İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Halim Oral Başvurusu (B. No: 2012/1221)

1. Başvurucu, görevli ve

Başvuru No2012/1221Tarih16 Ekim 2014Okuma16 dk · 3.260 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Halim Oral Başvurusu

Karar tarihi
16 Ekim 2014
Başvuru Numarası
2012/1221
R.G. Tarih-Sayı
10/1/2015-29232
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.260 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, görevli ve

yetkili mahkeme önüne çıkarılmadan altı ayı aşan süreyle özgürlükten yoksun bırakılma

ve yargılama sürecinde gerekçesiz olarak tutukluluğun devamına karar verilmesi

nedeniyle Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde tanımlanan kişi hürriyeti ve

güvenliği ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/12/2012

tarihinde Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca

21/1/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 29/1/2014 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 29/1/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına

bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 25/2/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucu vekiline 10/3/2014

tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Adalet Bakanlığı görüşüne karşı 25/3/2014 tarihinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu silahlı terör

örgütüne üye olma isnadıyla 2/12/2011 tarihinde

gözaltına alınmış ve Antalya 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 5/12/2011 tarih ve

2011/287 Değişik İş sayılı kararıyla adli kontrol uygulanmak üzere serbest

bırakılmıştır.

9. Bu karara yapılan itiraz

üzerine Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 9/12/2011

tarih ve 2011/356 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun tutuklanmasına karar

verilmiştir.

10. Başvurucu hakkında İzmir

Cumhuriyet Başsavcılığının 16/3/2012 tarihli

iddianamesiyle kamu davası açılmış ve başvurucunun terör örgütünün

propagandasının yapıldığı gösteri yürüyüşlerine katıldığı, pankart taşıdığı,

organizasyonları yapmak için diğer sanıklarla birlikte hareket ettiği belirtilerek

PKK/KONGRA-GEL silahlı terör örgütüne üye olma, örgüt propagandası yapma ve

görevi yaptırmamak için direnme suçlarından cezalandırılması talep edilmiştir.

11. İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2012/74 Esas sayılı dosyasındaki yargılama kapsamında ilk duruşma 11/7/2012 tarihinde yapılmıştır.

12. İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesince 1/10/2012 tarihli duruşmada “isnat olunan suçların niteliği, yasada öngörülen ceza

miktarları ile suçların işlendiği hususunda dosyadaki mevcut iletişim tespit

tutanakları, olay tutanakları, teşhis ve tespit tutanakları, arama – el koyma

tutanakları içerikleri ve mevcut delillere göre kuvvetli suç şüphe sebeplerinin

ve bu kapsamda kaçma ve kişiler üzerinde baskı yapılması hususunda kuvvetli

şüphenin/olguların bulunması (kaçma, adaletin işleyişine müdahale riski ile

tekrar suç işlenmesinin önlenmesi) nedenleri ile haklarındaki tutuklama

koşullarının devam ettiği anlaşıldığından, adli kontrol hükümleri de yetersiz

kalacağından CMK’nın 100/(1),(2), (3-a), (4), 101/(2)

maddeleri ile tutuklama tarihleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararları

ile CMK’nın 102/(2), 104/(1),(2), 105/(1) ve 108

maddeleri de nazara alınarak” gerekçesiyle tutukluluğun devamına

karar verilmiş ve bu karara yapılan itiraz İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesince

18/10/2012 tarihinde reddedilmiştir.

13. Başvurucunun tutuklu kaldığı

süreler nazara alınarak 3/7/2013 tarihinde tahliyesine

karar verilmiştir.

14. İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2012/74 Esas sayılı dosyası CMK 250. maddeyle yetkili mahkemelerin

kaldırılmasından sonra Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir.

15. Antalya 1. Ağır Ceza

Mahkemesi 10/7/2014 tarih ve E. 2014/65, K. 2014/224 sayılı kararıyla başvurucunun terör örgütü üyesi olmak

suçundan 7 yıl 6 ay, görevi yaptırmamak için direnme suçundan 1 yıl 9 ay 10 gün

hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

16. 17/12/2012 tarihinde bireysel başvuru

yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

17. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu’nun 314. ve 265. maddeleri.

18. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve

bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında

tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik

tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde

bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer

alan;

…

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar

(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

...”

19. 5271 sayılı Kanun’un 101.

maddesi şöyledir:

“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına

Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma

evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka

gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten

hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir

tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek

açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,

ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda

belirtilir.

(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin

seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin

yardımından yararlanır.

(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl

serbest bırakılır.

(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara

itiraz edilebilir.”

20. 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk

süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek

uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

21. Anılan tarihteki haliyle

5271 sayılı Kanun’un 108. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre

içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının

gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza

hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar

verilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 16/10/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

17/12/2012 tarih ve 2012/1221 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

23. Başvurucu, görevli ve

yetkili mahkeme önüne çıkarılmadan altı ayı aşan süreyle özgürlüğünden yoksun

bırakıldığını ve yargılama sürecinde gerekçesiz olarak tutukluluğun devamına

karar verildiğini belirterek Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde tanımlanan

kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik

a. Tutukluluk

Yönünden

24. Anayasa’nın 19. maddesi

şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları

kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve

güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda

öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya

tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne

çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike

teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri

veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı

için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine

getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da

hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin

yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun

bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak

kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla

veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde

hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü

halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun

şartlarını kanun gösterir.

…

Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını

veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

25. Adalet Bakanlığının görüşünde, AİHM kararlarına göre, bir

kişinin Sözleşme’nin 5/1 (c) hükmü kapsamında özgürlüğünden yoksun

bırakılabilmesi için, başlangıçta “makul

şüphenin varlığı” yeterli olup, tutukluluğun devam ettirilmesi

açısından “makul şüphenin varlığını

sürdürmesi” gerektiği, ancak, belirli bir sürenin ötesinde

tutukluluğun devamı açısından makul şüphenin varlığı tek başına yeterli

olmayıp, özgürlükten yoksun bırakmayı meşru kılacak gerçek bir kamu yararı

gerekliliğinin varlığının arandığı belirtilmiştir. Söz konusu kamu yararı

gereklerinin, ulusal yargı organlarının kararlarında gösterilen ve tutukluluğun

devamına gerekçe oluşturan “kaçma şüphesi”,

“yargılamayı etkileme tehlikesi”, “yeniden suç isleme riski” ve “kamu düzeninin bozulması tehlikesi”

olarak ortaya çıktığı, AİHM açısından bu nedenlerden herhangi birinin

bulunmasının, belirli bir sürenin ötesindeki tutukluluğu meşru kılma açısından

yeterli olduğu ifade edilmiştir.

26. Başvurucu, kaçma şüphesini

ortaya koyacak bir delil olmadan ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı

doğru ve haklı bir şekilde belirtilmeden tutukluluğun devamına karar

verildiğini ifade etmiştir.

27. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

28. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup

olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha

ağır basan gerçek bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir (B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61).

29. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm

olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararlarda bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir.

30. Devam eden tutukluluğun

hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin

temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan

sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde

buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak

gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest

kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun

yolunda çelişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun

olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla

belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma

amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek

şartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 30).

31. Tutuklama tedbirine

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir

süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre

geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam

ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde, yargılama sürecinin özenli

yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize

suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde

gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların

birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 53).

32. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında

sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup

olmadığı göz önüne alınmalıdır.

33. Diğer taraftan özgürlük

hakkı, adli makamlarla güvenlik görevlilerinin özellikle organize suçlarla

etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek

biçimde yorumlanmamalıdır. Nitekim AİHM, Sözleşme’nin 5. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (c) bendinin, Sözleşme’ye Taraf

Devletlerin güvenlik görevlilerinin bilhassa organize olanlar olmak üzere

suçlulukla etkili olarak mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye sebep

olabilecek biçimde uygulanmaması gerektiğini vurgulamaktadır (B. No: 2013/2814,

18/6/2014, § 69).

34. Bir kişinin gerekçeden

tamamen yoksun bir yargı kararıyla tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması

kabul edilemez. Bununla beraber tutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek

bir zanlı ya da sanığın tutuklanmasının keyfi olduğunu söylemek mümkün

değildir. Ancak aşırı derecede kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm

gösterilmeden tutuklama kararı vermek ya da tutukluluğu devam ettirmek bu

çerçevede değerlendirilmemelidir (B. No: 2013/2814, 18/6/2014,

§ 70).

35. İtiraz veya temyiz

merciinin, incelemeye konu mahkeme kararına ve bu karardaki gerekçelere

katıldığı durumlarda, buna ilişkin kararını ayrıntılı olarak

gerekçelendirmemesi, kural olarak, gerekçeli karar hakkına aykırılık teşkil

etmez (B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 71).

36. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk

derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 56).

37. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluğun devamına ilişkin

kararlarında gerekçe olarak “isnat olunan

suçların niteliği, yasada öngörülen ceza miktarları ile suçların işlendiği

hususunda dosyadaki mevcut iletişim tespit tutanakları, olay tutanakları,

teşhis ve tespit tutanakları, arama – el koyma tutanakları içerikleri ve mevcut

delillere göre kuvvetli suç şüphe sebeplerinin ve bu kapsamda kaçma ve kişiler

üzerinde baskı yapılması hususunda kuvvetli şüphenin/olguların bulunması

(kaçma, adaletin işleyişine müdahale riski ile tekrar suç işlenmesinin

önlenmesi) nedenleri ile haklarındaki tutuklama koşullarının devam ettiği

anlaşıldığından, adli kontrol hükümleri de yetersiz kalacağından CMK’nın 100/(1),(2), (3-a), (4), 101/(2) maddeleri ile

tutuklama tarihleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararları ile CMK’nın 102/(2), 104/(1),(2), 105/(1) ve 108 maddeleri de

nazara alınarak” hususlarının yer aldığı görülmektedir.

38. Kişinin suç işlediği yönünde

kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak

tutukluluk belli bir süreye kadar makul kabul edilebilir. Bu nedenle

başvurucunun tutukluğunun devamına gerekçe olarak belirtilen hususlar ve

serbest bırakıldığı tarihe kadar toplam 1 yıl 6 ay 24 gün devam eden tutukluluk

süresi dikkate alındığında makul sürenin aşılmadığı ve gerekçenin bu süre

bakımından yeterli olduğu kabul edilmelidir.

39. Başvurucunun tutuklu olduğu

yargılamanın ilk duruşmasının 11/7/2012 tarihinde

yapıldığı, tanıkların beyanlarının tespiti ve bilirkişi incelemeleri yapılması amacıyla

birkaç aylık aralıklarla duruşmaların yapıldığı ve 3/7/2013 tarihli 6.

duruşmada başvurucunun tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak serbest

bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

40. Başvurucunun tutukluluk

halinin devam ettiği süreçte, tutukluluk nedeniyle yargılamanın yürütülmesinde

gösterilmesi gereken özel hassasiyetin yargılama makamınca gösterilmediği

sonucuna varılması için bir neden bulunmamaktadır.

41. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu

kısmının, “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul

Sürede Mahkemeye Çıkarılmama Şikâyeti Yönünden

42. Adalet Bakanlığı,

başvurucunun 2/12/2011 tarihinde gözaltına alındığını ve

5/12/2011 tarihinde serbest bırakıldığını, itiraz üzerine, 9/12/2011 tarihinde

tutuklandığını, bu tarih ile ilk duruşmasının yapıldığı 11/7/2012 tarihi

arasındaki sürenin uzunluğundan şikayet edildiğini, bu tarih aralığının Anayasa

Mahkemesi’ne bireysel başvurunun başladığı 23/9/2012 tarihinden önce olduğunu

belirtmektedir.

43. Başvurucu başvuru formunda

yer alan tutuklulukla ilgili karar tarihlerinin zaman bakımından yetki

kapsamında olduğunu ifade etmektedir.

44. 6216 sayılı Kanun’un geçici

1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

45. Bu hüküm gereğince Anayasa

Mahkemesi, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai

işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler. Dolayısıyla

Mahkeme’nin zaman bakımından yetkisi ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai

işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu

düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş

nihaî işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi

mümkün değildir (B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

46. Başvurunun kabul

edilebilmesi için ihlal iddiasına dayanak teşkil eden nihai işlem veya

kararların 23/9/2012 tarihinden evvel kesinleşmemiş

olmaları da gerekmektedir. Nihai işlem veya kararların anılan tarihten önce

kesinleştikleri tespit edildiği takdirde ilgili şikâyetler bakımından

başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Mahkemenin yargı

yetkisine ilişkin bu tespitin bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında

yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, §

32).

47. Başvurucu, görevli ve

yetkili mahkeme önüne çıkarılmadan altı ayı aşan süreyle özgürlüğünden yoksun

bırakıldığını ileri sürmekte olup, bu durum 9/12/2011-11/7/2012

tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Bu tarihten sonra da başvurucunun

tutukluluk hali devam ettiğinden zaman bakımından yetkisizlik itirazı yerinde

görülmemiştir.

48. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun “makul sürede yetkili ve

görevli mahkemeye çıkarılmama” şikâyetinin açıkça

dayanaktan yoksun olmaması ve başkaca bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığından kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

49. Üye M. Emin KUZ bu görüşe

katılmamıştır.

2. Esas

Yönünden

50. Anayasa’nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası şöyledir:

“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi,

kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna

aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir

yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”

51. Anayasa’nın bu hükmü

uyarınca hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar

verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest

bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına

sahiptir.

52. Anayasada yer alan bu usulde adil yargılanma hakkının bütün

güvencelerini sağlamak mümkün değil ise de, tutmanın koşullarına uygun somut

güvencelerin yargısal nitelikli

bir kararla sağlanması gerekir. Her incelemede veya incelemenin her aşamasında

duruşma yapılması yargı sistemini işlemez hale getirebilir. Bununla birlikte

özgürlüğünden yoksun bırakılan kişinin tutulma halinin devam edip etmeyeceğine

ilişkin incelemenin, çelişmeli yargılama ilkesine uygun olarak ve kişinin

dinlenilmesi suretiyle makul aralıklarla yapılması gerekir. (B.No: 2012/849, 4/12/2013, § 123 ve 124)

53. Somut olayda başvurucunun

9/12/2011tarihinde tutuklanması sonrasında açılan kamu davası kapsamında ilk

duruşma 11/7/2012 tarihinde yapılmıştır. Bu tarihler

arasında başvurucunun tutukluluk durumu duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden

incelenmiştir. Başvurucunun isnat edilen

suç kapsamında tutukluluk durumunun duruşmasız olarak incelenmesi ve yedi ay

boyunca bu şekilde devam eden bir usule göre özgürlüğünden yoksun bırakılması

yeterli güvencelerin sağlanmaması sonucunu doğurmuştur.

54. Açıklanan nedenlerle

Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesinin Uygulanması

55. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş olup, yerindelik denetimi yapılamayacağı,

idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

56. Başvuruda Anayasa’nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Başvuru

kapsamında 25.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Kişi hürriyeti

ve güvenliğine yönelik müdahale nedeniyle oluşan manevi zararın varlığı ile

somut olayın özellikleri dikkate alınarak başvurucuya takdiren

net 3.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

57. Başvurucu tarafından yapılan

172,50 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.672,50 TL yargılama giderinin ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Gerekçesiz

kararlarla tutukluluğun devamına karar verildiği şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,

2. “Makul sürede

yetkili ve görevli mahkemeye çıkarılmama” şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA, M. Emin KUZ’un karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Soruşturma aşamasında

tutukluluk durumunun duruşmasız olarak incelenmesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE, OYBİRLİĞİYLE,

C. Başvurucuya net 3.000,00 TL

manevi tazminat ÖDENMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

D. Başvurucu tarafından yapılan

172,50 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.672,50 TL yargılama giderinin ÖDENMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

E. Ödemenin kararın tebliğinden

sonra Maliye Bakanlığına yapılacak başvurudan itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması halinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, OYBİRLİĞİYLE,

16/10/2014 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurucunun,

makul sürede mahkemeye çıkarılmadığı ve yargılama sürecinde gerekçesiz olarak tutukluluğunun

devamına karar verildiği için kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin başvurusunun “makul sürede yetkili ve görevli mahkemeye

çıkarılmama” şikâyeti yönünden kabul edilebilir olduğuna karar verilmiştir.

Kararda,

başvurucunun mahkemeye çıkarılmadan altı ayı aşan süreyle özgürlüğünden yoksun

bırakılma durumunun, tutuklandığı 9/12/2011 tarihi ile

ilk duruşmasının yapıldığı 11/7/2012 tarihi arasında gerçekleştiği ve

tutukluluğun 11/7/2012 tarihinden sonra da devam ettiği gerekçesiyle başvurunun

kabul edilebilir olduğuna hükmedilmiştir.

Bilindiği

gibi, 6216 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin sekizinci fıkrasına göre Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012

tarihidir. İhlal iddiasına dayanak teşkil eden nihaî işlem ve kararların bu

tarihten önce kesinleşmemiş olması gerekmekte; aksi takdirde bu başvuruların

zaman bakımından kabul edilemez olduğuna karar verilmektedir.

Başvurucunun

makul sürede mahkeme önüne çıkarılmadığı konusundaki şikâyeti 9/12/2011–11/7/2012 tarihleri arasına ilişkindir.

Dolayısıyla söz konusu şikâyete konu süreç 11/7/2012

tarihi itibariyle sona ermiştir.

Tutukluğun

11/7/2012 tarihinden sonra da devam ettiği ve 3/7/2013

tarihinde sona erdiği gerekçesiyle başvuruyu kabul edilebilir bulan çoğunluğun

görüşünün tutukluluğun makul süreyi aşması ile ilgili şikâyetlerde, uzun

tutukluluk şikâyetinin niteliği gereği kabul edilmesi doğru ise de, Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlamasından önce sona eren süreçlere

ilişkin şikâyetlerde bu kabul isabetli görünmemektedir.

Nitekim, AİHM de, gözaltına

alındıktan sonra süresi içinde mahkeme önüne çıkarılmadıklarını ve tutukluluğun

uzatılmasına itiraz etmek için gerekli olan evraka soruşturma safhasında

gizlilik kararı alındığı için ulaşamadıklarını ileri süren başvurucuların,

mahkeme önüne çıkarıldıkları 20/5/2006 tarihinden ve ilgili evrak üzerindeki

gizlilik kararının kaldırıldığı 6/12/2006 tarihinden yaklaşık dört yıl

geçtikten sonra 20/8/2010 tarihinde bu şikâyetleri yapmalarını, hâlen tutuklu

olarak yargılanmalarına rağmen, Sözleşmenin 35. maddesinin birinci

paragrafındaki altı aylık sürenin aşılması sebebiyle, aynı maddenin dördüncü

paragrafına göre kabul edilemez bularak reddetmiştir (Eroğlu vd./Türkiye, B.

No:65194/10, 27/3/2012, par. 2 ve 3).

Bu

itibarla, başvurucunun mezkûr şikayetine konu sürecin Anayasa Mahkemesinin

zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012

tarihinden önce gerçekleştiği ve sona erdiği anlaşıldığından, başvurunun bu

kısmının “zaman bakımından yetkisizlik” sebebiyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun kabul edilebilirlik kararına

katılmıyorum.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Muharrem İlhan KOÇ Başvurucu : Mehmet Halim ORAL Vekili : Av. Hadi CİN Üye M. Emin KUZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2012/1221, 16 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili
  10. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun
  12. B. Değerlendirme
  13. B. Soruşturma aşamasında
  14. C. Başvurucuya net 3.000,00 TL
  15. D. Başvurucu tarafından yapılan
  16. E. Ödemenin kararın tebliğinden
  17. Karşıoy Gerekçesi
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2012/1221
Tarih
16 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • Mehmet Savni Kafadaroğlu Başvurusu (B. No: 2013/5996)
  • İhsan Malkara Başvurusu (B. No: 2013/1881)
  • Hulusi Kutlu ve Ayşe Kutlu Başvurusu (B. No: 2013/7789)
  • Cemil Hasanoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4178)
  • Gaziler Enerji ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/1660)
  • Halil Atabey Başvurusu (B. No: 2013/3771)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.