İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Gürkan Zirek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/15263)

1. Başvuru; başkasının taşınmazı üzerine yapılan binanın

Başvuru No2017/15263Tarih29 Eylül 2020Okuma14 dk · 2.815 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Gürkan Zirek Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
29 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/15263
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.815 kelime·14 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; başkasının taşınmazı üzerine yapılan binanın

bulunduğu kısmın tescili istemiyle açılan tapu iptali ve tescili davasının

reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi sebebiyle

makul sürede yargılanma hakkının, yargılamayı yapan derece mahkemesi

hâkimlerinin kamu görevinden çıkarılmaları nedeniyle de bağımsız ve tarafsız

bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/2/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucular, murisleri M.Z.nin tapuda A.Ö. adına kayıtlı

olan Diyarbakır'ın Ergani ilçesi Aziziye Mahallesi 904 ada 7 parsel sayılı

taşınmaz üzerine iki katlı bir bina inşa ettiğini belirtmektedirler.

8. Başvurucuların beyanına göre murisleri bu binayı tapu maliki

olan A.Ö.nün bilgisi ve izni ile inşa etmiştir. Ayrıca murisleri ve A.Ö.

arasında bu taşınmazın tapuda kendilerine devredileceğine dair bir anlaşma da

bulunmaktadır.

9. Ergani Belediyesi (Belediye) tarafından düzenlenen 11/11/1997

tarihli yapı kullanma izin belgesinde bu taşınmaz üzerindeki yapı sahibinin

muris M.Z. olduğu belirtilmiştir.

10. Başvurucular, bu taşınmazın A.Ö.nün mirasçıları tarafından

9/12/2010 tarihinde B.A. isimli üçüncü bir kişiye satılarak tapuda

devredildiğini belirtmişlerdir.

11. Başvurucular; murisleri ve önceki malik A.Ö. arasında

yapılan anlaşmaya göre bu taşınmazın kendilerine devredilmesi gerektiğini,

satış işleminin her iki tarafının bu durumu bildiğini, satın alanın dava dışı

ilk malikle birlikte hareket ettiğini ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek

B.A. aleyhine Ergani Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 14/1/2011 tarihinde

tapu iptali ve tescili davası açmışlardır.

12. Taşınmazı satın alan B.A. da aynı Mahkemede başvuruculara

karşı haksız kullanım nedeniyle ecrimisil ve taşınmaza el atmanın önlenmesi ile

binanın kal'ine yönelik dava açmıştır. Mahkemece her iki dava birleştirilerek

yargılamaya devam edilmiştir.

13. Mahkeme 6/3/2014 tarihinde asıl ve birleşen her iki davanın

da reddine karar vermiştir. Asıl davaya yönelik kararın gerekçesinde; davaya

konu taşınmazın tapu kaydında herhangi bir kısıtlayıcı kaydın bulunmadığı,

taşınmazı satın alanın tapu kaydı dışında bir araştırma yapma zorunluluğunun da

olmadığı, başvurucuların davalının kötü niyetli olarak taşınmazı satın aldığına

yönelik iddialarını ispat edemedikleri vurgulanmıştır. Diğer taraftan taşınmaz

üzerinde yer alan binanın başvurucuların murisi tarafından yapıldığına yönelik

bir ihtilaf bulunmadığı ancak davalının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden

kişisel nitelikteki bu hakkın önceki malik A.Ö.ye karşı ileri sürülebileceği

ifade edilmiştir. Birleştirilen dava yönünden ise başvurucuların önceki malikin

izni ve rızası ile inşa edilen binada oturdukları, bu bakımdan kötü niyetli

sayılamayacakları gerekçesiyle davanın reddi gerektiği belirtilmiştir.

14. Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. Yargıtay 14. Hukuk

Dairesi 26/10/2015 tarihinde asıl davadaki tapu iptali ve tescili isteğinin

reddi kararını onamış, birleştirilen davada el atmanın önlenmesi, kal ve

ecrimisil isteğinin reddine dair kararını ise bozmuştur. Daire kararında asıl

dava yönünden çaplı taşınmazlarda başkasının taşınmazına inşaat yapılması

hâlinde kural olarak iyi niyet iddiasının dinlenmeyeceği ve başvurucuların

murisleri ile önceki malik arasında taşınmazın kendilerine devredilmesi yönünde

bir anlaşma olduğu iddiasına yönelik bir delil de sunmadıklarına işaret

edilmiştir.

15. Başvurucular karar düzeltme yoluna başvurmuşlardır. Daire

28/11/2016 tarihinde birleştirilen davanın davacısı B.A.nın yasal temyiz

süresinden sonra temyiz yoluna başvurduğu saptamasında bulunmuş ve

birleştirilen davaya ilişkin 26/10/2015 tarihli bozma kararını kaldırarak,

temyiz itirazlarının süre yönünden reddi ile birleştirilen davanın reddine

ilişkin mahkeme kararını onamıştır.

16. Nihai karar, başvurucular vekiline 12/1/2017 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular 10/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

684. maddesi şöyledir:

"Bir şeye malik olan kimse, o şeyin

bütünleyici parçalarına da malik olur. Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre

asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça

veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan

parçadır."

19. 4721 sayılı Kanun'un 722. maddesi şöyledir:

"Bir kimse kendi arazisindeki yapıda

başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir

başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası

olur.

Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış

olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri

yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini

isteyebilir.

Aynı koşullar altında arazinin maliki de,

rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana

ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir. "

20. 4721 sayılı Kanun'un 723. maddesi şöyledir:

"Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki,

malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür.

Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli

değilse hâkim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine

karar verebilir.

Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli

değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en

az değeri geçmeyebilir."

21. 4721 sayılı Kanun'un 724. maddesi şöyledir:

"Yapının değeri açıkça arazinin

değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve

arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine

verilmesini isteyebilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların İddiaları

23. Başvurucular, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

24. Bireysel başvurular sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.

maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici

madde eklenmiştir.

25. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya

da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

26. Ferat Yüksel

(B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul

sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra

edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce

gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna

başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı

sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden

inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır.

27. Ferat Yüksel

kararında özetle anılan başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması

ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş

şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden

mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün

olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriyle potansiyel

olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu hususunda

değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat

Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi,

ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma

ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna

başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun

ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

28. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Bağımsız ve Tarafsız

Bir Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

30. Başvurucular, yargılamayı yapan hâkimlerin yasa dışı örgüt

üyeliği iddiasıyla kamu görevinden çıkarılmaları nedeniyle adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu gücünün neden

olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı;

bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği ve buna

ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

32. Somut olayda başvurucular yargılama sürecinde görev alan

hâkimlerin yasa dışı örgüt üyeliği iddiasıyla kamu görevinden çıkarıldıklarını,

bu hususun da yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığına zarar verdiğini ileri

sürmekteyse de mahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını ihlal eden hususlara

ilişkin somut açıklamada bulunmamışlar, herhangi bir belge veya bilgi

sunmamışlardır. Bu itibarla ihlal iddiasına ilişkin delillerini sunma, temel

hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki

yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dolayısıyla başvurucular tarafından ileri

sürülen bu iddianın temellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

34. Başvurucular; davaya konu taşınmaz üzerindeki yapının

murisleri tarafından yapıldığını, Belediyenin vermiş olduğu 11/11/1997 tarihli

yapı kullanma izin belgesinin bu durumu doğruladığını, satış işleminin her iki

tarafının da bu taşınmazın kendilerine devredilmesi gerektiğini bildiğini,

satın alanın dava dışı ilk malikle birlikte hareket ettiğini ve kötü niyetli

olduğunu, bu nedenle taşınmazın tapu kaydının kendileri adına tescili

gerekirken Mahkemenin hatalı değerlendirmesi nedeniyle mülkiyet haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

35. Anayasa’nın

"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

36. Somut olayda başvurucuya konu taşınmaz üzerindeki binanın

başvurucuların murisi tarafından inşa edildiği dikkate alındığında

başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülklerinin mevcut olduğu

kuşkusuzdur.

37. Başvuru konusu olayda başvurucuların mülkiyet hakkına

yönelik olarak kamu makamlarınca doğrudan bir müdahale mevcut olmayıp özel

kişiler arası bir uyuşmazlık söz konusudur. Dolayısıyla başvuruda, devletin

mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri yönünden inceleme yapılması

gerekmektedir.

a. Genel İlkeler

38. Mülkiyet hakkının korunmasının devlete birtakım pozitif

yükümlülükler yüklediği hususu Anayasa'nın 35. maddesinin lafzında açık bir

biçimde düzenlenmemiş ise de bu güvencenin sadece devlete atfedilebilen

müdahalelere yönelik sınırlamalar getirdiği, bireyi üçüncü kişilerin

müdahalelerine karşı korumasız bıraktığı düşünülemez. Pozitif yükümlülüklerin

ortaya çıkmasının nedeni gerçek anlamda

koruma sağlanmasıdır. Buna göre anılan maddede bir temel hak olarak

güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde

korunabilmesi yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir. Gerçek

anlamda koruma sağlanması için devletin negatif yükümlülükleri dışında pozitif

yükümlülüklerinin de olması gerekir. Dolayısıyla Anayasa'nın 5. ve 35.

maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitif

yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu bağlamda söz konusu pozitif yükümlülükler,

kimi durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere

mülkiyet hakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasını

gerektirmektedir (Türkiye Emekliler Derneği,

B. No: 2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp

Boynukara, B. No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri

Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limitet Şirketi, B. No: 2014/8649,

15/2/2017, § 43).

39. Devletin pozitif yükümlülükleri, mülkiyet hakkına yapılan

müdahalelere karşı usule ilişkin güvenceleri sunan yargısal yolları da içeren

etkili hukuksal bir çerçeve oluşturma, oluşturulan bu hukuksal çerçeve

kapsamında yargısal ve idari makamların bireylerin özel kişilerle olan

uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir karar vermesini temin etme

sorumluluklarını da içermektedir (Selahattin

Turan, B. No: 2014/11410, 22/6/2017, § 41).

40. Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda tarafların

birbirleriyle çatışan menfaatleri bulunmaktadır. Dolayısıyla tarafların karşı

karşıya gelen menfaatleri çerçevesinde mülkiyet hakkını korumakla yükümlü olan

devletin maddi yükümlülükler ile usule ilişkin pozitif yükümlülüklerini yerine

getirip getirmediği dikkate alınarak sonuca varılmalıdır. Bu bağlamda ilk

olarak belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir kanun hükmünün mevcut olup

olmadığı irdelenmelidir.

41. İkinci olarak başvuruculara mülkiyet hakkına yapılan

müdahaleye etkin bir biçimde itiraz edebilme, savunma ve iddialarını yetkili

makamlar önünde ortaya koyabilme olanağının tanınıp tanınmadığı incelenmelidir.

Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden söz etmemektedir.

Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi bakımından bu

madde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da ifade edildiği üzere mülk

sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekilde

uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin bir

biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesini kapsamaktadır. Bu

değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak yapılmalıdır (Züliye Öztürk, B. No: 2014/1734,

14/9/2017, § 36; Bekir Yazıcı

[GK], B. No: 2013/3044, 17/12/2015, § 71).

42. Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri hem özel kişiler

arasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan birinin kamu gücü

olduğu durumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasının söz

konusu olduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine

getirildiğinden söz edilebilmesi için derece mahkemelerinin kararlarında konu

ile ilgili ve yeterli gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu

zorunluluk davacının bütün iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemekle

birlikte mülkiyet hakkını ilgilendiren davanın sonucuna etkili, esasa ilişkin

temel iddia ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekilde değerlendirilerek

karşılanmasını gerektirmektedir (Kamil

Darbaz ve GMO Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/12563,

24/5/2018, § 52).

43. Son olarak başvurucuların mülkiyet haklarını koruyacak ve

yeterli güvenceler sağlayacak hukuksal mekanizmaların oluşturulup

oluşturulmadığı incelenmelidir. Özel kişilerin mülkiyet haklarının çatıştığı bu

gibi durumlarda bunlardan hangisine üstünlük tanınacağının takdiri, kanun

koyucuya ve somut olayın koşulları gözönünde bulundurularak derece

mahkemelerine aittir. Bununla birlikte her iki tarafın menfaatlerinin mümkün

olduğunca dengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir sonuca

yol açmaması gerekir. Menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan biri

aleyhine bireysel olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmesi, pozitif

yükümlülüklerin ihlali sonucunu doğurabilir. Olayın bütün koşulları ve

taraflara tanınan tüm imkânlar ile tarafların tutum ve davranışları gözönünde

bulundurularak menfaatlerin adil bir şekilde dengelenip dengelenmediği değerlendirilmelidir

(Faik Tari ve Sultan Tari, B. No:

2014/12321, 20/7/2017, § 52).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

44. Başvuru konusu olayda ilk olarak bir başkasına ait taşınmaz

üzerinde bina yapan başvurucuların bu taşınmazın adlarına tescil edilmesi

istemleriyle ilgili belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir kanun hükmünün varlığı hususu

irdelenmelidir.

45. Başvurucular murislerinin taşınmazın önceki malikinin bilgi

ve rızası ile bu binayı inşa ettiğinden iyi niyetli olduğunu belirterek 4721

sayılı Kanun'un 724. maddesine istinaden Mahkemece belirlenecek bedeli

karşılığında taşınmazın kendileri adına tescil edilmesi istemiyle dava

açmışlardır. Bu kanun maddesine göre başkasının taşınmazı üzerine bina inşa

eden kişinin iyi niyetli olması koşuluyla diğer şartların varlığı halinde

taşınmazın kendi adına tescilini isteyebilmesi mümkündür.

46. Somut olayda Yargıtayın başvuruya konu nihai kararında, dava

konusu taşınmaz üzerindeki binanın başvurucuların murisi tarafından inşa

edildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığını ancak çaplı taşınmazlarda

başkasının parseline inşaat yapılması halinde kural olarak iyiniyet iddiasının

dinlenemeyeceğini vurgulanmıştır. Diğer taraftan başvurucuların bu taşınmazın

A.Ö. mirasçıları tarafından kendilerine devredilmesi yönünde her iki muris

arasında anlaşma olduğu yönündeki iddialarına yönelik bir delil sunamadıkları

ifade edilmiştir. Sonuç olarak 4721 sayılı Kanun'un 724. maddesi anlamında iyi

niyetin varlığının kabulünün mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bu durumda

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına konu edilen uyuşmazlığın çözümüne

ilişkin olarak derece mahkemelerince önceden oluşturulan, öngörülebilir,

ulaşılabilir ve belirli nitelikte olduğu anlaşılan bir hukuksal çerçeve

kapsamında delillerin değerlendirildiği ve hukuk kurallarının yorumlanarak

sonuca varıldığı görülmektedir.

47. İkinci olarak başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan

müdahaleye etkin bir biçimde itiraz edebilme, savunma ve iddialarını yetkili

makamlar önünde ortaya koyabilme olanağının onlara tanınıp tanınmadığı

incelenmelidir. Mülkiyet hakkının ihlali iddiasına konu edilen yargılama

sürecinin bütününe bakıldığında başvurucuların kendilerini vekil ile temsil

ettirdikleri, başvuruculara itiraz ve savunmalarını ortaya koyabilme ve

delillerini sunabilme olanağının tanındığı anlaşılmaktadır.

48. Son olarak başvurucuların temliken tescil taleplerinin

reddedilmesinin başvuruculara mülkiyet hakkı yönünden şahsi olarak aşırı ve

olağan dışı bir külfet yükleyip yüklemediği değerlendirilmelidir. Özel

kişilerin mülkiyet haklarının çatıştığı bu gibi durumlarda bunlardan hangisine

üstünlük tanınacağının takdiri, kanun koyucuya ve somut olayın koşulları

gözönünde bulundurularak derece mahkemelerine ait bir yetkidir. Bununla

birlikte her iki tarafın menfaatlerinin mümkün olduğunca dengelenmesi ve

sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir sonuca da yol açmaması gerekir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Abbas

Korkmaz ve diğerleri, B. No: 2014/17715, 9/11/2017, § 48).

49. 4721 sayılı Kanun'un 722. maddesinde ''bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının

malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının

malzemesini kullanırsa, bu malzemenin arazinin bütünleyici parçası olacağı'' belirtilmiştir.

Aynı Kanun'un 724. maddesinde de, ''bu

yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli tarafın uygun

bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının

mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebileceği'' hüküm

altına alınmıştır. Buna göre başkasının taşınmazı üzerine bina yapan

başvurucuların bu taşınmazın kendi adlarına tapuda tescil edilmesi için

öncelikle iyi niyetin varlığını ispat etmeleri gerekmektedir.

50. Başvurucular iyi niyetin varlığına karine olarak

murislerinin taşınmaz malikinin bilgisi dâhilinde ve rızasıyla bu binayı

yaptıklarını iddia etmişlerdir. Ancak somut olayda derece mahkemelerinin aksi

ispat edilemeyen kabulüne göre başvurucular murisleri ile bu taşınmazın eski

maliki arasında taşınmazın kendilerine devredileceğine dair anlaşma bulunduğu

yönündeki iddialarına yönelik soyut beyanları dışında somut bir bilgi ya da

belge sunamamışlardır. Bununla birlikte derece mahkemelerinin başvurucular

yönünden temliken tescil koşullarının oluşmadığı yönündeki değerlendirmelerinde

bariz bir takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

51. Sonuç olarak somut olayda devletin pozitif yükümlülükleri

kapsamında mülkiyetin kullanılmasına ve korunmasına yönelik yeterli

güvencelerin mevcut olduğu, bireysel başvuruya konu kararlarda yer verilen

tespit ve gerekçeler itibarıyla mülkiyet hakkının korunması yükümlülüğü

yönünden başvurucuların usule ilişkin güvencelerden etkin biçimde

yararlanmalarının sağlandığı ve yargısal makamların takdir yetkilerinin sınırının

aşılmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sebeple başvurucuların mülkiyet hakkına

ilişkin şikâyetleri yönünden bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu

anlaşılmıştır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Eşref Uğur ŞENOL Başvurucular : 1. Ahmet Gürkan ZİREK 2. Ayhan ZİREK 3. Erkan ZİREK 4. Gülderen ZİREK 5. Gülseren YILDIZ 6. Mehmet Serkan ZİREK Başvurucular Vekili : Av. Ahmet ODABAŞI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/15263, 29 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adil Yargılanma
  9. B. Mülkiyet Hakkının
  10. B. No: 2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/15263
Tarih
29 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • H.k. Başvurusu (B. No: 2017/20738)
  • Celalettin Altun Başvurusu (B. No: 2019/19754)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Metin Karaoğlanoğlu Başvurusu (B. No: 2020/4369)
  • Abdurahman Şirdenli Başvurusu (B. No: 2019/17243)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Hakan Tokatlıoğlu Başvurusu (B. No: 2018/24939)
  • Emine Dayan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/16401)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.