İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kadir Kırgıl ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13796)

1. Başvuru, Vakıflar Genel Müdürlüğünce mülkiyeti Antalya Kepez

Başvuru No2014/13796Tarih17 Kasım 2016Okuma20 dk · 4.078 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kadir Kırgıl Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
17 Kasım 2016
Başvuru Numarası
2014/13796
R.G. Tarih ve Sayı
6/12/2016-29910
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.078 kelime·20 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Vakıflar Genel Müdürlüğünce mülkiyeti Antalya Kepez

Belediye Başkanlığına (Belediye) devredilen taşınmazların Belediye Meclisi

kararıyla zilyetlik sahibi kişilere satılmasına karar verilmesine ve bu

kapsamda satış bedelinin ödenmesine rağmen Belediyece taşınmaz tapusunun

verilmemesi sebebiyle mülkiyet hakkının; aynıdurumda

olan başka kişilere tapu verilmesi sebebiyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. 2014/13796 numaralı bireysel başvuru 4/8/2014 tarihinde

Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi, 2014/13717 numaralı bireysel başvuru ise

15/8/2014 tarihlerinde Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvuruların Komisyonlara sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliklerinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca 31/3/2015 ve

21/5/2015tarihlerinde, başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde, başvuruların

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 22/3/2016 tarihli yazısında görüş

sunulmamıştır.

6. Anayasa Mahkemesi tarafından 2014/13717 başvuru numaralı

dosyanın konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/13796 başvuru numaralı

dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/13796 başvuru numaralı dosya

üzerinden yürütülmesine ve 2014/13717 numaralı bireysel başvuru dosyasının

kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Belediye, Vakıflar Genel Müdürlüğüne gönderdiği 28/7/1994

tarihli yazı ile Vakıflar Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde bulunan ancak

gecekondu işgali altında olan bir kısım taşınmazların Belediyeye devrini talep

etmiş; bu kapsamda Antalya ili Kepez ilçesi Habipler Mahallesi 26721 ada 1

sayılı imar parselinde kayıtlı (eski: 370 sayılı kadastro parseli) taşınmaz ile

yine Belediye sınırları içinde bulunan bir kısım taşınmaz Vakıflar Meclisinin

8/12/1995 tarihli ve 1264/1299 sayılı kararı ve Devlet Bakanlığının 13/12/1995

tarihli oluru ile Belediyeye devredilmiştir.

9. Belediye Meclisinin 24/6/1996 tarihli ve 90 sayılı kararı ile

Belediye sınırları içinde bulunan Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait taşınmazların

Belediyeye devrinin 13/12/1995 tarihinde imzalanan protokol ile gerçekleştiği,

taşınmazlarda zilyet olan kişilere bedeli karşılığı 20/7/1966 tarihli ve 775

sayılı Gecekondu Kanunu ile 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu

Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar

Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun çerçevesinde hisse

tahsis yoluyla ortaklık verilmesi bakımından Belediye Başkanlığı ve Belediye

Encümenine yetki verilmesinin uygun olduğu belirtilmiştir.

10. Belediye Encümeninin 9/3/2004 tarihli ve 209-218 sayılı

kararları ile Vakıflar Genel Müdürlüğünden devri gerçekleşen parseller

üzerinde, dosyası olan ve zeminde gecekonduları bulunan şahısların 1996 ile

1999 yılları arasında taksitler hâlinde arsa bedelini ödedikleri belirtilerek

2981 sayılı Kanun ile bu Kanun'da değişiklik yapan 22/5/1986 tarihli ve 3290

sayılı, 18/5/1987 tarihli ve 3366 sayılı Kanunlar gereği hak sahibi niteliği

taşıyan, isim ve soy isimleri belirtilen gecekondu sahiplerine gecekondularının

bulunduğu parsellerdeki hisselerin tahsis edilmesine karar verilmiştir.

Başvurucuların isim ve soy isimleri kararlarda belirtilen kişiler arasında

bulunmamaktadır.

11. Başvurucular; 26721 ada 1 sayılı imar parselinde kayıtlı

(eski: 370 sayılı kadastro parseli) taşınmazda zilyet olduklarını, Belediye

Meclisinin 24/6/1996 tarihli ve 90 sayılı kararına istinaden taşınmazın bir

bölümü için 1996 ile 1999 yılları arasında Belediyeye satış bedeli

ödediklerini, tapu kaydının verilmesi için Belediyeye başvurduklarını ancak

sonuç alamadıklarını, kendileri ile aynı durumda olan kişilere Belediye

Encümeninin 9/3/2004 tarihli kararlarına istinaden tapu verildiğini belirterek

26721 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 5.000 m2sine karşılık gelen hisselerinin

tapu kaydının iptali ile kendi adlarına tapuya kayıt ve tesciline, bunun mümkün

olmaması hâlinde ödenen bedelin denkleştirici adalet

ilkesi gereği tespit edilecek karşılığı olan bedelden şimdilik belli bir

kısmının yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle Belediye

aleyhine 22/4/2011 tarihinde ayrı ayrı dava açmışlardır.

12. a) Başvuruculardan Kadir Kırgıl ve

Durkadın Kırgıl tarafından

Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın yapılan yargılaması

sonucunda Mahkemenin 16/11/2012 tarihli ve E.2011/182, K.2012/572 sayılı kararı

ile bedel yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, davanın ıslah edilmiş

olması da dikkate alınarak 108.681,20 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek

yasal faiziyle birlikte başvuruculara ödenmesi yönünde hüküm kurulmuştur.

Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... davacılar dava konusu 26721 ada 1

parselde kayıtlı taşınmazda ki davalının hissesinin 5000 m²'ye karşılık gelen

kısmının iptalini talep ve dava etmişler ise de tapu kaydı incelenmesinde dava

konusu taşınmazın yüz ölçümünün6470m² olduğunu davalının taşınmazda 592/647

oranında hissedar olduğu yine taşınmazda davalı dışında üç hissedarın malik

olduğu görülmekle davacıların tapu iptal tescil davasının reddine karar vermek

gerekmiş, davacıların tazminat davası yönünden yapılan yargılamada belediye

başkanlığından gelen yazı cevapları ve Emlak Müdürlüğü'nün Hukuk İşleri

Müdürlüğü'ne gönderdiği 16.05.2010 tarihli yazı cevabı dikkate alındığında

davacılardan gecekonduları bulunmamasına rağmen gecikme zammı ile birlikte arsa

bedeli olarak farklı tarihlerde toplam 5.512,00-TL alındığının beyan edilmesi

davacı tarafa da arsa tahsis edildiğine ilişkin davalı tarafça dosyaya herhangi

bir kayıt ve belge ibraz edilmemesi karşısında davacıların yatırdığı miktar

kadar davalı sebepsiz zenginleşmiştir. ... teknik bilirkişilerin 14.03.2012

tarihli raporlarında davacıların arsa bedeli olarak davalıya ödemiş olduğu

5.512,00-TL'nin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca

ulaşacağı miktarın 108.681,20-TL olacağının beyan edilmesi bu miktar üzerinden

davacıların davasını ıslah etmesi davacıların zararının karşılandığına ilişkin

davalı tarafça dosyaya herhangi bir kayıt ve belge ibraz edilmemesi karşısında

davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş (tir) ..."

b) Başvuruculardan Muhammet Soytürk tarafından Antalya 8. Asliye

Hukuk Mahkemesinde açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda ise Mahkemenin

7/6/2012 tarihli ve E.2011/170, K.2012/235 sayılı kararı ile bedel yönünden

davanın kabulüne karar verilmiş; davanın ıslah edilmiş olması da dikkate

alınarak 83.530,13 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle

birlikte başvurucuya ödenmesi yönünde hüküm kurulmuştur. Kararın gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"... 370 sayılı kadastro parselinin imar

görmesiyle çeşitli parsellere ayrıldığı, davacının kullandığı yerin 26721 ada 1

parsel olduğu ve bu parselin de davacı dışında ve davalı dışında 3. kişiler

adına tapuda kayıtlı olduğu, Kepez Belediyesi meclis kararının verildiği 1996

tarihinde de 370 parselin tapuda kayıtlı bir parsel olduğu, söz konusu parselde

bulunan ve davacı tarafından kullanılan bölümün davacıya satışına ilişkin

davalı belediye ile davacı arasında yazılı bir sözleşmenin (tapuda yapılmış bir

sözleşme yada noter sözleşmesi) bulunmadığı bu durumda meclis kararına dayalı

olarak yapılan ödemelerin geçerli bir alım satım sözleşmesine dayalı yapılmış

bir ödeme olmadığı, davalı belediyenin meclis kararına rağmen davacıya 370

parselden hisse satmaması nedeniyle davacının satış bedeli olarak ödediği

parayı denkleştirici adalet ilkesine göre geri

isteyebileceği anlaşılmaktadır. Davacı belediye meclis kararı ile gecekondusu

bulunan kişilere gecekondusunun bulunduğu yer için 2981 sayılı yasa kapsamında

yer satmaya karar verdiği ancak davacının 370 parsel içerisinde gecekondusunun

bulunmadığı taşınmazı o tarihte tarla olarak kullandığı bu sebeple sonradan

2004 yılında alınan encümen kararı ile taşınmazın gecekondusu bulunan kişilere

satılmasına karar verildiğinden davacıya hisse verilemediği ancak davacının bu

arada kendisine hisse satılacağı düşüncesiyle davalı belediye tarafından

belirlenen taksitleri belediyeye ödediği, ödediği miktarın bilirkişi ...

raporuna göre, ...dava tarihindeki değerinin 83.530,13 TL olduğu görülmüştür.

...

Davacı dava dilekçesinde 18.000 TL nin davalıdan tahsilini istemiş ise de davanın devamı

sırasında davasını ıslah etmiş ve ıslah harcını da yatırdıktan sonra davanın

83.530,13 TL üzerinden kabulünü talep etmiştir. ... Toplam ödeme miktarı

4.500.000.000 TL dir. Yani yeni TL ile ödenen miktar

4.500 TL dir. Ödenen bu miktarlar konusunda taraflar

arasında çekişme bulunmamaktadır. Çekişme bu paranın ne şekilde iade edileceği

ve iade edilip edilmeyeceği konusundadır. ... 24/06/1996 tarihli 90 sayılı

belediye meclis kararı ve 05/09/2005 tarihli 291 sayılı yine Kepez Belediye

meclisi kararlarında belediyenin 2981 sayılı ve 775 sayılı yasalar

doğrultusunda gecekondu sahiplerine hisse tahsis etme kararı aldığı ve bu

tahsis kararı nedeniyle davacının bu paraları yatırdığı, yatırılan paraların

makbuzlarında davalı belediyenin arsa taksimi yada taksitle yapılan mal satışı

ibarelerini kullanarak parayı belediye kasasına aldığı bu durumda belediyenin

davacıya hisse satışı yapmak için parayı aldığı ...., davacının yatırdığı

parayı geri isteyebileceği, davacı her ne kadar kendisine tahsis yapılmayan

taşınmazın rayiç değerinin ödenmesini istemiş ise de, davalı belediye ile az

yukarıda belirtildiği gibi davacı arasında yapılmış geçerli bir alım satım

sözleşmesi bulunmamaktadır, yine geçerli bir satış vaadi sözleşmesi de yoktur.

Bu durumda davacı davalıya yaptığı ödemeleri dava tarihindeki denkleştirici adalet ilkesine göre ulaştığı değere göre

isteyebileceği, bilirkişi (nin) ... yaptığı

hesaplamaların döviz, altın, tüketici ve üretici fiyat endeksi, fiyat

artışları, banka mevduat faiz oranları üzerinden yapılmış olması sebebiyle

hüküm kurmaya elverişli olduğu bu sebeple davacının davasının kabulüne ve 4.500

TL nin dava tarihindeki ederi olan 83.530,13 TL nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine ve dava

tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar vermek gerekmiştir."

13. Temyiz üzerine Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen

hükmün Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17/12/2013 tarihli ve E.2013/944,

K.2013/19310 sayılı ilamıyla; Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen

hükmün Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 24/3/2014 tarihli ve E.2013/16524,

K.2014/3959 sayılı ilamıyla onanmalarına karar verilmiştir.

14. Karar düzeltme istemleri ise Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin

3/6/2014 tarihli ve E.2014/6401, K.2014/11324 sayılı, Yargıtay 14. Hukuk

Dairesinin 30/6/2014 tarihli ve E.2014/8571, K.2014/8775 sayılı ilamlarıyla

reddedilmiştir.

15. Kararlar, başvuruculardan Kadir Kırgıl

ve Durkadın Kırgıl'a

4/7/2014 tarihinde Muhammet Soytürk'e 16/7/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvuruculardan Kadir Kırgıl ve Durkadın Kırgıl 4/8/2014

tarihinde, diğer başvurucu Muhammet Soytürk ise 15/8/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 775 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Gecekonduların ıslah, tasfiye ve önleme

bölgeleri içinde bulunan binalı ve binasız vakıf taşınmaz mallardan 3 üncü

maddenin ikinci fıkrası kapsamı dışında kalanları, bu kanunda belirtilen

amaçlarda kullanılmak üzere, aşağıdaki şartlarla ve genel hükümlere göre bedeli

ödenmek suretiyle ilgili belediyelerin mülkiyetine geçer:

a) Arazi ve arsaların bedeli; bulunduğu şehir,

kasaba ve bölgenin özellikleri, yapılmış ve yapılacak kamu hizmet ve

tesislerinin durumu vesair hususlar da gözönünde bulundurularak, ilgili belediye ve Vakıflar

İdaresi arasında anlaşma yolu ile tesbit edilir.

b) Bu arazi ve arsalar üzerinde Vakıflar

İdaresine ait herhangi bir yapı bulunduğu takdirde, bu yapının bedeli ayrıca

hesaba katılır.

c) Bedele ait anlaşmazlıklar mahalli asliye

hukuk mahkemelerince basit muhakeme usulü ile hallolunur.

Bu anlaşmazlıklar tapu tesciline engel olamaz."

18. 775 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi şöyledir:

"Bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce,

kendisine ait olmıyan ve bu kanun mucibince

belediyelerin mülkiyetine geçecek olan veya esasen belediyelere ait bulunan

arazi ve arsalar üzerinde, bağ, bahçe ve meyvalık

yetiştirmiş olanların bu tesis yerleri imar planına uymadığı takdirde, muhtesatının belediyece takdir edilecek bedelleri ödenerek,

ilgileri kesilir.

İlgililer takdir olunan bedele karşı 21 inci

maddede belirtildiği şekilde itirazda bulunabilirler."

19. 775 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

"Gecekondu ıslah bölgelerinde bulunup

belediyelere ait olan veya bu kanun uyarınca belediyelerin mülkiyetine geçmesi

gereken arazi ve arsalar üzerinde, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce

yapılıp 16 ve 17 nci maddelere göre tesbit edilmiş bulunan gecekonduların konut olarak

kullanılanlarından imar ve ıslah planları ve mevzuat icaplarına göre olduğu

gibi veya değiştirilerek korunması gerekenlere, 30 uncu madde gereğince

gecekondusunu tamir ve ıslah ettiği takdirde, yapılacak imar planlarına ve

hazırlanacak parselasyona uygun olarak, bedeli mukabilinde tapuları

verilir."

20. 2981 sayılı Kanun'un 9. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"a) Müstakilen

kendisine ait arsa üzerinde imar mevzuatına aykırı yapı yapılmış ise;

1. Yapı, korunacak durumda ise, müracaat

dilekçesine ekli tespit ve değerlendirme belgelerine göre gerekli harçlar

tahsil edilmek suretiyle hemen,

2. Yapı, ıslah edilerek korunacak durumda ise,

ıslah edildikten sonra hemen,

Yapı ruhsatı veya kullanma izni verilir.

...

b) Hazine, belediye, il özel idarelerine ait

veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare ettiği arsa veya arazileri üzerine

yapılmış gecekondular (a) fıkrasındaki hükümlere tabi olup, arsa bedeli ilgili

kuruluşa peşin veya en geç 4 yıl içinde oniki eşit

taksitle, bu Kanun hükümlerince çıkarılacak Yönetmelikte belirtilen esaslara

göre ödenir....

(Ek : 18/5/1987 - 3366/3 md.)

775 sayılı Gecekondu Kanununa göre sağlanan ve bu Kanun uygulamasında

kullanılan arazilerin arsa bedelleri de, Kanun uyarınca kurulan ilgili fon

hesabına yatırılır. Tahakkuk ettirilmiş, ancak henüz tahsil edilmemiş olanlar

için de bu hüküm uyarınca işlem yapılır."

21. 2981 sayılı Kanun'un 10. maddesi ilgili bölümü şöyledir:

"a) Bu Kanun hükümlerine göre hazine,

belediye, il özel idaresine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare ettiği

arsa veya araziler üzerinde, gecekondu sahiplerince yapılmış yapılar, 12 nci madde hükümlerine göre tespit ettirildikten sonra,

kayıt maliki kamu kuruluşunca bu yer hak sahibine tahsis edilir ve bu tahsisin

yapıldığı tapu sicilinin beyanlar hanesinde gösterilerek ilgilisine "Tapu

Tahsis Belgesi" verilir.

Tapu tahsis belgesi, ıslah imar planı veya

kadastro planları yapıldıktan sonra hak sahiplerine verilecek tapuya esas

teşkil eder.

(Ek : 18/5/1987 - 3366/4 md.)

Ancak islah imar planı veya kadastro planları ile

belirlenen alanlarda tapu tahsis belgesi yerine hak sahiplerine doğrudan

tapuları verilebilir."

22. 2981 sayılı Kanun'un 13. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Tapu tahsis belgesi verilen gecekondular

hakkında aşağıdaki uygulamalar yapılır.

...

b) (Değişik : 22/5/1986 - 3290/6 md.) Hazine, belediye, il özel idarelerine ait veya

Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde olan veya bu Kanun uyarınca

mülkiyetlerine geçen arsa veya araziler üzerinde, ıslah imar planları ile

meydana getirilen imar parselleri içinde hak sahiplerine, yapılarının işgal

ettiği arazi de dikkate alınarak ıslah imar planında getirilen ölçülere uygun

şekilde arsa veya hisse tahsis edilir. Gecekondusu muhafaza edilemeyen hak

sahiplerine aynı bölgede veya diğer gecekondu ıslah veya önleme bölgesinde

başka bir arsa veya hisse verilir. Tahsis edilen arsa veya hissenin bedeli 4/11/1983

tarih ve 2942 sayılı Kanun veya 6/6/1984 tarih ve 3016 sayılı Kanuna göre

tespit edilir."

23. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun237.

maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi

için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır.

Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım

sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 17/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

25. Başvurucular, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından mülkiyeti

Belediyeye devredilen taşınmaz üzerinde kendilerinin zilyet olduğu kısımları

satın almak amacıyla Belediyeye satış bedeli ödemiş olmalarına rağmen

Belediyece tapuların devredilmediğini, bu durum sebebiyle maddi zarara

uğradıklarını, kendileri ile aynı durumda olan bazı üçüncü kişilere tapular

devredilirken kendilerine tapu verilmediğini belirterek Anayasa'nın 10. ve 35.

maddelerinde tanımlanan eşitlik ilkesi ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüşler; taşınmazın tapusu devredilmeyen kısmının Belediye adına olan

tapu kaydının iptali ile kendileri adına tesciline karar verilmesi talebinde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, mülkiyet hakkıyla bağlantılı

olarak eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak

başvurucuların eşitlik ilkesiyle ilgili olarak kendilerine Anayasa’nın 10.

maddesinin ilk fıkrasında sayılan hangi nedene dayalı olarak ayrı muamele

yapıldığından bahsetmedikleri, hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz kaldıklarına

dair somut bir bilgi veya belge sunmadıkları görülmektedir.

27. Bu durumda başvurucuların şikâyetlerinin özünün mülkiyeti

Belediyeye ait bulunan taşınmazda zilyet olunan kısımların satın alınması için

satış bedeli ödenmiş olmasına rağmen ilgili kısımların tapularının

devredilmemiş olmasına ilişkin olduğu ve bahsedilen şikâyetin mülkiyet hakkına

yönelik bulunduğu anlaşıldığından şikâyet, mülkiyet hakkı kapsamında

değerlendirilmiş; eşitlik ilkesi yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

28. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca bir anayasal hak

ihlali iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde

olabilmesi için başvurucu tarafından dayanılan hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerden olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

(Sözleşme) ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında yer

alması, ayrıca başvurucunun ihlal iddiasına temel alınan hakkın kapsamına giren

korunmaya değer bir menfaatinin bulunması gerekir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 31).

29. Anayasa'nın 35. maddesi ile Sözleşme'ye

ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamında Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı, kapsam itibarıyla 22/11/2001 tarihli

ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer alan mülkiyet kavramı ile sınırlı

olmamakla birlikte taşınmaz mülkiyetinin Anayasa'nın 35. maddesindeki güvence

kapsamına girdiğine kuşku yoktur. Buna göre somut olayda Anayasa'nın 35.

maddesi kapsamındaki hakkının ihlal edildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir

hakkın varlığını kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle öncelikle başvurucunun,

Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir

menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi

gerekir (İhsan Vurucuoğlu,

B. No: 2013/539, 16/5/2013, §§ 30, 31).

30. Nitekim bireysel başvuru yoluyla mülkiyet hakkının ihlali

iddiasının ileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu "sahip olunan bir mülk"e ihlal sonucunu doğuracak bir müdahalenin

bulunması gerekmektedir (Selçuk Emiroğlu,

B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 26).

31. Öte yandan "sahip olunan şey" kavramı, Sözleşme ve

Anayasa'daki düzenlenmeler açısından özerk bir kavram olarak ele alınıp

değerlendirilmektedir. Dolayısıyla bu konudaki değerlendirmeler gerek Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve gerekse Anayasa Mahkemesi tarafından

mevzuattan bağımsız olarak değerlendirilmektedir (Selçuk Emiroğlu,§ 27).

32. Belli durumlarda bir "ekonomik değer" veya icrası

mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru bir

beklenti", Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet

hakkının güvencesinden yararlanabilir. Meşru beklenti; makul bir şekilde ortaya

konmuş, icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir

kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve

istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki

bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta

mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin

kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, § 37).

33. Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında

olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde

iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tanınma mevzuat

hükümleri ve yargı kararları ile yapılabilecektir (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.,

B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37).

34. Somut olayda başvurucular, mülkiyeti Vakıflar Genel

Müdürlüğünden Belediyeye devredilen taşınmazın zilyetliklerinde bulundurdukları

kısmını satın almak için Belediyeye satış bedeli ödemiş olmalarına rağmen

taşınmazın ilgili kısımlarının kendi adlarına tapuya tescilinin sağlanmadığını

belirterek Mahkemelerden öncelikle ilgili kısımların mevcut tapu kayıtlarının

iptali ile kendi adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi yönünde

talepte bulunmuşlardır. Bu durumda kendi adlarına tapu iptali ve tescil

taleplerinin yerine getirilmemesi dolayısıyla mülkiyet haklarının ihlal

edildiğinden şikâyet eden başvurucuların öncelikle böyle bir haklarının var

olduğunu veya en azından meşru bir beklenti kapsamında mülkiyet haklarının

bulunduğunu kanıtlamaları gerekmektedir.

35. Daha önce Vakıflar Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde bulunan

taşınmazın 13/12/1995 tarihinde imzalanan protokol kapsamında mülkiyetinin

Belediyeye devredildiği ve daha sonraki aşamalarda taşınmazın bir kısmının

başvurucular dışında üçüncü kişiler adına tapuda kayıt ve tescil edildiği

anlaşılmaktadır. Bu bakımdan uyuşmazlık konusu taşınmaz yönünden başvurucu

adına düzenlenen bir tapu kaydının bulunmadığı ve taşınmazın mülkiyetinin

kısmen Belediye ve üçüncü kişilere ait bulunduğu tartışmasızdır. Nitekim

başvurucular tarafından da uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin olarak daha önce

kendileri lehine oluşmuş bir tapu kaydından bahsedilmemiştir.

36. Öte yandan başvurucular, fiilî kullanım yönünden kendi

zilyetliklerinde bulunduğunu iddia ettikleri taşınmazın bir bölümü için

mülkiyetin kendilerine verileceği beklentisi ile Belediyeye bedel ödemiş

olmalarına rağmen tapu verilmemesinin mülkiyet haklarını ihlal ettiğini ileri

sürmüşlerdir. Bu bakımdan başvurucuların iddialarının mevzuat hükümleri ve

yargısal içtihatlar kapsamında desteklenip desteklenmediği husus irdelenerek

iddiaların Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında güvence sağlayabilecek

yeterlilikte meşru beklenti oluşturup oluşturmadığının ayrıca değerlendirilmesi

gerekmektedir.

37. Başvuru konusu olayda Belediyenin 28/7/1994 tarihli yazısına

istinaden Vakıflar Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde bulunan ancak gecekondu

işgali altında bulunan bir kısım taşınmazın 13/12/1995 tarihli protokol

kapsamında mülkiyetinin Vakıflar Genel Müdürlüğünden Belediyeye devri hususunda

protokol imzalanmış (bkz. §§ 8, 9); bu aşamadan sonra söz konusu taşınmazların

775 ve 2981 sayılı Kanunlar kapsamındaki düzenlemelere uygun olarak

taşınmazlarda zilyet olan kişilere bedeli karşılığında tahsisi yönünde

Belediyece kararlar alınmıştır (bkz. §§ 9, 10). Buna göre Belediyece alınan

tahsis kararlarının temelinde 775 ve 2981 sayılı Kanunlar kapsamındaki

düzenlemelerin yer aldığı anlaşılmaktadır.

38. 775 sayılı Kanun'un 4. maddesinde gecekondu ıslah, tasfiye

ve önleme bölgeleri içinde bulunan ve bu maddede belirtilen vakıf taşınmaz

mallarının 775 sayılı Kanun'da belirtilen amaçlarla kullanılmak üzere bedeli

ödenmek suretiyle Belediyelerin mülkiyetine geçeceği hükme bağlanmıştır.

39. Aynı Kanun'un geçici 2. maddesinde kişinin kendisine ait

olmayan, bu Kanun uyarınca belediyelerin mülkiyetine geçecek olan veya

belediyelere ait bulunan arazi ve arsalar üzerinde bağ, bahçe, meyvelik olması

ve bu yerlerin imar planına uymaması hâlinde muhtesatın

belediyece takdir edilecek bedelleri ödenerek ilgililerin bu yerlerle

ilişiklerinin kesileceği düzenlenmiş; aynı Kanun'un geçici 5. maddesinde ise

gecekondu ıslah bölgelerinde bulunup belediyelere ait olan veya bu Kanun

uyarınca belediyelerin mülkiyetine geçmesi gereken arazi ve arsalar üzerinde

Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan, Kanun'un ilgili maddelerince

tespit edilmiş bulunan ve konut olarak kullanılan gecekondulardan imar ve ıslah

planları ve mevzuat icaplarına göre olduğu gibi veya değiştirilerek korunması

gerekenlere, tamir ve ıslah edilmeleri hâlinde imar planları ve hazırlanacak

parselasyonlara uygun olarak bedeli karşılığında tapularının verileceği hüküm

altına alınmıştır. Bu durumda 775 sayılı Kanun kapsamında her türlü zilyetlik

durumunun korunarak ilgilisine tapu verilmesine yönelik açık bir düzenlemeye

yer verilmediği ancak Kanun'un geçici 5. maddesinde konut olarak kullanılan

gecekondular yönünden şartların sağlanması hâlinde bedeli karşılığında tapu

verilmesine ilişkin hükmün ayrıca düzenlendiği görülmüştür.

40. Belediye tahsis kararlarının bir diğer dayanağını oluşturan

2981 sayılı Kanun'un 9. ve 10. maddelerinde ise Hazine, belediyeler, il özel

idarelerine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare ettiği arsa ve araziler

üzerindeki her türlü kullanım ve zilyetlik durumuna ilişkin değil yalnızca

gecekondu inşa edilerek kullanılmış alanlarla sınırlı olarak birtakım

düzenlemelere yer verildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda 2981 sayılı Kanun'un

10. maddesinde gecekondu sahiplerince yapılan ve Kanun'un ilgili maddesi

kapsamında tespit edilen yapıların hak sahiplerine tahsis edilerek tahsisin

tapu sicilinin beyanlar hanesinde gösterileceği ve ilgilisine tapu tahsis

belgesi verileceği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 13. maddesinde ise tapu tahsis

belgesi verilen gecekondular hakkında yapılacak uygulamalara ilişkin hükümlere

yer verilerek bu yapıların işgal ettiği arazi de dikkate alınarak arsa ve hisse

tahsisi yapılacağı ayrıca belirtilmiştir. Buna göre 2981 sayılı Kanun

kapsamında da -775 sayılı Kanun'dakine benzer şekilde- her türlü zilyetlik

durumunun korunarak ilgilisine tapu verilmesine yönelik açık bir düzenlemeye

yer verilmediği değerlendirilmiştir.

41. Somut olayda başvurucularca zilyetliklerinde

bulundurduklarını iddia ettikleri taşınmazın ilgili kısımları üzerinde

gecekondularının bulunduğuna dair bir iddia ileri sürülmemiş, bu hususta

başvuru dosyası kapsamında herhangi bir bilgi ve belge de sunulmamıştır. Öte

yandan İlk Derece Mahkemelerince verilen 16/11/2012 ve 7/6/2012 tarihli

kararlarda taşınmaz üzerinde başvuruculara ait gecekondu bulunmadığı ve

başvuruculardan Muhammet Soytürk'ün belirtilen tarihlerde taşınmazı tarla

olarak kullandığı yönünde tespitlere yer verildiği görülmüştür.

42. Başvurucular kendileri ile aynı durumda olan başka kişilere

Belediye Encümeninin 9/3/2004 tarihli kararları kapsamında hisse tahsis

edilerek tapu verildiğinden de yakınmış iseler de söz konusu Encümen kararları

ile taşınmazlar üzerinde zeminde gecekonduları bulunan, dosyaları mevcut, 1996

ile 1999 yılları arasında arsa bedeli olarak taksitler hâlinde Belediyeye

ödemelerde bulunan, 3290 ve 3366 sayılı Kanunlar ile değişik 2981 sayılı Kanun

kapsamında hak sahibi niteliği taşıyan ve isimleri belirtilen gecekondu

sahiplerine gecekondularının bulunduğu taşınmazlardaki hisselerin tahsis

edilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusu tahsis

işlemlerinin Kararlarda belirtildiği şekilde ilgili mevzuat hükümleri de

dikkate alınarak gecekondu sahibi olma durumu gözetilmek suretiyle

gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir.

43. Öte yandan başvurucular, mülkiyeti Vakıflar Genel

Müdürlüğünce Belediyeye devredilen taşınmazların zilyedi bulunan ve bu hususta

satış bedeli ödeyen kişilere taşınmazın ilgili kısımlarının herhangi bir

sınırlama olmaksızın tapuda devredileceği hususuna ilişkin olarak yerleşik bir

yargı içtihadına dayanmadıkları gibi bu yönde bir yargısal içtihat da ortaya

koymamışlardır.

44. Başvurucuların fiilî kullanım sebebiyle tahsis işlemi

yapılması ve tapu verilmesi yönündeki beklentilerinden daha ileri bir aşamayı

ifade edecek şekilde kamu malı niteliğinde bulunan taşınmazlara tapu tahsis

belgesi verilmesi sebebiyle mülkiyet hakkı kapsamında meşru beklenti yönünden

değerlendirmeler yapılan AİHM kararında, mülkten yararlanmaya devam etme

konusundaki meşru beklentinin iç hukukta yeterli bir temele dayanması

gerektiği, başvuruculara verilen tapu tahsis belgesine dayanılarak mülk sahibi

olunmasının şartları olduğu yani bu hakkın şartlı bir hak sağladığı ve

şartların oluşup oluşmadığının derece mahkemeleri tarafından değerlendirileceği

belirtmiştir (Anat ve diğerleri/Türkiye, B. No: 37899/04,

26/4/2011, §§ 52, 53). AİHM'in tapu tahsis

belgelerini incelediği kararlarında, anılan belgenin tapu senedi olmadığı,

sadece kişinin söz konusu taşınmazı elinde bulundurduğunu belgelediği, bu

belgenin verilmesinin belge sahibine mülkiyet hakkı tanındığı anlamına

gelmediği gibi yetkili makamlara tapu senedi verme zorunluluğu da getirmediği,

başvurucuların sadece bu belgeye dayalı olarak arazilerinin elinden alınması

ile alacaklı duruma geldikleri yönünde haklı bir beklenti içine girdiklerinden

söz edilemeyeceği vetaşınmazla ilgili olarak 1 No.lu

ek Protokol'ün 1. maddesi anlamında “mülk”ün

varlığını iddia edemeyecekleri belirtilmiştir (Anat ve diğerleri/Türkiye,§§ 55, 56).

45. Ayrıca 6098 sayılı Kanun'un 237. maddesinde, taşınmaz satış

sözleşmesinin geçerli olabilmesi için Sözleşme'nin resmî şekilde

düzenlenmesinin şart olduğu; yine taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin de resmî

şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmayacağı belirtilmiştir.

46. Somut olayda İlk Derece Mahkemelerince, taraflar arasında

resmî şekilde yapılmış bir satış sözleşmesinin bulunmadığı ancak başvurucular

tarafından arsa bedeli olarak farklı tarihlerde Belediyeye ödemelerde

bulunulduğu ve bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı belirtilerek

sözleşme ilişkisi kapsamında olmasa bile sebepsiz zenginleşme hükümleri

çerçevesinde başvurucularca yapılan ödemelerin iadesi gerektiği kabul edilerek

başvurucuların talebi doğrultusunda alacak istemlerinin kabulüne karar

verilmiştir. Bu kapsamda başvurucularca yapılan ödemelerin dava tarihindeki denkleştirici adalet ilkesine göre ulaştığı değerin

başvuruculara ödenmesi yönünde verilen kararların da yargısal yollardan geçmek

suretiyle 3/6/2014 ve 30/6/2014 tarihlerinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

47. Sonuç olarak uyuşmazlık konusu taşınmaz yönünden

başvurucular adına düzenlenen bir tapu kaydının bulunmadığı, mülkiyeti Vakıflar

Genel Müdürlüğünden Belediyeye devredilen taşınmazın bir kısmının

başvurucuların zilyetliğinde bulunduğu ve bu kısımların satın alınması için

Belediyeye satış bedeli ödemiş olması dolayısıyla taşınmazın ilgili

kısımlarının başvurucular adına tapuya tescilinin sağlanması gerektiği

yönündeki talebin, başvurucuları taşınmazın mülkiyetini elde etme konusunda

meşru bir beklentiye sevkedecek tahsis ve tapuda

tescile dayanak mevzuat hükümleri veya yargı içtihatları tarafından

desteklenmediği, dolayısıyla başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesinde

düzenlenen mülkiyet hakkına ilişkin korumadan yararlandırılmasının mümkün

olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

48. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 35. maddesi

kapsamına giren korunmaya değer bir menfaatlerinin bulunmadığı anlaşıldığından

başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

17/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucular

:

1. Kadir

KIRGIL

2. Durkadın KIRGIL

3. Muhammet

SOYTÜRK

Vekili

:

Av. Emre

DOĞAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/13796, 17 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun konu bakımından
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Necipoğlu
  14. Hakyemez
  15. Karaman Odabaşı
  16. Kırgıl
  17. Soytürk
  18. Doğan
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/13796
Tarih
17 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • S. S. Başvurusu (B. No: 2014/8479)
  • Vejdin Dinç Başvurusu (B. No: 2014/12443)
  • Mehmet Soysal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2678)
  • Gülşen Özsoy ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/774)
  • Mehmet Şerif Tunç Başvurusu (B. No: 2014/4460)
  • Halil Dündar Başvurusu (B. No: 2014/12436)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.