İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tacettin Pahsa Başvurusu (B. No: 2014/7204)

1. Başvurucu, örgüt kurma,

Başvuru No2014/7204Tarih15 Ekim 2014Okuma11 dk · 2.121 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Tacettin Pahsa Başvurusu

Karar tarihi
15 Ekim 2014
Başvuru Numarası
2014/7204
R.G. Tarih-Sayı
17/12/2014-29208
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.121 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, örgüt kurma,

yağma, hürriyetten yosun bırakma ve 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçlarından

yargılandığı İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2007/165 sayılı dosyasında,

21/12/2006 tarihinden beri tutuklu olarak yargılandığını, tahliye taleplerinin

gerekçesiz reddedildiğini, uzun süredir tutuklu bulunduğunu ve yargılamanın

makul sürede bitirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde

güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 26/5/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 3/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

24/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 15/8/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 19/12/2006 tarihinde

gözaltına alınmış, Bursa 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 21/6/2006 tarih ve 2006/683

Sorgu sayılı kararıyla tutuklanmıştır.

8. İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca 1/3/2007 tarihinde düzenlenen iddianame ile başvurucu ve diğer

24 şüphelilerin "suç işlemek amacıyla

örgüt kurmak yönetmek ve üye olmak, yağma, kişi hürriyetinden mahrum bırakmak,

6136 sayılı Kanuna muhalefet ve 2521 sayılı Kanuna muhalefet"

suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.

9. Davanın görüldüğü İstanbul

10. Ağır Ceza Mahkemesi, 15/4/2013 tarih ve E.2007/165, K.2013/95 sayılı kararı

ile başvurucuyu suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, yağma, kişiyi

hürriyetinde yoksun bırakmak ve 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçlarından toplam

75 yıl 58 ay hapis ve 375 TL adli para cezasına mahkûm etmiş ve tutukluluğun

devamına ilişkin kararı tefhim etmiştir.

10. Başvurucu, İstanbul 10. Ağır

Ceza Mahkemesinin, 15/4/2013 tarihli tutukluluğun devamına ilişkin kararına

24/4/2013 tarihinde itiraz etmiş, itirazı inceleyen İstanbul 11. Ağır Ceza

Mahkemesi 7/5/2013 tarih ve 2013/2018 Değişik iş sayılı kararıyla bu itirazı

reddetmiştir.

11. Başvurucu, İstanbul 10. Ağır

Ceza Mahkemesinin kararını 22/4/2013 tarihinde temyiz etmiş olup, dava temyiz

aşamasında derdesttir.

12. Başvurucu, 11/3/2014

tarihinde dosyası temyizde olan kararla ilgili uzun tutukluluk sebebiyle

İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine tahliye talebinde bulunmuş, Mahkeme 12/3/2014

tarihinde tahliyeye ilişkin talebin dosya Yargıtay’da olduğundan Yargıtay

tarafından değerlendireceği gerekçesiyle görev yönünden ret kararı vermiştir.

13. Başvurucu, İstanbul 7. Ağır

Ceza Mahkemesinin 12/3/2014 tarihli ret kararına karşı İstanbul 8. Ağır Ceza

Mahkemesine yapılan itiraz üzerine, itiraz merci, 17/4/2014 tarihinde aynı

gerekçe ile itiraz ve tahliye talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına

karar vermiştir.

14. İtiraz üzerine verilen karar

başvurucuya 5/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu, 26/5/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. ve 104. maddeleri ile 26/9/2004 tarih ve

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 109., 149., 220. ve 6136 sayılı Kanunun 13.

maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

Mahkemenin

15/10/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 26/5/2014 tarih ve

2014/7204 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, yargılandığı

davada, 21/12/2006 tarihinden beri tutuklu olduğunu, ilk derece Mahkemesince

15/4/2013 tarihinde mahkûm edildiğini, davanın temyiz aşamasında bulunduğunu,

tutuklu kaldığı sürenin makul süreyi aştığını, toplam 7 yıl 160 gün tutuklu

kaldığını ve yargılamanın makul sürede bitirilmediğini belirterek, Anayasa’nın

19.ve 36. maddesinde belirtilen kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tahliyesine karar

verilmesini istemiştir.

B. Değerlendirme

1. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı

Yönünden

18. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan

kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma

sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma

ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine

getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir."

19. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir. …”

20. Başvurucu, uzun süredir

devam eden tutukluk nedeniyle mağdur olduğunu ifade etmektedir. Bu şikâyetin

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi

gerekmektedir.

21. Devam eden tutukluluğun

hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin

temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan

sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde

buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak

gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest

kalmasının yolu açılabilecektir. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest

bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel

başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla, tutukluluk hali devam

ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).

22. Ancak başvurucu hakkında ilk

derece mahkemesinde mahkûmiyet kararı verilmiş ise, bireysel başvuru açısından

talep hukuka aykırılığın tespiti ve tazminatla sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla

bu tür ihlal iddiaları bakımından varsa başvuru yolları denendikten sonra

bireysel başvuru yapılmalıdır (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 31).

23. Kişi serbest bırakılmadan

yargılandığı davada ilk derece mahkemesinin kararıyla mahkûm olmuşsa,

mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hali sona erer. Çünkü bu durumda

kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına

bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru

incelemesi açısından, tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi

arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş

olmakla, isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta

erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya

ve/veya para cezasına hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli

suç şüphesi ve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hali sona

ermektedir. Bu açıdan mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez.

Nitekim gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), gerekse Yargıtay,

mahkûmiyet kararı sonrası tutulma halini tutukluluk olarak

nitelendirmemektedir. AİHM, ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm olan bir

sanığın, söz konusu mahkûmiyet kararından sonraki tutulmasını Sözleşme’nin 5.

maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca “mahkûmiyet sonrası tutma” olarak

değerlendirmekte ve tutukluluk süresinin hesabında dikkate almamaktadır (B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 33).

24. “Bir suç

isnadına bağlı olarak” tutuklulukta geçen sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez

yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı

durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin

serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66). Belirtilen tarihler arasında geçen süre esas

alınarak “bir suç isnadına bağlı olarak”

tutuklulukta geçen sürenin makul olup olmadığı değerlendirmesi yapılacaktır.

25. Bu kapsamda “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma”

durumunda, tutukluluk süresinin makul olmadığı iddiasıyla yapılacak bireysel

başvurunun ilk derece yargılaması devam ederken tutukluluğun devamına karar

verilen her aşamada başvuru yolları tüketildikten sonra ve serbest bırakılma

dışında, nihayet bu durumun ortadan kalktığı mahkûmiyet kararından itibaren

süresi içinde yapılması gerekir. AİHM de, mahkumiyet kararından itibaren altı

ay içerisinde yapılmayan “bir suç isnadına

bağlı” tutma kapsamındaki başvurunun süresinde olmadığını

belirtmiştir ( Bkz. Öztürk

/ Türkiye (KK), B. No: 54890/09, 7/1/2014, §§ 37-41).

26. Somut olayda başvurucu,

isnat edilen suçlar nedeniyle 19/12/2006 tarihinde gözaltına alınmış ve

21/12/2006 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında yürütülen yargılama

neticesinde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince 15/4/2013 tarihinde mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

27. Başvurucunun, isnat edilen

suçlarla ilgili yargılama kapsamında ilk derece mahkemesince mahkûmiyet

kararının verildiği tarihe kadar geçen sürede “bir

suç isnadına bağlı olarak” özgürlüğünden yoksun bırakıldığı,

mahkûmiyet kararından sonra geçen sürenin “mahkûmiyet

sonrası tutma” kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.

28. Bu belirlemeler karşısında, “bir suç isnadına bağlı olarak” tutuklulukla

ilgili şikayetleri içeren bireysel başvurunun ilk derece mahkemesinin 15/4/2013

tarihinde verdiği nihai kararında tutukluğun devamına ilişkin karara itiraz

edildiğinden İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın reddine karar

verildiği 7/5/2013 tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

Dosyada, itirazın reddine ilişkin kararın tebliğ edildiği tarih anlaşılamamakta

ise de başvurucu, söz konusu kararı en geç temyiz etmiş olduğu 22/4/2013

tarihinde öğrenmiş kabul edileceğinden 26/5/2014 tarihinde yapılan bireysel

başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle,

başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmayan

bireysel başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin

“süre aşımı” nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası

30. Başvurucunun yargılamanın

uzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet

için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu

nedenle, başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

31. Başvurucu, hakkında

yürütülen soruşturma ve kovuşturmanın makul süre içinde sonuçlanmaması

nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

32. Anayasa ve İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali

iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün

olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının

somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul

sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

33. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

34. Anayasa’nın 36. ve

Sözleşme’nin 6. maddeleri uyarınca kişilere, medeni hak ve yükümlülükler ile

ilgili uyuşmazlıkların yanı sıra, cezai alanda yöneltilen suç isnatlarının

makul sürede karara bağlanmasını talep hakkı tanınmıştır. Suç isnadı, bir

kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi olup,

kişiye cezai alanda yöneltilen iddianın suç isnadı niteliğinde olup olmadığının

tespitinde; iddia olunan suçun pozitif düzenlemelerdeki tasnifinin, suçun

gerçek niteliğinin, suç için öngörülen cezanın niteliği ile ağırlığının

değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç

olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun kuralları

uygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın, adil

yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B. No: 2012/625,

9/1/2014, § 31).

35. Somut olayda, başvurucunun

ve diğer 24 şüphelinin çıkar amaçlı silahlı suç örgütü kurmak, yönetmek ve üye

olmak, silahlı yağma, kasten yaralama eylemlerinde bulunmak ve 6136 sayılı

Kanuna Muhalefet etmek suçlarını işledikleri iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca (CMUK 250. Maddesi ile yetkili bölümü) soruşturma

başlatılmıştır. Başvurucu, 19/12/2006 tarihinde yakalanmış ve gözaltına

alınmış, 21/12/2006 tarihinde üzerine atılı suçlardan sorgusu yapılmış ve

tutuklanmıştır (bkz. § 7). Başvurucu hakkında isnat olunan suçlar hapis

cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır (bkz. § 12). Bu çerçevede başvurucu

hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence

kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §

32).

36. Cezai alanda yöneltilen suç

isnatları ile ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, kişiye bir suç işlediği iddiasının yetkili

makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama

veya gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığı an olup, somut başvuru açısından bu

tarih, başvurucunun bahse konu suç kapsamında ifade işlemi için yakalandığı ve

böylece isnattan haberdar olduğu anlaşılan 19/12/2006 tarihidir. Sürenin bitiş

tarihi ise, suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği tarihtir. Ancak devam

eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da

yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin

bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 34; B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

37. Başvurucunun gözaltına

alındığı 19/12/2006 tarihinden İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/4/2013

tarihli kararı arasında 6 yıl 3 ay 128 günlük bir sürenin geçtiği

görülmektedir. 24 şüphelinin yargılandığı davada toplam 24 celse yapılmış ve

başvurucu tutuklu olarak yargılanmıştır. İlk derece mahkemesince karar

verildiği 15/4/2013 tarihinden bireysel başvurunun karara bağlandığı 15/10/2014

tarihi arasında ise 1 yıl 6 aylık bir sürenin geçtiği ve davanın henüz

sonuçlanmamış olduğu ve temyiz aşamasında bulunduğu da dikkate alınmalıdır.

38. Yukarıda yer verilen

tespitler çerçevesinde davaya bütün olarak bakıldığında, 8 yıla yakın yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği yönündeki şikayetinin “süre aşımı”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 209,90 TL başvuru harcı ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.709,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

15/10/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Hüseyin TURAN Başvurucu : Tacettin PAHSA Vekili : Av. Yasemin BAL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/7204, 15 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Kaleli
  16. Dursun
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/7204
Tarih
15 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • Abdulkadir Aslandağ ve Salih Aslandağ Başvurusu (B. No: 2014/3011)
  • Haydar Kahraman Başvurusu (B. No: 2014/6787)
  • Fırat Dursun Başvurusu (B. No: 2014/2709)
  • Mehmet Sedat Özmen Başvurusu (B. No: 2013/1777)
  • Mehmet Sever Başvurusu (B. No: 2013/762)
  • Deniz Özel Başvurusu (B. No: 2014/5590)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.