İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cengiz Eyigün Başvurusu (B. No: 2015/3097)

1. Başvuru, askerde meydana gelen ölüm olayı üzerine başlatılan

Başvuru No2015/3097Tarih18 Temmuz 2018Okuma15 dk · 2.988 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Cengiz Eyigün Başvurusu

Karar tarihi
18 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2015/3097
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.988 kelime·15 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerde meydana gelen ölüm olayı üzerine başlatılan

ceza soruşturmasının etkili bir şekilde yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru dilekçesi ile başvuruya konu soruşturma dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Muğla/Bodrum İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı

Hizmet Muhafız Takım Komutanlığı emrinde asker iken 22/3/2013 tarihinde yaşamını

yitiren 1992 doğumlu Ş.E.nin babasıdır.

A. Ş.E.nin Askerlik

Süreci ve Ölümü

9. Başvurucunun oğlu Ş.E. 21/5/2012 tarihinde askere sevk

edilmiş ve 24/5/2012 tarihinde 125. Jandarma Eğitim Alay Komutanlığına

(Karabük/Safranbolu) teslim olmuştur.

10. Safranbolu'daki askerlik eğitimini 22/6/2012 tarihinde

tamamlayan Ş.E., yedi gün izin kullanmış ve 29/6/2012 tarihinde Muğla İl

Jandarma Komutanlığına teslim olmuştur.

11. Ş.E., Muğla'daki askerî birliğine katıldıktan sonra gerek

yaşadığı psikolojik sorunlar gerekse dizindeki ve belindeki ağrılar nedeniyle

muhtelif tarihlerde çeşitli hastanelerde muayene olmuştur. Büyük çoğunluğu Ş.E.nin yaşadığı psikolojik sorunlarla ilgili olan bu

muayeneler neticesinde Ş.E.ye istirahat raporları verilmiştir. Toplam 50 günden

fazla istirahat alan Ş.E., bu istirahatlerin büyük bir kısmını sıhhi izinli

olarak evinde geçirmiştir. Ş.E.ye bu istirahat raporlarının yanı sıra

13/12/2012 tarihinde uyum bozuklukları

tanısıyla üç ay hava değişimi verilmiştir.

12. Aldığı izinlerden sonra birliğine geç teslim olan Ş.E.

hakkında iki defa izin tecavüzü suçundan dosya hazırlanmıştır. Ş.E. hakkında

hazırlanan diğer bir suç dosyası ise amir ve üste saygısızlık, tehdit ve

hakaret etme, amir ve mafevkine hakaret etme suçlarına ilişkindir. Ş.E. ayrıca askerî adap ve terbiyeye yakışmayacak hal

ve hareketlerde bulunma, emre itaatsizlik suçlarından dolayı disiplin amiri

tarafından yedi gün oda hapsi cezası ile tecziye edilmiş, ancak bu ceza Ş.E.nin hava değişimi ve izinde bulunduğu sürelerden dolayı

infaz edilememiştir.

13. Üç aylık hava değişimi süresinin bitmesi üzerine birliğine

teslim olan Ş.E., 22/3/2013 tarihinde saat 15.00 sıralarında askeri birliğin tuvaletinde

asılı vaziyette ölü olarak bulunmuştur.

B. Ceza Soruşturması Süreci

14. Bodrum İlçe Jandarma Karakol Komutanlığı yetkilileri saat

16.20-16.30 sıralarında olayı Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmiştir.

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın gecikmesinde sakınca bulunan hâllerden

olduğunu değerlendirerek resen soruşturmaya başlanmasına karar vermiştir.

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı ayrıca Olay Yeri İnceleme ekibinin ölümün

gerçekleştiği yere yönlendirilmesini istemiştir.

15. Saat 16.30 sıralarında olay yerine varan Olay Yeri İnceleme

ekibi, Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda olay yeri incelemesine

başlamıştır. Olay yeri inceleme raporunun ilgili kısmı şöyledir:

"(...)

Bahse konu yerin ilçemiz Cumhuriyet Mahallesi Çırkan Caddesi üzerindeki Bodrum İlçe Jandarma Komutanlığı

olduğu, İlçe Jandarma Komutanlığına intikal edildiğinde Jandarma Ekiplerince

olay yerinin güvenliğinin alınmış olduğu ve güvenlik şeridi ile çevrilmiş

olduğu, bahse konu ası olayının İlçe Jandarma Komutanlığı ana binasının altında

zemin katta bulunan tuvalette olduğu, bahse konu tuvalete bina içerisinden, er

yatakhanesinden ve er gazinosundan girilebildiği, bahse konu tuvaletlere

girildiğinde giriş kapısına göre sol tarafta lavabo kısımlarının bulunduğu, bu

lavabolar önünde bir adet sandalye üzerinde 112 görevlilerince bırakılan şeffaf

tıbbi atıkların bulunduğu, girişe göre sağ tarafta ise pisuvar

ve toplam 6 (Altı) adet olan tuvaletlerin bulunduğu, bahse konu tuvaletlerin

PVC olduğu, tuvalet ebatlarının ise 200 cm x 130 cm x 110 cm olduğu, girişe

göre sağdan ikinci soldan beşinci tuvalet kabinin kapısının yarı açık vaziyette

olduğu, tuvaletin iç kısmına bakıldığında müntehir [Ş.E.nin] boyun kısmından

duvar üzerinde monteli sifon musluğuna yırtık kumaş parçası ile sırtı duvara

dayalı yönü tuvalet kapısına doğru ayakları zemine göre bel bölümünden yaklaşık

45 derece açı ile yere temas eder şekilde asılı bir vaziyette olduğu, üzerinde

askeri üniformanın bulunduğu, müntehirin asılı bulunduğu musluk ile zemin arasındaki

mesafenin 146 cm olduğu görüldü.

Günün nöbetçi Cumhuriyet Savcısı[nın] talimatı ile bahse

konu tuvalet kapısı yerinden sökülmüş ve müntehir [Ş.E.] asılı bulunduğu musluktan yırtık kumaş parçasının

düğüm olmayan kısmından kesmek suretiyle indirilmiş olup, bahse konu yaklaşık

55 cm uzunluğundaki kumaş parçası düğüm kısmı ve kesilen kısmı bant yardımı ile

sabitlenerek tahkikat evrakına eklenmek üzere tarafımızdan geçici olarak

muhafaza altına alınmıştır.

(...)"

16. Olay yeri incelemesi işleminden sonra ceset üzerinde ölü

muayene işlemi gerçekleştirilmiştir. Ölü muayene ve otopsi tutanağında özetle

cesedin 1.75 boylarında, 60-65 kilo ağırlığında olduğu, cesedin boynunda sağ

kulak alt kısmından sol kulak alt kısmına kadar yaklaşık 3 cm genişliğinde 24

cm uzunluğunda ası izi olduğu, cesedin baş ve boyun bölgesinde bunların

haricinde herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtilmiştir. Muayene sonucunda

kesin ölüm sebebinin klasik otopsi işlemi yapılarak tespit edilmesinin yerinde

olacağı değerlendirilmiştir.

17. Bunun üzerine kesin ölüm sebebinin tespiti için klasik

otopsi yapılmasına karar verilmiştir. 23/3/2013 tarihinde yapılan klasik otopsi

işlemi sonucunda hazırlanan 26/4/2013 tarihli raporda kişinin yüzünde ekimoz ve hematom

bulunmadığı, kişinin hyoid kemik sağ boynuzunda

çevresi ekimozlu kırık mevcut olduğu, bunun dışında

herhangi bir patolojik bulguya rastlanmadığı belirtilmiştir. Otopsi raporunda,

ayrıca kişiden alınan kanda etil-metil alkol bulunmadığı ancak amfetamine

grubuna ait maddelerden MDMA ve MDA'ya rastlandığı

ifade edilmiştir. Otopsi raporunun sonuç kısmında uyarıcı ve halusünojen madde almış olduğu tespit edilen şahsın asıya

bağlı asfiksi nedeniyle ölmüş olduğu yönünde kanaate

varıldığı belirtilmiştir.

18. Cumhuriyet savcısı olay günü bazı tanıkların ifadesini

almıştır. Ş.E. ile can dostu (diğer

amaçların yanında askerlerin birliklerine intibaklarını kolaylaştırmak için

kurulan askerî bir uygulama) olduğunu ifade eden M.U. adlı asker ifadesinde

özetle Ş.E.nin biraz hırçın bir yapıya sahip

olduğunu, diğer askerlerle sürekli olarak tartıştığını belirtmiştir. M.U.,

yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle Ş.E.ye üç ay hava değişimi verildiğini,

hava değişiminden sonra Ş.E.nin bambaşka bir insan

olduğunu, sessiz, sakin ve çok az konuşan bir kişiye dönüştüğünü ifade

etmiştir. M.U. olaydan bir önceki gün yanına Ş.E.nin

geldiğini ve ailesinin yüzünü yere düşürdüğünü, yaşamayı hak etmediğini

söylediğini ancak kendisinin Ş.E.nin söylediklerini

ciddiye almadığını belirtmiştir. M.U. olay günü Ş.E.yi yemekhanede yemek yerken gördüğünü, sonrasında

ise Ş.E.nin dışarıda kendisinden sigara istediğini,

kendisinin Ş.E.ye sigara verdiğini, Ş.E.yi bundan

sonra uzun bir süre etrafta göremeyince onu aramaya başladığını ancak bulamadığını,

bu sırada yanında N. ve E. isimli askerlerin de bulunduğunu ifade etmiştir.

M.U. daha sonra birliğin tuvaletine gittiğini, tuvaletlerden kapalı olan

ikisinin kapısını çaldığında içeriden ses geldiğini ancak kapalı olan diğer bir

tuvaletin kapısına vurduğunda içeriden herhangi bir sesin gelmediğini, bunun

üzerine yandaki diğer tuvalet kabinine girerek kapalı olan ancak ses gelmeyen

tuvalet kabinine doğru uzanıp baktığını, tuvalet kabininde Ş.E.yi

duvara yapışık vaziyette gördüğünü ifade etmiştir.M.U.,

Ş.E.yi o hâlde görür görmez Personel Şubeye gittiğini

ve durumu oradaki personele bildirdiğini belirtmiştir. M.U. son olarak Ş.E.nin hava değişiminden sonra kimseyle bir problem

yaşamadığını hatta daha önceki hatalarından dolayı asker arkadaşlarından ve

komutanlarından özür dilediğini, Ş.E.nin kimseyle

husumetinin bulunmadığını ifade etmiştir.

19. Cumhuriyet savcısı, olay günü F.S. adlı bir askerin de

ifadesini almıştır. F.S. ifadesinde özetle Ş.E.nin

sürekli olarak çevresindekilerle tartışan problemli bir kişi olduğunu,

psikolojik sorunları nedeniyle üç ay hava değişimi alan Ş.E.nin

bir hafta önce birliğe geldiğini, hava değişiminden sonra Ş.E.nin

kimseyle konuşmadığını ve sürekli birşeyler düşünür

gibi bir hâli olduğunu belirtmiştir. F.S., olay günü saat 14.55 sıralarında

tuvalete gittiğini, yaklaşık bir dakika kadar tuvalette kaldığını, hemen yan

tarafında bulunan tuvalet kabininden garip sesler geldiğini fakat net olarak ne

sesi olduğunu anlamadığını ifade etmiştir. F.S. son olarak bildiği kadarıyla Ş.E.nin husumet duyduğu birinin olmadığını belirtmiştir.

Cumhuriyet savcısı tarafından olay günü ifadesi alınan bir değer asker B.B.,

15.30 sıralarında İlçe Jandarma Karakol binasının alt katındaki tuvalete

gittiğini, sondan iki tuvaletin kapısının kapalı olduğunu, yaklaşık on dakika

kadar içeride kaldığını ancak herhangi bir ses duymadığını ifade etmiştir.

20. Cumhuriyet savcısı tarafından olay günü ifadesi alınan diğer

tanıklar da genel olarak Ş.E.nin yaşadığı psikolojik

sorunlar nedeniyle sürekli olarak sıhhi izinle evine gittiğini, ayrıca üç ay

hava değişimi aldığını, çevresindekilerle sık sık tartışmalar yaşadığını

belirtmişlerdir. Tanıklar ayrıca Ş.E.nin kimseyle bir

husumetinin bulunmadığını ifade etmişlerdir.

21. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı, anılan araştırmalardan sonra

olay hakkında yetkisizlik kararı vererek dosyayı Hava Kuvvetleri Komutanlığı

Hava Eğitim Komutanlığı Askerî Savcılığına (Askerî Savcılık) göndermiştir.

Soruşturmaya Askerî Savcılık devam etmiştir.

22. Askerî Savcılık istinabe yoluyla 13/8/2013 tarihinde

başvurucunun ifadesini almıştır. Başvurucu bu ifadesinde özetle oğlunun askere

gitmeden önce gayet sağlıklı bir insan olduğunu, herhangi bir psikolojik tedavi

de görmediğini ifade etmiştir. Başvurucu, oğlunun aldığı izinlerle sık sık eve

geldiğini, en son 2012 yılının Aralık ayında üç ay

hava değişimi alarak eve geldiğini, oğlunun bu dönemde "Benim hayatımı bitirdiler, ben artık sigortalı

herhangi bir işte çalışamam" şeklinde sözler söylediğini, niçin

böyle bir şey söylediğini sorduğunda ise herhangi bir açıklama yapmadığını,

hava değişimi 13/3/2013 tarihinde bittiği için oğlunun tekrar birliğine

döndüğünü ifade etmiştir. Başvurucu son olarak oğlunun intihar etmesine neden

olacak herhangi bir sorununun bulunmadığını belirterek olayın detaylı bir

şekilde araştırılmasını talep etmiştir.

23. Olay hakkında Adli Tıp Uzmanı Dr. Z.K. tarafından hazırlanan

26/3/2014 tarihli bilirkişi raporunda, başvurucunun oğlu Ş.E.nin

ölümüne neden olan ası tipinin vücut durumuna göre yarım ası olduğu, yarım

asının ise ayakların ya da vücudun bir kısmının yer ile temas hâlinde olduğu

ası olarak tanımlanabileceği belirtilmiştir. Raporda, Ş.E.nin

asma fiilini ayakları yere değer vaziyette gerçekleştirmiş olmasının teknik

olarak mümkün olduğu ifade edilmiştir.

24. Askerî Savcılık ayrıca 4/9/2014 tarihinde Adli Tıp Kurumu

Başkanlığına müzekkere yazarak ölüm sebebinin, kişinin gördüğü psikiyatrik

tedavilerde tıbbi açıdan bir kusur ya da ihmal bulunup bulunmadığının ve

kişinin ası sonucu intihar fiilini tek başına gerçekleştirip

gerçekleştiremeyeceğinin değerlendirilmesi talebinde bulunmuştur.

25. Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu, olay hakkındaki adli ve

tıbbi evrakı dikkate alarak 24/9/2014 tarihli bir rapor hazırlamıştır. Raporda

özetle kişinin ölümünün ası sonucu meydana gelmiş olduğu, ası fiilinin kişinin

kendisi tarafından husulünün mümkün olduğu, kişinin tıbbi başvurularında görev

alan hekimlere kusur atfedilemeyeceği belirtilmiştir.

26. Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tüm bu verileri

değerlendirerek Ş.E.nin ölümünde herhangi bir kişiye

atfı kabil kusur ve ihmal bulunmadığı, ölümün intihar sonucu meydana geldiği

kanaatine varmış; 2/7/2014 tarihli karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiştir.

27. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Kara Kuvvetleri

Komutanlığı Ege Ordusu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin (Askerî Mahkeme)

7/1/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

28.Bu karar, 10/2/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

29. Başvurucu 18/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

30.İlgili hukuk için bkz.

Coşkun Çiftler, B. No: 2014/18624, 22/2/2018, §§55-61.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 18/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu; oğlunun askerlik hizmetini ifa etmekte iken

birlik tuvaletinin sifon vanasına asılı vaziyette bulunması üzerine başlatılan

soruşturma sonucunda ölüm olayının intihar neticesinde gerçekleştiği

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, olayın intihar

olduğu söylense de oğlunun intihar ettiğine inanmadığını ifade etmiştir.

Başvurucu, takriben 180 cm boyundaki oğlunun yaklaşık 130 cm yükseklikteki bir

yerden kendisini asmasının mümkün olmadığını belirtmiştir. Başvurucu, olayın

şüpheli bir ölüm olayı olduğunu ancak olay hakkında kapsamlı bir soruşturma

yürütülmediğini ileri sürmüştür. Başvurucu, bu iddialarla adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; oğlunun ölümünün gerçek sebebinin

bulunması ve sorumluların cezalandırılması için soruşturmanın genişletilmesine

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucu temel olarak oğlunun

ölümünün cinayet sonucu gerçekleşmiş olabileceğini ancak bu husus hakkında

yeterli bir araştırma yapılmadığı için olayın aydınlatılamadığını ileri

sürmüştür. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerinin özü, yaşam hakkının usul

yönü ile ilgilidir. Bu itibarla başvurucunun tüm şikâyetlerinin yaşam hakkının

usul yönü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

34. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

35. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik

ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi

için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Genel İlkeler

36. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B.No:

2012/752, 17/9/2013, § 50). Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki

alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme,bunun yanı sıra pozitif

bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını

gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§§ 50, 51).

37.Pozitif yükümlülüklerin korumaya ilişkin maddi yönünün yanı

sıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her

ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın

temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve

varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

38. Yaşam hakkına ilişkin bu usul yükümlülüğü olayın niteliğine

bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikteki soruşturmalarla yerine

getirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm olaylarında

Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini ve

cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat

davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi ihlali

gidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

55).

39. Yaşam hakkı kapsamında yürütülmesi gereken ceza

soruşturmalarının amacı yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir

şekilde uygulanmasını ve vuku bulan ölüm olayında varsa sorumluları ve

sorumluluklarını tespit etmek üzere adalet önüne çıkarılmalarını sağlamaktır.

Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Anayasa'nın 17. maddesi hükümleri başvuruculara üçüncü tarafları belirli bir

suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği tüm yargılamaların

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma yükümlülüğü verdiği

anlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 56).

40. Soruşturmanın etkililiği ve yeterliliği bakımından

soruşturma makamlarının resen harekete geçmesi ve ölüm olayını aydınlatabilecek

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplanması gerekmektedir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

57).

41. Ölüm olayına ilişkin yapılacak etkili bir soruşturma

kapsamında yetkililerin tanıkların ifadelerinin alınması, bilirkişi

incelemeleri ve gerektiğinde yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı bir

rapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması, ölüm sebebinin objektif

analizinin yapılması ve söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi

için mümkün olan tüm tedbirlerin alınması gibi işlemleri yapmaları

gerekmektedir. Ölüm sebebinin veya olası sorumlulukların tespit edilmesini

olumsuz yönde etkileyecek nitelikteki her türlü eksiklik, etkili bir soruşturma

yürütülmesi açısından risk teşkil edebilecektir (Meral Eşkili, B. No: 2013/7586,

4/11/2015, § 89).

42. Ayrıca soruşturmada görevli kişilerin olaylara karışan veya

karıştığından şüphelenilen kişilerden bağımsız olmaları gerekir. Bu durum

sadece hiyerarşik veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil aynı zamanda

somut bir bağımsızlığı da gerektirmektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).

43. Yürütülecek ceza soruşturmalarının etkinliğini sağlayan

hususlardan biri de teoride olduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliği

sağlamak için soruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır.

Buna ilave olarak her olayda ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini

korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).

44. Yukarıda sayılanlara ek olarak, yürütülecek soruşturmaların

makul bir süratte gerçekleştirilmesi ve özen gösterilmesi zorunluluğu da zımnen

mevcuttur. Elbette bazı durumlarda soruşturmanın veya kovuşturmanın

ilerlemesine engel olan unsurlar ya da güçlükler bulunabilir. Ancak bir

soruşturmada ve devamında yapılan kovuşturmada yetkililerin hızlı hareket

etmeleri yaşanan olayların daha sağlıklı bir şekilde aydınlatabilmesi,

kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırı

eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin

engellenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96).

2. İlkelerin

Olaya Uygulanması

45. Başvurucu; oğlunun intihar ettiğine inanmadığını, 180 cm

boyundaki oğlunun yaklaşık 130 cm yükseklikteki bir yerden kendisini asmasının

mümkün olmadığını, olayın şüpheli bir ölüm olayı olduğunu ancak olay hakkında

etkili bir soruşturma yürütülmediğini ileri sürmüştür.

46. Yukarıda da belirtildiği üzere ölüm olayının üçüncü kişi ya

da kişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiği yönündeki şikâyetler ile ilgili

olarak soruşturma makamlarının sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarını

sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğü

bulunmaktadır. Kasıtlı bir eylem sonucu meydana gelen ölüm olaylarında

mağdura/mağdurlara sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı ihlalini gidermek ve

mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir. Dolayısıyla cinayet iddiasına

ilişkin şikâyetler yönünden tüketilmesi gerek uygun başvuru yolunun ceza

soruşturması olduğu açıktır. Bu nedenle somut olayda soruşturma makamlarının

cinayet iddiası ile ilgili olarak etkili bir soruşturma yürütüp yürütmediğinin

incelenmesi gerekir.

47. Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğinde

soruşturma makamları tarafından başvurucunun oğlunun ölüm olayı ile ilgili

olarak çeşitli araştırmalar yapıldığı görülmektedir. Soruşturma makamları

tarafından bu kapsamda resen bir soruşturma başlatılmış, olay yeri incelemesi

yapılarak olay yerinin fotoğrafları çekilmiş ve krokisi çizilmiş, akabinde ölü

muayene işlemi ile otopsi işlemleri gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen

otopsi işlemi neticesinde hazırlanan raporda, Ş.E.nin

asıya bağlı asfiksi nedeniyle ölmüş olduğu yönünde

tespitler yapılmıştır. Soruşturma makamlarınca yapılan bu araştırmalarda olayın

cinayet olabileceği şüphesini uyandıran herhangi bir delil elde edilememiştir.

Somut olayın koşulları bağlamında anılan işlemlerin soruşturmanın seyrini

olumsuz olarak etkileyecek kadar geç yapıldığını yahut gereken özende

gerçekleştirilmediğini söylemek de mümkün gözükmemektedir.

48. Bunların yanı sıra olayla ilgili olarak birçok kişinin tanık

sıfatıyla ifadesi alınmıştır. İfadesi alınan bu tanıkların beyanlarının da

cinayet iddiasını destekleyecek herhangi bir kayıt içermediği anlaşılmıştır.

49. Esasen başvurucu; olayın cinayet olabileceğine ilişkin temel

argümanını, ası fiilinin 130 cm yükseklikteki bir yerden gerçekleştirilmesinin

mümkün olmadığı hususuna dayandırmıştır. Soruşturma makamları ise ası fiilinin

130 cm yükseklikteki bir yerden gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği hususu

ile ilgili olarak çeşitli araştırmalar yapmıştır. Askerî Savcılık bu kapsamda

hem Adli Tıp Uzmanı Dr. Z.K.dan hem de Adli Tıp

Kurumu 1. İhtisas Kurulundan rapor almıştır. Alınan her iki raporda da ası

fiilinin kişinin kendisi tarafından husulünün mümkün olduğu belirtilmiştir.

Başvuru formu ve eklerinde, birbiri ile uyumlu olan bu raporların

objektifliğinin ve/veya yeterliğinin sorgulanmasına neden olabilecek herhangi

bir bilgi ve belge tespit edilememiştir. Dolayısıyla somut olayda ası fiilinin

kişinin kendisi tarafından gerçekleştirildiği yönündeki tespitten ayrılmayı

gerektirecek ikna edici bir durumun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

50. Somut olayda ayrıca başvurucunun soruşturmaya aktif bir

şekilde katılabildiği, delillerini soruşturma makamlarına sunabildiği ve

iddialarını soruşturma makamları önünde ileri sürebildiği değerlendirilmiştir.

Bunun yanı sıra soruşturmanın 1 yıl 10 ay gibi makul bir sürede tamamlandığı

anlaşılmıştır.

51. Tüm bu hususlar dikkate alındığında Ş.E.nin

üçüncü kişi ya da kişilerce öldürülüp öldürülmediği hususunda etkili bir

soruşturma yürütüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvuru konusu olayda yaşam hakkının

usul yönünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının usul yönünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

18/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucu

:

Cengiz

EYİGÜN

Vekili

:

Av. Alparslan

YÜCEL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/3097, 18 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Ş.E.nin Askerlik
  7. B. Ceza Soruşturması Süreci
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. M. Emin KUZ
  16. Eyigün
  17. Yücel
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/3097
Tarih
18 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Hüseyin Korkmaz Başvurusu (B. No: 2014/16835)
  • Murat Öngörür Başvurusu (B. No: 2015/821)
  • Aysel Tuğluk Başvurusu (B. No: 2017/24447)
  • Mahsum Dıma Başvurusu (B. No: 2015/14754)
  • Erkan Sancaklı ve Selatin Sancaklı Başvurusu (B. No: 2016/74436)
  • Hamdullah Aktaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/10945)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.