İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mahmut Manbaki Başvurusu (B. No: 2012/731)

1. Başvurucu, mevzuata aykırı şekilde tütün satışı yapmasından

Başvuru No2012/731Tarih15 Ekim 2014Okuma18 dk · 3.604 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mahmut Manbaki Başvurusu

Karar tarihi
15 Ekim 2014
Başvuru Numarası
2012/731
R.G. Tarih-Sayı
17/12/2014-29208
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.604 kelime·18 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, mevzuata aykırı şekilde tütün satışı yapmasından

ötürü verilen idari para cezasının kesinleşmesinden sonra lehe olarak yeniden

düzenlenen ilgili kanun hükmünden yararlanmak amacıyla yaptığı başvurunun

reddedildiğini, bu nedenle Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 13/11/2012 tarihinde İzmir 8.

Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 10/6/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 17/9/2013 tarihinde

yapılan toplantıda başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 23/9/2013

tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, tanınan ek süre

sonunda görüşünü 22/11/2013 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,

başvurucuya 6/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Başvurucu tarafından herhangi bir karşı görüş Anayasa Mahkemesine sunulmamıştır.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun işyerinde 16/4/2010

tarihinde yapılan denetimde 10 gram sarmalık kıyılmış tütün ele geçirilmiştir.

9. Turgutlu Kaymakamlığı tarafından, 19/4/2010

tarihinde, 3/1/2002 tarih ve 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme

Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 8. maddesine aykırı olarak

sarmalık kıyılmış tütün satışı yapması nedeniyle, aynı maddenin beşinci

fıkrasının (ı) bendi uyarınca başvurucuya 5.723 TL idari para cezası verilmiş

olup, bu ceza 20/4/2010 tarihinde kendisine tebliğ edilmiştir. Başvurucu

tarafından süresinde itiraz edilmeyen bu idari yaptırım kararı kesinleşmiştir.

10. Başvurucu, henüz para cezası infaz edilmeden, 6/5/2011

tarihli dilekçesiyle Turgutlu Kaymakamlığına başvurarak, 25/2/2011 tarihinde

yürürlüğe giren 13/2/2011 tarih ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden

Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve

Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında

Kanun’un 175. maddesi ile 4733 sayılı Kanun’un 8. maddesinde değişiklik

yapıldığını ve bu yeni düzenleme ile eylemi hakkındaki idari para cezası miktarının

250 TL olarak belirlendiğini, bu nedenle Kanun hükmünün lehe değişen son

şeklinin kendisine uygulanmasını ve buna göre daha önce 5.723 TL olarak

belirlenen 19/4/2010 tarihli idari para cezasının iptal edilerek, yeni

düzenleme uyarınca 250 TL idari para cezası verilmesini talep etmiştir.

11. Başvurucunun talebi Turgutlu Kaymakamlığının 30/6/2011

tarihli kararıyla “…kesinleşmiş idari

yaptırım kararının bir mahkeme ilamı olmaksızın Kaymakamlığımız tarafından

ortadan kaldırılması veya değiştirilmesi durumu yetkimiz dışında olduğundan”

gerekçesine dayalı olarak reddedilmiştir.

12. Başvurucunun yaptığı itirazı inceleyen Manisa İdare Mahkemesi,

itirazın süresinde olmadığı ve yaptırım kararının kesinleştiği gerekçesi ile 21/2/2012 tarih ve E.2011/1700, K.2012/269 sayılı kararıyla

itirazı reddetmiştir.

13. Başvurucunun bu karara yaptığı itirazı inceleyen Manisa Bölge

İdare Mahkemesi, 12/6/2012 tarih ve E.2012/215,

K.2012/239 sayılı kararıyla itirazı kabul ederek, işlemin iptaline karar vermiştir.

14. Davalı idarenin karar düzeltme talebi sonucunda Manisa Bölge

İdare Mahkemesi, “Söz konusu yasa

değişikliği ancak 6111 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 25/2/2011

tarihinden sonra işlenecek olan fiiller hakkında uygulanacağı tartışmasız olup,

olayımızda olduğu gibi 19/4/2010 tarihinde tebliğ edilen ve dava açılmayarak

kesinleşen idari para cezasında uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Diğer yandan,

ceza hukukunda lehe olan hükümlerin uygulanacağı yolundaki kural da ancak

süresi içinde dava açılmış ve yargılanması henüz tamamlanmamış olan idari para

cezaları hakkında geçerlidir.” gerekçesi ile 4/10/2012

tarih ve E.2012/499, K.2012/491 sayılı kararla, karar düzeltme isteminin

kabulüne, Mahkemenin 12/6/2012 tarih ve E.2012/215, K.2012/239 sayılı bozma

kararının kaldırılmasına, Manisa İdare Mahkemesinin 21/2/2012 tarih ve

E.2011/1700, K.2012/269 sayılı kararının onanmasına karar vermiştir.

15. Aynı tarihte kesinleşen karar 9/11/2012

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup, başvurucu 13/11/2012 tarihli

dilekçesi ile süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

16. 4733 sayılı Kanun’un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (ı)

bendinin, 6111 sayılı Kanun’un 175. maddesi ile değiştirilmeden önceki hali

şöyledir:

“Kurumdan uygunluk belgesi almadan enfiye, çiğneme, nargile

tütünü veya yaprak sigara kâğıdı ya da makaron

üretenler ile satan veya satışa arz edenlere, ticari amaçla sarmalık kıyılmış

tütün üretenler ile satan veya satışa arz edenlere beşbin

Yeni Türk Lirası idarî para cezası verilir.”

17. 4733 sayılı Kanun’un, 6111 sayılı Kanun’un 175. maddesi ile

değişik 8. maddesinin ikinci fıkrasının (ı) bendi ve aynı fıkraya eklenen (o)

bendi ile altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları şöyledir:

“ı) Kurumdan uygunluk belgesi almadan enfiye, çiğneme,

nargile tütünü veya yaprak sigara kâğıdı ya da makaron

üretenler ile satan veya satışa arz edenlere, (...)* beşbin

Yeni Türk Lirası idarî para cezası verilir.

…

o) (Ek bend: 13/02/2011-6111

S.K 175. mad.) Ticari amaçla sarmalık kıyılmış tütün üretenler ile satan veya

satışa arz edenlere ürettikleri, sattıkları veya satışa arz ettikleri tütünün;

50 kilograma kadar (50 kilogram dâhil) olması halinde 250

TL.

50 kilogramdan 100 kilograma kadar (100 kilogram dâhil)

olması halinde 500 TL.

100 kilogramdan 250 kilograma kadar (250 kilogram dâhil)

olması halinde 1.500 TL.

250 kilogramdan 500 kilograma kadar (500 kilogram dâhil)

olması halinde 3.000 TL.

500 kilogramdan fazla olması halinde 5.000 TL.

idari para cezası verilir.

…

Beşinci fıkranın (f), (g), (h), (ı) ve (j) ile (o)*

bentlerinde yazılı fiiller hakkında idarî yaptırım uygulamaya ve bu fiillerin

konusunu oluşturan her türlü eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi kararını

vermeye mahalli mülkî amirler, diğer bentlerde yazılı fiiller hakkında idarî

para cezası vermeye Kurum yetkilidir. Mahalli mülkî amirlerce uygulanan idarî

yaptırımlar onbeş gün içinde Kuruma iletilir.

Bu Kanun hükümlerine göre verilen idarî yaptırım kararlarına

karşı 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama

Usulü Kanunu hükümlerine göre kanun yoluna başvurulabilir. Ancak, idare

mahkemesinde dava, işlemin tebliği tarihinden itibaren onbeş

gün içinde açılır. İdare mahkemesinde iptal davası açılmış olması, kararın

yerine getirilmesini durdurmaz.

İdarî yaptırımlara ilişkin olarak bu Kanunda hüküm

bulunmayan hallerde 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı

Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır.”

18. 30/3/2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 5. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun zaman

bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatlar

bakımından da uygulanır. Ancak, kabahatlar

karşılığında öngörülen idari yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi

bakımından derhal uygulama kuralı geçerlidir.”

19. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin (1) ve

(2) numaralı fıkraları şöyledir:

(1) İşlendiği zaman

yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza

verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren

kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve

hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri

hükmolunmuşsa infazı ve kanunî neticeleri kendiliğinden kalkar.

(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile

sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan

kanun uygulanır ve infaz olunur.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 15/10/2014 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda, başvurucunun 13/11/2012 tarih ve 2012/731 numaralı bireysel

başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, 4733 sayılı Kanun’a aykırı olarak işyerinde 10 gram

sarmalık kıyılmış tütün bulundurmasından dolayı Turgutlu Kaymakamlığı

tarafından kendisine 5.723,00 TL idari para cezası verildiğini, bu cezanın

kesinleşmesinden sonra ilgili Kanun hükmünde yapılan değişiklik ile söz konusu

eylemin karşılığı olarak ceza miktarının 250,00 TL olarak düzenlendiğini, lehe

değişen hükmün uygulanması amacıyla İdare ve Mahkemelere yaptığı başvurunun

reddedildiğini, bu nedenle Anayasa’nın 38. maddesinin ihlal edildiğini iddia

etmiş ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Bakanlık, başvurucunun şikâyetinin Anayasa’nın 38. maddesi

çerçevesinde incelenmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.

23. Kabul edilebilirlik açısından ayrı bir değerlendirmesi olmayan

Bakanlık görüş yazısında özet olarak; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM)

suç kavramını, eylemin iç hukuktaki nitelendirmesine bağlı kalmaksızın özerk

bir şekilde yorumladığı, keyfi işlemlere karşı etkin bir koruma sağlanabilmesi

için, görünüme ilişkin değil esasa yönelik bir değerlendirme yapıldığı, genel

bir ayrıma gidilmeyen AİHM içtihatlarında yorum kriterleri

olarak, başlangıçta iç hukuktaki nitelemenin dikkate alındığı, ancak bunun yanı

sıra suç ve bunun için öngörülen cezanın niteliği, amacı ve ağırlığının da göz

önünde tutulduğu, suçun niteliği değerlendirilirken, ilgili suçun Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) taraf devletlerin büyük çoğunluğunda nasıl

nitelendirildiği, bu suçun ceza hukukundaki diğer suçlarla benzerliği,

uygulanan usullerin özellikleri, suçun bir grup için mi yoksa kamu yararına

istinaden herkes için mi bağlayıcı olduğu hususlarının dikkate alındığı,

kriterlerden biri açısından suç sayılabildiği takdirde bunun yeterli sayıldığı

belirtilmiştir.

24. Başvurucu, Bakanlık görüş yazısına karşı herhangi bir beyanda

bulunmamıştır.

25. Bir hak ihlali iddiasının gerek Anayasa’nın 38. maddesi gerekse

AİHS’nin 7. maddesi kapsamında incelenebilmesi için, ortada ceza hukuku anlamında

bir suç veya cezanın bulunması gerekir.

26. Diğer taraftan, Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine

göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bu

bağlamda, bireysel başvuru konusu temel hak ve özgürlüğün kapsamının Anayasa ve

AİHS’nin ortak koruma alanı çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No:

2012/1049, 26/3/2013, § 18; B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 34).

27. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, Anayasa’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” kenar

başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrası ve AİHS’nin “Kanunsuz ceza olmaz” kenar başlıklı 7. maddesinin (1)

numaralı fıkrasında düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın suç ve cezalara ilişkin

olması, bir ihlal iddiasının belirtilen maddelerin ortak koruma alanı

kapsamında değerlendirilebilmesinin ön şartıdır.

28. Benzer bir başvuruda, “cezai alanda … yöneltilen suçlama…” olarak

kabahat eylemleri nedeniyle uygulanan idari yaptırımlara ilişkin

uyuşmazlıkların da Sözleşme’nin 6. maddesinin koruma alanı kapsamında yer

aldığı kabul edilmiştir (B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 26). Dolayısıyla, idari

açıdan müeyyideye bağlanan bir eylemin, AİHS’nin 6. maddesi anlamında suç

olarak nitelendirilmesi halinde, artık bunun AİHS’nin 7. maddesi açısından da

suç olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

29. Nitekim Anayasa Mahkemesi de daha önceki bir kararında (AYM,

E.2007/115, K.2009/80, 11/6/2009) kabahatlerin suç

niteliğinde olduğunu açıklamıştır. Mahkemenin gerekçesi şöyledir:

“Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari

yaptırımların kapsamı ise Yasa'nın 16. maddesinde belirlenmiş ve idari

yaptırımlar, idari para cezası ve idari tedbirler olarak ifade edilmiştir.

'Kabahat' tanımı yapılmak suretiyle, daha önce idari

yaptırıma tabi olmayan bir eylem, idari yaptırıma tabi kılınmamakta, aksine

kanunla idari yaptırıma tabi kılınmış eylemler kabahat olarak

adlandırılmaktadır. Bir başka deyişle, itiraz konusu kural ile yapılan kabahat

tanımı, daha önce suç olmayan bir eylemi suç niteliğine dönüştürmemektedir.

İtiraz konusu kuralla, bir eylemin kabahat olarak kabulü

için bu eylemin karşılığında kanunun mutlaka bir idari yaptırım uygulanmasını

öngörmüş olması esas alındığından, söz konusu düzenlemede yeni bir suç

yaratılmamakta, suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.

….

Kanunun, karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü

kabahatlerden bir kısmının ceza hukuku kapsamında suç niteliği taşıdığı

açıktır. Nitekim, Kabahatler Kanunu'nun İkinci

Kısmında 'Çeşitli kabahatler' başlığı altında düzenlenen fiilleri, ağırlıklı

olarak 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 526. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş

olan kabahatler oluşturmaktadır. Ayrıca, çeşitli yasalarda yer alan ve

yaptırımı hafif hapis ya da hafif para cezası veya her ikisi olan fiiller, 5252

sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7.

maddesiyle idari para cezasına dönüştürülmüşlerdir. Uygulanacak yaptırımın yasa

ile 'idari' para cezasına dönüştürülmesinin bu tür yaptırım uygulanacak

eylemlerin gerçekte ceza hukuku alanına giren suç olma özelliklerini

etkilemeyeceği açıktır.”

30. Buna göre başvuruya konu idari para cezası ve bu cezaya karşı

başvurunun Mahkemece reddedilmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin

ihlal edildiği iddiasının Anayasa ve AİHS’nin ortak koruma alanı kapsamında yer

aldığının kabul edilmesi gerekir.

31. Açıklanan nedenlerle, “suçta

ve cezada kanunilik ilkesi”ne

ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

32. Başvurucu, eylemi ile ilgili kanunda yapılan lehe değişikliğin

hakkında uygulanmayarak suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

33. Bakanlık görüş yazısında, suç ve cezaların kanuniliğinin, hukuk

devleti ilkesinin temel unsurlarından olduğu, bu güvencenin amacının, keyfi

soruşturma, kovuşturma veya cezalandırmalara karşı etkili bir koruma sağlamak

olduğu, AİHM içtihatlarına göre suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan ceza

kuralı ile kesin bir hükmün verilmesinden önce kabul edilen bir ceza kuralının

farklı olması halinde, hâkimin sanığın lehine olan ceza kuralını uygulaması

gerektiği, “kanunsuz suç ve ceza olmaz”

ilkesinin ihlal edilip edilmediğine ilişkin takdirin Anayasa Mahkemesine ait

olduğu ifade edilmiştir.

34. Suçta ve cezada kanunilik, Anayasa ve AİHS’de güvence altına

alınmış temel bir ilkedir (B. No: 2013/849, 15/4/2014,

§ 28).

35. Anayasa’nın “Suç ve cezalara

ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç

saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman

kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.”

36. AİHS’nin “Kanunsuz ceza

olmaz” kenar başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka

göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı

biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza

verilemez.”

37. Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerle ilgili bölümlerinde

kanunla düzenleme ilkesine pek çok maddede ayrı ayrı yer verildiği gibi, 13.

maddede ifade edilen temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel

ilkelerde de sınırlamaların “ancak kanunla”

yapılabileceği kurala bağlanmıştır. Anayasa’nın suç ve cezaları düzenleyen 38.

maddesinde de (§ 35) “suçta ve cezada

kanunilik ilkesi” özel olarak güvence altına alınmıştır. (B. No:

2013/849, 15/4/2014, § 31).

38. Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, “Kimse, ... kanunun suç

saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz” denilerek “suçta kanunilik”, üçüncü fıkrasında da “ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak

kanunla konulur” denilerek, “cezada

kanunilik” ilkeleri güvence altına alınmıştır. Anayasa’da öngörülen “suçta ve cezada kanunilik ilkesi”, insan

hak ve özgürlüklerini esas alan bir anlayışın öne çıktığı günümüzde, ceza

hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 38. maddesine

paralel olarak 5237 sayılı Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen “suçta ve cezada kanunilik ilkesi” uyarınca,

hangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir

kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır

ve sınırlarının belli olmasını gerektirmektedir. Kişilerin yasak eylemleri

önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin

güvence altına alınması amaçlanmaktadır (AYM, E.2010/69, K.2011/116, K.T. 7/7/2011).

39. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, hukuk devletinin kurucu

unsurlarındandır. Kanunilik ilkesi, genel olarak bütün hak ve

özgürlüklerin düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanı sıra, suç ve

cezaların belirlenmesi bakımından özel bir anlam ve öneme sahip olup, bu

kapsamda kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerden

dolayı keyfi bir şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmekte, buna ek

olarak, suçlanan kişinin lehine olan düzenlemelerin geriye etkili olarak uygulanması

sağlanmaktadır. (B. No: 2013/849, 15/4/2014, §

32).

40. Kamu otoritesinin ve bunun bir sonucu olan ceza verme yetkisinin

keyfi ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi, kanunilik

ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir. Bu doğrultuda, kamu

otoritesini temsil eden yasama, yürütme ve yargı erklerinin, bu ilkeye saygılı

hareket etmeleri; suç ve cezalara ilişkin kanuni düzenlemelerin sınırlarının,

yasama organı tarafından belirgin bir şekilde çizilmesi, yürütme organının sınırları

kanunla belirlenmiş bir yetkiye dayanmaksızın, düzenleyici işlemleri ile suç ve

ceza ihdas etmemesi, ceza hukukunu uygulamakla görevli yargı organın da

kanunlarda belirlenen suç ve cezaların kapsamını yorum yoluyla genişletmemesi

gerekir (B. No: 2013/849, 15/4/2014, § 32).

41. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “hukuk devleti”nin

temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre, yasal

düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve

kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması,

ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu bir takım

güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle

bağlantılı olup; birey, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve

olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye

hangi müdahale yetkisini doğurduğunu, kanundan öğrenebilme imkânına sahip

olmalıdır. Birey, ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörüp,

davranışlarını düzenleyebilir. Hukuk güvenliği, kuralların öngörülebilir

olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini,

devletin de kanuni düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden

kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2009/51, K.2010/73, K.T. 20/5/2010;

AYM, E.2009/21, K.2011/16, K.T. 13/1/2011; AYM, E.2010/69, K.2011/116, K.T.

7/7/2011; AYM, E.2011/18, K.2012/53, K.T. 11/4/2012).

42. Hukuk devletinde, bireylerin belirli bir zaman diliminde hangi

fiillerin suç olarak tanımlandığı ve hangi cezai yaptırımlara bağlandığını

bilip öngörebilmeleri, bir başka ifadeyle ceza hukuku kurallarının

öngörülebilir ve erişilebilir olması şarttır. Aksi takdirde “Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz”

şeklinde ifade edilen ceza hukuku prensibinin hayata geçirilmesi mümkün

olmayacaktır. Zira ceza sorumluluğu, kişinin fiilinin bilincinde olduğu ve

özgür iradesiyle suç olan bu fiili işlediği varsayımına dayanır. Bu nedenle,

kişinin işlediği fiilden sorumlu tutulabilmesi için, hangi fiillerin suç olduğunun

kanunlarda açıkça gösterilmesi gereklidir (AYM, E.1991/18, K.1992/20, K.T. 31/3/1992).

43. Ceza yaptırımına bağlanan fiilin kanunda açık bir şekilde

düzenlenmesi şartı, suç ve cezalara dair düzenlemelerin şeklî bakımdan kanun

biçiminde çıkarılmasının yeterli olmadığı, bunların içerik bakımından da belli

amacı gerçekleştirmeye elverişli olmaları gerektiğini ifade etmektedir. Bu

açıdan kanun metni, bireylerin, gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle,

hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını

belli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme

alınmış olmalıdır. Dolayısıyla, uygulanması öncesinde kanun, muhtemel etki ve

sonuçlarına dair yeterli derecede öngörülebilir olmalıdır. Bununla birlikte,

kanun metninin tüm sonuç ve etkileri göstermesi her zaman beklenemeyeceğinden,

aranan açıklığın ölçüsü, söz konusu metnin içeriği, düzenlemeyi hedeflediği

alan ile hitap ettiği kitlenin statü ve büyüklüğü gibi faktörler dikkate

alınarak belirlenebilir. Bu özelliklere sahip kanunun, aynı zamanda kolaylıkla

erişilebilir nitelikte olması gerekir (AYM, E.2011/62, K.2012/2, K.T. 12/1/2012).

44. Öte yandan, suçun işlendiği tarihten sonra kabul edilen lehteki

kanun hükmünün geriye yürümesi hakkını AİHS’nin 7. maddesinin güvence altına

almadığı yönündeki içtihadını değiştiren AİHM, bu ilkenin, Avrupa Temel Şartı

da dâhil temel bütün metinlerde tanındığını, artık Avrupa ceza hukuku

geleneğinin bir parçası olduğunun kabul edildiğini, hukukun üstünlüğü ilkesi

gereğince hâkimin, suç oluşturan eyleme kanun koyucunun orantılı bir ceza

olarak belirlediği cezayı vermesinin tutarlı olduğunu, suç işleyene sadece suç

işlediği tarihte daha ağır bir ceza öngörüldüğü gerekçesi ile ağır bir ceza

verilmesinin ceza hukukunun temel ilkelerine aykırı bulunduğunu, bunun aynı

zamanda suçun işlendiği tarihten sonra meydana gelen bütün yasal değişiklikleri

ve toplumun o suç karşısındaki yaklaşım değişikliğini görmemek anlamına

geldiğini, lehte olan ceza hükmünün geriye yürümesi ilkesinin cezaların

öngörülebilir olması gerekliliğinin bir uzantısı olduğunu, buna göre, eğer

suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan ceza kuralı ile kesin bir hükmün

verilmesinden önce kabul edilen bir ceza kuralı farklı ise, hâkimin, sanığın

lehine olan ceza kuralını uygulaması gerektiğini belirtmiştir (bkz. Scoppola/İtalya no. 2, B. No: 10249/03, 17/9/2009,

§§ 105-109).

45. Nitekim Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğu görülmektedir.

Yargıtaya

göre, 5237 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca;

sonradan yürürlüğe giren yasanın, bir fiili suç olmaktan çıkarması, suçun

unsurlarında veya diğer cezalandırılabilme şartlarında, bu suçtan dolayı

mahkûmiyetin yasal neticelerinde, ceza ve hatta güvenlik tedbirlerinde

değişiklik yapması ve bu değişikliğin failin lehine sonuç vermesi durumunda,

yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlar hakkında da uygulanması

gerekecektir. Bu değişiklik, kesinleşmiş ancak infazı henüz

tamamlanmamış hükümler ile infazı tamamlanmış hükümler bakımından da söz

konusudur (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2011/5-74, K.2011/147, K.T. 28/6/2011; YCGK. E.2008/5-220, K.2009/28, K.T. 17/2/2009).

46. Somut olayda idare tarafından, 19/4/2010

tarihinde, 4733 sayılı Kanun’a aykırı olarak sarmalık kıyılmış tütün satışı yapması

nedeniyle başvurucuya 5.723,00 TL idari para cezası verilmiş olup, bu ceza

kesinleşmiştir. Henüz para cezası infaz edilmeden, başvurucunun anılan

eylemiyle ilgili kanun hükmünde yapılan değişiklik ile idari para cezası

miktarı 250,00 TL olarak belirlenmiş ve başvurucu da lehe olan değişikliğin

uygulanmasını talep etmiş, ancak bu talebi reddedilmiştir.

47. 5326 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre,

Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler

açısından da uygulanacak, ancak, kabahatler karşılığında öngörülen idari

yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından derhal uygulama

kuralı geçerli olacaktır. Anılan maddede öngörülen “derhal uygulama” kuralı, idari yaptırım kararının infazı

yöntemiyle ilgilidir. Dolayısıyla, infaz aşamasında da olsa, kabahat fiilinin

unsurlarına veya yaptırımına yönelik lehe kanun değişikliklerinde, Anayasa’nın

38/1. maddesinde düzenlenen “kanunilik ilkesi”nin

sonuçlarından biri olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesinde yer

alan “lehe kanunun geriye yürümesi”

kuralının uygulanması gerekir.

48. Başvuruya konu olayda, kabahat nedeniyle başvurucuya bir

yaptırım uygulanmış, ancak henüz bu yaptırım kararı yerine getirilmeden,

sonradan yürürlüğe giren kanunla, isnat edilen suçun unsurlarında ve cezasında

lehe olacak şekilde değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklik, suçun içeriği, diğer

bir ifadeyle maddi yapısıyla ilgili olup, kararların yerine getirilme şekli ile

ilgili değildir. Buna göre, yukarıdaki hükümler (§§ 16-19) gözetildiğinde, lehe

kanun değerlendirmesinde maddi ceza hukukuna ilişkin zaman bakımından uygulama

kurallarının geçerli olması ve Mahkemece, cezası henüz infaz edilmemiş olan

başvurucu hakkında lehe kanun uygulamasının yapılması gerektiği

anlaşılmaktadır.

49. Bu açıklamalara göre, başvurucunun eylemine uyan kanun hükmünde

yapılan lehe değişikliğin başvurucuya uygulanması gerekirken, bu yöndeki

talebinin reddedilmiş olması Anayasa’nın “Suç

ve cezalara ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesinin birinci

fırkasında düzenlenen “suçta ve cezada

kanunilik ilkesi” ile bağdaşmamaktadır.

50. Açıklanan nedenlerle, başvurucu hakkında lehe kanun hükmünün

uygulanmamasından dolayı Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

V. 6216 SAYILI KANUN’UN 50. MADDESİNİN UYGULANMASI

51. Başvurucu, ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili Mahkemeye

gönderilmesini talep etmiş olup, herhangi bir tazminat isteminde bulunmamıştır.

52. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

53. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, Mahkeme kararından

kaynaklanmaktadır. Yeniden yargılama yapılması halinde, ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması mümkün olduğundan, yeniden yargılama yapılmak üzere

dosyanın, ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir

VI. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan “suçta ve cezada kanunilik ilkesi”nin ihlal edildiği

yönündeki başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için, yeniden

yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili Mahkemeye gönderilmesine,

D. Başvurucu tarafından yapılan 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

15/10/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Özcan ÖZBEY Başvurucu : Mahmut MANBAKİ Vekili : Av. Mehmet Salih ARUK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/731, 15 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. V. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesinin Uygulanması
  12. VI. Hüküm
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/731
Tarih
15 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • Ahmet Uğur Soylu Başvurusu (B. No: 2012/1036)
  • Cemal Ay Başvurusu (B. No: 2013/8674)
  • Kamil Çakır Başvurusu (B. No: 2013/997)
  • Hakan Özkan Başvurusu (B. No: 2012/1225)
  • Sevgi Bingöm Zengin Başvurusu (B. No: 2013/6363)
  • Uğur Uzal Başvurusu (B. No: 2012/873)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.