İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Erarslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/20273)

1. Başvuru, zilyet olunan taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle

Başvuru No2015/20273Tarih21 Mart 2018Okuma13 dk · 2.683 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Erarslan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
21 Mart 2018
Başvuru Numarası
2015/20273
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.683 kelime·13 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, zilyet olunan taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle

kadastro tespitinin iptal edilmesi üzerine açılan tazminat davasının

reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Tapulama Tespiti ve

İtiraz Süreci

9. İstanbul'un Beykoz ilçesi Güllü köyünde yapılan tapulama

çalışmaları sırasında 152 parsel olarak sınırlandırılan 11.156 m²

yüzölçümündeki taşınmaz "tarla" vasıflı olarak 26/9/1969 tarihinde

1/2 paylarla soyadları belirtilmeyen R. ve N. adlarına tespit edilmiştir.

Tapulama tutanağının edinme sebebinde taşınmazın A. kızı H.nin

1943 yılında ölümüyle bu kişilere intikal ettiği belirtilmiş, bununla birlikte

herhangi bir kayda dayanılmadan senetsizden tespit yapılmıştır.

10. Orman Genel Müdürlüğünce, Beykoz Tapulama Mahkemesinde

anılan tapulama tespitine askı ilanı süresi içinde itiraz edilmiş; Mahkeme

3/7/1974 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Mahkeme; tapulama

tespitinin iptali ile uyuşmazlık konusu taşınmazın 8.706 m² yüzölçümlü kısmına

ilişkin orman tahdidinin tapu kütüğüne aktarılmasına, bakiye 2.450 m²

yüzölçümlü kısmının ise ayrı bir parsel numarası altında davalı taraf adına

tapuya tesciline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, yapılan keşif ve uzman

bilirkişi raporlarına göre taşınmazın 8.706 m2 yüzölçümlü kısmının kesinleşmiş ve tapuya

tescil edilmiş devlet orman tahdidi sınırları içinde kaldığı belirtilmiştir.

11. Dava konusu taşınmaz, yüzölçümü 2.450 m2 olarak düzeltilmek suretiyle "hükmen

tapulama" edinimli olarak 5/1/1977 tarihinde

tespit malikleri Rahmi ve Naide adlarına tapuya

tescil edilmiştir. Tapu Müdürlüğünce Mahkeme kararına dayalı olarak 2/9/2005

tarihinde isim tashihi yapılarak taşınmaz, R. ve N. adlarına 1/2 paylı olarak

tescil edilmiştir. Aynı tarihte yapılan intikal sonrası kayıt maliklerinin

mirasçıları tarafından bu taşınmaz satılarak yine 2/6/2005 tarihinde M.K.E.adına tapuya tescil

edilmiştir.

12. Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 30/11/1976 tarihli Mirasçılık

Belgesi'ne göre Rahmi Sümer 18/10/1972 tarihinde vefat etmiş olup mirası Nahide

Gökbayrak'a intikal etmiştir. Aynı Mahkemenin 30/11/1976 tarihli Mirasçılık

Belgesi'nde de Nahide Gökbayrak'ın 17/3/1981 tarihinde vefat ettiği ve

mirasının ise eşi M.G. ve çocuklarıHanife Erarslan

ile başvurucu Sefer Gökbayrak, Aydın Gökbayrak, Hüseyin Cahit Gökbayrak'a

intikal ettiği belirtilmiştir. Son olarak Mahkemenin 19/4/2011 tarihli

Mirasçılık Belgesi'ne göre Hanife Erarslan 12/3/2011 tarihinde vefat etmiş olup

mirası başvurucu Ahmet Erarslan ve Neşe Erarslan'a intikal etmiştir.

B. Tazminat Davası Süreci

13. Başvurucular, uyuşmazlık konusu taşınmazın 8.706 m2 yüzölçümlü kısmının herhangi bir tazminat

ödenmeksizin orman olarak tapu kaydının iptal edildiği gerekçesiyle Hazine

aleyhine Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 31/1/2013 tarihinde tazminat

davası açmışlardır.

14. Mahkeme 19/11/2013 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde, tazminat talep edilen taşınmaz bölümünün daha

önce tapulama tespitine yapılan itiraz üzerine Tapulama Mahkemesince orman

tahdidi sınırları içinde kaldığına işaret edilmiştir. Gerekçede, Anayasa'nın

169. maddesine göre orman alanlarının özel mülke konu olamayacağı ve

kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği belirtilmiştir. Mahkemeye göre

başvurucuların adına yapılan kadastro tespitleri yolsuz olup yolsuz tescile

dayalı olarak tazminat davası açılamaz. Mahkeme ayrıca, başvurucuların bir

zararlarının da bulunmadığını belirtmiştir.

15. Temyiz edilen karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesince 16/6/2014

tarihinde onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme talepleri aynı Dairenin

19/10/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

16. Nihai karar, başvurucular vekiline 27/11/2015 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular 25/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 12/7/1966 tarihli ve 766 sayılı mülga Tapulama Kanunu'nun 2.

maddesi şöyledir:

"Tarıma elverişli olmıyan

sahipsiz yerler ile aynı nitelikte olan sahipsiz kayalar, tepeler, dağlar ve

Orman Kanunu uyarınca orman sayılan yerler, tapulamaya tabi tutulmaz. Birlik

sınırları içinde kalan bu gibi gayrimenkullerin tapulamaya 766 tabi olup

olmadığı hususunda ilgililer arasında anlaşmazlık çıkarsa, tapulama tutanağı ve

krokisi yapılır. Anlaşmazlık sebebi tutanakla belirtilir.

Anlaşmazlık bu kanunda yazılı usul ve ilgili

kanunların esasları dairesinde çözülür."

19. 766 sayılı mülga Kanun'un 46. maddesinin üçüncü fıkrası

şöyledir:

"Orman Kanunu uyarınca, tahditleri

yapılarak kesinleşmiş ve tescil edilmiş ormanlara ait kayıtlar, müseccel

bulunduğu birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılır."

20. 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun "Kamu malları" kenar başlıklı

16. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Kamunun ortak kullanılmasına veya bir kamu hizmetinin görülmesine

ayrılan yerlerle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz

yerlerden:

...

D) Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan

ormanlar, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, özel kanunları hükümlerine

tabidir.”

21. 3402 sayılı Kanun’un 18. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“ Orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu

altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca

Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı

zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez.”

22. 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Tabii olarak yetişen ve emekle

yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman

sayılır"

23. 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

"Bu yerler dışında orman sınırlarında

hiçbir suretle daraltma yapılamaz."

24. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

1007. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

"Tapu

sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.

Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan

görevlilere rücu eder."

B. Uluslararası Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mülkiyet hakkına

ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün

birinci maddesinin mülkiyeti elde etme hakkını koruma altına almadığını kabul

etmektedir (Slivenko ve diğerleri/Letonya [BD] (k.k.), B. No: 48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, B.

No: 34478/97, 9/1/2007, § 52).

26. AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak

müdahalenin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün

birinci maddesinin anlamı kapsamında bir "mülk" ile ilişkili olması

durumunda ileri sürülebileceğini belirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da

içeren mevcut mülk veya mal varlığı yanında mülkiyet hakkının elde edilebileceği

yönündeki en azından bir "meşru beklenti" de mülkiyet hakkı

kapsamında değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya

[BD], B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 35; Lihtenştayn

Prensi Hans-Adam II/Almanya [BD], B. No:

42527/98, 12/7/2001, § 83; meşru beklenti kavramının ilk defa geliştirildiği

kararlar için Pine Valley Developments

Ltd ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87,

29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98,

24/6/2003, § 35; Pressos Companía Naviera S.A. ve diğerleri/Belçika, B. No:

17849/91, 20/11/1995, § 31).

27. Bununla birlikte AİHM içtihatlarına göre temelsiz bir hak

kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında

savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli

değildir (Kopecký/Slovakya, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek

Cumhuriyeti [BD] (k.k.),B.

No: 39794/98, 10/7/2002, § 69). İç hukukun ne şekilde yorumlanacağına ve

uygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucu

tarafından ileri sürülen iddiaların ulusal mahkemelerce kesin olarak

reddedildiği durumlarda “meşru bir beklentinin”

bulunduğu sonucuna varılamaz (Kopecký/Slovakya, §§ 50, 52; Jantner/Slovakya, B. No: 39050/97, 4/3/2003, §§ 29-33).

28. AİHM içtihatlarında sıklıkla -her ne kadar anlaşılabilir

olsa da- basit beklenti ile daha somut nitelikte olması, hukuki bir düzenlemeye

ya da iç hukukta yerleşik ve istikrarlı bir yargı kararına dayanması gereken

meşru beklenti arasındaki fark vurgulanmaktadır (Kopecký/Slovakya, § 52; Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfi/Türkiye

(k.k.), B. No: 22522/03, 9/12/2008).

29. Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi bakımından

AİHM, mülkiyet hakkının kapsamını belirlerken iç hukuktaki düzenlemeler ile

yargısal uygulamaları gözeterek sonuca varmaktadır. Buna göre mera, orman gibi

alanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağına dair Türk

hukukundaki düzenlemeler nedeniyle başvurucuların bu taşınmazların mülkiyetini

elde etmelerini sağlayabilecek bir meşru beklentilerinin doğmasının mümkün

bulunmadığı kabul edilmiştir (Sarısoy ve

diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 21303/07,

14/10/2014, § 35; Kadir Gündüz/Türkiye

(k.k.), B. No: 50253/99, 18/10/2007; Nane ve diğerleri/Türkiye, B. No:

41192/04, 24/11/2009, §§ 25-28; Bölükbaş ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 29799/02, 9/2/2010, § 26; Usta/Türkiye (k.k.),

B. No: 32212/11, 27/11/2012, § 44).

30. Başvurucuların emsal olarak gösterdikleri Turgut ve diğerleri/Türkiye (B. No:

1411/03, 8/7/2008) kararınakonu olayda 1911 yılında

tapuya tescil edilen taşınmazın tapu kaydı, orman olduğu için özel mülkiyete

konu olamayacağı gerekçesiyle yargı kararıyla iptal edilmiştir. AİHM,

başvurucuların miras bırakanının 1911 yılında bu taşınmazı edindiğine ve

başvurucuların tapu kayıtlarının Hazine yararına iptal edildiği tarihe kadar

söz konusu taşınmazın iç hukuktaki tüm sonuçlarıyla birlikte meşru olduğuna

işaret etmiştir. AİHM sonuç olarak tazminat ödenmeksizin tapu kaydının iptal

edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaline karar vermiştir (Turgut ve diğerleri/Türkiye, §§ 86-93). Devecioğlu/Türkiye(B. No: 17203/03,

13/11/2008) kararında da AİHM,

tapu siciline güven ilkesi çerçevesinde satın alınan bir taşınmazın tapu

kaydının tazminat ödenmeksizin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği sonucuna varmıştır (Devecioğlu/Türkiye,

§§ 31-41).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 21/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

32. Başvurucular, tapulama tespitine itiraz üzerine Beykoz

Tapulama Mahkemesince yapılan yargılamada murislerine herhangi bir tebligat

yapılmadığını ve Mahkeme kararı uyarınca orman olduğu gerekçesiyle tapudaki

paylarının terkin edilerek mülklerinden yoksun kaldıklarını belirtmişlerdir.

Başvurucular, benzer olduğunu öne sürdükleri mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin

AİHM'in Turgut ve

diğerleri/Türkiye ile Devecioğlu/Türkiye

kararlarına vurgu yaparak buna rağmen Hazine aleyhine açtıkları tazminat

davasının reddedildiğinden yakınmışlardır. Başvurucular, bu gerekçelerle

mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

33. Bakanlık görüşünde, başvurucuların mülkiyet iddiasında

bulundukları taşınmazın tapulama sırasında senetsizden tespit gördüğü ve bu

tutanakların kesinleşmediğine dikkat çekilmiştir. Bakanlığa göre başvurucuların

mevcut bir mülkü bulunmadığı gibi orman alanlarının zilyetlik yoluyla

kazanılması mümkün olmadığından bu taşınmazların edinilmesine ilişkin meşru bir

beklentileri de mevcut değildir.

34. Başvurucular, cevap dilekçesinde başvuru formundaki

beyanlarını yinelemişlerdir.

B. Değerlendirme

35. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

36. Başvurucular, öncelikle orman tahdidinden ve tapulama

tespitine itiraz davasında Tapulama Mahkemesince usulüne uygun taraf teşkili

sağlanmadan karar verildiğinden şikâyet etmişlerdir. Bu davanın görüldüğü

tarihte yürürlükte olan mülga 766 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre orman

sayılan yerlerin tapulamaya tabi tutulamayacağı belirtilmiş olup 46. maddesinin

üçüncü fıkrasında da kesinleşen orman tahditlerinin tapu kütüğüne olduğu gibi

aktarılacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda Tapulama Mahkemesi de

3/7/1974 tarihinde yapılan yargılama sonucunda uyuşmazlık konusu 8.706 m2 miktarlı taşınmaz bölümü yönünden daha önce kesinleşen

orman tahdidinin olduğu gibi tapu kütüğüne aktarılmasına karar vermiştir.

Taşınmazın kalan kısmı ise anılan Mahkeme kararı uyarınca 5/1/1977 tarihinde

tapuya tescil edilmiştir (bkz. §§ 10, 11).

37. Anayasa ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un anılan hükümleri

uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012

tarihi olup Anayasa Mahkemesi, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem

ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir (Ahmet Melih Acar, B. No: 2012/329,

12/2/2013, § 15; G.S., B. No:

2012/832, 12/2/2013, § 14). Anayasa Mahkemesi içtihadına göre mülkiyetten

yoksun bırakma şeklindeki mülkiyet hakkına yapılan müdahaleler, kural olarak

anlık eylemler olup sürekli bir müdahale oluşturmaz (Agavni Mari Hazaryan ve

diğerleri, B. No: 2014/4715, 15/6/2016, § 114). Ancak bu kuralın bir

istinası ise mevzuatta bir tazminat yolunun bulunması ve bu tazminat yolunun

zaman bakımından yetki alanında devam etmesi durumudur.

38. Somut olayda başvurucuların şikâyet ettiği orman tahdidinin

kesinleşmesi ve tapulama tespitine itiraz süreçleri Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiştir.

Bununla birlikte başvurucular, bu defa Hazine aleyhine Beykoz 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde 31/1/2013 tarihinde tazminat davası açmışlardır. Mahkeme

19/11/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiş, temyiz edilen hüküm Yargıtay

5. Hukuk Dairesinin 16/6/2014 tarihli kararıyla onanmış ve karar düzeltme

isteminin aynı Daire tarafından reddedildiği 19/10/2015 tarihinde

kesinleşmiştir (bkz. §§ 14, 15).

39. Bu durumda somut olayda orman tahdidinin kesinleşmesi ve

tapulama tespitine itiraz süreci Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi

dışında kesinleşmiştir. Ancak başvurucuların açtığı tazminat davasına ilişkin

yargılama süreci Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi içinde kesinleştiği

için mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetin tazminat yönünden

değerlendirilmesi gerekmektedir (Agavni Mari Hazaryan ve diğerleri,

§§ 94-120).

40. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı; mevcut

mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi

olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı -kişinin bu konudaki menfaati ne

kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.

Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir "ekonomik değer"

veya icrası mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru bir

beklenti" Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir.

Meşru beklenti; makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir alacağın

doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma

ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına dayanan

yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma

beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın

varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37).

41. Meşru beklenti; objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp

bir kanun hükmü, yerleşik bir yargısal içtihat veya ayni menfaatle ilgili

hukuki bir işleme dayalı beklentidir (Selçuk

Emiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28). Dolayısıyla Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet

hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının

tanınmasına bağlı olup bu tanım, mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile

yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd.

Şti., B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37).

42. Başvuru konusu, tapulama sırasında başvurucuların miras

bırakanlarının adlarına tespit edilen söz konusu taşınmazın 8.706 m2 miktarlı kısmına yönelik olup başvurucular,

orman olduğu gerekçesiyle bu tespitin yargı kararıyla iptal edilmesine rağmen

kendilerine tazminat ödenmemesinden şikâyet etmişlerdir.

43. Bununla birlikte mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden

şikâyet eden bir kimse önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak

zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri,

B. No: 2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin daha önce

de belirttiği üzere Anayasa'nın 35. maddesi soyut bir temele dayalı olarak

mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değil mülkiyet hakkını güvence altına

almaktadır (Mehmet Şentürk [GK],

B. No: 2014/13478, 25/7/2017, § 53).

44. Başvurucular, kendilerinin veya miras bırakanlarının

adlarına söz konusu taşınmaz bölümünü edindiklerini gösteren herhangi bir tapu

kaydına veya başkaca bir kayda dayanmamışlardır. Nitekim kadastro sırasında da

bu taşınmaz bölümü bir tapu kaydına veya başkaca bir kayda dayalı olmadan

(senetsizden) zilyetlik yoluyla mülk edinmeyi sağlayan kazandırıcı zamanaşımı

koşulları çerçevesinde başvurucuların miras bırakanlarının adlarına tespit

edilmiştir. Dolayısıyla tapulama öncesinde söz konusu taşınmaz bölümüne ilişkin

olarak başvurucuların veya miras bırakanlarının adlarına herhangi bir tapu

kaydının veya taşınmazı edindiklerini ispat eden başka bir belgenin bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

45. Öte yandan somut olayda başvurucuların miras bırakanlarının

lehine yapılan tapulama tespiti kesinleşmeden Orman İdaresince itirazda

bulunulduğu ve yargı kararıyla tespitin iptal edilerek ihtilaflı taşınmaz

bölümünün orman olarak tapuya tesciline karar verildiği dikkate alınmalıdır.

Buna göre söz konusu taşınmaz bölümünün tapulama sonucu başvurucuların miras

bırakanlarının adlarına hiçbir zaman tapuya tescil edilmemiş olduğu

görülmektedir.

46. Başvurucular, esas itibarıyla mülk edinmeyi sağlayan

zilyetlik yoluyla kazandırıcı zamanaşımı koşullarının miras bırakanlarının

yararına gerçekleştiğini ve bu suretle uyuşmazlık konusu taşınmazın mülkiyetini

edindiklerini iddia etmişlerdir. Ancak dava konusu taşınmaz bölümü yönünden

tahdidin olduğu gibi tapu kütüğüne aktarılmasına karar veren Tapulama

Mahkemesinin kesinleşen orman tahdidini esas aldığı gözetilmelidir. Nitekim

tazminat davasında derece mahkemelerince, taşınmaz bölümünün orman olan vasfına

dikkat çekilerek orman alanlarının zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı yönündeki

Anayasa'nın 169. maddesine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir. İlk

derece mahkemesinin kararında yer alan, başvurucuların olay nedeniyle

zararlarının bulunmadığı ve yolsuz tescile dayalı olarak tapu kaydı iptal

edilen kişilerin tazminat davası açamayacakları yönündeki ifadeleri; Yargıtayın 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi

kapsamında devletin kimi durumlarda kadastro hatalarından da sorumlu olması

gerektiği yönündeki kararlarla örtüşmediği için sorunlu görülmüştür. Bununla

birlikte yine ilk derece mahkemesinin de işaret ettiği üzere ormanların

korunması ve geliştirilmesine ilişkin Anayasa'nın 169. maddesi uyarınca

mülkiyetinin devredilmesi yasaklanan devlet ormanlarının zamanaşımı ile mülk

edinilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda somut olayda özellikle uyuşmazlık

konusu taşınmazın orman olduğu olgusu ve orman niteliğindeki taşınmazların

zilyetlik yoluyla edinilmesinin mümkün olmadığı yönündeki derece mahkemelerinin

yorumlarının Anayasa ve kanun hükümlerine dayandığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple

anılan kararın keyfî veya öngörülemez olduğu da söylenemez.

47. Sonuç olarak kesinleşen orman tahdidine göre orman olduğu

belirlenen uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümüne yönelik olarak tapulama

öncesinde başvurucuların tapu veya benzeri bir kayıtlarının bulunmadığı gibi

tapulama sonucu da bu taşınmaz bölümü başvurucular veya miras bırakanlarının

adlarına tapuya tescil edilmemiştir. Ayrıca ilgili Kanun hükümleri ve yargı

kararları karşısında başvurucuların orman olan söz konusu taşınmaz bölümünün

mülkiyetini kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinmeleri de mümkün görülmemiştir.

Dolayısıyla somut başvuru açısından ihtilaflı taşınmaz bölümü yönünden

başvurucuların Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı

kapsamında bir mülklerinin veya yeterli bir hukuki temele dayalı olarak en

azından mülkiyeti elde etme yönünde meşru bir beklentilerinin bulunduğunu

kanıtlayamadıkları anlaşılmaktadır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

nedenleri incelenmeksizin konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

21/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucular

:

1. Ahmet

ERARSLAN

2. Aydın

GÖKBAYRAK

3. Hüseyin

Cahit GÖKBAYRAK

4. Neşe

ERARSLAN

5. Sefer

GÖKBAYRAK

Vekili

:

Av. Ali

ELBEYOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/20273, 21 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Tapulama Tespiti ve
  7. B. Tazminat Davası Süreci
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucuların
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Başvurunun konu bakımından
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Necipoğlu
  17. Gökcan
  18. Erarslan
  19. Gökbayrak
  20. Erarslan
  21. Gökbayrak
  22. Elbeyoğlu
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/20273
Tarih
21 Mart 2018

İlgili Kararlar

  • İdris Baluken Başvurusu (B. No: 2016/41020)
  • Ahmed Sameer Ahmed Başvurusu (B. No: 2017/29336)
  • Kemalali Alesow Başvurusu (B. No: 2017/6334)
  • İlyas Yılmaz Başvurusu (B. No: 2015/1927)
  • Hülya Karacaoğlan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3068)
  • Özer Er Başvurusu (B. No: 2014/11770)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.