İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yıldıray Soysal Başvurusu (B. No: 2014/14887)

1. Başvuru, ceza soruşturması sırasında el konulan tabancanın

Başvuru No2014/14887Tarih17 Kasım 2016Okuma19 dk · 3.795 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yıldıray Soysal Başvurusu

Karar tarihi
17 Kasım 2016
Başvuru Numarası
2014/14887
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.795 kelime·19 dk okuma·10 bölüm

1. Başvuru, ceza soruşturması sırasında el konulan tabancanın

kovuşturma sonunda iadesine karar verildiği hâlde iade edilmeyip iadesine

ilişkin talebin de başvurucunun hükümlü olduğu ve tahliye olması hâlinde değerlendirilebileceği

gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/5/2014 tarihinde Van Cumhuriyet Başsavcılığı

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/12/2014 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

1. Başvuru Tarihine Kadar

Yaşanan Gelişmeler

6. Başvurucu Batman İl Jandarma Komutanlığında astsubay olarak

görev yapmakta olup 19/11/2006 tarihinde C.A. ve M.Y. ile birlikte kendisinin

sevk ve idaresindeki 72 AT 374 plaka sayılı minibüs ile Bitlis ili

istikametinden Diyarbakır ili istikametine doğru seyir hâlinde iken Bitlis ili

Arıcılık mevkiinde polis noktasına geldikleri sırada araç polis memurlarınca

durdurulmuştur. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığınca 2007/690 Soruşturma sayılı

dosyada verilen arama kararı doğrultusunda yapılan arama neticesinde; araç

içerisinde 11 kg 792 gr daralı ağırlığı olan 26 adet

paket içerisinde esrar maddesi, 1 adet Kaleşnikof

marka silah ile bu silaha ait iğneli mekanizma, 9 karton gümrük kaçağı

sigaranın bulunduğu tespit edilmiş ayrıca başvurucunun üst aramasında 1 adet 9

mm çapında 9063 seri numaralı tabanca ile bu tabancaya ait şarjör ve 8 adet

mermi ile yine başvurucunun üst aramasında ve el çantasında ele geçirilen

tutanakta belirtilen çeşitli eşyaların bulunduğu tespit edilerek bu eşyalara el

konulmuş, el koyma kararı aynı tarihte Bitlis Sulh Ceza Mahkemesi tarafından

onaylanmıştır.

7. El konulan eşyalardan 1 adet kaleşnikof

tüfek ve şarjörü, 1 adet 9 mm çapındaki tabanca ve şarjörü ile 8 adet mermi

21/11/2006 tarihinde suç eşyası emanet defterinin 2006/218 sırasına

kaydedilerek adli emanete alınmıştır.

8. Başvurucu 19/11/2006 tarihinde gözaltına alınmış olup Bitlis

Sulh Ceza Mahkemesinin 19/11/2006 tarihli ve 2006/8 Sorgu sayılı kararı ile

başvurucunun "Uyuşturucu Madde Bulundurma ve Nakletme" ile

"Silah Kaçakçılığı" suçlarından tutuklanmasına karar verilmiştir.

9. Yapılan soruşturma kapsamında Bitlis Cumhuriyet

Başsavcılığınca 25/4/2007 tarihli ve 2007/10 sayılı fezleke düzenlenerek dosya,

17/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun mülga 250. maddesi

ile görevli Van Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

10. Dosyanın gönderildiği Van Cumhuriyet Başsavcılığının

2007/718 soruşturma sayılı dosyasında verilen 3/5/2007 tarihli ve 2007/704

sayılı kararı ile "toplu şekilde silah kaçakçılığı suçu" kapsamında

yürütülen soruşturma yönünden görevsizlik kararı verilerek dosya Bitlis Cumhuriyet

Başsavcılığına iade edilmiştir.

11. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/694 Soruşturma sayılı

dosyasında düzenlenen 7/6/2007 tarihli ve 2007/51 sayılı iddianame ile

başvurucunun da aralarında olduğu sanıkların "toplu hâlde silah

ticareti" suçundan 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve

Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 12. maddesinin ikinci ve üçüncü

fıkraları ile aynı Kanun'un 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun'un 157.

maddesi ile değiştirilmeden önceki 14. maddesinin son fıkrası uyarınca

cezalandırılması talep edilmiştir.

12. Bitlis Ağır Ceza Mahkemesince iddianame kabul edilerek

görülen kamu davasında verilen 27/5/2008 tarihli ve E.2007/129, K.2008/114

sayılı karar ile başvurucunun "Ticari Amaçla 1 Adet Silah Bulundurma"

suçundan 6136 sayılı Kanun'un 12. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesi uyarınca 10

yıl hapis ve 562 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve adli emanetin

2006/218 sırasında kayıtlı 1 adet kaleşnikof tüfek ve

şarjörün müsadere edilmesine, aynı emanet sırasında kayıtlı 1 adet 9063 seri nolu tabanca, 1 adet şarjör ve 8 adet MKE yapımı merminin

ise başvurucunun şahsi malı olduğu gerekçesiyle karar kesinleştiğinde

başvurucuya iade edilmesine karar verilmiştir.

13. Karar başvurucu tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 8. Ceza

Dairesinin 24/2/2009 tarihli ve E.2008/15426, K.2009/2619 sayılı ilamıyla

sanıkların sorgularının yapıldığı duruşma tutanağının bazı sayfalarında kâtip

imzasının bulunmaması ve sanıkların hakları hatırlatılmadan sorgularının

yapılması gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

14. Bozma ilamına uyan Mahkeme, 22/10/2009 tarihli ve

E.2009/108, K.2009/236 sayılı kararı ile başvurucu hakkında bozma öncesi

verilen mahkûmiyet hükmü ile müsadere ve iadeye ilişkin hükmü tekrar ederek

başvurucunun hükmen serbest bırakılmasına karar vermiştir.

15. Başvurucunun temyiz ettiği karar, Dairenin 27/6/2012 tarihli

ve E.2010/7379, K.2012/22017 sayılı ilamıyla bozulmuştur.

16. Bozma ilamı üzerine yapılan yargılama neticesinde Mahkeme

24/12/2013 tarihli ve E.2012/431, K.2013/381 sayılı kararı ile başvurucunun

"vahim nitelikte silahı bulundurmak ve taşımak" suçundan 6136 sayılı

Kanun'un 12. maddesinin lehine bulunan 5728 sayılı Kanun ile değiştirilmeden

önceki ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis ve 675 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme aynı karar ile ayrıca, adli

emanetin 2006/218 sırasında kayıtlı bulunan 1 adet kalaşnikof

marka tüfek ile bu tüfeğe ait şarjörün 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesinin (4)

numaralı fıkrası uyarınca müsaderesine ve aynı emanet sırasında kayıtlı 1 adet

9063 seri numaralı tabanca, bu tabancaya ait şarjör ve 8 adet merminin ise

başvurucunun şahsi malı olduğu gerekçesiyle karar kesinleştiğinde başvurucuya

iadesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Sanıklar M., Yıldıray ve C.'nin silahtan haberdar oldukları, köye gittiklerinde M.,

Yıldıray ve C.’nin silah istemeleri üzerine, Z. ve A.

isimli kişilerinin silahı temin ettikleri, parasının Yıldıray tarafından A. ve

Z. isimli kişilere verildiği, yine bu hususun banka makbuzları ile anlaşıldığı,

özellikle yakalama anında görevli zabıt mümzilerinin

beyanı da dikkate alındığında, sanık Yıldıray’ın asker olmasından dolayı bu

sıfatını kullanarak araçta bir şey olmadığını söyleyip, asker olmasının verdiği

güven ile aramaya 'araçta bir şey yok' diyerek engel olmaya çalıştığı, araçta

bulunan diğer şahısların silahtan haberdar oldukları için tedirgin oldukları,

sanıkların silahı uyuşturucu ile birlikte araca gizledikleri, yine muhtemel

yakalanma durumunda silahın çalışamaz olduğu konusunda rapor aldırma düşüncesi

ile parçalara ayrıldığı, iğne kısmının ise sanık Yıldıray’ın paltosunun cebinde

bulunduğu, diğer aksamının ise aracın ön gözüne saklandığı dikkate alındığında,

aracın içerisinde bulunan sanıklar Yıldıray Soysal, C.A. ve M.Y.’nin suça konu kaleşnikof marka

tüfeği Yüksekova ilçesinde temin ettikleri ve yanlarında bulundurdukları sonuç

ve kanaatine varılmıştır.

Toplanan ve tartışılan deliller dairesinde

sanıklar M.Y., Yıldıray Soysal ve C.A. hakkında yapılan değerlendirmede;

Sanıkların hep birlikte Batman'dan aynı araçla

yola çıkarak Yüksekova'ya kadar birlikte seyahat etmeleri, araç içinde kaleşnikof marka silah alınacağı konusunda sanıklar

Yıldıray ve M. arasında konuşmalar yapıldığına yönelik sanık C.'nin Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu

26/2/2007 tarihli ifadesindeki beyanı, bilahare sanık M.'nin

suça konu silahı satın aldığına dair ikrarı ile sanık C.'nin

beyanı, tanık olarak dinlenen S.A.'nın Bitlis

Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu ifadesinde kendisinden uyuşturucu

almaya gelen şahıslar olarak 3 sanığı da teşhis ettikten sonra sanıklardan

Yıldıray'ın elinde kaleşnikof marka bir silah

bulunduğunu belirtmesi, yakalama tutanağına ve tanık olarak dinlenen tutanak

düzenleyicileri Ş.T. ve O.L.'nin duruşmadaki

beyanlarına göre suça konu silahın iğne tertibatının sanık Yıldıray'ın montunun

cebinde bulunması ve bu sanığın askeri personel kimliğini göstererek aramayı

engellemeye çalışması, sanık C.'nin suça konu silah ıuyuşturucu ile birlikte kendisinin araca zulaladığı, ancak şarjör sığmayınca çıkarıp başka yere

sakladığına yönelik duruşmadaki ikrarı, yine sanık C.'ninBitlis

Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu 26/2/2007 tarihli ifadesinde silahın

alınmasının bilgisi dahilinde olduğunu beyan etmesi, aynı sanığın Van 4. Ağır

Ceza Mahkemesinde uyuşturucu suçundan savunması alınırken silahı uyuşturucu ile

birlikte araca zulalarken diğer sanıklar Yıldıray ve M.'nin

de orada olduğunu beyan etmesi karşısında, uyuşturucu ticareti yapan sanıkların

kendilerini korumak için silaha da ihtiyaç duyabilecekleri gözetildiğinde,

silah ticareti suçundan mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin

ve inandırıcı delil bulunmayan sanıkların fikir ve eylem birliği içinde

ruhsatsız ve vahim nitelikteki silahı satın alma, taşıma ve bulundurma suçunu

işlemeleri sebebiyle 6136 sayılı Yasanın 13/2. maddesi uyarınca

cezalandırılmaları gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır."

17. Başvurucu 5/5/2014 tarihinde Bitlis Ağır Ceza Mahkemesine

başvuruda bulunarak ceza soruşturması sırasında el konulan tabancası, şarjörü

ve mermilerinin tarafına iade edilmesini talep etmiştir. Bitlis Ağır Ceza

Mahkemesinin 30/4/2014 tarihli ve 2012/431 E. sayılı yazısı ile; "hükümözlü Yıldıray

Soysal'ın hükümlü olması nedeniyle adli emanetteki silahın cezaevine

gönderilmesinin mümkün olmaması, hükümlünün tahliye olması halinde talebin

değerlendirilebileceği ..." gerekçeleriyle başvurucunun talebi

reddedilmiştir.

18. Bu karar başvurucuya 9/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 23/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

2. Başvuru Tarihinden

Sonra Yaşanan Gelişmeler

20. Başvurucu mahkûmiyetine ilişkin nihai hükmü de temyiz etmiş,

Dairenin 9/6/2015 tarihli ve E.2015/2890, K.2015/18625 sayılı ilamıyla hükmün

düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

kısımları şöyledir:

"...sanık Yıldıray Soysal'ın, suçun

oluşmadığına, eksik incelemeye, lehe hükümlerin uygulanmadığına yönelik yerinde

görülmeyen sair itirazların reddine, ancak;

1- Sanık Yıldıray Soysal hakkında vahim

nitelikte silah bulundurmak ve taşımak suçundan hüküm kurulurken, hüküm

fıkrasında uygulama maddesinin 6136 sayılı Yasanın 13/2. madde ve fıkrası

yerine, aynı yasanın 12/2. madde ve fıkrası biçimde yanlış gösterilmesi,

2- Sanık Yıldıray Soysal hakkında vahim

nitelikte silah bulundurmak ve taşımak suçundan, 5 yıl hapis cezası yanında 450

TL adli para cezasına hükmolunduğu halde, netice cezanın belirtildiği bölümünde

adli para cezasının 450 TL yerine, 675 TL biçimde yanlış gösterilmesi,

...

Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama

yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca

uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi

gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık Yıldıray Soysal hakkında

kurulan hükümde, hüküm fıkrasında yer alan “6136 sayılı Yasanın 12/2. maddesi”

ibaresi çıkarılarak, yerine “6136 sayılı Yasanın 13/2. maddesi” ibaresinin

ilavesi ile hükümde netice cezanın belirtildiği bölümde “675TL” ibaresinin

çıkartılarak, yerine “450TL” ibaresinin ilavesi ... suretiyle sair yönleri usul

ve yasaya uygun olan hükümlerin (DÜZELTİLEREK ONANMASINA)"

21. Başvurucu vasisinin 7/9/2015 tarihli talebi üzerine Bitlis

Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanet Memurluğunca düzenlenen 22/1/2016 tarihli

"Teslim - Tesellüm Tutanağı" başlıklı belgede, suç eşyası defterinin

2006/218 sırasında kayıtlı 1 adet 9063 seri numaralı tabanca ve şarjörü ile 8

adet merminin, başvurucunun aynı zamanda vekili de olan vasisi Av. Mine Gül Küle'ye teslim edildiği belirtilmiştir.

B. İlgili Hukuk

22. 6136 sayılı Kanun’un suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan

13. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

"Ateşli silahın, bu Kanunun 12 nci maddesinin 4 üncü fıkrasında sayılanlardan olması ya da

silah veya mermilerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde beş

yıldan sekiz yıla kadar hapis ve yirmibeşbin liradan

az olmamak üzere ağır para cezası hükmolunur."

23. 6136 sayılı Kanun’un 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı

Kanun'un 156. maddesi ile değişik 13. Maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Ateşli silahın, bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlardan olması ya

da silâh veya mermilerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde beş

yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”

24. 5237 sayılı Kanun’un "Eşya

müsaderesi" kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:

“(1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak

koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine

tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun

işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı

veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir.

...

(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması,

taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.

...”

25. 5271 sayılı Kanun'un "Eşya

veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara el konulması" kenar

başlıklı123. maddesi şöyledir:

"(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya

da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri,

muhafaza altına alınır.

(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla

teslim etmediği bu tür eşyaya el konulabilir."

26. 5271 sayılı Kanun'un

"El koyma kararını verme yetkisi" kenar başlıklı 127.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde

sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına

ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri,

el koyma işlemini gerçekleştirebilir."

27. 5271 sayılı Kanun'un "Taşınmazlara,

hak ve alacaklara el koyma" kenar başlıklı 128. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun

işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan

kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;

a) Taşınmazlara,

b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,

c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her

türlü hesaba,

d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her

türlü hak ve alacaklara,

e) Kıymetli evraka,

f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık

paylarına,

g) Kiralık kasa mevcutlarına,

h) Diğer malvarlığı değerlerine,

el konulabilir. Somut olarak belirlenen Bu

taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan

başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, el koyma işlemi

yapılabilir. ..."

28. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,

koşulları oluşmadığı halde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler

alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan

veya zamanında geri verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

29. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin 18/6/2014 tarihli ve

6545 sayılı Kanun'un 70. maddesi ile eklenen (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Birinci fıkrada yazan hâller dışında,

suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya

diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet

savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat

davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir."

30. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 17/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu, hakkında açılan kamu davasında yapılan yargılama

neticesinde aracında 1 adet kalaşnikof marka tüfek

bulundurma ve taşıma eylemi yönünden "vahim nitelikte silahı bulundurmak

ve taşımak" suçundan mahkûmiyetine hükmedildiğini ancak bu suç ve dava

konusu olay ile bir ilgisi olmadığı hâlde ceza soruşturması sırasında yapılan

üst aramasında şahsi tabancası, şarjörü ve 8 adet mermisine el konulduğunu,

mahkûmiyetine ilişkin kararda bu eşyaların karar kesinleştiğinde tarafına iade

edilmesine karar verildiğini, buna rağmen ve talep de ettiği hâlde söz konusu

eşyaların kendisine iade edilmediğini, bu nedenle 7,5 yıldan fazla bir süredir

hukuka aykırı olarak ve bir yasal dayanağı da olmaksızın şahsi tabancası ile bu

tabancaya ait şarjör ve mermilerinin kendisine iade edilmediğini belirterek

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; el koyma kararının

kaldırılarak söz konusu eşyaların kendisine iade edilmesi ve bu eşyalarına el

konulması nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesine

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

33. Başvurucu, kişisel malı olan tabancası ile bu tabancaya ait

şarjör ve mermilerine herhangi bir suça konu olmayıp koşulları da mevcut

olmadığı hâlde bir ceza soruşturması sırasında el konulması ve bu eşyaların

zamanında kendisine iade edilmemesi nedeniyle maddi ve manevi olarak zarara

uğradığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden yakınmaktadır.

34. Başvurucu ceza soruşturması sırasında el konulan tabancası,

şarjör ve mermilerinin kendisine iade edilmediğinden yakınmakta ise de bu

eşyaların kararın kesinleştiğinde başvurucuya iade edilmesi hakkındaki Bitlis

Ağır Ceza Mahkemesinin 24/12/2013 tarihli kararı - bireysel başvuru tarihinden

sonra - Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 9/6/2015 tarihli ilamıyla onanarak

kesinleşmiş olup başvurucunun vasisinin 7/9/2015 tarihli talebi üzerine söz

konusu eşyalar başvurucu adına vasisine 22/1/2016 tarihinde teslim edilmiştir.

Dolayısıyla başvurucunun el konulan söz konusu eşyalarının kendisine iade edilmediği

yönündeki şikâyeti bakımından mağduriyetinin sona erdiği görülmektedir. Ancak

başvurucu ayrıca, koşulları oluşmadığı hâlde el koyma tedbirinin uygulanması ve

el konulan bu eşyaların kendisine zamanında teslim edilmemesi nedenleriyle

maddi ve manevi olarak zarara uğradığını da ileri sürmektedir. Bu nedenle

belirtilen söz konusu şikâyet yönünden başvurunun incelenmesi gerekmektedir.

35. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

37. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

hukuk yoludur. Bu nedenle kanunlarda yer alan idari ve yargısal başvuru

yollarının bireysel başvurudan önce tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemelerinde,

olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru

yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması

çerçevesinde giderilememesi durumunda başvurulabilir. Bireysel başvurunun

ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel

mahkemeler önünde dile getirilmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet

konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler

de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,

26/3/2013, B. No: 2012/946, §§ 16-20).

38. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını

tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala

uyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması

esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının

varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun

kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu

nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri dikkate

alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).

39. Başvuru yollarının etkisiz olduğunun saptanması durumunda

söz konusu edilen başvuru yolunun etkili ve erişilebilir olma koşullarını

karşılamadığı gerekçesiyle tüketilme zorunluluğu aranmamaktadır. Ancak başvuru

yollarının tüketilmesi koşuluna yönelik istisnaların her başvurunun somut

özellikleri dikkate alınarak değerlendirileceği de açıktır (Sedat Vural, B. No: 2014/5559, 25/4/2014,

§ 22).

40. Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında "toplu hâlde

silah kaçakçılığı" suçundan yürütülen soruşturma sırasında 19/11/2006

tarihinde Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen arama kararı

doğrultusunda başvurucunun aracında bulunan 1 adet kalaşnikof

marka tüfek ile başvurucunun üst aramasında tespit edilen 1 adet tabanca ve

şarjörü ile 8 adet mermiye el konulmuş ve bu karar Sulh Ceza Hâkimi tarafından

onanarak söz konusu silahlar adli emanete alınmıştır. Cumhuriyet

Başsavcılığının 7/6/2007 tarihli iddianamesi ile başvurucunun "6136 sayılı

Kanun'a muhalefet" suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası

açılmış, Bitlis Ağır Ceza Mahkemesinde görülen yargılama neticesinde 27/6/2012

tarihli Yargıtay bozma ilamına uyularak verilen 24/12/2013 tarihli karar ile

başvurucunun "vahim nitelikte silahı bulundurmak ve taşımak" suçundan

6136 sayılı Kanun'un 12. maddesinin lehine bulunan 5728 sayılı Kanun ile değiştirilmeden

önceki ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis ve 675 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, adli emanetin 2006/218

sırasında kayıtlı bulunan 1 adet kalaşnikof marka

tüfek ile bu tüfeğe ait şarjörün 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesinin (4)

numaralı fıkrası uyarınca müsaderesine ve aynı emanet sırasında kayıtlı 1 adet

9063 seri numaralı tabanca, bu tabancaya ait şarjör ve 8 adet merminin ise

başvurucunun şahsi malı olduğu gerekçesiyle karar kesinleştiğinde başvurucuya

iadesine karar vermiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza

Dairesinin 9/6/2015 tarihli ilamıyla, anılan hükümde gösterilen uygulama

maddesinin ve adli para cezasının miktarı yönünden düzeltme yapılarak hükmün

onanmasına karar verilmiştir.

41. Her ne kadar başvurucunun kişisel malı olan tabanca ve

şarjörü ile mermilerinin iade edilmesi talebi Bitlis Ağır Ceza Mahkemesince

30/4/2014 tarihinde başvurucunun hükümözlü olarak

ceza infaz kurumunda bulunuyor olması gerekçe gösterilerek reddedilmiş ise de,

bu eşyaların iade edilmesine ilişkin hüküm kesinleştikten sonra söz konusu

eşyalar başvurucu adına vasisine 22/1/2016 tarihinde teslim edilmiştir.

42. Başvurucu esas itibarıyla, kişisel malı olan tabanca, şarjör

ve mermileri hakkında herhangi bir suçla ilgisi olmamasına rağmen el koyma

koruma tedbirinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu ve bu eşyaların

yargılama sırasında kendisine iade de edilmediğini belirterek uygulanan bu

tedbir nedeniyle zarara uğradığını iddia etmektedir. Bu durumda başvurucunun, iddia

edilen ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu

mevcut ise bu yolu tüketmesi zorunludur. Bu çerçevede 5271 sayılı Kanun’un 141.

ve 142. maddelerinde öngörülen tazminat yolunun başvurucunun şikâyetleri

açısından tüketilmesi gereken bir yol olup olmadığının incelenmesi gerekir.

43. 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(j) bendinde, eşyasına veya diğer mal varlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı

hâlde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası

veya diğer mal varlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri

verilmeyen kişiler için tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır.

44. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında da

değinildiği üzere temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla öngörülen

mekanizmaların sadece teoride mevcut olması yeterli olmayıp bu mekanizmaların

özellikle pratikte de ulaşılabilir ve etkin olması gerekmektedir (Tanrıkulu/Türkiye, B. No: 23763/94,

8/7/1999, § 76).

45. Koruma tedbirlerinden olan el koymanın hukuka aykırılığı

iddiasıyla tazminat istemine ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

kapsamında çok sayıda Yargıtay içtihadı mevcut olup bu içtihatlardan biri olan

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 4/7/2013 tarihli ve E.2013/8830, K.2013/18335

sayılı ilamı şöyledir:

"Davacının davasının dayanağını teşkil

eden...Cumhuriyet Başsavcılığının... soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar ile neticelendirilen hazırlık soruşturması sırasında davacıya

ait araca ve araçta bulunan çayasuç konusu olduğu

iddiasıyla31/12/2007tarihinde el konulduğu, bilahare 1/2/2008 tarihinde aracın

davacıya iade edildiği ve davacı hakkında 10/4/2008 tarihinde ek kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar verildiği, aracın üzerinde bulunan çaylarla ilgili

soruşturmanın sürdürülerek çayın sahipleri olan ... ve ...hakkında müsadere

talebiyle ... Asliye Ceza Mahkemesine ceza davasının açıldığı, davacının el

konulan aracıyla suç konusu olduğu iddia edilen çaylar arasındaki hukuki bağın

bu suretle ilişkilendirilemediği, davacının haksız yere el konulan aracıyla

ilgili tazminat davası açabileceği ve CMK'nın 141/1-j

maddesindeki tazminatın yasal şartların oluştuğu kabul edildiğinden tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir."

46. Yine Yargıtayın anılan Dairesinin

26/6/2012 tarihli ve E.2012/13437, K.2012/15996 sayılı ilamı da şöyledir:

"Davacının davasının dayanağını teşkil

eden... Cumhuriyet Başsavcılığının .... karar sayılı hazırlık soruşturmasına

28/10/2006 tarihinde başlanmış olup, davacının kara avcılığı yaptığı anlaşılmış

ise de eylemin suç olmadığı, idari para cezasının gerektirdiği gerekçesi ile

kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile birlikte davacının suçta kullanıldığı

iddiasıyla el konulan av tüfeğinin müsaderesi için Sulh Ceza Mahkemesinden

müsaderesinin talep edildiği, talep üzerine anılan mahkemenin 5/5/2008 tarihli

ve 2006/93 müteferrik sayılı kararı ile görevsizlik kararı üzerine yetkili

idareye av tüfeğinin işlem yapılmak üzere gönderildiği ve 8/2/2008 tarihli

idari yaptırım kararının ... Sulh Ceza Mahkemesinin 1/7/2008 tarihli ve

2008/105 değişik iş sayılı ilamı ile idari para cezasının iptaline karar

verildiğinin anlaşılması karşısında, CMK'nın 141/1-j

maddesindeki el konulan eşyanın zamanında geri verilmemesi nedeniyle maddi tazminatın

yasal şartların oluştuğu ..."

47. Görüldüğü üzere 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

düzenlenen yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı el koyma işleminin hukuka

aykırılığının tespiti, diğer yandan da uğradığı zararın tazmini imkânını sağlamaktadır.

Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yolu

başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı

ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Mehmet

Ali Aslan, B. No: 2013/2429, 30/3/2016, § 28).

48. Somut olayda ceza soruşturması sırasında el konulan

başvurucunun tabancası, şarjörü ve mermileri başvurucuya iade edilmiş olup

başvurucu ayrıca el koyma tedbirinin koşulları oluşmadığı hâlde uygulanması ve

bu eşyaların zamanında iade edilmemesi nedenlerine dayalı olarak 5271 sayılı

Kanun’un 141. maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir.

Etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yoluna başvurmaksızın

yapılan bireysel başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği

ilkesi gereği mümkün değildir.

49. Sonuç olarak silah kaçakçılığı suçundan yürütülen bir ceza

soruşturması sırasında başvurucunun bu suç ile ilgili olmadığını belirttiği

tabancası ve şarjörü ile mermilerine de el konulduğu, başvurucu hakkında açılan

kamu davasında yapılan yargılama neticesinde bu eşyaların başvurucuya iade

edildiği, başvurucunun söz konusu eşyalar hakkında verilen el koyma tedbirinin

koşulları oluşmadığı hâlde uygulandığı ve bu eşyaların zamanında kendisine iade

edilmediği şikâyetlerine ilişkin olarak ise zararlarının tazmini bakımından

etkin bir yol olan 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak tazminat

talebinde bulunma imkânının bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mülkiyet

hakkının ihlaline neden olduğu ileri sürülen söz konusu iddiaya ilişkin olarak

başvuru yolları usulünce tüketilmemiştir.

50. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 17/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Yıldıray SOYSAL

I. BAŞVURUNUN KONUSU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/14887, 17 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. II. Başvuru Süreci
  4. III. Olay Ve Olgular
  5. A. Olaylar
  6. B. İlgili Hukuk
  7. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Başvurunun başvuru
  11. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  12. I. Başvurunun Konusu
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/14887
Tarih
17 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Gülbahar Evmez Başvurusu (B. No: 2014/14557)
  • Ömer Köse Başvurusu (B. No: 2014/12036)
  • Nesin Kayserilioğlu Başvurusu (B. No: 2014/1830)
  • Ünsal Karabulut Başvurusu (B. No: 2014/12045)
  • Murat Bayalan Başvurusu (B. No: 2014/16548)
  • Bahri Tarhan Başvurusu (B. No: 2014/6565)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.