İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kamil Çakır Başvurusu (B. No: 2013/997)

1. Başvurucu, görev yaptığı

Başvuru No2013/997Tarih15 Ekim 2014Okuma16 dk · 3.201 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kamil Çakır Başvurusu

Karar tarihi
15 Ekim 2014
Başvuru Numarası
2013/997
R.G. Tarih-Sayı
17/12/2014-29208
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.201 kelime·16 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, görev yaptığı

Balıkesir Garnizonundan Diyarbakır Garnizonuna atamasının yapılması ve

belirtilen atama işleminin iptali istemiyle açtığı davanın reddedilmesi

nedeniyle Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 17., 36., 41. ve 129. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespiti ile ihlal

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 18/1/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Hava Kuvvetleri Komutanlığı

bünyesinde Hava Astsubay Kıdemli Başçavuş olarak görev yapan başvurucunun,

12/9/2011 tarihinde Diyarbakır Garnizonuna ataması yapılmıştır.

6. Başvurucu tarafından

belirtilen atama işleminin iptali talebi ile, 27/9/2011 tarihinde Askeri Yüksek

İdare Mahkemesi Birinci Dairesi nezdinde dava açılmıştır.

7. Mahkemenin 10/7/2012 tarih

ve E.2011/1505, K.2012/827 sayılı kararı ile, idarece yapılan atama işleminde

takdir yetkisinin objektif olarak kullanıldığı ve hukuka aykırı bir yön

bulunmadığından bahisle, davanın reddine ve 1.200,00 TL vekalet ücretinin

davalı idareden alınarak başvurucuya verilmesine hükmedilmiştir.

8. Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Birinci Dairesinin 11/12/2012 tarih ve E.2012/1492, K.2012/1448

sayılı kararı ile, başvurucunun karar düzeltme talebinin reddine, davalı

idarenin vekalet ücreti yönünden yaptığı karar düzeltme talebinin ise kabulü

ile, kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına ve kısa kararın üçüncü

maddesinin “1.200,00 TL avukatlık ücretinin

davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine” şeklinde

düzeltilmesine karar verilmiştir.

9. Karar başvurucuya 28/12/2012

tarihinde tebliğ edilmiş ve 18/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

10. 4/7/1972 tarih ve 1602

sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Kararın düzeltilmesi” kenar başlıklı 66. maddesi şöyledir:

“Daireler

ile Daireler Kurulundan verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak

üzere, ilamın tebliği tarihinden itibaren onbeş gün

içinde aşağıda yazılı sebepler dolayısiyle kararın

düzeltilmesi istenebilir.

a) Kararın esasına

etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması;

b) Bir ilamda

birbirine aykırı hükümler bulunması;

c) Kararın usul ve

kanuna aykırı bulunması;

Kanunun 45 inci

maddesine göre verilen kararların düzeltilmesi işlemi kabul edilerek davaya

yeniden bakılması ve esas hakkında karar verilmesi halinde de karar

düzeltilmesi isteminde bulunulabilir.

Daireler ile Daireler

Kurulu, kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle bağlıdır.”

11. 1602 sayılı Kanun’un “Çalışmaya ara verme” kenar başlıklı 85.

maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:

“Barışta,

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi

temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verir.”

12. 1602 sayılı Kanun’un “Sürelerin bitmesi” kenar başlıklı 86.

maddesi şöyledir:

“Dava

ve karar düzeltilmesi istemine ilişkin sürelerle 46 ncı maddede yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara

verme zamanına rastlarsa bu süreler, ayrıca bir karar vermeye lüzum

kalmaksızın, ara vermenin sona erdiği 6 Eylülden itibaren yedi gün uzatılmış

sayılır. Tatil günleri süre hesabına katılır. Şu kadar ki sürenin son günü

tatil gününe rastlarsa süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar

uzar.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

13. Mahkemenin 15/10/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 18/1/2013 ve 2013/997 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

14. Başvurucu, daha önce görevi

sırasında bazı işlemler aleyhinde AYİM nezdinde açmış olduğu davalar nedeniyle

ve bu durum idarece bir disiplinsizlik hali olarak algılanarak Eylül ayı gibi

normal atama dönemi olmayan bir ayda atamasının yapıldığını, atama isteği

olmadığı halde ve normal atama dönemi Mayıs ayı olmasına rağmen Eylül ayında

daha önce altı yıl görev yaptığı Diyarbakır garnizonuna adeta cezalandırma

amacı ile tekrar atamasının yapıldığını, Diyarbakır ve Merzifon gibi

garnizonlar için ikinci defa atama sırası belirlenirken önceliğin asgari

emeklilik süresi gelen ya da ikinci kez bu garnizonlara atandığında emeklilik

süresi dolacak olan personele verilmesi suretiyle, kişilerin emekliliğe

zorlandığını, belirtilen zamansız atama işlemi nedeniyle maddi ve manevi yönden

sıkıntı çektiğini, emsallerinden farklı bir şekilde sadece kendisine yönelik

ayrıcalıklı atama nedeniyle küçük düşürüldüğünü ve cezalandırma amacıyla

atandığı algısı oluşturulduğunu, idarece yapıldığı belirtilen tüm bu

uygulamaların mobbing niteliğinde olduğunu, bu

nedenle maddi ve manevi varlığın korunması hakkını ihlal ettiğini, bunun yanı

sıra Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik sonrasında aynı

sınıf ve branşta bulunan astsubaylara ayrı atama politikası uygulandığını,

kendisinin de bu şekilde Diyarbakır Garnizonunda muafiyet sınırı olan yedi

yıldan fazla kalmak zorunda bırakıldığını, AYİM’in

talebi hakkında daha önce verdiği emsal karara aykırı olarak ret kararı

verdiğini ve bu suretle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini, Mahkemece hatalı

nitelendirilse de dava konu işlemin re’sen atama

işleminin iptali olduğu ve ilgili Kanun ve Yönetmeliğe aykırı olarak kadro

ihtiyacı olmadan yapılan atama işleminin Anayasa’nın 129. maddesine aykırı

olduğunu, eğitim döneminde yapılan atama işlemi nedeniyle eğitim görmekte olan

çocukları ve öğretmen olan eşi ile bir süre ayrı yaşamak zorunda kaldığını ve

bu suretle aile birliğinin parçalanması ile ailenin korunması hakkının ihlal

edildiğini, daha önce altı yıl süre ile görev yaptığı Diyarbakır’da lojmanda

çalışan işçiler ile kendisinin de lojman yönetim kurulu başkanlığını temsil

ettiği bir dava süreci nedeniyle oluşan gerginlik dolayısı ile tekrar aynı

yerde görev yapmak zorunda bırakılmasının kendisi ve ailesini tedirgin

ettiğini, ayrıca davalı idarenin süresinden sonra verdiği karar düzeltme dilekçesinin

incelemeye alınması, idarece sunulan gizlilik dereceli belgelerin kendisine

tebliğ edilmemesi ve dava açtığı sırada yürürlükte olmayan 659 sayılı KHK’ya

dayanılarak davalı idare lehine vekalet ücreti takdir edilmesi suretiyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini, yürürlükten kalkan bir yönetmelik hükmüne

kararda yer verilmesi nedeniyle AYİM kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu

ve AYİM’nin bağımsız olmadığını belirterek,

Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 17., 36., 41. ve 129. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

15. Başvuru dilekçesi ve

eklerinin değerlendirilmesi neticesinde, başvurucunun iddialarının Anayasa’nın

10., 17., 36. ve 41. maddeleri çerçevesinde incelenmesi uygun görülmüştür.

B. Değerlendirme

Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

i. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı iddiası

16. Başvurucu, Mahkemece hatalı

nitelendirilse de dava konusu işlemin resen atama işleminin iptali olduğunu ve

ilgili Kanun ve Yönetmeliğe aykırı olarak kadro ihtiyacı olmadan atama

yapıldığını, yürürlükten kalkan bir yönetmelik hükmüne göre karar verilmesi

nedeniyle AYİM kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

17. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

18. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir

mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir

temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

19. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

20. Bir anayasal hakkın ihlali

iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi

talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve Kanun

tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır. Bu kapsamda, bireysel başvuruya konu davadaki olayların

kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama

sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir

uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil

olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz.

Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça

keyfilik veya bariz takdir hatası içermedikçe derece mahkemelerinin

kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele

alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleri takdirinde açıkça

keyfilik veya bariz bir takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu

takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No. 2012/1027, 12/2/2013, §§ 25-26).

21. Başvurucu tarafından,

Mahkemece hatalı nitelendirilse de dava konu işlemin re’sen

atama işleminin iptali olduğu ve ilgili Kanun ve Yönetmeliğe aykırı olarak

kadro ihtiyacı olmadan atama yapıldığı ve yürürlükten kalkan bir yönetmelik

hükmüne göre karar verildiği, bu kapsamda derece mahkemelerince delillerin

takdiri ile hukuk kurallarının yorumlanmasının hatalı ve hükmün sonuç

itibarıyla hukuka aykırı olduğu belirtilmekte olup, başvurucunun belirtilen

iddiasının özünün derece mahkemelerince delillerin değerlendirilmesinde ve

hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca temel hak ve

özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemeleri kararlarında yapılan

maddi ve hukuki hataların bireysel başvuru incelemesinde ele alınamayacağına

dair kabul karşısında, her ne kadar Mahkeme kararında HKY 12-3 (B) Subay ve

Astsubay Atama Esasları Yönergesini’nin ilgili

hükmüne atıf yapılsa da, AYİM Başsavcılığı düşüncesinde HKY 12-3 (D) Subay ve

Astsubay Atama Esasları Yönergesi’nin ilgili hükmüne

dayanıldığı ve bu düşünceye de gerekçeli karar evrakında yer verilerek

tartışıldığı, bu kapsamda derece mahkemelerinin maddi vakıalar ve hukuk

normlarına ilişkin yorum ve uygulamalarında açık bir keyfilik veya bariz bir

takdir hatasının da bulunmadığı anlaşılmaktadır.

22. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının açık bir keyfilik veya bariz bir

takdir hatası da içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Çelişmeli Yargılama İlkesinin İhlali İddiası

23. Başvurucu, idarece sunulan

gizlilik dereceli belgelerin kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

24. Adil yargılanma hakkının

unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi taraflara dava malzemesi hakkında

bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların

yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda,

mahkemece tarafların dinlenilmemesi, delillere karşı çıkma imkanı

verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hale gelmesine neden

olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ruiz-Mateos/İspanya, B. No.12952/87, 23/06/1993, §

63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların eşitliği ilkesi ile yakından

ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlar niteliktedir. Zira çelişmeli

yargılama ilkesinin ihlal edildiği birçok durumda, davasını savunabilmesi

açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır. Çelişmeli yargılamanın medeni

haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor olması, medeni bir hakka ilişkin

yargılamada tarafların duruşmada hazır bulunması da dahil olmak üzere,

yargılamanın bütününe aktif olarak katılmalarını gerektirir.

25. Anayasa Mahkemesinin

çelişmeli yargılanma ilkesi bağlamında yapacağı inceleme, başvuru konusu

yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (B.

No. 2013/2116, 23/1/2014, § 19).

26. Somut yargılama açısından,

başvurucu tarafından idarece sunulan gizli belgeler kendisine tebliğ

edilmeksizin kararda kullanıldığı belirtilmekle birlikte, Mahkeme kararında

davacının da bilgisi dâhilinde olan terfi durumu ve atama sürecine ilişkin

bilgilere ve ataması açısından emsal gösterilen personele ait atama bilgileri

ile ilgili mevzuat hükümlerine yer verilmek suretiyle hüküm kurulduğu, emsal

gösterilen personele ait atama bilgileri hususunda da başvurucunun idarenin

savunmasına karşı verdiği dilekçe ile beyanda bulunduğu, bu nedenle

başvurucunun yargılamanın sonucunu etkileyecek usuli

bir imkândan mahrum bırakılmasının söz konusu olmadığı (Benzer yöndeki kararlar

için bkz. B. No. 2013/1134, 16/5/2013, §§ 32–37; B. No. 2012/998, 7/11/2013, §§

40–41; B. No. 2012/660, 7/11/2013, §§ 42–48) ve başvuruya konu yargılama

sürecine bir bütün olarak bakıldığında, başvurucuya karşı tarafça ileri sürülen

veya dava dosyasına intikal eden dava malzemesine ulaşma, bunları tetkik ile

beyan ve itirazlarını ileri sürme imkanı verilerek yargılamaya aktif

katılımının temin edildiği anlaşılmakla, başvurucunun çelişmeli yargılama

ilkesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasının, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

iii. İdare Lehine Vekâlet Ücreti Takdirinin Adil Yargılanma

Hakkını İhlal Ettiği İddiası

27. Başvurucu, idare lehine

vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

28. Aynı kapsamdaki bireysel

başvurular Anayasa Mahkemesince incelenmiş ve başvuruya konu maktu vekalet

ücretinin mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturduğu, bu müdahalenin meşru

olduğu tespit edilerek, her somut başvurunun özel koşulları çerçevesinde

müdahalenin orantılılığı değerlendirilmiş, orantılı görülen müdahaleleri konu

alan başvuruların, açıkça dayanaktan yoksun olduklarına karar verilmiştir (B.

No. 2012/1061, 21/11/2013, §§ 28-33; B. No. 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38-39). Kamu görevlisi olan

başvurucunun süreklilik arz eden aylık geliri ve öngörülen vekâlet ücretinin

başvurucuya dava açmasını imkânsız kılacak veya aşırı derecede zorlaştıracak

ağır bir ekonomik yük getirdiğine dair somut herhangi bir bulgu tespit

edilememiş olması itibarıyla, somut başvuru açısından farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön bulunmadığından, başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iiii. Bağımsız

Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

29. Başvurucu AYİM’in bağımsız bir mahkeme niteliği taşımadığını beyan ederek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

30. AYİM’in bağımsız ve tarafsız bir

mahkeme olmadığı iddiaları, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesince, bu iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir

(B. No. 2013/1134, 16/5/2013, § 29; B. No. 2012/1061, 21/11/2013, § 26; 2013/2954, 19/12/2013, § 49). Somut başvuru açısından

farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından başvurunun bu

kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Anayasa’nın 17. Maddesinin İhlali İddiası

31. Başvurucu, daha önce görevi

sırasında bazı işlemler aleyhinde AYİM nezdinde açmış olduğu davalar nedeniyle

ve bu durum idarece bir disiplinsizlik hali olarak algılanarak eylül ayı gibi

normal atama dönemi olmayan bir ayda atamasının yapıldığını, emsallerinden

farklı bir şekilde sadece kendisine yönelik ayrıcalıklı atama nedeniyle küçük

düşürüldüğünü ve cezalandırma amacı ile atandığı algısı oluşturulduğunu,

idarece yapıldığı belirtilen tüm bu uygulamalar mobbing

niteliğinde olmakla, Anayasa’nın 17. maddesinde tanımlanan maddi ve manevi varlığın

korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve

başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

33. Başvuruya konu ihlal

iddiasıyla ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını ve hangi Anayasa

hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki

iddialarını kanıtlama yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen, başvurucu

tarafından soyut şekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta bulunulmakla

birlikte, belirtilen hükümlerin nasıl ihlal edildiğine ilişkin bir açıklama ve

özellikle ihlal iddiasına konu eylemler ve içeriklerine dair kanıtlamada

bulunulmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. Anayasa’nın 41. Maddesinin İhlali İddiası

34. Başvurucu, eğitim döneminde

yapılan atama işlemi nedeniyle eğitim görmekte olan çocukları ve öğretmen olan

eşi ile bir süre ayrı yaşamak zorunda kaldığını ve bu suretle aile birliğinin

parçalanması ile ailenin korunması hakkının ihlal edildiğini, daha önce altı

yıl süre ile görev yaptığı Diyarbakır’da lojmanda çalışan işçiler ile

kendisinin de lojman yönetim kurulu başkanlığını temsil ettiği bir dava süreci

nedeni ile oluşan gerginlik dolayısıyla tekrar aynı yerde görev yapmak zorunda

bırakılmasının kendisi ve ailesini tedirgin ettiğini belirterek, Anayasa’nın

41. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

35. Kişinin kamu görevlisi

olması, kendisine sağladığı bir takım ayrıcalıklar ve

avantajların yanı sıra, bir takım külfet ve sorumluluklara katlanmayı ve diğer

kişilerin tabi olmadığı bir takım sınırlamalara tabi olmayı gerektirmektedir.

Kişi, kamu görevine kendi isteği ile girmekle, bu statünün gerektirdiği

ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı kabul etmiş sayılmakta ve

kamu hizmetinin kendisine has özellikleri, bu avantaj ve sınırlamaları zorunlu

kılmaktadır.

36. Bazı kamu görevlilerinin,

hizmetin niteliği gereği belirli aralıklarla başka yerlere atanmaları;

bazılarının ise başka yer veya kurumlara atanmamaları zorunlu olmakla, bu

konuda idareye belirli bir takdir alanı tanınması makul karşılanmalıdır.

Kişilerin bir takım mazeretler çerçevesinde başka yere

atanma konusunda talep hakları bulunmakta ise de, söz konusu atamaya ilişkin

mazeretleri değerlendirerek karara bağlayacak olan idarenin, ilgili mevzuat

çerçevesinde, ifa edilen kamu hizmetinin gerekleri, insan kaynaklarının verimli

kullanılması, teşkilat yapısının elverişliliği ile benzeri faktörleri dikkate

alması kaçınılmazdır. Zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir şekilde

yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almak, ilgili idarenin öncelikli

görev ve sorumluluğudur.

37. Başvurucu tarafından ailenin

korunması hakkına müdahalede bulunulduğu belirtilmekle birlikte, ihlal

iddiasına konu idare işleminin başvurucunun Balıkesir garnizonundan Diyarbakır

garnizonuna atanmasından ibaret olduğu, belirtilen atama işleminin, muhatabı

olan personelin mesleki ve sosyal yaşamının birçok alanında söz konusu

olabileceği gibi, aile yaşamı üzerinde de bazı etkileri olması doğal olmakla

birlikte, başvurucunun Anayasa’nın 41. maddesinde güvence altına alınan hakkına

kamu gücü kullanılarak doğrudan bir müdahalede bulunulmadığı ve söz konusu

hakkın belirtilen atama işleminden dolaylı olarak etkilendiği anlaşılmaktadır

(Bkz. B. No. 2013/606, 20/2/2014, § 38-41).

38. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 41. maddesinde güvence altına alınan hakkına bir

müdahalede bulunulmadığı anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

d. Eşitlik İlkesinin İhlali İddiası

39. Başvurucu, Subay ve Astsubay

Atama Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik sonrasında aynı sınıf ve branşta

bulunan astsubaylara ayrı atama politikası uygulandığını, kendisinin de bu

şekilde Diyarbakır garnizonunda muafiyet sınırı olan yedi yıldan fazla kalmak

zorunda bırakıldığını ve AYİM’in talebi hakkında daha

önce verdiği emsal karara aykırı olarak ret kararı verdiğini belirterek,

Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

40. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No. 2012/1049,

26/3/2013, § 18) Bu nedenle, bireysel başvuru kapsamındaki hakların içeriğinin

tespit edilmesinde Anayasa ve Sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi

ve ortak koruma alanının tespit edilmesi gerekir.

41. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10.

maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,

felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun

önünde eşittir.

…

Devlet

organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine

uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

42. Sözleşme’nin “Ayırımcılık yasağı” kenar başlıklı 14.

maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma,

cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya

toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere

herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin

sağlanmalıdır.”

43. Yukarıda yer verilen

hükümler göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun ayrımcılık yasağı

kapsamında incelenmesi gereken iddiasının, soyut olarak değerlendirilmesi

mümkün olmayıp, Anayasa ve AİHS kapsamında yer alan diğer temel hak ve

özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (B. No. 2012/1049,

26/3/2013, § 33).

44. Bununla birlikte, bireysel

başvuru incelemesinde ayrımcılık yasağının bağımsız bir koruma işlevinin

olmaması, bu yasağın genişletici bir yoruma tabi tutulmasına engel teşkil

etmemektedir. Anayasal bir hakkın ihlal edildiği iddiası tek başına

incelendiğinde o hakkın ihlal edilmediği kanaatine varılabilirse de bu durum, o

hakka ilişkin ayrımcı bir uygulamanın incelenmesine engel değildir. Bu

çerçevede, ilgili temel hak ve özgürlük ihlal edilmemiş olsa da o hakla ilgili

bir konuda sergilenen ayrımcı tutumun, Anayasa’nın 10. maddesini ihlal ettiği

sonucuna ulaşılabilir (B. No. 2012/606, 20/2/2014, § 48).

45. Ayrımcılık yasağının ihlal

edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, kural olarak kişinin hangi temel hak

ve özgürlüğü konusunda, ayrıca hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz

kaldığının tespiti gerekir. Ayırımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için

başvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile

kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ifade etmesi

yeterli olmayıp, ayrıca bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk,

cinsiyet, din, dil vb. bir ayrımcılık temeline dayandığını makul delillerle

ortaya koyması gerekir.

46. Somut olayda başvurucu

tarafından, kendisine farklı bir atama politikası uygulandığı ve açtığı iptal

davasında AYİM tarafından daha önceki emsal kararlarından farklı bir hüküm

kurulduğundan bahisle kendisinin ayırımcılığa maruz kaldığı belirtilmiş olmakla

beraber, kendisine hangi temele dayalı olarak ayırımcılık yapıldığına ilişkin

herhangi bir beyanda bulunmadığı gibi, belirtilen iddiasını temellendirecek

herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış olduğu anlaşılmakla, başvurunun

bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle; başvurucunun, adil yargılanma hakkının, Anayasa’nın 17.

maddesinin, Anayasa’nın 41. maddesinin ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği

yönündeki iddialarının “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 15/10/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucu : Kamil ÇAKIR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/997, 15 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/997
Tarih
15 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • Hakan Özkan Başvurusu (B. No: 2012/1225)
  • Sevgi Bingöm Zengin Başvurusu (B. No: 2013/6363)
  • Uğur Uzal Başvurusu (B. No: 2012/873)
  • Tuncay Alemdaroğlu Başvurusu (B. No: 2012/827)
  • Tacettin Pahsa Başvurusu (B. No: 2014/7204)
  • Abdulkadir Aslandağ ve Salih Aslandağ Başvurusu (B. No: 2014/3011)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.