İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdülmacit Selekler ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/1107)

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davasının

Başvuru No2016/1107Tarih10 Aralık 2019Okuma14 dk · 2.848 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdülmacit Selekler Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2016/1107
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.848 kelime·14 dk okuma·27 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davasının

reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/1/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Kadastro Tespitine

İtiraz Süreci

8. 1958 yılında 15/12/1934 tarihli ve 2613 sayılı Kadastro ve

Tapu Tahriri Kanunu'na göre yapılan kadastro çalışmalarında 570 ada 3 parsel

sayılı taşınmaz 19 Sefer 1264 tarihli tapu kaydına dayalı olarak Hazine ve

diğer paydaşlar adına tespit edilmiştir.

9. Tespite yönelik itiraz üzerine Antalya Asliye Hukuk

Mahkemesinde dava açılmış, 13/10/1987 tarihli karar ile 21/6/1986 tarihli ve

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 1. maddesi uyarınca dava dosyası Antalya

Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.

10. Tespite itiraz davasında davacılar; dava konusu 570 ada 3

parselde harici satış, muristen intikal ve zilyetliğe dayanmışlardır. Antalya

Kadastro Mahkemesince 29/6/2004 tarihli karar ile dava konusu taşınmazın

payları oranında Hazine ve gerçek kişiler adına tesciline karar verilmiştir.

Anılan kararda, başvurucular murisi Mehmet Rüştü oğlu Abdülmecit Tevfik

Selekler 15840/414720 oranında pay sahibi olarak gösterilmiştir. Hüküm Yargıtay

denetiminden geçerek 13/7/2006 tarihinde kesinleşmiştir.

11. Başvurucular murisi Abdülmacit

Selekler yargılama devam ederken 11/11/1977 tarihinde vefat etmiştir.

12. Öte yandan 570 ada 3 parsel tapuya tescil edildikten sonra

imar uygulamasına tabi tutulmuş olup bu parselin ifrazından oluşan 4520 ada 48

parselin 11/288 hissesi hâlen muris Abdülmecit Selekler adına kayıtlıdır.

B. Kamulaştırma Süreci

13. Uyuşmazlığa konu taşınmazın 47.459 m2 yüz ölçümlü kısmının 24/12/1964 tarihinde ve

39.771 m2 yüz ölçümlü kısmının da 21/4/1969 tarihinde

Karayolları Genel Müdürlüğünce (KGM) kamulaştırılması yönünde işlem tesis

edilmiş, kamulaştırma kararı ilgililere tebliğ edilmiş ve belirlenen

kamulaştırma bedeli de bankaya depo edilmiştir. Ancak taşınmazın mülkiyeti

ihtilaflı olduğu için söz konusu bedelin ödenmesi kadastro davasının sonucuna

kadar mümkün olamamıştır.

C. Başvuruya Konu

Yargılama Süreci

14. Başvurucular 25/1/2012 tarihli dilekçeyle 570 ada 3 parselin

ifrazından oluşan 4520 ada 48 parsel sayılı taşınmazda murislerinden intikal

eden 11/288 oranında payınsahibi olduklarını ve söz

konusu taşınmazın 33.718 m²sinin davalı KGM tarafından yol olarak

kullanıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000

TL'nin bu Kurumdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.

15. Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi, yapmış olduğu yargılama

sonucunda 25/1/2012 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme

gerekçeli kararında, dava konusu 4520 ada 48 parselin geldisi

olan 573 ada 3 parselin bedeli karşılığında KGM tarafından kamulaştırılıp

kamulaştırma işleminin başvurucuların murisine usulune

uygun olarak tebliğ edildiği saptamasına yer vermiştir. Mahkemeye göre bu

sebeple dava sübuta ermemiştir.

16. Karar başvurucular tarafından temyiz edilmiş ise de Yargıtay

18. Hukuk Dairesince 18/2/2014 tarihinde onanmış, karar düzeltme talebi de aynı

Dairenin 23/11/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

17. Hüküm 23/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucular

15/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı mülga İstimlâk Kanunu'nun

13. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"İstimlâki kararlaştırılan yerlerin tapu

ve tapu kaydı yoksa vergi kayıtları ile ve ayrıca haricen yapılacak tahkikatla tesbit edilen mal sahibi, zilyed

ve diğer alâkalılarından ikametgâhı tesbit edilmiş

olanlara istimlâk olunacak gayrimenkulun plân veya

ebatlı krokisi, istimlâk kararı ve takdir olunan kıymeti ve istimlâkin hangi

idare lehine yapıldığı ve açılacak davalarda husumetin kime tevcih edileceği 15

gün içinde noter marifetiyle tebliğ olunur. Tebligatta Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu hükümleri tatbik olunur…"

19. 6830 sayılı mülga Kanun'un "Müddetler

ve merci" kenar başlıklı 14. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İstimlâk olunacak gayrimenkulun

sahibi zilyed ve diğer alâkalılar veya istimlâki

yapan idare tarafından 13 üncü madde gereğince

ikametgâhlarında tebligat yapılmış olanlar tebliğ tarihinden itibaren 15 gün,

bunlar haricindekiler son ilân tarihinden itibaren 30 gün içinde istimlâk

muamelesine karşı Şûrayı Devlette ve takdir edilen bedelle maddi hatalara karsı

da gayrimenkulün bulunduğu mahal asliye hukuk mahkemesinde dâva açabilirler...

..."

20. 3402 sayılı Kanun'un

"Kesin hüküm" kenar başlıklı 34. maddesi şöyledir:

''Kadastro mahkemeleri kararları, davada taraf

olanlar ile taraflar dışında hak iddia ederek davaya müdahil sıfatıyla

katılanların leh ve aleyhine kesin hüküm teşkil eder...''

B. Uluslararası Hukuk

21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

22. Kamulaştırmasız el atma ile ilgili Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) kararları için bkz. Şevket

Karataş [GK], B. No: 2015/12554, 25/10/2018, §§ 26-33.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucu Hayriye

Selekler Yönünden

24.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi ve

şartları" kenar başlıklı 48. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

"(5) Kabul edilebilirlik şartları ve

incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğer hususlar İçtüzükle

düzenlenir."

25. Anayasa İçtüzüğü'nün 80.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca

yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

...

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden

ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden

görülmemesi.

(2)

Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdaki fıkrada belirtilen nitelikteki bir

başvuruyu, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların

kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli

kıldığı hâllerde incelemeye devam edebilir."

26. Başvurucu Hayriye Selekler'in

başvuru tarihinden sonra 19/11/2017 tarihinde yaşamını yitirdiği anlaşılmıştır.

Başvurucunun ölümünden sonra başvuruya mirasçı olarak devam edilmek istendiğine

dair bir talepte bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu açısından başvurunun

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmamaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvuru yapılmasından sonra vefat

eden başvurucu Hayriye Selekler yönünden başvurunun düşmesine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer Başvurucular

Yönünden

1. Başvurucuların İddiası

28. Başvurucular, 11/288 hisse ile murislerinden intikal eden

4520 ada 48 parselin bir kısmına davalı KGM tarafından 1965 yılından itibaren

kamulaştırmasız olarak el atıldığından yakınmaktadır. Başvurucular, taşınmazın

el atılan kısmının hâlen yol/meydan olarak kullanıldığını, 1965 ve 1969 yıllarında

taşınmazın fiilen el atılan kısmının kamulaştırılmasına karar verilmişse de

yapılan işlemlerin murislerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini ve depo

edilen paranın da taşınmazın aynının Kadastro Mahkemesinde çekişmeli olması

nedeniyle 2006 yılına kadar alınmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir.

Başvurucular, kamulaştırma işleminin tamamlanmış olduğu kabul edilse dahi

Kadastro Mahkemesindeki yargılama sonuçlanana kadar bedeli alamayacakları gibi

tezyidi bedel davası açma imkânlarının da bulunmadığını, aradan geçen elli yıla

yakın süre içinde depo edilen bedelin anlamsız hâle geldiğini belirtmiş ve

mahkemece davanın reddine karar verilmesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

29. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

"Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Mülkün Varlığı

31. Başvuru konusu olayda el atılan taşınmaz tapuda başvurucular

murisi adına kayıtlıdır. Ancak idare, taşınmazın fiilen yol ve meydan vasfı ile

kullanılan kısmının 1965 ve 1969 yıllarında usulüne uygun olarak

kamulaştırılarak belirlenen bedelin hak sahipleri adına bankaya depo edildiğini

ileri sürmüş ve esas olarak derece mahkemeleri de buradan hareketle davanın

reddine karar vermiştir. Bu hâlde öncelikle taşınmazın kamulaştırılıp

kamulaştırılmadığının, başka bir anlatımla başvurucular yönünden mülk teşkil

edip etmediğinin belirlenmesi önem arz etmektedir.

32. İdarenin kamulaştırma işlemini yaptığı tarihte yürürlükte

bulunan 6830 sayılı mülga Kanun hükümlerine göre bu işlemlerin tebliği ile

kamulaştırma işlemi tamamlanmakta olup bu aşamadan sonra ilgililerin süresi

içinde kamulaştırma işlemine ya da bedele yönelik dava açması gereklidir. Somut

olayda başvurucuların murisi tarafından bedele yönelik açılan bir dava

bulunmamakla birlikte taşınmazın mülkiyetinin çekişmeli olması nedeniyle

Kadastro Mahkemesindeki yargılamanın sonucuna kadar böyle bir davanın açılma

imkânı bulunmamaktadır.

33. Öte yandan idare kamulaştırmaya dayalı olarak taşınmazın

tapusunun iptali ile yol ve meydan vasfıyla tapudan terkinine yönelik bir dava

açmamıştır. Nitekim Hazinenin de taraf olduğu kadastro yargılaması yaklaşık

kırk sekiz yıl sürmüş ve bu yargılama neticesinde başvurucular murisinin

taşınmazda 11/288 oranında hak sahibi olduğu belirlenmiştir. Başka bir

anlatımla tapu kaydı Hazinenin taraf olduğu mahkeme kararıyla oluşmuştur. Bu

hâlde 3402 sayılı Kanun'un 34. maddesi uyarınca hükmen oluşan tapu kaydına

değer verilerek uyuşmazlık konusu taşınmazın başvurucular için mülk teşkil

ettiğinin kabulü gereklidir.

ii. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

34. Somut olayda başvurucuların hissedar olduğu taşınmazın

toplam 87.230 m2 yüz ölçümlük kısmına

kamulaştırma yapılmadan yol ve meydan olarak kullanılmak suretiyle idare

tarafından el atılmıştır. Dolayısıyla müdahalenin mülkten yoksun bırakmaya

ilişkin ikinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

iii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

35. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

36. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

(1) Genel

İlkeler

37. Anayasa’nın kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddesine göre

devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından yapılabilmesi, kamu yararının

bulunması, kamulaştırma kararının kanunda gösterilen esas ve usullerine

uyulması, gerçek karşılığın kural olarak peşin ve nakden ödenmesi

kamulaştırmanın anayasal ögeleridir. Temel unsurunun kamu yararı olduğu kabul edilen kamulaştırma, özel mülkiyet

alanına devletin bir müdahalesidir. Kamulaştırma işlemi, taşınmaza el koymaya

zorunlu kalındığında kamu yararının özel mülkiyet hakkından üstün tutulduğu

durumlarla sınırlı olarak ve Anayasa'da belirlenen usul güvenceleri izlenerek

yapıldığında hukuka uygun sayılır (AYM, E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, §

11).

38. Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma,

Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına

getirilmiş anayasal bir sınırlamadır. Bu itibarla 46. maddede belirtilen

kamulaştırmanın anayasal ögelerine uygun bir düzenleme, 35. maddeye bir

aykırılık oluşturmayacaktır. Kamulaştırma, Anayasa'da özel mülkiyetin kamuya

geçirilmesi konusunda başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlenmiş olup bir

taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet hakkının malikin rızası olmaksızın kamu

yararı için ve karşılığı ödenmek kaydıyla devlet tarafından sona erdirilmesidir

(AYM, E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, §§ 12, 15).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

39. Somut olayda başvurucuların murisine ait, uyuşmazlığa konu

taşınmazın iki ayrı bölümünün 1964 ve 1969 yıllarında kamulaştırılması yönünde

işlem tesis edilerek bedeli depo edilmiş ise de bu taşınmaza yönelik kadastro

tespitine itiraz davası sonucunda Kadastro Mahkemesi söz konusu taşınmazın

ilgili payının başvurucuların murisi adına tapuya tesciline karar vermiştir.

Hazinenin de taraf olduğu bu davada Kadastro Mahkemesinin söz konusu

kamulaştırma işlemini gözönünde tutmadan

başvurucuların murisi adına sicil oluşturduğu dikkate alınmalıdır. Buna göre

kesin hüküm niteliğindeki bu karar doğrultusunda oluşturulan tescil iptal

edilmediği ve sonrasında yapılan bir kamulaştırma işleminin de bulunmadığı

gözetildiğinde önceki kamulaştırma işlemlerine hukuki bir değer atfedilebilmesi

mümkün bulunmamaktadır.

40. Kaldı ki 1964 ve 1969 yıllarında yapılan kamulaştırma

işlemleri çerçevesinde depo edilen bedelin taşınmaza yönelik kadastro tespitine

itiraz davası nedeniyle mülkiyeti ihtilaflı olduğu için aradan geçen yaklaşık

kırk yılı aşkın bir süre boyunca ödenebilmesi mümkün olamamıştır.

Başvurucuların murisi veya başvurucuların bu sürenin uzamasında bir

kusurlarının olduğu ortaya konulamadığı gibi bu davalarının niteliği gereği kadastro

mahkemelerinin doğru sicili oluşturmakla yükümlü olduğu ve bu amaçla gerekli

her türlü usule ilişkin işlemi resen yapabilmelerinin mümkün olduğu

gözetilmelidir. Diğer bir deyişle sonuç olarak başvurucuların kusurları

olmaksızın tamamen kamu makamlarının gözetimi ve denetimi altındaki bir süreç

sonunda ancak yaklaşık kırk yıl üzeri bir süre öncesi bedelin ödenebilmesi söz

konusudur. Üstelik kamulaştırma işlemi tebliğ edilmiş olsa dahi mülkiyetin

ihtilaflı olduğu bir durumda gerek kamulaştırma işlemine gerekse de

kamulaştırma bedeline yönelik olarak başvurucuların murisi tarafından dava

açılabilmesi de pratikte etkili olabilmesi de mümkün görülmemiştir. Ayrıca depo

edilen bedelin kamulaştırmasız el atmaya dayalı olarak açılan tazminat

davasında hükmedilecek tazminat miktarında gözönünde

bulundurulması imkân dâhilindedir.

41. Sonuç olarak taşınmazın el atılan kısmına ilişkin olarak

idare tarafından belirlenen değerin 1965 ve 1969 yıllarında hak sahipleri adına

depo edildiği ileri sürülmüşse de yukarıda açıklandığı üzere Kadastro Mahkemesi

kararıyla taşınmaz bu işlemlerden çok uzun bir süre sonra tapuya tescil

edildiğinden kamulaştırmadan söz etmek mümkün değildir. Üstelik mülkiyetin

ihtilaflı olması sebebiyle kamulaştırma işlemi ve bedele karşı dava açmanın

güçleştirildiği ve depo edilen bedelin de önemli ölçüde değer kaybına

uğratıldığı, dolayısıyla başvuruya konu kamulaştırma sürecinin Anayasa'nın 46.

maddesinde öngörülen güvencelere uygun olarak tamamlandığı söylenemez.

42. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

c. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

43. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

45. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B.No:

2016/12506, 7/11/2019).

46. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

47. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan

farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul

hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir

karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini

beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama

kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yerine getirmektir. (Mehmet Doğan,

§§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59, 66-67).

48. İncelenen başvuruda mülkiyet hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idarenin eyleminden kaynaklandığı

anlaşılmaktadır. Bununla birlikte derece mahkemeleri de ihlali

giderememişlerdir. Bu açıdan ihlal aynı zamanda mahkeme kararından da

kaynaklanmaktadır.

49. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden

yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran

nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar

verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2012/49) gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

50. İhlal tespitinin yeterli bir giderim sağlayacağı

anlaşıldığından ayrıca tazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvurucu Hayriye Selekler yönünden DÜŞMESİNE,

B. Diğer başvurucular yönünden başvurunun

1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının giderimi için Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2012/49,K.2013/220) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/12/2019

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucular

:

1.Abdülmacit

SELEKLER

2.Adnan Fuat

SELEKLER

3.Ahmet Edip

SELEKLER

4.Hayriye

SELEKLER

5.Nilüfer

BALCI

6.Seher

SELEKLER

7.Seher Şule

SELEKLER

8.Ünser

SELEKLER

Vekili

:

Av. Necati

YILMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/1107, 10 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Kadastro Tespitine
  7. B. Kamulaştırma Süreci
  8. C. Başvuruya Konu
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucu Hayriye
  14. B. Diğer Başvurucular
  15. B. Diğer başvurucular yönünden başvurunun
  16. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  17. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/12/2019
  19. Gökcan
  20. Hakyemez
  21. Selekler
  22. Selekler
  23. Selekler
  24. Selekler
  25. Balcı
  26. Selekler
  27. Selekler
  28. Selekler
  29. Yılmaz
  30. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/1107
Tarih
10 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Wıkımedıa Foundatıon Inc. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/22355)
  • Betül Öztürk Gülhan ve Sıla Koç Başvurusu (B. No: 2016/12937)
  • Elif Dursun Doğan Başvurusu (B. No: 2017/26141)
  • Mehmet Albayrak Başvurusu (B. No: 2017/31059)
  • A.i. Başvurusu (B. No: 2017/16005)
  • H.y. Başvurusu (B. No: 2017/7439)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.