İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet İlgün Başvurusu (B. No: 2014/5729)

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın kullanımından

Başvuru No2014/5729Tarih17 Kasım 2016Okuma17 dk · 3.319 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet İlgün Başvurusu

Karar tarihi
17 Kasım 2016
Başvuru Numarası
2014/5729
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.319 kelime·17 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın kullanımından

uzun süre bedelsiz olarak mahrum kalınmasının ardından Karayolları Genel

Müdürlüğü (KGM) tarafından açılan kamulaştırma bedel tespiti ve tescil davası

sonunda belirlenen bedele faiz işletilmemesi ile yargılamanın 4/11/1983 tarihli

ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda belirtilen sürede sonuçlanmaması

nedenleriyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 25/4/2014 tarihinde Balıkesir 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 3/7/2014 tarihinde kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 26/9/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan

görüş 30/10/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı herhangi bir beyanda bulunmamıştır.

6. Anayasa Mahkemesince 11/8/2016 tarihli yazı ile başvurucu

vekiline bireysel başvuruya konu edilen yargılama kapsamında İlk Derece

Mahkemesi kararına karşı temyiz talebinde bulunulup bulunulmadığı ile söz

konusu yargılama sürecinde davacı taraf olan İdarenin temyiz talebine karşı

cevap dilekçesi sunulup sunulmadığı hususlarında bilgi istenilmiştir.

7. Başvurucu vekili, ilgili yazıya cevap yazısı sunduğu

22/8/2016 tarihli dilekçesi ile söz konusu yargılama kapsamında taraflarınca

temyiz talebinde bulunulmadığını ayrıca davacı idarenin temyiz talebine karşı

da cevap dilekçesi sunulmadığını bildirmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Karayolları Genel Müdürlüğünün (KGM) 27/6/2005 ve K.2005/106

sayılı Kamu Yararı Kararına istinaden Demirci-Sındırgı, Bigadiç-Balıkesir

Devlet Yolu Projesi güzergâhına isabet eden başvurucuya ait taşınmazların

kamulaştırılmasına karar verilmiştir.

10. Söz konusu taşınmazlar için 2942 sayılı Kanun'un 8. maddesi

uyarınca Kıymet Takdir Komisyonu tarafından tespit edilen bedelin başvurucu

tarafından kabul edilmemesi üzerine KGM, 26/6/2009 tarihinde Balıkesir 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespit ve tescil davası açmış, söz konusu

taşınmazların mütemmim cüzleri ile birlikte bedellerinin tespiti ile Hazine

adına tescilini talep etmiştir.

11. Başvurucu dava kapsamında sunduğu cevap dilekçesinde

taşınmazların arsa niteliğinde olduğunu, Balıkesir Üniversitesinin bölgede

bulunması nedeniyle değerlerinin son derece yüksek olduğunu; eğer taşınmazlar

tarla vasfında değerlendirilecek ise üzerlerinde sulu tarım yapıldığını bu

doğrultuda değer tespiti yapılırken belirtilen hususların dikkate alınması

gerektiğini ileri sürmüştür.

12. Yargılama safhasında Balıkesir Belediye Başkanlığı ile Gıda,

Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünden taşınmazların durumları hakkında bilgiler

alınmış, keşif yapılarak bilirkişi raporu düzenletilmiştir.

13. Bilirkişi raporuna taraflarca itiraz edilmesi üzerine ikinci

kez keşif yapılarak tekrar bilirkişi raporu alınmış ayrıca uyuşmazlık konusu

taşınmazların bulunduğu bölgedeki başka taşınmazların bedel tespitine ilişkin

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin içtihadı doğrultusunda ek bilirkişi raporu da

alınarak dava dosyasına dahil edilmiştir.

14. Yargılama devam ederken 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesine

11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 6. maddesi ile “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın

dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin

bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.” hükmü eklenmiş, eklenen

hüküm 30/4/2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak

yürürlüğe girmiştir.

15. Yargılama sonunda Balıkesir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi,

16/7/2013 tarihli ve E.2009/407, K.2013/268 sayılı kararı ile davanın kabulüne,

kamulaştırma kararı alınan taşınmazların davacı idare adına tesciline, söz

konusu taşınmazlar için kamulaştırma bedelinin 109.552,25 TL olarak tespitine,

bankaya idarece yatırılmış olan ilgili tutarın başvurucuya ödenmesine

hükmetmiştir.

16. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı idare tarafından

temyiz talebinde bulunulmuş, uyuşmazlık konusu taşınmazlar için yüksek bedele

hükmedildiği ileri sürülerek hükmün bozulması istenmiştir.

17. Başvurucu ise İlk Derece Mahkemesi kararına karşı temyiz

talebinde bulunmamış, idarenin temyiz talebine karşı da cevap dilekçesi

sunmamıştır.

18. Temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 18. Hukuk Dairesi,

13/3/2014 tarihli ve E.2013/19725, K.2014/4527 sayılı ilamı ile İlk Derece

Mahkemesi kararının onanmasına hükmetmiştir.

19. Taraflarca karar düzeltme yoluna başvurulmaması üzerine İlk

Derece Mahkemesi kararı kesinleşmiş ve yargılama süreci sona ermiştir.

20. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin onama ilamı 21/4/2014

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 25/4/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

21. 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi şöyledir:

" Kamulaştırmanın satın alma usulü ile

yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre

topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel

tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek

taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz

malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3

üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi

karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister.

...

Mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada

hakim, taşınmaz malın bedeli konusunda tarafları

anlaşmaya davet eder. Tarafların bedelde anlaşması halinde hakim,

taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırma bedeli olarak kabul eder ve

sekizinci fıkrının ikinci ve devamı cümleleri

uyarınca işlem yapar.

...

Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde

gerektiğinde hakim tarafından onbeş

gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve

hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından

yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.

Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının

kamulaştırılma bedelidir. Tarafların anlaştığı veya tarafların anlaşamaması

halinde hakim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen miktarın,

peşin ve nakit olarak veya kamulaştırma bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci

fıkrasına göre yapılmış ise, ilk taksitin yine peşin ve nakit olarak hak sahibi

adına, hak sahibi tespit edilememiş ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine

verilmek üzere 10 uncu maddeye göre mahkemece yapılacak davetiye ve ilanda

belirtilen bankaya yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi

için idareye onbeş gün süre verilir. Gereken hallerde

bu süre bir defaya mahsus olmak üzere mahkemece uzatılabilir. İdarece,

kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına veya hak sahibinin tespit

edilemediği durumlarda, ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere

bloke edildiğine dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare

adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir

ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil

hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.

..."

22. 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesine 6459 sayılı Kanun'un 6.

maddesi ile eklenen 9. fıkra şöyledir:

"Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde

sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden

itibaren kanuni faiz işletilir."

23. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 30. maddesi şöyledir:

"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde

yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 17/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, Balıkesir ilinde bulunan taşınmazlarına yol

yapılması suretiyle 2004 yılında kamulaştırmasız olarak hukuk dışı el

atıldığını, el atma olarak yapılan müdahalenin ardından ancak yıllar sonra söz

konusu taşınmazlar için 26/6/2009 tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve

tescil davası açıldığını, dava sonunda lehine hükmedilen kamulaştırma bedeline

yürürlüğe giren kanun hükmüne rağmen faiz işletilmediğini belirterek mülkiyet

hakkının, söz konusu yargılama sürecinin makul sürede sonuçlandırılmadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; 36.710,51 TL

maddi, 67.721,30 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a.Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Mülkiyet Hakkının

İhlaline İlişkin İddia

26. Başvurucu, Balıkesir ilinde bulunan taşınmazlarına yol

yapılması suretiyle 2004 yılında kamulaştırmasız olarak el atıldığını ve ancak

yaklaşık beş yıl sonra söz konusu taşınmazlar için idarece kamulaştırma

bedelinin tespiti ve tescil davası açıldığını belirterek mülkiyet hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Anayasa ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun hükümleri uyarınca

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi

olup Mahkeme ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Bu açık düzenlemeler

karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da

içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir. Mahkemenin

zaman bakımından yetkisine ilişkin bu düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin

olmaları nedeniyle, bireysel başvurunun tüm aşamalarında resen dikkate

alınmaları gerekir (Ahmet Melih Acar,

B. No: 2012/329, 12/2/2013, § 15; Şerafettin

Eken ve Diğerleri, B. No: 2013/1902, 24/6/2015, § 23).

28. Somut başvuruya konu yargılama dosyası incelendiğinde,

başvurucunun maliki olduğu taşınmazların, 27/6/2005 tarihli kamu yararı

kararına istinaden, KGM tarafından kamulaştırılmasına karar verildiği, bu

doğrultuda 2942 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca Kıymet Takdir Komisyonu

tarafından belirlenen kamulaştırma bedelinin başvurucu tarafından kabul

edilmemesi üzerine taşınmazların KGM tarafından 26/6/2009 tarihinde açılan

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası neticesinde idare adına tescil

edildiği görülmektedir (bkz. §§10-20).

29. Başvurucu ise taşınmazlarına 2004 yılında kamulaştırmasız

olarak el atılmasından yakınmakta, bunun ötesinde el atma işleminden sonra

yaklaşık beş yıl boyunca idarece herhangi bir dava yoluna gidilmemesi nedeniyle

mağduriyetinin oluştuğunu belirtmektedir. Ancak başvurucunun mağduriyetinin

oluştuğunu ifade ettiği dönem Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruları

incelemeye başladığı 23/9/2012 tarihinden önceki bir zaman dilimini kapsamakta

dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik anılan şikâyetler, Anayasa Mahkemesinin

zaman bakımından yetkisinin dışında kalmaktadır.

30. Açıklanan nedenlerle, mülkiyet hakkına yönelik anılan

şikâyetlerin, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Kamulaştırma Bedeline Faiz Ödenmemesi

Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlaline İlişkin İddia

31. Başvurucu, aleyhine açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve

tescil davası sonunda kamulaştırılan taşınmazları için belirlenen bedele 2942

sayılı Kanun'da öngörülmesine karşın faiz işletilmediğini belirterek mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

33. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

34. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya

eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması

gerekir.

35. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde, ortaya

çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine

başvurulmalıdır (Bayram Gök, B.

No: 2012/946, 26/3/2013, § 17).

36. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle

genel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması

esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan

denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, § 18).

37. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk sisteminde

düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Bayram Gök, §

19).

38. Somut başvuruya konu olayda İlk Derece Mahkemesinin

30/4/2013 tarihinde yürürlüğe giren 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 9.

fıkrasında öngörülen "Kamulaştırma

bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması

hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz

işletilir." hükmüne rağmen (bkz. § 15), kanuni faiz

işletilmesini öngörmeden kamulaştırma bedeline hükmettiği 16/7/2013 tarihli

kararına karşı başvurucunun temyiz talebinde bulunmadığı; davacı idare

tarafından İlk Derece Mahkemesinin anılan hükmüne karşı sunulan temyiz

dilekçesine de herhangi bir cevap sunmadığı anlaşılmaktadır (bkz. § 18). Oysa

yukarıda yer verilen ilkeler kapsamında (bkz.§§ 35-38) başvurucunun, kamulaştırılmasız el atılan taşınmazı karşılığında

hükmedilen bedele faiz işletilmesine yönelik şikâyetinin bireysel başvuruda

incelenebilmesi için öncelikle somut yargılama sürecindeki yargı yollarını

tüketmesi gerektiği açıktır.

39. Açıklanan nedenlerle bireysel başvurunun bu kısmına ilişkin

ihlal iddiasının, başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden başvuru

konusu yapıldığı anlaşıldığından, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

c.Yargılamanın Makul Sürede

Sonuçlanmadığına İlişkin İddia

40. Başvurucunun söz konusu şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun

olmadığı anlaşıldığından ve şikâyetin kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek bir neden de görülmediğinden başvurunun bu kısmının kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2.Esas Yönünden

41. Başvurucu, aleyhine açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve

tescil davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

42. Bakanlık tarafından başvurucunun yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığı şikâyetine karşılık görüş sunulmamıştır.

43. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa'nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında

ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa'nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul

sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa'nın 141.

maddesinin de -Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulması

gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).

44. Makul sürede yargılanma hakkının amacı tarafların uzun süren

yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması olup hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (Güher Ergun ve

diğerleri, § 40).

45. Makul süre incelemesinde yargılamaya intikal eden maddi

vakıalar ve ispat araçlarından oluşan dava malzemesinin veya uygulanacak hukuk

kurallarının karmaşık olması; tarafların genel olarak yargılama sürecindeki

tutumu, yargılama sürecinin uzamasındaki etkisi ve usul haklarını kullanırken

gereken dikkat ve özeni gösterip göstermedikleri, yargı makamları yanında dava

süreciyle ilgili kamu gücü kullanan tüm devlet organlarına atfedilebilir

yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden kaynaklanan bir gecikme olup

olmadığı ve yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin

gösterilip gösterilmediği, başvurucu için hukuki korumanın bir an önce

gerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğu gibi davanın niteliği ve niceliğine

ilişkin birçok hususun birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir

(Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772,

7/11/2013, § 58).

46.Kanun koyucu, 2942 sayılı Kanun'un 37. maddesiyle basit

yargılama usulünün uygulanmasını kabul etmekle beraber taşınmazı kamulaştırılan

kişilerin dava süresince geçen zaman nedeniyle hak kaybına uğramamaları ve

taşınmazın bedelinin ilgilisine kısa sürede ödenmesini sağlamak için

kamulaştırma davalarının diğer davalara oranla daha hızlı bir şekilde karara

bağlanması amacıyla Kanun'un 10. maddesinde ayrıca özel hükümlere yer

vermiştir. Anılan maddeye göre tarafların kamulaştırma bedeli konusunda

anlaşamamaları ve idarenin bedel tespiti ve tescil davası açması hâlinde

mahkemenin otuz gün sonrası için duruşma günü tayin etmesi ve taraflara duruşma

gününü tebliğ etmesi, duruşmada bedel konusunda anlaşma sağlanamaz ise yine

otuz gün sonrası için duruşma günü tayin etmesi ve bu sırada bilirkişi tayin

ederek keşif yapması, taraflar yine anlaşamazlar ise on beş gün sonrasına

duruşma günü tayin etmesi ve ikinci bilirkişi raporuna başvurması ve bunun

sonucunda bedeli tespit ederek davayı sonuçlandırması gerekmektedir. Görüldüğü

üzere kanun koyucu, kamulaştırma davalarının kısa sürede bitirilmesini

öngörmektedir. Bu öngörüye bağlı olarak yakın zamana kadar kamulaştırma

bedelinin tespiti davaları için yasal faiz öngörülmemiştir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,

6/2/2014, § 38).

47. Taraflar için 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinde

kamulaştırma bedelinin tespiti davalarının sonuçlandırılması için öngörülen

süreler mahkemelere yönelik süreler olduğundan düzenleyici nitelikte olup

mahkemeler bu sürede davayı sonuçlandıramasalar da daha sonra verdikleri

kararların geçerli olduğuna şüphe yoktur. 2942 sayılı Kanun gereği yapılması

gereken duruşmalar ve duruşma aralıkları, bilirkişi raporlarının beklenmesi ve

tebligat işlemleri gözönünde bulundurulduğunda bu

sürelerin aşılabileceği görülmektedir (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No:2013/817, 19/12/2013, §§ 47, 48).

48. Nitekim AİHM de benzer şekildeki düzenleyici sürelerin

yargılama süresini kısaltma amacı taşıdığını vurgulamaktadır. AİHM, ulusal

mahkemelerin yasal süreye riayetlerine ilişkin yerel mevzuatı nasıl

yorumladıklarını ve uyguladıklarını denetlemenin görevi olmadığını belirterek

davaların "makul süre"de tamamlanıp

tamamlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününü ele almakta

ve bu sürenin Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. fıkrasına uygun olup olmadığı

hususunda sınırlı bir inceleme yapmaktadır (Çalık/Türkiye

(k.k.), B. No: 3675/07, 31/8/2010; Dildirim ve diğerleri/Türkiye (k.k.),

B. No: 42927/10, 12/3/2013).

49. 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesindeki sürelerin düzenleyici

nitelikte süreler olduğu ve dava süreci gözönünde

bulundurulduğunda bu sürelerin aşılabileceği kabul edilmekle birlikte

kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında kamulaştırma işlemlerinin

başlamasıyla kişilerin mülkiyet haklarını kullanmalarının kısıtlandığı,

kamulaştırma bedelini ancak dava sonunda alabildikleri ve bu bedele 6459 sayılı

Kanun'la yapılan değişiklikten önce faiz uygulanmadığı gözönünde

bulundurulduğunda bu davaların süratle sonuçlandırılması gerektiği de açıktır (Tahsin Erdoğan, § 41).

50. Anayasa'nın 36. maddesi ve Sözleşme'nin 6. maddesi uyarınca

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara

bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde

açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescile ilişkin bir davanın söz konusu

olduğu görülmekle 6100 sayılı Kanunda yer alan usul hükümlerine göre yürütülen

somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir

yargılama olduğuna kuşku yoktur.

51. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak uyuşmazlığı

karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı başka bir deyişle

davanın ikame edildiği tarih olup (Güher

Ergun ve diğerleri,§

50) somut başvuru açısından bu tarih 26/6/2009'dur.

52. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri,§ 52). Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti

açısından sürenin bitiş tarihi, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin onama ilamının

tarihi olan 13/3/2014'tür.

53. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde

yargılamanın konusunun, kamulaştırma kararı alınan başvurucuya ait taşınmazlar

için kamulaştırma bedellerinin tespit edilmesi ve taşınmazların idare adına

tescil edilmesi talebi olduğu, davanın 26/6/2009 tarihinde açıldığı, yargılama

sürecinde resmî kurumlar ile yazışmalar yapıldığı,taşınmazın

fiziki ve hukuki durumunun ortaya konulduğu, keşif yapılarak bilirkişi raporu

alındığı, tarafların rapora itirazlarının değerlendirilip, tekrar bilirkişi

incelemeleri yaptırılarak ek ve yeni bilirkişi raporları hazırlatıldığı,

akabinde İlk Derece Mahkemesinin nihai kararını 16/7/2013 tarihinde verdiği,

karara karşı davacı idare tarafından temyiz talebinde bulunulduğu, temyiz

incelemesi sonucunda Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 13/3/2014 tarihli ilamı ile

onamaya hükmettiği, tarafların karar düzeltme isteminde bulunmadıkları,

dolayısıyla yargılamanın 13/3/2014 tarihinde sona erdiği ve yaklaşık beş yılda

tamamlandığı anlaşılmaktadır.

54. Bu durumda başvuruya konu kamulaştırma bedelinin tespiti ve

tescili davasının yaklaşık beş yıl sürdüğü ve söz konusu davada makul olmayan

bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

55. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

56. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

57. Başvurucu, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş36.710,51 TL maddi, 67.721,30 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

58. Anayasa Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucu

başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır.

59. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

60. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunması gerektiğinden ve somut olayda tespit

edilen ihlal ile maddi zarar talebi arasında illiyet bağı bulunmadığından

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

61. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekalet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının

ihlaline ilişkin iddianın zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kamulaştırma bedeline

faiz ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılamanın makul

sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiasının

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 4.000TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekalet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin başvuruya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

17/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Ahmet İLGÜN

Vekili

:

Av. Şerif

TOPUZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/5729, 17 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/329, 12/2/2013, § 15; Şerafettin
  12. A. 1. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının
  13. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Necipoğlu
  17. Hakyemez
  18. Perdecioğlu
  19. Topuz
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/5729
Tarih
17 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Çetin Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/20556)
  • Mehmet Turhan Başvurusu (B. No: 2014/16899)
  • Yıldıray Soysal Başvurusu (B. No: 2014/14887)
  • Gülbahar Evmez Başvurusu (B. No: 2014/14557)
  • Ömer Köse Başvurusu (B. No: 2014/12036)
  • Nesin Kayserilioğlu Başvurusu (B. No: 2014/1830)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.