bir

karar alınmıştır. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Yukarıda açık kimliği ve infaz

durumu yazılı FETÖ/PDY terör örgütü mensubu tutuklu Yıldırım GÜVENÇ hakkında

Kurumumuz İdare ve Gözlem Kurulunun 05/06/2017 tarihli kararı ile 5275 Sayılı

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 24/1.Maddesinde belirtilen,

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün Tutuklulara uygulanacak

hükümler ve yükümlülükleri başlıklı 186.Maddesine atfen Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük' ün 76.Maddesi gereğince ''işlediği isnat

olunan suçun işleniş şekli, niteliğinin toplum içerisinde infial oluşturan bir

suç olması, hem kurumun güvenliği ve düzeni hem de tutuklunun kendisinin ve

diğer tutukluların güvenliğinin sağlanabilmesi amacı ile, özel gözetim ve

denetim altında bulundurulmasının gerekli olduğu değerlendirilen tutuklunun

tehlikeli tutuklu grubuna dahil edildiği anlaşılmıştır.

Tutuklu Yıldırım GÜVENÇ' nun tehlikeli

tutuklu grubuna dahil edilmesi ve özel gözetim ve denetim altında

bulundurulmasının gerekliliği göz önünde bulundurularak, Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük' ün 40/1-a,b,c,d,g Maddeleri gereğince

tedbiren;

1-Havalandırma bahçelerinin günlük Saat:

09:30-10:30 saatleri arasında açık bulundurulmasına,

2-Tutuklunun zorunlu haller durumunda

odasından çıkartılması durumunda diğer tutuklu ve hükümlüler ile

karşılaştırılmamasına özen gösterilmesi,

3-Kurum içi faaliyetlere (Hastane,

mahkeme, berber vb. faaliyetler) çıkarılırken gerekli önlemlerin alınması

hususunda ilgili birimlere yazı yazılmasına [karar verilmiştir]."

14. Söz konusu kararlara karşı başvurucu 12/6/2017

tarihinde Ankara Batı İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) itirazda bulunmuştur.

İtiraz dilekçesinde başvurucu; anılan kararlarda kendisinin peşinen örgüt üyesi

ilan edildiğini, karara gerekçe olarak gösterilen aynı savunmayı yapma gibi

hususların kendisi için geçerli olmadığını, kararların toplu olarak alındığını

ve böyle bir karar alınması için gerekçe bulunmadığını belirtmiştir.

15. İnfaz Hâkimliği 15/6/2017 tarihinde şikâyetin reddine

karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Tutuklunun dilekçesi, İdare ve

Gözlem Kurulu kararı birlikte değerlendirildiğinde; Ülkemizin OHAL durumunda

olması, tutuklu hakkında yapılan uygulamanın ceza infaz kurumu kurallarına

uygun olduğu, mevzuata aykırı bir uygulamanın veya hukuka aykırılığın söz

konusu olmadığı anlaşılmakla yerinde olmayan şikayetin reddine [karar verilmiştir]."

16. Anılan karara karşı yapılan itiraz, Ankara Batı 2.

Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6/7/2017 tarihinde reddedilmiştir. Kararın

gerekçesi şöyledir:

"İncelenen dosya kapsamına göre;

Ankara Batı İnfaz Hakimliği’nin 15/06/2017tarih ve 2017/2959 Esas, 2017/3015

Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, tutuklu Yıldırım

Güvenç'in ve vekili Av. Metin Şenay ve Av. Aytekin Erol 'un itirazının reddine

yönelik aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."

17. Bu karar başvurucuya 9/8/2017 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu 25/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

18. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi 10/5/2018 tarihli

beşinci duruşmada, başvurucunun iddianamede üzerine atılı eylemlerin niteliği,

iddianame anlatımı, dosyaya yeni giren HTS kayıtları ve tanıkların dinlenmiş

olması, suç vasfının sanık lehine değişme ihtimali ile tutuklu kaldığı süre

hususlarını dikkate alarak tahliyesine karar vermiştir. Aynı duruşmada

başvurucu hakkında yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbiri uygulanmasına

karar verilmiştir.

19. Anayasa Mahkemesi tarafından başvurucunun

barındırılma koşullarına ilişkin olarak Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli

Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan bilgi edinilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Hükümlülerin gözlem ve

sınıflandırılması" kenar başlıklı 23. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlülerin gözlem ve

sınıflandırılması aşağıdaki esaslara göre yapılır:

a) Hükümlülerin kişisel özellikleri,

bedensel, aklî ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal

çevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça

bakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına

uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve

iyileştirme rejimi; gözlem, inceleme ve değerlendirme yöntemiyle çalışan gözlem

ve sınıflandırma merkezlerinde veya kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete

ayrılan bölümlerinde yapılır. Hükümlüler, işledikleri suç tiplerine,

gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve

denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli

ceza infaz kurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık

ceza infaz kurumlarına gönderilirler.

b) Bu merkezlerde; mümkün olduğunca

kriminoloji, penoloji, davranış bilimleri, adalet psikolojisi veya ceza hukuku

alanında bilgi ve deneyime sahip yöneticiler, psikiyatri uzmanı, hekim, adlî

tıp uzmanı, psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik

danışman, rehberlik uzmanı ve öğretmen gibi uzman görevliler ile diğer kurum

görevlileri bulundurulur.

c) Kadın, çocuk ve genç hükümlüler ile

ilgili gözlem ve sınıflandırma, gerekli görülen yer veya bölgelerdeki ayrı

gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya bunların noksanlığı hâlinde kadın,

çocuk ve kadın ve erkek gençlik kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete

ayrılan bölümlerinde yerine getirilir.

d) Hükümlülerin gözlemleri, gözlem

kurulunca kuruma kabul tarihinden başlayarak tek kişilik odalarda yapılır.

Ancak kurumun tek kişilik odası bulunmaması veya kısıtlı sayıda olması

durumunda tahsis edilmiş özel bölümlerinde de yapılabilir.

e) Ağırlaştırılmış müebbet hapis ve

müebbet hapis cezalarına veya iki yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkûm

olanlar, haklarında uygulanacak rejimi ve gönderilmeleri gereken infaz kurumunu

ve bu maksatla kişisel ve sosyal özelliklerini belirlemek için Kanunda

gösterilen esaslar uyarınca gözleme tâbi tutulurlar. Gözlem süresi altmış günü

geçemez.

f) Hükümlü; kişiliğine, sair hâllerine,

suçun işlenmesindeki özelliklere göre gerektiğinde gözleme tâbi tutulmayabilir.

g) Gözlem sonunda, gözlem merkezi

hükümlüye ait dosyayı görüşü ile birlikte Adalet Bakanlığına gönderir. Gözlem

sonucuna göre hükümlünün gönderileceği infaz kurumu Bakanlıkça belirlenir. (Ek

cümle: 25/5/2005-5351/2 md.) Ancak, yapılan gözlem ve sınıflandırma sonunda

idare ve gözlem kurulunca aynı ceza infaz kurumunda veya o yer Cumhuriyet

Başsavcılığına bağlı diğer ceza infaz kurumlarında kalması uygun bulunan

hükümlülerin dosyaları Bakanlığa gönderilmez ve cezalarının infazına,

bulundukları veya Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilecekleri bağlı ceza infaz

kurumlarında devam olunur.

(2) (Mülga: 2/7/2018-KHK/700/160 md.)

(3) Kısa süreli hapis cezaları, Kanunda

gösterilen esaslara göre infaz olunur. (Mülga ikinci cümle: 25/5/2005-5351/2

md.)"

21. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlülerin

gruplandırılması" kenar başlıklı 24. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlüler;

a) İlk defa suç işleyenler, mükerrirler,

itiyadî suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler,

b) Aklî ve bedensel durumları nedeniyle

veya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler,

c) Tehlike hâli taşıyanlar,

d) Terör suçluları,

e) Suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç

örgütlerine mensup olan suçlular,

Gibi gruplara ayrılırlar.

(2) Hükümlüler ayrıca yaşları,

hükümlülük süreleri ve suç türleri itibarıyla da gruplandırılırlar."

22. 5275 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararının

yerine getirildiği kurumlar" kenar başlıklı 111. maddesi

şöyledir:

"(1) Tutuklular, iç ve dış güvenlik

görevlisi bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî

engelleri olan, 34 üncü maddede sayılan hâller dışında oda ve koridor kapıları

sürekli olarak kapalı tutulan ve yasal zorunluluklar ayrık, dışarıyla irtibat

ve haberleşme olanağı bulunmayan normal güvenlik esasına dayalı tutukevlerinde

veya maddî olanak bulunmadığı hâllerde diğer kapalı ceza infaz kurumlarının bu

amaca ayrılmış bölümlerinde tutulurlar.

(2) Eylem ve davranışları ile 9 uncu

madde kapsamına giren tutuklular, yüksek güvenlikli tutukevlerinde veya buna

olanak bulunmadığı hâllerde yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının

tutuklulara ayrılan bölümlerinde barındırılırlar.

(3) Kadın, çocuk ve gençlik tutukevleri

müstakil olarak kurulabilir. Tutuklular, tutukevlerinde veya maddî olanak

bulunmadığı hâllerde kapalı ceza infaz kurumlarının tutuklulara ayrılan

bölümlerinde, büyükler, kadınlar, gençler, çocuklar olmak üzere ve suç türleri

de gözetilerek ayrı yerlerde barındırılırlar."

23. 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların

barındırılması" kenar başlıklı 113. maddesi şöyledir:

"(1)

Tutuklular, maddî olanaklar elverdiğince suç türlerine ve taşıdıkları güvenlik

riskine göre ayrı odalarda barındırılırlar. Aralarında husumet bulunanlar ile

iştirak hâlinde suç işlemiş olanlar aynı odalarda barındırılmazlar ve

birbirleri ile temas etmelerini engelleyecek tedbirler alınır."

24. 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların

hakları" kenar başlıklı 114. maddesi şöyledir:

"(1) Tutuklulardan çalışmaları

istenebilir; ancak, buna mecbur tutulamazlar.

Tutuklular istediklerinde idare,

barındırıldıkları odalarda çalışmalarına izin verebilir. Odada çalışma imkânı

yoksa, tutukluların iş yerlerinde çalışmalarına da izin verilebilir. Bu

takdirde kendileri hakkında çalışmakta olan hükümlülere ait rejim uygulanır.

(2) Soruşturma ve kovuşturma

evrelerinde tutuklular, kurumun bu husustaki genel düzenine uymak suretiyle

ziyaretçi kabul edebilirler. Ancak soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı,

kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme, soruşturmanın veya davanın selameti

bakımından tutuklunun ziyaretçi kabulünü yasaklayabilir veya bu hususta

kısıtlamalar koyabilir.

(3) Tutukluların yazılı haberleşmeleri

ile telefonla görüşmeleri, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma

evresinde hâkim veya mahkemesince kısıtlanabilir.

(4) Tutuklu, savunması için istediği

müdafii seçmek ve görevlendirmek hakkına sahiptir.

Her dereceden kurum görevlileri bu

hususta tutukluya tavsiyelerde bulunamaz.

(5) Tutuklunun müdafii ile olan

haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir

suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz.

(6) Özel kanunda yer alan hükümler

saklıdır. "

25. 5275 sayılı Kanun'un "Kısıtlayıcı

önlemler" kenar başlıklı 115. maddesi şöyledir:

"(1) Tehlikeli hâlde bulunan, delil

karartma tehlikesi olan, soruşturmanın amacını veya tutukevinin güvenliğini

tehlikeye düşüren veya suçun tekrarına olanak verecek davranışlarda bulunan

tutuklulara soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim

veya mahkemesince aşağıdaki tedbirler uygulanabilir:

a) Tutuklunun tek başına, sıkı bir rejim

altında muhafaza edilmesi ve kaldığı odanın kamera ile izlenmesi.

b) Belirli süre ile dışarıyla

ilişkisinin, ziyaretçi kabulünün ve telefon görüşmelerinin kısıtlanması.

c) Gerekiyorsa kendisine veya

başkalarına zarar vermesini önleyici biçimde hazırlanmış özel bir odada

barındırılması ve kaldığı odanın kamera ile izlenmesi.

d) Saldırganlık göstermesi hâlinde

belirli süreyle kelepçelenmesi veya hareketlerinin engellenmesi.

e) Yüksek güvenlikli bir kuruma

nakledilmesi."

26. 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların

yükümlülükleri" kenar başlıklı 116. maddesi şöyledir:

"(1) Bu Kanunun; yüksek güvenlikli

kapalı ceza infaz kurumları, hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile

ertelenmesi, kuruma alınma ve kayıt işlemleri, hükümlüler ile yakınları ve

ilgililerin bilgilendirilmesi, cezayı çekme, güvenlik ve iyileştirme programına

ve sağlığın korunması kurallarına uyma, bina ve eşyaların korunması, kapıların

açılmaması ve temasın önlenmesi, oda ve eklentilerinde bulundurulabilecek

kişisel eşyalar, arama, disiplin cezalarının niteliği ve uygulanma koşulları,

kınama, bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma, ücret karşılığı çalışılan işten

yoksun bırakma, haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya

kısıtlama, ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma, hücreye koyma, çocuk hükümlüler

hakkında uygulanabilecek disiplin tedbirleri ve cezaları, disiplin

soruşturması, disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı, disiplin

cezalarının infazı ve kaldırılması, yönetim tarafından alınabilecek tedbirler,

zorlayıcı araçların kullanılması, ödüllendirme, şikâyet ve itiraz, nakiller,

disiplin nedeniyle nakil, zorunlu nedenlerle nakil, hastalık nedeniyle nakil,

nakillerde alınacak tedbirler, avukat ve noterle görüşme hakkı, kültür ve sanat

etkinliklerine katılma, ifade özgürlüğü, kütüphaneden yararlanma, süreli veya

süresiz yayınlardan yararlanma hakkı, telefonla haberleşme hakkı, radyo,

televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı, mektup, faks

ve telgrafları alma ve gönderme hakkı, bu Kanunda sayılan günlerde dışarıdan

gönderilen hediyeyi kabul etme hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, muayene ve

tedavi istekleri, hükümlülerin beslenmesi, iyileştirme programlarının belirlenmesi,

hükümlülerin sayısı ve uygulanacak güvenlik tedbirleri, eğitim programları,

öğretimden yararlanma, muayene ve tedavileri, sağlık denetimi, hastaneye sevk,

infazı engelleyecek hastalık hâli, kendilerine verilen yiyecek ve içecekleri

reddetmeleri, ziyaret, yabancı hükümlüleri ziyaret, ziyaret ve görüşlerde

uygulanacak esaslar, beden eğitimi, kütüphane ve kurslardan yararlanma

konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 65 ilâ 76 ve 78 ila

88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır

nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir.

(2) (Ek: 31/3/2011-6217/25 md.;

Değişik: 8/8/2011-KHK-650/30 md.; Yeniden düzenleme: 27/6/2013-6494/27 md.)

İkinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü

hâlinde, tutukluya, ceza infaz kurumu en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet

başsavcılığının onayı ile soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlik

bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla, dış güvenlik görevlisinin

refakatinde yol süresi dışında iki güne kadar cenazeye katılması için izin

verilebilir.

(3) (Ek: 27/4/2012-6301/2 md.) Ana,

baba, eş, kardeş, çocuk ile eşin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlike

oluşturacak önemli ve ağır hastalık hâllerinin bulunduğunun sağlık kurulu

raporu ile belgelendirilmesi durumunda tutukluya, soruşturmanın veya

kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla,

ceza infaz kurumu en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet başsavcılığının onayı

ile dış güvenlik görevlisinin refakatinde yol süresi dışında, bunlardan her

biri için asgari bir ay arayla toplam iki defaya mahsus olmak üzere hasta

ziyareti amacıyla bir güne kadar izin verilebilir.

(4) (Ek: 27/4/2012-6301/2 md.) (Değişik

birinci cümle: 24/1/2013-6411/12 md.) İkinci ve üçüncü fıkraya göre izin

verilen tutuklunun, izin süresi içinde gece konaklaması gerektiği takdirde,

kendi evi veya ikinci fıkrada belirtilen bir yakınının evinde, güvenli görülen

başka bir yerde ya da gidilen yerde bulunan kapalı ceza infaz kurumunda

kalmasına, güvenlik hususu değerlendirilmek ve gerekli güvenlik tedbirleri

alınmak suretiyle, gidilen yerin valisi tarafından karar verilir. Yurt dışına

çıkmasını gerektirmesi durumunda tutukluya, bu madde gereğince izin verilemez.

(5) (Ek: 24/1/2013-6411/12 md.)

Dördüncü fıkra ile 94 üncü maddenin ikinci fıkrasının uygulamasına ilişkin usul

ve esaslar Adalet ve İçişleri bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak

yönetmelikle belirlenir."

27. 5275 sayılı Kanun'un "Gözlem ve sınıflandırma

merkezleri" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlülerin durumlarına uygun

kurumlara ayrımı, 23 üncü maddede belirtilen gözlem ve sınıflandırma

merkezlerince yapılır.

(2) Gözlem ve sınıflandırma

merkezlerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usûlleri yönetmelikte

gösterilir."

28. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri Yönetmeliği'nin (Yönetmelik)

"Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin görev ve yetkileri" kenar

başlıklı 6. maddesi şöyledir:

"Gözlem ve sınıflandırma merkezi,

ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis veya iki yıldan fazla süreli hapis

cezasına mahkum olan hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlık

durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve

meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri

ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve

bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejiminin uygulanmasını;

işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları

nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip

gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normal

güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına

gönderilmelerini sağlamakla görevli ve yetkilidir.

Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde,

yargısal, sosyal, tıbbi, kriminolojik, psiko-teknik, psikiyatri ve ceza hukuku

bakımından veya gerekli görülecek konularda her türlü inceleme yapılır."

29. Yönetmelik'in "İdare ve gözlem kurulu" kenar

başlıklı 7. maddesi şöyledir:

"İdare ve gözlem kurulu; kurum

müdürünün başkanlığında, gözlem ve sınıflandırmadan sorumlu ikinci müdür, idare

memuru, tabip, psikolog, psikiyatr, sosyal çalışmacı, öğretmen, infaz ve koruma

başmemuru ile teknik personel arasından seçilen bir görevliden oluşur. Ayrıca,

ceza infaz kurumunda bulunması halinde, eğitim uzmanı veya eğitim rehberi de kurula

üye olarak katılır.

İdare ve gözlem kurulunun

oluşturulmasına imkân bulunmayan ceza infaz kurumlarında, bu kurul o yer

Cumhuriyet başsavcısının başkanlığında idare memuru, hükümet tabibi, öğretmen,

infaz ve koruma başmemuru ile infaz ve koruma memurundan oluşur.

Yukarıdaki fıkralarda sayılan personelin

tamamının veya bir kısmının ceza infaz kurumunda bulunmaması halinde, kurul;

mevcut olanlarla oluşturulur.

İdare ve gözlem kurulu, gözlem ve

sınıflandırma merkezlerinin görev ve yetkilerini kullanır."

30. Yönetmelik'in "İdare ve gözlem kurulunun

görevleri" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"İdare ve gözlem kurulu, gözlem ve

sınıflandırma merkezlerinde veya Bakanlıkça gözlem ve sınıflandırma merkezi

olarak ayrılan ceza infaz kurumlarında, kanun ve tüzükle verilen diğer

görevlerinin yanında, gözlem ve sınıflandırmayla ilgili olarak sadece aşağıda

sayılan görevleri yapar:

a) Hükümlülerin suç türlerini

belirlemek,

b) Hükümlüleri gruplandırmak,

c) Durumlarına uygun infaz kurumlarına

ayrılmalarına karar vermek,

d) Uygulanacak infaz ve iyileştirme

rejimini saptamak."

31. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan, karar tarihinde yürürlükte olan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi

ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) "Tehlikeli

hükümlü" kenar başlıklı 76. maddesi şöyledir:

"(1) Suçun nitelik ve işleniş

şekline göre, toplum için ciddi bir tehlike oluşturan veya kurumun güvenlik ve

düzenini ihlal edebileceği konusunda delil veya ciddi emareler olan hükümlüler

tehlikeli hükümlü sayılır."

32. Tüzük'ün "İdare ve gözlem kurulunun görev ve

yetkileri" kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

"(1)

İdare ve gözlem kurulu aşağıda sayılan işleri yapmakla görevli ve yetkilidir;

a) Hükümlülerin suç türlerini

belirleyerek, durumlarına uygun kurumlara ayrılmaları ve bunlara uygun olacak

infaz ve iyileştirme rejimini saptamak,

b) Hükümlülerin kurumlara kabullerinden

sonra kalacakları odaları belirlemek,

c) Kurumlarda kalmakta olan hükümlüleri

gruplandırmak,,

d) Hükümlülerin kalmakta oldukları

odaları değiştirmek,

e) Hükümlülerin bireysel olarak,

psiko-sosyal yardım servisince hazırlanan iyileştirme programlarına uyumunu ve

sonuçlarını değerlendirmek,

f) İyileştirme programları kapsamında

spor alanları, çok amaçlı salon, kütüphane ve iş atölyelerinden yararlanma gibi

faaliyetlere katılabilecek durumdaki hükümlüler ile kurumun iç hizmetlerinde

çalıştırılacak hükümlülerin belirlenmesi ile ilgili karar almak,

g) Tehlikeli hâli bulunan ya da örgüt

mensubu olan hükümlülerle ilgili olarak, telefon görüşmeleri ile radyo,

televizyon yayınları ve internet olanaklarından yararlanma hakkının

kısıtlanmasına karar vermek,

h) Açık kurumlar ile eğitimevlerinde

bulunan hükümlülerin kurum dışındaki eğitim, ağaçlandırma, çevre düzenlemesi ve

temizliği, doğal afet sonrası yardım, tiyatro çalışmaları gibi sosyal, kültürel

ve sportif etkinliklere katılacak hükümlülerin kurum dışına çıkabilmeleri için

karar almak,

ı) Açık kurumlarda ve eğitimevlerinde

kalan hükümlülerin, oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri eşyaların

cinsleri ve miktarlarını belirlemek,

j) Koşullu salıvermeye ve uygulanacak

infaz rejimine esas teşkil edecek iyi hâl kararını almak,

k) Mevzuatla verilen diğer görevleri

yerine getirmek.

(2) İdare ve gözlem kurulu yukarıda

sayılan görevlerini yerine getirirken diğer kurulların önerilerini de dikkate

alır.

(3) İdare ve gözlem kurulunun (b) ilâ

(ı) bentlerinde sayılan görevleriyle ilgili olarak aldığı kararlarla diğer

kurulların kararları arasında uyumsuzluk bulunması durumunda, psiko-sosyal

yardım servisinde çalışan personelin görüşü de alındıktan sonra, idare ve

gözlem kurulu tarafından verilecek karar uygulanır."

33. Tüzük'ün "Tutuklulara uygulanacak hükümler ve

yükümlülükleri" kenar başlıklı 186. maddesi şöyledir:

"(1) Tüzüğün; 1, 4, 6, 9 ilâ 14,

22, 24 ilâ 27, 29 ilâ 31, 40 ilâ 46, 67 ilâ 73, 75 ilâ 96, 99 ilâ 108, 110 ilâ

117, 119 ilâ 132, 143 ilâ 171, 174, 176 ilâ 179, 185, 188, 189 uncu

maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte

olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir."

34. Tüzük'ün "Kısıtlayıcı önlemler" kenar

başlıklı 185. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Tehlikeli hâlde bulunan, delil

karartma tehlikesi olan, soruşturmanın amacını veya tutukevinin güvenliğini

tehlikeye düşüren veya suçun tekrarına olanak verecek davranışlarda bulunan

tutuklulara soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim

veya mahkemesince aşağıdaki tedbirler uygulanabilir:

a) Tutuklunun tek başına, sıkı bir

rejim altında muhafaza edilmesi ve kaldığı odanın kamera ile izlenmesi,

b) Belirli süre ile dışarıyla

ilişkisinin, ziyaretçi kabulünün ve telefon görüşmelerinin kısıtlanması,

c) Gerekiyorsa kendisine veya

başkalarına zarar vermesini önleyici biçimde hazırlanmış özel bir odada

barındırılması ve kaldığı odanın kamera ile izlenmesi,

d) Saldırganlık göstermesi hâlinde

belirli süreyle kelepçelenmesi veya hareketlerinin engellenmesi,

e) Yüksek güvenlikli bir kuruma

nakledilmesi."

B. Uluslararası

Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)

"Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Kendisine bir suç isnat edilen herkes,

suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

36. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin

iki unsuru bulunduğunu kabul etmekte; ilk unsurun kişiye ceza gerektiren bir

suç isnadında bulunulmasından ceza yargılamasının sonuçlanmasına kadar geçen

süreci kapsadığını, ikinci unsurun ise ceza yargılaması mahkûmiyetten başka bir

şekilde sonuçlandığı zaman devreye girdiğini ve daha sonraki yargılamalarda

ceza gerektiren suç ile ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe

duyulmamasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Öte yandan AİHM ceza

yargılamasının devam ettiği sürece ilişkin ilk unsurun kapsamının sadece ceza

yargılamalarının adilliğini temin etmek adına usule ilişkin bir güvence olmakla

sınırlı olmadığını, bu ilkenin kapsamının daha geniş olduğunu belirtmekte ve

hiçbir devlet temsilcisinin kişinin suçluluğu bir mahkeme tarafından tespit

edilmeden o kişinin suçlu olduğuna ilişkin bir ifadede bulunmamasını

gerektirdiğini hatırlatmaktadır. Bu yönüyle AİHM, masumiyet karinesinin

yalnızca ceza yargılamaları bağlamında değil ceza yargılamaları ile eş zamanlı

olarak yürütülen diğer davalarda ya da disiplin incelemelerinde de ihlal

edilebileceğine dikkat çekmektedir (Kemal Coşkun/Türkiye, B. No: 45028/07,

28/3/2017, §§ 41, 43; Seven/Türkiye, B. No: 60392/08, 23/1/2018, § 43).

37. AİHM, masumiyet karinesinin sadece bir yargıç ya da

mahkeme tarafından değil başka kamu makamları tarafından da ihlal

edilebileceğini belirtmektedir (Allenet de Ribemont /Fransa, B.

No:15175/89, 10/2/1995, § 36).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

38. Mahkemenin 11/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Masumiyet

Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

39. Başvurucu; yargılamasının devam ettiğini ve hakkında

verilmiş bir hüküm bulunmadığını, kendisine tehlikeli suçlu statüsü

verilmesinin Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan "Suçluluğu

mahkeme kararıyla saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." hükmünün

ihlali niteliğinde olduğunu, karar gerekçesinde kullanılan üst düzey örgüt

yöneticisi olma fiilinden hakkında açılmış bir dava dahi bulunmadığını, yaptığı

itirazların İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gerekçesiz şekilde

reddedildiğini belirterek Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen masumiyet

karinesi ile 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

40. Bakanlık; masumiyet karinesinin ihlal edildiği

iddiası yönünden görüş bildirmemekle birlikte başvurucunun barındırılma

koşullarında değişiklik yapılan karara ilişkin olarak İdare ve Gözlem Kurulunun

gelişen şartlar karşısında başvurucunun barındırılma koşullarını tekrar ele

aldığı, Kurulca yapılan değerlendirmede başvurucunun Kuruma kabulünden itibaren

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması(FETÖ/PDY) ile irtibatlı

olduğu, örgüt mensubu diğer mahkûmlarla hareket ettiğini, bu örgütün üst düzey

yöneticisi sıfatıyla yargılandığı, ceza infaz kurumuna girmeden önceki konumu

dolayısıyla diğer tutuklu ve hükümlülere talimat verebilecek pozisyonda olduğu,

bu anlamda mahkeme süreçleri takip edilen örgüt mensuplarının ortak ifade verme

yönünde çaba içinde oldukları tespitinde bulunarak başvurucunun 5275 sayılı

Kanun'un 24/1 (c) maddesi uyarınca tehlike hâli taşıyan tutuklular

grubuna dâhil edilmesine karar verildiğini, başvurucunun bu statüye

alınmasından sonra Tüzük'ün 40. Maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca

havalandırmadan yararlanma saatlerinin tedbiren bir saat olarak belirlendiğini,

başvurucunun odasından çıkarılırken diğer tutuklu ve hükümlülerle

karşılaştırılmamasına özen gösterilmesini, Kurum içi faaliyetlere (hastane,

mahkeme, berber vb. faaliyetler) çıkarılırken gerekli önlemlerin alınması için

ilgili birimlere yazı yazılmasına karar verildiğini bildirmiştir.

41. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında,

idarenin gerekçesinin masumiyet karinesinin ihlali niteliğinde olduğunu,

mahkeme tarafından tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiğini, el konulan tabancalarının

kendisine iadesine karar verildiğini, bu hususların kendisinin tehlike hâli

taşımadığına kanaat edildiğinin en büyük göstergesi olduğunu, idarenin

masumiyet karinesini ihlal ettiğini, idarenin kararlarına karşı yapılan

itirazları inceleyen yargı mercilerinin kararlarının gerekçesiz olduğunu

belirtmiştir.

2. Değerlendirme

42. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

43. Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında yer

alan özel güvence hükmü şöyledir:

“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar,

kimse suçlu sayılamaz.”

44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının masumiyet karinesi kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

45. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan

Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

46. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında adil

yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı

Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesinde "değişiklikle

Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence

altına alınmış olan adil yargılama hakkı[nın] metne dahil" edildiği

belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesine söz konusu ibarenin

eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal

güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No:

2014/6673, 25/7/2017, § 54). Bu itibarla Anayasa'da güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirken Sözleşme'nin "Adil

yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin gözönünde

bulundurulması gerekir (Onurhan Solmaz, § 22).

47. Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,

bir suçla itham edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar

masum sayılacağı düzenlenmiştir. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı belirtilmek

suretiyle Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir

(Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954, 15/2/2017, § 33).

48. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet

karinesinin sağladığı güvencenin iki boyutu bulunmaktadır. Güvencenin ilk

boyutu kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka

ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında

olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar

kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını

yasaklar. Güvencenin bu boyutunun kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten

mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli

makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar

kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli

kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil

ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda

da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu

olabilir (Galip Şahin, B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 39).

49. Güvencenin ikinci boyutu ise ceza yargılaması

sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha

sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin

masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin

suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını

gerektirir (Galip Şahin, § 40).

50. Masumiyet karinesine ilişkin anayasal güvencelerin

harekete geçirilebilmesi için kural olarak kişinin suç isnadı altında bulunması

gerekmektedir. Bununla birlikte masumiyet karinesinin ikinci boyutuna ilişkin

güvencelerin uygulanabilmesi, kişinin hâlihazırda suç isnadı altında

bulunmasını zorunlu kılmamaktadır. Ancak ceza yargılamasının sonuçlanmasından

sonra başlayan veya ceza yargılaması henüz sonuçlanmadan başlasa bile ceza

yargılamasının kesinleşmesinden sonra da devam eden medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin yargılamalarda masumiyet karinesinin uygulanabilmesi için başvurucunun

söz konusu medeni yargılama ile hakkında yürütülen ve sona eren ceza

yargılaması arasında bağlantı bulunduğunu göstermesi gerekmektedir. Medeni hak

yargılamasında, ceza yargılamasında verilen kararın sonucunun dikkate alındığı

ve değerlendirildiği veya ceza dosyasında yer alan delillerin irdelendiği ya da

başvurucunun hakkındaki suçlamayı doğuran olaylara dahli ile ilgili

irdelemelerde bulunulduğu veyahut başvurucunun muhtemel suçluluğuyla ilgili

yorum yapıldığı hâllerde söz konusu bağlantının var olduğu kabul edilebilir.

Bununla birlikte hukuk yargılaması ile ceza yargılaması arasındaki bağlantının

varlığına işaret eden olguların tüketme yoluyla sayılmasının mümkün olmadığı,

bunların kararların verildiği yargılamaların türüne ve içeriğine göre

değişebileceği kabul edilmelidir. Ancak bağlantının varlığı değerlendirilirken

kararda kullanılan dilin kritik öneme sahip olacağı vurgulanmalıdır (Barış

Baş [GK], B. No: 2016/14253, 2/7/2020, § 50; benzer değerlendirmeler için

bkz. S.M. [GK], B. No: 2016/6038, 20/6/2019, § 38).

51. Başvuruya konu olayda hakkında terör örgütü üyeliği

suçundan ceza soruşturması sürerken başvurucu, isnat olunan suç kapsamında

tutuklanmış, ardından aleyhine kamu davası açılmıştır. Bu sırada başvurucu

İdare ve Gözlem Kurulu kararıyla tehlikeli tutuklu statüsüne ayrılmıştır. Bir

başka deyişle şikâyet konusu edilen ifadeleri içeren karar başvurucu hakkındaki

ceza yargılaması sürerken verilmiştir. Dolayısıyla masumiyet karinesinin

birinci boyutunun somut olayda uygulanabilir olduğu kanaatine varılmıştır.

52. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

53. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir

kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene

kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de

bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılan

karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu

olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Ayrıca hiç kimse,

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri

tarafından suçlu olarak nitelendirilemez; suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat

Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

54. Masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair

Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Adem

Hüseyinoğlu, § 33).

55. Ceza muhakemesiyle eş zamanlı olarak yürütülen, bir

başka ifadeyle kişinin henüz suç isnadı altında olduğu, ceza makamları

tarafından hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığı süreçte devam eden

soruşturma ve yargılamalarda masumiyet karinesi bakımından önemli olan husus

kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya

kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza

mahkemeleri tarafından henüz suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge

düşürülmesine sebebiyet vermemeleridir (Galip Şahin, § 47).

56. Bununla birlikte ceza yargılamasına konu maddi olay

ve olguların diğer kamu makamlarınca (idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve

bu değerlendirme sonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/karar tesis edilmesi

mümkündür. Bu bağlamda hukuk yargılamalarında ceza yargılamasında elde edilen

bir delile dayanılması ya da kişi hakkında yapılan ceza yargılamasına bir olgu

olarak atıf yapılmış olması tek başına masumiyet karinesinin sağladığı

güvencelere aykırılık teşkil etmez. Ancak adli ve idari makamların kendi görev

sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım

çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet

karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken

ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip

Şahin,§ 48).

57. Masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği

değerlendirilirken özellikle hukuk ve idari yargılama bakımından üzerinde

durulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayı yapan makamın ilgili

kişiye suç isnat edip etmediği ve ceza yargılaması kararını sorgulayıp

sorgulamadığıdır. Kamu otoriteleri veya görevlileri tarafından hakkında soruşturma

veya kovuşturma yürütülen kişiyle ilgili olarak yargılama süreci bir mahkûmiyet

hükmüyle kesinlik kazanmadan suçluluğa dair herhangi bir kanaat ifade edilmiş

olması ya da ceza yargılaması mahkûmiyet dışında bir kararla sona ermesine

rağmen sona ermeye ilişkin kararda sanığın suçlu olabileceğinin ifade edilmiş

olması durumunda masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilecektir. Bu

kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa

Akın, B. No: 2013/2696, 9/9/2015, §§ 38, 39).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

58. Başvurucu, Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/7/2016

tarihli kararı ile anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu

isnadıyla tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde

anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet

Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme,

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını

engellemeye teşebbüs etme ile terör örgütüne üye olma suçlarından

cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası devam etmekte iken 5/6/2017

tarihinde İdare ve Gözlem Kurulu tarafından başvurucunun tehlike hâli taşıyan

tutuklular grubuna dahil edilmesi yönünde bir karar alınmıştır.

59. Bu kararın gerekçesinde başvurucunun "PARALEL

YAPI/FETÖ Terör Örgütü mensubu" olduğu, "örgütlü olduğu",

"örgütünden ayrılmadığı" ifadeleri kullanılmış, ayrıca isnat

edilen suç türü ve suçun işleniş biçimlerine atıfta bulunulmuştur.

60. Hakkında açılan ceza davası devam etmekte olan

başvurucunun bu aşamada masumiyet karinesinden yararlandığı tartışmasızdır.

Başvurucu hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından alınan kararda

kullanılan, başvurucunun terör örgütü üyesi olduğu yönündeki ifadelerin

suçluluğa dair bir kanaat ifade ettiği ve bu anlamda masumiyet karinesini

zedeler nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.

61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. ve 38.

maddelerinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

62. Başvurucu, kendisine tehlikeli tutuklu statüsü

verilerek öngörülemeyen bir süre boyunca tecrit koşullarında tutulması

nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

63. Bakanlık görüşünde, başvurucunun barındırılma

koşullarına ilişkin aşağıdaki bilgilere yer verilmiştir:

"Başvurucu, ... 9 Eylül 2016

tarihinde tek kişilik odaya alınmıştır. Başvurucu tahliye olana kadar da bu

şekilde barındırılmıştır.

Başvurucunun tutulduğu odanın 8,29 m2 kullanım alanı, 2 m2 WC, banyo, bir tane açılır 9*120

cm boyutunda pencere ve 25 m2 havalandırma

alanı bulunmaktadır...

5 Haziran 2017 tarihinde, Sincan 2 No'lu

F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza infaz Kurumu Müdürlüğü, İdare ve Gözlem Kurulu

gelişen şartlar karşısında başvurucunun barındırılma koşullarını tekrar ele

alınmıştır. Kurulca yapılan değerlendirmede, başvurucunun, kuruma kabulünden

itibaren FETÖ/PDY Terör Örgütü ile irtibatlı olduğu, örgüt mensubu diğer mahkumlar

ile birlikte hareket ettiği, bu örgütün üst düzey yöneticisi sıfatıyla

yargılandığı, cezaevine girmeden önceki konumu dolayısıyla diğer tutuklu ve

hükümlülere talimat verebilecek pozisyonda bulunduğu, bu anlamda mahkeme

süreçleri takip edilen örgüt mensuplarının ortak ifade verme yönünde çaba

içerisinde oldukları tespitinde bulunarak başvurucunun 5275 Sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 24/1 (c) maddesi uyarınca

"Tehlike Hali Taşıyan Tutuklular" grubuna dahil edilmesine karar

vermiştir. Karar aynı gün başvurucuya tebliğ edilmiştir.

Başvurucunun Tehlike Hali Taşıyan

Tutuklu statüsüne alınmasından sonra İdare ve Gözlem Kurulu 6 Haziran 2017

tarihinde toplanarak bu statünün gerektirdiği özel ve denetim koşullarını ele almıştır.

Yapılan değerlendirme sonucunda, karar tarihinde yürürlükte bulunan Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 40/1 maddesi uyarınca

başvurucunun tedbiren havalandırmadan yaralanma saatleri 14:00-15:00

saatlerinde olmak üzere bir saat olarak belirlenmiş, odasından çıkarılırken

diğer tutuklu ve hükümlülerle karşılaştırılmamasına özen gösterilmesi ile kurum

içi faaliyetlere (Hastane, mahkeme, berber vb. faaliyetler) çıkarılırken

gerekli önlemlerin alınması için ilgili birimlere yazı yazılması

kararlaştırılmıştır.

...

Öte yandan başvurucu belirtilen ceza

infaz kurumuna kabulünden sonra tahliye edilene kadar toplamda 181 ziyaretçi

görüşü, 53 telefon görüşmesi, 111 kez avukat görüşmesi gerçekleştirmiştir. Bu

görüşmelerden 99 ziyaretçi kabulü, 30 telefon görüşmesi, 40avukat görüşmesi tehlike

hali taşıyan tutuklu statüsüne alındıktan sonra gerçekleşmiştir. Bu yönüyle,

ziyaretçileriyle her ayın ilk haftası 45 dakika açık görüş, diğer haftalarında

45 dakika kapalı görüş yapabilme, telefonla görüşmesi yapabilme ile avukatıyla

görüşebilme hakkı tutulduğu süre zarfında hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan

başvurucuya tanınmıştır.

Bunların dışında başvurucu, tutuklu

kaldığı süre zarfında ceza infaz kurumu kantininden yasal prosedürler dışında

bizatihi kendisine yönelik herhangi bir kısıtlamaya tabi tutulmadan

faydalandırılmıştır. Yine bu süre zarfında talebi üzerine kurum

kütüphanesinden56 adeti tehlike hali taşıyan tutuklu statüsüne alındıktan sonra

olmak üzere toplamda 100 adet kitap temin edilerek kendisine teslim edilmiştir.

Aynı şekilde talep ettiği günlük gazeteler de ücreti karşılığında temin

edilerek kendisine teslim edilmiştir.

Ayrıca başvurucu tehlike hali taşıyan

tutuklu statüsüne alındıktan tahliye olana kadar barındırıldığı oda

havalandırma imkanından günlük bir saat olarak faydalandırılmıştır.

Havalandırma saatleri başvurucunun gün ışığından faydalanacağı şekilde

düzenlenmiştir. Başvurucu, bölüme sevk kararında belirtildiği gibi

havalandırmaya tek başına çıkartılmakla birlikte aynı havalandırma alanını

ortak olarak, farklı saatlerde kullanan komşu odalarda barındırılan tutuklu ve

hükümlülerle sosyal ilişki kurabilme imkanına sahip olmuştur."

64. Bakanlık tarafından sonuç olarak başvurucunun Kurum

kütüphanesinden yararlandırıldığı, talebine göre günlük gazete temin edildiği,

havalandırma alanını kullanabildiği, aile fertleri ve avukatları ile belli

periyotlarla görüşebildiği, kaldığı odanın yeterli büyüklükte penceresi ile duş

ve tuvaleti olduğu, odada bir ranza, elbise dolabı, mutfak dolabı, buzdolabı,

masa, sandalye, sebze meyve dolabı, ayakkabılık ile sehpa olduğu belirtilmiş;

başvurucunun tutulma koşulları bir bütün olarak ele alındığında başvuruya konu

tedbirin niteliği, amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisinin, başvurucunun

tek olarak barındırıldığı odadan tek başına günlük bir saat olarak

havalandırmaya çıkartılmasının asgari ağırlık eşiğini aşan bir muamele olarak

değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, başvurucunun şikâyetlerinin açıkça

dayanaktan yoksun olduğu yönünde görüş bildirmiştir.

65. Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurucu; kötü

muamele yasağının mutlak niteliği nedeniyle olağanüstü hâl döneminin

gerektirdiği tedbirlere yapılan atıfların kabul edilebilir olmadığını,

Bakanlığın ileri sürdüğü gerekçelerin çelişkili olduğunu, 22,5 aylık tutukluluk

süresinin 21 ayını tecrit altında geçirdiğini, Bakanlığın koşullara ve görüş

sayılarına ilişkin verdiği bilgilerin gerçeği yansıtmadığını, avukat

görüşlerine bir çok zorluk çıkarıldığını, sağlık hizmetlerine erişimin geç

sağlandığını, tecrit için somut gerekçe bulunmaksızın belirsiz bir süre bu

koşullarda tutulmasının ve bu süre içinde dış dünya ile ilişkisinin sadece bir

gazete ile sınırlı tutulmasının kötü muamele yasağını ihlal ettiğini

belirtmiştir.

2. Değerlendirme

66. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…”

67. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

68. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve

Sözleşme’nin 3. maddesi herhangi bir sınırlama öngörmemekte ve işkence,

insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının mutlak

mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak mahiyeti Anayasa’nın

15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka

bir genel tehlike hâlinde dahi istisna öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme’nin

15. maddesi benzer bir düzenleme ile kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir

istisna öngörmemiştir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, §

33).

69. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar,

ayrımcı davranışlar, devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamiz

ifadeler, kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muameleler

kötü muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, §

90). Mahpuslar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılabilirken (İbrahim Uysal,

B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak alanı kapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununla

birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun

önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin

sağlanmasına yönelik kabul edilebilir, makul gerekliliklerin olması durumunda

sahip olunan haklar sınırlanabilir. Dolayısıyla verilen bir mahkûmiyet

veya tutuklama kararının infazında mahkûmlar veya tutuklular için sağlanacak şartlar

insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan Günana, §§

35, 36).

70. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul

edilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu

idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi

yönetimsel hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Ceza

infaz kurumlarındaki yaşam, mahpuslara sunulan aktivitelerin genişliğinden

mahpuslar ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar

geniş bir alanda değerlendirilmelidir. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki

davranışların mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan

kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma

sokmaması gerekir (Turan Günana, §§ 37, 39).

71. Yukarıda ifade edilen tüm hususlara ilave olarak bir

muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi

için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini ifade etmek

gerekir. Her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri

dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel

ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler

önem taşımaktadır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 23).

72. Ceza infaz kurumlarında hükümlü ya da tutuklu

statüsüyle tutulan kişilerin hücre hapsine alınmasının ya da diğer

tutulanlardan ayrılmasının tek başına Anayasa'nın 17. maddesine aykırı bir

durum oluşturmadığı Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında belirtilmiştir.

Buna göre disiplinin sağlanması, güvenlik gerekçesi veya ayrı tutulan kişiyi

diğer tutulan kişilerden korumak kaygısıyla bu tür uygulamalar yapılması

mümkündür (Turan Günana § 43; Ahmet Yeter, B. No: 2014/5100,

16/2/2017, § 39).

73. Ayrıca tek başına tutma tedbirinin sadece güvenlik

veya disiplini sağlama kaygısıyla değil mahpusların devam eden soruşturmalarda

hileli iş birliği yapmalarını veya dışarıdakilerle yeni bir suç işlemek için iş

birliği yapmalarını önleme gibi amaçlarla uygulanması da mümkündür (Raşit

Konya, B. No: 2017/26780, 28/6/2018, § 44).

74. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulma

koşullarını değerlendirirken başvurucu tarafından ileri sürülen somut olaylara

ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi ve bu

kapsamda önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarının

birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Turan Günana,

§ 38). Dolayısıyla her başvuruda somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin

niteliği ve süresi, amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi

değerlendirilmelidir.

75. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul

edilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bununla birlikte bu

koşulların söz konusu uygulamanın niteliğinden kaynaklanan ve özgürlükten

mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin ötesinde asgari

bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir (Raşit Konya, § 50).

76. 5275 sayılı Kanun'un 111. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında 9. maddeye atıfla anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı

suçlardan tutuklu olanların da yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarına

yerleştirileceği düzenlenmiştir. Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları

5275 sayılı Kanun'un 9. maddesinde iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip,

firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fiziki engellerle donatılmış, oda

ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan ancak mevzuatın belirttiği hâllerde

aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli

olduğu sıkı güvenlik rejimine tabi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda

barındırıldıkları tesisler olarak tanımlanmıştır. Somut olayda, anayasal düzeni

ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutuklu başvurucu da bu kapsamda

Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna

yerleştirilmiştir. 9/9/2016 tarihinde İdare ve Gözlem Kurulunun kararı ile

başvurucunun tek kişilik odaya yerleştirildiği anlaşılmaktadır.

77. 5/6/2017 tarihinde ise başvurucuya tehlikeli tutuklu

statüsü adı altında yeni bir statü verilerek ek kısıtlamalar getirilmiştir. Bu

kapsamda başvurucunun havalandırma sürelerinin kısaltıldığı ve havalandırmaya

tek başına çıkarıldığı anlaşılmaktadır.

78. Tedbirin niteliği ve amacı kapsamında sınırlamaları

getiren merci ile mercinin yetkileri bir kriter olarak değerlendirilecek

olmakla birlikte kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasının

değerlendirilmesinde önlemlerin şiddeti, süresi bireyler için sonuçlarının bir

bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

79. Başvurucunun barındırılma koşullarına ilişkin olarak

Bakanlığın sunduğu ve Anayasa Mahkemesi tarafından başvurucunun kaldığı ceza

infaz kurumundan alınan bilgiler ışığında başvurucunun 9/9/2016 tarihinde tek

kişilik odaya alındığı, bu odada 8,29 m2 kullanım

alanı, 2 m2 WC, banyo, bir tane açılır

pencere ve 25 m2 havalandırma alanı

bulunduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu bu süre zarfında haftanın yedi günü,

gündüz saatlerinde sınırlama olmaksızın başka iki tutuklu ile birlikte

havalandırma hakkından yararlandırılmıştır.

80. 5/6/2017 tarihinde başvurucunun tehlikeli tutuklu

statüsüne alınması üzerine barındırılma koşulları yeniden ele alınmıştır.

Başvurucu tehlike hâli taşıyan tutuklu statüsüne alındıktan sonra tahliye olana

kadar barındırıldığı odada havalandırma imkânından günlük bir saat olarak tek

başına faydalandırılmıştır. Buna karşın Bakanlık tarafından başvurucunun aynı

havalandırma alanını ortak olarak farklı saatlerde kullanan, komşu odalarda

barındırılan tutuklu ve hükümlülerle sosyal ilişki kurabilme imkânına sahip

olduğu bildirilmiştir.

81. Başvurucu, belirtilen Ceza İnfaz Kurumuna kabulünden

sonra tahliye edilene kadar toplamda 181 ziyaretçi görüşü, 53 telefon

görüşmesi, 111 kez avukat görüşmesi gerçekleştirmiştir. Bu görüşmelerden 99

ziyaretçi kabulü, 30 telefon görüşmesi, 40 avukat görüşmesi tehlike hâli

taşıyan tutuklu statüsüne alındıktan sonra gerçekleşmiştir.

82. Bunların dışında başvurucunun talebi üzerine Kurum

kütüphanesinden -56'sı tehlike hâli taşıyan tutuklu statüsüne alındıktan sonra

olmak üzere- 100 kitap temin edilerek kitapların kendisine teslim edildiği

anlaşılmaktadır.

83. Koşullar değerlendirildiğinde başvurucunun tutulduğu

odanın hücre statüsünde bir oda olmadığı, büyüklüğü, havalandırma penceresi,

tuvalet ve duş için ayrılmış uygun ve yeterli bölümleri olduğu dikkate

alındığında odanın Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen

Avrupa Cezaevi Kurallarına (Raşit Konya, §§ 14-27) uygun koşullarda

olduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki kararlar için bkz. Raşit Konya, §

46; (Timur Demir, B. No: 2018/33190, 9/5/2019, § 45).

84. Başvurucu tehlikeli tutuklu statüsüne alınana kadar

başka iki tutuklu ile birlikte ortak bir avluyu kullanmak suretiyle her gün gün

ışığı süresince havalandırma hakkından yararlandırılmıştır. Tehlikeli tutuklu

statüsüne alındıktan sonra ise havalandırma hakkından günde bir saat tek başına

yararlandırıldığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun tahliye olana kadar tehlikeli

tutuklu statüsünde geçirdiği sürenin yaklaşık on bir ay olduğu tespit

edilmiştir.

85. Bunun yanı sıra başvurucu, bu süre zarfında ailesi ve

avukatı ile açık ve kapalı çok sayıda görüş gerçekleştirmiştir.

86. Sonuç olarak başvurucunun on bir ayı tehlikeli

tutuklu statüsünde diğer hükümlü ve tutuklularla iletişim kurması yönünde

sınırlamalar getirilmiş olmak üzere tahliye edilene kadar toplamda 1 yıl 8 ay

tek kişilik odada tutulmuş olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte ailesiyle,

dış dünyayla ve diğer tutulanlarla iletişimi bütünüyle kesilmeyen başvurucunun

duyusal ve sosyal olarak izole edildiği sonucuna ulaşılmamıştır.

87. Tek kişilik odada kalma ile diğer

tutuklu/hükümlülerle ve dış dünyayla iletişimin sınırlanması süresinin uzunluğu

ve bu sürenin tutulan kişi üzerindeki etkilerinin kötü muamele yasağı açısından

aranan asgari eşik seviyesine ulaşıp ulaşmadığı hususu, somut olaya özgü

koşullar çerçevesinde her başvurucuya veya başvurucunun her başvurusuna göre

ayrı değerlendirilmektedir. Somut olayda başvurucunun şikâyet ettiği tutulma

koşulları ve süresi bakımından söz konusu asgari eşik derecesinin aşılmadığı

sonucuna varılmıştır.

88. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağına ilişkin

bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

89. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

90. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

91. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

92. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

93. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir

örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

94. İncelenen başvuruda ceza infaz kurumu idaresi

tarafından alınan kararda kullanılan ifadeler nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinin birinci ve 38. maddesinin dördüncü fıkralarında güvence altına

alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

95. İhlalin idarenin işleminden kaynaklandığı

anlaşılmaktadır. Bununla birlikte İnfaz Hâkimliği de ihlali giderememiştir.

96. Bu durumda masumiyet karinesinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan

benzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama

sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan

mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Batı İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

97. İhlal tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesinin yeterli bir giderim

sağlayacağı anlaşıldığından ayrıca tazminata hükmedilmesine gerek

görülmemiştir.

98. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci ve 38. maddesinin dördüncü

fıkralarında güvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

Batı İnfaz Hâkimliğine (E.2017/2959, K.2017/3015) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Basri BAĞCI Raportör : Gizem Ceren DEMİR KOŞAR Başvurucu : Yıldırım GÜVENÇ Vekili : Av. Metin ŞENAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/32945, 11 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Masumiyet
  16. B. Kötü Muamele
  17. C. 6216 sayılı
  18. A. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin
  19. C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalinin
  20. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  22. M. Emin KUZ
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/32945
Tarih
11 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Remzi Serdar Başvurusu (B. No: 2018/18201)
  • B.u. Başvurusu (B. No: 2018/4971)
  • Mustafa Atak Başvurusu (B. No: 2018/27304)
  • Rafet Güney Başvurusu (B. No: 2018/20868)
  • Abdulğafur Özel Başvurusu (B. No: 2017/14715)
  • İnta Mühendislik Mimarlık İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/34763)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.