İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdullah Sabri Kocaman Başvurusu (B. No: 2013/4030)

1. Başvurucu, usul kurallarına

Başvuru No2013/4030Tarih16 Ekim 2014Okuma17 dk · 3.442 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdullah Sabri Kocaman Başvurusu

Karar tarihi
16 Ekim 2014
Başvuru Numarası
2013/4030
R.G. Tarih-Sayı
10/1/2015-29232
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.442 kelime·17 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, usul kurallarına

aykırı olarak savunmasının alınmasının ve mahkûmiyet kararına dayanak olan

dinleme kayıtlarına ilişkin mahkeme kararlarının dava dosyasında bulunmamasının

Anayasa’nın adil yargılanma hakkını düzenleyen 36. maddesinin; kendisi ile aynı

durumda olan bazı sanıklar hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının daha az

ceza verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu halde kendisi hakkında verilen

cezanın bir gerekçe gösterilmeksizin onanmasının Anayasa’nın eşitlik ve

gerekçeli karar haklarını düzenleyen 10. ve 141. maddelerinin

ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 14/6/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 31/3/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade

edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Gaziantep Emniyet Müdürlüğünce

yapılan istihbari çalışmalar kapsamında yapılan

teknik takip sonucu aralarında başvurucunun da bulunduğu bazı kişilerin telefon

görüşmeleri mahkeme kararı ile dinlenmiş ve kayda alınmıştır.

6. Başvurucu hakkında Gaziantep

14. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/2/2012 tarihli kararı ile yakalama emri

verilmiştir.

7. Gaziantep Cumhuriyet

Başsavcılığının 14/2/2012 tarihli iddianamesi ile başvurucu dâhil yedi kişi

hakkında parada sahtecilik yapmak suçundan cezalandırılmaları talebiyle

Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

8. Gaziantep 1. Ağır Ceza

Mahkemesi 14/2/2012 tarihli kararı ile iddianameyi kabul etmiştir.

9. Başvurucu, hakkında verilen

yakalama emri gereğince 14/2/2012 tarihinde yakalanmış ve Gaziantep 1. Ağır

Ceza Mahkemesi huzurunda ilk celseye katılımı sağlanarak savunması alınmıştır.

10. Gaziantep 1. Ağır Ceza

Mahkemesi 30/5/2012 tarihli kararı ile başvurucunun parada sahtecilik suçundan

8 yıl 4 ay hapis ve 132.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar

vermiştir.

11. Temyiz üzerine, Yargıtay 8.

Ceza Dairesinin 18/2/2013 tarihli ilamı ile İlk Derece Mahkemesinin kararının

başvurucuya ilişkin kısmı onanmış, karar başvurucuya 31/5/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

12. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun “Yakalanan

kişinin mahkemeye götürülmesi” kenar başlıklı 94. maddesi şöyledir:

“(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri

üzerine soruşturma veya kovuşturma evresinde yakalanan kişi, en geç yirmi dört

saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılır.

(2) Yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili

hâkim veya mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde yakalandığı yer

adliyesinde, mevcut değil ise en yakın adliyede kurulu sesli ve görüntülü

iletişim sisteminin kullanılması suretiyle yetkili hâkim veya mahkeme

tarafından bu kişinin sorgusu yapılır veya ifadesi alınır.”

13. 5271 sayılı Kanun’un 147.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya

sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:

a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya

sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.

b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.

c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî

yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya

sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda

olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine

baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.

d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin

yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir.

e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî

hakkı olduğu söylenir.

f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını

isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini

ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır.”

14. 5271 sayılı Kanun’un “İddianamenin iadesi” kenar başlıklı 174

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının

verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde

soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya

hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;

…

İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar

verilir.”

15. 5271 sayılı Kanun’un “İddianamenin kabulü ve duruşma hazırlığı”

kenar başlıklı 175. maddesi şöyledir:

“1) İddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur ve

kovuşturma evresi başlar.

(2) Mahkeme, iddianamenin kabulünden sonra duruşma gününü

belirler ve duruşmada hazır bulunması gereken kişileri çağırır.”

16. 5271 sayılı Kanun’un “İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın çağrılması”

kenar başlıklı 176. maddesi şöyledir:

“(1) İddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte sanığa tebliğ

olunur.

(2) Tutuklu olmayan sanığa tebliğ olunacak çağrı kâğıdına

mazereti olmaksızın gelmediğinde zorla getirileceği yazılır.

(3) Tutuklu sanığın çağrılması duruşma gününün tebliği

suretiyle yapılır. Sanıktan duruşmada kendisini savunmak için bir istemde

bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa neden ibaret olduğunu bildirmesi istenir; müdafii de sanıkla birlikte davet olunur. Bu işlem,

tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle

görevlendirilen personel yanına getirilerek tutanak tutulmak suretiyle yapılır.

(4) Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrı kâğıdının

tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir.”

17. 5271 sayılı Kanun’un “Ara verme” kenar başlıklı 190. maddesi

şöyledir:

“(1) Duruşmaya, ara verilmeksizin devam edilerek hüküm

verilir. Ancak, zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını

olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir.

(2) 176 ncı

maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini istemeye

hakkı olduğu sanığa hatırlatılır.”

18. 5271 sayılı Kanun’un 191.

maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“(3) Duruşmada, sırasıyla;

a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu

hakkında kendisinden bilgi alınır,

b) İddianame veya iddianame yerine geçen belge okunur,

c) Sanığa yüklenilen suç hakkında açıklamada bulunmamasının

kanuni hakkı olduğu ve 147 nci

madde de belirtilen diğer hakları bildirilir,

d) Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde

usulüne göre sorgusu yapılır.”

19. 14/1/2007 tarihli Ceza

Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin

Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı Ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin

Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin “İletişimin

tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi

talebi ve kararı” kenar başlıklı 5. maddesinin (4) numaralı fıkrası

şöyledir:

“(4) Cumhuriyet başsavcılığı tarafından gönderilen talep

yazısı, hâkim tarafından saat belirtilerek havale yapılır. Talep, istemin

içeriği gösterilmeksizin, hâkim havalesinde belirtilen saat de işlenmek

suretiyle, bu iş için görevlendirilen ilgili zabıt katibi

tarafından mahkemenin değişik iş defterine kaydedilir. Hâkim tarafından havale

saatinden itibaren 24 saat içerisinde karar verilir. Hangi mahkemenin değişik

iş defterine kaydedilmişse iş o mahkemenin hâkimi tarafından sonuçlandırılır.

Verilen karar, tutanakla Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir ve mahkeme

kaleminde kalan suretinin gizli tutulması için ilgili hâkim tarafından gerekli

tedbir alınır. Söz konusu kararlar tedbir süresince değişik iş kartonuna

takılmaz. Tedbirin sona erdiği öğrenildiğinde ilgili kartonuna ilave edilir. Bu

maddedeki tüm işlemler sırasında gizliliğe uyulur.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 16/10/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 14/6/2013 tarih ve 2013/4030

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu,

i.

Hakkında düzenlenen iddianamenin usul kanununda kendisine tanınan sürelere

riayet edilmeksizin hazırlandığı gün mahkemece kabul edildiğini ve yine aynı

gün savunma yapmak zorunda bırakıldığını, hakkında verilen mahkumiyet

kararına dayanak olan dinleme kayıtlarına ilişkin mahkeme kararlarının dava

dosyasında bulunmaması nedeniyle bu kararların hukuki niteliğini ve

geçerliliğini tartışma imkanından mahrum kaldığını belirterek Anayasa’nın adil

yargılanma hakkını düzenleyen 36. maddesinin,

ii.

Dava kapsamında kendisi ile aynı durumda olan bazı sanıklar hakkında verilen

mahkûmiyet kararlarının, daha az ceza verilmesi gerektiği gerekçesiyle Yargıtay

tarafından bozulduğunu buna karşın kendisi hakkında verilen cezanın onandığını,

aynı durumda olduğu bazı sanıklarla farklı muameleye maruz kaldığını, bu

farklılığa ilişkin Yargıtay kararında herhangi bir gerekçenin gösterilmediğini

ileri sürerek Anayasa’nın eşitlik ve gerekçeli karar haklarını düzenleyen 10.

ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yeniden yargılama

yapılması ile 25.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesi

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, adil yargılanma hakkı, eşitlik ilkesi ve gerekçeli karar

haklarının ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir.

Başvurucunun iddialarının özü, adil yargılanma güvencelerinin sağlanmaması ve

Yargıtay ilamının gerekçesinin yetersiz olmasıdır. Bu sebeple başvurucunun

bütün iddiaları adil yargılanma ve gerekçeli karar hakkı ile ilişkili görülerek

bu kapsamda değerlendirilmiştir.

1. Savunma Hakkı Yönünden

23. Başvurucu,

İlk Derece Mahkemesince hakkında hükmedilen mahkûmiyet kararının temel

dayanaklarından birinin iletişimin tespiti tutanakları olduğunu, ancak dinleme kayıtlarına ilişkin

mahkeme kararlarının dava dosyasında bulunmaması nedeniyle bu kararların hukuki

niteliğini ve geçerliliğini tartışma imkânından mahrum bırakıldığını ileri

sürmektedir.

24. 30/11/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili ibareleri şöyledir:

“(3) Başvuru dilekçesinde … işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve

özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin,

… belirtilmesi gerekir.”

25. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik

kararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci

maddelerde öngörülen şartların taşınması gerekir.

(2) Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemezliğine karar verebilir.”

26. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

bireysel başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireysel

başvuru formu ve ekleri” başlıklı 59. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“…

(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:

…

d) Bireysel başvuru

kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin

gerekçeler ve delillere ait özlü açıklamalar.

e) Başvurucunun güncel ve

kişisel bir temel hakkının doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.

…”

27. İçtüzüğün “Formun

ve eklerinin hazırlanmasına ilişkin ilkeler” başlıklı 60. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(2) Başvuru formu okunaklı ve başvurunun esasına yönelik özlü bilgileri içerir şekilde hazırlanır.

Başvuru formunun ekler hariç on sayfayı geçmesi hâlinde başvurucunun ayrıca

başvuru formuna olayların özetini eklemesi gerekir.”

28. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3)

numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzüğün 59.

maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru konusu

olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer (B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§ 19).

29. Başvurucunun, kamu gücünün işlem, eylem ya

da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile

dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile

ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru

dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden

olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına

göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller

açıklanmalıdır (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 20).

30. Yukarıda belirtilen koşullar yerine

getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun

olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun

olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucu tarafından ileri

sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuru

hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için başvuru formu ve

eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması, kamu gücünün ihlale neden

olduğunu iddia ettiği hak ve özgürlüklere ilişkin gerekli açıklamaları yapması

zorunludur (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 23).

31. Somut olayda Gaziantep 9. Sulh Ceza

Mahkemesinden alınan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının

uygulanması sonucunda başvurucunun iletişim aracının 28/11/2011- 28/2/2012

tarihleri arasında üç ay süreyle dinlendiği, iletişimin tespiti ve dinlenmesine

ait tutanakların kovuşturma dosyası içerisine konulduğu, başvurucunun bu

tutanaklarda yer alan konuşmalara ilişkin savunmalarını yaptığı, ayrıca

başvurucunun bu tutanaklara karşı bireysel başvurusunda herhangi bir

şikayetinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır.

32. Buna karşın Gaziantep 9. Sulh Ceza

Mahkemesinden alınan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararı, ilgili

yönetmelik hükmü gereği (§ 19) iletişimin denetlenmesi işlemi bitinceye kadar

özel olarak muhafaza edildiği için ilgili dosyasının içerisine konulmamış,

sonraki aşamalarda ise İlk Derece Mahkemesi adı geçen karar örneğini dosyasının

içerisine getirtilmeyerek karar vermiştir. Yargıtay aşamasında, adı geçen

kararın dosya içerisinde bulunmadığının anlaşılması üzerine İlk Derece

Mahkemesinden söz konusu eksikliği gidermesi istenmiş ve nihayet Yargıtay,

iletişimin dinlenmesi kararının dosya içerisine getirtilmesinden sonra dosya

ile birlikte iletişimin dinlenmesi kararının da incelenmesi suretiyle temyiz

incelemesini yaparak İlk Derece Mahkemesinin kararını onamıştır.

33. Başvurucu, kendisi hakkında verilen

iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının derece mahkemesi

dosyası içerisinde bulunmaması nedeni ile savunma hakkının hangi surette

kısıtlandığına; söz konusu karar kovuşturma dosyası içerisinde bulunmuş olsaydı

bir bütün olarak yargılamanın adilliğini nasıl etkileyeceğine ilişkin gerekçeler

ile delillere ait açıklamaları başvuru dilekçesinde göstermemiş, gerekli

açıklamaları yapmamıştır.

34. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel

başvurularda başvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama ve takip etme

yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak başvurucu, Anayasa

hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle iddialarını

kanıtlamak zorundadır. Başvurucu tarafından soyut şekilde anayasal haklarının

ihlal edildiğinin ileri sürülmesi iddiaların ispatlandığı anlamına gelmez.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu, Anayasa’ya aykırılığının soyut

biçimde ileri sürülmesini sağlayan bir yol olarak düzenlenmemiştir. Somut

başvuruda başvurucu yukarıda sayılan koşulları yerine getirmeyerek iddialarını

temellendirmediğinden başvurusunun esasının incelenmesi imkânı bulunmamaktadır.

35. Açıklanan nedenlerle, iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması

kararının İlk Derece Mahkemesi kararının dosyasında yer almaması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının başvurucu

tarafından kanıtlanamamış olması nedeniyle, başvurunun

bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

36. Başvurucu, hakkında

düzenlenen iddianamenin usul kanununda kendisine tanınan sürelere riayet

edilmeksizin, hazırlandığı gün mahkemece kabul edildiğini belirterek

Anayasa’nın adil yargılanma hakkını düzenleyen 36. maddesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

37. 5271 sayılı Kanun’un “İddianamenin iadesi” başlıklı 174.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında iddianamenin, iddianame ve soruşturma

evrakının Mahkemeye verildiği tarihten itibaren en geç onbeş

gün içinde eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle Cumhuriyet

Başsavcılığına iadesine karar verilebileceği belirtilmiştir. Öte yandan 5271

sayılı Kanun’un “İddianamenin kabulü ve

duruşma hazırlığı” başlıklı 175. maddesinde de iddianamenin

kabulüyle, kamu davasının açılmış olacağı ve kovuşturma evresinin başlayacağı

belirtilmiştir. Başka bir deyişle 5271 sayılı Kanun’da iddianamenin kabulü için

asgari bir süre öngörülmemiş olup iadesi için ise 15 günlük azami bir süre

takdir edilmiştir. Söz konusu hükümler “Davaların…

mümkün olan süratle sonuçlanması, yargının görevidir” biçimindeki

Anayasa’nın 141. maddesi hükmünde yer alan ve adil yargılanma hakkının en

önemli yönlerinden biri olan makul sürede yargılanma hakkını sağlama amacını

taşımaktadır.

38. Başvuruya konu somut olayda

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 14/2/2012 tarihli iddianamesi ile

başvurucu dâhil yedi kişi hakkında parada sahtecilik yapmak suçundan

cezalandırılmaları talebiyle Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası

açılmış; Derece Mahkemesi 14/2/2012 tarihli kararı ile iddianameyi kabul

etmiştir.

39. Dolayısıyla İlk Derece

Mahkemesinin yargılamanın makul süre içerisinde bitirilmesi amacına matuf usul

kanunu hükümlerine aykırı bir uygulaması bulunmadığı gibi başvurucunun, adil

yargılama hakkının kısıtlandığını ileri sürdüğü iddianamenin süre

geçirilmeksizin derhal kabul edilmesi işleminde açık ve görünür bir ihlal de

saptanmadığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

40. Başvurucu, İlk Derece

Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği gün savunma yapmak zorunda

bırakıldığını belirterek Anayasa’nın adil yargılanma hakkını düzenleyen 36.

maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma

hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriği, AİHS’in “Adil yargılanma

hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmelidir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

42. Adil yargılamanın gerekleri

“hakkaniyete uygun yargılama”

kavramından hareket ederek saptanmalıdır. Adil yargılanma hakkının

gereklerinden en önemlisi Anayasa’nın 36. maddesinde de açıkça ifade edilmiş

olan “savunma hakkı”dır. Ceza yargılamasındaki

savunma haklarının güvence altına alınması demokratik toplumun temel bir

ilkesidir. Bu sebeple hakkaniyete uygun bir yargılamanın gerçekleştirilmesi

için, yargılamanın yürütülmesi sırasında alınan önlemlerin, savunma hakkının

yeterince ve tam olarak kullanılması ile uyumlu olması ve bu hakların teorik ve

soyut değil, etkili ve pratik olacak şekilde yorumlanması gerekmektedir (B. No:

2013/4284, 7/3/2014, § 32).

43. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara

sahiptir:

…

b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara

sahip olmak;

…”

44. Savunmanın hazırlanması için

gerekli zamana sahip olma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen “meşru vasıta ve yollardan yararlanmak”

kavramının kapsamındadır. Bu hak gereğince sanığa ve müdafiine

savunma için gerekli hazırlıkları yapabilecekleri zamanın verilmesi

gerekmektedir (B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 38).

45. Nitekim savunmanın hazırlanması

için gerekli zamana sahip olma hakkı gereğince, 5271 sayılı Kanun’un 176.

maddesinde, sanığa iddianamenin tebliği ile duruşma günü arasında en az bir

haftalık süre bulunması gerektiği belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 190. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ise davanın koşullarına göre iddianamenin tebliği

ile duruşma günü arasında en az bir haftalık süre bulunmadığı takdirde sanığın

duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı bulunmaktadır. 5271 sayılı Kanun’un 191.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendine göre ancak sanık açıklamada

bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde sorgusu yapılabilir. Başka bir deyişle

bir sanık iddianamenin tebliği ile savunmasını yapması arasında kendisine

kanunen tanınan en az bir haftalık süreyi kullanmak istemediğini ve açıklamada

bulunmaya hazır olduğunu belirttiği takdirde sorgusu yapılabilecektir.

46. Somut olayda başvurucu

hakkında Gaziantep 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/2/2012 tarihli kararı ile

yakalama emri verilmiş, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 14/2/2012 tarihli

iddianamesi ile başvurucu hakkında Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu

davası açılmış ve Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi aynı gün iddianameyi kabul

etmiştir. Başka bir deyişle başvurucunun yakalandığı 14/2/2012 tarihinde dosya,

Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinde derdest durumdadır.

47. 5271 sayılı Kanun’un “Yakalanan kişinin mahkemeye götürülmesi”

başlıklı 94. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, yakalama emri üzerine

kovuşturma evresinde yakalanan kişinin, en geç yirmi dört saat içinde yetkili

hâkim veya mahkeme önüne çıkartılacağı, aynı kuralın (2) numaralı fıkrasında

ise yetkili hâkim veya mahkeme tarafından bu kişinin sorgusu yapılacağı veya

ifadesinin alınacağı belirtilmiştir. Kovuşturma evresinde, hakkında verilen

yakalama kararı üzerine yetkili ve görevli mahkemeye çıkartılan sanık sorgusu

yapıldıktan sonra 5271 sayılı Kanun’un 100. ve devamı maddelerindeki usul

kurallarına uygun olarak tutuklanabileceği gibi aynı Kanun’un 101. maddesinin

(4) numaralı fıkrası uyarınca derhal serbest de bırakılabilmektedir.

48. Bu kanuni sebeplerle

başvurucu, yetkili mahkeme olan Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesine çıkartılmış,

Mahkeme, dosya kendisinde derdest olduğu için yakalama emri hakkında bir karar

vermek amacıyla resen duruşma açmıştır. Hakkında yakalama emri düzenlenen

kişinin başvurucu olduğu anlaşıldıktan sonra başvurucuya iddianame ve ekleri

okunmuş ve üzerine atılı suçlar anlatılmıştır. Başvurucu yukarıda belirtilen

usule uygun olarak duruşmaya ara verilmesini talep etmemiş aksine iddianamenin

tebliği ile savunmasını yapması arasında kendisine kanunen tanınan en az bir

haftalık süreyi kullanmak istemediğini, açıklamada bulunmaya hazır olduğunu

belirtmiş ve müdafisi huzurunda savunması alınmıştır. Mahkeme aynı celsede

başvurucunun tutuklanmasına da karar vermiştir.

49. İlk Derece Mahkemesinin,

resen açtığı bu ilk celsede, hem başvurucu hakkında düzenlenen yakalama emri

hakkında değerlendirmede bulunarak başvurucunun tutuklanmasına karar verdiği

hem de usulüne uygun olarak savunmasını aldığı anlaşılmaktadır. Daha sonra

23/3/2012 tarihli ikinci celsede, tüm diğer sanıklarla birlikte, başvurucunun

da yeniden savunması alınmış, 14/5/2012, 28/5/2012 ve 30/5/2012 tarihli

celselerde de başvurucu savunmalarına devam etmiştir.

50. Sonuç olarak somut olayda

başvurucunun suçlamanın nedenleri ve niteliği hakkında bilgilendirildiği, İlk

Derece Mahkemesince resen açılan duruşmada ve devam eden diğer duruşmalarda

hazır bulunmasının sağlandığı, savunmasını hazırlaması için gerekli zaman ve kolaylıklardan

faydalandırıldığı, kendisine ve müdafiine savunmasını

hazırlamak için kanuni sürelerin hatırlatıldığı, başvurucu ilave süre

istemediği gibi daha sonraki celselerde de bir müdafiinin

yardımından faydalanmak suretiyle savunma hakkını kullandığı anlaşılmaktadır.

51. Öte yandan başvurucu, İlk

Derece Mahkemesince resen duruşma açılarak savunmasının alınmış olması

nedeniyle savunma hakkının hangi surette kısıtlandığına ilişkin olarak da

herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Başvurucu, adil yargılanma hakkını

sınırlandırdığı iddiasıyla başka bir işlem hakkında da şikâyetçi olmamıştır.

Dava dosyası ve yargılama süreci bir bütün olarak incelendiğinde başvurucunun

savunma haklarından yararlandırılmadığını gösteren bir bulguya da

rastlanılmamıştır.

52. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürdüğü İlk Derece

Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği gün savunmasının alınması işleminde

açık ve görünür bir ihlal saptanmadığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Gerekçeli Karar Hakkı Yönünden

53. Başvuru konusu olayda

başvurucu, aynı durumda olduğu bazı sanıklar hakkında daha az ceza verilmesi

gerektiği yönünden kararın bozulmasına karşın kendisi hakkındaki cezanın

onandığını ve bu farklı muamelenin hangi gerekçelerle yapıldığına ilişkin

Yargıtay kararının gerekçesinde yeterli bir açıklama bulunmadığını ileri sürmüştür.

54. Anayasa’nın 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır.”

55. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği

taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde

yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden

birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının

gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de,

hak arama özgürlüğünün kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır

(B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

56. Öte yandan temyiz

mercilerinin yargılamayı yapan mahkemenin kararına katılmaları halinde bunu

aynı gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararlarına yansıtmaları

yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizde

dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararını

inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (B. No: 2013/5486,

4/12/2013, § 57).

57. Somut olayda Mahkeme,

bozma/onama kararında öngörülen gerekçeye uygun olarak, sanıklar hakkında ayrı

ayrı değerlendirme yaparak karar vermiştir. Yargıtay başvurucuya ilişkin onama

kararında “Sanıklar Abdullah Sabri Kocaman

ile … arasındaki telefon konuşmalarının ele geçirilen paralarla da doğrulanması

karşısında tebliğnamedeki sanık Abdullah Sabri

Kocaman yönünden hükmün bozulması gerektiğine yönelik görüşe iştirak edilmemiş

…” denilmek suretiyle hem başvurucu yönünden hem de başvurucunun

aynı durumda olduğunu belirttiği diğer sanıklar yönünden yapılan

değerlendirmelerin gerekçesi yer almaktadır. Dolayısıyla Yargıtay onama

kararının gerekçesiz olduğundan söz edilemez.

58. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun gerekçeli karar hakkına yönelik açık ve görünür bir ihlal

saptanmadığından, başvurunun bu yönü itibarıyla, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1.

Savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiaları yönünden “açıkça dayanaktan yoksun

olması”,

2. Gerekçeli

karar hakkına riayet edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiası yönünden “açıkça dayanaktan

yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

16/10/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Yunus HEPER Başvurucu : Abdullah Sabri KOCAMAN Vekili : Av. Metin FEYZİOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4030, 16 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4030
Tarih
16 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • Serkan Madsar Başvurusu (B. No: 2012/751)
  • Halim Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/1401)
  • İlyas Ayırkan Başvurusu (B. No: 2013/9714)
  • Oğuz Tatış ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4186)
  • Sefer Kurnaz Başvurusu (B. No: 2012/819)
  • Turgut Tayyar Başvurusu (B. No: 2013/7168)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.