İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Bayraktar Başvurusu (B. No: 2018/33486)

1. Başvuru; baro levhasına yazılma işlemine karşı açılan

Başvuru No2018/33486Tarih3 Aralık 2020Okuma17 dk · 3.323 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Bayraktar Başvurusu (3)

Karar tarihi
3 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2018/33486
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.323 kelime·17 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; baro levhasına yazılma işlemine karşı açılan

davada ceza yargısı kararı bulunmamasına karşın aleyhe karar verilmesi, talep

edilmesine rağmen duruşma yapılmaması, yargılamanın uzun sürmesi ve hatalı

karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının, avukatlık gelirinden

mahrum kalınması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 16/11/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, İzmir Barosu (Baro) levhasına kayıtlı (2001

ile 2016 yılları arasında) olarak avukatlık mesleğini yürütmekte iken ticari

işlerini gerekçe göstererek kendi talebiyle kaydını baro levhasından

sildirmiştir.

7. Başvurucu ayrıca İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin

2014/235 esas sayılı dosyasına kayıtlı davada silahlı terör örgütü üyeliği suçu

isnadıyla yargılanmaktadır. Formda başvuru tarihi itibarıyla yargılamanın devam

ettiği ifade edilmektedir.

8. Başvurucu, baro levhasından kaydını sildirmesinden

kısa bir süre sonra tekrar avukatlık mesleğine dönmek istemiş ve bu talebi Baro

tarafından 7/6/2016 tarihli kararla kabul edilmiştir. Türkiye Barolar Birliği

(TBB) tarafından da levhaya yeniden yazılma isteminin kabulü yönündeki Baro

kararı 22/6/2016 tarihli işlemle uygun bulunmuştur.

9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) 15/8/2016 tarihli işlemi

uyarınca; başvurucu hakkında, İmralı Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü

bulunan müvekkili Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeler sayesinde hukuki

yardımla alakası olmayan (PKK terör örgütüne yönelik Türk Silahlı Kuvvetlerinin

yaptığı operasyonlar, örgütün kaybı, stratejisi ve gelişimi ile ilgili)

konularda terör örgütü ile müvekkili arasında aracılık yaptığı, görüşmeleri

basına verdiği, Abdullah Öcalan ile devlet yetkilileri arasında görüşme

yapıldığı kanaatini uyandıracak şekilde haberlerin yayımlanmasına sebebiyet

verdiği, bu suretle örgüte yardımda bulunduğu isnadıyla ceza davası açıldığının

anlaşıldığını belirterek, başvurucu hakkında açılan davaların akıbetinin

araştırılması ve 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5.

maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca değerlendirme yapılarak karar verilmesi

gerektiğini ifade etmek suretiyle TBB kararını bir daha görüşülmek üzere iade

etmiştir. TBB ise herhangi bir ek açıklama yapmadan 25/9/2016 tarihli işlemiyle

ilk kararında ısrar etmiştir.

10. Bakanlık söz konusu işlemin iptali için Ankara 10.

İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde dava açmıştır. Başvurucu söz konusu

yargılama sürecine katılma talebinde bulunmuş ve Mahkemenin 6/6/2017 tarihli

ara kararıyla başvurucunun katılma talebi kabul edilmiştir.

11. Yapılan yargılama sonucunda Mahkeme 6/2/2018 tarihli

kararı ile dava konusu işlemi iptal etmiştir.

12. İptal gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere

göre; Mehmet BAYRAKTAR hakkında, İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2014/235

sayılı dosyasında, Türk Ceza Kanunu'nun 'Silahlı Örgüt' başlıklı 314.

Maddesinde; '(1) Bu kısmın dördüncü ('dördüncü bölüm'; Devletin güvenliğine

karşı suçlar) ve beşinci ('beşinci bölüm'; Anayasal düzene ve bu düzenin

işleyişine karşı suçlar) bölümde yer alan suçları işlemek amacıyla silahlı

terör örgütü kuran veya yöneten kişi on yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte

üye olanlara beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir...)' maddesinden

yargılamasının devam ettiği, öte yandan 'görevi kötüye kullanma' suçundan İzmir

6.Ağır ceza mahkemesinde 2011/19 E.sayılı dosyasında 5 ay hapis cezası ile

mahkumiyetine karar verilerek cezanın ertelendiği, yine Salihli Ağır ceza

Mahkemesi'nin 2013/86 E. Sayılı dosyasından verilen 5 ay hapis cezasında hükmün

açıklanmasının geri bırakıldığı görülmektedir.

Buna göre, Mehmet BAYRAKTAR hakkında

İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2014/235 sayılı dosyasında ( Devletin

güvenliğine karşı suçlar ile Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı

suçlar kapsamında) devam eden yargılamanın Avukatlık Kanununun 5/1-a maddesi

kapsamında kaldığı, ayrıca her ne kadar bazılarından beraat etmiş olsa da

davacı hakkında yapılan diğer yargılamalara konu olan eylemlerin niteliği ve

avukatlık mesleğinin önem ve özelliği Avukatlık Kanununun 5. maddesinin 3.

fıkrasında düzenlenen hüküm gereği avukatlığa alınması isteği hakkındaki

kararın kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesi gerekirken, yargılamaya konu

eylemin niteliği dikkate alınmadan, kovuşturmanın sonucu beklenmeyerek 'baro

levhasına yeniden yazılması hususundaki takdir ile' tesis edilen dava konusu

işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır."

13. Söz konusu iptal hükmüne karşı başvurucu ve TBB

itirazda bulunmuştur. Başvurucu ayrıca istinaf incelemesinin duruşmalı

yapılmasını talep etmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi

iptal hükmünü 2/10/2018 tarihli kararla onanmıştır.

14. Başvurucu nihai hükmü 26/10/2018 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 16/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili

Mevzuat

15. 19/3/1969

tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun

5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile üçüncü fıkrası şöyledir:

"Aşağıda yazılı durumlardan birinin

varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur :

a) (Değişik : 23/1/2008-5728/326 md.)

Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;

kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da

Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine

karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik,

güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına

fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya

kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak,

...

Adayın birinci fıkranın (a) bendinde

yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması

halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna

kadar bekletilmesine karar verilebilir."

16. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temyiz ve istinaflarda duruşma

yapılması tarafların istemine ve Danıştay veya ilgili bölge idare mahkemesi

kararına bağlıdır."

2. Yargı

Kararları

17. Danıştay İkinci Dairesinin, kamu görevlisinin atama

işlemine karşı açılan davanın reddedilmesine dair hükmü bozduğu ve idarenin

takdir yetkisinin denetimine ilişkin belirleme yapılan 25/9/2020 tarih ve

E.2019/2923,K.2020/2645 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir;

" ... idarenin takdir yetkisi bulunduğu

açık ise de, Danıştayın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu yetki

mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır.

Takdir yetkisine istinaden tesis edilen idari işlemlerin de, muhakkak surette

gerçek ve hukuken geçerli sebeplere dayanması gerekmektedir. Takdir yetkisine

dayalı idari işlemlerin dava konusu edilmesi durumunda, idarece işlemin tesisi

için somut bir sebep gösterilememesi, sebep olarak gösterilen olay ve

nedenlerin gerçeği yansıtmaması veya işlemin tesisi için yeterli bulunmaması

halinde, dava konusu idari işlemin iptalinin gerekeceği, yerleşik yargı

içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.

...salt idareye tanınan takdir yetkisi

çerçevesinde kurulan işlemlerde kamu yararı ve hizmet gerekleri ile hukuka

uyarlık, ... görülmemiştir. "

18. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kamu

görevlisinin müdürlük görevinden alınmasına ilişkin işleme karşı açılan davanın

reddine dair hükmü idarenin takdir yetkisinin değerlendirilmesi suretiyle bozan

9/3/2020 tarih ve E.2018/605, K.2020/648 sayılı kararının ilgili kısımları

şöyledir;

"...takdir yetkisine istinaden tesis

edilen işlemlerin sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluk denetimine

tabi tutulacağı, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri sınırları

içinde kullanılması ve takdir yetkisine istinaden tesis edilen işlemin dava

konusu edilmesi halinde de, bu sınırlar içinde kullanıldığının idarece ortaya

konulması gerektiği yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.

...dava konusu işlemin salt takdir

yetkisine dayanılarak tesis edildiği görülmektedir.

...görev yerinin değiştirilmesini

gerektirecek herhangi bir eylemi, tutum ve davranışı ile hizmete etkisi olan

olumsuzluğunun da ortaya konulamadığı hususları dikkate alındığında, dava

konusu işlemde, kamu yararı ve hizmet gerekleri

yönünden hukuka uygunluk görülmemiştir. . "

B. Uluslararası Hukuk

19. Masumiyet karinesi bir fiilin hem ceza hem de idari

bir soruşturmaya konu olmasına ve paralel olarak iki ayrı dava sürecinin

yürütülmesine mâni değildir. Bu bağlamda masumiyet karinesi, cezai sorumluluk

bulunmaması hâlinde dahi daha hafif bir ispat yükümlülüğü temelinde aynı

eylemden kaynaklanan medeni ya da diğer sorumluluk biçimlerinin kurulmasını engellememektedir.

Ayrıca suçlu olduğu kesin olarak hükme bağlanmamış olan bir kişiye yönelik kamu

görevlileri tarafından kullanılan ifadelerde yer alan kelimelerin seçimi önemli

olmakla birlikte kullanılan dilin masumiyet karinesini ihlal edip etmediği hususu,

olaya ilişkin özel şartların da dikkate alınması suretiyle tespit edilmelidir (Güç/Türkiye,

B. No: 15374/11, 23/1/2018, §§ 38, 39).

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; özellikle

inandırıcılık sorunu taşımayan, karmaşık olmayan veya olaylarla ilgili hiçbir

tartışmanın bulunmadığı, oldukça teknik davalar ile mahkemelerin tarafların

sunduğu görüşlere ve diğer belgelere dayanarak adil ve makul bir biçimde karar

verebilecekleri davalar için duruşma yapılmasının gerekli olmayabileceğini

belirtmiştir (Jussila/Finlandiya, B. No:73053/01, 23/11/2006 § 41, Döry/İsveç,

B. No:28394/95, 12/11/2002, § 37, Mehmet Emin Şimşek/Türkiye, B. No:

5488/05, 28/2/2012, § 30).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

22. Başvurucu her ne kadar çalışma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ise de Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadı (Serkan

Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013) uyarınca çalışma hakkı Anayasa ve Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ile Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerin ortak koruma alanına girmediğinden bu iddia yönünden ayrıca

değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

A. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

23. Başvurucu, uyuşmazlığın davacı ya da davalı sıfatıyla

tarafı olmayıp yargılama sürecine davalı yanında müdahil sıfatıyla katılmıştır.

İlgili kişilerin mahkemeye erişim hakkı kapsamında davaya katılımının

sağlanmasının gerekçeli karar hakkı, silahların eşitliği ilkesi, savunma hakkı

gibi güvencelerle örtüşen, bu güvencelerin gerçekleşmesini sağlayan bir

gereklilik olduğu izahtan varestedir. Yargılama sürecine dair güvencelerin

ihlalinin müdahili de etkileyeceği dikkate alındığında müdahilin adil

yargılanma hakkının sürece dair diğer güvencelerinden faydalandırılmayacağı

veya bu güvencelere ilişkin şikâyette bulunamayacağı söylenemez. Aksi

yaklaşımın sonuca etkili iddialarda bulunulabilmesi, savunma yapılabilmesi,

delil ileri sürülebilmesi adına sağlanan mahkemeye erişimin etkinliğini zedeleyeceği,

anlamsız ve içerikten yoksun kılacağı ve bunun yanında bireysel başvurunun

temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla da bağdaşmayacağı açıktır (benzer

değerlendirmeler için bkz. Cengiz İnş.san.ve Tic.A.Ş. ve Mirax

Tur.İnş.Tic.A.Ş. [GK],B.No: 2015/7846, 26/6/2019, §§ 29, 36). Bu

belirlemeler ışığında davanın sonucundan etkileneceği öngörülerek yargılama

sürecine müdahil olarak dâhil edilen başvurucunun adil yargılanma hakkının

sürece dair güvencelerine yönelik ihlal iddiaları bakımından mağdur statüsünün

bulunduğu, kişi bakımından yetki koşulunu sağladığı sonucuna ulaşıldığından

adil yargılanma hakkına ilişkin ihlal iddialarının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden değerlendirilmesine geçilmiştir.

1. Masumiyet

Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu; suçlu olduğu sabit olmadan, hakkında devam

eden ceza yargılaması esas alınarak avukatlığa kabul edilmemesinin masumiyet

karinesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir.

b. Değerlendirme

25. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin

dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu

sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde ise

herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.

Anılan maddeye adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat

edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı

düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair 38.

maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Fameka İnş. Plastik

San ve Tic. Ltd. Şirketi, B. No: 2014/3905, 19/4/2017, § 27).

26. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir

kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis

edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti

ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169,

26/12/2013). Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı

kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır.

Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve

kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine

tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

27. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet

karinesinin sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır. Güvencenin ilk yönü;

kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle

kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu)

sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu

ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin bu

yönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir.

Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve

kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu

yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece

suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş

zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk,

disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir (Galip

Şahin, B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 39).

28. Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucunda

mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki

yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe

duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu

izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını gerektirir (Galip

Şahin, § 40).

29. Ceza muhakemesiyle eş zamanlı olarak yürütülen, bir

başka ifadeyle kişinin henüz suç isnadı altında olduğu, ceza makamları

tarafından hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığı süreçte devam eden idari

süreç veya yargılamalarda masumiyet karinesi bakımından önemli olan husus kamu

makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya

kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza

mahkemeleri tarafından henüz suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge

düşürülmesine sebebiyet vermemeleridir (Galip Şahin, § 47). Bununla

birlikte ceza yargılamasına konu maddi olay ve olguların diğer kamu

makamlarınca (idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme

sonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/karar tesis edilmesi mümkündür. Ancak

adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu

ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet

karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin

sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün

olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48).

30. Mevcut bireysel başvuruya konu olan yargılama

sürecinde başvurucunun ceza yargılaması süreci olgusal olarak ele alınmış, ceza

yargılaması sürecine ve sebeplerine dair bir hukuki irdeleme yapılmamıştır.

Mahkeme kararında suça konu bir eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde bir

değerlendirmede bulunulmamış, suçun varlığına yönelik bir kabul ile hareket

edilmemiştir. Mahkeme tarafından ilgili mevzuat, avukatlık mesleğinin niteliği,

özelliği ve başvurucunun somut durumu değerlendirilmek suretiyle hükme

ulaşıldığı görülmüştür. Bu bağlamda başvuranın masum sayılma hakkını ihlal

edecek şekilde idari yargılama sınırlarının aşılmadığı ve suçlayıcı bir dil

kullanılmadığı anlaşılmaktadır.

31. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde masumiyet

karinesinin ihlal edilmediğinin açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Aleni Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

a. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu, talep etmesine rağmen duruşma yapılmaması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

b. Değerlendirme

34. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa'nın 141. maddesinde

düzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması ilkesidir. Ancak duruşmalı

yargılama hakkı, her türlü yargılamanın mutlaka duruşmalı yapılması

zorunluluğu anlamına gelmez. Adil yargılama ilkelerine uyulmak şartıyla usul

ekonomisi ve iş yükünün azaltılması gibi amaçlarla bazı yargılamaların

duruşmadan istisna tutulması ve duruşma yapılmaksızın karara bağlanması

anayasal hakların ihlalini oluşturmaz (Nevruz Bozkurt, B. No: 2013/664,

17/9/2013, § 32).

35. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında aleni

yargılama hakkının tanınması, zorunlu olarak sözlü yargılama hakkını

da içerir. Bununla birlikte Sözleşme’nin bu maddesinde yer alan söz konusu

yükümlülük mutlak değildir (Adnan Altın, B. No: 2013/9748, 7/1/2016, §

44).

36. Dava dosyası ve tarafların yazılı görüşleri temelinde

yeterince çözülemeyen hukuki ve olgusal herhangi bir sorunla karşılaşılmaması

örneğinde olduğu gibi yargılamanın istisnai koşulları da duruşma yapılmasını

gerektirmeyebilir (Adnan Altın, § 46).

37. Yargılamaya taraf olan kişilerin hakkaniyetli

yargılama temelinde beyanlarını sözlü vermesinin gerektiği durumlarda sözlü

yargılama yapılmaması yargılamanın bir bütün olarak adil olmasını

engelleyebilir. Dolayısıyla sadece dosyaya dayanılarak tatmin edici bir çözümün

sağlanamayacağı olaylarda sözlü yargılamanın yapılması gerekebilir. Sözlü

yargılamaya karar vermede davaya konu meselelerin çokluğu değil niteliği önem

kazanacaktır (Adnan Altın, § 48).

38. Somut olayda başvurucu, ilk derece aşamasında değil

iptal hükmüne karşı kanun yoluna başvurduğu sırada duruşma talebinde

bulunmuştur. 2577 sayılı Kanun hükmü gereği istinaf aşamasında duruşma

yapılması istinaf merciinin takdirinde olan bir husustur. Diğer taraftan somut

yargılama sürecinin karmaşık olmayan veya olaylarla ilgili herhangi bir

tartışmanın bulunmadığı bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu ve bu bağlamda uyuşmazlığın

merkezinde 1136 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkin

yorum/değerlendirme farklılığının bulunduğu anlaşılmaktadır.

39. Bu hâle göre yazılı yargılamanın esas olduğu idari

yargılama usulünde dava dosyası ve tarafların yazılı görüşleri temelinde

yeterince çözülemeyen olgusal herhangi bir sorunun bulunmadığı uyuşmazlığa

ilişkin olarak kanun yolu aşamasında gerçekleşen duruşma talebinin istinaf

mercii tarafından kabul edilmeyerek duruşma yapılmadan hüküm kurulmasında adil

yargılanma hakkına yönelik açık ve görünür bir ihlalin bulunmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

41. Başvurucu, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını

ileri sürmektedir.

b. Değerlendirme

42. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında medeni

hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması

gerektiğine dair temel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu

konuda karar verilmiştir (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir husus

bulunmamaktadır.

43. Somut olayda 8/5/2017 tarihinde başlayan yargılama

süreci istinaf isteminin reddedildiği 2/10/2018 tarihinde sonuçlanmıştır. Bu

durumda yaklaşık 1 yıl 5 aydevam eden yargılama süresinin makul olduğu

değerlendirilmiştir.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

45. Başvurucu; 1136 sayılı Kanun hükümlerinin yanlış

yorumlandığını, ceza soruşturmasının sonuna değin mesleğe kabulün

geciktirilemeyeceğini, takdir hakkının TBB'ye ait olduğunu ileri sürmektedir.

b. Değerlendirme

46. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz

takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa

Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No:

2013/3351, 18/9/2013, § 42).

47. Somut olayda başvurucunun yeniden baro levhasına

yazılma talebi İzmir Barosu tarafından kabul edilmiş ve TBB tarafından uygun

bulunmuş ise de, Bakanlık başvurucu hakkında açılan dava ve isnat edilen

fiillerin niteliği gereği (bkz. § 9) başvurucunun durumunun 1136 sayılı

Kanun'un 5.maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca değerlendirilmesi için uygun

bulma kararını iade etmiştir. TBB ise uygun bulma kararında ısrar etmiştir.

Israr kararında Bakanlığın iadesine ilişkin bir açıklama yer almamaktadır.

48. İdare Mahkemesi, başvurucunun durumunu genel olarak

ele almak suretiyle, salt devam eden ceza yargılamasını değil başvurucu

hakkında yapılan diğer yargılamalara konu olan eylemlerin niteliğini, avukatlık

mesleğinin önem ve özelliğini ve 1136 sayılı Kanun'un 5. maddesinin üçüncü

fıkrasında düzenlenen hükmü dikkate alarak bir değerlendirme yapmıştır. Bu

değerlendirme çerçevesinde Mahkeme, yargılamaya konu eylemin niteliği dikkate

alınmadan, kovuşturmanın sonucu beklenmeyerek baro levhasına yeniden yazılması

hususundaki takdir ile tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık

bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

49. Başvurucu, 1136 sayılı Kanun hükümlerinin yanlış

yorumlandığını, ceza soruşturmasının sonuna değin mesleğe kabulün

geciktirilemeyeceğini, takdir hakkının TBB'ye ait olduğunu ileri sürmektedir.

50. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,

mahkemece somut olayın, delillerin değerlendirilmesi ve ilgili mevzuatın

yorumlanmasına ilişkindir. Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir

keyfîlik oluşturan bir hususun bulunmadığı ve ihlal iddialarının kanun yolu

şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkına İlişkin İhlal İddiası

1. Başvurucunun İddiaları

52. Başvurucu, mesleğe yeniden kabulünün yapılmaması

nedeniyle avukatlık gelirinden mahrum bırakıldığını ve bu durumun mülkiyet

hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

53. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer

alan mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve ekonomik değerleri koruyan bir temel

haktır. Kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma

hakkı, bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun mülkiyet kavramı içinde

değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014,

§ 36). Ayrıca gelecekte elde edileceği iddia edilen bir gelirin mülkiyet hakkı

kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir (Sultan Tokay ve diğerleri,

B. No: 2013/1122, 26/6/2014, § 42).

54. Bir mülk veya alacakla ilgili olarak hak iddia eden

kişinin söz konusu hakkın varlığını hukuken ispat etmesi gerekir (Kemal

Yeler ve Ali Arslan Çelebi, § 38).

55. Somut olayda başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamına giren bir ekonomik değeri veya

en azından böyle bir değeri elde etme yönünde meşru beklentisi bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Aleni yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin ihlal

iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

5. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucu : Mehmet BAYRAKTAR Vekili : Av. Nezahat PAŞA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/33486, 3 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  15. B. Mülkiyet Hakkına İlişkin İhlal İddiası
  16. A. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin
  17. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/33486
Tarih
3 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Melik Yayan Başvurusu (B. No: 2015/14743)
  • B.p. Başvurusu (B. No: 2017/7804)
  • Mohammed Darweesh Alhababı Başvurusu (B. No: 2020/12457)
  • R.ü. Başvurusu (B. No: 2017/38574)
  • E.ç. Başvurusu (B. No: 2019/2490)
  • Kenan Köksal Başvurusu (B. No: 2015/10591)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.