İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mülayim Vural ve Ramazan Vural Başvurusu (B. No: 2013/1675)

1. Başvurucular, ortak murislerinin maliki olduğu tarihi

Başvuru No2013/1675Tarih18 Eylül 2014Okuma17 dk · 3.336 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mülayim Vural Ve Ramazan Vural Başvurusu

Karar tarihi
18 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2013/1675
R.G. Tarih-Sayı
4/12/2014-29195
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.336 kelime·17 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucular, ortak murislerinin maliki olduğu tarihi

eser vasıflı taşınmazın kamu yararı olmaksızın kamulaştırıldığını, mülk

sahiplerinin kendi mülklerini kendi imkânlarıyla yenileme haklarının ellerinden

alındığını, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemiyle açılan davada verilen kararda kamulaştırma bedelinin düşük tespit

edildiğini, bilirkişi raporlarında yenileme projesinin görmezden gelindiğini ve

mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek adil yargılanma, mülkiyet

ve konut dokunulmazlığı hakları ile Anayasa'nın 63. maddesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 27/2/2013 tarihinde

İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 7/1/2014

tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 26/3/2013 tarihli

ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığı’nın 3/6/2013

tarihli görüş yazısı 18/6/2013 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiş,

başvurucular vekili Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi

içinde ibraz etmemiştir.

6. Bölümün 25/4/2014 tarihli ara

kararıyla 2013/1674 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının konu yönünden

hukuki irtibat nedeniyle 2013/1675 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası

ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. İstanbul ili Beyoğlu ilçesi, 21/7/1983

tarih ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gereği kurulan

İstanbul 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu

tarafından 1993 yılında kentsel sit alanı olarak ilan edilmiş ve alandaki

koruma çalışmalarının çerçevesi, yapılacak koruma amaçlı imar planına

bağlanmıştır.

9. Başvurucuların ortak murisine (annelerine) ait Beyoğlu

ilçesi Çukur Mahallesi 362 ada 5 parsel sayılı 49 m2 büyüklüğündeki taşınmazın

da içinde bulunduğu alan 20/2/2006 tarih ve 2006/10172

sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla (BKK) 16/6/2005 tarih ve 5366 sayılı Yıpranan

Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak

Kullanılması Hakkında Kanun’a dayanılarak yenileme alanı olarak belirlenmiştir.

10. Beyoğlu Belediye Meclisi tarafından 10/11/2006 tarihinde

oy birliğiyle kabul edilen usul ve esaslar çerçevesinde 16/3/2007 tarihinde

gerçekleştirilen yenileme (restorasyon) ihalesiyle

bahsedilen alanda restorasyon faaliyetine başlanmıştır.

11. Beyoğlu Belediye Encümeninin 10/12/2009

tarih ve 1603 sayılı kararı ile başvurucuların murisine ait taşınmazın

kamulaştırılması kararı alınmıştır.

12. Beyoğlu Belediye Başkanlığı tarafından, mülk sahibine

gönderilen satın alma talebini içerir yazı üzerine süresinde davete icabet

edilmediği belirtilerek, Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesine 17/5/2010

tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılmıştır.

13. Mahkeme, mahallinde bilirkişi eşliğinde keşif yapmış ve

keşif sonrası hazırlanan 27/9/2010 havale tarihli

bilirkişi raporuyla taşınmazın özellikleri ile bulunduğu çevrenin koşulları ve

emsal taşınmazlarla yapılan mukayese sonucu değeri, 205.800,00 TL arsa ve

54.216,96 TL yapı için olmak üzere toplam 260.016,96 TL olarak belirlenmiştir.

14. Yapılan itirazlar sonrasında Mahkemece yeni oluşturulan

bilirkişi heyetiyle taşınmazda ikinci keşif yapılmış ve 13/12/2010

havale tarihli raporla mülkün Taksim Meydanına ve ulaşım imkânlarına yakınlığı,

konut-ticaret alanı olması, binanın yıpranma oranı, taşınmazın korunması

gerekli kültür varlığı olduğu ve davacı ve başvurucuların gösterdiği emsal

taşınmaz değerleri göz önünde bulundurularak değeri, 205.800,00 TL arsa ve

188.670,00 TL yapı için olmak üzere toplam 394.470,00 TL olarak belirlenmiştir.

15. İkinci bilirkişi raporuna da itiraz edilmiş ve Mahkeme

son bilirkişi heyetinden ek rapor istemiş, ancak 25/2/2011

havale tarihli ek bilirkişi raporunda önceki rapordan farklı bir durumun

olmadığı yönünde beyanda bulunulmuştur.

16. Mahkemenin 4/4/2011 tarih ve

E.2010/216, K.2011/93 sayılı kararıyla ve ikinci bilirkişi raporuna itibar

edilerek, 394.470,00 TL kamulaştırma bedelinin mülk sahibine ödenmesine ve

ilgili taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı belediye adına tesciline

karar verilmiştir.

17. Başvurucuların ortak murisi 18/4/2011

tarihinde vefat etmiştir.

18. Kararın temyizi üzerine temyiz incelemesini yapan

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 11/6/2012 tarih ve

E.2012/8012, K.2012/12476 sayılı kararı ile “Kamulaştırılan

taşınmaz mal ile emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması

yapılarak zeminine, resmi birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı da

düşülerek binaya değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek

hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir

isabetsizlik görülmediği” gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı

onanmıştır.

19. Karar düzeltme talebi Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 24/12/2012 tarih ve E.2012/26078, K.2012/28133 sayılı kararı

ile reddedilmiştir. Karar, başvuruculara 29/1/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

20. Başvurucular 27/2/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

21. 4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu’nun “Kamulaştırma bedelinin mahkemece

tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” kenar başlıklı 10.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile

yapılamaması halinde idare, … asliye hukuk mahkemesine

müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren

en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine … bildirerek duruşmaya

katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.

…

Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde

anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde

keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede

sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın

değerini tespit için mahallinde keşif yapar…

Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin

beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz

malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde

mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara

tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya

vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi

raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı

beyanları alınır.

Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde

gerektiğinde hakim tarafından onbeş

gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve

hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından

yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.

Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının

kamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına … dair makbuzun

ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma

bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve

paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların

bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.

(Ek fıkra: 11/04/2013-6459

S.K./6. md) Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde

sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden

itibaren kanuni faiz işletilir.

…”

22. 2942 sayılı Kanun’un 24/4/2001

tarih ve 4650 sayılı Kanunla değişik 11. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Taşınmaz malın değerinin tespitinde,

kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer

artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr

dikkate alınmaz.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 18/9/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 26/2/2013 tarih ve 2013/1675 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

24. Başvurucular, Beyoğlu Belediyesi tarafından kültür

varlıklarının yenilenmesi kapsamında ve bir proje çerçevesinde gerçekleştirilen

yenileme faaliyetlerinde yapılan ihalenin gizli tutulduğunu, projenin bir rant projesi olduğunu, yapılan kamulaştırmada kamu yararı

bulunmadığını, mülk sahiplerinin sürece dâhil edilmediğini, mülk sahiplerinin

kendi mülklerini kendi imkânlarıyla yenileme haklarının ellerinden alındığını,

hukuka aykırı acele kamulaştırma kararı alındığını ve uygulanmadığını,

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemiyle açılan davada verilen

kararda kamulaştırma bedelinin düşük tespit edildiğini, bilirkişi raporlarında

yenileme projesinin görmezden gelindiğini, önerdikleri emsallerin

değerlendirmeye alınmadığını, yıpranma paylarının olması gerekenden yüksek

belirlendiğini ve mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek adil

yargılanma, mülkiyet ve konut dokunulmazlığı hakları ile Anayasa'nın 63.

maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve maddi ve manevi tazminat ile

yaptığı yargılama giderlerinin ödenmesini talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Somut Davaya

Konu Olmayan İddialar

25. Başvurucular, kendilerine ait taşınmazın da bulunduğu

bölgede Beyoğlu Belediyesi tarafından kültür varlıklarının yenilenmesi

kapsamında ve bir proje çerçevesinde gerçekleştirilen yenileme projesinde

yapılan ihalenin gizli tutulduğunu, projenin bir rant

projesi olduğunu, mülk sahipleri sürece dâhil edilmediği gibi, mülklerini kendi

imkânlarıyla yenileme haklarının da ellerinden alındığını, hukuka aykırı

biçimde acele kamulaştırma kararı alındığını ve uygulanmadığını ileri sürerek

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.

26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir.

Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır.

27. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

kullanılabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi

zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucuların Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği

şikâyetini öncelikle ve süresinde, yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu

makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek

için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

28. Başvurucuların kendi

taşınmazlarının da bulunduğu bölgede uygulanan projeyle ilgili şikâyetlerini

öncelikle yetkili ve görevli ilk derece mahkemeleri önünde dile getirmesi, ilk

derece mahkemesi kararlarından tatmin olmaması durumunda ise süresinde ve

usulüne uygun olarak temyiz yolunu kullanması gerekmekte olup, başvurucular

tarafından bahsedilen projeyle ilgili şikâyetlerin daha önce dava konusu

yapıldığına dair herhangi bir belge sunulmamıştır. Somut başvuruya konu dava,

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası olup, başvurucuların bahsettiği

şikâyetler belirtilen davaya konu olmamıştır. Bu durumda başvurucuların

bahsedilen projeyle ilgili şikâyetleri hususunda başvuru yollarının tüketildiği

söylenemez.

29. Açıklanan nedenlerle, somut davanın konusu olmayan

şikâyetlerin diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin 'başvuru yollarının tüketilmemiş olması'

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

30. Başvurucular, taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti

ve tescil istemiyle açılan davada verilen kararda kamulaştırma bedelinin düşük

tespit edildiğini, önerdikleri emsallerin değerlendirmeye alınmadığını ve

yıpranma paylarının olması gerekenden yüksek belirlendiğini ileri sürerek adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

31. Başvurucuların kamulaştırma bedelinin tespiti davasıyla

ilgili yukarıda bahsedilen şikâyetleri, mahkemenin delilleri takdiri, hukuk

kurallarını yorumlaması ve kararın sonucuna ilişkin olup, özü itibarıyla

mahkeme kararının hatalı olduğu iddiasına dayanmaktadır.

32. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

33. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca

derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talep edilen

başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve Kanun tarafından Mahkemenin

yetkisi dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır (B. No:2012/1056, 16/4/2013, § 34).

34. Bahsedilen kurallar uyarınca, derece mahkemeleri önünde

dava konusu yapılmış olayların sübutu, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlal

edilmediği sürece ve bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik içermedikçe

derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar da bireysel

başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin

delilleri takdirinde bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu

takdire müdahalesi söz konusu olamaz. (B. No:2012/1027, 12/2/2013,

§ 26)

35. Kamulaştırma bedelinin tespiti, bu

tespitte kullanılan yöntem ve yıpranma paylarının belirlenmesi kanunun

öngördüğü usuller çerçevesinde hâkimin takdir yetkisi içinde olup, başvuruya

konu davada Asliye Hukuk Mahkemesi, 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi

doğrultusunda kamulaştırmaya konu taşınmazda bilirkişi eşliğinde keşif yapmış

ve bilirkişi raporu almış (§ 12), tarafların itirazı üzerine ikinci bir

bilirkişi görevlendirmiştir (§ 13). Bilirkişiler, başvurucular ve idarenin gösterdiği

emsaller ile resen belirlenen emsalleri değerlendirmiş, ayrıca bilirkişiler

gerçek satış bedelinin tapu kayıtlarına yansıtılmadığı hususunu da göz önünde

bulundurarak değer tespitinde bulunmuşlardır. Mahkeme ayrıca bilirkişilerden ek

rapor istemiş (§ 14) ve taşınmazın bedelini, tarihi eser niteliği, emsal

taşınmazların bedeli, bilirkişi raporları ve yıpranma paylarını dikkate alarak

tespit etmiştir.

36. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların kamulaştırma

bedelinin tespiti davasının sonucuna dair iddialarının kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının

bariz takdir hatası da içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin 'açıkça dayanaktan yoksun olması'

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Mülkiyet ve

Konut Dokunulmazlığı Haklarının İhlali İddiası

37. Başvurucular, yapılan kamulaştırmada kamu yararı

bulunmadığını, bilirkişi raporlarında yenileme projesinin görmezden

gelindiğini, kamulaştırma sonrasında kendileri hakkında uygulanan tahliye

işlemiyle sokağa atıldıklarını belirterek, mülkiyet ve özel hayata saygı

gösterilmesini isteme haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

38. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez

olduğuna karar verilebilir. Başvurucuların ihlal iddialarını kanıtlayamadığı,

iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu,

temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu

açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular

açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.

39. Anayasa’nın 35. maddesinde bir

temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye başkasının

hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla,

sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf

etme (başkasına devretme, biçimini değiştirme, harcama ve tüketme hatta yok

etme) olanağı veren bir haktır. Anayasa’ya göre bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle ve

kanunla sınırlama getirilebilir. Özel mülkiyetteki bir taşınmazın kamu yararı

amacıyla ihtiyaç duyulması halinde şekil ve koşulları yasayla belirlenmek

şartıyla kamulaştırılmak suretiyle kamu hizmetine tahsis edilerek özel

mülkiyeti sona erdirilebilir. Kamulaştırmanın nasıl ve hangi ilkelere göre

yapılacağı Anayasa’nın 46. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. (Bkz.

AYM, E.1988/34, K.1989/26, K.T. 21/6/1989; E.2011/58,

K.2012/70, K.T. 17/5/2012 ve E.2004/25, K.2008/42, K.T. 17/1/2008)

40. Kamu yararı kavramı, genel bir ifadeyle özel veya

bireysel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade

etmektedir. Bütün kamusal işlemler, nihai olarak kamu yararını gerçekleştirmek

hedefine yönelmek durumundadır (AYM, E.2010/30, K.2012/7, K.T.19/1/2012). Yasama ve yürütme organları toplumun

ihtiyaçlarını dikkate alarak neyin kamu yararına olduğunu belirlemede geniş bir

takdir yetkisine sahiptirler. Kural olarak kamu makamları ekonomik veya

toplumsal bir politikayı hayata geçirmek amacıyla mülkiyet hakkına müdahale

etmişlerse, burada meşru bir kamu yararı amacının bulunduğunu varsaymak

gerekir. Kamu yararı konusunda bir uyuşmazlığın çıkması halinde ise örneğin

kamulaştırma gibi hususlarda uzmanlaşmış, ilk derece ve temyiz yargılaması

yapan mahkemelerin uyuşmazlığı çözmek konusunda daha iyi konumda oldukları

açıktır. Bu nedenle müdahalenin kamu yararına uygun olmadığını ispat

yükümlülüğü bunu iddia edene aittir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. James ve Diğerleri/İngiltere, B. No:

8793/79, 21/2/1986, § 46; Eski Yunan Kralı ve Diğerleri/Yunanistan, B. No: 25701/94,

23/11/2000, § 87; Broniowski/Polonya, B. No: 31443/96, 22/6/2004, §

148).

41. Başvuruculara ait taşınmazın da bulunduğu bölge, 2863

sayılı Kanun gereği İstanbul 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma

Bölge Kurulu tarafından 1993 yılında kentsel sit alanı olarak ilan edilmiş,

daha sonra 20/2/2006 tarihli BKK ile 5366 sayılı

Kanun'a dayanılarak yenileme alanı olarak belirlenmiştir. Yapılan bu

düzenlemelere dayalı olarak Beyoğlu Belediye Meclisi tarafından 10/11/2006

tarihinde oy birliğiyle kabul edilen usul ve esaslar çerçevesinde restorasyon ihalesi yapılmış ve başvurucuların mülküyle

birlikte pek çok taşınmaz kamulaştırılmıştır. Yapılan kamulaştırma işlemi

mevcut düzenlemelere ve usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirilmiş,

kamulaştırma bedeli mahkemece tespit edilerek başvuruculara ödenmiştir.

42. Öncelikle başvurucuların taşınmazına yapılan müdahale,

yukarıda belirtilen kanunlara dayalı olarak ve 2942 sayılı Kanun'da öngörülen

usul çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin hukuki dayanağı

bulunmaktadır. Ayrıca müdahale kültür ve tabiat varlıklarını koruma amaçlı

büyük bir restorasyon projesi kapsamında ve idarece

alınan kamulaştırma kararlarıyla gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla müdahalenin

açık bir meşru amacı bulunmaktadır. Bunun yanında kamulaştırma kararı

sonrasında bedel hususunda anlaşılamadığından başvuruculara mahkeme kararıyla

ve usulüne uygun olarak tespit edilmiş kamulaştırma bedeli ödenmiştir (§ 33).

Kamulaştırma bedelinin ödenmesi sonucu kültür varlıklarını yaşatarak koruma

amaçlı kamu yararı ile başvurucuların mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi

gereken makul denge korunmuştur. Bu durumda yapılan müdahalenin ölçülü olduğunu

kabul etmek gerekir.

43. Davanın konusu kamulaştırılan taşınmazın dava tarihindeki

bedelinin tespitine ilişkin olduğundan mahkeme, 2942 sayılı Kanun'un 11.

maddesine uygun olarak bunun dışında proje gibi gelecekte taşınmazın değerini

arttıracak hususları değerlendirmeye almamıştır.

44. Bir kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün, bu

mülkte gelecekteki değer artışını da içerecek şekilde mülkiyetini kazanma

hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa'da yer

alan ve korunan mülkiyet kavramı içerisinde değildir. Gelecekte elde edilecek

bir kazanç elde edilmediği veya bu kazanca yönelik, icrası mümkün bir iddia

mevcut olmadığı sürece bir mülk olarak değerlendirilemez. (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Denimark Ltd/Birleşik Krallık,

Başvuru No: 37660/97, 26/9/2000)

45. Bunun yanında başvurucuların konut olarak kullandığı

taşınmazdan tahliye edilmesi, yapılan kamulaştırma işleminin doğal bir sonucu

olup, kanunlar çerçevesinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Kamulaştırma işlemi sonrasında,

başvurucuların konut olarak kullandığı kamulaştırmaya konu taşınmazın mülkiyeti

Beyoğlu Belediyesi'ne geçtiğinden mülkiyet hakkına bağlı kullanma hakkı da

bahsedilen Belediyeye geçmiştir. Beyoğlu Belediyesinin kamulaştırmaya konu

taşınmazı kamulaştırma amacına uygun olarak restore etmesi ve kullanabilmesi

için başvurucuların buradan tahliye edilmesi, bahsedilen amaçla yapılan

kamulaştırma işleminin beklenmesi gereken doğal sonucudur.

46. Sonuç olarak başvuruculara ait

taşınmazın 2942 ve 5366 sayılı Kanunlar kapsamında yıpranan tarihi ve kültürel

taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması meşru

amacıyla ve yargılama sonucu tespit edilen gerçek karşılığı kendilerine ödenmek

suretiyle kamulaştırıldığı ve mülkiyetin idareye geçtiği ve başvurucuların

mülkiyeti idareye geçen taşınmazdan tahliye edilmelerinin yapılan kamulaştırma

çalışmasının beklenmesi gereken doğal bir sonucu olduğu anlaşıldığından,

başvurucuların mülkiyet ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelik bir ihlalin

olmadığı açıktır.

47. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların mülkiyet ve konut

dokunulmazlığı haklarına ilişkin iddiaları hakkında bir ihlalin olmadığı açık

olduğundan, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin 'açıkça dayanaktan yoksun

olması' nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlali İddiası

48. Başvurucular mahkeme kararlarının gerekçesiz olması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

49. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez

olduğuna karar verilebilir. Başvurucuların ihlal iddialarını kanıtlayamadığı,

iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu,

temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu

açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular

açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.

50. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü

kararları gerekçeli olarak yazılır.”

51. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü

kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de, hak

arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B.

No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

52. Mahkemelerin hükümleri için gerekçe yazmaları gerekmekle

birlikte, bunun tarafların tüm iddialarına detaylı yanıt vermek zorunluluğu

şeklinde anlaşılmaması gerekir. Gerekçe yazma yükümlülüğünün, ileri sürülen

iddiaların, davanın sonucuna etkisi yönünden her davanın şartları çerçevesinde

değerlendirilerek belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda ileri sürülen

iddianın kabulü halinde davanın sonucuna etkili olması bekleniyor ise

mahkemelerin bu iddiayı değerlendirmeleri gerekebilir.

53. Öte yandan temyiz merciinin, yargılamayı yapan mahkemenin

kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da basit

bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz

merciinin bir şekilde, temyizde ileri sürülmüş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

54. Başvuru konusu olayda, Asliye Hukuk

Mahkemesi gerekçesinde taşınmazın Kadastro Müdürlüğünden çaplı krokisinin,

Belediyeden metrekare birim fiyatlarının ve taşınmazın imar durumunun, Tapu

Sicil Müdürlüğünden emsal taşınmaz kayıtlarının getirtildiği, taşınmazda

bilirkişi heyetiyle keşif yapıldığı ve bilirkişilerin değer tespiti yaptığı,

itiraz üzerine ikinci bilirkişinin görevlendirildiği ve ikinci keşfin

yapıldığı, itiraz üzerine bilirkişilerden ek rapor alındığı ve bedel tespitinin

buna göre yapıldığı izah edilmiştir (§ 12-15). Kararın temyiz incelemesini

yapan Yargıtay 5. Hukuk Dairesi de, kararında 'Kamulaştırılan

taşınmaz mal ile emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması

yapılarak zeminine, resmi birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı da

düşülerek binaya değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek

hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir

isabetsizlik görülmediği' gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını

onamıştır (§ 16).

55. Başvurucular her ne kadar mahkeme kararlarının gerekçesiz

olduğunu ileri sürmüş ise de gerek ilk derece mahkemesinin, gerekse temyiz

incelemesini yapan Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin kararında, hükme ulaşılması

için yeterli gerekçe bulunduğu görülmekle, gerekçeli karar hakkı yönünden bir

ihlalin olmadığı açıktır.

56. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların gerekçeli karar

hakkına ilişkin bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun bu bölümünün

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin 'açıkça dayanaktan yoksun olması'

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. Somut davanın konusu

olmayan iddialarının,

2. Yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddialarının,

3. Mülkiyet ve konut

dokunulmazlığı haklarının ihlali yönündeki iddialarının,

4. Gerekçeli karar

hakkının ihlali yönündeki iddialarının,

'açıkça dayanaktan yoksun olması', nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

bırakılmasına,

18/9/2014 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Raportör : Selami ER Başvurucular : Mülayim VURAL Ramazan VURAL Vekilleri : Av. Barış KAŞKA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1675, 18 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1675
Tarih
18 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Yenibaşaran Uluslararası Nakliyat ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/3300)
  • Hasan Esir Başvurusu (B. No: 2014/1097)
  • Abidin Çelik Başvurusu (B. No: 2013/6848)
  • İhsan Güngör Başvurusu (B. No: 2014/342)
  • Şahabettin İlyas Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/5636)
  • Ramazan Biber Başvurusu (B. No: 2013/2568)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.