İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İhsan Güngör Başvurusu (B. No: 2014/342)

1. Başvurucu, yaklaşık altı

Başvuru No2014/342Tarih17 Eylül 2014Okuma12 dk · 2.329 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İhsan Güngör Başvurusu

Karar tarihi
17 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2014/342
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.329 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, yaklaşık altı

yıldır süren uzun tutukluluk nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 8/1/2014 tarihinde

Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve

Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 30/4/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, başvuru tarihi

itibarıyla Bafra T Tipi Cezaevinde hükmen tutuklu olarak bulunmaktadır.

6. Başvurucu, 23/2/2008

tarihinde işlendiği iddia edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu

kapsamında Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/2/2008 tarih ve 2008/126

sayılı kararıyla tutuklanmıştır.

7. Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığının 12/3/2008 tarihli

iddianamesiyle, anılan suçla ilgili olarak başvurucu hakkında Diyarbakır 3.

Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

8. Diyarbakır 3. Ağır Ceza

Mahkemesince verilen 24/2/2009 tarih ve E.2008/276, K.2009/70 sayılı mahkumiyet kararı Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 22/11/2010

tarihli ilamıyla bozulmuştur.

9. Bozma sonrası Diyarbakır 3.

Ağır Ceza Mahkemesinin 1/3/2011 tarih ve E.2011/30, K.2011/64 sayılı direnme

kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/1/2012 tarihli ilamı ile bozulmuştur.

10. Bozma sonrası yapılan

yargılamada Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 4/4/2013 tarih ve E.2012/202,

K.2013/152 sayılı kararla başvurucunun, çocuğun beden ve ruh sağlığını bozacak

şekilde basit cinsel istismarı suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar etmiştir. Karar

başvurucunun yüzüne karşı tefhim edilmiştir.

11. Başvurucunun tutukluluğun

devamına dair 4/4/2013 tarihli karara karşı itiraz yoluna başvurduğuna dair

herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır.

12. Başvurucu, 8/1/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. Diyarbakır 3. Ağır Ceza

Mahkemesi kararının temyizi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesi 18/2/2014 ve

E.2013/9925, K.2014/1904 sayılı kararla hüküm onanmasına karar vermiştir.

B. İlgili

Hukuk

14. 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesi, 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 100. ve 104. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 17/9/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 8/1/2014 tarih ve 2014/342 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, hakkındaki cinsel

istismar suçlamasının iftira olmasına karşın, yaklaşık altı yıldır tutuklu

olduğunu ileri sürerek, tahliye ve beraat kararı verilmesi ile adli yardım

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

17. Başvurucunun şikâyetlerinin,

yargılama kapsamında delillerin değerlendirilmesi ve verilen mahkûmiyet kararı

ile uzun tutukluluğa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurunun adli

yardım, adil yargılanma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında

üç ayrı başlık altında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Adli Yardım

Talebi Yönünden

18. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Kanun'un 49. maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruların incelenmesinde, bu Kanun ve İçtüzükte

hüküm bulunmayan hâllerde ilgili usul kanunlarının bireysel başvurunun

niteliğine uygun hükümleri uygulanır.”

19. Anayasa Mahkemesi

İçtüzüğü'nün “Bireysel başvuru harcı ve adlî

yardım” kenar başlığını taşıyan 62. maddesi şöyledir:

“(1) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa Bağlı

(I) sayılı Tarifenin A) Mahkeme Harçları' başlıklı Bölümünün ilk cümlesinde

belirtilen bireysel başvuru harcı Maliye Veznelerine yatırılır.

(2) Adlî yardım talepleri, genel hükümlere göre başvuruların

kabul edilebilirliği hakkında karar verecek Bölüm veya Komisyonlar tarafından

hükme bağlanır.”

20. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma

düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen

ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki

korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun

olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.”

21. 6100 sayılı Kanun'un 337.

maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Adli yardım, daha önce yapılan yargılama giderlerini

kapsamaz.”

22. Hukukumuzda, yargılama

giderlerine ve bu arada harçlardan geçici muafiyete ilişkin adli yardım

hükümleri, 6100 sayılı Kanun'un 334 ila 340. maddelerinde yer almaktadır.

Dolayısıyla, 6216 sayılı Kanun ile İçtüzük'ün

yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca bireysel başvuru harcından geçici

muafiyete ilişkin adli yardım talepleri hakkında, bireysel başvurunun

niteliğine uygun düştüğü oranda uygulanacak olan genel hükümler, 6100 sayılı Kanun'un 334 ila 340.

maddeleridir.

23. 6100 sayılı Kanun'un 334.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde

zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya

tamamen ödeme gücünden yoksun kimselerin, iddia ve savunmalarında haklı

oldukları yolunda kanaat uyandırmak kaydıyla adli yardımdan

yararlanabilecekleri düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 337. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında ise adli yardımın daha önce yapılan yargılama giderlerini

kapsamayacağı belirtilmiştir.

24. Başvuru konusu olayda,

başvurucu 27/1/2014 tarihli bireysel başvuru formunda adli yardım talebinde

bulunmuşsa da yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğuna dair

herhangi bir belge sunmamıştır. Öte yandan başvurucunun 27/1/2014 tarihinde

bireysel başvuru harcını yatırdığı anlaşılmıştır. Bireysel başvuruda harç

dışında başvurucu tarafından ödenmesi gereken bir yargılama gideri de

bulunmamaktadır.

25. Açıklanan nedenlerle,

başvuru harcının yatırılmış olması ve adli yardımın daha önce yapılan giderleri

kapsamaması nedeniyle başvurucunun bireysel başvuru yönünden adli yardım talebi

hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır. (B. No: 2013/906, 16/4/2013, § 21).

2. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlali İddiası Yönünden

26. Başvurucunun uzun

tutukluluğa ilişkin şikayetinin Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası

kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

27. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir. …”.

28. Anayasa Mahkemesi

İçtüzüğü’nün “Başvuru süresi ve mazeret”

kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir.”

29. Bireysel başvurunun kabul

edilebilirlik koşullarından olan başvuru süresine riayet edilmesi şartı,

bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında resen nazara alınması gereken bir

başvuru koşuludur (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).

30. Yukarıda belirtilen hükümler

uyarınca bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu

öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması

gerekmektedir. Bu yönüyle başvuru yollarının tüketilmesi ve başvuru süresine

ilişkin koşullar arasında yakın bir bağlantı bulunmaktadır. Ancak belirtilen

hükümlerde yer verilen olağan başvuru yolları ibaresinin, başvurucunun

şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm

sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarak

anlaşılması gerekir. Olağan başvuru yollarının tamamının tüketilmesi ibaresinin

katı bir şekilde yorumlanması, bir takım başvurular

açısından bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmayan neticelere yol

açabilecektir. Bu nedenle, olayın özel şartları içinde etkisiz ve yetersiz olan

bir kanun yolunun tüketilmesi şartı aranmaksızın, her bir başvuru yolunun somut

başvurular açısından etkili olup olmadığının münferiden denetlenmesi

gerekmektedir (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 20).

31. Bireysel başvurunun, başvuru

yolu öngörülmeyen durumlarda, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılması gerekmekle birlikte, başvuru süresinin başlangıç tarihinin

belirlenmesi noktasında, başvurucunun ihlal oluşturan işlem, eylem veya kararla

ilgili yeterince bilgi sahibi olması aranacaktır. Bu kapsamda, ilgili nihai

kararın tebliğinin öngörüldüğü hallerde tebliğ tarihinin, tebliğ öngörülmeyen

hallerde ise başvurucunun kararın içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin

esas alınması gerekir (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 21).

32. Devam eden tutukluluğun

hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin

temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan

sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde

buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak

gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest

kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun

yolunda çekişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun

olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla

belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma

amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek

şartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).

33. Ancak başvurucu hali hazırda

tahliye olmuş ya da hakkında ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü

kesinleşmiş ise bireysel başvuru açısından talebi, hukuka aykırılığın tespiti

ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle sınırlı kalacaktır.

Dolayısıyla bu tür ihlal iddiaları bakımından varsa başvuru yolları denendikten

sonra bireysel başvuru yapılmalıdır (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 31)

34. Buna karşılık, kişi serbest

bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm

olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hali sona erer. Çünkü bu

durumda kişinin hukuki durumu "bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu" olma kapsamından çıkmaktadır.

Bireysel başvuru incelemesi açısından, tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete

hükmedilmesi arasındaki esaslı fark da bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar

verilmesi, şüphenin yenildiği anlamına gelmekte; isnat olunan suçun işlendiği,

bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle

sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya para cezasına

hükmedilmektedir. Bir başka ifadeyle tutuklu sanığın hukuki statüsü değişmekte,

tutuklanmasına neden olan (kuvvetli) şüphe yerini, her türlü şüpheden uzak bir

kabulü ifade eden "kanaat"e

bırakmaktadır. Bu nedenle mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesinin

ve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk halinin sona erdiğinin kabulü

gerekir. Bu bakımdan, mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez.

Nitekim gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), gerekse Yargıtay,

mahkûmiyet kararı sonrası tutulma halini tutukluluk olarak

nitelendirmemektedir. AİHM, ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm olan bir

sanığın, söz konusu mahkûmiyet kararından sonraki tutulmasını Sözleşme'nin 5.

maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca "mahkûmiyet sonrası tutma" olarak

değerlendirmekte ve tutukluluk süresinin hesabında dikkate almamaktadır (Benzer

yöndeki bir AİHM kararı için bkz. Solmaz/Türkiye,

B. No: 27561/02, 16/1/2007, §§ 23, 24; Şahap Doğan/Türkiye, B. No: 29361/07, 27/5/2010, § 26). Aynı

yaklaşım Yargıtay Ceza Genel Kurulu (CGK) tarafından da benimsenmektedir. CGK'nin 12/4/2011 tarih ve E.2011/1-51, K.2011/42 sayılı

kararında, "hakkında mahkûmiyet hükmü

kurulmakla sanığın atılı suçu işlediği yerel mahkeme tarafından sabit

görülmekte ve bu aşamadan sonra tutukluluğun dayanağı mahkûmiyet hükmü

olmaktadır." gerekçesiyle, temyizde geçen sürenin tutukluluk

süresine dâhil edilmeyeceğine karar verilmiştir (B. No: 2013/6398, 3/4/2014, §

32).

35. Bu nedenle mahkûmiyete

ilişkin nihai kararla birlikte, sanığın tutukluluğa ilişkin hukuki statüsü ve

dolayısıyla tabi olduğu rejim değiştiğinden, 30 günlük başvuru süresinin,

itiraz yoluna başvurulmayan durumlarda, tutukluluğun hükümle birlikte devamına

dair kararın başvurucu tarafından öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanması

gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Atalay

Öztürk/Türkiye [KK], B. No: 54890/09, 7/1/2014; B. No:

2013/6398, 3/4/2014, § 33).

36. Somut olayda başvurucu isnat

edilen suç nedeniyle 28/2/2008 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında

Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesince 24/2/2009 tarihinde verilen mahkûmiyet

kararı, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 22/11/2010 tarihli kararıyla bozulmuş,

bozma kararı sonrası Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği 1/3/2011

tarihli verdiği direnme kararı da Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/1/2012

tarihli kararıyla bozulmuştur. Yeniden başlayan yargılamada Diyarbakır 3. Ağır

Ceza Mahkemesince 4/4/2013 tarihinde verilen mahkûmiyet kararı, Yargıtay 14.

Ceza Dairesinin 18/2/2014 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir (Bkz.§§

6-13).

37. Buna göre ilk derece

mahkemesinin 4/4/2013 tarihli mahkûmiyet ve tutukluluğun devamı kararı ile

başvurucunun tutukluluk hali bu anlamda sona ermiştir. Bu karar başvurucuya

aynı tarihte tefhim edilmiş olup, başvurucu, anılan karara karşı itiraz yasa

yoluna başvurduğuna dair bilgi veya belge sunmamıştır. Bu belirlemeler

karşısında, uzun tutuklulukla ilgili şikayetleri içeren bireysel başvurunun ilk

derece mahkemesinin nihai kararını verdiği 4/4/2013 tarihinden itibaren otuz

gün içinde yapılması gerekirken 8/1/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda

süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle,

başvurunun “kişi hürriyeti ve güvenliğinin”

ihlal edildiği yönündeki kısmının“süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekmiştir.

3. Adil

Yargılanma Hakkı Yönünden

39. Başvurucunun, hakkındaki

cinsel istismar suçlamasının iftira olduğu, bunun eşi tarafından mahkemede

beyan edilmesine karşın yaklaşık 6 yıldır tutuklu olduğunu ileri sürerek beraat

kararı verilmesi talebinin, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

40. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

41. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

“Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

42. Anılan hükümler uyarınca

bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin

tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir.

Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (B. No: 2012/254, 6/2/2014, § 30).

43. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa

Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve

yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi

ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava

ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 17).

44. Somut olayda, başvurucu

Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/4/2013 tarihli nihai kararına karşı

temyiz yasa yoluna başvurmuş; ancak temyiz sonucunu beklemeden 8/1/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvuru

dosyası Anayasa Mahkemesinde derdest iken Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 18/2/2014

tarihli kararı ile hükmün onanmasına karar vermiştir.

45. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, ihlale neden olduğu ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması, başka

bir deyişle bireysel başvuru yapıldığı tarihte başvuru koşullarının tamamının sağlanmış

olması gerekir. Bununla birlikte bir başvuru yolu yoksa ya da olan başvuru

yolları etkili değilse Mahkeme somut olayın koşullarını dikkate alarak bir

başvurunun incelenmesine karar verebilir (B. No: 2012/254, 6/2/2014, § 33).

Başvuru konusu olay dikkate alındığında başvuru yollarının tüketilmesi kuralına

istisna tanınmasını gerektiren bir durumun olmadığı görülmektedir.

46. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun adil yargılanma hakkı yönündeki iddiası ile ilgili olarak kanunda

öngörülmüş yargısal başvuru yollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuru

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1. “Kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının” ihlali iddiasının“süre aşımı”,

2. “Adil yargılanma hakkının” ihlal iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

17/9/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Şükrü DURMUŞ Başvurucu : İhsan GÜNGÖR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/342, 17 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Kaleli
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/342
Tarih
17 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Şahabettin İlyas Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/5636)
  • Ramazan Biber Başvurusu (B. No: 2013/2568)
  • Atilla Kart ve Cumhuriyet Halk Partisi Başvurusu (B. No: 2014/13634)
  • Sabri Ergül Başvurusu (B. No: 2014/13625)
  • Sadiye Koca ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6043)
  • Arzu Kafesci ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9322)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.