İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/2354)

1. Başvurucu, uyuşturucu madde

Başvuru No2014/2354Tarih16 Ekim 2014Okuma11 dk · 2.272 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ramazan Yıldız Başvurusu

Karar tarihi
16 Ekim 2014
Başvuru Numarası
2014/2354
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.272 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, uyuşturucu madde

ihraç etme suçundan yargılandığı davanın Yargıtayca

zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi ve yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmaması nedenleriyle Anayasa’nın 2., 5., 10. ve 36. maddelerinde

tanımlanan anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve “düşme” kararının hukuka aykırılığının

tespiti talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/2/2014 tarihinde

Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 16/5/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

27/6/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular

ile başvurunun bir örneği görüş için 27/6/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 25/7/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 18/8/2014 tarihinde

bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı 22/9/2014 tarihinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu hakkında “teşekkül oluşturarak uyuşturucu eroin maddesi ihraç

etme” suçundan İstanbul Devlet Güvenlik Cumhuriyet Başsavcılığının

3/3/2000 tarih ve E.2000/240 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

9. Başvurucu, İstanbul 5 No.lu

Devlet Güvenlik Mahkemesinin (DGM) 26/4/2002 tarih ve E.2000/79, K.2002/75

sayılı kararıyla 8 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir.

10. Anılan kararın temyizi

üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 12/12/2002 tarih ve E.2002/27276,

K.2002/26536 sayılı ilamıyla başvurucu hakkındaki hükmün bozulmasına karar

verilmiştir.

11. Bozma ilâmına uyulması

üzerine yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin

6/12/2011 tarih ve E.2003/31, K.2011/206 sayılı kararıyla başvurucu, atılı

suçtan beraat etmiştir.

12. Söz konusu kararın temyiz

edilmesi üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 7/10/2013 tarih ve E.2013/8669,

K.2013/8701 sayılı ilamıyla başvurucu hakkındaki kamu davasının zamanaşımı

nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şu şekildedir:

“…Sanık [Başvurucu] hakkında

Belçika'da P. isimli kişide 30.01.1996 tarihinde ve Hollanda'da A. isimli

kişide 07.05.1998 tarihinde ele geçirilen eroinleri ihraç ettiği iddiasıyla

kamu davası açılmış olup, sabit olduğunda 765 sayılı TCK'nın 403. maddesinin 2.

fıkrasında tanımlanan ihraç suçlarının en geç 30.01.1996 ve 07.05.1998

tarihlerinde işlenmiş olacağı; belirtilen tarihlerden inceleme tarihine kadar

765 sayılı TCK’nın 102. maddesinin 3. fıkrası ile 104. maddesinin 2. fıkrasında

öngörülen 15 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından; diğer

yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA; 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesinin

1. fıkrası ve 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddelerinin

verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223.

maddesinin 8. fıkrası gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 07.10.2013

tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

13. Nihai karar, başvurucu

vekili tarafından 13/1/2014 tarihinde öğrenilmiştir.

14. Başvuru, 7/2/2014 tarihinde

yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

15. 23/3/2005 tarih ve 5320

sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un

8. maddesi, 4/4/1929 tarih ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü

Kanunu’nun 305 ilâ 326. maddeleri, 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza

Kanunu'nun 403. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 16/10/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 7/2/2014 tarih ve 2014/2354

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu, 2000 yılından

beri hakkında sürmekte olan davanın 7/10/2013 tarihinde Yargıtay tarafından

düşürüldüğünü, yargılamanın yaklaşık on dört yıl sürdüğünü ve bu sürenin makul

olmadığını, derhal beraat kararı verilebilecek hallerde düşme kararı

verilemeyeceğini, beraat kararının esasa ilişkin karar olduğunu ve toplumda

kişinin aklanmasını sağladığını, aklanma hakkının kendisine tanınmadığını,

ayrıca yargılamada haksız yere tutuklu kaldığını belirterek, Anayasa’nın 2.,

5., 10. ve 36. maddelerinde tanımlanan anayasal haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş ve “düşme” kararının

hukuka aykırılığının tespiti talebinde bulunmuştur.

A. Değerlendirme

18. Başvuru

formu ve ekleri incelendiğinde; başvurunun, kovuşturmaya konu eylemden dolayı yapılan

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı ve Yargıtayca

beraat kararının onanması yerine dava zamanaşımı nedeniyle hakkındaki kamu

davasının düşürülmesine karar verilerek, mahkemeye erişim hakkının ihlali

iddiası ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların gerçekliğinin hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu nedenle

başvurucunun tüm iddiaları “mahkemeye

erişim” ve “makul sürede

yargılanma” hakları ile ilişkili görülerek bu kapsamda

değerlendirilmiştir.

19. Bakanlık görüşünde,

başvurucunun haksız tutuklamadan da şikâyet ettiği belirtilip bu hususta da

yapılacak değerlendirmede Anayasa Mahkemesince “zaman

bakımından yetkisizlik kararı verilmesi” gerektiği belirtilmiş ise

de, başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun haksız tutuklama

hususuna sadece aklanma hakkının nasıl ihlal edildiğine dair açıklamalarında

değindiği, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlaline yönelik herhangi bir

şikâyette bulunmadığı anlaşıldığından, bu hak yönünden bir değerlendirme

yapılmamıştır.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Mahkemeye

Erişim Hakkı Yönünden

20. Başvurucu, beraat ettiği

halde bu kararın onanması yerine Yargıtay tarafından düşme kararı verildiğini

belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Başvurucu, İstanbul 13. Ağır

Ceza Mahkemesinin 6/12/2011 tarih ve E2003/31, K.2011/206 sayılı kararıyla

atılı suçtan beraat etmiştir. Beraat hükmünün temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza

Dairesince başvurucu hakkında atılı suçtan açılan kamu davasının dava

zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir.

22. Ceza muhakemesinde amaç,

adil yargılama ilkelerine uyularak, maddi gerçeğin araştırılması ve

bulunmasıdır. Maddi gerçeğin araştırılmasının sebebi ise, suçsuz olan sanığın

aklanmasına, suçlu olan sanığın ise cezalandırılmasına karar vermeye dönük bir

vicdani kanaate ulaşma çabasıdır. 17/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) “Duruşmanın sona

ermesi ve hüküm” kenar başlıklı 223. maddesinde, “hüküm”ler; beraat, ceza verilmesine yer olmadığı,

mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararları

olarak düzenlemiştir.

23. Beraat hükmü, sanık

üzerindeki suç şüphesini kaldıran esasa ilişkin kararlardandır. CMK’da belirtilen beraat nedenlerinin bir kısmında sanık

tam olarak aklanmakta, diğer bir kısmında ise sanık, şüpheden yararlandırılarak

cezaya hükmedilmemektedir.

24. Anayasa'nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

25. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma

hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. .”

26. Adil yargılanma hakkının en

temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. (B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü” ilkesinin temel

unsurlarından biri olarak kabul etmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).

27. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36.

maddesinde de herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı ve davalı kimliğiyle sav ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

28. Herkes, kişisel hak ve

yükümlülüklerinin karara bağlanması için bir mahkemeye erişme ya da dava açma

hakkına sahiptir. AİHM’e göre mahkemeye erişim hakkı, suç isnadı altındaki veya

medeni haklarını icra etmesine yapılan müdahalenin keyfi olduğunu savunulabilir

şekilde öne süren ve bu şikayetini Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının sağladığı güvencelere sahip bulunan bir mahkeme nezdinde öne

süremediğini iddia eden herkese açıktır (bkz. özellikle, Roche/Birleşik Krallık [BD], B. No: 32555/96, 19/10/2005, § 117; Stanev/Bulgaristan, [BD], B. No: 36760/06, 17/1/2012, § 229).

29. Mahkemeye erişme hakkı,

cezai olaylarda da uygulanabilir bir haktır. Bu bağlamda mahkemeye erişme

hakkı, hakkında suç isnadı bulunan bir kimsenin, bu isnat hakkında bir mahkeme

tarafından bu isnadın yerinde olduğu ya da olmadığı yönünde bir karar

verilmesini isteme hakkıdır (B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49). Ancak, suç

ithamlarıyla ilgili karar elde etme hakkı mutlak değildir (Kart/Türkiye, [BD], B. No: 8917/05, § 113).

30. Diğer taraftan mahkemeye

erişim hakkı, suçlanan kişiye davasının mutlaka devam etmesini isteme hakkı

anlamına gelmez; suçlanan kişiye hakkındaki isnadın bir hâkim bir mahkeme

tarafından karara bağlanmasını isteme hakkı anlamına gelir (Deweer/Belçika, [BD], B. No: 6903/75, §§ 48-49). Bu bakımdan Sözleşme’nin 6. maddesi, ceza davalarının mutlaka

bir mahkûmiyet ya da beraat hükmü ile sonuçlandırılmasını isteme hakkını

içermez.

31. Başvurucu, beraat ettiği

halde bu kararın onanması yerine Yargıtay tarafından düşme kararı verilmesini

şikâyet etmektedir. 765 sayılı mülga Kanun'un 117. maddesi uyarınca,

gerek dava ve gerek ceza zamanaşımı resen tatbik olunur ve bundan ne sanık ve

ne de mahkûm vazgeçemezler. Benzer hüküm, 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu’nun 72. maddesinin (2) numaralı fıkrasında da yer almaktadır. Kanun

koyucu, ilk derece mahkemelerinin iş yükünün artmaması için sanıklara

zamanaşımını ret hakkı tanımamıştır. Ayrıca, başvurucu hakkında verilen “düşme” kararı, herhangi bir suçlayıcı

veya cezai ifade barındırmamakta ve başvurucunun adli siciline işlenmemektedir.

Kararın keyfiliğinden de bahsedilemez.

32. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun, “mahkemeye erişim hakkının”

ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürdüğü yargılama işlemlerinde açık ve

görünür bir ihlal saptanmadığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede Yargılanma Hakkı Yönünden

33. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

34. Başvurucu, hakkında

yürütülen soruşturma ve kovuşturmanın makul süre içinde sonuçlanmaması

nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

35. Bakanlıkça, başvurunun bu

kısmına yönelik görüş sunulmasına gerek görülmemiştir.

36. Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında,

ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan

makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve

mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

37. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

38. Anayasa’nın 36. ve

Sözleşme’nin 6. maddeleri uyarınca kişilere, medeni hak ve yükümlülükler ile

ilgili uyuşmazlıkların yanı sıra, cezai alanda yöneltilen suç isnatlarının

makul sürede karara bağlanmasını talep hakkı tanınmıştır. Suç isnadı, bir

kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi olup,

kişiye cezai alanda yöneltilen iddianın suç isnadı niteliğinde olup olmadığının

tespitinde; iddia olunan suçun pozitif düzenlemelerdeki tasnifinin, suçun

gerçek niteliğinin, suç için öngörülen cezanın niteliği ile ağırlığının

değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç

olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun kuralları

uygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın, adil

yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B. No: 2012/625,

9/1/2014, § 31).

39. Başvuru konusu olayda,

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 3/3/2000 tarih ve

E.2000/240 sayılı iddianamesi ile, teşekkül oluşturarak uyuşturucu eroin

maddesi ihraç etmek suçundan başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır.

Başvurucu hakkında isnat olunan suçlar hapis cezasını gerektirir şekilde

tanımlanmıştır (bkz. § 15). Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına

dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına girdiği

konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

40. Cezai alanda yöneltilen suç

isnatları ile ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, kişiye bir suç işlediği iddiasının yetkili

makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama

veya gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığı an olup, somut başvuru açısından bu

tarih, -başvurunun derecatından anlaşıldığı

kadarıyla- başvurucunun bahse konu suç kapsamında mahkemede savunmasını yaptığı

16/4/2002 tarihidir. Sürenin bitiş tarihi ise, suç isnadına ilişkin nihai

kararın verildiği tarihtir. Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından

sürenin bitiş tarihinin, başvurucu hakkındaki suç isnadına ilişkin olarak

verilen düşme kararının kesinleşme tarihi olan 7/10/2013 tarihi olduğu

anlaşılmaktadır.

41. Başvurucunun savunmasını

yaptığı 16/4/2002 tarihinden İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/12/2011

tarihli kararı arasında 9 yıl 7 ay 20 günlük bir sürenin geçtiği görülmektedir.

İki sanığın yargılandığı dava, bozmadan sonra dahi 26 celse sonra

tamamlanabilmiştir. Başvurucu savunmasını mahkeme önünde 16/4/2002 tarihinde

yapmıştır. Davanın kanun yolu (temyiz) aşaması ise 1 yıl 4 ay 21 gün sürmüştür.

42. Başvuruya konu davada

sanıklara isnat edilen eylemin uluslararası niteliği ve davanın mahiyeti

nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın

karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında,

somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön

bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık on bir yılı aşkın yargılama sürecinde makul

olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

44. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas

inceleme sonunda ihlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş olup,

yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar

verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

45. Başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinin

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucu tazminat talebinde

bulunmamıştır.

46. Başvurucu tarafından yapılan

206,10 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35

TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

16/10/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Akif YILDIRIM Başvurucu : Ramazan YILDIZ Vekili : Av. Ahmed KAYA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2354, 16 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. A. Değerlendirme
  15. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2354
Tarih
16 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • Dağistan Koçak Başvurusu (B. No: 2013/5879)
  • Bünyami Arıkan Başvurusu (B. No: 2013/9559)
  • Bayram Altuntaş Başvurusu (B. No: 2014/239)
  • Adalet Mehtap Buluryer Başvurusu (B. No: 2013/5447)
  • Hasan Hüseyin Dal Başvurusu (B. No: 2013/2265)
  • Mehmet Halim Oral Başvurusu (B. No: 2012/1221)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.