İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aydın Parmaksız Başvurusu (B. No: 2013/5642)

1. Başvurucu, mahkeme kararının

Başvuru No2013/5642Tarih16 Ekim 2014Okuma16 dk · 3.126 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Aydın Parmaksız Başvurusu

Karar tarihi
16 Ekim 2014
Başvuru Numarası
2013/5642
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.126 kelime·16 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, mahkeme kararının

uygulanmaması ve kararı uygulamayanlar hakkında yaptığı suç duyurusunun

sonuçsuz kalması nedeniyle Anayasa’nın 2., 36., 125., 129. ve 138. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 29/7/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 20/2/2014 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm

kararı alınması gerekli görüldüğünden, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Dicle

Üniversitesi Fen Bilimleri Eğitim Bölümü Fizik Eğitimi Anabilim Dalı Programını

1994 yılında tamamlayarak fizik eğitimi anabilim dalında lisans derecesi almaya

ve öğretmenlik yapmaya hak kazanmıştır.

6. Başvurucu, Ardahan Lisesinde

fizik öğretmeni olarak görev yapmakta iken 17/7/2001 tarihli işlemle Türkiye

Atom Enerjisi Kurumuna genel idare hizmetleri sınıfında memur kadrosuna

atanmış, daha sonra fizikçi kadrosuna geçmek için yaptığı başvuru üzerine

Yükseköğretim Kurumu Başkanlığı ve Devlet Personel Başkanlığından alınan

görüşlere dayanılarak 9/5/2003 tarihinde teknik hizmetler sınıfında fizikçi

kadrosuna ataması yapılmıştır.

7. Yükseköğretim Kurumu

Başkanlığının fizik öğretmenliği unvanının teknik hizmetler sınıfında fizikçi

kadrosuna atanmaya engel teşkil ettiğine ilişkin 14/1/2009 tarihli yazısına

dayanılarak, teknik hizmetler sınıfı 2. dereceli fizikçi kadrosunda, 2.

derecenin 2. kademesi 2200 ek gösterge kazanılmış hak aylığı ile görev yapan

başvurucu, genel idare hizmetleri sınıfında 5. dereceli memur kadrosuna, 3.

derece 2. kademe 1100 ek gösterge üzerinden atanmıştır.

8. Başvurucu tarafından bu

işlemin iptali ve yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle

birlikte ödenmesi istemiyle açılan dava, Ankara 1. İdare Mahkemesinin 30/3/2010

tarih ve E.2009/526, K.2010/389 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

9. Bu kararı başvurucu temyiz

etmiş, Danıştay Beşinci Dairesi 28/12/2010 tarih ve E.2010/3215, K.2010/7691

sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararını onamış, bu karara karşı yapılan

karar düzeltme talebi üzerine ise 25/4/2012 tarih ve E.2011/1672, K.2012/2633

sayılı kararıyla talebi kabul ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının

bozulmasına karar vermiştir.

10. Ankara 1. İdare Mahkemesi,

11/10/2012 tarih ve E.2012/1467, K.2012/2349 sayılı kararıyla bozma kararına

uymuş, dava konusu işlemi iptal etmiş ve yoksun kalınan parasal hakların

faiziyle birlikte ödenmesine karar vermiştir. Temyiz edilmeksizin kesinleşen

kararın gerekçesi şöyledir:

“Dava dosyasının incelenmesinden; Ardahan Lisesi'nde fizik

öğretmeni olarak görev yapmakta iken 17.7.2001 tarihli bir işlemle davalı

idarede genel idare hizmetleri sınıfında memur kadrosuna atanan davacının,

fizikçi kadrosuna geçmek için yaptığı başvuru üzerine YÖK Başkanlığı ve Devlet

Personel Başkanlığından alınan görüşlere dayanılarak 9.5.2003 tarihinde teknik

hizmetler sınıfında fizikçi kadrosuna atandığı; fizik öğretmenliği unvanının

teknik hizmetler sınıfında fizikçi kadrosuna atanmaya engel teşkil ettiğine

ilişkin YÖK Başkanlığı'nın 14.1.2009 tarihli yazısına dayanılarak, fizikçi

unvanıyla 2. dereceli kadroda 2. derecenin 2. kademesinden kazanılmış hak

aylığı ile görev yapan davacının, genel idare hizmetleri sınıfında 5. dereceli

memur kadrosuna dava konusu işlemle atandığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda; YÖK Başkanlığı'nın 14.01.2009 tarihli yazısı

uyarınca davacının teknik hizmetler sınıfında fizikçi kadrosundan başka bir

kadroya naklen atanması hukuken mümkün ise de, söz

konusu işlemde kazanılmış hak aylık derecesinin altındaki bir kadroya atanması

suretiyle kadro derecesinin gözetilmemesi durumu yukarıda belirtilen yasal

düzenlemeye aykırılık oluşturmaktadır.”

11. Bu karar 29/11/2012

tarihinde Türkiye Atom Enerjisi Kurumuna tebliğ edilmiş, Türkiye Atom Enerjisi

Kurumu tarafından başvurucunun halen bulunduğu 5. dereceli memur kadrosundan 2.

dereceli kadroya atanabilmesi için genel idare hizmetleri sınıfına dahil 5.

dereceli memur kadrosunun iptal edilerek genel idare hizmetleri sınıfına dahil

2. dereceli memur kadrosunun ihdas edilmesine ilişkin dolu kadro değişikliğine

ait cetvelin Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali

Kontrol Genel Müdürlüğüne gönderilmek üzere Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı

Personel Daire Başkanlığına 14/12/2012 tarihli yazı yazılmıştır. Bu yazı

üzerine Devlet Personel Başkanlığı 24/12/2012 tarihli yazısı ile Enerji ve Tabii

Kaynaklar Bakanlığına cevap vermiş ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında

Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde memur kadrosunun 5. dereceye kadar

gelebildiği belirtilerek, talebin karşılanmasının mümkün bulunmadığı

bildirilmiştir.

12. Başvurucu, mahkeme kararının

uygulanmadığından bahisle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda

bulunmuş, Başsavcılık 15/2/2013 tarih ve 2013/10735 sayılı yazısı ile ilgililer

hakkında 2/12/1999 tarih 4483 sayılı Memur ve Diğer Kamu Görevlilerinin

Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca ön inceleme yapılması talebinde

bulunmuştur.

13. Enerji ve Tabii Kaynaklar

Bakanlığı 26/3/2013 tarih ve 28 sayılı kararı ile başvurucunun 1. derece 4.

kademe üzerinden kazanılmış hakkı korunarak maaş ödemesinin yapıldığı, atama

işleminin iptaline ilişkin mahkeme kararının başvurucunun kazanılmış hak aylık

derecesinin gözetilmemesi gerekçesiyle verildiği, Devlet Personel Başkanlığının

yazısı göz önünde bulundurularak memur kadrosunun 5. dereceye kadar olduğu,

başvurucunun 2. dereceli memur kadrosuna atanmasının fiilen mümkün olmadığı

gerekçesiyle ilgililer hakkında soruşturma izni verilmesine gerek olmadığına

karar vermiştir.

14. Başvurucu tarafından bu

karara itiraz edilmiş, Danıştay Birinci Dairesi 15/5/2013 tarih ve E.2013/640,

K.2013/655 sayılı kararı ile itirazı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

“… kararın yerine getirilmesi amacıyla Devlet Personel

Başkanlığıyla yapılan yazışma sonucunda 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü

Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde, memur kadrosunun 5.

dereceye kadar olduğu belirtildiğinden, şikayetçinin kadrosunun

değiştirilemediği, bu nedenlerle ilgililere isnat edilen eylemin, haklarında

soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, soruşturma

izni verilmemesine ilişkin yetkili merci kararına yapılan itirazın reddine…”

15. Bu karar başvurucuya

8/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Diğer taraftan başvurucu,

Ankara 1. İdare Mahkemesinde açtığı davanın lehine sonuçlanmasına karşın yargı

kararının uygulanmaması nedeniyle uğradığını iddia ettiği 5.000,00 TL maddi ve

1.000,00 TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi

istemiyle Ankara 9. İdare Mahkemesinde dava açmış, Mahkemeye sunduğu 15/3/2013

tarihli savunmaya cevap dilekçesinde maddi tazminat isteminden feragat etmiş,

aynı dilekçenin 5. sayfasında 5. dereceli memur kadrosunda kazanılmış hak

aylığı 1. derece 4. kademe ve 2200 ek gösterge üzerinden maaş aldığını

belirtmiştir. Ankara 9. İdare Mahkemesi 26/12/2013 tarih ve E.2013/19,

K.2013/2070 sayılı kararı ile maddi tazminat talebi yönünden başvurucunun

feragat etmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat

talebi yönünden ise davanın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

“Olayda, Ankara 1.İdare Mahkemesinin 11.10.2012 tarih ve

E:2012/1467, K:2012/2349 sayılı kararı ve davacı tarafından davalı idareye

verilen dilekçe üzerine davalı idarece Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel

Başkanlığı ile yargı kararının uygulanması noktasında gerekli yazışmaların

yapıldığı, eğitim durumu itibariyle fizikçi kadrosuna ataması yapılamayan

davacının mahkeme kararının uygulanması noktasında kademe ve derecesinin

yükseltildiği ve Ankara 1.İdare Mahkemesince verilen karar ile davacının yeniden

fizikçi kadrosuna atanması sonucu doğmadığı anlaşılmakla davalı idarece tesis

edilen işlemler sonucu davacının şeref ve haysiyetini ihlal edici bir durum

oluşmadığı, buna göre dava konusu olayın davacının manevi değerlerinde bir

eksilme meydana getirmemesi ve davacı tarafından duyulan acı ve üzüntünün

tazminat verilmesini gerektirecek nitelikte de bulunmaması nedeniyle davacının

manevi tazminat isteminin kabulüne hukuken olanak bulunmamaktadır.”

17. Başvurucu, uzman kadrosundan

memur kadrosuna yapılan atamasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu

gerekçesiyle iptal edildiğini belirterek, işlem nedeniyle uğradığını ileri

sürdüğü 5.000,00 TL manevi zararın tazmini istemiyle Ankara 13. İdare

Mahkemesinde dava açmış, Mahkeme 10/4/2014 tarih ve E.2013/28, K.2014/678

sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

“Manevi tazminatın niteliği dikkate alındığında manevi

tazminata hükmedilmesini gerektirecek zarar, ölüm, bedensel zarar özel hayat ve

kişilik haklarına saldırı hallerinin bulunması gerekmekte olup, olayda davacı

hakkında tesis edilen işlemin sadece kazanılmış hak aylık derecesinin altındaki

bir kadroya atanması suretiyle kadro derecesinin gözetilmemesi durumunun hukuka

aykırılık oluşturduğu sebebiyle iptaline karar verildiği gerekçesiyle iptal

edildiği görülmektedir.

Bu durumda; davacı hakkında tesis edilen işlemin Ankara 1.

İdare Mahkemesi’nce iptal gerekçesi göz önüne alındığında, manevi tazminata

hükmedilmesini gerekli kılacak koşulların oluşmadığı sonuç ve kanaatine

varıldığından, davacının manevi tazminat isteminin reddi gerekmektedir.”

18. Başvurucu, Anayasa

Mahkemesine 29/7/2013 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

19. Anayasa’nın 138. maddesinin

son fıkrası şöyledir:

“Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına

uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle

değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

20. 6/1/1982 tarih ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi

mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının

icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya

mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz

günü geçemez…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 16/10/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 29/7/2013 tarih ve 2013/5642

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu, teknik hizmetler

sınıfı 2. dereceli fizikçi kadrosunda, 2. derecenin 2. kademesi 2200 ek

gösterge kazanılmış hak aylığı ile görev yapmakta iken genel idare hizmetleri

sınıfında 5. dereceli memur kadrosuna, 3. derece 2. kademe 1100 ek gösterge

üzerinden yapılan atamasının mahkeme kararıyla iptal edilmesine rağmen yeniden

2. dereceli kadroya atamasının yapılmadığını, göstermelik olarak Devlet

Personel Başkanlığı ile yazışma yapıldığını, ancak 2. dereceli uzman kadrosu

talep edilmediğini, yargı kararının yerine getirilmediği gerekçesiyle ilgililer

hakkında yaptığı suç duyurusunun sonuçsuz kaldığını, bu kişilerin suç

işlemesine karşın haklarında yargılama yapılamadığını belirterek, Anayasa’nın

2., 36., 125., 129. ve 138. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir (B. No:

2012/695, 12/2/2013, § 15). Başvurucu, Ankara 1. İdare Mahkemesince verilen

kararın uygulanmamasından ve kararın uygulanmaması nedeniyle yaptığı suç

duyurusu sonucu ilgililer hakkında soruşturma izni verilmemesinden şikâyet

etmektedir. Başvurucu şikâyetlerinin iki ayrı başlık halinde değerlendirilmesi

gerekmiştir.

1. Mahkeme Kararının Uygulanmadığı İddiası

24. Başvurucu, teknik hizmetler

sınıfı 2. dereceli fizikçi kadrosunda, 2. derecenin 2. kademesi 2200 ek

gösterge kazanılmış hak aylığı ile görev yapmakta iken genel idare hizmetleri

sınıfında 5. dereceli memur kadrosuna, 3. derece 2. kademe 1100 ek gösterge

üzerinden yapılan atamasının iptaline ilişkin mahkeme kararının uygulanmadığı

gerekçesiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

27. Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü

Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

28. Anayasa’nın 36. maddesinde

ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren,

bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da

aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde

davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama

sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27,

K.2010/9, K.T. 14/1/2010).

29. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de mahkemeye

erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme

ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da

kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan ve

yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa

yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).

30. Yargı kararlarının uygulanması “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında

değerlendirilmektedir. Buna göre, yargılama sonucunda mahkemenin bir karar

vermiş olması yeterli değildir; ayrıca bu kararın etkili bir şekilde

uygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını,

taraflardan birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hale getiren

düzenlemeler bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekilde

engellenmesi hallerinde, “mahkemeye erişim

hakkı” da anlamını yitirir (B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 28).

31. AİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının,

lehine karar verilen tarafın zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda,

Sözleşme’nin 6. maddesinin teminat altına aldığı mahkemeye erişim hakkının bir

anlam ifade etmeyeceğini vurgulamaktadır. Hangi yargı makamı verirse versin,

bir yargı kararının veya hükmünün infaz edilmesi, 6. madde anlamında “dava”nın

tamamlayıcı unsuru olarak değerlendirilmelidir (bkz. Burdov / Rusya, B. No: 59498/00,

7/5/2002, § 34).

32. Davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukuka

uygunluğun sağlanması, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargı

kararlarına uymasını gerektirmektedir. Şayet idare, yargı kararını uygulamayı

reddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyorsa, bu durumda

davada taraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı Sözleşme’nin

6. maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlık nedenini kaybetmektedir

(bkz. Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye, B.

No: 6334/05, 23/10/2012, § 115).

33. AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında bir yargı yerine

ulaşma hakkının, sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil, aynı zamanda

o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de

koruduğunu kabul etmiştir (bkz. Apostol/Gürcistan, B. No: 40765/02, 28/2/2007, §

54).

34. Başvuru konusu olayda, başvurucu teknik hizmetler sınıfı

2. dereceli fizikçi kadrosunda, 2. derecenin 2. kademesi 2200 ek gösterge

kazanılmış hak aylığı ile görev yapmakta iken genel idare hizmetleri sınıfında

5. dereceli memur kadrosuna, 3. derece 2. kademe 1100 ek gösterge üzerinden

yapılan atamasının iptali istemiyle Ankara 1. İdare Mahkemesinde dava açmış,

anılan Mahkeme sonuç itibarıyla başvurucunun teknik hizmetler sınıfında bulunan

fizikçi kadrosundan alınarak başka bir kadroya atanmasının hukuken mümkün

olduğuna, ancak kazanılmış hak aylık derecesinin altında bir kadroya atamasının

yapılmasının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Bu karar üzerine davalı

idare 2. dereceli memur kadrosu talebinde bulunmuş ise de Devlet Personel

Başkanlığından gelen görüş yazısında 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname

uyarınca memur kadrosunun 5. dereceye kadar gelebildiği belirtilmiş, bunun

üzerine başvurucu 5. dereceli memur kadrosunda bırakılmış, ancak kazanılmış hak

aylık derecesi ve ek göstergesi gözetilerek maaş ödemesi yapılmıştır.

35. İlgili Mahkeme kararında, başvurucunun uzman kadrosuna

atamasının veya uzman kadrosu nedeniyle bulunduğu 2. dereceli başka bir kadroya

atamasının yapılması yönünde bir hüküm kurulmadığı, başvurucunun uzman

kadrosundan alınmasının hukuka uygun olduğu, ancak kazanılmış hak aylık

derecesi gözetilmediği gerekçesiyle iptal kararı verildiği görülmektedir.

Nitekim başvurucu tarafından anılan atama işlemi nedeniyle uğradığını ileri

sürdüğü manevi zarar ile kararın uygulanmaması nedeniyle uğradığını ileri

sürdüğü manevi zararın tazmini istemiyle Ankara 9. ve 13. İdare Mahkemelerinde

açtığı tazminat davalarında da anılan Mahkemeler, başvurucunun kazanılmış hak

aylık derecesi altında bir kadroya atamasının yapılması nedeniyle Ankara 1.

İdare Mahkemesince iptal kararı verildiği, karar nedeniyle başvurucunun yeniden

fizikçi kadrosuna veya 2. dereceli bir kadroya atamasının yapılmasının

gerekmediği gerekçeleriyle davaları reddetmişlerdir.

36. Kesinleşmiş mahkeme kararlarının makul sürede

uygulanmaması ya da icra edilmemesi adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğindedir. Somut olayda başvurucu lehine verilen Mahkeme kararı,

başvurucunun kazanılmış hak aylık derecesinin altında bir kadroya atamasının

yapılmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkin olup, yeniden fizikçi kadrosuna

veya 2. dereceli bir kadroya atamasının yapılmasına yönelik değildir. Başvuru

formunda yer alan belgelere ve ilgili Mahkeme kararlarına bakıldığında,

başvurucu Ankara 1. İdare Mahkemesi kararından sonra kazanılmış hak aylık

derecesine uygun olarak istihdam edilmeye başlanmıştır.

37. Bu durumda, başvurucu tarafından Ankara 1. İdare

Mahkemesi kararının uygulanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği ileri sürülmekte ise de, anılan Mahkeme

kararının davalı idare tarafından uygulanmış olduğu anlaşılmaktadır.

38. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun mahkeme kararının

uygulanmadığına ilişkin iddiası yönünden bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Suç

Duyurusunun Sonuçsuz Kaldığı İddiası

39. Başvurucu,

mahkeme kararını yerine getirmediğini ileri sürdüğü kişiler hakkında yaptığı

suç duyurusunun sonuçsuz kalmasından şikâyet etmektedir.

40. Anayasa’nın

148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. …”

41. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

42. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir.”

43. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin

taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka

ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

44. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir.

45. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların”

ve bir “suç isnadının” esasının

karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu

konularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği

gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamı

dışında kalacağından, bireysel başvuruya konu olamaz (B. No: 2012/1049, § 23,

26/3/2012).

46. AİHM içtihatlarına göre, bir ceza davasında üçüncü

kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını talep eden mağdur, suçtan zarar

gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler, Sözleşme’nin 6. maddesinin

koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu kuralın istisnaları, ceza davasında medeni

hak talebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş olması veya ceza davası

sonucunda verilen kararın hukuk davası açısından etkili ya da bağlayıcı olması

hâlleridir (Perez/Fransa, B No: 47287/99, 12/2/2004, § 70).

47. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi hak

iddiasında bulunma imkânı ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla başvurucunun ceza

muhakemesi sürecinde medeni haklarını ileri sürme imkânı bulunmamaktadır.

Ayrıca soruşturma izni verilmemesine dair kararın etkileri ceza muhakemesi

süreci ile sınırlı olup hukuk mahkemeleri açısından bağlayıcı bir etkisi

bulunmamaktadır.

48. Başvurucu, suç işlediğini düşündüğü üçüncü kişiler

hakkında soruşturma açılmasını sağlamak amacıyla suç duyurusunda bulunmuş olup,

talebi üçüncü kişilerin cezalandırılmasıyla sınırlıdır. Başvurucu, üçüncü kişilerin

fiili nedeniyle medeni haklarına yönelik bir müdahalenin bulunduğunu düşünüyor

ve buna ilişkin zararının giderilmesini istiyorsa, hukuk mahkemeleri önünde

dava açma imkânı vardır.

49. Sonuç itibarıyla, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesine

dayanan ihlal iddiasının konusu, Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme

kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.

50. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu ihlal iddialarının

Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Mahkeme kararının uygulanmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2.

Suç duyurusunun sonuçsuz kaldığı yönündeki iddiasının “konu bakımından yetkisizlik”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

16/10/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Muammer

TOPAL

M.

Emin KUZ

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Aydın

PARMAKSIZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5642, 16 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Altan
  16. Yıldırım
  17. Topal
  18. Yalçınöz
  19. Parmaksız
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5642
Tarih
16 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • Sami Özbil Başvurusu (B. No: 2012/543)
  • Levent Bilge Başvurusu (B. No: 2013/2108)
  • Semih Koçkale Başvurusu (B. No: 2013/5459)
  • Ramazan Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/2354)
  • Dağistan Koçak Başvurusu (B. No: 2013/5879)
  • Bünyami Arıkan Başvurusu (B. No: 2013/9559)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.