İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nurten Özçalkap Başvurusu (B. No: 2019/20702)

1. Başvuru, tazminat davasının makul sürede

Başvuru No2019/20702Tarih3 Aralık 2020Okuma9 dk · 1.806 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nurten Özçalkap Başvurusu

Karar tarihi
3 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2019/20702
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.806 kelime·9 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tazminat davasının makul sürede

sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 12/6/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Kâhta Devlet Hastanesinde sözleşmeli ebe

olarak görev yapmaktayken 2/6/2010 tarihinde kanamalı bir hastaya yapılan

müdahale sırasında doktor C.M. (doktor) ile arasında tartışma çıkmıştır. Bu

tartışma sırasında doktor tarafından başvurucunun tehdit edildiği ve

başvurucuya hakaret edildiği iddiası ile 1/9/2010 tarihinde ceza davası

açılmıştır.

9. Kâhta Sulh Ceza Mahkemesi 18/10/2011 tarihinde

doktorun kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve tehdit suçlarından ayrı

ayrı cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararda; savunma, ifade ve tanık beyanlarına

yer verildikten sonra söz konusu hususların değerlendirilmesi neticesinde

cezalandırılma sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir. Karar temyiz edilmeyerek

25/11/2011 tarihinde kesinleşmiştir.

10. Başvurucu yaşanılan olay nedeniyle 18/10/2011 tarihinde

doktora karşı manevi tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde doktor

tarafından 2/6/2010 tarihinde aşağılandığını, küçük düşürüldüğünü, tehdit

edildiğini, ayrıca kendisine hakaret edildiğini belirtmiştir. Söz konusu durum

nedeniyle doktora karşı ceza davası açıldığı ifade edilmiştir. Yaşanan olay

nedeniyle 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile

birlikte ödenmesi talep edilmiştir.

11. Adıyaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Hukuk Mahkemesi)

7/6/2012 tarihinde davayı kabul ederek doktorun başvurucuya 5.000 TL manevi

tazminatı, olay tarihi olan 2/6/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi

ile birlikte ödemesine karar vermiştir. Kararda davalı doktorun dava

dilekçesine savunma yapmadığı gibi duruşmalara da katılmadığı belirtilmiştir.

Yaşanılan olay nedeniyle açılan ceza dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler

ile dinlenilen tanıkların beyanları değerlendirildiği ifade edilerek doktorun

hakaret ve tehdit suçlarından mahkûm olduğu gözönüne alındığında başvurucunun

şahsiyet hakkının hukuka aykırı bir şekilde ihlal edildiği ifade edilmiştir.

12. Davalı doktor tarafından karar 27/7/2012 tarihinde

temyiz edilmiştir.

13. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 3/10/2013 tarihinde Hukuk

Mahkemesinin kararının husumet yönünden bozulmasına karar vermiştir. Kararda

kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan

zararlardan doğan tazminat davalarının idare aleyhine açılabileceği

belirtilmiştir. Bu nedenle davalı doktorun husumet sıfatının bulunmadığı ifade

edilmiştir.

14. Başvurucunun 26/11/2013 tarihli karar düzeltme talebi

aynı Dairenin 29/1/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararda dava

konusunun değerinin 11.100 TL'den az olması nedeniyle kararın düzeltilmeye konu

olamayacağı belirtilmiştir.

15. Hukuk Mahkemesi bozma kararına uyarak 18/3/2014

tarihinde davayı husumet yönünden reddetmiştir. Kararda yukarıda yer verilen

bozma kararının gerekçesine yer verilmiştir. Anılan karar temyiz edilmeyerek

12/11/2014 tarihinde kesinleşmiştir.

16. Başvurucu 5/1/2015 tarihinde Sağlık Bakanlığına

(İdare) başvurarak 5.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal

faizi ile birlikte kendisine ödenmesini talep etmiştir. İdare cevap vermemek

suretiyle başvuruyu zımnen reddetmiştir.

17. Başvurucu 19/3/2015 tarihinde zımnen ret işleminin

iptali ve 5.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi

ile birlikte kendisine ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde

yukarıda aktarılan olayları anlatarak İdarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğunu

belirtmiştir.

18. İdare 21/5/2015 tarihinde dava dilekçesine karşı

savunma dilekçesini vermiştir. Dilekçede öncelikle süre aşımı itirazında

bulunulmuş ve olayın yaşanıldığı tarihten itibaren 1 yıl içinde tam yargı

davası açılmadığından davanın reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Esasa

ilişkin olarak ise yaşanılan olayda kamu görevlisinin kişisel kusurunun

bulunduğu, İdareye atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı ifade

edilerek tazmin edilmesi gereken bir zararın bulunmadığı savunulmuştur.

19. Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi)

18/11/2015 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararda başvurucuya hakaret

edilmesine ilişkin olayda İdareye yüklenebilecek herhangi bir kusurun

bulunmadığı belirtilmiştir.

20. Başvurucu 29/1/2016 tarihinde mahkeme kararına itiraz

etmiştir. Dilekçede doktorun kendisine hakaret ettiği ve kendisini tehdit

ettiğinin mahkeme kararı ile sabit olduğu belirtilmiştir. Yargıtayın yukarıda

bahsi geçen kararı uyarınca olayda hizmet kusurunun bulunduğunun tespit edildiği

ifade edilmiştir. İdare Mahkemesinin olayda hizmet kusuru bulunmadığını tespit

etmesi hâlinde davanın görev yönünden reddedilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

21. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi (Bölge İdare

Mahkemesi) 17/5/2016 tarihinde mahkeme kararını kaldırarak davanın görev

yönünden reddine karar vermiştir. Kararda suç teşkil eden eylemler kamu görevi

sırasında gerçekleşmiş olsa bile kamu hizmetinin bir gereği olarak

değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Ağır kişisel kusura dayalı

eylem sonucu idarenin hizmet kusuru ile dava konusu olay arasındaki illiyet

bağının kesildiği ve bu nedenle bakılan davanın haksız fiillere özgü özel hukuk

hükümleri çerçevesinde adli yargı yerinde görülmesi gerektiği ifade edilmiştir.

22. Başvurucu 22/6/2016 tarihinde Bölge İdare

Mahkemesinin kararının düzeltilmesini talep etmiştir. Dilekçede Bölge İdare

Mahkemesi tarafından doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması gerektiği

ifade edilmiştir.

23. Bölge İdare Mahkemesi 17/11/2016 tarihinde karar

düzeltme talebini kabul etmiş ve 17/5/2016 tarihli kararının görev yönünden

reddine ilişkin kısmını kaldırarak dosyanın ait olduğu mahkemesine iadesine

karar vermiştir.

24. İdare Mahkemesi 25/9/2017 tarihinde davanın yetki

yönünden reddine karar vermiş ve dava dosyasının yetkili Adıyaman İdare

Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmesine karar vermiştir.

25. Mahkeme 23/11/2017 tarihli ara kararı ile görevli

mercinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar

vermiştir. Kararda Bölge İdare Mahkemesinin yukarıda aktarılan kararında geçen

gerekçeye yer verilmiştir (bkz. § 21).

26. Uyuşmazlık Mahkemesi 26/2/2018 tarihinde Mahkemenin

başvurusunun reddine karar vermiştir. Kararda Hukuk Mahkemesinin 18/3/2014

tarihli kararının davanın idareye karşı açılması gerektiğine ilişkin olduğu

belirtilmiştir. Anılan kararın yargı yolunu değiştiren ve idari yargının

görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlik kararı niteliğinde

olmadığı ifade edilmiştir. Adli ve idari yargı yerleri arasında 12/6/1979 tarihli

ve 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un

aradığı biçimde görev uyuşmazlığının bulunmadığı vurgulanmıştır.

27. Mahkeme 27/3/2018 tarihinde davayı görev yönünden

reddetmiştir. Kararda Bölge İdare Mahkemesinin yukarıda aktarılan kararında

geçen gerekçeye yer verilmiştir (bkz. § 21).

28. Başvurucu 31/5/2018 tarihinde kararı istinaf

etmiştir. Dilekçesinde Yargıtay tarafından verilen görevsizlik kararına rağmen

Mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Mağduriyetinin

görevli mahkemenin belirlenmemesi nedeniyle daha da arttığından yakınmıştır.

Adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ifade

etmiştir.

29. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdare Dava Dairesi

14/1/2019 tarihinde istinaf başvurusunu kabul ederek Mahkemenin görevsizlik

kararını kaldırmıştır. Kararda; doktorun kendisine tanınan yetkileri aşarak ve

resmî görev ve yetkilerini kullanarak sarf ettiği sözlerin kamu görevlilerinin

suçu niteliğinde olduğu, idarece yürütülen hizmetten soyutlanamaz ve ayrılamaz

nitelikte olduğu belirtilmiştir. İdarenin olayda görev kusuru niteliğinde

hizmet kusurunun bulunduğu ifade edilmiştir. Hizmet kusuru nedeniyle açılan

davanın görev ve çözüm yerinin idare mahkemesi olduğu vurgulanmıştır.

30. Mahkeme 30/4/2019 tarihinde davayı kısmen kabul etmiş

ve başvurucuya 3.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte başvurucuya

ödenmesine kesin olarak karar vermiştir. Kararda, kamu görevlilerinin

görevlerini yaparken ve yetkilerini kullanırken kişilere verdiği zararın kamu

kurumunun hizmet kusurunu oluşturduğu belirtilmiştir. Doktorun idarenin

görevlisi olduğu ve gerçekleştirilen eylemin üstlenilen ödevin ve yürütülen

hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olduğu ve resmi yetki, görev ve

olanaklardan yararlanarak gerçekleştirildiği ve bu nedenle olayda hizmet kusuru

bulunduğu ifade edilmiştir. Buradan hareketle hizmet kusurundan kaynaklanan

hukuksal sorumluluk bulunması nedeniyle İdarenin başvurucuya manevi tazminat

ödemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

31. Nihai karar başvurucuya 13/5/2019 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 12/6/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

32. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

33. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi ve çelişkili

kararlar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun çelişkili kararla verildiğine ilişkin iddialarının ilk

bakışta açıkça dayanaktan yoksun olduğunun anlaşılması nedeniyle anılan

iddialar için ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı sonucuna

ulaşılmış ve başvuru bir bütün olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

36. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

50-52).

37. Diğer taraftan medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili

uyuşmazlıklara ilişkin idari yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 41).

38. Başvuruya konu 18/10/2011 tarihinde başlayan tazminat

davasına ilişkin yargılamada yaklaşık 3 yıllık sürenin adli yargı

mahkemelerinde geçtiği ve nihayetinde husumet yönünden davanın reddedildiği,

idari yargı mahkemelerinde ise yaklaşık olarak 4 yıl 4 ay sürdüğü ve 30/4/2019

tarihli kesin kararla sona erdiği anlaşılmaktadır. Yukarıda anılan ilkeler ve

Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında

başvuruya konu olan yaklaşık 7,5 yıllık yargılamaya süresinin makul olmadığı sonucuna

varmak gerekir.

39. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

41. Başvurucu ihlalin tespiti ile 50.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

42. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

43. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı

karşılığında başvurucuya -dava değeri de dikkate alındığında- net 5.000 TL

manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekir.

44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç

tutarının ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.964,60 TL yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 364,60 TL harç tutarının ve 3.600 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 3.964,60 TL yargılama giderinin başvurucuya

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Adıyaman İdare Mahkemesine

(E.2019/127, K.2019/201) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucu : Nurten ÖZÇALKAP Vekili : Av. Şeyho SAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2019/20702, 3 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İnceleme Ve
  10. Gerekçe
  11. A. Başvurucunun
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  14. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2019/20702
Tarih
3 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Ahmet Doğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/27082)
  • Mehmet Bayraktar Başvurusu (B. No: 2018/33486)
  • Melik Yayan Başvurusu (B. No: 2015/14743)
  • B.p. Başvurusu (B. No: 2017/7804)
  • Mohammed Darweesh Alhababı Başvurusu (B. No: 2020/12457)
  • R.ü. Başvurusu (B. No: 2017/38574)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.