İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mete Aslan Başvurusu (B. No: 2013/8521)

1.

Başvuru No2013/8521Tarih18 Eylül 2014Okuma11 dk · 2.159 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mete Aslan Başvurusu

Karar tarihi
18 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2013/8521
R.G. Tarih-Sayı
4/12/2014-29195
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.159 kelime·11 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvurucu, Kanun’da öngörülen azami tutukluluk süresini

doldurmasına rağmen serbest bırakılmadığını, tutukluluğunun devamının somut

gerekçelere dayanmadığını ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri

sürerek Anayasa’nın 19. ve 38. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru, başvurucu tarafından 14/11/2013 tarihinde Adana 3. Ağır

Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 21/1/2014 tarihinde başvurunun

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4.

Bölüm, 25/2/2014 tarihinde yapılan toplantıda kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar vermiştir.

5.

Başvuru konusu olay ve olgular 25/2/2014 tarihinde Adalet

Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 27/3/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6.

Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

başvurucuya 28/3/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Adalet Bakanlığının

görüşüne karşı beyanlarını 8/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8.

Başvurucu, Devletin gizli belgelerini siyasal ve askeri casusluk

amacıyla temin etme suçlamasıyla 10/2/2012 tarihinde gözaltına alınmış ve

12/2/2012 tarihinde tutuklanmıştır.

9.

Başvurucu hakkında, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının

2012/885-384 sayılı iddianamesiyle Devletin gizli belgelerini siyasal ve askeri

casusluk amacıyla temin etme ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından

Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde E.2012/46 sayılı kamu davası açılmıştır.

10.

Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/10/2013 tarih ve E.2012/46,

K.2013/88 sayılı kararıyla başvurucunun, Devletin gizli kalması gereken belgelerini

siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etme suçundan beraatına ve

tahliyesine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise toplam 16 yıl 8 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu suçtan dolayı tutuklanmasına, beraat

kararı verilen suçtan tutuklu kalınan sürenin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

suçundan verilen hapis cezalarından mahsubuna karar verilmiştir.

11.

Başvurucu, Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/10/2013 tarihli

kararına 8/10/2013 tarihinde itiraz etmiş, Mahkeme dosyayı incelenmek üzere

Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.

12.

Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi 31/10/2013 tarih ve 2013/505

Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun tahliye talebini reddetmiş ve

tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Ret kararı başvurucuya 12/11/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

13.

Başvurucu, 14/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuştur.

14.

Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/10/2013 tarih ve E.2012/46,

K.2013/88 sayılı kararının temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi 7/7/2014

tarih ve E.2014/4207, K.2014/8246 sayılı ilamla hükmün onanmasına karar

vermiştir.

B. İlgili Hukuk

15.

4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“ Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

a) Kanunlarda

belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına

karar verilen,

…

d) Kanuna uygun olarak

tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu

süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan

sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine

karar verilen,

…

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten

isteyebilirler.”

16.

Aynı Kanun’un 142. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine

tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17.

Mahkemenin 18/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 14/11/2013 tarih ve 2013/8521 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18.

Başvurucu, 5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinde tutuklama ile

ilgili azami sınır belirlenirken, yargılamayı yapan mahkeme değil, suçun tabi

olduğu görevli mahkemenin esas alındığını, bu nedenle kişiyi hürriyetinden yoksun

kılma suçu nedeniyle azami tutukluluk süresinin, 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesi gereğince 1 yıl 6 ay olduğunu, Anayasa Mahkemesinin “uygulanan bir tutuklama tedbirinin soruşturma ve

kovuşturmaların tamamı açısından sonuç doğuracağı” kararı göz önünde

alındığında, asliye ceza mahkemesinin görevine giren suça ilişkin azami

tutukluluk süresinin uygulanması gerektiğini, 12/2/2012 tarihli tutuklama

kararından itibaren 1 yıl 6 aylık sürenin 12/8/2013 tarihinde dolmasına rağmen

haksız ve hukuka aykırı tutuklama ile bu sürenin aşıldığını, tutuklama

kararının bu yönüyle kanunilik şartını ihlal ettiğini, hakkındaki tutuklama

kararının orantılı olmadığını ve somut gerekçelere dayanmadığını, tutuklama

yerine geçen seçeneklerin değerlendirilmediğini, mahkûmiyet kararı

kesinleşmemiş olmasına rağmen tutuklamada ceza süresinin dikkate alınması

nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa’nın 19.

maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve 38. maddesinde

düzenlenen masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

19.

Başvurucunun şikâyetlerinin, masumiyet karinesinin ihlali, azami

tutukluluk süresinin aşılması ve tutuklama kararının gerekçesinin soyut olduğu iddialarına

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurunun, masumiyet karinesi ile

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna

varılmıştır.

1. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiği İddiası

20.

Başvurucu, tutuklama ile ilgili karar verilirken kesin hüküm

halini almayan ceza süresinin dikkate alınması suretiyle masumiyet karinesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21.

Masumiyet karinesi, Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ise 6. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında düzenlenmiştir.

22.

Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu

hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz”

23.

Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bir suç ile

itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.”

24.

Masumiyet (suçsuzluk) karinesi, kişinin suç

işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul

edilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti

iddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez.

Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve

kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine

tabi tutulamaz (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

25.

Bununla birlikte masumiyet karinesi adli makamların soruşturma

ve kovuşturma işlemlerini yapmalarına, bu çerçevede şartları oluşmuşsa koruma

tedbirlerinin uygulanmasına engel oluşturmaz. Anayasa’nın 19. maddesindeki

güvencelere uyulması şartıyla kişi hakkında tutuklama tedbirine başvurulması da

masumiyet karinesinin ihlal edildiği anlamına gelmez. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi de (AİHM) mahkûm edilen bir kişinin temyiz aşamasında tutuklu

bulundurulmasının Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ihlaline

yol açmadığına karar vermiştir. (Bkz: Cuvillers ve Da Luz /Fransa, B. No

55052/00, 1/9/2003).

26.

Somut olayda, başvurucu, Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesince

7/10/2013 tarihinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan toplam 16 yıl 8

ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve verilen hapis cezasının süresine göre

açıkça kaçma şüphesi altında olması nedeniyle tutuklanmasına karar verilmiştir.

27.

Mahkemenin, başvurucu hakkında hükmettiği hapis cezasının

süresine bağlı olarak 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının (a) bendinde geçen “kaçacağı”

şüphesiyle tutuklama kararı vermesi masumiyet karinesinin ihlali olarak kabul

edilemez.

28.

Açıklanan nedenlerle, başvurucunun “masumiyet karinesi”nin

ihlal edildiği yönündeki iddiasının, bir ihlalin olmadığının açık olmasından

dolayı “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiği İddiası

29.

Başvurucu, mahkûmiyetine esas alınan “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçuna ilişkin

yargılamanın asliye ceza mahkemesinin görev alanına girmesi nedeniyle azami

tutukluluk süresinin de bir yıl altı ay olarak kabul edilmesi gerektiğini,

tutuklu kaldığı sürenin azami süreyi aştığını, bu nedenle verilen tutuklama

kararının kanunilik ilkesini ihlal ettiğini, tutuklama ve tutuklamanın devamı

kararlarının gerekçesinin soyut olduğunu, kararda kaçma şüphesini doğrulayan

somut olgunun gösterilmediğini ve adli kontrol tedbirinin dikkate alınmadığını

ileri sürmüştür.

30. Adalet

Bakanlığı, AİHM’e göre bir tutmanın Sözleşme’nin 5.

maddesinin (1) numaralı fıkrası anlamında hukuki sayılabilmesi için anılan

fıkranın (a) ile (f) bentleri arasındaki istisnalardan birinin kapsamına

girmesi gerektiğini, tutmanın hukuki olduğunun anlaşılmasından sonra kanunda

düzenlenen prosedürün izlenip izlenmediği de dâhil olmak üzere esas ve usul

kurallarına uyma yükümlülüğünün ulusal hukuka ait olduğunu, keyfiliğin

önlenmesi için ulusal yasaların tümünün erişilebilir, açık ve öngörülebilir

olması gerektiğini, bir suç işlediği şüphesiyle hürriyetinden mahrum bırakılabilmesi

için ilgili kişinin atılı suçu işlediği yönünde makul şüphe (reasonable suspicion) ya

da inandırıcı nedenlerin (raisons plausibles)

bulunması gerektiğini, bu gerekliliğin tutukluluk açısından olmazsa olmaz bir

koşul olduğunu ve tutukluluğunun devam ettiği her aşamada varlığını sürdürmesi

gerektiğini, makul şüphenin ortadan kalktığı anda ilgilinin serbest bırakılması

gerektiğini, makul şüphenin, elde edilen deliller ve somut olayın kendine özgü

koşulları da dikkate alındığında, olaylara dışarıdan bakan ve tamamen objektif

bir gözlemciyi ikna edecek yeterlilikte olması gerektiğini, suç işlediğinden

kuşkulanılan bir kişinin gerekçeden tamamen yoksun bir yargı kararıyla

tutuklanmaması gerektiğini, ancak tutukluluğu meşru kılan bazı gerekçeler

göstererek bir zanlı ya da sanığın tutuklanmasının keyfi olarak

değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.

31.

Başvurucu, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı, ağır ceza

mahkemesinin görevine giren bir suçtan dolayı tutuklandığını ancak bu suçtan

beraat ettiğini, beraat kararı sonrası asliye ceza mahkemesinin görev alanına

giren bir suçtan dolayı tutuklandığını, tutuklamanın baştan sonuç doğuracağı

ilkesi gereği asliye ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlara ilişkin

bir yıl altı ay azami tutukluluk süresinin uygulanması gerektiğini, ancak

kendisinin 1 yıl 7 ay 27 gün tutuklu kalması nedeniyle azami sürenin

aşıldığını, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 4/1/2011 gün ve E.2010/8529, K.2011/77

sayılı kararının bu konuda emsal oluşturduğunu, tutuklama ve tutukluluğun

devamına dair kararların gerekçelerinin soyut olduğunu, başvuruya esas

karardaki “ceza süresi ve kaçma şüphesi”

gerekçesinin somut kanıtlara dayanmadığını, ilk derece mahkemesinin “adli kontrol uygulaması ile ilgili talebe”

ya yanıt vermediği ya da soyut nedenlerle talebi reddettiğini belirtilmiştir.

32.

Somut olayda, başvurucunun, azami tutukluluk süresinin aşıldığı,

tutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin soyut

olduğu yönündeki iddialarının, yargılandığı Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2012/46 sayılı dosyasında 7/10/2013 tarihli kararla kişiyi hürriyetinden

yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine bağlı olarak bu suçlardan tutuklanması

ile bu karara yapılan itirazın derece mahkemeleri tarafından reddedilmesine

ilişkin olduğu değerlendirilmiştir.

33.

Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

34.

22.

30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un

"Bireysel başvuru hakkı"

kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri

sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal

başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir."

35.

Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru, "ikincil nitelikte

bir kanun yolu" olup, bu yola başvurulmadan önce kural olarak

olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

36.

Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle,

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle idari merciler

ve derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

37.

Buna göre Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun

Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili

idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip

olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip

edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa

Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (B. No: 2012/403, 26/3/2013,

§ 17).

38.

Somut olayda başvurucu, hakkındaki dava Yargıtay’da temyiz

aşamasındayken 14/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda

bulunmuştur. Ancak bireysel başvurusu sonuçlanmadan temyiz aşamasında olan dava

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 7/7/2014 tarih ve E.2014/4207, K.2014/8246 sayılı

onama kararı ile kesinleşmiştir.

39.

Tutukluluk hâli sona ermiş olan bir başvurucunun, devam eden

tutukluluk hâlinden farklı olarak, azami tutukluluk süresinin aşıldığı, tutuklama

ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin soyut olduğu yönünde

iddialar ileri sürmesi halinde, iddia edilen ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini

sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise öncelikle bu yolu tüketmesi gerekir

(benzer AİHM kararları için bkz. Gavril Yossifov/Bulgaristan, B. No: 74012/01,

6/11/2008, § 40; Rahmani ve Dinevac/Bulgaristan, B. No: 20116/08, 10/5/2012,

§ 66; Şefik Demir/Türkiye, B. No:

51770/07, 16/10/2012, § 23), (B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 46).

40.

Bu çerçevede 5271 sayılı Kanun’un 141. ve 142. maddelerinde

öngörülen tazminat yolunun başvurucunun şikâyetleri açısından tüketilmesi

gereken bir yol olup olmadığının incelenmesi gerekir.

41.

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)

bendinde, kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya

tutukluluğunun devamına karar verilen, (d) bendinde, makul sürede hakkında

hüküm verilmeyen, (e) bendinde, tutuklandıktan sonra hakkında beraat karar

verilen bir tutuklu için tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır.

Bu yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı tutukluluk nedenleri ve süresinin

uzunluğunun tespiti, diğer yandan da uğradığı zararın tazmini imkânını

sağlamaktadır. Bu nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi ile öngörülen

hukuk yolu, başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve elverişli bir

çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (bkz. yukarıda

anılan Şefik Demir/Türkiye, § 33),

(B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 48).

42.

Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği 7/7/2014

tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak tazminat

talebinde bulunma imkânına sahiptir. Etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı

sunan hukuk yoluna başvurmaksızın yapılan bireysel başvuruların Mahkemece

incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün

değildir.

43.

Açıklanan nedenlerle, başvurucunun 5271 sayılı Kanun’un 141.

maddesinde öngörülen tazminat yoluna başvurmadığı anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemesi”

nedeniyle kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Masumiyet karinesinin ihlal

edildiği yönündeki iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2. Kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “başvuru

yollarının tüketilmemesi”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına, 18/9/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Raportör : Şükrü DURMUŞ Başvurucu : Mete ASLAN Vekili : Av. Battal ÖZER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/8521, 18 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve
  6. Olgular
  7. A. Olaylar
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve
  10. Gerekçe
  11. A. Başvurucunun
  12. B. Değerlendirme
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/8521
Tarih
18 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Davut Koyuncu Başvurusu (B. No: 2014/1070)
  • Huriye Kavak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7284)
  • Mülayim Vural ve Ramazan Vural Başvurusu (B. No: 2013/1675)
  • Yenibaşaran Uluslararası Nakliyat ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/3300)
  • Hasan Esir Başvurusu (B. No: 2014/1097)
  • Abidin Çelik Başvurusu (B. No: 2013/6848)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.