İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdürrezak Hazar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6045)

1. Başvurucular, murisleri

Başvuru No2013/6045Tarih8 Eylül 2014Okuma14 dk · 2.804 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdürrezak Hazar Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2013/6045
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.804 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, murisleri

tarafından 21/7/1978 tarihinde Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro

tespitine itiraz davasının halen devam ettiğini, yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşler, tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/8/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci

Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 6/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi

Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

4. Birinci

Bölümün 7/1/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına, başvurunun bir örneğinin görüş için

Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet

Bakanlığının 7/3/2014 tarihli görüş yazısı başvurucular vekiline tebliğ edilmiş

olup, başvurucular vekili tarafından 24/3/2014 tarihinde Adalet Bakanlığı

görüşüne karşı beyan dilekçesi ibraz edilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Mardin ili Kızıltepe ilçesi Akdoğan köyünde 1978 yılında

yapılan kadastro çalışmaları sırasında 355 ve 357 parsel numaralı taşınmazlar

kısmen başvurucuların murisi, kısmen başka şahıslar ve kısmen Maliye Hazinesi

adına tespit edilmiştir.

8. Başvurucuların murisi ve diğer hissedarlar tarafından

Maliye Hazinesi ve taşınmazın diğer hissedarları aleyhine 21/7/1978 tarihinde,

Maliye Hazinesi tarafından Halef Kurt ve Fatma Kurt aleyhine 16/8/1978

tarihinde, 355 parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinin iptali amacıyla

Kızıltepe Tapulama Mahkemesinin E.1978/70 sayılı dosyasında kadastro tespitine

itiraz davası açılmıştır.

9. Başvurucuların murisi ve diğer hissedarlar tarafından

Maliye Hazinesi ve taşınmazın diğer hissedarları aleyhine 14/8/1978 tarihinde,

357 parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinin iptali amacıyla Kızıltepe

Tapulama Mahkemesinin E.1978/94 sayılı dosyasında kadastro tespitine itiraz

davası açılmıştır.

10. Kızıltepe Tapulama Mahkemesince, 30/11/1998 tarih ve

E.1978/94, K.1998/145 sayılı kararla; E.1978/94 sayılı dava dosyası ile E.1978/70

sayılı dava dosyasının birleştirilmesine, yargılamaya E.1978/70 sayılı dava

dosyası üzerinden devam edilmesine karar verilmiştir.

11. Dava dosyası 2013 yılında Mardin Kadastro Mahkemesine

devredilmiş olup, yargılamaya Mardin Kadastro Mahkemesinin E.2013/70 sayılı

dava dosyasında devam edilmektedir.

B. İlgili

Hukuk

12. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

13. 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev”

kenar başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı

ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde

gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu

sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen

işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları

çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir. ”

14. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul” kenar başlıklı

28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi

içinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak

taşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden

devredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin

kadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve

diğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir. Hakim,

duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”

15. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar başlıklı 29.

maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya

işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan

delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan

hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

16. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin takdiri”

kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu

beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.

Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma

sırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için

tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden

dinleyebilir.

Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli

mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı

veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı

takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri

toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.

Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit

edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı

verilir.”

17. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına başvurma ve

ilamların infazı” kenar başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerine

göre resen taraflara tebliğ olunur.”

18. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku”

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma ve

tebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftan

alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 8/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 7/8/2013 tarih ve 2013/6045 numaralı başvuruları incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

20. Başvurucular, 1978 yılında yapılan kadastro çalışmaları

sırasında bir kısım taşınmazların kısmen Maliye Hazinesi kısmen başka şahıslar

adlarına tespit edildiğini, belirtilen taşınmazlar hakkında murisleri

tarafından 21/7/1978 tarihinde Kızıltepe Tapulama Mahkemesinde açılan kadastro

tespitine itiraz davasının halen devam ettiğini, makul sürede yargılama

yapılmadığını ve 36 yıldır devam eden yargılama sürecinde taşınmazı

kullanamadıklarını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

21. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlali

ilgili şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için

diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu

nedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22. Başvurucular, 21/7/1978 tarihinde Kızıltepe Kadastro

Mahkemesinde açtıkları kadastro tespitine itiraz davasının halen devam ettiğini

ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

23. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, makul sürede yargılanma

hakkına ilişkin olarak görüş sunulmasına gerek görülmediği, başvurucuların

taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkının bulunmadığı bildirilmiştir.

24. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049,26/3/2013, § 18).

25. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

26. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

27. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

28. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38).

29. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.

30. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, taşınmaz mülkiyeti hakkında Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro

tespitine itiraz davasında, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan

usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

31. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardı

edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru

açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

32. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

33. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu

kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

34. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

35. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı

karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle

davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından 21/7/1978

tarihidir.

36. Başvuruya konu dava, başvurucuların miras bırakanlarından

intikalle takip etmekte oldukları bir uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süre

değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların

yargılamaya katıldıkları an değil, somut olayda muris açısından değerlendirmeye

esas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).

37. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

38. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 52).

39. Başvuruya konu yargılama süreci, kadastro tespitine

itiraz ile taşınmazın başvurucuların murisi adına tapuya tescili istemine

ilişkindir.

40. Başvurucuların murisi,

Maliye Hazinesine aleyhine 21/7/1978 tarihide Kızıltepe Tapulama Mahkemesinde

açtığı davada, 355 parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile

adına tescilini talep etmiştir. 357 parsel numaralı taşınmaz için de 14/8/1978

tarihinde aynı mahkemede dava açılmıştır.

41. Mahkemece, 30/11/1998

tarihinde her iki parsele yönelik açılan dava dosyaları birleştirilerek

yargılamaya devam edilmiştir. 24/7/1984 tarihinde N.Ö. müdahil davacı olarak

yargılamaya katılmıştır.

42. Mahkemece, davanın tensip

zaptının tanzimi sonrasında, yargılama sürecinde birçok duruşma yapılmış olup,

belirtilen celseler arasında genellikle üç aylık sürelerin bulunduğu, davanın

esasına yönelik uyuşmazlığın sona ermediği anlaşılmıştır.

43. Mahkemece 30/6/1998

tarihinde keşif yapılarak rapor alınmıştır. Tarafların rapora itirazları

üzerine eksik hususların tamamlanması ve taraf teşkilinin tekrar sağlanmasından

sonra 18/12/2008 tarihinde yeniden keşif yapıldığı ve bilirkişi raporu alındığı

anlaşılmıştır.

44. Kızıltepe Kadastro

Mahkemesinin kapatılmasından sonra dava dosyası Mardin Kadastro Mahkemesine

devredilmiş olup, yargılamaya Mardin Kadastro Mahkemesinde devam edilmektedir.

45. Yargılama evrakının

incelenmesinden, özellikle tensip zaptı kapsamında ikmaline başlanılması

gereken tapu kaydı, birleşik kroki, mahalli bilirkişi listesi gibi evrakın

ilgili kurumlardan talep edilmeyerek, yargılama sırasında münferit celselerde

verilen ara kararları uyarınca kısım kısım talep

edildiği, Mahkemece birçok defa dosyanın incelemeye alındığı ve bu sebeple

duruşmaların ertelendiği, keşif ara kararlarının farklı gerekçelerle yerine

getirilmediği ve birçok defa keşiflerin ertelendiği anlaşılmaktadır.

46. 3402 sayılı Kanun’da yer

alan özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulama

alanı bulacak olan ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu

alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede

çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

47. Belirtilen hükümlere rağmen, Mahkemece defalarca davaya

dâhil edilmesi gereken şahısların tespiti ve davaya dâhil edilmeleri, yargılama

sırasında vefat edenlere ait veraset ilamlarının sunulması için taraflara

süreler verildiği, birçok defa keşif ara kararlarının müracaat yokluğu, hava

şartları, bilirkişi temin edilememesi, keşif masrafının yatırılmaması, ilçede

tek hâkimin bulunması ve seçim dönemi olması, komşu parsellerin tutanaklarının

çıkarılmamış olması, güvenlik gibi nedenlerle yerine getirilmediği ve bu

uygulamanın davada yer alan taraf sayısı da nazara alındığında yargılamanın

uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda

verilen bir kısım keşif ara kararlarından dönülerek tekrar taraf teşkili sağlanmaya

çalışıldığı görülmektedir.

48. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

yargılamanın gerek taşınmaz sayısı gerekse taraf sayısı bakımından ve keşif ve

bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak karmaşık

bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı

değerlendirildiğinde Kadastro Mahkemesinde tatbiki gereken yargılamayı

hızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilen

ara kararların birçoğunda taraflara eksikliklerin ikmali hususunda usul

hükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek, yapılması gereken işlemlerin uzun

sürelerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

49. Özellikle somut yargılama açısından dava malzemesinin

taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı nazara alındığında,

yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün daha

dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No: 2013/4687, 23/1/2014, §

47).

50. Başvuru konusu yargılamada söz konusu olduğu gibi,

verilen birleştirme kararının adaletin daha iyi gerçekleştirilebilmesi için

makul olduğu değerlendirilebilirse de, bu tür

kararların yargılamayı uzatacağı göz önünde bulundurularak, yargılamanın diğer

aşamalarında sürecin hızlandırılması hususunda daha fazla gayret ve özen

gösterilmesi gerektiği açıktır.

51. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı

geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında

taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama

makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak

suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda,

taraflarca muhtelif celselerde mazeret dilekçeleri sunulduğu görülmekle

birlikte, başvurucuların tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi

olduğu tespit edilememiştir.

52. Davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında söz konusu

otuz altı yılı aşkın yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

53. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

54. Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle

taşınmazdan yararlanamadıkları gibi taşınmazdan sağlanan gelir desteğinden de

mahrum kaldıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, başvurucuların makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler

ışığında, mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

55. Başvurucular, taşınmazlarını uzun süren yargılama boyunca

kullanamadıklarını ve gelirlerinden istifade edemediklerini belirterek, maruz

kaldıkları zarar karşılığı 250.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmişlerdir.

56. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucuların makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğinin tespiti halinde hakkaniyete uygun bir

tazminata karar verilmesinin yerinde olacağı bildirilmiştir.

57. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

58. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde

bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği

tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar

arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

59. Başvurucuların tarafı oldukları uyuşmazlığa ilişkin otuz

altı yılı aşkın yargılama süresi nazara alındığında, başvurucuların yargılama

faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararları karşılığında ve başvurucuların yargılamayı murislerinden

intikalle takip etmekte oldukları nazara alınarak, her bir başvurucuya takdiren 3.700,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

60. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

61. Başvuruya konu yargılamanın otuz altı yıldan beri sürdüğü

ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek,

anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka,

adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi

amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini yönündeki iddialarının

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvuruculara ayrı ayrı 3.700,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Mardin

Kadastro Mahkemesine gönderilmesine,

8/9/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Zehra Ayla PERKTAŞ

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Murat AZAKLI

Başvurucular

:

Abdürrezak

HAZAR

Fatma HAZAR Zeynep HAZAR Mustafa HAZAR Vekilleri : Av. Ali AYDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6045, 8 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. E. Kararın bir örneğinin Mardin
  17. Kaleli
  18. Dursun
  19. Hazar
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6045
Tarih
8 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Bekir Birol Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/2694)
  • Mustafa Bolel Başvurusu (B. No: 2014/69)
  • Günay Okan Başvurusu (B. No: 2013/8114)
  • Esra Aral Boynuinceoğlu Başvurusu (B. No: 2014/888)
  • Emin Beçet Başvurusu (B. No: 2013/70)
  • Ali Osman Bayrak Başvurusu (B. No: 2013/2929)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.