İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdurrahim Kaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/12271)

1. Başvuru, kişisel verilerin toplanarak idari makamlara

Başvuru No2019/12271Tarih3 Aralık 2020Okuma15 dk · 3.045 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdurrahim Kaya Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
3 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2019/12271
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.045 kelime·15 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kişisel verilerin toplanarak idari makamlara

açıklanması ve güvenlik soruşturmasına esas alınması nedeniyle özel hayata

saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Ekli tabloda sıralanan başvurular, başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun (B)

sütununda numaraları belirtilen başvuru dosyalarının aynı tablonun (1) numaralı

satırında yer alan 2019/12271 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük)

71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu

alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden

incelenmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

başvuru tarihi itibarıyla olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, kamu kurumlarında ilan edilen çeşitli

görevler için (doktor, öğretmen, daimî işçi, hemşire, sözleşmeli uzman jandarma

vb.) açılan sınavlarda (yazılı ve mülakat) başarılı olmuşlar ancak yapılan

güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle

başvurucuların atamaları yapılmamıştır. Bir kısım başvurucunun ise atamaları

yapılmış, daha sonra güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz

sonuçlanması nedeniyle atamaları idareler tarafından iptal edilmiştir.

9. Başvurucular, güvenlik soruşturması ve arşiv

araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle atamalarının yapılmaması veya

atamaların iptal edilmesi işlemlerine karşı idare mahkemelerinde dava

açmışlardır. İdare Mahkemeleri, davaları reddetmiştir. Karar gerekçelerinde

güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda yapılan tespitler ile kamu

görevinin mahiyeti dikkate alındığında idarenin takdir yetkisi çerçevesinde

tesis ettiği işlemde hukuka aykırılık görülmediği belirtilmiştir.

10. Başvurucuların istinaf talepleri Bölge İdare

Mahkemeleri tarafından reddedilmiştir.

11. Başvurucular muhtelif tarihlerde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

12. İlgili hukuk (ulusal mevzuat, uluslararası

düzenlemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları) için bkz.

Fatih Saraman [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, § 26-48; Turgut Duman,

B. No: 2014/15365, 29/5/2019, § 25-48).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

13. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

14. Bazı başvurucular, bireysel başvuru harç ve

masraflarını karşılama imkânlarının olmadığını belirterek adli yardım talebinde

bulunmuştur.

15. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Özel Hayata

Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

16. Başvurucular; somut bilgi ve belgeye dayanılmaksızın

kendilerine ve/veya aile bireylerine yönelik hukuki geçerliliği olmayan

istihbari notlara dayanılarak güvenlik soruşturmasının olumsuz

sonuçlandırıldığını, hukuken geçerli başka bilgi ve belgelerle doğrulanmadıkça

istihbari raporların tek başına hukuki delil sayılamayacağını ifade etmiştir.

Başvurucular; söz konusu istihbari raporlarla kendileri ve/veya aile bireyleri

hakkında kişisel verilerin toplanmış olduğunu, bu müdahalenin kanuni

dayanağının bulunmadığını, ölçülü de olmadığını, Anayasa Mahkemesinin

kararlarıyla da güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda devlet

memurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin

alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler

kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin

verilmesinin Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddeleriyle bağdaşmadığının tespit

edildiğini belirtmiştir. Bir kısım başvurucu; güvenlik soruşturması ve arşiv

araştırmasının içeriği hakkında yargılama sürecinde taraflarına bilgi

verilmediğini, isnatlardan haberdar olma ve kendilerine isnatlara karşı savunma

yapabilme imkânlarının tanınmadığını iddia etmiştir. Başvurucular; bu

nedenlerle kişisel verilerin korunmasını isteme, özel hayata saygı, adil

yargılanma hakları ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesi ve masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

17. Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği ve

korunması" kenar başlıklı 20. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ... saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ... gizliliğine

dokunulamaz.

...

Herkes, kendisiyle ilgili kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle

ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini

veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp

kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen

hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16).

19. Başvurucuların kendileri ve/veya aile bireyleri

hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen verilerin

kişisel veri olduğu açıktır (Fatih Saraman, § 57; Turgut Duman, §

58). Başvuruların temelinde başvurucular hakkında elde edilen kişisel verilerin

kamu makamlarına açıklanması ve güvenlik soruşturmalarında kullanılması hususu

bulunmaktadır. Kişisel verilerin tutulması, saklanması veya aktarılmasının ise

Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkı kapsamında incelenmesi gerekir. Bu nedenle

başvuruların özel hayata saygı hakkı içinde yer alan kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkı kapsamında olduğu değerlendirilmektedir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını

isteme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

21. Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda uygulanacak genel

ilkeleri, başvuruya benzer olgu ve iddiaları içeren Fatih Saraman (aynı

kararda bkz. §§ 64-93) ve Turgut Duman (aynı kararda bkz. §§ 60-92) kararlarında

ortaya koymuştur. Söz konusu kararlarda güvenlik soruşturması ve arşiv

araştırmasıyla elde edilen verilerin kişisel veri olduğu, güvenlik soruşturması

ve arşiv araştırması kapsamında kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile

ilgili sorular sorulması da dâhil olmak üzere bir bireyin özel hayatı, iş ve

sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınması, kaydedilmesi ve kullanılmasının

özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına

müdahale teşkil ettiği belirtilmiştir (Fatih Saraman, § 61; Turgut

Duman, § 62). Anayasa uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilen

sınırlamaların kanunla öngörülmüş olması gerektiği hatırlatılmış ve Anayasa

Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre de Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan

kanunilik ölçütünün karşılanması için müdahalenin öncelikle şeklî anlamda bir

kanuna dayanması gerektiği belirtilmiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 31; Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666,

10/12/2015, § 75; Fatih Saraman [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, § 65;

Turgut Duman, B. No: 2014/15365, 29/5/2019, § 66).

22. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına

ilişkin kanunların şeklen var olmasının yeterli olmayacağı, kanunilik ölçütünün

aynı zamanda maddi bir içeriği de gerektirmekte olduğu, bu noktada kanunun

niteliğinin önem kazandığı vurgulanmıştır. Kanunla sınırlama ölçütünün

sınırlamanın erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini ifade

ettiği, böylece uygulayıcının keyfî davranışlarının önüne geçildiği gibi kişinin

hukuku bilmesine de yardımcı olduğu, bu yönüyle hukuk güvenliğini teminat

altına aldığı belirtilmiştir (Halime Sare Aysal [GK], B. No: 2013/1789,

11/11/2015, § 62; Fatih Saraman, § 66; Turgut Duman, § 67).

23. Kararlarda; kanunun bu gerekliliklere uygun olduğunun

söylenebilmesi için yeterince ulaşılabilir olması, vatandaşların belirli bir

olaya uygulanabilir nitelikteki hukuk kurallarının varlığı hakkında yeterli

bilgiye sahip olabilmesi, ayrıca ilgili normun keyfîliğe karşı uygun bir koruma

sağlaması, yetkili makamlara verilen yetkinin genişliğini ve icra edilme

biçimlerini yeterli bir netlikte tanımlaması gerektiği ifade edilmiştir (Halime

Sare Aysal, § 63; Fatih Saraman, § 67; Turgut Duman, § 68).

24. Hukukun kendisinin -beraberinde getireceği idari pratiğin

dışında- söz konusu işlemin meşru amacını da gözönünde tutarak keyfî

müdahalelere karşı bireyi korumak için yetkili makamlara bırakılan takdir

yetkisinin kapsamını yeterince açık bir şekilde göstermesi gerektiği

hatırlatılmıştır. Başka bir anlatımla hukuk sisteminin kamu makamlarına hangi

koşullarda ve hangi sınırlar içinde müdahalelerde bulunma yetkisinin

verildiğini açık ifadelerle ortaya koyacak nitelikte olması ve bu bağlamda

ilgili müdahalenin muhataplarına müdahaleye zemin hazırlayan koşullar ile

müdahalenin sonuçları açısından bir öngörüde bulunabilmelerine imkânı tanıması

gerektiği belirtilmiştir (Halime Sare Aysal, § 64; Fatih Saraman, §

68; Turgut Duman, § 69).

25. Öte yandan kamu görevlilerinin sadakat, tarafsızlık

ve devlete bağlılık yükümlülüğü çerçevesinde devleti temsil eden ve millî

güvenlik bakımından hassasiyet içeren bazı kamu görevlerine atanacak kişiler

bakımından daha sıkı nitelikler aranması ve birtakım sınırlamaların

getirilmesinin doğal olduğu, dolayısıyla idarenin millî güvenlik açısından önem

arz eden kadrolara atanacak kişilerin tabi olacağı güvenlik soruşturması ve

arşiv araştırması konusunda kanunla temel çerçeveyi ortaya koyan kurallar

getirmesinin mümkün olduğu, bu çerçevenin kanunla belirlenmesinden sonra

uygulama koşulları ve usule ilişkin ayrıntıların düzenleyici işlemlerle

belirlenebileceği belirtilmiştir. Üstelik millî güvenlik ile ilgili alanlarda

çalışacak personelin seçimi ve kontrolü bakımından konuyu düzenleyen kanunda

aranacak öngörülebilirlik koşulunun diğer alanlardakilere göre daha esnek

olacağı da vurgulanmıştır. Ancak yine de bu alanda düzenleme getiren kanun ile

diğer alt mevzuatın kişilere, kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi

sınırlar içinde bu tür gizli tedbirler uygulama ve potansiyel olarak özel

hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince

açık olarak gösterecek ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvence

sağlayacak şekilde kaleme alınmış olması gerektiği ifade edilmiştir (Fatih

Saraman, § 82; Turgut Duman, § 83).

26. Fatih Saraman ve Turgut Duman

kararlarında kamu görevlerinde çalıştırılacak personel hakkında uygulanan

güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının kanuni dayanağı olan 4045 sayılı

Kanun'un Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun

olup olmadığı detaylı olarak incelenmiştir. 4045 sayılı Kanun'un güvenlik

soruşturmasına ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler

olduğu, bu bilgilerin nerelerden elde edileceği ve ne suretle ve ne kadar süre

ile saklanacağı, kişilerin söz konusu bilgilere itiraz etme olanağı olup

olmadığı, bilgilerin bir müddet sonra silinmesinin mümkün olup olmadığı veya

silinmesine dair izlenecek usulün ne olduğu, gizlilik dereceli kamu personeli

ile meslek gruplarının tespiti, güvenlik soruşturmasının ve arşiv

araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak mercilerin kimler olduğu ile

ilgili hiçbir düzenleme içermediği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra 4045

sayılı Kanun'da, kesinleşmiş ceza mahkûmiyetlerine dair ilk olarak akla gelmesi

ve uygulanması gereken kanun olan 25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli Sicil

Kanunu'na atıf içeren bir düzenlemenin bulunmadığı, geçmiş ceza

mahkûmiyetlerine ilişkin kayıtlar bakımından hangi suçların kamu görevine

girmeye engel olduğu, kişilerin on sekiz yaşından önce işlediği suçlara dair

kayıtların güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına sebep olup

olmayacağı konusunda hiçbir belirleme, suçlar arasında herhangi bir ayrım ve

derecelendirme yapılmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak 4045 sayılı Kanun'da

bireyleri keyfîliğe karşı koruyucu hiçbir hükme yer verilmediği vurgulanmıştır

(Fatih Saraman, § 83; Turgut Duman, § 84).

27. Anılan kararlarda, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv

Araştırması Yönetmeliği'nin konuyla ilgili hükümleri de incelenmiştir. Söz

konusu kararda; anılan Yönetmelik'in de elde edilen bilgilerin saklanma

süreleri, bilgilerin bir müddet sonra silinmesinin mümkün olup olmadığı veya

silinmesine dair izlenecek usulün ne olduğu, kişilerin söz konusu bilgilere

itiraz etme olanağı olup olmadığı hususlarını düzenlemediği, bireylerin özel

hayatına saygı hakkının güvencelerini sağlayacak hükümlerden yoksun olduğu

belirtilmiştir (Fatih Saraman, §§ 88-90; Turgut Duman, §§ 86-88).

28. Sonuç olarak 4045 sayılı Kanun'un ve ilgili

Yönetmelik'in kişisel verilerin kayıt, muhafaza ve kullanımını içeren

tedbirlerin kapsamını ve uygulanmasını düzenleyen ve özellikle süre, stoklama,

kullanım, üçüncü kişilerin erişimi, verilerin gizliliği, bütünlüğü ve imhası

konusundaki usullere ilişkin, muhataplarının yetki aşımı ve keyfîliğe karşı

yeteri kadar güvenceye sahip olmalarını sağlayacak açık ve detaylı kuralları

içermediği tespit edilmiştir. Buna göre başvuruya konu müdahalenin dayanağı

olan düzenlemenin kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varılmıştır (Fatih

Saraman, § 90; Turgut Duman, § 88).

29. Öte yandan 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Olağanüstü

Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun’un 60. maddesiyle

14/7/1965 tarihi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin

birinci fıkrasının (A) bendine eklenen ve "Güvenlik soruşturması

ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak" şeklindeki (8) numaralı alt

bendin iptali istemiyle 3/5/2018 tarihinde Anayasa Mahkemesinde dava

açılmıştır. Anayasa Mahkemesi 24/7/2019 tarihli ve E.2018/73, K.2019/65 sayılı

kararıyla kuralı, Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddelerine aykırı görerek iptal

etmiştir. Kararın gerekçesinde; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla

elde edilen verilerin kişisel veri niteliğinde olduğu, bu alanda düzenleme getiren

kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler

uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi

verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşı

yeterli güvenceleri sağlanması gerektiği, iptali istenen kuralda ise güvenlik

soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması memurluğa alımlarda genel

şartlar arasında sayılmasına karşın güvenlik soruşturmasına ve arşiv

araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu bilgilerin

ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı

yapacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadığı, bu itibarla kuralın

kanunilik şartını taşımadığı belirtilmiştir (AYM.E.2018/73, K.2019/65, 24/7/2019,

§ 172).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

30. Somut başvurularda; güvenlik soruşturması ve arşiv

araştırması kapsamında kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorular

sorulması da dâhil olmak üzere başvurucuların özel ve aile hayatı, iş ve sosyal

yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınması, kaydedilmesi ve güvenlik

soruşturmalarında kullanılmasının özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkına müdahale teşkil ettiği anlaşılmaktadır.

31. Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019

tarihli ve E.2018/73, K.2019/65 sayılı kararı ile Fatih Saraman ve Turgut

Duman kararlarında ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir husus

bulunmadığından -aynı gerekçelerle- başvurucuların özel hayata saygı hakkı

kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme haklarına yönelen müdahalelerin

kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

32. Başvurulara konu müdahalelerin kanunilik koşulunu

sağlamadığı anlaşıldığından söz konusu müdahaleler açısından diğer güvence

ölçütlerine riayet edilip edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 20.

maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı içinde yer alan

kişisel verilerin korunmasını isteme haklarının ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır.

C. Diğer İhlal

İddiaları

34. Başvurucular; güvenlik soruşturması ve arşiv

araştırmasının içeriği hakkında yargılama sürecinde taraflarına bilgi

verilmediğini, isnatlardan haberdar olma ve kendilerine isnatlara karşı savunma

yapabilme imkânlarının tanınmadığını belirterek adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Başvurucuların kişisel verilerin korunmasını isteme

haklarının ihlal edildiğine karar verildiğinden adil yargılanma hakkı

kapsamındaki şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca

bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

D. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

37. Başvurucular; ihlalin tespit edilmesini, yargılamanın

yenilenmesine ve lehlerine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep

etmiştir.

38. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

39. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

40. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

41. İncelenen başvurularda; kişisel verilerin toplanması,

saklanması, kamu makamlarına aktarılması ve güvenlik soruşturmalarında kullanılması

şeklindeki müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle özel

hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının

ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle ihlallerin idarenin

işlemlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte işlemlerin iptali

istemiyle açılan davaların reddedilmesi ve dolayısıyla davada ihlalin

giderilememesi nedeniyle ihlalin aynı zamanda mahkeme kararlarından da

kaynaklandığı görülmektedir.

42. Bu durumda kişisel verilerin korunmasını isteme

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise

bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı

verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal

kararında belirtilen ilkelere uygun şekilde yeni bir karar verilmesinden

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

ekli tablonun (D) sütununda belirtilen mahkemelere gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

43. Bununla birlikte mevcut ihlal kararı, başvurucuların

atanmak istedikleri kamu görevlerine doğrudan atanmaları sonucunu doğuracak

şekilde anlaşılamaz. Somut başvurularda bireysel başvuru tarihi itibarıyla

mevcut olan koşullar dikkate alınarak karar verildiğini hatırlatmak gerekir.

Dolayısıyla bireysel başvuru tarihinden sonra ortaya çıkan yeni hukuki

durumların değerlendirilmesi konusunda idarelerin takdir yetkisinin olduğu

açıktır.

44. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

45. Ekli tablonun (F) sütununda isimleri yer alan

avukatlar tarafından temsil edilen başvuruculara 3.600 TL vekâlet ücretinin

ayrı ayrı ödenmesine; (F) sütununda yer alan aynı avukat tarafından temsil

edilen başvuruculara ise 3.600 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine karar

verilmesi gerekir. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ve ekli tablonun (E)

sütununda belirtilen yargılama giderlerinin ilgili satırda gösterilen

başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Talepte bulunan başvurucuların adli yardım

taleplerinin KABULÜNE,

B. Özel hayata saygı hakkı içinde yer alan kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayata saygı hakkı içinde yer alan kişisel verilerin korunmasını isteme

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

ekli tablonun (D) sütunundaki ilgili mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. Ekli tablonun (F) sütununda isimleri yer alan

avukatlar tarafından temsil edilen başvuruculara 3.600 TL vekâlet ücretinin

AYRI AYRI ÖDENMESİNE, (F) sütununda gösterilen aynı avukat tarafından temsil

edilen başvuruculara ise 3.600 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, ekli

tablonun (E) sütununda belirtilen yargılama giderinin ilgili satırda gösterilen

başvuruculara ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Şermin BİRTANE Başvurucular : Abdurrahim KAYA ve diğerleri (bkz. ekli tablo) Başvurucular Vekilleri : bkz. ekli tablonun (F) sütunu

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2019/12271, 3 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Adli Yardım
  13. B. Özel Hayata
  14. C. Diğer İhlal
  15. D. 6216 Sayılı
  16. A. Talepte bulunan başvurucuların adli yardım
  17. C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel
  18. D. Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere
  19. F. Ekli tablonun (F) sütununda isimleri yer alan
  20. G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  21. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2019/12271
Tarih
3 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Hatice Özer Başvurusu (B. No: 2018/37091)
  • Arif Makaracı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/22778)
  • Mustafa Gürler Başvurusu (B. No: 2019/20985)
  • Özlem Gülsüm Özgen Ovacıklı Başvurusu (B. No: 2019/21353)
  • Nurten Özçalkap Başvurusu (B. No: 2019/20702)
  • Ahmet Doğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/27082)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.