İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Albayrak Başvurusu (B. No: 2017/31059)

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,

Başvuru No2017/31059Tarih11 Aralık 2019Okuma17 dk · 3.349 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Albayrak Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2017/31059
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.349 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,

tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa itirazın bağımsız ve tarafsız

hâkim güvencelerine aykırı olan sulh ceza hâkimlikleri ve ağır ceza

mahkemelerince karara bağlanması, tutukluluğun hukukiliğine etkili bir şekilde

itiraz edememesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltına

alınma anından itibaren avukat yardımından yararlandırılmama, gözaltı ve ceza

infaz kurumu koşullarının insani olmaması ve

psikolojik rahatsızlığa rağmen ceza infaz kurumunda tutulma nedeniyle kötü

muamele yasağının; açık ve kapalı görüş hakkının sınırlandırılması nedenleriyle

özel hayat ve aile hayatına saygı hakkının; gözaltındayken Kur'an-ı Kerim

verilmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle din ve vicdan özgürlüğünün ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde bir askerî darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde

son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden

ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe

girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin

kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil

toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar

yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. Emniyet müdürü olan başvurucunun da aralarında bulunduğu bir

kısım şüphelinin FETÖ/PDY'nin emniyet yapılanması

içinde yer aldıklarının bazı müşteki ve tanıklar tarafından ifade edilmesi

üzerine Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) başvurucu hakkında

FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle soruşturma başlatılmıştır.

11. Başvurucu anılan soruşturma kapsamında 27/7/2016 tarihinde

gözaltına alınmıştır.

12. Başsavcılık, başvurucuyu anayasal düzeni ortadan kaldırmaya

teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanması

istemiyle 29/7/2016 tarihinde Kayseri 3. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk

etmiştir.

13. Hâkimlik 30/7/2016 tarihinde başvurucunun anayasal düzeni

ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından

tutuklanmasına karar vermiştir.

14. Başvurucu 3/8/2016 tarihinde karara itiraz etmiş, Kayseri 1.

Sulh Ceza Hâkimliğince 4/8/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar

verilmiştir.

15. Başsavcılığın aynı olaya ilişkin olarak yürüttüğü farklı bir

soruşturmada 19/8/2016 tarihli iddianamesi ile başvurucunun Anayasa'yı ihlal,

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini düşürmeye teşebbüs, silahlı terör örgütü üyesi

olma suçlarından cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde

kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucu ile birlikte toplam 68 şüphelinin

cezalandırılması talep edilmiştir. Başvurucu anılan soruşturmada tutuklu

bulunmamaktadır.

16. İddianame Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)

24/8/2016 tarihinde kabul edilerek E.2016/342 sayılı dosya üzerinden kovuşturma

aşaması başlamıştır.

17. Başvurucunun tutuklu bulunduğu soruşturmada Başsavcılık

6/2/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında silahlı terör örgütü üyesi

olma suçundan yürütülen E.2016/342 sayılı dosya ile birleştirilmesi talebiyle

kamu davası açmıştır.

18. Mahkeme 17/2/2017 tarihinde iddianameyi kabul etmiş ve bu

davanın Mahkemenin E.2016/342 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar

vermiştir.

19. Başvurucu tahliyesine karar verilmesi talebiyle Mahkemeye müdafii aracılığıyla başvurmuş, Mahkeme 29/6/2017 tarihli

kararı ile başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına itiraz yolu açık olmak

üzere karar vermiştir.

20. Başvurucu kararı 3/7/2017 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

21. Başvuru formu ve eklerinde, Mahkemenin 29/6/2017 tarihli

tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz yoluna gidildiğine dair bilgi ve/veya

belge sunulmamıştır.

22. Başvurucu 19/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

23. Başvurucu ve diğer sanık yönünden tefrik edilerek Mahkemenin

E.2017/575 sayılı dosyasına kaydedilen kamu davasında Mahkeme 20/2/2018

tarihinde, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Türkiye

Cumhuriyeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs

etme suçlarından anılan suçları oluşturan olayların iddianamede anlatılmadığı

gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, başvurucunun silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,

tahliyesine ve yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin

uygulanmasına karar vermiştir.

24. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

istinaf kanun yolunda derdesttir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 11/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

26.Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacak

geliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.

27. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Gözaltı Tedbirinin

Hukuki Olmadığı İddiası

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesi olmadığı hâlde gözaltına

alınması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

29. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüş

bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

30. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

32. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. (İsmail Buğra İşlek,

B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

33. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve

diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

34. Somut olayda başvurucu yönünden gözaltı tedbirinin hukuki

olmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılan kararlarda varılan

sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

36. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi olmaksızın tutuklandığını,

tutuklamanın ölçüsüz bir tedbir olduğunu ve adli kontrol tedbirinin neden

yetersiz kalacağının değerlendirilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Bakanlık görüşünde, kabul edilebilirlik yönünden 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesindeki tazminat yolunun tüketilmesi gerektiği ileri

sürülmüştür. Esas yönünden yapılan değerlendirmede ise tutuklama kararına ve

iddianamedeki delillere atıf yapılarak somut olayda suç işlendiğine ilişkin

kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu belirtilmiştir.

b. Değerlendirme

38. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 17).

39. Somut olayda başvurucu tarafından başvuru formuna ek olarak

sunulan ve ihlal iddiasına dayanak olarak gösterilen Mahkemenin 29/6/2017

tarihli kararı ile dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, başvurucunun

tahliye talebi kabul edilmemiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 101. maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca

anılan karara karşı itiraz yolu açık olup bu husus kararda da ifade edilmiştir

(bkz. 19).

40. Başvurucu tarafından tutukluluğun devamına ilişkin bu karara

itiraz edilmeden bireysel başvuruda bulunulduğu görülmektedir (bkz. § 21).

41. Tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olmaları

yanında telafi kabiliyetini haiz olmaları ve tüketildiklerinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarının

kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29). Özellikle tutukluluğun devamı kararlarına

daha önce birçok kez itiraz edilmiş ve sonuç alınamamışsa somut olayın

koşulları gözetilerek en son verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz

edilmediği, dolayısıyla başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle

başvurunun reddedilmemesi de mümkündür (Serdar

Ziriğ, B. No: 2013/7766, 2/7/2015, § 27).

42. Başvuru konusu olay dikkate alındığında bireysel başvuruda

bulununcaya kadar yargılamayı yapan Mahkemece verilen tutukluluğun devamı

kararlarından birine karşı itiraz yoluna gittiği tespit edilemeyen başvurucu

yönünden başvuru yollarının

tüketilmesi kuralına istisna tanınmasını gerektiren bir durumun olmadığı

görülmektedir.

43. Açıklanan gerekçelerle yargısal başvuru yolları tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının da başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişki İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

44. Başvurucu; uzun süredir tutuklu olduğunu, tahliye

taleplerinin ve itirazlarının -tutukluluğun devamını meşru kılacak- ilgili ve

yeterli gerekçe olmadan reddedildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

45. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüş

bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

46. Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (İsmail Buğra İşlek, § 17).

47. Tutukluluk hâli sona erdikten sonra tutukluluğun Kanun'da

öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığını iddia eden başvurucunun devam

eden tutukluluk hâlinden farklı olarak iddia edilen ihlalin tespitini ve

tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu yolu tüketmesi

gerekir (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, § 46).

48. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili

bir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,

§§ 33-45).

49. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 20/2/2018

tarihinde mahkûmiyetine ve tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun

makul süreyi aştığına ilişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava

sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti

hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir.

Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun

başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu

olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

olma niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Sulh Ceza Hâkimliğinin

ve Ağır Ceza Mahkemesinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığı İddiası

a. Başvurucunun İddiaları

51. Başvurucu; tutuklama kararını veren sulh ceza hâkimliği ile

kavuşturma aşamasında tutukluluğun devamına karar veren ağır ceza mahkemesinin

doğal hâkim ilkesine aykırı olarak kurulduklarını, bağımsız ve tarafsız

olmadıklarını, bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

52. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

53. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesini

sağlamadığına, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadığına ve tutukluluğa itirazın

bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun bırakılmaya karşı

etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine ilişkin iddialar

Anayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş, bu kararlarda sulh ceza

hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların

açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2),

B. No: 2015/7231, §§ 64-78, 94-97).

54. Somut başvuruda aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak

anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

55. Başvurucu; Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin bağımsız ve

tarafsız olmadığını, kanuni hâkim güvencesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Somut olayda genel bir kanuni düzenlemeye dayanılarak ve HSYK tarafından

yapılan atama sonucunda ilgili hâkimlerin anılan görevleri yaptıkları anlaşılmaktadır.

Bu nedenle gerçekliği ve niteliği kesin olarak tespit edilemeyen olgulardan,

siyasi tartışmalarda ortaya konulan değerlendirme ve yorumlardan hareketle

başvuruculara yönelik somut, ön yargılı bir işlem ve tutum gösterilmeksizin

ilgili hâkimlerin siyasal veya kişisel nedenlerle bağımsız ve tarafsız

davranmadıklarını kabul etmek mümkün değildir. Öte yandan bu mahkemelerin

ihtilafın doğmasından sonra kurulan mahkemeler olmayıp görev ve yetkileri daha

önceden kanunla belirlenmiş mahkemeler olduğu dikkate alındığında başvurucunun

iddiasının makul ve kabul edilebilir olmadığı, dolayısıyla bu iddia yönünden

açık ve görünür bir ihlalin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Tutukluluğun

Hukukiliğine Etkili İtiraz Etme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

57. Başvurucu, avukatıyla görüşmesinin teknik araçlarla kayda

alınması ve bu sırada üçüncü bir kişinin görüşmeyi izlemesine ilişkin kanun

hükmünde kararname (KHK) ile getirilen düzenlemenin kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

58. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

59. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu

gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak

ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan

deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler

olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu

gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair

olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin

gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No: 2013/1075, 30/6/2014,

§§ 18, 19).

60. Somut olayda başvurucu avukatıyla görüşmelerinin teknik

araçlarla kayda alınmasına ve bu görüşmelere üçüncü bir kişinin refakat

etmesine ilişkin KHK hükümleri dolayısıyla tutukluluğa etkili bir şekilde

itiraz etme hakkının kısıtlandığını ileri sürmektedir. Oysa başvurucu başvuru

formu ve eklerinde, kendisi hakkında anılan tedbirin uygulandığını ve bunun

tutukluluğa etkin bir şekilde itiraz etmesini kısıtladığını ortaya koymuş

değildir. Nitekim başvurucu 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında

Alınan Tedbirlere İlişkin KHK'nın 6. maddesi kapsamında Cumhuriyet savcısı

tarafından avukatıyla olan görüşmelerinin teknik cihazla sesli veya görüntülü

olarak kaydedilmesine veya avukatıyla yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla bir

görevli hazır bulundurulmasına dair bir karar alındığını belirtmediği gibi aynı

doğrultuda 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 676 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması

Hakkında KHK uyarınca sulh ceza hâkimliği tarafından verilmiş bir karar

bulunduğunu ve bu karara yönelik itirazının reddedildiğini de ileri

sürmemiştir. Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir bilgi veya belgeye

dayandırmaksızın soyut olarak dile getirdiği görülmektedir.

61. Bu itibarla başvurucu, bu bölümdeki ihlal iddiasına ilişkin

olarak delillerini sunma ve bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin

hangi nedenle ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki

yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.

62. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğa itiraz

bağlamında etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine dair iddiasının

temellendirilmemiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

63. Başvurucu; gözaltına alındığı ilk andan itibaren avukat

yardımından yararlandırılmadığını, gözaltı ve ceza infaz kurumu koşullarının

insani olmadığını, psikolojik rahatsızlığına rağmen ceza infaz kurumunda

tutulduğunu belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

64. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

65. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Buna göre somut olayda başvurucunun

iddialarının özünün kötü muamele yasağına yönelik olduğu anlaşıldığından

başvurucunun bu bölümdeki tüm şikâyetlerinin Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında

incelenmesi gerekir.

66. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, § 17).

67. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı ve

Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmanın

yapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve

cezalandırılmasını da sağlamaya elverişli olmalıdır. Ayrıca Devletin sahip

olduğu etkili soruşturma yükümlülüğü kapsamında işkence veya kötü muamele

olduğunu gösteren yeterli, kesin belirtiler mevcut olduğunda -kişilere müdahale

üçüncü kişilerden gelmiş olsa dahi- şikâyet ya da ihbarda bulunulmadığında bile

resen soruşturma açılmasının sağlanması gerektiği açıktır (Tahir Canan, § 25).

68. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak kamu

görevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.

Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adli ve/veya idari merciye ilettiğine dair bir bilgi veya belge sunmadığı da

gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

69. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Özel Hayata ve Aile

Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

70. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda açık ve

kapalı görüş haklarına kısıtlamalar getirildiğini belirterek özel hayata ve

aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

71. Bakanlık, bu iddiaya ilişkin olarak görüş bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

72. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun açık ve kapalı görüş haklarının sınırlandırılmasına yönelik

şikâyetinin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına ilişkin olduğu

anlaşılmış ve bu kapsamda bir değerlendirme yapılmıştır.

73. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer (bkz. § 60).

74. Somut olayda başvurucu, özel hayata ve aile hayatına saygı

hakkının ihlal edildiği iddiaları yönünden ihlal iddialarının konusunu belirtir

şekilde somut bilgi, belge ve kanıt sunmadan soyut bir şekilde birtakım

iddialarda bulunmuş; bu kapsamda bu şikâyetlerle ilgili olarak herhangi bir hukuki

sürecin yaşanıp yaşanmadığını somut olarak belirtmemiştir.

75.

Bu nedenlerle başvuruya konu ihlal iddialarıyla ilgili deliller sunarak olaya

ilişkin iddialarını kanıtlamak ve hangi Anayasa hükmünün ihlal edildiğine

ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını ortaya koyma

yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen başvurucu tarafından yerine

getirilmemiştir.

76. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bu kapsamda kalan

iddialarının temellendirilmemiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Din ve Vicdan Özgürlüğünün İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

77. Başvurucu, gözaltındayken kendisine Kur'an-ı Kerim verilmesi

talebinin reddedilmesi nedeniyle din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

78. Bakanlık, bu iddiaya ilişkin olarak görüş bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

79. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer (bkz. § 60).

80. Somut olayda başvurucu, din ve vicdan özgürlüğünün ihlal

iddialarının konusunu belirtir şekilde somut bilgi, belge ve kanıt sunmadan

soyut bir şekilde, gözaltındayken kendisine Kur'an-ı Kerim verilmesi talebinin

reddedildiği iddiasında bulunmuş; bu kapsamda bu şikâyetlerle ilgili olarak

herhangi bir hukuki sürecin yaşanıp yaşanmadığını somut olarak belirtmemiştir.

81. Bu nedenlerle başvuruya konu ihlal iddialarıyla ilgili

deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını kanıtlamak ve hangi Anayasa hükmünün

ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını

ortaya koymak yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen başvurucu tarafından

yerine getirilmemiştir.

82. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Ağır ceza mahkemelerinin ve sulh ceza hâkimliğinin bağımsız

ve tarafsız olmadığına ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Tutukluluğun hukukiliğine

etkili itiraz etme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

8. Din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 11/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M.Emin KUZ

Raportör

:

Abdullah

UÇAR

Başvurucu

:

Mehmet

ALBAYRAK

Vekili

:

Av. Şeref

PEKUZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/31059, 11 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Adli Yardım Talebi
  8. B. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal
  9. B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim
  10. C. Kötü Muamele Yasağının
  11. D. Özel Hayata ve Aile
  12. E. Din ve Vicdan Özgürlüğünün İhlal Edildiğine
  13. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  14. Kömürcü
  15. Yıldırım
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. Uçar
  19. Albayrak
  20. Pekuz
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/31059
Tarih
11 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • A.i. Başvurusu (B. No: 2017/16005)
  • H.y. Başvurusu (B. No: 2017/7439)
  • Ertan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2018/14445)
  • Feti Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/37121)
  • Yaşar İnce Başvurusu (B. No: 2016/1750)
  • T.k. Başvurusu (B. No: 2017/27041)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.