İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdurrahman Yanık ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2449)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul

Başvuru No2014/2449Tarih18 Temmuz 2018Okuma22 dk · 4.351 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdurrahman Yanık Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
18 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2014/2449
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.351 kelime·22 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul

süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; savunma

hakkının kısıtlanması ve yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedenleriyle de

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu Mehmet Hasan Sabuncu haricindeki başvurucular

Anayasa Mahkemesine başvurdukları tarihte Barış ve Demokrasi Partisi (BDP)

üyesidir.

9. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen KCK Kent

Meclisi yapılanması soruşturması kapsamında başvurucu Mehmet Zırığ 17/9/2011 tarihinde gözaltına alınmış; 20/9/2011

tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır.

Başvurucular Abdurrahman Yanık, Mehmet Emin Gözhan,

Nevzat Yılmaz 28/2/2011 tarihinde gözaltına alınmış; 29/2/2012 tarihinde aynı

suçtan tutuklanmışlardır. Başvurucu Mehmet Harun Sabuncu ise 20/9/2012

tarihinde aynı suçtan tutuklanmıştır. Tutuklama kararlarında mahkemeler; terör

örgütüne üye olma suçundan başvurucular hakkında kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren olguların bulunması, yüklenen suçun niteliği, atılı suçun

katalog suçlardan olması gerekçelerine dayanmıştır.

10. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 11/1/2012 tarihli

iddianamesiyle başvurucu Mehmet Zırığ'ın terör

örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle hakkında kamu davası

açmıştır. İddianamede başvurucuyla ilgili olarak;

- PKK terör örgütünün talimatı doğrultusunda kurulan (Kürdistan

Demokratik Topluluğu/Türkiye Meclisi) bünyesinde faaliyet gösteren yasa dışı

Cizre Kale Mahalle Meclisinin kuruluş toplantısına katıldığı,

-30/1/2011 ve 11/3/2011 tarihlerinde gerçekleştirilen Cizre Kent

Meclisi toplantısına katıldığı ve burada konuşma yaptığı,

-Kent meclislerine düzenlenen operasyonlar kapsamında yapılan

aramalar sonucu elde edilen dokümanda siyasi parti, belediye meclisi, il genel

meclisi, nur, dağkapı, gabar,

cuder şeklinde bölümlere ayrılan kısımlarda faaliyet

yürüten şahısların yazılı olduğu, başvurucunun da CUDER başlığının altında

isminin yazılı olduğu,

- 7/4/2011 tarihinde Hatay'ın Hassa ilçesi kırsalında güvenlik

güçleri ile silahlı çatışmaya giren yedi terör örgütü mensubunun ölü olarak ele

geçirilmesini protesto etmek amacı ile terör örgütünün almış olduğu kararlar

doğrultusunda gerçekleştirilen eylemlerde aktif olarak rol aldığı,

-15/5/2011 tarihinde Şırnak’ın Uludere ilçesi kırsalında

güvenlik güçleri ile silahlı çatışmaya giren on iki terör örgütü mensubunun ölü

olarak ele geçirilmesini protesto etmek amacıyla terör örgütünün almış olduğu kararlar

doğrultusunda gerçekleştirilen eylemlere katıldığı,

-18/4/2011 tarihinde KCK/TM yapılanması ile ilgili olarak

19/4/2011 tarihinde düzenlenecek duruşma öncesinde tutuklu bulunanların

tutukluluk durumlarını protesto etmek amacı ile terör örgütünün almış olduğu

kararlar doğrultusunda gerçekleştirilen eylemler esnasında güvenlik güçleri ve

araçlarına taşlı, sapanlı, molotoflu saldırıda

bulunan grup içinde bulunduğu belirtilmiştir.

11. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 8/2/2012 tarihli

iddianamesiyle başvurucu Mehmet Harun Sabuncu'nun terör örgütüne üye olma

suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açmıştır. İddianamede

başvurucuyla ilgili olarak;

- PKK/KCK-TM bünyesinde faaliyet gösteren Cizre ilçesinde

kurulan Kale Mahalle Meclisinin kuruluşuna katıldığı, mahalle meclisi

toplantısında Kent Meclisi Sözleşmesi'nin ikinci bölümünün yemin kısmında geçen

örgütsel yemin edilirken ayağa kalkarak yemine katıldığı,

- Cizre BDP ilçe binasından elde edilen dokümanlarda, Kent

meclislerine bağlı olarak örgütün amaç ve stratejileri doğrultusunda kurulan ve

bu amaçla faaliyet yürüten mahalle meclislerinden Cizre İlçesi Alibey Mahallesi Meclisi içinde faaliyet yürüttüğü ve Alibey Mahallesi'nin karşısında isminin ve telefon

numarasının bulunduğu,

- 11/3/2011 tarihinde Cizre ilçesi Nur Mahallesi Gal Sokak üzerinde bulunan BDP İlçe Teşkilatı binası içinde

gerçekleşen Cizre Kent Meclisi toplantısına katıldığı (Toplantı esnasındaki bir

konuşmasından anlaşıldığı ileri sürülüyor),

- 29/5/2011 tarihinde gerçekleşen Cizre Kent Meclisi

toplantısında alınan yoklamada Harun Sabuncu

şeklinde isminin okunduğu,

- 30/1/2011 Cizre Nur Mahallesi Gal

Sokak üzerinde bulunan BDP İlçe Teşkilatı binası içinde gerçekleşen Kent

Meclisi toplantısında adının Alibey Mahallesi’nden Harun Sabuncu şeklinde okunduğu

belirtilmiştir.

12. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 6/4/2012 tarihli

iddianamesiyle başvurucu Abdurrahman Yanık'ın terör örgütüne üye olma,6/10/1983

tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etme

suçlarından cezalandırılması istemiyle hakkında kamu davası açılmıştır.

İddianamede başvurucuyla ilgili olarak;

- KCK/TM bünyesinde faaliyet gösteren Cizre Kent Meclisi

toplantılarına 30/1/2011 ve 29/5/2011 tarihlerinde katıldığı (yoklamada isminin

okunduğu ve "burada" dediği),

- Cizre BDP ilçe binasından elde edilen dokümanlara göre Cizre

Kent Meclisine bağlı olarak kurulan Yafes Mahalle

Meclisi içinde görev yaptığı ve Yafes Mahalle Meclisi

yönetimi ile Yafes Mahalle Meclisine bağlı olarak

çalışan Ş. Bari komünü sözcüsü olduğu,

- 11/1/2011 tarihinde Cizre ilçesinde KCK davasında tutuklu

bulunanlara ve ayrıca örgütün diğer taleplerine dikkat çekmek amacıyla

gerçekleştirilen, terör örgütü lehine sloganların atıldığı, güvenlik güçlerine

saldırıların gerçekleştiği ve bir emniyet mensubunun yaralandığı eylemlere

katıldığı,

- 6/2/2011 tarihinde terör örgütünün propagandasına dönüşen,

güvenlik güçlerine taşlı sopalı ve molotoflu

saldırıların gerçekleştiği BDP'nin siyaset

akademisinin açılışına katıldığı,

- 17/2/2011 tarihinde terör örgütü tarafından örgüt ile

iltisaklı internet siteleri aracılığıyla yapılmış olan çağrılar doğrultusunda

Abdullah Öcalan'ın Kenya’da yakalanarak Türkiye'ye getirilmesini protesto etmek

amacıyla yapılan ve Abdullah Öcalan lehine sloganların atıldığı, emniyet

kuvvetlerine ve araçlarına yönelik olarak sapanlı, taşlı, sopalı, molotoflu ve havai fişekli saldırıların gerçekleştiği, bir

adet zırhlı resmî aracın zarar gördüğü, bir polis memurunun yaralandığı

eylemlere katıldığı,

- 26/3/2011 tarihinde Cizre'de terör örgütü lehine sloganların

atıldığı, emniyet kuvvetlerine, araçlarına ve kamu kurum ve kuruluşları

binalarına yönelik olarak sapanlı, taşlı, sopalı, molotoflu

ve havai fişekli saldırıda bulunulan eyleme katıldığı,

- 7/4/2011 tarihinde güvenlik güçleri ile silahlı çatışmaya

giren ve çatışmada öldürülen yedi terör örgütü mensubunun ölü olarak ele

geçirilmesini protesto etmek amacı ile terör örgütünün almış olduğu kararlar

doğrultusunda gerçekleştirilen ve BDP binasının önünde toplanan grubun içinde

olduğu ve grupla birlikte hareket ederek eyleme katıldığı,

- 3/6/2011 tarihinde Cizre'de terör örgütünün talimatı

doğrultusunda Yüksek Seçim Kurulunun Bağımsız Diyarbakır Milletvekili M.H.D.nin milletvekilliğini düşürmesini protesto etmek amacıyla

kamu kurumları ile güvenlik güçleri ve araçlarına taşlı, molotoflu

saldırılarda bulunma şeklindeki eylemlere ve terör örgütünün propagandasına

dönüşen eylemlere aktif olarak katıldığı,

- 9/10/2011 tarihinde Cizre'de terör örgütünün talimatı

doğrultusunda Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılış yıl dönümünü protesto

etmek amacıyla düzenlenen ve terör örgütü lehine sloganların atıldığı, güvenlik

güçlerine karşı taşlı sapanlı, molotoflu saldırıların

gerçekleştiği eyleme katıldığı,

- 29/10/2011 tarihinde Cizre'de Türk Silahlı Kuvvetlerinin

Irak'ın kuzeyinde faaliyet gösteren terör örgütüne yönelik operasyonlarını,

Abdullah Öcalan'ın İmralı’da avukatları ile yapmış olduğu görüşmelerin

kısıtlanmasını, askerî operasyonlar sonucu terör örgütü mensuplarının öldürülmesini

ve güvenlik güçlerince yapılan KCK/TM operasyonları sonucu gerçekleştirilen

tutuklamaları protesto etmek amacıyla gerçekleştirilen birçok cadde ve sokakta

lastik yakma, barikat kurarak yol kapatma, terör örgütü lehine slogan atma,

güvenlik güçleri ve araçlarına taşlı, sapanlı, molotoflu,

havai fişekli, saldırıların gerçekleştirildiği eyleme katıldığı, terör örgütü

lehine slogan atıp yol kapatan grupla birlikte hareket ettiği ve grubu

yönlendirdiği belirtilmiştir.

13. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 9/4/2012 tarihli

iddianamesiyle başvurucu Mehmet Emin Gözhan'ın terör

örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle hakkında kamu davası

açılmıştır. İddianamede başvurucuyla ilgili olarak;

- KCK/TM bünyesinde faaliyet gösteren 30/1/2011 ve 29/5/2011

tarihlerinde gerçekleştirilen Cizre Kent Meclisi toplantısına katıldığı

(yoklamada isminin okunduğu ve "burada" dediği),

- Cizre BDP ilçe binasından elde edilen dokümanların yapılan

incelemesinde; başvurucunun Cizre Kent Meclisine bağlı olarak kurulan Sur

Mahalle Meclisi içinde görev yaptığı, ideolojik alandan sorumlu olduğu ve Sur

komününün sözcüsü olduğu,

-26/3/2011 tarihinde Cizre'de terör örgütü lehine sloganlar

atıldığı, emniyet kuvvetlerine, araçlarına ve kamu kurum ve kuruluşları

binalarına yönelik olarak sapanlı, taşlı, sopalı, molotoflu

ve havai fişekli saldırıda bulunulan eyleme katıldığı,

- 7/4/2011 tarihinde güvenlik güçleri ile silahlı çatışmaya

giren yedi terör örgütü mensubunun ölü olarak ele geçirilmesini protesto etmek

amacı ile terör örgütünün almış olduğu kararlar doğrultusunda gerçekleştirilen

ve BDP binasının önünde toplanan grubun içinde olduğu ve grupla birlikte

hareket ederek eyleme katıldığı belirtilmiştir.

14. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 10/4/2012 tarihli

iddianamesiyle başvurucu Nevzat Yılmaz'ın terör örgütüne üye olma suçundan

cezalandırılması istemiyle hakkında kamu davası açılmıştır. İddianamede

başvurucuyla ilgili olarak;

- KCK-TM bünyesinde faaliyet gösteren Cizre Kent Meclisinin

30/1/2011, 11/3/2011 ve 29/5/2011 tarihlerinde gerçekleştirilen toplantılarına

katıldığı,

- Cizre BDP binasından elde edilen dokümanların yapılan

incelemesinde; Cizre Kent Meclisine bağlı olarak kurulan Sur Mahalle Meclisi

içinde siyasal alanda görev yaptığı, Sur Mahalle Meclisi içinde olduğu ve aynı

zamanda Meclisin sözcüsü olduğu,

- 7/4/2011 tarihinde güvenlik güçleri ile silahlı çatışmaya

giren ve çatışmada öldürülen yedi terör örgütü mensubunun ölü olarak ele

geçirilmesini protesto etmek amacı ile terör örgütünün almış olduğu kararlar

doğrultusunda gerçekleştirilen ve BDP binasının önünde toplanan grubun içinde

olduğu ve grupla birlikte hareket ederek eyleme katıldığı tespit edilmiştir.

15. İddianamelerde; DVD çözümleme tutanaklarına, olay tespit

tutanakları ve fotoğraflara, ele geçirilen dokümanlara, video ve görüntü tespit

tutanaklarına dayanılarak başvurucuların PKK terör örgütünün liderinin ve

yöneticilerinin talimatları doğrultusunda kurulan, terör örgütüne bağlı bir

yapılanma olduğu belirlenen başkanlık divanı, yürütmesi ve disiplin kurulundan

oluşan organları bulunan, terör örgütü yapılanmasının ana unsurlarından ve

demokratik özerkliği gerçekleştirmenin bir aracı olarak kabul ettikleri, kentte

bulunan tüm kurumların bağlı olduğu, vatandaşların devletin idari ve adli

kurumlarıyla irtibatı ortadan kaldırmayı amaç edinen Kent meclislerinin

toplantılarına bu özelliklerini bilerek ve üye sıfatıyla katıldıkları ileri

sürülmüştür.

16. Başvurucular Mehmet Zırığ,

Abdurrahman Yanık, Mehmet Emin Gözhan Nevzat Yılmaz

hakkındaki davalar Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin sırasıyla E.2012/45,

E.2012/174, E.2012/177, E.2012/182 sayılı dosyalarına; Mehmet Harun Sabuncu

hakkındaki dava ise Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/74 sayılı

dosyasına kaydedilmiştir.

17. Başvurucuların hakkındaki davalar daha sonra Diyarbakır 7.

Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/45 sayılı dosyasında birleştirilmiştir.

18. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi 20/1/2014 tarihinde

başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir. Başvurucular bu

karara itiraz etmişlerdir.

19. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi 23/1/2014 tarihinde

itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar, başvuruculara 11/2/2014 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

20. Başvurucular 24/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

21. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi 7/3/2014 tarihinde

yetkisizlik kararı vererek dosyayı Şırnak Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.

Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi, E.2014/102 sayılı dava dosyasında 8/4/2014

tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Cizre Ağır Ceza Mahkemesine

göndermiştir.

22. Cizre Ağır Ceza Mahkemesi, E.2014/63 sayılı dosyada 7/5/2014

tarihli kararıylakarşı yetkisizlik kararı vermiştir.

23. Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi ile Cizre Ağır Ceza Mahkemesi

arasında çıkan yetki uyuşmazlığı üzerine dosya Yargıtaya

gönderilmiş, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 26/9/2014 tarihli kararı ile Şırnak

Ağır Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararının kaldırılmasına karar verilerek

dosya Şırnak Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

24. Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/673 sayılı dosyasında

yargılama devam ederken Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 5/1/2015 tarihli kararı ile

davanın Malatya Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine nakline karar verilmiştir.

25. Bu karar üzerine dosya Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2015/22 sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Malatya 1. Ağır Ceza Ağır Mahkemesi

11/2/2015 tarihinde başvurucuların tahliyesine karar vermiştir.

26. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

27. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

28. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat isteminde bulunulabilir."

29. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenar

başlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya

yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır.

(2)

Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis

cezası verilir."

30. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun

"Terör tanımı" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Terör; cebir ve şiddet kullanarak;

baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle,

Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik,

ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü

bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet

otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve

hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya

genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından

girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir."

31. 3713 sayılı Kanun'un "Terör

suçlusu" kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

"Birinci maddede belirlenen amaçlara

ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da,

bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya

amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.

Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına

suç işleyenler de terör suçlusu sayılır."

32. 3713 sayılı Kanun'un "Terör

suçları" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315

ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci

fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır."

33. 3713 sayılı Kanun'un "Cezaların

artırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"3 ve 4 üncü

maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin

edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak

hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek

o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı

aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezasına hükmolunur."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 18/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

35. Başvurucular; terör örgütü ile organik bir bağlantıları

olmamasına rağmen hiçbir delil olmaksızın tutuklandıklarını, üzerlerine atılı

suçun unsurlarının oluşmadığını, parti üyesi olmaları nedeniyle partilerinin

toplantılarına katılmalarının suç oluşturmayacağını belirterek masumiyet

karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

36. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

37. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

38. Başvurucuların bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

39. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

40. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale

olarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama

tedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın

ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).

41. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama

ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla

tutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin

bulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı

delillerle desteklenmesi gerekir (Mustafa

Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).

42. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,

tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın

davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya

başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli

şüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca

işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).

43. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve

özgürlüklere yönelik sınırlamaların

ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda

dikkate alınacak hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi

ve uygulanacak olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).

44. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin

bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikle

anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla ve

delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine

kıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikte

yargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı

Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki

denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin

süreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 79; Gülser Yıldırım

(2), § 124).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

45. Başvurucular, PKK/KCK yapılanması soruşturması kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi

uyarınca tutuklanmışlardır. Dolayısıyla başvurucular hakkında uygulanan

tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

46. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

47. Somut olayda başvurucular, PKK/KCK yapılanması kapsamında

Kent meclislerinde faaliyet göstermekle suçlanmışlardır. Bu suçlamaya ilişkin

olarak soruşturma makamlarınca teknik takip ve teknik izleme tutanakları,

arama, el koyma tutanakları, fotoğraflı görüntü ve ses kaydı çözüm tutanakları,

el konulan CD, DVD inceleme tutanakları, el konulan yazılı örgütsel doküman

içeriği gibi delillere dayanılmıştır. Bu delillere dayanan suçlamayla ilgili

olarak başvurucuların ifadeleri alınmış ve isnat edilen suç kapsamında

tutuklanmalarına karar verilmiştir. Dolayısıyla dava dosyasında başvurucuların

suç işlediklerine dair kuvvetli belirtilerin bulunduğu anlaşılmaktadır.

48. Diğer taraftan başvurucular hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

Başvurucuların tutuklanmasına karar verilen silahlı terör örgütü üyesi olma

suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri

arasında olup (bkz. §§ 29-33) isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), § 148).

49. Somut olayda mahkemelerce başvurucuların tutuklanmasına

karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçunun

niteliğine, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına ve suçun 5271

sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar

arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 9).

50. Dolayısıyla başvurucular hakkında verilen tutuklama

kararlarının içeriği dikkate alındığında dayanılan tutuklama nedenlerinin

olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

51. Başvurucular hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri

dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

52. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran

Duran, § 64).

53. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında derece mahkemeleri isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın

ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucuların tutuklanmasına karar vermiştir. Ölçülülük açısından

mahkemelerin bu sonuca varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Tutukluluğun Makul süreyi Aştığına İlişkin

İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

55. Başvurucular; uzun bir süredir tutuklu olduklarını, öznel

durumları dikkate alınmadan ve tutuklama nedenleri olmadan tutukluluklarının

devam ettirildiğini, tutukluluğun devamı kararlarının gerekçeden yoksun

olduğunu, aynı durumdaki başka sanıklar tahliye edilirken kendilerinin tahliye

edilmediğini, tutuklu kalmaları nedeniyle aile yaşamından mahrum

bırakıldıklarını belirterek Anayasa’nın 10., 19., 20., 36. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.

b. Değerlendirme

56. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özünün

tutukluluğun uzun süredir devam etmesine yönelik olduğu anlaşıldığından bu

bölümdeki iddiaların tamamının Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası

kapsamında incelenmesi gerekir.

57. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

58. Tutukluluk hâli sona erdikten sonra tutukluluğun kanunda

öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığını iddia eden başvurucunun devam

eden tutukluluk hâlinden farklı olarak iddia edilen ihlalin tespitini ve

tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu yolu tüketmesi

gerekir (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, § 46).

59.Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili

bir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,

§§ 33-45).

60. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 11/2/2015

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucuların tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiaları, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında

açılacak davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna

göre başvurucuların tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde

görevli mahkemece başvurucular lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna

göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun

başvurucuların durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu

olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

olma niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

61. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun makul süreyi aştığı

iddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Savunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

a. Başvurucuların İddiaları

62. Başvurucular; savunmalarının dikkate alınmadığını, SEGBİS

(Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla dinlendikleri için etkili bir

savunma yapamadıklarını ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

63. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil

nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

64. Somut olayda başvurucular hakkındaki dava, ilk derece

mahkemesinde devam etmektedir. Dolayısıyla bu şikâyet bakımından olağan kanun

yolları tüketilmemiştir.

65. Açıklanan gerekçelerle yargısal başvuru yollarının tamamı

tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılamanın Makul

Sürede Sonuçlandırılmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

66. Başvurucular, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

67. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

68. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar yönünden

ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

69. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

70. Başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın

mahiyeti nedeniyle icrası, gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu

yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte davaya bütün olarak

bakıldığında somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek

bir yön bulunmadığı ve Mehmet Zırığ yönünden yaklaşık

7 yıl, Abdurrahman Yanık, Mehmet Emin Gözhan, Nevzat

Yılmaz yönünden yaklaşık 6 yıl 5 ay, Mehmet Harun Sabuncu yönünden yaklaşık 6

yıldır devam eden yargılama süresinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

71. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

72. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

73. Başvurucular, 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat

taleplerinde bulunmuşlardır.

74. Somut olayda başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

75. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında -yargılamadaki sanık sayısı da dikkate alınarak-başvurucu Mehmet Zırığ'a net 5.000 TL, diğer başvuruculara ayrı ayrı net

4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

76. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir

belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

77. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma hakkı kapsamında savunma hakkının

kısıtlandığına ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu Mehmet Zırığ'a net 5.000

TL, diğer başvuruculara ayrı ayrı net 4.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesine

(E.2015/22) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

18/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucular

:

1.

Abdurrahman YANIK

2. Mehmet

ZIRIĞ

3.Mehmet

Emin GÖZHAN

4. Mehmet

Harun SABUNCU

5. Nevzat

YILMAZ

Vekili

:

Av. Arzu

PAMUKÇU YÖRDEM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2449, 18 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. C. Başvurucu Mehmet Zırığ'a net 5.000
  12. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  13. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. M. Emin KUZ
  17. Kaya
  18. Zırığ
  19. Yılmaz
  20. Pamukçu Yördem
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2449
Tarih
18 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Mehmet Fatih Süzer Başvurusu (B. No: 2016/68269)
  • Cengiz Eyigün Başvurusu (B. No: 2015/3097)
  • Hüseyin Korkmaz Başvurusu (B. No: 2014/16835)
  • Murat Öngörür Başvurusu (B. No: 2015/821)
  • Aysel Tuğluk Başvurusu (B. No: 2017/24447)
  • Mahsum Dıma Başvurusu (B. No: 2015/14754)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.