İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İhsan Malkara Başvurusu (B. No: 2013/1881)

1. Başvurucu, tazminat ve

Başvuru No2013/1881Tarih15 Ekim 2014Okuma14 dk · 2.876 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İhsan Malkara Başvurusu

Karar tarihi
15 Ekim 2014
Başvuru Numarası
2013/1881
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.876 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, tazminat ve

tasarrufun iptali talebiyle açtığı iki ayrı davada makul sürede yargılama

yapılmadığını, tazminat davasında davalı taşınmazlarına konulan tedbirin

kaldırılması suretiyle alacağını tahsil imkânını kaybettiğini, ayrıca tedbirin

kaldırılması akabinde satılan taşınmazlara ilişkin olarak açtığı tasarrufun

iptali davasının reddine ilişkin kararın yanlış hukuki değerlendirmeye dayalı

olarak verildiğini, bu suretle makul sürede yargılanma, hakkaniyete uygun

yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin

tespitiyle uğradığı zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 5/3/2013

tarihinde Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun

Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölümün Üçüncü

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 18/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 11/8/2014 tarihli yazısı ile,

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine

atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu tarafından 10/10/2001 tarihinde, Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin

E.2001/769 sayılı dosyası üzerinde, bir limited

şirket aleyhinde taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi temelinde

tazminat davası açılmıştır.

8. Mahkemenin 1/11/2001 tarihli

kararı ile, davalıya ait iki adet taşınmazın tapu

kaydı üzerine, üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir

konulmasına karar verilmiştir.

9. Mahkemenin 28/3/2002 tarih

ve E.2001/769, K.2002/138 sayılı kararı ile, alacağın

zamanaşımına uğradığından bahisle davanın reddine hükmedilmiştir.

10. Mahkemenin Bakırköy 1. Bölge

Tapu sicil Müdürlüğüne hitaben yazdığı 22/11/2002 tarihli müzekkeresi ile, Mahkemece verilen 1/11/2001 tarihli tedbir kararının

kaldırıldığı bildirilerek, karar gereği işlem yapılması talep edilmiştir.

11. Karar temyiz edilmekle

Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 15/5/2003 tarih ve

E.2003/2292, K.2003/2598 sayılı kararı ile bozulmuştur.

12. Bozma sonrası dosyanın

Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2003/735 sırasına kaydı yapılmış olup,

Mahkemece belirtilen esas üzerinden verilen 25/3/2014

tarihli karar temyiz edilmekle dava hâlihazırda temyiz mercii nezdinde

derdesttir.

13. Yukarıda belirtilen sürecin

yanı sıra, başvurucu tarafından ilk davanın davalısı olan şirket ve bir üçüncü

kişi aleyhinde, 13/1/2004 tarihinde Bakırköy 5. Asliye

Hukuk Mahkemesinin E.2004/17 sayılı dosyası üzerinde tasarrufun iptali davası

açılmıştır.

14. Mahkemenin 28/4/2005 tarih

ve E.2004/17, K.2005/114 sayılı kararı ile, davanın

reddine hükmedilmiştir.

15. Karar temyiz edilmekle

Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 20/11/2006 tarih ve

E.2005/5550, K.2006/6677 sayılı kararı ile bozulmuştur.

16. Bozma sonrası Mahkemenin

E.2007/169 sırasına kaydı yapılmış olan davanın yargılaması neticesinde, Mahkemenin

10/9/2009 tarih ve E.2007/169, K.2009/355 sayılı kararı ile,

davanın reddine hükmedilmiştir.

17. Karar temyiz edilmekle

Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 6/7/2010 tarih ve

E.2010/1479, K.2010/5227 sayılı kararı ile bozulmuştur.

18. Bozma sonrası Mahkemenin

E.2011/250 sırasına kaydı yapılmış olan dosyada, Mahkemenin 13/9/2011 tarih ve

E.2011/250, K.2011/364 sayılı kararı ile, davanın

reddine hükmedilmiştir.

19. Karar temyiz edilmekle

Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 11/4/2012 tarih ve

E.2012/822, K.2012/4531 sayılı kararı ile onanmıştır.

20. Karar düzeltme talebi aynı

Dairenin 20/12/2012 tarih ve E.2012/14829,

K.2012/14489 sayılı kararı ile reddedilmiş, ret kararı başvurucuya 12/2/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu tarafından 5/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

22. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun 30. ve 389 ilâ 399. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 15/10/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

5/3/2013 tarih ve 2013/1881 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu, tazminat ve

tasarrufun iptali talebiyle açtığı iki ayrı davada makul sürede yargılama

yapılmadığını, ayrıca tazminat davasında davalı taşınmazlarına konulan tedbirin

kaldırılması suretiyle alacağını tahsil imkânının ortadan kaldırıldığını,

tedbir kararının kaldırılması akabinde ilgili taşınmazın devrini müteakip

açtığı tasarrufun iptali davasının da reddedildiğini, tasarrufun iptali

davasının reddine ilişkin kararın yanlış hukuki değerlendirmeye dayalı olarak

verildiğini, bu suretle makul sürede yargılanma, hakkaniyete uygun yargılanma

ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

i. Yargılama

Süresinin Makul Olmadığı İddiası

25. Başvurucu tarafından, açtığı

iki ayrı hukuk davasının makul sürede sonuçlandırılmadığı belirtilerek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddia edilmiş olup, başvuru formu ile

eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

ii. Mülkiyet

Hakkının İhlali İddiası

26. Başvurucu, tazminat

davasında davalı taşınmazlarına konulan tedbirin kaldırılması suretiyle

alacağını tahsil imkânının ortadan kaldırıldığını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde

tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 30/11/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, Anayasa’da güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası

ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise, bireysel

başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da

ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini

öncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının

tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (B. No: 2012/1027, § 19, 20, 12/2/2013; B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).

28. Başvuru konusu olayda,

başvurucu tarafından davalı şirket ile aralarında kat karşılığı inşaat

sözleşmesi yapıldığı ancak, davalı şirket tarafından inşaatın sözleşme şartlarına

uygun olarak yapılıp teslim edilmediği belirtilerek, kira kaybından dolayı

tazminat talebinde bulunulduğu, Mahkemenin 1/11/2001 tarihli kararı ile, davalıya ait iki adet taşınmazın tapu kaydı üzerine,

üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına karar

verildiği, Mahkemenin 28/3/2002 tarih ve E.2001/769, K.2002/138 sayılı kararı

ile alacağın zamanaşımına uğradığından bahisle davanın reddine hükmedilmesi

akabinde, Bakırköy 1. Bölge Tapu sicil Müdürlüğüne hitaben yazılan 22/11/2002

tarihli müzekkere ile, Mahkemece verilen 1/11/2001 tarihli tedbir kararının

kaldırıldığı bildirilerek, karar gereği işlem yapılmasının talep edildiği, ilk

derece mahkemesi hükmünün temyiz incelemesi neticesinde bozulmasını müteakip

yapılan yargılama sonucunda verilen 25/3/2014 tarihli hükmün temyiz edildiği ve

davanın hâlihazırda temyiz mercii nezdinde derdest olduğu görülmektedir.

Başvurucu tarafından, tedbirin kaldırılması suretiyle alacağının tahsil

imkânının ortadan kaldırıldığı ve bu suretle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

belirtilmekle birlikte, başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında

korunmaya değer bir hukuki menfaatinin var olup olmadığı söz konusu yargılama

süreci neticesinde belirlenecektir. İhtiyati tedbir kararı yargılama faaliyeti

neticesinde hükmedilmesi muhtemel olan alacakların tahsilini güvence altına

almak amacıyla da öngörülebilmekle beraber, söz konusu yargılama sürecinin

hâlihazırda temyiz mercii nezdinde derdest olduğu nazara alındığında, ihtiyati

tedbir kararının kaldırılması suretiyle başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddianın bu aşamada değerlendirilmesi mümkün değildir. Söz

konusu iddiaya ilişkin hukuki uyuşmazlığın temyiz mercii önünde derdest olduğu

ve henüz uyuşmazlığın esasına dair kesin bir karar verilmediği görülmekle,

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının incelenebilmesi için, kanunda

öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmemiş

olduğu anlaşılmaktadır (B. No: 2013/7740, 8/5/2014, §§

26-35).

29. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından mülkiyet hakkının ihlali iddiasına ilişkin olarak kanunen

öngörülmüş olan başvuru yolları tüketilmeksizin bireysel başvuruda bulunulduğu

anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin

“başvuru yollarının tüketilmemesi”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iii. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

30. Başvurucu, açtığı tazminat

davasında verilen tedbir kararının kaldırılması üzerine ilgili taşınmazın

devrini müteakip açtığı tasarrufun iptali davasının yanlış hukuki

değerlendirmeye dayalı olarak reddedildiğini, bu suretle hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

31. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verebilir.”

32. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir

mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir

temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

33. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

34. Bir anayasal hakkın ihlali

iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve Kanun

tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır. Bu kapsamda, bireysel başvuruya konu davadaki olayların

kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama

sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir

uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil

olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz.

Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça

keyfilik veya bariz takdir hatası içermedikçe derece mahkemelerinin

kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele

alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleri takdirinde açıkça

keyfilik veya bariz bir takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu

takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No. 2012/1027, 12/2/2013,

§§ 25-26).

35. Başvurucu tarafından, maddi

vakıa ve delillerin hatalı takdiri neticesinde açtığı tasarrufun iptali

davasının reddedildiği, bu kapsamda derece mahkemelerince delillerin takdirinin

hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğu belirtilmekte olup,

başvurucunun belirtilen iddiasının özünün derece mahkemelerince delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Başvuruya

konu yargılama evrakının tetkikinden, tarafların iddia ve savunmaları

doğrultusunda gerekli inceleme ve tahkikatların yaptırıldığı ve taraflarca

ibraz edilen belge ve deliller kapsamında, davaya konu takipli borcun ödenmiş

olması ve aciz halinin bu suretle ortadan kalkmış olmasına istinaden konusuz

kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği ve

derece mahkemelerinin belirtilen husustaki kararında açıkça keyfilik veya bariz

takdir hatası olarak değerlendirilebilecek bir bulguya da rastlanmadığı

anlaşılmaktadır.

36. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının açıkça keyfilik veya bariz bir

takdir hatası da içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

37. Başvurucu, açtığı tazminat

ve tasarrufun iptali davalarının makul sürede sonuçlandırılmamış olduğunu

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, söz konusu

yargılama süreçlerinin Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2003/735 sayılı

dosyası ile Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2011/250 sayılı dosyası

üzerinde yürütülen yargılamalara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

38. Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile AİHM kararlarından

ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve

haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının

da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer

alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen

ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut

başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda

belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup,

ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının

yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

39. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

40. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, asliye hukuk mahkemeleri nezdinde görülen tazminat ve tasarrufun iptali

davalarının söz konusu olduğu görülmekle, 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetlerinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan yargılamalar olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

41. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih, Bakırköy 8. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2003/735 sayılı dosyası üzerinde yürütülen yargılama açısından 10/10/2001, Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2011/250

sayılı dosyası üzerinde yürütülen yargılama açısından ise 13/1/2004 tarihidir.

42. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı

sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak

sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 52). Bu çerçevede, Bakırköy 5.

Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2011/250 sayılı dosyası kapsamında verilen kararın

temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleştiği görülmekle, söz

konusu yargılama açısından sürenin bitiş tarihi karar düzeltme talebinin

reddine dair, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin E.2012/14829, K.2012/14489 sayılı

ilam tarihi olan 20/12/2012 tarihidir. Bakırköy 8.

Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2003/735 sayılı dosyası üzerinde yürütülen

yargılama faaliyetinin ise hâlihazırda ilk derece mahkemesi nezdinde derdest

olduğu görülmektedir.

43. Başvuruya konu yargılama

süreçlerinin incelenmesinde, başvurucu tarafından verilen 10/10/2001

havale tarihli dilekçe üzerine Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2001/769

sırasına kayden yargılamasına başlanılan tazminat

davasında, uyuşmazlığın ilk derece mahkemesince 28/3/2002 tarihinde karara

bağlandığı, temyiz edilen hükmün bozulması üzerine Mahkemenin E.2003/735 sırası

üzerinde yürütülen yargılamada ilk derece mahkemesi tarafından 25/3/2014 tarihinde

başvurucunun davasının kısmen kabulüne hükmedildiği ve davanın hâlihazırda

temyiz mercii nezdinde derdest olduğu görülmektedir.

44. Başvurucu tarafından 13/1/2004 tarihinde açılan ve Bakırköy 5. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2004/17 sırasına kayden yürütülen

tasarrufun iptali davasında ise, ilk derece mahkemesi tarafından verilen iki

kararın temyiz incelemesi neticesinde bozulduğu, ilgili Mahkeme tarafından

E.2011/250 sayılı dosya üzerinde verilen 16/5/2011 tarihli kararın ise temyizen onandığı ve karar düzeltme talebinin reddi ile

20/12/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

45. İlgili yargılama

evraklarının incelenmesinden, başvuruya konu yargılama süreçlerinin asliye

hukuk mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi yargılama

faaliyetlerinin söz konusu olduğu ve 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin,

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu

anlaşılmaktadır (§ 21).

46. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiş olup (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64),

başvuruya konu davalarda yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası

gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamaların karmaşık

olduğunu ortaya koymamakta ve yargılamalara bütün olarak bakıldığında, Bakırköy

8. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2003/735 sayılı dosyası üzerinde yürütülen

yaklaşık on üç yıllık ve Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2011/250

sayılı dosyası üzerinde yürütülen yaklaşık sekiz yıllık yargılama süreçlerinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmaktadır.

47. Açıklanan nedenlerle,

belirtilen her iki yargılama süreci açısından başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

48. Başvurucu, 500.000,00 TL

tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

49. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

50. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlıklara ilişkin yargılama süreleri nazara alındığında, yargılama

faaliyetlerinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararı karşılığında başvurucuya, Bakırköy 8. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2003/735 sayılı dosyası üzerinde yürütülen yaklaşık on üç yıllık

yargılama faaliyeti açısından takdiren 13.300,00 TL, Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin

E.2011/250 sayılı dosyası üzerinde yürütülen yaklaşık sekiz yıllık yargılama

süreci açısından takdiren 5.850,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

51. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

52. Başvuruya konu

yargılamalardan Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2003/735 sayılı dosyası

üzerinde yürütülen yargılama faaliyetinin yaklaşık on üç yıldır devam ettiği ve

bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal

bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete

ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi

amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemesi”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4.

Başvuruya konu her iki yargılama süreci açısından Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2003/735

sayılı dosyası üzerinde yürütülen yargılama faaliyeti açısından 13.300,00 TL, Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin

E.2011/250 sayılı dosyası üzerinde yürütülen yargılama süreci açısından

5.850,00 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine,

15/10/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucu : İhsan MALKARA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1881, 15 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucuya Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2003/735
  16. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1881
Tarih
15 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • Hulusi Kutlu ve Ayşe Kutlu Başvurusu (B. No: 2013/7789)
  • Cemil Hasanoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4178)
  • Gaziler Enerji ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/1660)
  • Halil Atabey Başvurusu (B. No: 2013/3771)
  • Leyla Onay Başvurusu (B. No: 2013/1762)
  • Mahmut Manbaki Başvurusu (B. No: 2012/731)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.