İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Davut Şen Başvurusu (B. No: 2018/14937)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan

Başvuru No2018/14937Tarih11 Şubat 2021Okuma20 dk · 4.074 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Davut Şen Başvurusu

Karar tarihi
11 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2018/14937
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.074 kelime·20 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan

başvurucunun göndermek istediği mektuba el konulması nedeniyle haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 24/4/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklu olarak İzmir 2 No.lu T Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda (İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.

10. Başvurucu farklı gazetelerde köşe yazarlığı yapan iki

gazeteciye içerikleri büyük oranda aynı olan mektup göndermek istemiştir. Mektuplar

incelendiğinde; tutuklanmadan önce öğretmen olarak çalıştığını beyan eden

başvurucunun meslek hayatı boyunca çeşitli fedakârlıklar yaparak bu mesleği

yerine getirdiğine ilişkin bir kısım olayları anlattıktan sonra ülkesine bağlı

biri olarak terörist gibi görülmesini hazmedemediğini vurguladığı görülmüştür.

Başvurucu, mektupta kendisine yönelik suç isnadına ilişkin bazı açıklamalar

yapmış; içinde bulunduğu durumdan dolayı hem kendisinin hem de ailesinin mağdur

olduğunu dile getirmiştir. Ayrıca kızının başvurucuya yazdığı bir mektubun

sakıncalı kabul edilen mektupların ekinde gazetecilere isim belirtilmeden

yayımlanma istemiyle gönderildiği, bu mektubun da başvurucunun kızının babasına

olan özlemi ve sevgisine yönelik ifadeler içerdiği görülmüştür.

11. İnfaz Kurumu Mektup Okuma Komisyonu (Komisyon)

5/12/2017 tarihinde düzenlediği tutanakla mektuplarının içeriklerinin sakıncalı

ifadeler içerdiği, kamuoyu oluşturmak ve medyadan destek almak amacıyla

gönderildiği kanaatiyle mektupla ilgili bir karar alması için mektubu Disiplin

Kurulu Başkanlığına (Disiplin Kurulu) göndermiştir. Disiplin Kurulu 6/12/2017

tarihinde mektubun tamamının gönderilmemesine karar vermiştir. Anılan kararda

mevzuat hükümleri tekrarlandıktan sonra mektupların kamuoyu oluşturma ve medyadan

destek alma amacı taşıdığı ifade edilmiştir.

12. Başvurucu anılan karara karşı Karşıyaka İnfaz

Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yaptığı itirazlarında mektuba el konulmasının

hukuki bir dayanağının olmadığını, mektupta güvenliği tehlikeye düşürecek, devleti

ve Ceza İnfaz Kurumunu zora sokacak ifadelerin olmadığını, aksine mektuplarda

tutuklanmadan önce devleti için yaptığı fedakârlıkları ve devleti ne kadar

sevdiğini anlatmaya çalıştığını belirtmiştir. İçeriğinde şiddet, tehdit ve

hakaret bulunmayan mektuplarda bir terör örgütüne neden üye olmadığını ve

olamayacağına dair açıklamaların yer aldığını, ayrıca kızının kendisine

gönderdiği mektubu aynen kopyalayarak gazetecilere göndermek istediğini

vurgulayarak haberleşme hürriyetinin haksız yere engellendiğini ileri

sürmüştür. Mahkeme başvurucunun itirazlarını 28/12/2018 ve 30/12/2018 tarihli

kararlarla reddetmiştir. Aynı gerekçeyi içeren kararlarda; mevzuat hükümleri ve

Anayasa Mahkemesi kararları hatırlatıldıktan sonra mektupların tamamının

kamuoyu oluşturma ve medyadan destek alma amacı taşıdığı görüldüğünden Kurum

güvenliğini tehlikeye düşürebileceği kanaatiyle alıkonulmasına karar

verilmesinin hukuka uygun olduğu belirtilmiştir.

13. Başvurucu, bu kararlara karşı Karşıyaka 1. Ağır Ceza

Mahkemesine yaptığı itirazında sakıncalı görülen mektuplarla tamamen aynı

içerikteki mektubunu 12/12/2017 tarihinde başkalarına gönderdiğini, bu mektubun

sakıncalı görülmemesine rağmen gazetecilere yazdığı mektuplara el konulduğunu

belirtmiştir. Mahkeme 16/2/2018 ve 19/2/2018 tarihli kararlarıyla, İnfaz

Hâkimliği kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun

itirazını reddetmiştir.

14. Nihai kararlar 13/4/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 24/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

16. İlgili hukuk için bkz. Ahmet Temiz B. No:

2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20; Tayfur Tunç, B. No:

2017/36327,10/3/2020, §§ 15-28; Rıdvan Türan, B. No: 2017/20669,

10/3/220, §§ 15-28; Ahmet Kağanarslan ve diğerleri, B. No: 2017/16227,

10/3/2020, §§ 18, 31.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 11/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

18. Başvurucu uzun süredir tutuklu olması

nedeniyle bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacak gelirinin

olmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

19. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucu; tutuklanma sürecinde bizzat yaşadıklarını

ve mağduriyetini yazdığı mektuplarına kızının kendisine yazdığı mektubu ekleyip

gazetecilere göndermek istediğini, mektuplarında sakıncalı ifadeler yer

almadığını, sakıncalı görülmeyerek daha önce gönderilmesine izin verilen

mektubu gazetecilere göndermek istediğinde sakıncalı görülerek mektuba el

konulduğunu belirtmiştir. Mektupların gönderilmemesinin keyfî bir uygulama

olduğunu, geçen süre de düşünüldüğünde mektuplarının güncelliğini yitirdiğini

vurgulayan başvurucu, haberleşme ve ifade hürriyeti ile eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

21. Bakanlık görüşünde; başvurucunun göndermek istediği

mektupların sakıncalı görülerek muhatabına gönderilmemesi şeklindeki

müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu, kamu düzeninin sağlanması ve suç

işlenmesinin önlenmesi meşru amacını taşıdığı, ayrıca demokratik toplum

düzeninin gereklerine aykırı olmadığı ve ulaşılmak istenen amaçla orantılı

olduğu belirtilmiştir. Disiplin Kurulu, İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi

kararlarının ilgili ve yeterli gerekçeler içerdiği, kararlardaki tespit ve

sonuçların yasanın uygulanması niteliğinde olduğu, Anayasa’da yer alan hak ve

özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı veya adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan

tarzda açık bir keyfîlik içermediği değerlendirmesine yer verilmiştir.

22. Bakanlık görüşüne karşı önceki iddialarını

tekrarlayan beyanında başvurucu; ayrıca mektuplarda Kurumun güvenliğini

tehlikeye düşürecek bir içeriğin olmadığını, Bakanlığın keyfî uygulamayı

meşrulaştırmaya çalıştığını ileri sürmüştür. Bu mektupların içerikleriyle bire

bir olan mektuplarının daha önce gönderilmesinde sakınca görülmeyerek

göndermesine izin verildiğini ancak aynı mektupların gazetecilere göndermesinin

engellendiğini, mektubun hangi bölümlerinin sakıncalı olduğunun bile

tartışılmayarak tamamının yasaklandığını, Bakanlığın güvenlik gerekçesine

ilişkin soyut iddiaları dışında somut hiçbir bilgi ve belge sunmadığını ifade

etmiştir.

2. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

Başvurucunun iddialarının özü, göndermek istediği mektubun Disiplin Kurulunca

sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin

engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında bu tür

başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, §

23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201, 20/5/2015, § 22; Akif İpek,

B. No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan Vural, B. No: 2013/1148,

7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa

Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015, § 24; Tayfur Tunç, § 36; Rıdvan

Türan, § 36). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı

anlaşılan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Müdahalenin

Varlığı

25. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme

hürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına

alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 8. maddesinde de

herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu

düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı,

haberleşme hürriyetinin yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsun

haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme bağlamında

bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine

konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronik

posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşme

faaliyetlerinin haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliği kapsamında

değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693,

16/4/2015, § 49; Ahmet Temiz, § 31).

26. Kamu makamlarının bireyin haberleşme hürriyetine ve

haberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,

Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.

Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıyla

haberleşme hürriyetine yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birlikte

haberleşme hürriyeti mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalara

tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesinin

ikinci fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50; Ahmet

Temiz, § 32).

27. Somut olayda Disiplin Kurulu, başvurucunun göndermek

istediği mektupların sakıncalı olduğunu değerlendirerek alıkonulmasına karar

vermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun

haberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.

ii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

28. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahale, Anayasa'nın

22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun

olmadığı takdirde Anayasa'nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.

Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler,

...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin

...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

29. Müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve

somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 22.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir

(Ahmet Temiz, § 36).

(1) Kanunilik

30. Anayasanın 13. ve 22. maddeleri uyarınca haberleşme

hürriyetine yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin

yasal dayanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir, yeterince açık ve belirli

bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir (Ahmet

Temiz, §§ 37, 38).

31. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz kararında,

somut olayda da uygulanan 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin hükümlülerin ceza infaz

kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanuni

dayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespiti

yapılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan Anayasa'nın haberleşme

hürriyetinin düzenlendiği 22. maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu

sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüne

uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün olabileceği belirtildikten sonra

üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları

kanunda belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu

kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça

düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda

ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, §§

74-76; Ahmet Temiz, § 41).

(2) Meşru Amaç

32. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin meşru

kabul edilebilmesi için bu müdahalenin Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve ahlakın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden birine veya birkaçına dayanması gerekir

(Ahmet Temiz, § 47).

33. Somut olayda müdahalenin meşru amaçlara dayandığının

ortaya konulabilmesi için başvurucunun mektubunun alıkonulmasına gerekçe

gösterilen mektupların kamuoyu oluşturma ve medyadan destek alma amacı taşıdığı

yönündeki sebeplerin 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında ve Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlama

sebepleriyle örtüşüp örtüşmediği sorusuna cevap verilmelidir. Bununla birlikte

bu sorunun müdahalenin gerekliliği ile doğrudan ilişki içinde olması

dolayısıyla burada incelenmesine yer olmadığı kanaatine varılmıştır (benzer

değerlendirme için bkz. Musa Kaya (2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, §

53).

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a) Genel

İlkeler

34. Tutuklu ve hükümlüler, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptir (Recep Bekik ve diğerleri [GK], B. No: 2016/12936, 27/3/2019, §

27; Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, §

65). Bu bağlamda tutuklu ve hükümlülerin haberleşme hürriyeti de Anayasa ve

Sözleşme kapsamında koruma altındadır (Ahmet Temiz, § 66; Musa Kaya

(2), § 62).

35. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın

kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi kurumda

güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması

durumunda tutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan

Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35; Ahmet Temiz, § 66).

36. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır

ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı

gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen

ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki

kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Ferhat

Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

37. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak

kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya

ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Ferhat

Üstündağ, § 46).

38. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen

amaç ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaret

etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).

(b) Hükümlü ve

Tutukluların Mektuplarının Denetlenmesi Suretiyle Haberleşme Hürriyetine

Yapılan Müdahalelerin Demokratik Toplum Gereklerine Uygunluğunun Denetiminde

Gözetilmesi Gereken Hususlar

39. Ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme ve

almanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya

ile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde

bulundurarak dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkûmlara

yardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği sunmalıdır (Kahraman

Güvenç, B. No: 2013/2072, 3/2/2016, § 49; Musa Kaya (2), § 66; Orhan

Bingöl, B. No: 2016/9154, 12/11/2019, § 29; Mustafa Baysal, B. No:

2016/58482, 11/9/2019, § 33, 34).

40. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması

gerekir (benzer yöndeki karar için bkz. Ahmet Temiz, § 58; Musa Kaya

(2), § 54; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).

41. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Ahmet Temiz,

§§ 64, 65; Özkan Kart (2), §§ 66, 67). Orantılılık ise bireyin hakkına

yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil bir dengenin

gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (benzer değerlendirmeler için bkz. Mehmet

Koray Eryaşa, § 89; Veysi Aktaş (2), B. No: 2015/15982, 6/2/2019, §

36).

42. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahale

bakımından adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının tespitinde müdahaleyi

gerçekleştiren kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin karar gerekçesi büyük

önem taşır. Kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin temel hak ve

özgürlüklere yönelik müdahalenin zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve

orantılı olduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyma yükümlülüğü

vardır. Aksi durumda temel haklara yönelik müdahalelerin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir.

Dolayısıyla haberleşme hürriyetine gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince

ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler

Anayasa'nın 22. maddesini ihlal edecektir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Ahmet

Temiz, §§ 67, 68; Musa Kaya (2), §§ 64-66; Mehmet Reşit Arslan

(3), B. No: 2013/1770, 10/3/2016, §§ 48, 49; Kahraman Güvenç, §§

43, 44).

43. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili

ve yeterli sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer

başvuruların koşullarına göre değişebilecek unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

i. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan

gönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek

makul nedenler, somut olayın tüm koşulları dâhilinde objektif bir gözlemciyi

haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte olaya özgü

olgu ve bilgilerle, somut mektuba özgü kabul edilebilir makul gerekçelerle

açıklanmalıdır. Sakıncalı bulunan mektuptaki hangi ifadelerin hangi nedenlerle

ceza infaz kurumu güvenliğini tehlikeye düşürdüğünün somut verilere dayanılarak

gerekçelendirilmesi gerekir. 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında “kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri

hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe

yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve

telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise

gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararında

veya infaz hâkimliğinin kararında sadece bu madde hükmünün yazılmış olması

ilgili ve yeterli gerekçe sayılmaz (benzer değerlendirmeler için bkz. Ahmet

Temiz, §§ 69, 70; Ramazan Vural, §§ 71, 72; Musa Kaya (2), §

67; Kahraman Güvenç, §§ 50-52; Mehmet Reşit Arslan (3), §§ 56-58;

Ercan Oral, B. No: 2013/3827, 3/2/2016, §§ 43, 44; Musa Kaya (3),

2013/3828, 1/12/2015, §§ 60, 61; Veysel Kaplan, B. No: 2013/1830,

18/11/2015, §§ 63-65; Turan Günana (4), B. No: 2013/8554, 4/11/2015, §§

67, 68; Abdulvahap Kavak, B. No: 2013/7477, 6/10/2015, §§ 66, 67; Mustafa

Aydin, § 74; Akif İpek, §§ 72-74; Eren Yıldız, §§ 80, 81; Mehmet

Sabri Yakut, B. No: 2013/9709, 23/3/2016, §§ 48-50; Cumali Karsu, B.

No: 2014/971, 19/4/2017, §§ 33, 35; Özkan Kart (3), B. No: 2016/2251,

12/6/2019, § 34; Orhan Bingöl, § 35; K.Ö., B. No: 2017/34068,

28/1/2020, §§ 35, 36).

ii. Mektubun içeriği ile birlikte muhatabının kim olduğu

da yapılan değerlendirmede dikkate alınmalı, mektubun bu muhataba

gönderilmesinin hangi nedenlerle ceza infaz kurumu güvenliğini ve kamu düzenini

tehlikeye düşüreceği açıklanmalıdır. Muhatabın kim olduğuna yönelik olarak

imkânlar ölçüsünde bir araştırma yapılması, bu hususta idari ve yargısal

makamlarca elde edilen bilgilerin karar gerekçelerine yansıtılması

gerekmektedir (Ercan Oral, § 40; avukata gönderilen mektup ile ilgili

olarak bkz. Kemal Yiğit, B. No: 2013/1700, 20/1/2016, § 56; Süleyman

Araç, B. No: 2016/9882, 12/6/2019, §§ 39-41; hükümlünün avukatına ve

vasisine gönderdiği mektuplar ile ilgili olarak bkz. Mehmet Reşit Arslan (3),

§§ 53, 54, 56-58; başbakana gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Abdulvahap

Kavak,§ 66; milletvekillerine gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Kahraman

Güvenç, §§ 47, 50; Mecit Şahinkaya ve Tamer Korkmaz, B. No:

2016/463, 12/9/2019, § 39; bir siyasi partinin genel merkezine gönderilen

mektup ile ilgili olarak bkz. Mehmet Sabri Yakut, §§ 43, 44;

gazetecilere gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Musa Kaya (2), §

60; Ercan Oral, § 44; Mustafa Baysal, §§ 33, 34; sivil toplum

kuruluşlarına ve insan hakları derneklerine gönderilen mektup ile ilgili olarak

bkz. Orhan Bingöl, §§ 31-33; Keyfo Başak ve Şeyhmus Musa, B. No:

2015/17258, 20/9/2018, § 36; Murat Türk (5), B. No: 2016/2826,20/9/2018,

§§ 36, 37;Naif Bal, B. No: 2015/17982, 20/9/2018, § 42; Mustafa Aydin,

§ 71; Musa Kaya (2), § 66; Akif İpek, § 72; Ramazan Vural,

§ 71).

iii. Mektup içeriği hakkında yapılan değerlendirmede

mahpus hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyet sebeplerinin de dikkate

alınması gerekir (Ahmet Temiz, § 67; Mehmet Reşit Arslan (3), §

48; Kahraman Güvenç, § 43; Musa Kaya (2), § 57; Veysel

Kaplan, § 60; Mustafa Aydin, § 68; Murat Karayel, B. No:

2013/2125, 16/9/2015, § 70; Ramazan Vural, § 68; Eren Yıldız, §

69). Söz konusu bilgilerin somut mektubun alınması veya gönderilmesine olan

etkilerinin (terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının haberleşmelerine neden olan yahut örgüt üyeleri arasında motivasyonu

artırmaya yönelik mektuplar gibi) karar gerekçelerinde gösterilmesi

gerekmektedir.

iv. Her somut olayın kendine özgü koşulları çerçevesinde

mektubun tamamının alıkonulmasına karar vermek yerine mektup içinde sakıncalı

olduğu değerlendirilen bazı cümlelerin okunmayacak şekilde karalanarak mektubun

gönderilmesinin veya muhatabına verilmesinin mümkün olup olmadığı

değerlendirilmelidir. Bu şekilde mektubun tamamının alıkonulması şeklindeki

müdahalenin orantılı olup olmadığı ortaya konulmalıdır (Musa Kaya (3),

§§ 69, 70; Mehmet Çelebi Çalan (6), B. No: 2016/14536, 10/12/2019, § 31;

Osman Evcan, B. No: 2016/10176, 12/6/2019, § 35; Murat Karayel (6),

B. No: 2013/5034, 9/3/2016, § 45; Zeyni Arat, B. No: 2013/3951,

18/2/2016, § 46; Turan Günana (4), § 73; Ahmet Temiz (4), B. No:

2013/6208, 18/11/2015, § 65; Özkan Kart (2), § 72).

(c) İlkelerin

Olaya Uygulanması

44. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde ceza infaz

kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen yazışmalara yapılan

müdahalelerin mektubu gönderen, mektubun muhatabı ve mektup içeriği gözetilerek

mektuba özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi ve haberleşme hakkının

kötüye kullanıldığının objektif bir şekilde ortaya konulması gerektiği

söylenebilir. Dolayısıyla bu kapsamda öncelikle mektubun içeriğindeki hangi

sözlerin neden sakıncalı olduğu yeterli bir gerekçe ile gösterilmek zorundadır.

Ayrıca yazışmanın kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde sakıncalı görülen

kısımların çizilmesi suretiyle yazışmanın muhatabına ulaştırılma imkânının olup

olmadığı hususunun da ilgili kararlarda tartışılması gerekir.

45. Somut olayda mektubun alıkonulmasına yönelik Disiplin

Kurulu kararında; gönderen, muhatap ve içerik gözetilerek başvuruya konu mektup

içeriğinde yer alan hangi sözlerin muhatabına ulaştırılmasının ne suretle

sakıncalı olduğu açıklanmadan soyut bir gerekçeyle mektubun tamamının sakıncalı

olduğu ifade edilmiştir. İnfaz Hâkimliğinin ise bu gerekçeyi tekrarlamakla

yetindiği, mektubun neden sakıncalı olduğunun mektupların içerikleriyle

ilişkilendirilerek gerekçelendirmediği görülmüştür. Ayrıca anılan kararlarda mektuplarda

başvurucunun içinde bulunduğu durumdan kaynaklandığını ileri sürdüğü bireysel

sıkıntıların dile getirildiği, şiddeti öven ve tehdit veya hakaret

sayılabilecek ifadeler bulunmadığı hususlarının dikkate alınmadığı, mektubun

5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilen sebeplerden en az birini

içerdiğinin ortaya konulamadığı vurgulanmalıdır. Dolayısıyla Disiplin Kurulu ve

derece mahkemelerinin kararlarında mektubun alıkonulmasına dair mektupla

ilişkili, somut bilgilere dayalı ve yeterli bir gerekçe bulunmadığı

anlaşılmıştır.

46. Öte yandan mektubun alıkonulmasına gerekçe olarak

sunulan kamuoyu oluşturmak ve medyadan destek almak amacı5275 sayılı Kanun’un

68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında belirtilen hâllerden hiçbirine uygun

değildir. Ayrıca gerek Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararında gerekse

derece mahkemeleri kararlarında, anılan mektubun alıkonulmasını gerektirecek

boyutta Ceza İnfaz Kurumunda düzeni ve güvenliği tehlikeye sokan özel ve

olağanüstü koşulların bulunduğuna dair herhangi bir gerekçeye yer

verilmemiştir. Buna göre olayda Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında

belirtilen ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya

düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve ahlakın korunması, başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması amaçlarına yönelik kabul edilebilir makul

gerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığı sonucuna

varılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.

maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir

veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

49. Başvurucu, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılarak

mektupların muhatabına gönderilmesi ile 50.000 TL manevi ve 5.000 TL maddi

tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

50. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

51. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

52. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

53. İncelenen başvuruda, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin

Kurulu Başkanlığının başvurucunun mektupları ile ilgili yeterli gerekçe

içermeyen mektup değerlendirme kararı nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal

edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idari işlemden

kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte derece mahkemeleri de ihlali

giderememiştir.

54. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Karşıyaka İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

55. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için haberleşme hürriyetinin ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

56. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan

haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğin haberleşme hürriyetine yönelik

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Karşıyaka İnfaz Hâkimliğine (E.2018/5897; E.2018/ 5898) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Karşıyaka 1. Ağır

Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 11/2/2021tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Basri BAĞCI Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Davut ŞEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/14937, 11 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Adli Yardım
  14. B. Haberleşme
  15. C. 6216 Sayılı
  16. B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin
  17. C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan
  18. D. Kararın bir örneğin haberleşme hürriyetine yönelik
  19. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. H. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/14937
Tarih
11 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Suat Eren Başvurusu (B. No: 2018/3081)
  • Ayşen Işıklı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/35199)
  • Yıldırım Güvenç Başvurusu (B. No: 2017/32945)
  • Remzi Serdar Başvurusu (B. No: 2018/18201)
  • B.u. Başvurusu (B. No: 2018/4971)
  • Mustafa Atak Başvurusu (B. No: 2018/27304)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.