İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Uğur Soylu Başvurusu (B. No: 2012/1036)

1. Başvurucu, tutuklu devam

Başvuru No2012/1036Tarih15 Ekim 2014Okuma14 dk · 2.739 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Uğur Soylu Başvurusu I.başvurunun Konusu

Karar tarihi
15 Ekim 2014
Başvuru Numarası
2012/1036
R.G. Tarih-Sayı
17/12/2014-29208
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.739 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

1. Başvurucu, tutuklu devam

eden yargılama ve serbest bırakılma taleplerinin reddi nedeniyle kanun önünde

eşitlik ilkesi, kişi hürriyeti ve güvenliği ile hak arama hürriyeti ve adil

yargılanma hakkını düzenleyen Anayasa’nın 10.,19. ve

36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, başvurucu vekili

tarafından 3/12/2012 tarihinde İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonu, 27/6/2013 tarihinde kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar vermiştir.

4. Bölüm tarafından 24/10/2013 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 28/10/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına

bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 21/11/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 25/11/2013

tarihinde bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanda

bulunulmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

Adalet Bakanlığı görüşünde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle

şöyledir:

8. Başvurucu 25/9/2006

tarihinde çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, nitelikli yağma, yağmaya teşebbüs,

cinsel saldırı, eziyet suçlaması ile yakalanmış ve 28/9/2006 tarihinde

tutuklanmıştır.

9. Başvurucu hakkında

belirtilen suçları işlediği iddiasıyla 21/11/2006

tarihinde İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

10. İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesi 6/10/2008 tarihinde başvurucunun isnat

edilen yağma ve eziyet suçlarından mahkûmiyetine ve tutukluluk halinin

devamına, suç örgütü kurmak, cinsel saldırı ve şantaj suçlarından beraatına

karar vermiştir.

11. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 1/12/2010 tarihinde mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğini

belirterek beraat kararlarının ve hukuki nitelendirmede hata nedeniyle mahkumiyet

kararının bozulmasına karar vermiştir. İlk derece yargılaması tekrar

başlamıştır.

12. İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesi bozma sonrası 23/9/2011 tarihinde yeniden

başvuranın ve diğer sanıkların mahkûmiyetine ve tutukluluk halinin devamına

karar vermiştir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 23/5/2012

tarihinde diğer sanıklara ilişkin hükümleri onamış, başvuran yönünden sanığın savunmanı hazır bulundurulmadan ya da yeni

bir savunman görevlendirilmeden tüm suçlardan hükümlüğüne karar verilerek

savunma hakkının kısıtlanması gerekçesiyle adı geçen sanık hakkında yağma ve cinsel saldırı

suçları yönünden duruşmalı temyiz incelemesi yapılıp diğer yönleri incelenmeyen

hükümlerin bozulmasına karar vererek dosyayı ilk derece mahkemesine

göndermiştir.

13. Başvurucu ikinci bozma

sonrası yargılama aşamasında İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12/10/2012 tarihli tutukluluk halinin devamına ilişkin

kararına itiraz etmiştir. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesince 9/11/2012

tarihinde itiraz reddedilmiştir.

14. Başvurucu 3/12/2012

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesi, 4/12/2012 tarihinde başvurucunun nitelikli

yağma, nitelikli yağmaya teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç

işlemek amacıyla örgüt kurma, nitelikli cinsel saldırı suçlarından toplam 31

yıl 12 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin

devamına karar vermiştir.

16. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 11/11/2013 tarih ve E. 2013/6862, K.2013/22778 sayılı

ilamıyla yağma suçu dışındaki suçlara ilişkin mahkumiyet kararları onanmıştır.

B. İlgili

Hukuk

17. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya

sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen

ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı

verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe

oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a)

26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

5. Cinsel

saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),

…

7.Hırsızlık

(madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),

…

9. Suç

işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde

220),

…”

18. 5271 sayılı Kanun’un 101. maddesi şöyledir:

“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re’sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu

husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller

somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli

veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle

kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.

…

(5) Bu

Madde ile 100 üncü Madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.”

19. 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk

süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek

uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

20. 5271 sayılı Kanun’un 104.

maddesi şöyledir:

“(1)

Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık

salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli

veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya

mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.

…”

21. 5271 sayılı Kanun’un 108.

maddesi şöyledir:

“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla

tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü Madde hükümleri

göz önünde bulundurularak karar verilir.

…

(3) Hâkim

veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip

gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında

ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen

karar verir.”

22. 5271 sayılı Kanun’un 270.

maddesi şöyledir:

“İtirazı

inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı

ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi

gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir.”

23. 5271 sayılı Kanun’un 271.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kanunda

yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın

karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi

veya vekil dinlenir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 15/10/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun

3/12/2012 tarih ve 2012/1036 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

25. Başvurucu 5271 sayılı

Kanun’da öngörülen azami tutukluluk süresi aşılmasına rağmen tahliye talebinin

reddedildiğini, itirazıyla ilgili olarak Cumhuriyet savcısının görüşünün

kendisine bildirilmediğini, yargılamanın makul süreyi aştığını belirterek kanun

önünde eşitlik ilkesi, kişi hürriyeti ve güvenliği ile hak arama hürriyeti ve

adil yargılanma hakkına ilişkin Anayasa’nın 10., 19.

ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tahliyesine karar

verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik

i. Tutukluluk Süresi Şikayeti

Yönünden

26. Adalet Bakanlığı görüşünde başvurucunun beş yıldan fazla tutuklu

bulundurulduğu iddialarına ilişkin olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM) içtihatları çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 5. maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamında tutuklulukta

geçen süre tespit edilirken kişinin yakalandığı tarih ile mahkûmiyetine karar

verildiği veya serbest bırakıldığı tarih arasında geçen sürenin dikkate

alınması gerektiğini belirtmektedir.

27. Anayasa’nın 19. maddesinde

kişi hürriyeti ve güvenliği güvence altına alınmış olup, maddenin ikinci ve

üçüncü fıkralarında belirtilen haller dışında kimsenin hürriyetinden yoksun

bırakılamayacağı kuralı yer almaktadır.

28. Anayasa’da yer alan hak ve

özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki

kanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireysel

başvuru incelemesinde ele alınamaz. Tutukluluk konusundaki kanun hükümlerinin

yorumu ve somut olaylara uygulanması da derece mahkemelerinin takdir yetkisi

kapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa’ya bariz şekilde aykırı yorumlar ile

delillerin takdirinde açıkça keyfilik halinde hak ve özgürlük ihlaline

sebebiyet veren bu tür kararların bireysel başvuruda incelenmesi gerekir.

29. Tutukluluğa ilişkin

düzenlemeler, 5271 sayılı Kanun’un 100. ve devamı maddelerinde yer almaktadır.

Kanun’un 100. maddesine göre, kişi ancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli

şüphelerin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması

halinde tutuklanabilir. Maddede tutuklama nedenlerinin neler olduğu da

belirtilmiştir.

30. 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında, ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin zorunlu

hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği, ancak uzatma süresinin toplam

üç yılı geçemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre uzatma süreleri dâhil toplam

tutukluluk süresinin azami beş yıl olabileceği anlaşılmaktadır.

31. Tutukluluğa ilişkin sürenin

tespitinde ilk derece mahkemesi önündeki yargılamada tutuklu geçirilen sürenin

dikkate alınması gerekir. Zira kişi yargılandığı davada ilk derece mahkemesi

kararıyla mahkûm edilmişse, artık bu kişinin durumu “suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma” kapsamından

çıkmakta ve tutukluluk ilk derece mahkemesince verilen hükme bağlı olarak tutma

haline dönüşmektedir (B. No: 2012/726, 2/7/2013, §

33).

32. Somut olayda başvurucu üç

ayrı dönemde tutuklu kalmıştır. Birinci dönem yakalanma tarihi olan 25/9/2006 tarihinde başlamış ve 6/10/2008 tarihinde verilen

ilk derece mahkemesi kararı ile son bulmuştur. Bu sürenin iki yıl on bir gün

olduğu görülmektedir. İkinci dönem 1/12/2010 tarihli

bozma kararı ile başlayarak 21/10/2011 tarihinde verilen mahkûmiyet kararı ile

sona ermiş olup, dokuz ay yirmi üç gün sürmüştür. Üçünçü

dönem ise 23/5/2012 tarihinde başlamış ve mahkumiyet

kararının verildiği 4/12/2012 tarihinde sonra ermiştir.

33. Başvurucunun temyiz

incelemelerinde geçen süre hariç olmak üzere “tutukluluk”

olarak kabul edilen 3 yıl 4 ay 16 gün özgürlükten yoksun bırakıldığı

anlaşılmaktadır.

34. Açıklanan nedenlerle

Kanun’da öngörülen azami tutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin iddianın

dayanaktan yoksun olduğu görülmektedir. Başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

ii. Diğer Şikâyetler Yönünden

35. Başvurucunun, tutukluluğun

devamı kararına itiraz incelemesinde Cumhuriyet savcısının görüşünün kendisine

tebliğ edilmemesi ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddialarının dayanaktan yoksun olmadığı, ayrıca başka bir kabul edilemezlik

nedeni de bulunmadığı görüldüğünden bu şikâyetler bakımından başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

36. Başvurucunun şikâyetlerinin

tutukluluğun devamı kararına itiraz incelemesinde Cumhuriyet savcısının

görüşünün bildirilmemesi ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir (B. No: 2012/695, 12/2/2013, § 15). Belirtilen nitelikteki başvurunun kişi

hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği sonucuna varılmıştır.

i. Cumhuriyet Savcısının Görüşünün Tebliğ Edilmediği İddiası

37. Tutukluluk haline itirazda

bulunulan bir davada, Cumhuriyet savcısı ve tutuklunun davaya katılma hakkı

bulunmaktadır. Ayrıca tutukluluk haline itiraz başvurusunda Cumhuriyet savcısı

ve tutuklu arasında silahların eşitliği ilkesinin gözetilmesi gerekir (B. No:

2012/1158, 21/1/2013, § 76).

38. Silahların eşitliği,

başvurucunun soruşturma dosyasına ulaşabilmesine imkân verilmesini gerektiren

bir ilkedir. Cumhuriyet Savcısının görüşlerine etkili bir şekilde cevap

verebilme imkânı, kural olarak başvurucunun söz konusu belgelere ulaşması

halinde mümkün olabilir. Bu gerekliliğin hangi şekilde yerine getirileceğini

belirlemek kanun koyucuya ait olmakla beraber, tarafların beyanlarının birbirlerine

bildirilmesi ve bu beyanlara cevap verebilme imkânına sahip olmaları gerekir

(B. No: 2012/1158, 21/1/2013, § 77).

39. Somut olayda başvurucu,

İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluk halinin devamına dair 12/10/2012 tarihli kararına itiraz etmiştir. İtiraz merci

olan İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet savcısının görüşünü almış ancak

bu görüş başvurucuya bildirilmemiştir. Başvurucunun Cumhuriyet savcısının

görüşüne cevap verme imkânı olmamıştır. Tutukluluk halinin devamına dair karara

yapılan itiraz, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesince 9/11/2012

tarihinde Cumhuriyet savcısının talebine uygun olarak reddedilmiştir.

40. Tutukluluğa itiraz

incelemesinde Cumhuriyet savcısının görüşünün başvurucuya bildirilmemesi

nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

ii. Makul Sürede Yargılanma

41. Başvurucu, hakkında

yürütülen yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

42. Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile AİHM kararlarından

ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve

haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının

da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer

alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen

ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut

başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda

belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup,

ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının

yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

43. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın

kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki

tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde

göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 41-45).

44. Anayasa’nın 36. ve

Sözleşme’nin 6. maddeleri uyarınca kişilere, medeni hak ve yükümlülükler ile

ilgili uyuşmazlıkların yanı sıra, cezai alanda yöneltilen suç isnatlarının

makul sürede karara bağlanmasını talep hakkı tanınmıştır. Suç isnadı, bir

kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi olup,

kişiye cezai alanda yöneltilen iddianın suç isnadı niteliğinde olup olmadığının

tespitinde; iddia olunan suçun pozitif düzenlemelerdeki tasnifinin, suçun

gerçek niteliğinin, suç için öngörülen cezanın niteliği ile ağırlığının

değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç

olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun kuralları

uygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın, adil

yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).

45. Başvuru konusu olayda, başvurucu 25/9/2006

tarihinde çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, nitelikli yağma, yağmaya teşebbüs,

cinsel saldırı, eziyet suçlaması ile yakalanmış ve 28/9/2006 tarihinde

tutuklanmıştır. Tutuklu devam eden

yargılama yağma suçu dışındaki suçlar yönünden iki ayrı bozma kararı sonrasında

11/11/2013 tarihinde üçüncü temyiz incelemesi sonunda

verilen nihai kararla sonuçlanmış olup, yağma suçuna ilişkin hüküm üçüncü kez

bozulmuştur. Kesinleşen mahkûmiyetlerde başvurucu hakkında hapis cezaları

verilmiştir. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın

Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku

bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

46. Cezai alanda yöneltilen suç

isnatları ile ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, kişiye bir suç işlediği iddiasının yetkili

makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama

veya gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığı an olup, somut başvuru açısından bu

tarih, yakalandığı 25/9/2006 tarihidir. Sürenin bitiş

tarihi ise, suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği tarihtir. Ancak devam

eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da

yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin

bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 34; B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32). Bu

kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihi, başvurucu

hakkındaki mahkumiyet kararlarının kesinleşme tarihi olan 11/11/2013

tarihi olup, yağma suçu yönünden yargılamanın bu tarihten sonra da devam ettiği

anlaşılmaktadır.

47. Başvuru konusu yargılama

sürecinde, 25/9/2006 tarihinden itibaren tutuklu olan

başvurucunun, mahkumiyet kararları daha önce kesinleşen 6 sanıkla birlikte aynı

mağdura karşı nitelikli yağma, nitelikli yağmaya teşebbüs, kişiyi hürriyetinden

yoksun kılma, nitelikli cinsel saldırı suçları ile suç işlemek amacıyla örgüt

kurma suçundan yargılandığı, yargılama sürecinde ilk derece mahkemesince

verilen iki ayrı kararın temyiz incelemesi neticesinde bozulduğu, yağma suçu

dışındaki suçlar yönünden üçüncü temyiz incelemesi sonunda verilen 11/11/2013

tarihli kararla yargılamanın sona erdiği, yağma suçu yönünden yargılamanın

devam ettiği anlaşılmaktadır.

48. 5271 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemelerde yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

yönünde karar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014,

§ 22-45).

49. Başvuruya konu davada yer

alan sanık ve mağdur sayısı, suçlamaların niteliği ile yargılama kapsamında

icrası gereken usul işlemleri dikkate alındığında yargılamanın karmaşık

olduğunun kabul edilemeyeceği, yargılama sürecinde başvurucunun tutuklu olduğu,

davaya bir bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve temyiz incelemelerinde yaklaşık

4 yılın geçtiği toplam 7 yılı aşan yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanunun 50. Maddesi Yönünden

51. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancak yerindelik denetimi

yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm

altına alınmıştır.

52. Başvuruda, Anayasa'nın 19.

ve 36. maddelerinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Hakkında mahkûmiyet

kararı verilmekle başvurucunun tutukluluk hali sona ermiş ve mahkûmiyet

kararlarından bir kısmı kesinleşmiştir. Başvurucunun tazminat talebi

bulunmamaktadır.

53. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 172,50 başvuru harcı ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1. Kanunda öngörülen azami

tutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin kısmının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğa itiraz

incelemesinde Cumhuriyet savcısının görüşünün bildirilmemesi ve makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin kısmının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Tutukluluğa

itiraz incelemesinde Cumhuriyet savcısının görüşünün başvurucu veya müdafiine bildirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Yargılamanın

makul süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan

172,50 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL

yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

15/10/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Muharrem İlhan KOÇ Başvurucu : Ahmet Uğur SOYLU Vekili : Av. Ahmet YÜKSEL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1036, 15 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. II. Başvuru
  4. Süreci
  5. III. Olay Ve
  6. Olgular
  7. A. Olaylar
  8. B. İlgili
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Tutukluluğa
  13. C. Yargılamanın
  14. D. Başvurucu tarafından yapılan
  15. Kaleli
  16. Dursun
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1036
Tarih
15 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • Cemal Ay Başvurusu (B. No: 2013/8674)
  • Kamil Çakır Başvurusu (B. No: 2013/997)
  • Hakan Özkan Başvurusu (B. No: 2012/1225)
  • Sevgi Bingöm Zengin Başvurusu (B. No: 2013/6363)
  • Uğur Uzal Başvurusu (B. No: 2012/873)
  • Tuncay Alemdaroğlu Başvurusu (B. No: 2012/827)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.