İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Halim Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/1401)

1. Başvurucu, tarafı olduğu

Başvuru No2013/1401Tarih16 Ekim 2014Okuma13 dk · 2.605 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Halim Yıldırım Başvurusu

Karar tarihi
16 Ekim 2014
Başvuru Numarası
2013/1401
R.G. Tarih-Sayı
10/1/2015-29323
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.605 kelime·13 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, tarafı olduğu

boşanma ve nafaka davası sürecinin makul sürede tamamlanmadığını, yargılama

sırasında silahların eşitliği ilkesine aykırı davranıldığını, Yargıtay

kararlarının yeterli gerekçe ihtiva etmediğini ve mahkemece dosyadaki delil ve

kayıtların doğru değerlendirilmemesi nedeniyle aleyhinde nafaka ödemesine

hükmedildiğini, bu suretle makul sürede yargılanma ve hakkaniyete uygun

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle,

yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar olmaması nedeniyle uğradığı maddi

ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 11/2/2013

tarihinde Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari

yönden yapılan ön incelemede başvuruların Komisyona sunulmasına engel bir

durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

5. Başvurucu tarafından 19/11/2008 tarihinde açılan boşanma davası Sakarya 1. Aile

Mahkemesinin 25/12/2008 tarih ve E.2008/704, K.2008/740 sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

6. İlk derece mahkemesi kararı

temyiz edilmekle, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22/3/2010

tarih ve E.2009/3630, K.2010/5320 sayılı kararı ile bozulmuştur.

7. Bozma sonrası dosyanın

Sakarya 1. Aile Mahkemesinin E. 2010/493 sırasına kaydı yapılmıştır.

8. Yukarıda belirtilen süreçte,

boşanma davasının davalısı tarafından Sakarya 2. Aile Mahkemesinde 2/6/2009

tarihinde açılan nafaka davası, Mahkemenin 20/7/2010 tarih ve E.2009/349,

K.2010/500 sayılı kararı ile, Sakarya 1. Aile

Mahkemesinin E. 2010/493 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.

9. Mahkemenin 28/4/2011 tarih

ve E.2010/493, K.2011/271 sayılı kararı ile, başvurucu

tarafından açılan boşanma davasının reddine, birleşen dosya davacısının

davasının kısmen kabulü ile, belirtilen taraf yararına dava tarihinden itibaren

mükerrer olmamak kaydı ile aylık 150,00 TL tedbir nafakası, müşterek çocuk

yararına aylık 250,00 TL iştirak nafakasının başvurucudan tahsili ile davacı

eşe ödenmesine hükmedilmiştir.

10. İlk derece mahkemesi kararı

temyiz edilmekle, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15/5/2012

tarih ve E.2011/16741, K.2012/13162 sayılı kararı ile onanmıştır.

11. Başvurucu tarafından yapılan

karar düzeltme talebi, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13/12/2012

tarih ve E.2012/23462, K.2012/30316 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

12. Ret kararı başvurucuya 15/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve 11/2/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın

makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider

yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 16/10/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

11/2/2013 ve 2013/1401 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

15. Başvurucu, tarafı olduğu

boşanma ve nafaka davası sürecinin makul sürede tamamlanmadığını, yargılama

sırasında karşı taraf lehine davranılmak ve kendisi tarafından sunulan deliller

ve dilekçeler nazara alınmamak suretiyle silahların eşitliği ilkesine aykırı

davranıldığını, Yargıtay kararlarının yeterli gerekçe ihtiva etmediğini ve

mahkemece özellikle karşı tarafın ekonomik sosyal durum araştırmasının eksik

yapılması, karşı tarafın çalışma ve gelir durumu ile müşterek çocuğun bakım ve

masraflarının kendisi tarafından karşılandığının nazara alınmaması suretiyle ve

bu konuda dosyada yer alan delil ve kayıtların doğru değerlendirilmemesi

nedeniyle nafaka ödemesine hükmedildiğini, bu suretle makul sürede yargılanma

ve hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

iddiası

16. Başvurucu, açtığı boşanma

davası ve birleşen nafaka davası kapsamında, mahkemece tarafların mal varlığı

durumuna ilişkin olarak yapılan eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler

nedeniyle nafaka ödenmeye mahkûm edildiğini beyan ederek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

17. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verebilir.”

18. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir

mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir

temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

19. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

20. Bir anayasal hakkın ihlali

iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır. Bu kapsamda, bireysel başvuruya konu davadaki olayların

kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama

sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir

uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil

olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz.

Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça

keyfilik veya bariz takdir hatası içermedikçe derece mahkemelerinin

kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele

alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleri takdirinde açıkça

keyfilik veya bariz bir takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu

takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No. 2012/1027, 12/2/2013,

§§ 25-26).

21. Başvurucu tarafından, maddi

vakıa ve delillerin hatalı takdiri neticesinde aleyhine nafaka ödenmesine

hükmedildiği, bu kapsamda derece mahkemelerince delillerin takdirinin hatalı ve

hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğu belirtilmekte olup, başvurucunun

belirtilen iddiasının özünün derece mahkemelerince delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Başvuruya

konu yargılama evrakının tetkikinden, tarafların iddia ve savunmaları

doğrultusunda ilgili kurumlar nezdinde gerekli tahkikatların yaptırıldığı ve

taraflarca ibraz edilen belge ve deliller ile belirtilen araştırma sonuçları

kapsamında başvurucu aleyhine nafaka ödenmesine hükmedildiği ve derece

mahkemelerinin belirtilen husustaki kararlarında açıkça keyfilik veya bariz

takdir hatası olarak değerlendirilebilecek bir bulguya da rastlanmadığı

anlaşılmaktadır.

22. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının açıkça keyfilik veya bariz bir

takdir hatası da içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

23. Başvurucu tarafı olduğu

hukuk davasının makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

24. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18),

Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya

çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar,

esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

38–39).

25. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir (B. No.

2012/13, 2/7/2013, § 40).

26. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No.

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

27. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek

başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının

ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle,

hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır

(B. No. 2012/13, 2/7/2013, § 46).

28. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

29. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, boşanma ve nafaka talebi hakkında yürütülen bir yargılama faaliyetinin

söz konusu olduğu görülmekle, 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No. 2012/13, 2/7/2013,

§ 49).

30. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından, başvuruya konu boşanma davasının

açılmış olduğu 19/11/2008 tarihidir (B. No. 2012/13,

2/7/2013, § 45). Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihi olup, davanın reddi hükmüyle

sonuçlanan başvuru konusu yargılama açısından bu tarih Yargıtay 2. Hukuk

Dairesinin E.2012/23462, K.2012/30316 sayılı karar düzeltme talebinin reddine

dair ilam tarihi olan 13/12/2012 tarihidir.

31. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinden, yargılamanın konusunun boşanma ve nafaka talebi

olduğu, başvurucu tarafından 19/11/2008 tarihinde

açılan boşanma davasının yaklaşık bir ay süren yargılama neticesinde ret kararı

ile sonuçlandığı, hükmün temyiz edilmesi üzerine yaklaşık bir yıl iki aylık

inceleme süreci sonrasında bozulmasına hükmedildiği, bu süreçte farklı bir aile

mahkemesi nezdinde açılan ve tarafları aynı olan nafaka davasının da bozma

üzerine ilk derece mahkemesine dönen boşanma davası ile birleştirildiği, ilk

derece mahkemesince bozma ilamı sonrasında yaklaşık bir yıl bir ay süren

yargılama neticesinde dosyanın karara bağlandığı ve akabindeki temyiz ve karar

düzeltme incelemelerinin yaklaşık bir yıl sekiz aylık süreçte tamamlandığı

anlaşılmaktadır.

32. İlgili yargılama evrakının

tetkikinden, ilk derece mahkemesince yargılama sürecinde ilgili usul

hükümlerine genel olarak riayetle ara karar gereklerinin yerine getirildiği,

birleşen nafaka davası ve boşanma davası kapsamında tarafların bilirkişi

raporlarına dair itirazlarının da karşılanması amacıyla rapor ve ek raporlar

alındığı, yürütülen yargılamanın tüm celselerinde esaslı usuli

işlemler yapıldığı ve hiçbir yargılama celsesinde dosyanın tetkike alınmadığı,

duruşma aralıklarının genel itibarıyla bir ay olarak tanzim edildiği ve celse

aralarında taraflara tebliği gereken bilirkişi rapor ve ek raporlarına ilişkin

tebligat işlemlerinin süresinde yapılarak, ilgili kurumlar nezdinde yapılması

gereken araştırmalara dair evrakın verilen sürelerde tanzim edildiği

görülmektedir. Söz konusu yargılamanın özellikle boşanma, tazminat ve nafaka

taleplerini konu alan bir ihtilaf olması ve ilgili kurumlar nezdinde tahkikat,

bilirkişi incelemesi ve tanık dinlenilmesi gibi belirli usul işlemlerinin

yapılmasını gerektirmesine bağlı olarak karmaşık bir nitelikte olduğu, bu

nedenle, başvuru konusu olayda uygulanması gereken usul hükümleri nazara

alındığında, söz konusu iki dereceli yargılama prosedüründe

geçen dört yıl bir aylık yargılama süresinin makul süreyi aşmadığı ve başvuruya

konu uyuşmazlığın karara bağlanmasının yargılama makamlarının tutumu nedeniyle

geciktirildiğine dair bir bulgu saptanmadığı anlaşılmaktadır.

33. Yukarıda açıklanan

nedenlerle, başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yargılama süresinin

makul süreyi aşmadığı ve başvuruya konu uyuşmazlığın karara bağlanmasının

yargılama makamlarının tutumu nedeniyle geciktirildiğine dair bir bulgu

saptanmadığı anlaşılmakla, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. Silahların Eşitliği İlkesinin İhlali İddiası

34. Başvurucu, yargılama

sırasında karşı taraf lehine davranılmak ve kendisi tarafından sunulan deliller

ve dilekçeler nazara alınmamak suretiyle silahların eşitliği ilkesine aykırı

davranıldığını iddia etmiştir.

35. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul

edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak adil

yargılanma hakkının somut görünümlerinden biridir. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili

hükmü Sözleşmenin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

gerek Sözleşmenin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No. 2012/13, 2/7/2013, § 38).

36. Taraflar arasında

hakkaniyete uygun bir dengenin sağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği

ilkesi, mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflar

arasında eşitliğin sağlanması ve bu dengenin yargılamanın her aşamasında

korunmasını ifade etmekte olup, bu usuli güvence

gereğince, uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olan

delilleri sunma imkânı tanınmalıdır (B.No. 2013/2116,

23/1/2014, § 18; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. De Haes ve Gijsels/Belgium, B.

No. 19983/92, 24/02/1997, § 53).

37. Anayasa Mahkemesinin

silahların eşitliği ilkesi bağlamında yapacağı inceleme, başvuru konusu

yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (B.

No. 2013/2116, 23/1/2014, § 22).

38. Somut yargılama açısından,

başvurucunun kendisi tarafından açılan boşanma davası ve bu dosya ile birleşen

nafaka davası kapsamında Mahkemeye delil listesi ve beyan dilekçeleri ibraz

ettiği, başvurucunun delil listesinde yer alan delillerin mahkemece toplandığı,

bu doğrultuda ilgili kurumlar nezdinde gerekli tahkikatların yapılarak

tanıklarının dinlenildiği, başvurucu tarafından özellikle davalı lehine

öngörülen tedbir nafakasının kaldırılması yönündeki talebini içeren 18/10/2010 tarihli dilekçesinin mahkemece

değerlendirilmediği belirtilmekle birlikte, Mahkemenin 26/10/2010 tarihli

kararı ile tedbir nafakasına karşı yapılan itiraz değerlendirilerek, itirazın

reddine hükmedildiği, bu nedenle başvurucunun yargılamanın sonucunu etkileyecek

usuli bir imkândan mahrum bırakılmasının söz konusu

olmadığı (Benzer yöndeki kararlar için bkz. B. No. 2013/1134, 16/5/2013, §§

32–37; B. No. 2012/998, 7/11/2013, §§ 40–41; B. No. 2012/660, 7/11/2013, §§ 42–48)

ve başvuruya konu yargılama sürecine bir bütün olarak bakıldığında,

başvurucunun delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına, yargılamaya

etkin olarak katılma imkânının elinden alındığına dair bir bulgu saptanmadığı

anlaşılmakla, başvurucunun silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği

yönündeki iddiasının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Gerekçeli Karar Hakkının İhlali İddiası

39. Başvurucu, Yargıtay

kararlarının yeterli gerekçe ihtiva etmediğini ileri sürerek, hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

40. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma olanağını etkili kullanabilmek ve

mahkemelere güveni sağlamak açısından, hem tarafların hem kamunun menfaatini

ilgilendirmekte olup, kararın gerekçesi hakkında bilgi sahibi olunmaması, kanun

yoluna müracaat imkânını da işlevsiz hale getirecektir. Bu nedenle mahkeme

kararlarının dayanaklarının yeteri kadar açık bir biçimde gösterilmesi

zorunludur (B. No. 2013/1780, 20/3/2014, § 66).

41. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber,

bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun

yanı sıra, kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı

olmaması da her zaman bu hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır.

Kanun yolu mahkemelerince verilen bu tür kararların, ilk derece mahkemesi

kararlarında yer verilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde

yorumlanması uygun olup, bu durumda, üst dereceli mahkeme tarafından önceki

mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabul edilmelidir (B. No.

2013/1213, 4/12/2013, § 26).

42. Somut başvuru açısından,

başvuruya konu ilk derece mahkemesi kararında, başvurucu tarafından iddia

edildiği şekilde taraflar arası geçimsizlikte davalı eşten kaynaklanan herhangi

bir kusurlu davranışın tespit edilmediği, başvurucunun davasını ispata yarar

şekilde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı olgusunu ispat edemediği

belirtilerek başvurucunun boşanma davasının reddine ve davalı eşin ayrı

yaşamakta haklı olduğunu ispat ettiği görülmekle, tarafların ekonomik sosyal

durumları da nazara alınarak davalı eşin nafaka talebinin kısmen kabulüne karar

verildiği anlaşılmaktadır. Bu suretle başvurucu tarafından ileri sürülen ve

hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen talebinin ilk derece mahkemesi kararında

denetlenerek reddedildiği, ilk derece mahkemesince oluşturulan karar ve

gerekçesi hukuka uygun bulunmak suretiyle kanun yolu mahkemelerinin

denetiminden geçerek kesinleştiği, bu kapsamda yerel mahkeme gerekçesini

benimsediği anlaşılan kanun yolu merciince kararlarda ayrıntılı gerekçeye yer

verilmediği anlaşılmakla, başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiasının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle, başvurucunun, yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı, makul

sürede yargılanma hakkının, silahların eşitliği ilkesinin ve gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 16/10/2014 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Muammer

TOPAL

M.

Emin KUZ

Raportör

:

Şebnem

NEBİOĞLU ÖNER

Başvurucu

:

Halim

YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1401, 16 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Altan
  16. Yıldırım
  17. Topal
  18. Nebioğlu Öner
  19. Yıldırım
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1401
Tarih
16 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • İlyas Ayırkan Başvurusu (B. No: 2013/9714)
  • Oğuz Tatış ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4186)
  • Sefer Kurnaz Başvurusu (B. No: 2012/819)
  • Turgut Tayyar Başvurusu (B. No: 2013/7168)
  • Aydın Parmaksız Başvurusu (B. No: 2013/5642)
  • Sami Özbil Başvurusu (B. No: 2012/543)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.