İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Günay Okan Başvurusu (B. No: 2013/8114)

1. Başvurucu, koşullu

Başvuru No2013/8114Tarih17 Eylül 2014Okuma12 dk · 2.421 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Günay Okan Başvurusu

Karar tarihi
17 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2013/8114
R.G. Tarih-Sayı
5/11/2014-29166
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.421 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, koşullu

salıverilmesinin geri alınmasına dair karar sonucunda Anayasa’nın 2., 36. ve

38. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 11/11/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 31/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesi ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Nazilli 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2000/264, K.2001/44 sayılı kararı ile başvurucunun, kasten

öldürme suçundan 15 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir. Bu karar Yargıtay 1. Ceza Dairesinin “2001/3033-3253 sayılı ilâmı ile” onanarak kesinleşmiştir.

1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu nedeniyle, lehe kanun değerlendirmesi yapılması gerektiğinden,

kesinleşmiş hüküm uyarlanmış ve Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 6/4/2006

tarihinde başvurucunun 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir. Bu karar, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23/3/2007 tarih ve

E.2007/349, K.2007/1876 sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmiştir.

6. Cezanın infazı devam

ederken, Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 26/9/2006 tarih ve 2006/362 Müt. sayılı kararı ile

başvurucunun koşullu salıverilmesine karar verilmiştir. Başvurucu bu karara

istinaden 29/10/2006 tarihinde koşullu salıverilmiştir. Başvurucunun hak ederek

tahliye tarihi 25/10/2015’tir.

7. Başvurucu hakkında alkol etkisi altında araç kullanmak suretiyle trafik

güvenliğini tehlikeye sokma suçunu 16/5/2011 tarihinde işlediği

iddiası ile kamu davası açılmıştır. Yargılama sonucunda Aydın 1. Sulh Ceza

Mahkemesinin 25/10/2011 tarih ve E.2011/669, K.2011/899 sayılı kararı ile

başvurucunun bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve “karar kesinleştiğinde Nazilli Ağır Ceza Mahkemesine

müzekkere yazılarak 2006/94 Esas 2006/99 Karar sayılı kararları ile verilen

şartla tahliyenin kaldırılması için gereğinin ... takdirinin istenmesine”

karar verilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12.

Ceza Dairesinin 1/7/2013 tarih ve E.2012/23594, K.2013/17848 sayılı ilâmıyla, mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.

8. Nazilli 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 4/9/2013 tarih ve E.2006/94, K.2006/99 sayılı kararı ile

başvurucunun “deneme süresi içerisinde

kasıtlı suç işlediği kesin mahkumiyet hükmü ile

kanıtlanan hükümlü hakkında verilen önceki koşullu salıverme kararının geri

alınmasına, hükümlünün 2. suç tarihi ile bihakkın tahliye tarihi arasında kalan

cezasının aynen ceza infaz kurumunda çektirilmesine” karar verilmiştir.

Başvurucu bu karara karşı itiraz yoluna başvurmuş olup, itiraz mercii olan

Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/10/2013 tarih ve 2013/896 D.İş sayılı kararı ile itiraza

konu kararın “usul ve yasaya uygun”

olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya

23/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

9. 13/12/2004 tarih ve 5275

sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Koşullu salıverilme” kenar başlıklı 107.

maddesi şöyledir:

“(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun

kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş

olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm

edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde,

koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.

…

(6) Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim

süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin

yarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek

tahliye tarihini geçemez.

…

(12) Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis

cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen

yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde

koşullu salıverilme kararı geri alınır.

(13) Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde

hükümlünün;

a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren kalan cezasının

aynen,

…

Ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir. Koşullu

salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili bir

daha koşullu salıverilme kararı verilmez.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

10. Mahkemenin 17/9/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 11/11/2013 tarih ve 2013/8114

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

11. Başvurucu, hakkında tesis

edilen koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dair kararda, öldürme ve

trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarının aynı kapsamda

değerlendirildiğini; bu durumun, suç ile ceza arasında olması gereken ölçülülük

ilkesine aykırı olduğunu; 5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinin (12) numaralı

fıkrasının, Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırı olduğunu; kişilerin,

yasaklanan eylem sonucunda hangi cezaya çarptırılacaklarını önceden

bilebilmeleri gerektiğini; ayrıca başvuruya konu uygulamanın hakkaniyete uygun

yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüş, anılan kuralın iptalini talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

12. Anayasa Mahkemesine yapılan

bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için başvurunun, Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetki alanına girip girmediğinin tespiti gerekir.

Bireysel başvuru incelemesinde, bir ihlal iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu

bakımından yetki alanına girip girmediğinin tespitinde Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı esas alınmaktadır (B. No:

2012/1049, 26/3/2013, § 18; B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 24).

13. Başvurucu, deneme süresinde

işlediği ve bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına neden olan suç

nedeniyle, suç tarihi olan 16/5/2011’den, hak ederek salıverileceği tarih olan

25/10/2015’e kadar hapis cezasının aynen infazına karar verilmesinden

şikâyetçidir. Başvurucu, hakkında verilen koşullu salıverilmenin geri

alınmasına dair karar nedeniyle, suç ve cezada kanunilik ve ölçülülük ilkeleri

ile hakkaniyete uygun yargılama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder.

Başvurucunun, mahkûmiyet kararı nedeniyle hürriyetinden yoksun bırakılmasına

dayanan şikâyetinin, Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fırkası yönünden

incelenmesi gerekir.

14. Anayasa’nın “Kişi hürriyeti ve güvenliği” kenar

başlıklı 19. maddesi şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve

güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; … halleri dışında kimse

hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

…”

15. Sözleşme’nin “Özgürlük ve güvenlik hakkı” kenar başlıklı

5. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda

belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse

özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

a) Kişinin, yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş

mahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulması;

...”

16. Görüldüğü üzere, kişinin

Anayasa ve Sözleşme’de güvence altına alınan

özgürlüğünden yoksun bırakılabilmesi hallerinden biri de yetkili bir mahkemenin

mahkûmiyet kararına dayalı olarak ve hukuka uygun bir şekilde tutulmasıdır. Bu

doğrultuda, cezanın infazı devam ederken kişi koşullu salıverildikten sonra,

deneme süresi içerisinde işlediği bir suç nedeniyle koşullu salıverilme

kararının geri alındığı ve yeniden hapsedildiği durumlar da Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı ve dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin konu

bakımından yetkisi kapsamındadır.

17. Anayasa’nın 19. maddesinin

birinci fıkrasında, özgürlük ve güvenlik hakkı güvence altına alınmıştır. Aynı

maddenin ikinci fıkrasında ise şekil ve şartları kanunda gösterilen belirli

haller dışında, kişilerin başka bir nedenle özgürlüğünden yoksun bırakılması

yasaklanmıştır. Anılan ikinci fıkradaki sınırlama nedenlerinden biri de

mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin

yerine getirilmesi halidir.

18. Sözleşme’nin 5. maddesinin

(1) numaralı fıkrasında ise Anayasa’nın birinci fıkrası ile paralel bir ifadeye

yer verildikten sonra, aynı fıkranın (a) bendinde kişi özgürlüğü ve güvenliğinin

istisnası olarak “yetkili bir mahkeme

tarafından verilmiş mahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulma”

hali düzenlenmiştir. Sözleşme’ye göre, özgürlüğe

getirilen sınırlamanın meşru kabul edilebilmesi için mahkûmiyet kararı sonrası

“tutma” hali veya hapsedilmenin,

“yetkili mahkeme” kararına dayalı ve hukuka

(kanuna) uygun olması şartları aranmaktadır. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı

yönünden “tutma” hali, geniş

anlamda kullanılmakta olup; gözaltı, tutuklama, mahkûmiyet sonrası tutukluluk

ve hükümlülük hallerini içine almaktadır. Sözleşme maddesindeki “yetkili mahkeme” vurgusu, kişinin

özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu doğuran ceza veya güvenlik tedbiri

uygulama konusunda kanun gereği yetkilendirilmiş, yürütme organı ve taraflardan

bağımsız ve yeterli güvencelere sahip yargısal organı ifade etmektedir (Benzer

AİHM kararları için bkz. De Wilde, Ooms And

Versyp/Belçika, B. No: 2832/66, 2835/66,

2899/66, 18/6/1971, § 78; Engel ve

Diğerleri/Hollanda, B. No: 5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72,

5370/72, 8/6/1976, § 68). Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrası ve

Sözleşme’nin 5. maddesinin (1) numaralı fırkasının (a) bendi kapsamına,

mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet hükmünün yerine getirilmesi hallerinde ortaya

çıkan özgürlükten yoksun bırakma halleri dâhil ise de anılan kurallar,

mahkûmiyet kararının değil, tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altına

almaktadır. Dolayısıyla bu güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapis

cezasının yerindeliği veya orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz.

19. Anayasa’nın 19. maddesinin

ikinci fıkrası gereğince, kural olarak tutma hali, mahkûmiyet kararına bağlı

olmalıdır. Koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle kişinin

yeniden hapsedilmesi durumunda da infazına karar verilen ceza ile önceki

mahkûmiyet arasındaki nedensellik bağının kesilmemiş olması gerekir. AİHM’e göre Sözleşme’nin 5. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendinde geçen “mahkûmiyet

kararı sonrasında” ibaresi ile kastedilen, sadece “tutma”nın

zaman bakımından mahkûmiyet kararından sonra olması değil, aynı zamanda

mahkûmiyet nedeniyle olmasıdır (Bkz. Van Droogenbroeck/Belçika, B. No: 7906/77,

24/6/1982; Weeks/Birleşik Krallık, B. No: 9787/82,

2/3/1987, § 42; Stafford/Birleşik Krallığı, [BD], B. No: 46295/99,

§ 64; M./Almanya, B. No:

19359/04, 17/12/2009, § 88).

20. Koşullu salıverilme, cezanın

çektirilmesinin kişiselleştirilmesi, başka bir deyişle cezaevindeki tutum ve

davranışlarıyla (iyi haliyle) topluma uyum sağlayabileceği izlenimini veren

hükümlünün şarta bağlı olarak ödüllendirilmesidir. Suçlunun kendisine verilen

cezadan daha kısa bir sürede uslanması, eyleminden pişmanlık duyması ve bunu

iyi davranışıyla kanıtlaması durumunda, cezaevinde daha fazla kalması gereksiz

olabilir. Bu durumda koşullu salıverilme, infaz sistemindeki en etkili araçtır.

Koşullu salıverilmenin en önemli öğeleri, cezanın belirli bir süre çekilmiş

olması, hükümlünün bu süre içinde iyi durum göstermesi, koşullu salıverildikten

sonra gözetim altında kalması ve koşullu salıverilmenin gereklerine uyulmaması

durumunda koşullu salıverilme kararının geri alınabilmesidir (AYM, E.2001/4,

K.2001/332, K.T. 18/7/2001).

21. Yukarıda da belirtildiği

üzere, yetkili mahkemece verilmiş bir mahkumiyet

hükmüne dayalı tutmanın aynı zamanda kanuni olması gerekmektedir.

22. Anayasa’nın 2. maddesinde

yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre,

yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya

ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması,

ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu bir takım güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi,

hukuksal güvenlikle bağlantılı olup; birey, belirli bir kesinlik içinde, hangi

somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını,

bunların kamu otoritesine hangi müdahale yetkisini doğurduğunu, kanundan

öğrenebilme imkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda kendisine düşen

yükümlülükleri öngörüp, davranışlarını düzenleyebilir. Hukuk güvenliği,

kuralların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete

güven duyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerde bu güven duygusunu

zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2009/51, K.2010/73, K.T.

20/5/2010; AYM, E.2009/21, K.2011/16, K.T. 13/1/2011; AYM, E.2010/69,

K.2011/116, K.T. 7/7/2011; AYM, E.2011/18, K.2012/53, K.T. 11/4/2012).

23. Kanunilik şartı, hak ve

özgürlüklere yönelik sınırlamaların yalnızca şekli olarak kanunla düzenlenmesi

ile sınırlı olmayıp, bunların içerik olarak da belirli bir amacı

gerçekleştirmeye elverişli olmalarına ilişkin gerekliliği de ifade etmektedir.

Bu açıdan kanun metni, bireylerin, gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle,

hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını

belli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme

alınmış olmalıdır. Dolayısıyla, uygulanması öncesinde kanun, muhtemel etki ve

sonuçlarına dair yeterli derecede öngörülebilir olmalıdır. Bununla birlikte,

kanun metninin tüm sonuç ve etkileri göstermesi her zaman beklenemeyeceğinden,

aranan açıklığın ölçüsü, söz konusu metnin içeriği, düzenlemeyi hedeflediği

alan ile hitap ettiği kitlenin statü ve büyüklüğü gibi faktörler dikkate alınarak

belirlenebilir. Bu özelliklere sahip kanunun, aynı zamanda kolaylıkla

erişilebilir nitelikte olması gerekir (AYM, E.2011/62, K.2012/2, K.T.

12/1/2012).

24. AİHM içtihatlarına göre de

bir kanuni düzenlemenin bireylerin davranışını ona göre düzenleyebileceği kadar

kesinlik içermesi, kişinin gerektiği takdirde hukuki yardım almak suretiyle, bu

kanunun düzenlediği alanda belli bir eylem nedeniyle ortaya çıkacak sonuçları

makul bir düzeyde öngörebilmesi gerekmektedir. Öngörülebilirliğin mutlak ölçüde

olması gerekmez. Kanunun açıklığı, arzu edilir bir durum olmakla birlikte;

bazen aşırı bir katılığı da beraberinde getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkan

değişikliklere uyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok kanun, işin doğası gereği,

yorumlanması ve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açık formüller

içermektedir (bkz. Kayasu/Türkiye, B. No: 64119/00, 76292/01,

13/11/2008, § 83).

25. İlgili hukuk kısmında

gösterilen hükümler (§ 9) incelendiğinde, koşullu salıverilmeden

yararlanabilmek için hükümlünün, infaz süresinin kanunda belirlenen kısmını “iyi halli” olarak geçirmesi gerekli

olduğu; hal ve tavırları gözlemlenen hükümlünün, işlemiş olduğu suçtan dolayı

pişmanlık duyduğunun belirlenmesinin koşullu salıverilmede “iyi halli” olmanın bir şartı olduğu

anlaşılmaktadır. Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis

cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen

yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde

koşullu salıverilme kararı geri alınır. Koşullu salıverilme kararının geri

alınması hâlinde hükümlünün; sonraki suçu işlediği tarihten itibaren hak ederek

tahliye tarihine kadar kalan cezasının aynen infazına karar verilir. Koşullu

salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili bir

daha koşullu salıverilme kararı verilemez. Buna karşılık, hükümlünün denetim

süresini yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirmesi halinde, ceza infaz

edilmiş sayılır.

26. Bu açıklamalar çerçevesinde,

başvurucu hakkındaki uygulamanın şekli yönden kanuna dayalı olduğu konusunda

herhangi bir tereddüt bulunmadığı gibi, belirtilen düzenlemede açıkça, koşullu

salıvermenin şartlarının neler olduğu, koşullu salıverme kararının hangi

hallerde geri alınacağı ve bu hallerde aynen infaz edilecek ceza süresinin

nasıl hesaplanacağı hususları, herhangi bir tereddüde yer bırakılmayacak

açıklıkta düzenlenmiştir. Dolayısıyla, koşullu salıvermeye ilişkin söz konusu

düzenlemenin; belirli, kesin, erişilebilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu

açıktır.

27. Öte yandan, Anayasa’nın 19.

maddesinin ikinci fırkası anlamında, mahkûmiyet hükmü ile tutma arasında

illiyet bağı olup olmadığının (§ 19) tespit edilmesi gereklidir. Türk

Hukukunda, belirtilen illiyet bağı kanuni düzenleme ile sağlanmış olup; 5271

sayılı Kanun’un 107. maddesinin (12) numaralı fıkrasına göre, koşullu

salıverilen hükümlü, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir

suç işlediği takdirde, koşullu salıverilme kararı geri alınacaktır. Anılan

hükümle, koşullu salıverme kararının geri alınması noktasında yargı organına

herhangi bir takdir yetkisi tanınmaksızın, yalnızca geri almaya ilişkin şekli

şartların gerçekleşip gerçekleşmediği ile sınırlı bir inceleme yetkisi

verilmiştir. Bu çerçevede, yetkili mahkemece verilmiş bir mahkûmiyet kararı ile

koşullu salıverme geri alınarak kişinin yeniden hapsedilmesi arasındaki şekli

ve maddi illiyet bağı; kanun hükmü ile kurulmuş olmaktadır. Söz konusu kanun

hükmü gereğince, koşullu salıverilen hükümlüden, salıverilme sonrasındaki

sorumluluğunun ve hapis cezasının infaz süresi zarfında sergilediği iyi hale

istinaden kendisine tanınan fırsatı değerlendirerek hapis cezasını gerektiren

herhangi bir suç işlememesi gerektiğinin bilinci ile davranışlarını düzenlemesi

beklenmektedir.

28. Somut olayda, başvurucunun

koşullu salıverilmesine esas teşkil eden mahkûmiyeti, kasten öldürme suçuna

ilişkin olup, toplam hapis cezasının süresi 15 yıl, hak ederek tahliye tarihi

25/10/2015’tir. Bu cezanın infazı devam ederken, 26/9/2006 tarihli kararla

başvurucunun koşullu salıverilmesine karar verilmiştir. Deneme süresi devam

ederken başvurucu hakkında, 16/5/2011

tarihinde alkol etkisi altında araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini

tehlikeye sokma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış ve

yargılama sonucunda 25/10/2011 tarihli kararla, belirtilen suç nedeniyle

başvurucunun bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup; bu

karar, Yargıtayın 1/7/2013 tarihli onama ilâmı ile

kesinleşmiştir. Bunun üzerine Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/9/2013

tarihli kararı ile başvurucunun koşullu salıverilme kararı, 5275 sayılı

Kanun’un 107. maddesinin (12) numaralı fıkrası gereğince geri alınarak, aynı

maddenin (13) numaralı fıkrası gereğince ikinci suç tarihi olan 16/5/2011 ile

hak ederek tahliye tarihi olan 25/10/2015 arasındaki hapis cezasının aynen

infazına karar verilmiştir.

29. Buna göre, başvurucu

hakkında verilen koşullu salıvermenin geri alınması, Anayasa’nın 19. maddesinin

ikinci fıkrası çerçevesinde, yetkili mahkemece verilmiş bir mahkûmiyet kararına

dayalı ve kanuna uygun bir tutma mahiyetinde olup, kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkına yönelik bir ihlal oluşturmadığı açık olduğundan, başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Başvurunun,

“açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına, 17/9/2014 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Recep ÜNAL Başvurucu : Günay OKAN Vekili : Av. Faruk SARIASLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8114, 17 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Kaleli
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8114
Tarih
17 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Esra Aral Boynuinceoğlu Başvurusu (B. No: 2014/888)
  • Emin Beçet Başvurusu (B. No: 2013/70)
  • Ali Osman Bayrak Başvurusu (B. No: 2013/2929)
  • Ergün Tütmez Başvurusu (B. No: 2014/2367)
  • Acarkent Site Yönetimi Başvurusu (B. No: 2013/834)
  • Mete Aslan Başvurusu (B. No: 2013/8521)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.