İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ömer Köse Başvurusu (B. No: 2014/12036)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2014/12036Tarih16 Kasım 2016Okuma14 dk · 2.818 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ömer Köse Başvurusu

Karar tarihi
16 Kasım 2016
Başvuru Numarası
2014/12036
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.818 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının, ilk derece mahkemesince beyanı alınmadan

Yargıtay bozma ilamına uyulması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/7/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 19/11/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir

soruşturma kapsamında 23/9/2005 tarihinde gözaltına

alınmış ve 24/9/2005 tarihinde tutuklanmıştır.

6. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 16/12/2005

tarihli ve E.2005/17796 sayılı iddianamesi ile başvurucunun kasten insan

öldürme suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır

ceza mahkemesine kamu davası açılmıştır.

7. Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2005/366 sayılı dosyası

üzerinden görülen dava başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür.

Mahkemenin 7/12/2006 tarihli ve E.2005/366, K.2006/342

sayılı kararı ile başvurucunun kasten insan öldürme suçundan ağırlaştırılmış

müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve "tayin

olunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirdiği süre nazara alınarak" tutukluluk

hâlinin devamına karar verilmiştir.

8. Anılan karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 10/12/2007 tarihli ve E.2007/3934,

K.2007/9251 sayılı ilamı ile bozulmuştur.

9. Yargıtay bozma ilamı sonrası E.2008/22 sayılı dosya üzerinden

devam olunan yargılamada Mahkemenin 8/8/2008 tarihli

ve E.2008/22, K.2008/209 sayılı kararı ile başvurucunun beraatına ve

tahliyesine karar verilmiştir. Başvurucu aynı tarihte tahliye edilmiştir.

10. Anılan karar, katılan ve Cumhuriyet savcısı tarafından

temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 3/5/2011

tarihli ve E.2009/3884, K.2011/2770 sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar

verilmiştir. Bozma ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"...

Olaydan önce

anneleriyle birlikte yaşaması ve dayılarının oğlu R.nin

maktulün yeğeni Ş. tarafından öldürülmesinden dolayı maktul ile sanıklar Ömer [başvurucu] ve R.K. arasında husumet bulunduğu, İstanbul’da

ikamet eden sanıkların maktulü öldürmek amacıyla 11.03.2005 günü akşamı

Adana’ya gittikleri, anneleri olan sanık C.K.yi de maktulünöldürülmesihususundaiknaettikleri,

17.03.2005günüsaat 02.30-03.00 sularında sanıklar Ömer ve R.K.nin

kimliği belirlenemeyen başka bir kişiyle birlikte maktul ile C.K.nin yaşadıkları evin önüne yürüyerek geldikleri, sanık C.K.nin oda kapısını açmasından faydalanarak sanıklar Ömer

ve R.K.nin maktulü evin içinde yatağında uyurken

öldürdükleri, olaydan hemen sonra da olay yerinden uzaklaştıkları olayda,

Sanık C.K.nin gayrı

resmi yaşadığı maktulle birlikte uyudukları sırada ayak sesi üzerine

uyandığını, ahırdaki hayvanların ses çıkarttıkları düşüncesiyle evin ışığını

yakmadan kapıyı açtığını, bu sırada başları puşi ile

kapalı üç kişiden birinin kendisinin ağzını kapattığını, diğer iki kişinin ise

eve girerek yatakta uyuyan maktulü öldürdükleri yönündeki savunmasının hayatın

olağan akışına uygun olmadığı, sanıklar Ömer ve R.K.nin

ise Adana ilinde olmadıklarını belirtmelerine rağmen kullandıkları cep

telefonlarının olaya yakın saatlerde suçun işlendiği yere ait baz istasyonundan

sinyal alması ve sanıkların bu durumu izah edememeleri karşısında; sanıkların

cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı

anlaşılmakla, sanıklar C.K., Ömer ve R.K.nin fikir ve irade birliği içerisinde eylem üzerinde

ortak hakimiyet kurarak öldürme suçunu iştirak halinde birlikte işlemeleri

nedeniyle, kangütme saikiyle

tasarlayarak insan öldürme suçundan cezalandırılmaları gerekirken delillerin

takdirinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimdeberaatlarine

karar verilmesi,

..."

11. Yargıtay bozma ilamı sonrası yargılamaya E.2011/301 sayılı

dosya üzerinden devam olunmuştur. Mahkeme, 17/6/2011

tarihinde yaptığı tensip incelemesinde başvurucuya Yargıtay bozma ilamının

tebliğine karar vermiştir. Yargıtay bozma ilamının başvurucuya tebliğ edildiği

ve başvurucunun bozma ilamına karşı yazılı beyanlarını Mahkemeye sunduğu 26/10/2011 tarihli duruşma tutanağında belirtilmiştir.

Mahkeme 2/2/2012 tarihli celsede başvurucu hakkında

"Yargıtay bozmailamınakarşıdiyeceklerinin tespitiamacıyla" yakalama emri çıkarılmasına karar

vermiştir.

12. Başvurucunun yakalanması üzerine Mahkemece açılan 24/9/2013 tarihli ara celsede başvurucunun ve müdafiinin Yargıtay bozma ilamına karşı beyanları alınmış;

başvurucu önceki kararda direnilmesini, başvurucu müdafii

ise Yargıtay bozma ilamına katılmadıklarını ifade ederek beraat kararı

verilmesini talep etmişlerdir.

13. Mahkeme aynı celsede

"atılı suçun niteliği öngörülen ceza süresi, mevcut delil durumu, atılı

eylemi işlediğine dair kuvvetli olguların varlığı,eylemin

CMK nun 100 maddesinde sayılan suçlardan olması,

tahliye sonrası yakalama emriile hazır edilmiş olması

ve kaçma şüphesinin varlığının kabulü gerektiği" gerekçesiyle

başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir.

14. Mahkemece 4/3/2014 tarihli celsede "tutuklukaldığısüredikkatealınarak"

başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Başvurucu aynı gün tahliye

edilmiştir.

15. Başvurucunun yargılandığı davada 18/6/2014

tarihli celsede Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşünü bildirmiştir.

Mahkeme aynı celsede Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 3/5/2011

tarihli bozma ilamıma uyulmasına ve "üzerine

atılı suçun vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların bulunması, kaçmaşüphelerininbulunması, sanıklarınüzerine atılı suçun CMK. 100/3 maddesinde sayılan

suçlardan olması ve mevcut delil durumuna göre" başvurucunun

tutuklanmasına karar vermiştir.

16. Başvurucu 25/6/2014 tarihinde

karara itiraz etmiş; Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/6/2014 tarihli ve

2014/210 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar

verilmiştir.

17. Anılan karar 4/7/2014 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu, 16/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

18. Başvurucu,Cumhuriyet

savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirmesinden sonra yapılan 8/7/2014,

15/9/2014 ve 14/10/2014 ve 5/11/2014 tarihli celselerde esas hakkındaki

savunmalarını müdafisiyle birlikte sözlü olarak ifade etmiştir.

19. Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/11/2014

tarihli ve E.2011/301, K.2014/454 sayılı kararı ile başvurucunun kasten insan

öldürme suçundan müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Mahkeme, hükümle birlikte "tutuklulukta

geçirmiş olduğu süre, almış olduğu cezanın miktarı ve hapis cezasının miktarı

itibariyle cezanın infazından kaçma şüphesi bulunduğundan ve adlikontroltedbirinin yetersiz olacağı"

gerekçesiyle tutukluluğun devamına da karar vermiştir.

20. Anılan karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 22/6/2016 tarihli ve E.2015/6386,

K.2016/3217 sayılı ilamı ile onanmıştır.

B. İlgili Hukuk

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97

md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu

husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır

ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle

ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa,

en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır."

24. 5271 sayılı Kanun'un "Davaya

yeniden bakacak mahkemenin işlemleri" kenar başlıklı 307.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Yargıtaydan

verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk

derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.

(2) Sanık, müdafii,

katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de

davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya

gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya

devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında

verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi

gerekir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 16/11/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, yargılandığı davada tüm

delillerin toplanmış olmasına ve isnat edilen suça ilişkin hakkında kuvvetli

suç şüphesi bulunmamasına rağmen matbu gerekçelerle tutuklanmasına karar verildiğini,

tutukluluğun toplamda dört yıl gibi uzun bir süre devam ettiğini, Yargıtay

bozma ilamına karşı beyanı alınmadan bozma ilamına uyulmasına karar verildiğini

belirterek Anayasa'nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun

tutukluluğa ilişkin şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına

alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, Yargıtay bozma ilamına karşı

beyanının alınmadığına ilişkin şikâyetinin ise Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı çerçevesinde incelenmesi gerekir.

1. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

28. Başvurucu, yargılandığı davada tüm delillerin toplanmış

olmasına ve isnat edilen suça ilişkin hakkında kuvvetli suç şüphesi

bulunmamasına rağmen matbu gerekçelerle tutuklanmasına karar verildiğini,

tutukluluğun toplamda dört yıl gibi uzun bir süre devam ettiğini ileri

sürmüştür.

29. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde

ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme

kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§

16-17).

30. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir

olmaları yanında, telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarının

kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

31. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka

aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin

bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak

ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki

sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu

açılabilecektir. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin

edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan

kanun yolları tüketilmek şartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece

yapılabilmesi mümkündür. Ancak başvurucu hakkında ilk derece mahkemesinde

mahkûmiyet kararı verilmiş ise, bireysel başvuru açısından talep hukuka

aykırılığın tespiti ve tazminatla sınırlı kalacaktır (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726, 2/7/2013, §§ 30-31).

32. Kişi serbest bırakılmadan yargılandığı davada ilk derece

mahkemesinin kararıyla mahkûm olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk

hali sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu "suç isnadına bağlı

olarak tutuklu" olma kapsamından çıkmaktadır. Bu açıdan mahkûmiyet

kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez (Korcan Pulatsü, § 33).

33. Tutukluluk hâli sona erdikten sonra tutuklamanın hukuki

olmadığını veya tutuklama süresinin makul olmadığını iddia eden başvurucunun,

devam eden tutukluluk hâlinden farklı olarak, iddia edilen ihlalin tespitini ve

tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu yolu tüketmesi

gerekir (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, § 46).

34. 5271 sayılı Kanun'un tazminat

isteminin düzenlendiği 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre, kanunlarda

belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına

karar verilenler ile kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede

yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm

verilmeyen kişilerin, maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten

isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin bu hususta bir başvuru mekanizması

öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikte aynı Kanun'un tazminat isteminin

koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1) numaralı fıkrasında karar veya

hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabileceği belirtilmektedir.

35. Bu yol bir yandan başvurucunun maruz kaldığı tutukluluk

süresinin makul olup olmadığının tespiti, diğer yandan da uğradığı zararın

tazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

ile öngörülen hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve

elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Hamit Kaya, § 48).

36. Somut olayda başvurucu, isnat edilen suç nedeniyle son

olarak 18/6/2014 tarihinde tutuklanmıştır. İlk Derece

Mahkemesi, yargılama sonunda5/11/2014 tarihli kararı ile başvurucunun müebbet

hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş; anılan mahkûmiyet hükmü

temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 22/6/2016

tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.

37. Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği

tarihten itibaren 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesine dayanarak süresi içinde

tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Mahkumiyet

kararının kesinleşmesiyle birlikte tutukluluk sürecine ilişkin olarak sadece

tazminat talebinde bulunabileceği dikkate alındığında, bu talep yönünden etkin

ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yolu tüketilmeksizin bireysel

başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği

mümkün değildir (Hamit Kaya, §

49). Öte yandan bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla

başvurucunun anılan tazminat yolunu tüketmesi için 5271 sayılı Kanun'un 142.

maddesinde öngörülen dava açma süresi de geçmemiştir.

38. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun iddialarına ilişkin

olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Ön

Sorun Hakkında

39. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, "ikincil

nitelikte bir kanun yolu" olup bu yola başvurulmadan önce kural olarak

olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır (bkz. § 29). Bununla birlikte

bir başvuru yolu yoksa ya da olan başvuru yolları etkili değilse Anayasa

Mahkemesi somut olayın koşullarını dikkate alarak bir başvurunun incelenmesine

karar verebilir (Ümit Ata, B. No:

2012/254, 6/2/2014, § 33).

40. Somut olayda başvurucu, hakkındaki yargılama ilk derece

mahkemesinde devam ederken 16/7/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuş; bireysel başvurunun incelendiği süreç içerisinde ilk derece

mahkemesince verilen 5/11/2014 tarihli mahkûmiyet hükmü Yargıtay 1. Ceza

Dairesi tarafından da 22/6/2016 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Dolayısıyla

başvurucunun, başvuru tarihi itibarıyla başvuru yollarını tüketmeden bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşılmakta ise de bireysel başvuru sürecinde söz konusu

hükmün Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, somut olayın koşullarında

başvuru yollarının tüketildiğinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır

(Abdullah Akyüz [GK], B. No:

2013/9352, 2/7/2015, § 33).

b. Şikâyetin

Değerlendirilmesi

41. Başvurucu, yargılandığı davada Yargıtay bozma ilamına karşı

beyanı alınmadan Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiğini ileri

sürmüştür.

42. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir.

43. Adil yargılanma hakkının gereklerden en önemlisi Anayasa'nın

36. maddesinde de açıkça ifade edilmiş olan "savunma hakkı"dır.

Ceza yargılamasındaki savunma haklarının güvence altına alınması demokratik

toplumun temel bir ilkesidir. Hakkaniyete uygun bir yargılamanın

gerçekleştirilmesi için, yargılamanın yürütülmesi sırasında alınan önlemlerin,

savunma hakkının yeterince ve tam olarak kullanılması ile uyumlu olması ve bu

hakların teorik ve soyut değil, etkili ve pratik olacak şekilde yorumlanması gerekmektedir

(Erol Aydeğer,

B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 32).

44. Cezai konularda hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmasının

temel ön koşulu şüpheli veya sanığa bilgi verilmesidir. Sanığa verilecek bilgi,

kendisinin hangi fiil nedeniyle suçlandığını ve bu fiilin hukuki nitelemesinin

ne olduğunu içermeli ve detaylı olmalıdır. Ceza kovuşturmasında esaslı bir yeri

olan iddianamenin tebliğ edilmesiyle sanığın, yazılı bir biçimde, suçlamaların

maddi ve hukuki temelinden resmî olarak haberdar olduğu kabul edilmektedir. Öte

yandan yargılama sırasında suçun hukuki niteliğinin değişmesi hâlinde de sanığa

yöneltilen suçlamanın değişen hukuki niteliği ve nedenleri hakkında bildirim

yapılması gerekmektedir. Öte yandan suçlamanın nedeni ve niteliği hakkında bilgilendirilme

hakkı, şüphelinin veya sanığın savunmasını hazırlama hakkı ışığında

değerlendirilmelidir (Erol Aydeğer, §§ 35-37).

45. Somut olayda hakkında kasten insan öldürme suçundan

cezalandırılması istemiyle kamu davası açılan başvurucu hakkında İlk Derece

Mahkemesinde verilen 7/12/2006 tarihli mahkûmiyet

hükmü, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 10/12/2007 tarihli

ilamı ile bozulmuştur. Mahkeme, bozma sonrası devam olunan yargılamada 8/8/2008 tarihinde başvurucunun beraatına karar vermiş;

anılan hüküm, katılan ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 3/5/2011 tarihli ilamı ile özetle sanığın

mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

46. Mahkeme 17/6/2011 tarihinde yaptığı

tensip incelemesinde başvurucuya Yargıtay bozma ilamı ile duruşma gün ve

saatinin tebliğine karar vermiş; Yargıtay bozma ilamının başvurucuya tebliğ

edildiği ve başvurucunun bozma ilamına karşı yazılı beyanlarını Mahkemeye

sunduğu 26/10/2011 tarihli duruşma tutanağında belirtilmiştir. Mahkemece 2/2/2012 tarihli celsede Yargıtay bozma ilamına karşı sözlü

savunmasını almak üzere başvurucu hakkında yakalama emri çıkarılmasına karar

verilmiştir. Başvurucunun yakalanması üzerine açılan 24/9/2013

tarihli ara celsede başvurucunun ve müdafisinin Yargıtay bozma ilamına karşı

beyanları alınmıştır. Mahkemece 18/6/2014 tarihli

celsede Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, aynı celsede

Cumhuriyet savcısı da esas hakkındaki görüşünü Mahkemeye sunmuştur. Başvurucunun

daha sonra yapılan celselerde esas hakkındaki savunmalarını müdafisiyle

birlikte sözlü olarak ifade ettiği görülmektedir.

47. Sonuç olarak somut olayda başvurucunun suçlamanın nedenleri

ve niteliği hakkında bilgilendirildiği, duruşmada hazır bulunmasının

sağlandığı, savunmasını hazırlaması için gerekli zaman ve kolaylıklardan

faydalandırıldığı, hakkında verilen beraat hükmünün bozulmasına ilişkin

Yargıtay 1. Dairesinin 3/5/2011 tarihli bozma ilamının

başvurucuya tebliğ edildiği, bozma ilamına karşı yazılı ve sözlü beyanları

alınan başvurucunun davanın esasına ilişkin savunmasını da birkaç celse boyunca

sözlü olarak dile getirdiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla Yargıtay bozma ilamına

karşı beyanı alınmadan Mahkemece bozma ilamına uyulması ya da başvurucunun

savunma hakkının kısıtlanması söz konusu değildir.

48. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 16/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Ömer KÖSE

Vekilleri

:

Av. Mücahit

ERDAL

Av. Süleyman

SARIBAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/12036, 16 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Kömürcü
  15. Erdal
  16. Sarıbaş
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/12036
Tarih
16 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Nesin Kayserilioğlu Başvurusu (B. No: 2014/1830)
  • Ünsal Karabulut Başvurusu (B. No: 2014/12045)
  • Murat Bayalan Başvurusu (B. No: 2014/16548)
  • Bahri Tarhan Başvurusu (B. No: 2014/6565)
  • İmdat Çelik Başvurusu (B. No: 2014/9702)
  • Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi Şubeleri Başvurusu (B. No: 2014/17286)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.