İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Hilmi Serter Başvurusu (B. No: 2014/10954)

1. Başvuru, tapuya kayıtlı taşınmazın orman olarak tespiti

Başvuru No2014/10954Tarih17 Kasım 2016Okuma14 dk · 2.815 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Hilmi Serter Başvurusu

Karar tarihi
17 Kasım 2016
Başvuru Numarası
2014/10954
R.G. Tarih ve Sayı
20/12/2016-29924
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.815 kelime·14 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tapuya kayıtlı taşınmazın orman olarak tespiti

üzerine açılan davanın reddi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/7/2014 tarihinde Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 8/12/2014 tarihinde kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 22/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık 21/3/2016 tarihinde sunduğu belge ile

mevcut başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararının kendilerine gönderilmesi

hâlinde 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un49/2. ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddeleri uyarınca görüş bildirebileceğini

belirtmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu ve bir diğer davacı tarafından 27/7/1997 tarihinde

Marmara Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davasında,

başvurucu ve diğer davacı, adlarına tapuya kayıtlı olan Balıkesir ili Marmara

Adası Çınarlı köyü Kerenya ve Türkos

mevkiinde bulunan taşınmazın 1987 yılında Orman Kadastro Komisyonu tarafından

orman alanı olarak tespit edildiğini oysa söz konusu taşınmazın 1939 yılında

ihale edilmesi sonucu murisleri R.S. adına tescil edildiğini ve R.S.den kendilerine intikal ettiğini belirtmişler, bu

nedenle davanın kabulü ile Kadastro Komisyonu kararının iptalini istemişlerdir.

8. Yargılama devam ederken üçüncü kişiler tarafından konusu aynı

taşınmaz olan başka davalar da açılmıştır. Bu davalarda davacılar uyuşmazlık

konusu taşınmaz üzerinde ipotek haklarının bulunmasına istinaden icra takibi

başlattıklarını ifade etmiş, dolayısıyla taşınmaz için Maliye Hazinesi adına

yapılan tespitin iptaline karar verilmesini istemişlerdir.

9. Aynı taşınmaza ilişkin Orman İdaresi tarafından açılan iki

ayrı davada da orman olarak tespit edilen taşınmazın tapusunun iptaline,

taşınmaza müdahalenin önlenmesine ve taşınmaz üzerinde bulunan hacizlerin

kaldırılmasına karar verilmesi istenmiştir.

10. Belirtilen yargılamalar devam ederken başvurucu tarafından

konusu aynı taşınmaz olan son bir dava daha açılmış; bu davada başvurucu,

taşınmazın yarı hissesinin diğer mirasçı A.H.S. tarafından T.A.ya satıldığını belirtmiş ancak yasal şuf'a hakkından dolayı T.A. adına kayıtlı tapunun iptali

ile taşınmazın yarı hissesinin kendi adına tescil edilmesini istemiştir.

11. Tümü Marmara Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve aynı

taşınmaza ilişkin olan bu davalar Marmara Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından

birleştirilmiş ve dava E.1997/68 sıra sayısında görülmeye devam edilmiştir.

12. Yargılama safhasında dava konusu taşınmazın tedavüllü tapu kayıtları ve krokileri, taşınmazın bulunduğu

yöreye ait bulunabilecek en eski tarihli memleket haritası, amenajman planları

ve hava fotoğrafları, kadastro tespit tutanakları ile askı ve ilanına ilişkin

bilgi ve belgeler toplanarak incelenmiş; 2002 yılında bir fen bilirkişisi, iki

teknik bilirkişi ve üç mahallî bilirkişi eşliğinde keşif yapılmış; 2010 yılında

üç serbest yüksek orman mühendisi, bir jeoloji mühendisi, bir maden mühendisi

bilirkişileri, bir mahalli bilirkişi, bir fen bilirkişisi ve bir harita

bilirkişisi eşliğinde tekrar keşif yapılmış; bilirkişilerce hazırlanan raporlar

ile düzenlenen harita ve krokiler dava dosyasına dâhil edilmiştir.

13. Yargılama sonunda Marmara Asliye Hukuk Mahkemesi 19/4/2012

tarihli ve E.1997/68, K.2012/50 sayılı kararı ile başvurucu tarafından açılan

davaların reddine, taşınmazın başvurucu ve diğer mirasçı adına kayıtlı olan

tapusunun iptaline, taşınmazın orman niteliği ile Maliye Hazinesi adına tapuya

kayıt ve tesciline hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"...

15. 05.2010 tarihinde

yapılan keşifte hazır edilen bilirkişilere, tapunun 1939 tarihindeki ilk

oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri ile

eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı

uygulatılmış, arazinin sınırları ve komşuları belirlenmiş, taşınmaz evvelinin

maliye hazinesine ait mermer ocağı olduğu, arazinin yer yer çok dik ve sarp

olduğu, topoğrafyasına bağlı olarak gelişmiş sığ toprak yapısı üzerinde

özellikle maki elemanları bulunduğu, arazi üzerindeki çatlaklı kayalık

alanlarda ardıç türleri ile yine derin topraklı alanlarda ardıç ve seyrek

kızılçam ağaçlarının bulunduğu, arazi meyilinin çok

dik olduğu alanlarda yer yer mermer kayalarının açığa çıktığı, aşırı otlatma ve

düzensiz faydalanma neticesinde bitki dokusunun bozuk olduğu anlaşılmış,

Yine bilirkişilerce dosya arasına alınan

memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, kadastro paftası ölçeği

de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın

komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmiş, bu

şekilde çekişmeli taşınmazın konumu çevre parsellerle birlikte haritalar

üzerinde gösterilerek bilirkişilerin onayını taşıyan uygulama ve araştırmaya

dayalı kroki düzenlettirilerek rapor alınmış,

Gerekçeli ve denetime açık olduğu anlaşılıp

hükme esas alınan bilirkişi raporları ve hazırlanan krokilerden de anlaşıldığı

üzere, dava konusu taşınmaz üzerinde 1930 yıllarda maden olarak işletilmiş

çıplak alanların bulunduğu, ayrıca aşırı otlatma ve düzensiz faydalanma

neticesinde bitki dokusunun bozulduğu belirlenmiş, ancak öncesi orman olan bir

yer üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa

dahi bu vasfını kaybetmeyeceği, taşınmazın toprak ve su muhafaza karakteri

itibariyle 1945 Yılında yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa kapsamında

devletleştirmeye konu orman vasfında olduğu anlaşılmıştır.

Ayrıca, taşınmaz deniz kenarında bulunduğundan

jeoloji mühendisine inceleme yaptırılmış, dava konusu taşınmazın kıyı kenar

çizgisi içerisinde kalmadığı, çizginin taşınmazın sınırı üzerinden geçerek

taşınmazın herhangi bir kısmını içerisine almadığı anlaşılmıştır.

Bütün bu anlatımlardan sonra; aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı

bulunan davacılar Hilmi ve E. Serter'in davalarının reddine, birleşen dava

davacısı orman idaresinin davasının kabulüne, birleşen şuf'a

davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, takip

edilmeyen diğer davaların ise açılmamış sayılmasına karar verilerek aşağıdaki

şekilde hüküm tesis edilmiştir.

..."

14. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı başvurucu tarafından

temyiz talebinde bulunulması üzerine temyiz incelemesi yapan Yargıtay 20. Hukuk

Dairesi 20/5/2013 tarihli ve E.2013/1409, K.2013/5784 sayılı ilamı ile onamaya

hükmetmiştir. İlamın ilgili kısımları şöyledir:

"...

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydına dayalı on yıllık

süre içinde açılan ormankadastrosuna itiraz ve

kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve

tesciline ilişkindir.

Çekişmeli

taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 31.07.1987 -

31.01.1988 tarihinde ilan edilerekkesinleşen orman

kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.

İncelenen

dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu

tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak

yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli

taşınmazın öncesinin kızılçam, ardıç maki bitkileri ile kaplı yüksek eğimli

orman sayılan yerlerden olduğu, 4785 sayılı Kanun karşısında davacıların

dayandığı tapu kaydının değerinin bulunmadığı anlaşıldığınagöre,

yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl

ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,

..."

15. Başvurucu bu defa karar

düzeltme talebinde bulunmuş, yapılan değerlendirme sonucu Yargıtay 20. Hukuk

Dairesi 10/4/2014 tarihli ve E.2013/9980, K.2014/4322 sayılı ilamı ile başvurucunun

esasa ilişkin karar düzeltme isteklerinin reddine ancak başvurucunun söz konusu

taşınmaz üzerindeki hâkimiyetinin bir tapu kaydına dayandığı hususu

gözetilmeden hakkında el atmanın önlenmesi hükmünün İlk Derece Mahkemesince

kurulmasının doğru olmadığına hükmetmiş; bu hususun ise İlk Derece Mahkemesi

kararının düzeltilerek onanması yolu ile giderilebileceğini belirterek

20/5/2013 tarihli onama ilamının kaldırılmasına, 19/4/2012 tarihli İlk Derece

Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.

16. Yargıtay 20. Hukuk

Dairesinin 10/4/2014 tarihli düzelterek onama ilamı başvurucuya 3/6/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 1/7/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

18. 9/7/1945 tarihli ve 4785

sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"Bu

kanunun yürürlüğe girdiği tarihte varolan gerçek veya

tüzel özel kişilere, vakıflara ve köy, belediye, özel idare kamu tüzel

kişiliklerine ilişkin bütün ormanlar bu kanun gereğince devletleştirilmiştir.

Bu ormanlar hiç bir işlem ve bildirime lüzum

olmaksızın Devlete geçer."

19. 22/11/2001 tarihli ve

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 1007. maddesi

şöyledir:

"Tapu

sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.

Devlet,

zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.

Devletin

sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde

görülür."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 17/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, kendisine miras yolu ile intikal eden Balıkesir

ili Marmara Adası Çınarlı köyü Kerenya ve Türkos mevkiinde bulunan taşınmazın 1987 yılında Orman

Kadastro Komisyonu tarafından alınan (orman alanı olarak) tespit kararının

iptali için açtığı davanın 1945 yılında yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanun'un

dayanak alınarak reddedildiğini ancak söz konusu taşınmazın murisi adına 1939

yılında tescil edildiğini, 1987 yılındaki Komisyon kararına istinaden taşınmaza

orman niteliği kazandırılmasının maddi gerçekliğe aykırı olduğunu, yargılamada

sadece tek bir bilirkişi heyeti raporuna dayanıldığını, rapora itirazların

dikkate alınmadığını, taşınmazın bulunduğu bölgede başka davaların olup

olmadığı yönünde inceleme yapılmadığını, aynı çevrede bulunan başka

taşınmazların kayıtlarının incelenmediğini, taşınmazın öncesinin orman oluşuna

yönelik sayısal bir verinin aktarılmadığını, bilirkişilerin hesap ve

tespitlerinin hatalı olduğunu, taşınmazın murisçe edinme tarihi itibarıyla en

eski memleket haritası ile hava fotoğraflarının mahallinde uygulanıp hüküm

kurulmadığını, sonuç olarak bu hususlar açıklanmadan karar verildiğini

belirterek gerekçeli karar hakkının; kendisine murisinden intikal eden tapulu

taşınmazın orman olarak nitelendirilip elinden alındığını belirterek mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlallerin tespiti ile kamu makamları

aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

23. Başvurucunun, kendisine miras yolu ile ilgili taşınmazın

1987 yılında Orman Kadastro Komisyonu tarafından orman alanı olarak tespiti

kararının iptali için açtığı davada talebinin 1945 yılında yürürlüğe giren 4785

sayılı Kanun'un dayanak alınarak reddedildiği, ancak söz konusu taşınmazın

murisi adına 1939 yılında tescil edildiği, taşınmaza orman niteliği

kazandırılmasının maddi gerçekliğe aykırı olduğu, yargılamada sadece tek bir

bilirkişi heyeti raporuna dayanıldığı, rapora itirazların dikkate alınmadığı,

taşınmazın bulunduğu bölgede başka davaların olup olmadığı yönünde inceleme

yapılmadığı, aynı çevrede bulunan başka taşınmazların kayıtlarının

incelenmediği, taşınmazın öncesinin orman oluşuna yönelik sayısal bir verinin

aktarılmadığı, bilirkişilerin hesap ve tespitlerinin hatalı olduğu, taşınmazın

murisçe edinme tarihi itibarıyla en eski memleket haritası ile hava fotoğraflarının

mahallinde uygulanıp hüküm kurulmadığı, sonuç olarak bu hususlar açıklanmadan

karar verildiği şikâyetlerinin yargılamanın sonucuna dönük olduğu anlaşılmış;

bu bağlamda ilgili şikâyetlerin adil yargılanma hakkı kapsamında yargılamanın

sonucunun adil olmadığı yönünden incelenmesi uygun görülmüştür.

24. Öte yandan başvurucunun kendisine murisinden intikal eden

tapulu taşınmazın orman olarak nitelendirilip elinden alındığı şikâyetinin

mülkiyet hakkı yönünden ayrıca incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia

25. Başvurucunun bu başlık altında incelenecek şikâyetlerinin

özü Mahkemelerin kanunları hatalı yorumladığı ve yanlış karar verdiği iddiasına

dayandığından bu şikâyetler adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı yönünden incelenmiştir.

26. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin

incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi

tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

27. Bir anayasal hakkın ihlali iddiası içermeyen, yalnızca

derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talep edilen

başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ile Kanun tarafından

Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah.

Reklam. Paz. Bas. Yay. San. Tic. A.Ş., B. No:2012/1056, 16/4/2013, §

34).

28. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz

takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe

Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

29. Somut başvuruya konu yargılama süreci başvurucuya miras yolu

ile intikal eden taşınmazın 1987 yılında Orman Kadastro Komisyonunca orman

alanı olarak tespit edilmesi üzerine başvurucu tarafından Komisyon kararının

iptali istemi ile 27/7/1997 tarihinde Marmara Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde

açılan tapu iptali ve tescil davası ile başlamıştır. Söz konusu dava, aynı

taşınmazın orman olarak tespitinden kaynaklanan ve farklı taraflarca açılan

başka davalarla birleştirilmiş, yargılama bu şekilde sürdürülmüştür. Yargılama

boyunca İlk Derece Mahkemesi taşınmaza ilişkin kayıtları, aynı yöreye ait

memleket haritalarını, amenajman planlarını, hava fotoğraflarını, kadastro

tespit tutanaklarını getirterek incelemiş, 2002 yılında altı kişilik bilirkişi

heyeti ile keşif yapmış; 2010 yılında sekiz kişiden oluşan farklı bir bilirkişi

heyeti ile keşfi tekrarlamış; hazırlanan bilirkişi heyeti raporu ile düzenlenen

harita ve krokileri dava dosyasına dahil etmiş, ayrıca taşınmazın deniz

kenarında bulunduğu hususunu dikkate alarak bir jeoloji mühendisine de inceleme

yaptırmış; nihayetinde gerekçeli ve denetime açık olduğuna kanaat ettiği

bilirkişi raporları ile yargılama kapsamında toplanan diğer delillere dayanarak

başvurucunun taleplerinin reddine yönelik hüküm oluşturmuştur. Bu hüküm temyiz

ve karar düzeltme aşamalarında Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin denetiminden

geçerek kesinleşmiş ve yargılama süreci sona ermiştir (bkz. §§ 7-15).

30. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 33. maddesi gereği hukukun uygulanması ve yorumlanması hâkimin resen

gözeteceği bir husustur (Şerafettin Eken ve

diğerleri, B. No: 2013/1902, 24/6/2015, § 36). Somut olayda da İlk

Derece Mahkemesi, 1997 yılında açılan dava ile başlayan yargılama sürecinde

başvurucunun taleplerini topladığı deliller ile ulaştığı sonuca göre

reddetmiştir. Ret kararı da temyiz ve karar düzeltme aşamalarında Yargıtay

denetiminden geçerek kesinleşmiştir.

31. Açıklanan nedenlerle başvurucunun adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermediği anlaşıldığından başvurucunun bu

şikâyetlerinin diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Taşınmazın Orman Olarak Tespit Edilmesi

Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucu kendisine miras yolu ile intikal eden taşınmazın

orman olarak tespit edilmesi sonucunda tapunun iptal edilmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Anayasa’nın 35. maddesinde herkesin mülkiyet hakkına sahip

olduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği,

mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme

bağlanmıştır.

34. Mülkiyet hakkı, kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma ve tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı verir

(AYM, E.2011/58, K.2012/70, 17/5/2012).

35. Anayasa'da mülkiyet hakkının kapsamı diğer bazı maddelerde

yer alan hükümlerle çerçevelenmiştir. Bu bağlamda ormanlara ilişkin 169. ve

170. maddelerde Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı

güvencesinin çerçevesini belirleyen kurallar yer almaktadır (AYM, E.2011/18,

K.2012/53, 11/4/2012).

36. Temel bir değer olarak çevrenin korunması ve herkesin

çevreden eşit şekilde yararlanma hakkının bir uzantısı olarak Anayasa'nın 169.

maddesinde ormanların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtilerek

bu alanlarda özel mülkiyet yasaklanmıştır. Bu nedenle belli bir sürenin

geçmesiyle söz konusu alanlarda özel mülkiyet edinilmesi olanaklı değildir

(AYM, E.2009/31, K.2011/77, 12/5/2011).

37. Mülkiyet hakkı mutlak bir hak olmayıp kamu yararı amacıyla

sınırlandırılabilir, bu sınırlandırmanın ölçülü ve orantılı olması gerekir.

Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hem kıyılar hem de ormanlarla

ilgili kararlarında, kadastro tespiti ya da satın alma yoluyla tapulu

taşınmazları edinen kişilerin tapularının kıyı kenar çizgisi ya da orman alanı

içinde kaldığı gerekçesiyle ve herhangi bir tazminat ödenmeksizin iptal

edilmesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ek 1 No.lu Protokol'ün 1.

maddesinin ihlali olarak nitelendirmiştir. AİHM bu kararlarında çevrenin

korunmasına ilişkin kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkının korunması

arasında makul bir dengenin bulunması gerektiğini belirterek karşılığı

ödenmeksizin mülkiyet hakkına müdahale edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır (N.A. ve diğerleri/Türkiye, B. No: 37451/97,

11/10/2005, § 41).

38. Ormanların korunması amacıyla mülkiyet hakkına müdahale

edilmesi meşru olmakla birlikte bu kamusal külfetin tamamının mülk sahiplerine

yüklenemeyeceği ve kanun koyucunun buna uygun çözüm yolları bulması gerekeceği

açıktır (AYM, E.2009/31, K.2011/77, 12/5/2011).

39. 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi

tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devletin sorumlu olduğunu,

zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere devletin rücu edebileceğini hüküm

altına almıştır.

40. Başvuru konusu somut olayda başvurucuya -murisinin 1939

yılında gerçekleşen kazanımının ardından- miras yolu ile intikal eden tapulu

taşınmazın 1987 yılında verilen Orman Kadastro Komisyonu kararı ile orman

sınırlarında olduğunun tespit edildiği, başvurucu tarafından bu kararın iptali

istemiyle açılan davanın ise reddedildiği, yargılamanın sonunda taşınmazın

başvurucu ve diğer mirasçı adına kayıtlı tapusunun iptal edilip taşınmazın

orman niteliği ile idare adına tapuya kayıt ve tescil edildiği görülmektedir.

41. Tapu işlemleri kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak

birbirini takip eden ve bir bütün oluşturan işlemler olduğundan bu aşamalardaki

işlemlerden doğan zararlardan 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine

göre devletin sorumluluğu olduğunun kabulü gerekir. Burada devletin kusursuz

sorumluluğu söz konusu olabilir. Sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve doğru

tutulacağını taahhüt eden devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan

doğan zararları da ödemekle yükümlüdür (Nazmiye

Akman, B. No: 2013/1012, 16/4/2013, § 25).

42. Tapu işlemleri nedeniyle zarar görenler, 4721 sayılı

Kanun'un 1007. maddesi gereğince zararlarının tazmini

için 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi gereğince

on yıllık zamanaşımı süresinde Hazine aleyhine adli yargıda dava açabilirler (Nazmiye Akman, § 27). Ancak kendisine

miras yolu ile intikal eden taşınmazın murisi tarafından 1939 yılında ihale

yolu ile edinildiğini ileri süren başvurucunun 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayanarak tazminat davası açtığına dair herhangi

bir bilgi veya belgenin bireysel başvuru dosyası kapsamında sunmadığı

görülmektedir. Bu anlamda ihlale neden olduğu ileri sürülen iddiaya ilişkin

olarak idari ve yargısal yollara başvurulmadığından başvuru yollarının usulünce

tüketildiği söylenemez.

43. Açıklanan nedenlerle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasının yetkili derece mahkemeleri önünde tanınan başvuru yolları

tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Taşınmazın orman olarak tespit edilmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

17/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör Yrd. : İsmail Emrah PERDECİOĞLU Başvurucu : Ahmet Hilmi SERTER Vekili : Av. Mustafa Eren MİT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10954, 17 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Yargılamanın sonucu
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10954
Tarih
17 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Betül Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/9594)
  • Nusreddin Ertürk Başvurusu (B. No: 2014/6324)
  • Nuri Karaca Başvurusu (B. No: 2014/11997)
  • Kadir Kırgıl ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13796)
  • S. S. Başvurusu (B. No: 2014/8479)
  • Vejdin Dinç Başvurusu (B. No: 2014/12443)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.