İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Kortak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/14603)

1. Başvuru; güvenlik güçlerince güç kullanımı sonucu ölüm

Başvuru No2016/14603Tarih10 Aralık 2019Okuma78 dk · 15.517 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Kortak Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2016/14603
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

15.517 kelime·78 dk okuma·33 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; güvenlik güçlerince güç kullanımı sonucu ölüm

olayının meydana gelmesi ve olayla ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması

yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının, yakınlarının vefatından duydukları

üzüntü ve yaşadıkları bazı soruşturma süreçleri nedeniyle de kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri, İstanbul Anadolu Cumhuriyet

Başsavcılığından (Cumhuriyet Başsavcılığı) temin edilen soruşturma dosyası ile

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere

göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü (İl Emniyet Müdürlüğü) Terörle

Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM Şube Müdürlüğü) tarafından 3/12/2015 tarihinde

gerçekleştirilen operasyonda güvenlik güçleri tarafından güç kullanımı

sonucunda vefat eden D.K., başvuruculardan İbrahim ve Gülçin Kortak’ın çocuğu,

diğer başvurucuların ise kardeşi olup olay tarihinde 19 yaşındadır. Güvenlik

güçlerinin kayıtlarında kişinin örgüt kapsamında yürüttüğü faaliyetlerinde G. Kod

adını kullandığı bilgisi bulunmaktadır.

A. D.K.nın Vefatına İlişkin Olarak Yürütülen

Yargısal Süreç

9. TEM Şube Müdürlüğü tarafından başvurucuların yakını D.K.nın

bir silahlı terör örgütünün gençlik yapılanmasına mensup olduğu ve bu faaliyeti

çerçevesinde diğer örgüt üyelerinden açık kimliği tespit edilebilmiş olan A.İ.

ve M.A. ile birlikte güvenlik güçlerine yönelik eylem gerçekleştirme hazırlığı

içinde olduğu, ayrıca G. Kod adını kullandığı bilgisi alınmıştır.

10. Sonrasında İl Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube

Müdürlüğüne 3/12/2015 günü saat 16.25 civarında ulaşan bir ihbarda, Sancaktepe’de

bildirilen bir adreste A. Kod adlı A.İ.nin ikamet ettiği, söz konusu adresteki

daireye son günlerde beş kişinin gelip gitmeye başladığı ve bu şahısların

silahlı terör örgütü tarafından eylem yapmak için dağdan gönderildiği, bu şahısların kod adlarının G., C. Ve

A. Olduğu, aralarında keşif kodlarıyla konuştukları, birisinde silah bulunduğu

bilgileri iletilmiştir.

11. Bu ihbar üzerine güvenlik güçleri tarafından D.K. ile

irtibatlı olduğu tespit edilen A.İ., C. Kod adlı R.B. ve C.O. yakalanmıştır.

Sonrasında İl Emniyet Müdürlüğü tarafından Cumhuriyet Başsavcılığından arama

izni verilmesi talep edilmiştir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâl olduğundan

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından arama kararı verilmiş ve TEM Şube Müdürlüğü

görevlileri tarafından 3/12/2015 günü saat 19.50 sıralarında ihbarda bahsi

geçen adrese operasyon gerçekleştirilmiştir.

12. Gerçekleştirilen operasyon sonrası güvenlik güçleri

tarafından 4/12/2015 günü saat 03.00’da Yakalama, Ev Arama, Muhafaza Altına

Alma, Savcı Görüşme ve Olay Tutanağı düzenlenmiştir. Tutanak TEM Şube operasyon

timinde görevli altı, TEM Şubede görevli on dört, Olay Yeri Şubede görevli

altı, İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli on beş, görev yeri belli olmayan üç

polis memuru ve iki bomba imha uzmanı tarafından imzalanmıştır.

13. Tutanağın ilgili kısımları şöyledir:

“…

Bahse konu ihbar ile ilgili olarak

Müdürlüğümüzce yapılan çalışmalarda; İlimiz … de ikamet eden ihbarda belirtilen

[A.] isimli şahsın … [A.İ.] isimli şahıs olduğu … anlaşılmış,

Yine ihbarda ismi geçen [G.] isimli şahsın istihbari birimlerden gelen bilgilerde

adı geçen ve polise yönelik eylem, suikast ve benzeri ses getirici bir eylem

arayışı içerisinde olan …[D.K.]

isimli şahıs olabileceği değerlendirilmesi üzerine,

…03.12.2015 tarih ve saat:19:30 sıralarında

bahse konu adrese gitmek için ekiplerimizce hazırlık yaparken istihbari bilgi

olarak … [A.İ.] isimli şahsın …

caddesi üzerinde olduğu öğrenilmesi üzerine bahse konu adrese ivedi olarak

ekiplerimiz ile geçildiğinde şahıs ve yanında bulunan iki erkek şahısla

birlikte … sokak kesişiminde görülmesi üzerine şahısların yanına dikkatlice

yaklaşılmış ve polis tanıtma kartlarımız gösterilerek polis olduğumuz

söylenerek sonradan açık kimlik bilgilerini öğrendiğimiz [A.İ], [R.B.] …,

[C.O.] … isimli şahıslara … aynı

gün saat:19:45’de yakalanarak en yakın polis merkezi olan İlçe Güvenlik Büroya

intikal ettirilmiş, daha sonra bahse konu arama kararının gereğinin ifası için

ihbarda belirtilen … adrese aşağıda imzaları bulunan personel ile birlikte

geçilmiş çevrede gerekli emniyet tedbirleri alındıktan sonra dışarıdan

bakıldığında kararda belirtilen dairenin ışıklarının açık olduğu görülmüş, açık

olan apartman giriş kapısından girilerek birinci katta bulunan … adresin daire

kapısının usulüne uygun olarak ziline basılmış, defaatle kapı çalınarak yüksek

sesle polis olduğumuz söylenmiş ancak içeriden kapıyı açan ve çağrılara her ne

kadar cevap veren olmamış ise de dairenin ışıklarının yanık olması ve daire

içerisinden seslerin geldiği, daire gözetleme deliğine bakıldığında içeriden

bir şahsın baktığı içeriden gelen ışık süzmesinin kapanıp açılmasından

görülmesi üzerine içeride birilerinin olduğu kanaati oluştuğundan içeride

bulunanların suç unsurlarını yok edecekleri, zaman kazanarak biz görevlilere

silahlı/bombalı saldırı yapabilecekleri değerlendirilerek daire kapısı zor

kullanılarak (kırılarak) açılmaya çalışıldığı sırada silah kurma mekanizma sesi

gelmiş, akabinde daireden içeri girilmiş, içeri girildiğinde tekrar yüksek

sesle içeride bulunduğu anlaşılan şahıs veya şahıslara polis olduğumuz ikazı

yapılarak koridora girilip, odalar kontrol edildiği sırada koridorda ilerlerken

biz görevliler hedef alınarak girişe göre koridorun sonunda sol tarafta bulunan

odadan silahla ateş edilmesi üzerine, bilahare polis olduğumuz tekrar yüksek

sesle söylenmişse de içeriden acil müdahale timimize tekrar birkaç kez ateş

edilmesi üzerine odada yatağı kendisine çömelerek mevzi yapar şekilde görülen bayana

duyabileceği şekilde ‘Polis, silahını bırak ve teslim ol, yoksa karşılık

verilecektir’, ikazlarına rağmen elinde bulunan tabancayı biz görevlilere doğru

ateş etmek için doğrulttuğu sırada meşrumüdafaa şartları oluştuğundan şüpheliye

ateş edilmiştir.

Şüpheli ateş edilerek vurulduktan sonra

bulunduğu yatağın yanına düştüğü görülmüş, kontrollü bir şekilde güvenli bir

mesafeden yaklaşıldığında, şüpheli bayanın yerde çömelmiş vaziyette, yanında

bulunan tabancayı almaya teşebbüs ettiği, bunun üzerine şüpheliye tekrar uyarı

yapmamıza rağmen eyemine devam etmesi ve tabancayı eline alması üzerine tekrar

ateş edilmiştir.

Şüpheli etkisiz hale getirildikten sonra sağ

tarafında bizlere, doğrulttuğu tespit edilen tabanca yanından uzaklaştırılmış,

şüphelinin yüzüstü bacaklarını karnına çekmiş vaziyette sağ elinin görünür sol

elinin vücudunun altında bulunduğu görülmüş, bu şekilde nabzı kontrol

edildiğinde nabzının atmadığı hareketsiz durduğu ve hayat belirtisi

bulunmadığının görülmesi ve anlaşılması üzerine, eylemi esnasında üzerinde

bomba olabilecek tarzda hareket etmesinden kaynaklı bomba düzeneği olabileceği

değerlendirilerek şüpheliye başka müdahalede bulunulmadan çevre emniyeti

alınarak olay yeri boşaltılmıştır.

Akabinde bomba ekibi, olay yeri inceleme

ekibine bilgi verilmiş, yine ivedilikle günün Nöbetçi Savcısı [E.A.ya], 112 Acil Servise haber verilmiş, daha sonra olay yerine

gelen Nöbetçi Cumhuriyet Savcımız ile birlikte ikamete girilerek kısa bir

inceleme yapıldıktan sonra Bomba İmha ekiplerinin gerekli tedbirleri

uygulayarak çalışma yapması, akabinde olay yeri inceleme ekipleriyle birlikte

çalışma yapılması talimatları alınmış, bomba imha uzmanları incelemelerini

bitirdikten sonra savcımızla birlikte olay yeri inceleme ekipleri eşliğinde

gerekli çalışmalar yapılmış, olay yeri inceleme ekipleri çalışmasını

bitirdikten sonra Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri olarak hazurun … [M.K.] eşliğinde aramaya geçilmiş, yapılan aramalarda ele

geçirilen suç unsuru malzemeler Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünün …

raporuyla kayda alınarak muhafaza altına alınmış, 04.12.2015 tarih ve

saat:03:30 sıralarında aramaya son verilerek bahse konu adres savcı talimatı

ile ilçe polisi tarafından hazurun huzurunda mühürlenmiştir. Eks olan şahsın

kimlik tespiti ve otopsi işlemleri için Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin

Morguna kaldırılması ve yakalanan [A.İ., R.B. ve C.O.] isimli şahısların gözaltına alınarak CMK 81. Maddeye

göre parmak izi ve fotoğraflarının alınması, elde edilen delillere el

konulması, doküman ve dijital belgelerin incelenmesi, elkonulan malzemelerin

mahkemeden onama ve inceleme kararı talep edilmesi, şahısların şüpheli

sıfatıyla ifadelerinin alınması, CMK 75. Maddeye göre tükürük örneklerinin

alınması, gelişmelerden ayrıca bilgi verilmesi yönünde nöbetçi C.savcısı

tarafından talimatlar verilmesi üzerine, şahıslar doktor raporu alındıktan

sonra şube müdürlüğümüzce gözaltına alındığına dair altı birlikte imzalanan iş

bu tutanak tarafımızdan tanzim edilmiştir.”

14. Olayla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

2015/167239 numaralı dosyada derhâl soruşturma başlatılmıştır.

15. Nöbetçi Cumhuriyet savcısı tarafından olay yerinde 4/12/2015

tarihli tutanak düzenlenmiştir. Tutanağın ilgili kısmı şöyledir:

“İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle

Mücadele Şubesine 03.12.2015 günü saat 20.52 sıralarında telefonla irtibat

kurulup öncesinde gecikmesinde sakınca olduğundan arama kararı verilen …

adresine görevli polis ekibince girilmek istenildiği sırada evden ateş

açıldığı, uyarılara rağmen ateş edilmeye devam olunduğu, İstanbul İl Emniyet

Müdürlüğü TEM Şubesine bağlı ekipçe karşılık verilmesi ile başlayan çatışmada

bir kadın teröristin ölü olarak ele geçirildiğinin bildirilmesi üzerine olay

mahalline gidildi, olay yerinde bir çok polis ekibi zırhlı polis araçları ve

havadan polis helikopterince güvenlik alındığı görülmekle olayın geçtiği

binanın önünde TEM Şube müdürlüğünde görevli rütbeli personelden bilgi alındı,

aynı yönde bilgi vermeleri üzerine bomba imha uzmanı ekip ve olay yeri inceleme

ekibi ile birlikte binaya girildi, olayın birinci kattaki dairede meydana

geldiği, daire kapısının zorla açıldığına ilişkin iz ve emareler görüldü, evin

girişe göre sağında bir koridor bulunduğu, bu koridorda sağ bölümde tuvalet

banyo sol kısımda odaların yer aldığı, koridorun sonunda büyükçe bir oda, onun

yanında da yatak odası olarak kullanılan kısım olduğu, mutfağın koridorun diğer

tarafında yer aldığı, yatak odasına girildiğinde girişe göre sağ tarafta yatak

bulunduğu ve ilerisinde yatak ile duvar arasında bir bayan şahsın yüzüstü ölü

vaziyette yattığı, yatışına göre sağ tarafından bir tabanca bulunduğu, baş

ucuna yakın kısımda da bir şarjör olduğu görüldü, bu odada ve diğer kısımlarda

zeminde bir çok boş mermi kovanları gözlendi, bomba imha ekibince yapılan

incelemede güvenli olduğu bilgisi verilmesi üzerine olay yeri inceleme ekibince

detaylı çalışmaya başlandı, ölenin yanındaki silahtan başka yatak odasında

diğer bir tabanca ve girişe göre evin giriş kapısının karşısında bulunan odada

diğer bir tabanca daha bulunduğunun tespit edildiği, ekiplere tüm bulguları

titizlikle tespit etmeleri uygun şekilde muhafaza edip incelemeleri yaptırılmak

üzere ilgili birimleri göndermeleri, olay yerinin kamera ve fotoğraf çekimini

yapmaları, ölenin svap ve parmak izi çalışmalarını yapmaları talimatı verilmiş

olup tarafımca olay yerinde tuttuğu notlara istinaden bu tutanak düzenlenmiştir.”

16. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 4/12/2015 tarihinde ölü

muayene işlemi gerçekleştirilmiş ve klasik otopsi yapılmasına gerek

görülmüştür.

17. Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi tarafından

gerçekleştirilen otopsi sonrasında düzenlenen otopsi raporunun ilgili kısımları

şöyledir:

“…

1. Sırtta sağ skapula üst kenar orta hizada

çevresinde vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi çekirdeği giriş

yarası,

2. Sırtta T4 vertebra hizası solda çevresinde

vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası,

3. Sırtta T3 vertebra 7 cm sağ yanda

çevresinde vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi çekirdeği giriş

yarası,

4. 3 noda tarif edilen yaranın 2.5 cm altında

çevresinde vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi çekirdeği giriş

yarası,

5. 4 noda tarif edilen yaranın 1 cm

lateralinde çevresinde vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi

çekirdeği giriş yarası,

6. Sağ arka aksiller hat koltuk altı hizasında

çevresinde vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi çekirdeği giriş

yarası,

7. Sırtta T7 vertebra uzası orta hatta

çevresinde vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi çekirdeği giriş

yarası,

8. Sırtta T9 vertebra hizası hemen lateralinde

çevresinde vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi çekirdeği giriş

yarası,

9. 8 noda tarif edilen yaranın 1 cm üst

lateralinde çevresinde vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi

çekirdeği giriş yarası,

10. 9 noda tarif edilen yaranın 0.3 cm üst

lateralinde çevresinde vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi

çekirdeği giriş yarası,

11. Sırtta T1O vertebra üzerinde çevresinde

vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası,

12. Sırtta T1O vertebra hizası 4 cm sağ

lateralinde çevresinde vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi

çekirdeği yarası,

13. 12 noda tarif edilen yaranın 2 cm üst

lateralinde çevresinde vurma halkası bulunan 1 çaplı ateşli silah mermi

çekirdeği giriş yarası,

14. 13 noda tarif edilen yaranın 3 cm üst

lateralinde çevresinde vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi

çekirdeği giriş yarası,

15. 12 noda tarif edilen yaranın 3 cm alt

laterainde çevresinde vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi

çekirdeği giriş yarası,

16. 14 noda tarif edilen yaranın 4 cm altında

çevresinde vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah menni çekirdeği giriş

yarası,

17. Sağ lomber üst lateralde 1 cm’lik

çevresinde vurma halkası bulunan 1 cm çaplı ateşli silah mermi çekirdeği giriş

yarası,

18. Sağ gluteal bölge orta iç yanda 0.8 cm’lik

ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası,

19. Sol gluteal bölge alt orta hatta ateşli

silah mermi çekirdeği çıkış yarası,

20. 19 noda tarif edilen yaranın 3 cm alt iç

yanında yırtık şeklinde ateşli silah mermi çekirdeği çıkış deliği yarası

izlendi bu yaranın iç kısmından cilt altından 1 adet muhtemelen 9 mm çaplı

üzerinde yiv ve set izleri bulunan gömlekli mermi çekirdeği elde edildi.

21. Sol gluteal bölge iç altta yarık şeklinde

ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası,

22. Sağ uyluk 1/3 alt arkada ateşli silah

mermi çekirdeği çıkış yarası,

23. Sağ krus üst iç yanda ateşli silah mermi

çekirdeği çıkış yarası,

24. Sağ krus 1/3 üst orta ön medialde 1.3xl. 7

cm’lik ön kenarında vurma halkası bulunan ateşli silah mermi çekirdeği giriş

yarası ile bunun ön kenarı 1 cm altında 1 x0.6 cm’lik mermi çekirdeği temasıyla

husulü mümkün sıyrık,

25. Sol uyluk ön ortada ateşli etrafında vurma

halkası bulunan silah mermi çekirdeği giriş yarası,

26. Sol iç malleol üzerinde 2xl cm’lik sıyrık

alanı içerisinde 0,7 cm uzunlukta yarık tarzında yırtık, ön iç yana doğru 2 cm

trasesi olduğu görüldü. Kesi atıldı; cilt altı kanama ve trase devamlılığı

görülmedi.

27. Sağ temporofrontalde çevresinde 2.2 cm’lik

alanda is bulaşığı bulunan 1 cm çaplı alt kenarında yırtık bulunan ateşli silah

mermi çekirdeği giriş yarası,

28. Burun kökünde 1.2x0.9 cm’lik düzensiz

ateşli silah mernıi çekirdeği çıkış yarası, içerisinden milimetrik gömlek

parçasının görülebilir olduğu,

29. Sağ kulak üstü hizası oksipital lateralde

çevresinde vurma halkası bulunan ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası,

30. Sağ meme üst iç kadranda ateşli silah

mermi çekirdeği çıkış yarası,

31. Sağ meme alt iç kadranda ateşli silah

mermi çekirdeği çıkış yarası,

32. Sol meme üst iç kadranda 2cm çaplı

birleşmiş halde iki adet ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası,

33. Sağ klavikula iç yanda 0.4 cm uzunluğunda

ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası, 34.32 noda tarif edilen yaranın 1 cm

medialinde ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası,

35. Sol meme alt iç kadranda ateşli silah

mermi çekirdeği çıkış yarası,

36. Ksifoid sol yanında ateşli silah mermi

çekirdeği çıkış yarası,

37. 36 noda tarif edilen yaranın 2 cm altında

ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası,

38. Batın sol alt kadran iç yanda ateşli silah mermi çekirdeği çıkış

yarası,

39. Ön aksiller çizgi T7 vertebra hizası

ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası,

40. 39 noda tarif edilen yaranın 9 cm alt

medilainde ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası,

41. Sol spina iliaka anterior superior 2 cm üstünde

1 cm çaplı ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası,

42. 41 noda tarif edilen yaranın 1 cm alt

medialinde üst kısmında vurma halkası bulunan ateşli silah mermi çekirdeği

giriş yarası,

43. Sol inguinal ligaman 3 cm altı orta hatta

vurma halkası bulunarı ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası,

44. Sol uyluk orta medialde ateşli silah mermi

çekirdeği çıkış yarası görüldü.

…

BAŞ

Saçlı deri kaldırıldı. Saçlı deri altında

sol temporo parietalde yoğun cilt altı kanama ve kemik defekti olduğu, bu

bölgeden makroskobik görünümüne göre muhtemelen 7.65 mm çapında dip kısmından

deforme, üzerinde yiv ve set izleri bulunan gömlekli mermi çekirdeği elde

edildi. Sağ temporofrontal bölgede dış muayenede 27 noda tarif edilen yaraya

uyan kısımda 3-4 mm.lik alanda is bulaşığı ve barut artığı partikülleri görüldü

ve etrafı cilt altı yaygın kanamalı bulundu. Her iki temporal adale grubu

kanamalı bulundu.

Sağ temporofrontalde çevresinde az miktarda is

bulaşığı bulunan 1.2 cm’lik mermi çekirdeği geçiş defekti görüldü. Buradan

kaynaklanan kırık hattının kubbe ve kaideye uzandığı görüldü. Sağ oksipitalde 1

cm’lik alanda iç tabulada içe kakma oluşturan ateşli silah mermi çekirdeği

geçiş defekti,

Sol temporalortada 2x 1 cm’lik dış tabulada

dışa kakma oluşturan çıkış defekti ile buradan kubbe ve kaideye inen lineer

kırık hatları görüldü.

Kafatası açıldı. Beyin, beyincik ve beyin sapı

çıkartıldı. Mermi çekirdeği geçişine bağlı doku defekti ve yaygın subaraknoidal

kanama olduğu görüldü. Sağ frontal altta mermi çekirdeği geçişine uyumlu doku

defekti, sağ oksipital ile sol paryetal arasında mermi çekirdeği geçişiyle

uyumlu doku defekti görüldü. Sağ temporalde tanımlanan defekt ile frontal orta

hat arası trase boyunca orbitayı da içine alan çoklu parçalı kemik kırıkları

izlendi.

…

Dış muayenede 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10, 11, 12 ve

13 no’larda tanımlanan yerden giren mermi çekirdeklerinin tümünün arkadan öne

seyirle çeşitli seviyelerden kot kırıkları oluşturup toraks ve batın

boşluklarına geçerek sağ subklavian arter, akciğer, kalp, karaciğer, böbrek,

bağırsak ve mesane yaralanması oluşturarak dış muayenede 30, 31, 32, 33, 34, 35,

36, 37, 38, 39, 40 ve 41 no’da tanımlanan yerlerden vücudu terk ettikleri,

Dış muayenede 14 no’da tanımlanan yerden giren

mermi çekirdeğinin arkadan öne hafif yukarıdan aşağıya seyirle batın içerisine

geçip bağırsak yaralanması yaparak dış rnuayenede 19 no’da tanımlanan yerden

vücudu terk ettiği,

Dış muayenede 15 ve 16 no’da tanımlanan yerden giren mermi

çekirdeklerinin arkadan öne hafif yukadan aşağıya seyirle bağırsak ve sağ

böbrek yaralanmasına ve pelvis kırıklarına yol açarak bu bölgede kaldıkları,

Dış muayenede 17 no’da tanımlanan yerden giren

mermi çekirdeğinin hafif arkadan öne sağdan sola seyirle bağırsaklar ve

mesaneyi kat ederek 18 no’da tanımlanan yerden vücudu terk ettiği,

Dış muayenede 24 no’da tanımlanan yerden giren

ateşli silah mermi çekirdeğinin büyük damar yaralanması yapmadan 23 no’da

tanımlanan yerden vücudu terk ettiği,

Dış muayenede 25 no’da tanımlanan yerden giren

mermi çekirdeğinin büyük damar yaralanması yapmadan 22 no’da tanımlanan yerden

vücudu terk ettiği,

Dış muayenede 27 no’da tanımlanan yedren giren

mermi çekirdeğinin kafatası, beyin ve frontal kemiği kat ederek 28 no’da

tanımlanan yerden vücudu terkettiği,

Dış muayenede 29 no’da tanımlanan yerden giren

mermi çekirdeğinin kafatasına geçerek beyin dokusu kat edip cilt altında

kaldığı,

Dış muayenede 42 no’da tanımlanan yerden giren

mermi çekirdeğinin sağ iliak arteri kat ederek 20 no’da tanımlanan çıkış

yarasını oluşturup bu bölgede cilt altına kaldığı,

Dış muayenede 43 no’da tanımlanan yerden giren

mermi çekirdeğinin mesane yaralanması oluşturarak 21 no’da tanımlanan yerden

vücudu terk ettiği,

Dış muayenede 44 no’da tanımlanan yerden giren

mermi çekirdeğinin büyük damar yaralanması yapmadan femurda kırık oluşturup

nüve ve gömlek halinde ayrılacak düzeyde deforme olup kas doku içerisinde

kaldığı belirlendi.

…

2. Kişinin vücuduna 25 (yirmi beş) adet ateşli

silah merrni çekirdeği isabet etmiş olup, dış muayenede 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8,

9, 10, 11, 12, 13, 14,15, 16, 17, 27, 29, 42, 43 noda tarif edilen yerden giren

mermi çekirdeklerinin oluşturduğu yaralanmaların tek başına öldürücü nitelikte

olduğu, 24,25, 26 ve 44 no’da tanımlanan yaralanmaların öldürücü nitelikte

olmadıkları,

3. Ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği

cilt cilt altı bulgularına göre; dış muayenede 27 noda tanımlanan atışın bitişiğe

yakın atış mesafesinden yapılmış olduğu, diğer tanımlanan atışların bitişik

atış mesafesi dışından yapılmış olduğu, ancak atışlar elbiseli bölgeye denk

gelmiş olduğundan kesin atış mesafesi tayini isteniyorsa kışinin olay anında

üzerinde bulunan giysilerin incelenmek üzere Fizik İhtisas Dairesi’ne

gönderilmesinin uygun olacağı,

4. Cesetten makroskobik örünümlerine göre 1

(bir) adet 7.65 mm çaplı, 3 (üç) adet 9 mm çaplı üzerlerinde yiv ve set izleri

bulunan mermi çekirdekleri ile ileri derecede deforme 1 (bir) adet nüve ve 1

(bir) adet gömlek elde edildiği,

5. Kişinin ölümünün ateşli silah mermi

çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası, sternum, kot, pelvis ve femur kemik

kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük

damar yaralanmasından gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana gelmiş olduğu

kanaatini bildirir rapordur.”

18. İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme (OYİ) görevlileri

tarafından kamera çekimi eşliğinde olay yeri incelemesi yapılmış ve olay

yerinin krokisi çizilmiştir. OYİ görevlileri tarafından 4/12/2015 günü saat

12.10’da düzenlenen olay yeri inceleme raporunun ilgili kısmı şöyledir:

“…

Olay yerinde çok sayıda resmi ve sivil polis

ekiplerinin, Bomba İmha ve TEM Şube Müdürlüğüne bağlı ekip görevlileri ve

Cumhuriyet savcısının olduğu görüldü. Olay yerinin belirtilen adreste bulunan

dört katlı; dışı kaplama yapılmış betonarme binanın 1. Katındaki dairede

meydana geldiği öğrenildi. Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğü ekip

görevlileri tarafından gerekli inceleme yapılarak ikametin güvenli olduğu

tarafımıza bildirilmesi üzerine olay yerine girildi.

Olay yerine gelen Cumhuriyet Savcısı [E.A.] nazaretinde yapılan incelemede; Daire giriş

kapısının çelik kapı tabir edilen muhkem kapılardan olduğu, kapı kilit kısmının

ve kapı tutma kolu üst kısmının kısmen kırık olduğu, kapının kısmen eğrildiği,

ikametin salon, mutfak, yatak odası, 2 oda ve banyo Wc den ibaret olduğu, daire

içerisine girildiğinde koridorda ve koridorun sonundaki ardiye olarak

kullanılan oda içerisinde çok sayıda mermi kovanı, deforme mermi çekirdeği ve

mermi çekirdeği gömleği olduğu, daire giriş kapısı karşısında bulunan salona

girildiğinde, kuzey doğu duvarına dayalı bulunan çekyatın, önünde yerde 1 adet

şarjörü takılı, horozu kurulu olmayan tabanca (tabanca kamera çekimi eşliğinde

kontrol edildiğinde fışek yatağında fişek olmadığı, şarjöründe 3 adet fışek

olduğu) kuzey batı duvarı önünde bulunan çekyat üzerinde, peçete içerisinde 7

adet fışek bu fışeklerin yanında, üzerinde 2014 ibaresi okunabilen, susturucu

tabir edilen demir aparatın, kişisel eşya ve kitapların olduğu, olay merkezinin

yatak odası olduğu, yatak odasına girildiğinde, üzerinde yatak bulunan bazanın

solunda, güney batı duvarı üzerindeki pencere önünde yerde bir bayan şahsın

yüzüstü yatar vaziyette ex olduğu, ex şahsın sağ kolu yanında 1 adet şarjörü

takılı horozu kurulu tabanca ve başının sol yanında, içerisine bir miktar fişek

basılı 1 adet şarjör olduğu, şahıs Bomba İmha ekipleri tarafından

çevrildiğinde, şahsın alt kısmında da 1 adet şarjörü takılı horozu kurulu

tabanca olduğu, her iki tabancada emniyet tedbirleri alındıktan sonra kamera

çekimi eşliğinde kontrol edildiğinde, her iki silahında fişek yatağında fışek

olduğu, oda içerisinde çok sayıda mermi kovanı, deforme mermi çekirdeği, mermi

çekirdeği gömleği olduğu, yatak odası kapısı, güney duvarı üzerinde çok sayıda

mermi giriş-çıkış deliği ve mermi isabet izlerinin olduğu görüldü. Olay yerinde

Atış Yönü Tayin kiti ile yapılan incelemede; Yatak odası kapısı üzerinde ve

kapı kasası üzerindeki ateşli silah mermi izlerinden, kuzey doğu duvarı

üzerindeki 59 nolu bulgu numarası verilen isabet izinin ve kapı sol kasası

üzerindeki 60 nolu bulgu numarası verilen mermi giriş-çıkış deliğini oluşturan

atışın içeriden dışarıya yapıldığı, kapı üzerindeki 61-62-63-64-65-66-67-68

nolu bulgu numarası verilen mermi giriş-çıkış deliğini oluşturan atışın

dışarıdan içeriye yapıldığı kanaatine varıldı. Olay yerinin ilk haliyle ve

bulgu numarası verilerek fotoğraf ve kamera çekimleri yapılmıştır.

Olay yerinde kimyasal tozlama yöntemi ile

yapılan Biyometrik iz incelemesinde tetkik ve mukayese için Biyometrik iz tespit

edilmiştir.

Yerleri olay yeri krokisinde belirtilen,

tanımlanan ve bulundukları yerler ekli bulgu sayfasında açıklanan bulgular,

fotoğraf ve kamera çekimleri yapıldıktan sonra olay yerinden alınarak gerekli

incelemelerin yapılabilmesi için ilgili birimlere teslim edildi.”

19. Olayın gerçekleştiği evin aranması sırasında 1 adet,

üzerinde “Erdal 101 HPG” yazılı

tabanca, 1 adet Pietro Beretta Gardone markalı 7.65’lik tabanca, 1 adet Sig

Sauer markalı 7.65’lik tabanca ele geçirilmiştir. Söz konusu silahlar ile olay

yerinden elde edilen bir çok mermi çekirdeği, mermi çekirdeği gömleği parçası

gibi materyaller Emniyet Genel Müdürlüğü İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı

Müdürlüğüne (Laboratuvar) kriminal inceleme için iletilmiştir.

20. Laboratuvar tarafından düzenlenen ve 6/12/2015 tarihinde

gönderilen raporun ilgili kısımları şöyledir:

“…

H- ‘6…7’ numaralı silah; 7.65 mm. Çaplı Browning tipi fişek atar, üzerinde

‘PIETRO BERETTİ GARDONE V.T. 7.65 PB.- MADE in ITALY’ ibareleri bulunan yarı

otomatik bir tabancadır.

Yapılan muayenesinde; ateş etmesine mani

mekanik herhangi bir arızasının bulunmadığı, Laboratuvarımızda yaptığımız

tatbiki atışlarda çap ve tipine uygun fişekleri patlattığı görülmüştür.

…

2- a) ‘4…12’ numaralı silah; çapına uygun ses

ve gaz fişeği istimal etmek üzere imal edilmişken, sonradan yivli setli namlu

takılmak suretiyle 7.65 mm.çaplı Browning tipi ateşli silahla fişeklerini atar

hale dönüştürülmüş, üzerinde ‘ERDAL_101 HPG’ ibareleri bulunan, yarı otomatik

bir tabancadır.

Yapılan incelemesinde;

Esasında çapına uygun ses ve gaz fişeklerini

atmak üzere imal edilmiş bir tabanca iken sonradan yivli-set[li] bir namlu takılmak suretiyle ateşli silah

fişeklerini atar hale dönüştürülmüş olduğu,

Ateş etmesine mani mekanik herhangi bir

arızasının bulunmadığı Laboratuvarımızda yaptığımız tatbiki atışlarda 7.65 mm. Çaplı

Browning tipi ateşli silah fişekleri patlattığıgörülmüş…

…

3- ‘M…8’ numaralı silah; çapına uygun ses ve

gaz fişeği istimal etmek üzere imal edilmişken, sonradan yivli setli namlu

takılmak suretiyle 7.65mm. çaplı Browning tipi ateşli silah fişeklerini atar

hale dönüştürülmüş, üzerinde ‘SIG SAUER Ca1.7.65 P228 MADE IN GERMANY’

ibareleri bulunan, yarı otomatik bir tabancadır.

Yapılan incelemesinde;

Esasında çapına uygun ses ve gaz fişeklerini

atmak üzere imal edilmiş bir tabanca iken sonradan yivli-set[li] bir namlu takılmak suretiyle ateşli silah

fişeklerini atar hale dönüştürülmüş olduğu,

Ateş etmesine mani mekanik herhangi bir

arızasının bulunmadığı Laboratuvarımızda yaptığımız tatbiki atışlarda 7.65 mm. Çaplı

Browning tipi ateşli silah fişekleri patlattığıgörülmüş ve tespit edilmiştir.

…

5-a) Birlikte gönderilen inceleme konusu tabancalar ile aralarındaki

çap ve tip farkı itibarı ile atılması mümkün olmayan atmışsekiz (68) adet

kovan, otuziki (32) adet deforme mermi çekirdeği ve üzerlerinde kısmi yapıda

yiv-set izleri bulunan dört (4) adet mermi çekirdeği gömleği parçası; 9mm. Çaplı

Parabellum tipi fişek atar silahlarda kullanılmak üzere imal edilmiş, …

Almışsekiz (68) adet kovanın yapılan

tetkiklerinde;

9 mm. Çaplı Parabellum tipi fişek atar

silahtan atılmış oldukları,

Otuziki (32) adet deforme mermi çekirdeği ve

üzerlerinde kısmi yapıda yiv-set izleri bulunan dört (4) adet mermi çekirdeği

gömleği parçasının ise yine aynı çaplı fişek atar içerisinde bulunan ateşli

silah namlusundan çıkmış oldukları,

Tespit edilmiştir.

b) 9 mm. Çaplı Parabellum tipi atmışsekiz (68)

adet kovan, otuziki (32) adet deforme mermi çekirdeği ve üzerlerinde kısmi

yapıda yiv-set izleri bulunan dört (4) adet mermi çekirdeği gömlek parçası

mezkur olayla ilgili olarak elde edilecek silahlarla birlikte tekrar

gönderilmesi durumunda üzerinde mukayeseli bir inceleme yapılabilecektir.

…

9-a) Üç (3) adet mermi çekirdeği gömleği

parçasının mikroskopta yapılan incelenmelerinde tiplerine uygun fişek atar

içerisinde yiv-setler bulunan bir ateşli silah namlusundan çıktıkları, ancak

çarpma, sürtünme ve kopmadan mütevellit üzerlerinde kısmi yapıda yiv-set

izlerinin bulunduğu tespit edilmiştir.

b) Çap ve tiplerine uygun fişeklere ait

üzerlerinde kısmi yapıda yiv-set izleri bulunan adet mermi çekirdeği gömleği

parçası mezkur olayla ilgili olarak elde edilen silahlarla birlikte tekrar

gönderilmesi durumunda üzerinde mukayeseli bir inceleme yapılabilecektir.

…

12- İnceleme konusu tabancalardan deneme ve

mukayese atışları sonucu elde edilen mukayese kovanları ve mukayese mermi

çekirdekleri ile meydana gelen olayla ilgili olarak birlikte gönderilen

7.65mm.çaplı Browning tipi üç (3) adet kovan, aynı çap ve tipte bir (1) adet

mermi çekirdeği parçası ve aynı çap ve tipte bir (1) adet mermi çekirdeği

gömleği parçasının mikroskopta yapılan karşılaştırılmalarında;

Söz konusu 7.65mm. çaplı Browning tipi üç (3)

adet kovan, aynı çap ve tipte bir (1) adet mermi çekirdeği parçası ve aynı çap

ve tipte bir (1) adet mermi çekirdeği gömleği parçasının; ‘6…7’ numaralı,

7.65mm. çaplı Browning tipi fişek atar, üzerinde “PIETRO BERETTA GARDONE V.T.

7.65 PB.-MADE IN ITALY ibareleri bulunan yarı otomatik tabancadan ATILMIŞ

oldukları tespit edilmiştir.

…"

21. Bu sırada Cumhuriyet Başsavcılığının 4/12/2015 tarihli

talebi üzerine İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin (Hâkimlik) 4/12/2015

tarihli kararıyla soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

“ İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın

04.12.2015 tarih ve 2015/167239 Soruşturma sayılı yazıları ile,

03/12/2015 Günü … adresinde yapılan arama

girişimleri sırasında çıkan çatışma neticesinde [D.K.] isimli kişinin vurularak etkisiz hale getirildiği,

yine şahısla bağlantılı bulunan 4 kişi yakalanarak gözaltına alındığı,

şüphelilerin üst aramalarında örgütsel döküman içerebilecek malzemeler ele

geçirildiği, yine ayrıca yapılan aramada 3 adet tabanca ele geçirildiği,

şüphelilerin eylem hazırlığı içerisinde bulunduğu değerlendirildiği, vurulan ve

gözaltında bulunan şüphelilerin tespit edilemeyen başkaca şüphelilerle de

bağlantılarının bulunabileceği değerlendirildiğinden bahisle;

Eylem birlikteliğiyle hareket eden şüpheliler

hakkında soruşturmada sona yaklaşıldığı, soruşturma dosyasının kapsamlı olduğu

bu nedenle soruşturmanın tam ve sağlıklı yürütülmesinde aksamalar yaşanmaması,

delillerin sağlıklı toplanabilmesi ve şüphelilerin tam ve eksiksiz

yakalanabilmesi için dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma

yetkisi konusunda 6572 Sayılı Yasanın 44 ile değişik 5271 Sayılı Kanunun

153/2.b-5 maddesi uyarınca KISITLAMA karar verilmesi kamu adına talep edilmiş

olup,

…

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının

04.12.2015 tarih ve 2015/167239 Soruşturma sayılı yazılarındaki talebinin

KABULÜNE,

…

Eylem birlikteliğiyle hareket eden şüpheliler

hakkında soruşturmada sona yaklaşıldığı, soruşturma dosyasının kapsamlı olduğu

bu nedenle soruşturmanın tam ve sağlıklı yürütülmesinde aksamalar yaşanmaması,

delillerin sağlıklı toplanabilmesi ve şüphelilerin tam ve eksiksiz

yakalanabilmesi için dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma

yetkisi konusunda 6572 Sayılı Yasanın 44 ile değişik 5271 Sayılı Kanunun

153/2.b-5 maddesi uyarınca KISITLAMASINA KARAR VERİLMESiNE,

…”

22. Cumhuriyet Başsavcılığınca 6/12/2015 tarihinde 2015/167239

numaralı soruşturma dosyası ile 2015/131280 numaralı soruşturma dosyası

arasında irtibat bulunması nedeniyle dosyaların birleştirilmesine ve

soruşturmanın 2015/131280 numaraya kayden sürdürülmesine karar verilmiştir.

23. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7/12/2015 tarihinde diğer

şüpheliler C.O., R.B. ile A.İ.nin müdafi huzurunda ifadeleri alınmıştır.

24. Laboratuvar tarafından düzenlenen ve 29/12/2015 tarihinde

gönderilen rapora göre D.K.nın sol el iç, sol el dış, sağ el iç ve sağ el dış

svap numuneleri üzerinde atış artıklarının bulunduğu tespit edilmiştir. D.K.nın

giysileri üzerindeki atış delikleri de giriş-çıkış yönleri ve atış mesafeleri

bakımından incelenmiş olup söz konusu kriminal inceleme raporunun ilgili

kısımları şöyledir:

“ …

Nitelikleri B şıkkında belirtilen hırka

üzerinde yapılan fiziksel incelemeler neticesinde, (27) adet delik tespit

edilmiş olup, bahse konu deliklerin bulunduğu yerler aşağıdaki şekil üzerinde

temsili gösterilmiştir.

…

İnceleme konusu hırkanın ön tarafında bulunan ‘8’

nolu delik ile arka tarafında bulunan ‘1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15,16

ve 19’ nolu delikler üzerinde atış artıklarının bulunduğu tespit edilmiş olup,

söz konusu deliklerin “UZAK ATIŞ” sonucu meydana gelen “GİRİŞ DELİKLERİ” olduğu

kanaatine varılmıştır.

İnceleme konusu hırkanın ön tarafında bulunan ‘1,2,3,4,5,6

ve 7’nolu deliklerile arka tarafında bulunan ‘17 ve 18’ nolu delikler üzerinde

atış artıklarına rastlanılmadığından, herhangi bir kanaat belirtmek mümkün

olmamıştır.

Nitelikleri G şıkkında belirtilen pantolon

üzerinde yapılan fiziksel incelemeler neticesinde, (18) adet delik tespit

edilmiş olup, bahse konu deliklerin bulunduğu yerler aşağıdaki şekil üzerinde

temsili olarak gösterilmiştir.

…

İnceleme konusu pantolondaki ‘6 ve 13’ nolu

delikler üzerinde atış artıklarının bulunduğu tespit edilmiş olup, söz konusu

deliklerin “UZAK ATIŞ” sonucu meydana gelen “GİRİŞ DELİKLERİ” olduğu kanaatine

varılmıştır.

İnceleme konusu pantalondaki ‘1, 2, 3,4, 5, 7,

8, 9, 10, 11, 12, 14, 15, 16, 17 ve 18’ ile numaralandırılan delikler üzerinde

atış artıklarına rastlanılmadığından, herhangi bir kanaat belirtmek mümkün

olmamıştır.

…

İnceleme konusu hırkanın sol kol ve sağ kol

ağız kısımlarında atış artıklarının bulunduğu tespit edilmiştir.

C, D, E, F ve H şıklarında belirtilen

giysilerin alt kıyafet olması sebebi ile atış mesafesi çalışması yapılmamıştır.

NOT

1-EI üstünde atış artıklarının tespiti, o elin

ya ateş ettiğini veya atış sırasında silaha yakın mesafede olduğunu gösterir.

2- Avuç içinde atış artıklarının tespiti, o

elin silahı tuttuğunu veya ateş etmediği halde atış artıklarının bulunduğu

yerlere temas ettiğini ya da atış sırasında silaha yakın mesafede olduğunu

gösterir.

3- Olayla ilgisi olmadığı halde atış

artıklarının bulunduğu yerlere (bitişik veya yakın atışlarda mermi giriş

deliğinin yakın civarı, atışta kullanılan silah, ateş eden el ile tokalaşma

vs.) temas eden ellerde de atış artıkları bulunabilir.

4- Olayla ilgisi olmadığı halde olaydan kısa

bir zaman önce başka bir amaçla ateş eden elde de atış artıkları bulunabilir.

…”

25. Laboratuvar tarafından düzenlenen ve 8/12/2015 tarihinde

iletilen bir başka rapora göre operasyonu gerçekleştiren güvenlik güçlerine ait

MP-5 silah aparatında atış artığı bulunmuştur. Fezlekede D.K. tarafından

çatışma sırasında gerçekleştirilen atışın güvenlik güçlerinin silahına denk

geldiği belirtilmiş olup (bkz. § 26) söz konusu silaha ait bu aparat üzerinde

yapılan fiziki inceleme neticesinde Laboratuvar tarafından bir başka rapor

düzenlenmiş ve7/12/2015 tarihinde iletilmiştir. Söz konusu raporun ilgili kısmı

şöyledir:

“İnceleme konusu 3,7x3,3cm. boyutlarında 2cm.

kalınlığında, üzerinde yay mekanizması ve sıkma vida mekanizması bulunan, siyah

renkli bir (1) adet metal silah aparatı üzerinde yapılan fiziksel incelemeler

ve meydana gelen tahribat alanının yapılan tetkikine istinaden;

Mamul olduğu sert nitelikteki metalin

mukavemeti de dikkate alındığında oluşan hasarın yüksek hızlı mermi çekirdeği,

saçma tanesi veya metal bilye gibi niteliğini tam olarak belirleyemediğimiz bir

cismin çarpmasından meydana gelmiş olabileceği kanaati hasıl olmuş ise de

hasarın yüzeysel-kısmi olması sebebiyle kesin bir tespitin yapılması mümkün

olamamıştır.”

26. İl Emniyet Müdürlüğü tarafından olay hakkında düzenlenen

7/12/2015 tarihli, 44 sayfalık fezleke Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmiştir.

Fezlekede D.K.nın üyesi olduğu belirtilen silahlı terör örgütü hakkında

ayrıntılı bilgilere değinildikten sonra D.K.nın vefatıyla sonuçlanan operasyon

öncesi ve sonrasındaki süreçler ile operasyonun gerçekleşme şekline dair

anlatımlara yer verilmiştir. Fezlekenin ilgili kısımları şöyledir:

“…

İlimizde … terör örgütünün gençlik yapılanması

olan (… Hareketi) içerisinde faaliyet gösteren örgüt Sancaktepe İlçe Emniyet

Müdürlüğü Yenidoğan Polis Merkezi Amirliği’ne ve Gül Sokak’ta bulunan Çocuk

Büro Amirliği’ne yönelik keşif çalışması yapıldığı, söz konusu emniyet

binalarına yönelik önümüzdeki günlerde saldırı yapılabileceği şeklinde

istihbari bilgiler elde edildiği,

…terör örgütü faaliyetlerinin deşifre edilmesi

ve engellenmesine yönelik iltisaklı kurumlar ile birlikte sürdürdüğümüz

çalışmalarda; İlimiz Bölgede … terör örgütü içerisinde -sözde- kadrolu olarak

faaliyet gösteren [G.]

A/K isimli şahsın sürekli olarak yanında Sig Sauer marka 7.65 mm çapında

tabanca taşıdığı, son olarak yanında susturucu takılı bir tabancanın bulunduğu,

İlimiz Sancaktepe ilçesinde [A.]

A/K isimli şahsın evinde kaldığı zamanlarda da polis baskınına karşı sürekli

olarak duyarlı olduğu, [G.] A/K

isimli şahsın polisin uygulama yapması durumunda, polisle çatışmaya

girebileceği şeklinde çevresindeki örgüt mensuplarına söylemlerde bulunduğu

ayrıca, [A.] A/K ve [G.] A/K isimli şahısların Sancaktepe İlçesi … civarında

çiftlik evi aradıkları, çiftlik evini kırsaldan gelecek olan şahısları ve eylem

için getirilen malzemeleri saklamak için kullanacakları şeklinde bilgiler elde

edilmiş,

[G.] A/K isimli şahsın elinde

karakol ve etrafında camii, okul, benzin istasyonuna ait krokilerin olduğu, bu

krokideki karakolun İlimiz Sancaktepe İlçesi Yenidoğan Polis Merkezi olduğu,

başka bir krokide ise İlimiz Sancak tepe İlçe Emniyet Müdürlüğü Sancaktepe Çocuk

Büro Amirliğinin bulunduğu yer olduğu, krokilerde bahse konu yerlerin gidiş

geliş güzergahlarının çizili şekilde olduğu şeklinde bilgiler elde edilmiştir.

16/11/2015 tarihinde akşam saatlerinde [C.] (A/K), [M.] (A/K), [H.] (A/K), [A.] (A/K) ve açık kimlik bilgileri tespitine yönelik

çalışmaları devam eden (2) şahsın ilimiz Sancaktepe İlçesi Eski Ankara Caddesi

üzerinde bulunan petrol ofisinin önüne yolu kapatacak şekilde kanalizasyon

borusunu yuvarladıkları ve bir süre polisin gelmesini bekledikleri, … ancak

polisin gelmediği bunun üzerine şahısların oradan ayrıldığı, [G.] (A/K) isimli şahsın bahse konu şahıslara bu tarz

eylemlerde ‘Polisin gelmesini bekleyin polislerin zırhlı araçtan inmesinin

ardından ateş edin’ şeklinde talimat verdiği şeklinde güvenilir kaynaklardan

bilgiler elde edilmiştir.

…

Yakalanan şahıslardan [A.İ.] isimli şahsa ev anahtarlarının nerede olduğu

sorulması üzerine; kendisinin evde kalmadığını, anahtarlarının eşinde olduğunu

yaklaşık 10 gündür eve gitmediğini, inşaatta veya [A.] isimli arkadaşında kaldığını söylemiş, kendisine

evde birinin olup olmadığı sorulduğunda evde kimsenin olmadığını eşinin …

tedavi gören annesinin yanında olduğunu beyan etmesi üzerine,

Bahse konu arama kararının gereğinin ifası

için ihbarda belirtilen İlimiz Sancaktepe İlçesi … adrese görevlilerimiz yeteri

kadar takviye kuvvetle birlikte geçip, çevrede gerekli emniyet tedbirleri

alındıktan sonra dışarıdan bakıldığında kararda belirtilen dairenin ışıklarının

açık olduğu görülmüş, açık olan apartman giriş kapısından girilerek birinci

katta bulunan … daire kapısının usulüne uygun olarak ziline basılmış, defaatle

kapı çalınarak yüksek sesle görevlilerimiz ‘POLİS’ olduklarını söylemiş ancak

içeriden kapıyı açan ve çağrılara her ne kadar cevap veren olmamış ise de

dairenin ışıklarının yanık olması ve daire içerisinden seslerin geldiği, daire

gözetleme deliğine bakıldığında içeriden bir şahsın baktığı içeriden gelen ışık

süzmesinin kapanıp açılmasından görülmesi üzerine içeride birilerinin olduğu

kanaati oluştuğundan içeride bulunanların suç unsurlarını yok edecekleri, zaman

kazanarak biz görevlilere silahlı/bombalı saldırı yapabilecekleri

değerlendirilerek daire kapısı zor kullanılarak (kırılarak) açılmaya

çalışıldığı sırada, silah kurma mekanizma sesi gelmiş, akabinde daireden içeri

girilmiş, içeri girildiğinde tekrar yüksek sesle içeride bulunduğu anlaşılan

şahıs veya şahıslara görevlilerimiz ‘POLİS’ olduklarını ikazı yapılarak

koridora girilip, odalar kontrol edildiği sırada koridorda ilerlerken biz

görevliler hedef alınarak girişe göre koridorun sonunda sol tarafta bulunan

odadan silahla ateş edilmesi üzerine, bilahare polis olduklarını tekrar yüksek

sesle söylemişse de içeride acil müdahale timimize tekrar birkaç kez ateş

edilmesi üzerine odada yatağı kendisine çömelerek mevzi yapar şekilde görülen

bayana duyabileceği şekilde ‘polis, silahını bırak ve teslim ol, yoksa karşılık

verilecektir’, ikazlarına rağmen elinde bulunan tabancayı biz görevlilere doğru

ateş etmek için doğrulttuğu sırada meşru müdafaa şartları oluştuğundan

şüpheliye ateş edilmiştir.

Şüpheli ateş edilerek vurulduktan sonra

bulunduğu yatağın yanına düştüğü görülmüş, kontrollü bir şekilde güvenli bir

mesafeden yaklaşıldığında, şüpheli bayanın yerde çömelmiş vaziyette, yanında

bulunan tabancayı almaya teşebbüs ettiği, bunun üzerine şüpheli tekrar

uyarılmasına rağmen eylemine devam etmesi ve tabancayı eline alması üzerine

tekrar ateş edilmiştir.

Şüpheli etkisiz hale getirildikten sonra sağ tarafından

bizlere doğrulttuğu tespit edilen tabanca yanından uzaklaştırılmış, şüphelinin

yüzüstü bacaklarını karnına çekmiş vaziyette sağ elinin görünür sol elinin

vücudunun altında bulunduğu görülmüş, bu şekilde nabzı kontrol edildiğinde

nabzının atmadığı, hareketsiz durduğu ve hayat belirtisinin bulunmadığının

görülmesi ve anlaşılması üzerine, eylemi esnasında üzerinde bomba olabilecek

tarzda hareket elmesinden kaynaklı bomba düzeneği olabileceği değerlendirilerek

şüpheliye başka müdahalede bulunulmadan çevre emniyeti alınarak olay yeri

boşaltılmıştır.

…

Yakalanan [A.İ.] isimli şahıs ile tekrardan yapılan görüşmede,

kendisine evinin boş olmadığı, evde birisinin olduğu ve görevlilere ateş

açıldığı, görevlilerimize neden yalan söyleyerek yalnış yönlendirmede bulunduğu

sorulduğunda adı geçen şahıs; ‘Kendisinin çok korktuğunu bildiklerini

anlatacağını, evinde bulunan şüpheli kadının adını [E.] olarak bildiğini, yaklaşık olarak 1 hafta 10 gündür

evini kullandığını, evini kullanması için kendisini tehdit ettiğini, bayan

şahsın … sürekli olarak değişik kıyafetlerle geldiğini, saçlarını farklı

şekillerle yaptığını, bazende eşarp benzeri bir kumaş parçası ile başının

yarısını kapattığını, telefon kullanmadığını, küçük bir cüzdanının olduğunu

görebildiği kadarıyla içinde yüklü miktarda parası olduğunu, bayan şahsın

kendisine ait olan bir defteri olduğunu ve evin içindeyken bu deftere sürekli

bir şeyler yazdığını,’ … belirtmiştir.

…

Bahse konu ihbar ile ilgili olarak

Müdürlüğümüzce yapılan çalışmalarda; … ikamet eden ihbarda belirtilen [A.] isimli şahsın [A.İ.] isimli şahıs olduğu, [G.] isimli şahsın [D.K.] olduğu anlaşılması üzerine İstanbul Anadolu

Cumhuriyet Başsavcılığının (Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu) Nöbetçi

savcısının gecikmesinde sakınca bulunan hal göz önünde bulundurularak verdiği

derkenar arama kararı gereği, 3.12.2015 tarih ve saat: 20:30 sıralarında bahse

konu adrese yapılan operasyonda, [G.] Kod [D.K.] ilk önce

güvenlik güçlerimize silahla ateş etmiş, almış olduğu terör amaçlı ideolojik

eğitimden dolayı asla teslim olmaya yanaşmayarak güvenlik güçlerimize direnip

silahla çatışmaya devam etmesi üzerine, ölü olarak ele geçirilmiştir. Çatışma

esnasında [G.] Kod [D.K.] kullandığı silahtan çıkan mermi emniyet

mensuplarımızın üzerinde bulunan MP 5 tabancaya ait şarjöre isabet etmiştir.

…”

27. İl Emniyet Müdürlüğü OYİ Şube Müdürlüğü Parmak İzi

Geliştirme Laboratuvarı Büro Amirliği tarafından 28/12/2015 tarihinde

düzenlenen ekspertiz raporuna göre olay yerinden elde edilen üzerinde kan

olduğu tahmin edilen kırmızı lekeler bulunan ve “Erdal 101 HPG” yazılı 1 adet tabanca ile yine üzerinde kan

olduğu tahmin edilen kırmızı lekeler bulunan 1 adet Pietro Beretta Gardone

markalı 7.65’lik tabanca ve 1 adet Sig Sauer markalı 7.65’lik tabanca üzerinde

herhangi bir iz tespit edilememiştir.

28. Başvurucular vekili tarafından 24/12/2015 tarihinde

Cumhuriyet Başsavcılığından soruşturma dosyasının fotokopisinin verilmesi talep

edilmiştir. Bu talebin akıbeti hakkında başvuru dosyasında herhangi bir bilgi

veya belgeye rastlanmamıştır.

29. Başvurucular vekili tarafından 29/12/2015 tarihli dilekçe

ile Cumhuriyet Başsavcılığından bu defa 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 153. Maddesinin üçüncü fıkrasındaki hükme dayalı olarak

soruşturmaya ilişkin kısıtlama kararının bilirkişi raporlarını kapsamayacağı,

otopsi raporunun da bir bilirkişi raporu olduğu belirtilerek otopsi raporunun

bir örneğinin verilmesi talep edilmiştir. Bu talebin akıbeti hakkında da

başvuru dosyasında herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanmamıştır.

30. Başvurucular vekili tarafından 29/12/2015 tarihli dilekçe

ile Cumhuriyet Başsavcılığından bir önceki dilekçedekine benzer biçimde başta

bilirkişi raporları olmak üzere 5271 sayılı Kanun’un 153. Maddesinin üçüncü

fıkrası kapsamına giren evrakın örneklerinin verilmesi ve D.K.nın öldürülmesine

ilişkin olarak yürütülen soruşturmanın Memur Suçları Bürosuna gönderilmesi

talep edilmiştir. Başvuru formunda bildirildiğine göre başvurucular 30/12/2015

tarihinde otopsi ve balistik inceleme raporunun örneğini temin etmiştir.

31. Başvurucular vekili 9/3/2016 tarihli dilekçeyle bu defa

başvurucuların kızları D.K. ile irtibatlı oldukları ileri sürülen diğer

şüpheliler hakkında da 2015/131280 numaralı dosyadan soruşturma sürdürülmesi ve

kızlarının ölümüyle ilgili olaya dair ayrı bir soruşturma yürütülmemesi

nedenleriyle söz konusu soruşturmadaki gizlilik kararı gerekçesiyle otopsi ve

balistik inceleme raporları dışında belge temin edemediklerini, bu nedenle ayrı

bir dilekçeyle kızlarının ölümünde orantısız güç kullandıklarını iddia

ettikleri güvenlik güçleri hakkında şikâyetçi olduklarını iletmiş ve birtakım

delillerin toplanması taleplerinde bulunmuştur.

32. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2015/131280 numaralı

soruşturma dosyasında 4/3/2016 tarihinde, başvurucu vekilinin 9/3/2016 tarihli

dilekçesindeki talebi üzerine D.K.nın ölümü olayında şüpheli kolluk görevlileri

hakkındaki soruşturmanın ayrılarak 2016/33199 numaraya kayden yürütülmesine

karar verilmiştir.

33. Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosuna devredilen

2016/33199 numaralı soruşturmada 6/4/2016 tarihinde şüpheli olarak belirtilen İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi Polisleri hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

kısımları şöyledir:

“…

… adreste … Terör Örgütü üyesi olan

şüphelilerin yakalanması amacıyla operasyon başlatıldığı, dairenin ışıklarının

açık olduğunun görülmesi üzerine kapı ziline basıldığı, görevlilerin polis

olduklarını söylemelerine rağmen kapının açılmadığı, daire ışıklarının açık

olması ve içeriden seslerin geldiğinin anlaşılması neticesinde daire içinde

bulunan suç unsurlarını yok edebilecekleri, zaman kazanarak görevli polislere

silahlı veya bombalı saldırı yapabilecekleri değerlendirilerek daire kapısının

zor kullanarak açılmaya çalışıldığı, bu esnada silah kurma mekanizmasına ait

sesin geldiği, kapının açılarak içeri girildiği, yüksek sesle görevli

polislerin polis olduklarına dair ikaz yaptıkları, odalar kontrol edildiği

sırada görevli polisler hedef alınarak daire kapısının girişine göre koridorun

sonunda sol tarafta bulunan odadan silahla ateş edildiği, görevli polislerin

polis olduklarını söylemelerine rağmen birkaç kez daha aynı noktadan ateş

edildiği, odadaki yatağı kendisine mevzi yapan ölene silahını bırakıp teslim

olması için ikazda bulunulduğu ancak şahsın elinde bulunan tabancayı görevli

polislere doğru ateş etmek için doğrulttuğu esnada şahsa görevli polislerce

ateş edildiği, ölenin vurulduktan sonra vurulduğu yatağın yanına düştüğü,

kontrollü bir şekilde güvenli bir mesafeden yanına yaklaşıldığında şahsın yerde

çömelmiş vaziyette yanında bulunan tabancayı almaya teşebbüs ettiği,

Şahsın uyarılmasına rağmen eylemine devam

etmesi ve tabancayı eline alması üzerine şahsa tekrar ateş edildiği, ölenin bu

şekilde hayatını kaybettiği,

Alınan otopsi raporuna göre, şahsın ateşli

silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası siternum, kot, femur kemik

kırığı ile birlikte beyan kanaması, iç organ ve büyük organ yaralanması sonucu

gelişen iç ve dış kanama sonucu hayatını kaybettiği,

Olay yerinde yapılan inceleme neticesinde, 3

adet tabancanın ele geçirildiği, İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal

Polis Laboratuarı Müdürlüğü’nce düzenlenen rapora göre, olay yerinden elde

edilen 7.65 mm. Çaplı Browning tipi 3 adet kovan, aynı çap ve tipte bir adet

mermi çekirdeği parçası ve mermi çekirdeği gömleği parçasının şüpheliye ait 6…7

seri numaralı 7.65 mm çaplı Pietro Baretta Bordone marka silahtan atıldığının

tespit edildiği,

Tüm dosya kapsamına göre, operasyonu

gerçekleştiren polis memurlarının TCK ‘nın 25/1 maddesindedüzenlenen meşru

savunma koşulları altında hareket ettikleri, kendilerine karşı gerçekleştirilen

saldırıyı ortadan kaldırmak amacıyla eylemlerini gerçekleştirdikleri, ayrıca

Polis Vazife ve Selahiyet Kanunun 16. Maddesinde düzenlenen silah kullanma

şartlarının olayda gerçekleştiği, polisin silah kullanmadan önce ölene karşı

duyabileceği şekilde ‘teslim ol’ çağrısında bulundukları, ölenin bu çağrıya

uymayarak görevli polislere doğru ateş ettiği, olayda hukuka aykırı herhangi

bir eylemin söz konusu olmadığı anlaşılmakla,

Şüpheliler hakkında yüklenen suçtan kamu adına

KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA,

…

Karardan bir suretin Disiplin Soruşturması

yapılıp yapılmaması konusunda gereğinin takdiri içinDevlet Memurları Kanunun

131/3 maddesi uyarıncaİSTANBUL İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ ‘negönderilmesine…”

34. Cumhuriyet Başsavcılığı kovuşturmaya yer olmadığı kararının

bir örneğini 7/4/2016 tarihinde disiplin soruşturması yönünden gereğinin

takdiri için İl Emniyet Müdürlüğüne iletmiştir. İl Emniyet Müdürlüğünce

16/12/2016 tarihli kararla dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.

35. Başvurucular vekili aracılığıyla 4/5/2016 tarihli dilekçeyle

etkili soruşturma yapılmadığını belirterek kovuşturmaya yer olmadığı kararına

itiraz etmiştir.

36. Hâkimliğin 24/5/2016 tarihli kararıyla itirazın reddine

karar verilmiştir.

37. Ret kararı başvurucular vekiline 15/7/2016 tarihinde tebliğ

edilmiş olup başvurucular 15/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Başvurucu İbrahim Kortak Hakkında Yürütülen

Yargılama Süreci

38. Başvurucu hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

kızı D.K.nın cenazesindeki söylemleri nedeniyle cenazeye katılan diğer birçok

şahısla birlikte soruşturma başlatılmış; başvurucunun ve diğer şüphelilerin

İzmir 7. Sulh Ceza Hâkimliğinde 11/3/2016 tarihinde sorguları yapılmıştır.

Yapılan sorgu sonucunda başvurucunun serbest bırakılmasına, bir kısım

şüphelinin ise tutuklanmasına karar verilmiştir.

39.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 29/3/2016 tarihli

iddianamesiyle başvurucu ve diğer 24 şüpheli hakkında kamu davası açılmıştır.

Başvurucu söz konusu iddianamede terör örgütü propagandası yapma suçuyla

suçlanmıştır. İddianamenin ilgili kısımları şöyledir:

“Başsavcılığımız

tarafındanyürütülensoruşturmada, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce

03.12.2015 günü Sancaktepe ilçesinde düzenlenen terör operasyonunda çıkan

silahlı çatışmada ölü olarak ele geçirilen … [D.K.] isimli şahsın cenazesinin 04.12.2015 günü havayolu

ile İzmirilinegetirildiği,

…cenazekonvoyunakatılmak için bekleyen 50 araç

içerisindeki yaklaşık 120 kişilik gruptan bir kısmının cenaze aracını

durdurarak zafer işaretleri ve alkışlarla kısa sureli trafiğin akışını keserek ‘BİJİ

SEROK [A.], ŞEHİT NAMİRİN’

seklinde slogan attığı ,buşekildekarayolunun(5) dakikalık süreiçinde trafiğe

kapatıldığı, daha sonrayapılanuyarılarüzerine, cenazeyi taşıyan araç ve

beraberindeki 50 araçlık konvoyunhareketle yola çıkarak … terör örgütünün sözde

marşı olan ‘ÇERXA ŞOREŞA (DEVRİM ÇARKI)’ isimli gerilla marşının okunduğu …Buca

Kaynaklar Mezarlığına götürüldüğüesnada, grup sayısının (400) kişiye ulaştığı,

grup içerisinde üzerinde ‘… terör örgütü sözde bayrağı olan kırmızı zemin

üzerine ortasında yeşil daire içerisinde seri zemin üzerine kırmızı renkli

yıldız ile [D.K.] ve sözde lideri

[A.Ö.ye] ait resmin bulunduğu’ 2

adet ayrı pankart ile yine grup içerisinde bulunan şahısların yakalarında ‘çatışmada

ölü elegeçirilen [D.K.nın] resmin

bulunduğu ve arka kısmında … terör örgütü sözde bayrağı olan kırmızı zemin

üzerine ortasında yeşil daire içerisinde sarı zemin üzerine kırmızı renkli

yıldız bulunan resimlerin’ bulunduğu,

…

‘…sözü … babası İbrahim KORTAK’a veriyorum.

İbrahim KORTAK’a veriyorum.’ Şeklinde olduğu, İbrahim KORTAK isimli şahsın

gruba hitaben kürtçe olarak ‘Hepiniz hoş geldiniz bu şehitler hepimizindir.

Şehitler ölmez şehit hepimizindir, bütün şehitlerin hepsi bütün Kürtler

içindir, şehitler başkan [A.]

içindir, şehitler hepimizindir, hepinize saygılar sunarım, hepiniz hoş geldiniz

ŞEHİTNAMIRIN (Şehitler Ölmez)’ şeklinde/tarzında bir konuşma yaptığı, …

…

5-Şüpheli, İbrahim KORTAK’ın Cenaze

etkinliğinin nasıl yapılacağı hususunda yetkili emniyet personeli ile grubun

ileri gelenleri arasında görüşmeler devam eder iken grup içerisinde iken

yakasında ölen örgüt mensubunun (Kızının) resmi ve bu resmin arka fonunda …

terör örgütünü simgeleyen sözde bayrağı taşırken görüntülenen, etkinlik

esnasında ölen [D.K.]

isimli şahsın babası olarak anons edilerek konuşma yapması için ses yayın

araçlarının mikrofonu verildiğinde; ‘Hepiniz hoş geldiniz bu şehitler

hepimizindir. Şehitler ölmez şehit hepimizindir, bütün şehitlerin hepsi bütün

Kürtler içindir, şehitler başkan Apo içindir, şehitler hepimizindir, hepinize

saygılar sunarım, hepiniz hoş geldiniz Şehitler Ölmez’ şeklinde/tarzında kürtçe

olarak bir konuşma yapan, yapmış olduğu bu konuşmasında kızının ölümünü

kendince şehit düşmesini şehitler

başkan [A.] içindir şeklindeki

belirterek … terör örgütü kurucusu ve sözde lideri [A.Ö.yü] kast ederek kızının terör örgütü adına faaliyet

yürütürken terör örgütü amaçları doğrultusunda öldüğünü beyan eden şahıs

olduğu,

…”

40. Başvurucunun müsnet suçtan yargılanması İzmir 2. Ağır Ceza

Mahkemesinde devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

41. İlgili ulusal hukuk için bkz. Turan Uytun ve Kevzer Uytun (B. No: 2013/9461, 15/12/2015,§§

36-38), Nesrin Demir ve diğerleri

(B. No: 2014/5785, 29/9/2016, §§ 74- 81), Berivan

Tedik Yeşiltepe ve diğerleri (B. No: 2015/17206, 31/10/2018, §§ 21-

23) başvuruları hakkında verilen kararlar.

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

42. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Yaşam hakkı” kenar başlıklı 2. Maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

“1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur…

2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak

zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bu

maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:

…

b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak

yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir

kişinin kaçmasını önleme…”

2.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

43. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre yaşam hakkını

koruyan 2. Madde, Sözleşme’nin en temel hükümlerinden biridir ve Avrupa

Konseyini oluşturan demokratik toplumların ana değerlerinden birini

korumaktadır. AİHM, bu maddenin ihlal edildiğine ilişkin iddiayı en dikkatli

incelemeye tabi tutmaktadır. Devlet görevlileri tarafından güç kullanımına

ilişkin davalarda yalnızca güç kullanan devlet görevlisinin eylemleri değil

aynı zamanda mevcut ilgili hukuksal veya düzenleyici sistem ile eylemin

planlanması ve kontrolü de dâhil olayı çevreleyen tüm faktörlerin gözönünde

bulundurulması gerekmektedir (Nachova ve

diğerleri/Bulgaristan [BD], B. No: 43577/98, 43579/98, 6/7/2005, §

93).

44. Sözleşme’nin 2. Maddesinin ikinci fıkrasında da

görülebileceği üzere polis memurları tarafından ölümcül bir gücün kullanılması

belirli durumlarda haklı görülebilir. Ancak kullanılan güç kesinlikle gerekli olandan daha fazla

olmamalıdır yani olayın gerçekleştiği şartlarda kullanılan güç kesinlikle

orantılı olmalıdır. Yaşam hakkının temel hak olduğu gözönünde bulundurulduğunda

can kaybının haklı görülebileceği durumlar dar yorumlanmalıdır (Nachova ve diğerleri/Bulgaristan, § 94).

45. AİHM, Sözleşme’nin 2. Maddesini 1. Maddesiyle birlikte

yorumlayarak devletin yaşama hakkı kapsamındaki bir olayı etkili soruşturma

yükümlülüğünün bulunduğunu kabul etmiştir (McCann

ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 18984/91, 27/9/1995, § 161).

46.AİHM’e göre bu yükümlülük, sadece bir kamu görevlisinin

eylemi veya ihmali sonucu meydana gelen ölüm olayları açısından geçerli

değildir (Can ve diğerleri/Türkiye (k.k.),

B. No: 27446/12, 25/11/2014, § 37). Devletin doğal olmayan her ölüm olayında

-öldürmeme ya da yaşamı korumama yükümlülüklerini ihlal etmemiş olsa da-

gerçekleşen ölümün sebebini ve varsa sorumlularını ortaya çıkarmaya yönelik

etkili bir soruşturma yapma yükümlülüğü vardır. Ayrıca devletin etkili

soruşturma yapma şeklindeki usul yükümlülüğü, maddi yükümlülükten ayrı ve

bağımsız bir yükümlülük hâline gelmiştir.

47. AİHM 2001 yılında incelediği bir başvuruda verdiği kararda

ise devletin yükümlülüğündeki etkili soruşturmanın ilkelerini belirlemiştir (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, B. No:

24746/94, 4/5/2001). Jordan Prensipleri

olarak anılan bu ilkeler, AİHM’in tamamen yeni belirlediği ilkeler değildir.

Bunlar, yukarıda belirtilen McCann ve

diğerleri/Birleşik Krallık kararından beri önüne gelen davalarda

uyguladığı birtakım ilkelerin sistematikleştirilmesinden ibarettir. AİHM’in

yaşama hakkı kapsamında etkili soruşturmaya ilişkin belirlediği ilkeler

şöyledir:

- Soruşturma makamlarının yaşama hakkıyla ilgili konulardan

haberdar olduğunda kendiliğinden harekete geçmeleri (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 105)

- Soruşturma makamlarının bağımsız olmaları (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 106)

- Soruşturmanın sorumluların tespitini ve cezalandırılmasını

sağlayabilecek şekilde etkili olması, bu kapsamda olayı aydınlatmaya

yarayabilecek bütün delillerin toplanması (Hugh

Jordan/Birleşik Krallık, § 107)

- Soruşturmanın makul bir süratle tamamlanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 108)

- Yürütülen soruşturmanın ve sonuçlarının kamu denetimine açık

olması, her olayda ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için

bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık,§ 109)

48. AİHM, kamu görevlisinin karıştığı kötü muamele veya öldürme

olayları için uygun olan yaptırımları seçimlerinde ulusal mahkemelere saygı

gösterdiğini ancak eylemin vahameti ile verilen ceza arasında açık bir orantısızlık

olduğu durumlarda değerlendirme ve müdahale etme hususunda yetki kullanmasının

gerekli olduğunu belirtmektedir (Nikolova ve

Velichova/Bulgaristan, B. No: 7888/03,20/12/2007,§ 61).

49. Aynı zamanda AİHM, tüm kovuşturmaların mahkûmiyet ve belirli

bir cezaya hükmedilmesiyle sonuçlanmasına yönelik mutlak bir yükümlülük

bulunmamasına rağmen ulusal mahkemelerin -kamu görevlilerinin ölüme yol açan

ihmalkârlıkları sonucu ortaya çıkan suçlar da dâhil olmak üzere- kişilerin

hayatlarını tehlikeye sokan suçları cezalandırmamaya hiçbir koşulda olanak

vermemesi gerektiğinin altını çizmektedir. Mahkemeye göre kamu güveninin

sürdürülmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması ve kanunsuz eylemlere yönelik

herhangi bir tolerans ya da ittifak olduğu görünümünün önlenmesi açısından bu

durum hayati önem taşımaktadır (Okkalı/Türkiye,

B. No: 52067/99, 17/10/2006).

50. AİHM, bu nedenle yaşam hakkını korumaya yönelik pozitif

yükümlülüğün ulusal hukuk sistemlerinin kanuna aykırı olarak herhangi bir

kişiyi öldüren ya da ölümcül şekilde yaralayan kişiler hakkında ceza hukukunu

uygulayabilme kapasitesini göstermesi gerektirdiğini kararlarında sıkça dile

getirir (pek çok karar arasından bkz. Nachova

ve diğerleri/Bulgaristan, § 60).

51. AİHM, belirtilen yükümlülüğün yerine getirilip

getirilmediğini incelemek için ulusal mahkemelerin bu kararlara varırken hukuk

sisteminin caydırıcı etkisinin korunması ve yaşama hakkı ihlallerinin

önlenmesinde oynaması gereken rolün öneminin altının çizilmesi amacıyla

Sözleşme’nin 2. Maddesi uyarınca davaya gereken önemi gösterip göstermediğini

ya da ne dereceye kadar gösterdiğini değerlendirmesi görevinin kendisine ait

olduğuna vurgu yapmaktadır (Ali ve Ayşe

Duran/Türkiye, B. No: 42942/02, 8/4/2008, § 62).

52. AİHM, Sözleşme’nin 2. Ve 3. Maddelerinin ihlal edildiği

iddiasının ileri sürüldüğü başvurularda kendisinin oldukça ihtiyatlı davranması

gerektiğini belirtmektedir. AİHM, olayın fail ya da faillerinin cezai

sorumluluğu ile devletlerin Sözleşme uyarınca yükümlü olduğu sorumluluğun

farklı olduğunu ifade etmektedir. AİHM, bu bağlamda kendi yetkisinin

devletlerin Sözleşme kapsamındaki sorumluluğunun belirlenmesiyle sınırlı

olduğunu vurgulamaktadır. AİHM’e göre Sözleşme kapsamındaki sorumluluk,

uluslararası hukukun ilgili kuralları ve ilkeleri dikkate alınarak Sözleşme’nin

amacı ışığında yorumlanması gereken kendi hükümlerine dayanmaktadır. AİHM’e

göre devletlerin Sözleşme kapsamındaki sorumluluğu, ulusal mahkemelerin takdir

yetkisine sahip olduğu bireysel ceza sorumluluğuna ilişkin iç hukuk sorunlarıyla

karıştırılmamalıdır. AİHM birçok kararında, ceza hukuku anlamında suçluluk ya

da masumiyet konusunda kararlar vermenin kendi yetki alanına girmediğini ifade

etmiştir (Giuliani ve Gaggio/İtalya

[BD], B. No: 23458/02, 24/3/2011, § 182).

53. Öte yandan AİHM’e göre, gerçekleşen bir ölüm olayı

hakkındaki soruşturmanın etkili sayılabilmesi için yerine getirilmesi gerekli

ilkelerden birisi de yürütülen soruşturmanın ve sonuçlarının yeterince kamu

denetimine açık olması ve ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak

için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanmasıdır (Giuliani ve Gaggio/İtalya § 304; Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 109; Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye [BD],

B. No: 24014/05, 14/4/2015, § 179).

54. Bununla birlikte üçüncü kişilere ya da başka soruşturmalara

zarar verebilecek hassas bilgiler içerdiği durumlarda soruşturma belgelerinin

açıklanması veya yayımlanması,Sözleşme’nin 2. Maddesi kapsamında mutlak bir

gereklilik olarak değerlendirilemez. Dolayısıyla soruşturmanın kamuya veya

mağdurun yakınlarına açıklığı şartı, soruşturmanın diğer aşamalarında da

sağlanabilir (McKerr/Birleşik Krallık,

B. No: 28883/95, 4/5/2001, § 129; Giuliani

ve Gaggio/İtalya, § 304). Dahası Sözleşme’nin 2. Maddesi soruşturma

mercilerine, ölenin bir yakınının belirli bir soruşturma tedbirinin alınması

için yaptığı her talebi karşılamaları şeklinde bir yükümlülük yüklemez (Ramsahai ve diğerleri/Hollanda [BD], B.

No: 52391/99, 15/5/2007, § 348; Velcea ve

Mazăre/Romanya, B. No: 64301/01, 1/12/2009, § 113).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

55. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

56. Başvurucular, yakınlarının öldürülmesi ve öldürülüş şekli

nedeniyle acı yaşadıklarını, ayrıca başvurucu İbrahim Kortak’ın kızı D.K.nın

cenazesi sırasında söylediği sözler nedeniyle hakkında soruşturma açıldığını,

gözaltına alındığını ve yargılandığını belirtmiş; bu nedenlerle Sözleşme’nin 3.

Maddesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

2. Değerlendirme

57.Anayasa’nın 148. Maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence

altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla

Anayasa Mahkemesine başvurabilir…”

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. Maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin

taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından,

ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

59. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46. Maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”

60.Anayasa Mahkemesi kötü muamele yasağına ilişkin bu tür

şikâyetleri incelediği başvurularda, hakları ihlal edilen kişinin aile

üyelerinin olaydan dolayı ruhsal çöküntü ve üzüntü yaşamalarının kendileri için

kaçınılmaz bir sonuç olduğunu, bu nedenle Anayasa’nın 17. Maddesinin bu kişiler

bakımından ihlal edilebilmesi için söz konusu durumun yeterli olmadığını ve

aile bireylerinden birinin mağdur olup olmamasının yaşadıkları üzüntüden farklı

bir boyut kazandıracak özel faktörlerin başvuruda var olup olmadığına bağlı

olduğunu ifade etmiştir (Engin Gök ve

diğerleri, B. No: 2013/3955, 14/4/2016, §§ 49-54).

61. Diğer taraftan bir bireysel başvurunun kabul edilebilmesi

için başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlalden

doğrudan veya dolaylı olarak etkilendiğini yani mağdur olduğunu göstermesi veya

mağdur olduğu konusunda Anayasa Mahkemesini ikna etmesi gerekir. Bu itibarla

mağdur olduğu zannı veya şüphesi de mağdurluk statüsünün varlığı için yeterli

değildir (Ayşe Hülya Potur, B.

No: 2013/8479, 6/2/2014, § 24).

62. Buna göre aile bireylerinin kötü muamele yasağı bakımından

mağdur statüsüne sahip olabilmeleri için ölüm olayı nedeni ile kaçınılmaz

olarak yaşanılan üzüntüye farklı bir boyut ve şekil kazandırılmış olmalıdır (Seyfullah Turan ve diğerleri, B. No:

2014/1982, 9/11/2017, § 121).

63. Öncelikle belirtmek gerekir ki başvurucuların yakınlarının

güvenlik güçlerinin güç kullanması nedeniyle vefat etmesinin başvurucuların

yakınlarına yönelik eylem nedeniyle kaçınılmaz olarak yaşadıkları üzüntüyü

artırdığında bir şüphe bulunmamaktadır. Ancak somut olayın kendine özgü

koşullarının -daha önce Anayasa Mahkemesinin önüne taşınmış ve ihlal kararı ile

sonuçlanmış şiddetin aile bireylerinin gözüönünde gerçekleşmesi durumu gibi (Mehmet Şah Araş ve diğerleri, B. No: 2014/798,

28/9/2016)- insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı bakımından doğrudan

veya dolaylı mağdur olunduğunu gösterir mahiyette bir özellik taşımadığını

belirtmek gerekir.

64. Somut olayın kendine özgü koşulları ve ileri sürülen

şikâyetler dikkate alındığında yakınlarının hangi koşullarda öldüğüne herhangi

bir şekilde tanıklık etmeyen başvurucuların -yakınlarının ölümünden dolayı

duydukları üzüntü haricinde- bu üzüntüye farklı bir boyut kazandırabilecek ve

kendileriyle ilgili olarak kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasını

savunabilecekleri bir durum tespit edilememiştir.

65. Diğer yandan D.K.nın 4/12/2015 tarihinde gerçekleşen cenaze

töreninde söylediği birtakım sözler nedeniyle başvurucu İbrahim Kortak hakkında

terör örgütü propagandası yapma suçundan soruşturma başlatıldığı, bu kapsamda

şahsın 11/3/2016 tarihindeki sorgusunu müteakip serbest bırakılmasına karar

verildiği, sonrasında müsnet suçtan hakkında kamu davası açıldığı görülmektedir

(bkz. §§ 38-40).

66. Başvurucunun cenaze töreninde söylediği sözlerin terör

örgütü propagandası suçunu oluşturabileceği değerlendirilerek hakkında kamu

davası açılmıştır. Delillerin değerlendirilmesi konusunda asıl sorumlu ve

yetkili olanlar adli makamlardır, bu nedenle Anayasa Mahkemesinin başvurucunun

söylemlerinin müsnet suçu oluşturup oluşturmayacağını irdeleme görevi

bulunmamaktadır. Bu bağlamda başvurucunun D.K.nın yakını olması nedeniyle yahut

D.K.nın eylemleri dolayısıyla soruşturmaya maruz kalması gibi bir durum söz

konusu olmadığı gibi yürütülen soruşturma normal biçimde seyretmekte ve

başvurucu açısından kötü muamele teşkil edebilecek bir işlem içermemektedir.

Tüm bu hususlar gözetildiğinde başvurucuların kötü muamele yasağı bakımından

mağduriyetlerinin söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır.

67. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1- Başvurucuların İddiaları

68. Başvurucular; yakınlarının sağ olarak ele geçirilmesi

mümkünken kalite standartlarını sağlamayan, kontrolsüz bir operasyonla, çatışma

yaşanmadığı hâlde, mutlak zorunlu değilken, ölçüsüz biçimde güç kullanılarak

öldürüldüğünü, dolayısıyla yaşam hakkının negatif yükümlülüğünün ihlal

edildiğini iddia etmektedir.

69. Diğer yandan başvurucular; olayla ilgili delillerin

yeterince toplanmadığını, operasyona katılan güvenlik güçlerinin silahları ile

olay yerinde ele geçen boş kovan ve mermi çekirdekleri arasında karşılaştırma

amaçlı kriminal inceleme yapılmadan, güvenlik güçlerinin ellerinden svap

numunesi alınmadan, fezlekede anlatılan olayın gelişimi ile yakınlarının

üzerinde tespit edilen mermi giriş-çıkış deliklerinin yerlerinin uyum

göstermediği, dolayısıyla yakınlarının kasten öldürüldüğü iddiası gözetilmeden

ve iddialarına konu hususların aydınlatılması için olay yerinde uygulamalı

keşif işlemi yapılmadan, komşuların ve çevredeki kişilerin tanık sıfatıyla

beyanları alınmadan, güvenlik güçlerinin ifadeleri alınmadan, güç kullanımının

mutlak zorunluluğu ve ölçülülüğü hakkında bir değerlendirme yapılmadan

kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini ileri sürmektedir.

70. Başvurucular ayrıca soruşturmada kısıtlama kararı bulunması

nedeniyle soruşturmaya etkili katılım sağlayamadıklarını, uzun çabalar sonucu

ancak otopsi ve balistik inceleme raporlarının örneklerini temin

edebildiklerini belirterek tüm nedenlerden yaşam hakkının pozitif yükümlülüğü

kapsamındaki etkili soruşturma yükümlülüğünün, ayrıca adil yargılanma hakkı ile

etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.

71. Başvurucular son olarak yakınlarının etnik kökeni nedeniyle

öldürüldüğünü, aynı nedenle de olayla ilgili soruşturmanın etkili olarak

yürütülmediğini ifade ederek ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

2. Değerlendirme

a. Şikâyetlerin Nitelendirilmesi ve İncelemenin

Kapsamı Yönünden

72. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular tarafından Anayasa’da güvence

altına alınan diğer haklar ile bağlantı kurularak ileri sürülen iddiaların

Anayasa’nın 17. Maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında olduğu

değerlendirilmiş ve inceleme bu kapsamda yapılmıştır.

73. Kamu görevlilerinin güç kullanması sonucu gerçekleştiği

iddia edilen ölüm olaylarının da şüphesiz devletin sahip olduğu hiçbir bireyin yaşamına son vermeme

negatif yükümlülüğü kapsamında incelenmesi gerekmektedir. Bu yükümlülük hem

kasıtlı bir biçimde öldürmeyi hem de kasıt olmaksızın ölümle sonuçlanan güç

kullanımını içermektedir (Cemil Danışman,

B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 44).

74. Anayasa Mahkemesinin bu konuda daha önce vermiş olduğu

kararları birlikte değerlendirildiğinde kolluk görevlilerinin ancak Anayasa’da

belirtilen amaçlara ulaşmak adına başka bir çarenin kalmadığı zorunlu durumlarda silah

kullanabilecekleri söylenebilecektir (Cemil

Danışman, §§ 45-49). Ayrıca silah kullanılarak ulaşılmak istenen

amaç ile karşı karşıya kalınan güçte nispeten ölçülü

olma şartı bulunmaktadır (Cemil Danışman,

§ 50).

75. Anayasa Mahkemesi, ölümle sonuçlanabilecek kuvvet

kullanımının zorunlu olduğu hâllerde bunun gerekli ve ölçülü olup olmadığının

çok sıkı şekilde denetlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır (İpek Deniz ve diğerleri, B. No: 2013/1595,

21/4/2016, § 117).

76. Diğer bir ifadeyle Anayasa’nın 17. Maddesinde güvence altına

alınan yaşam hakkının ihlal edildiği iddia edildiğinde Anayasa Mahkemesi, bu

konu hakkında tam bir inceleme yapmalıdır (Hamdiye

Aslan, B. No: 2013/2015, 4/11/2015, § 93).

77. Bununla birlikte tam bir inceleme yapılarak iddia edilen

olayların gerçekliğinin tespit edilebilmesi için her türlü şüpheden uzak, makul

kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve

tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de

oluşabilir (Hıdır Öztürk ve Dilif Öztürk, B.

No: 2013/7832, 21/4/2016, § 107).

78. Kamu görevlilerinin güç kullanımına ilişkin eylemlerinin bu

konuda değerlendirmesi yapılırken sadece fiilen gücü kullanan görevlilerin eylemlerinin

değil söz konusu eylemlerin planlanması ve kontrolü dâhil olayın bütün

aşamalarının dikkate alınması gerekmektedir (Cemil

Danışman, § 57). Bu nedenle ölümle sonuçlanan olayın gerçekleşme

şartlarının dikkate alınması, yaşamını kaybeden kişinin önceki eylemlerinin ve

kendisinin yarattığı tehlikenin de değerlendirilmesi gerekir (Cemil Danışman, § 63).

79. Somut olayda başvuruya konu ceza soruşturmasında yer alan

bilgi ve belgeler, yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğü açısından

inceleme yapılırken ayrıntılı olarak değinilecek nedenlerle yaşam hakkının

maddi boyutunun ihlal edilip edilmediği konusunda bir değerlendirme yapılmasına

imkân sağlayacak nitelikte veri içermemektedir. Başka bir deyişle ölümü

çevreleyen koşullar yani müteveffanın ölümü ile sonuçlanan operasyonun

planlanması ve kontrolüne dair tüm bilgiler ile güvenlik güçleri tarafından

hangi koşullarda ateş edildiğine dair bilgilerin olaydaki güç kullanımının mutlak zorunlu ve ölçülü olup olmadığının

değerlendirilebileceği biçimde, tartışmasız olarak adli makamlar tarafından

ortaya konup belirlenememesi nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından negatif

yükümlülüğün, özellikle güç kullanımının ölçülülüğü

bakımından ihlal edildiği iddiasının bu aşamada net bir biçimde

değerlendirilmesi mümkün değildir.

80. Bu nedenle inceleme sadece olaya ilişkin etkili soruşturma

yükümlülüğünün yerine getirilip getirilemediğinin belirlenmesi ile sınırlı

olarak, yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutuna

hasredilerek yapılmıştır.

Kadir ÖZKAYA bu görüşe katılmamıştır.

b.Kabul Edilebilirlik Yönünden

81. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı”

kenar başlıklı 17. Maddesinin ilgili fıkraları

şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

…

Meşrû müdafaa hali, yakalama ve tutuklama

kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının

önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü

hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah

kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme

fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.

82. Anayasa’nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. Maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

83. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen

kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu olayda başvurucular, müteveffanın

ebeveynleri ve kardeşleridir. Bu nedenle başvuruda başvuru ehliyeti açısından

bir eksiklik bulunmamaktadır.

84. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam

hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

c.Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

85. Anayasa’nın 17. Maddesinde düzenlenen yaşam hakkı, Anayasa’nın

5. Maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve negatif ödevler

yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 50).

86. Yaşam hakkına ilişkin negatif yükümlülük kapsamında kamusal

bir yetkiyle güç kullanan görevlilerin kasıtlı ve hukuka aykırı bir şekilde hiçbir

bireyin yaşamına son vermeme ödevi bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 51).

87. Yaşam hakkı kapsamındaki devletin pozitif yükümlülüğü

kapsamında etkili soruşturma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu soruşturmanın temel

amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve kamu

görevlilerinin müdahalesiyle veya onların sorumlulukları altında meydana gelen

veya diğer bireylerin fiilleriyle gerçekleşen ölümler nedeniyle sorumluların

hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu

ve diğerleri, § 54).

88. Bu usul yükümlülüğünün gerektiği şekilde yerine

getirilmemesi hâlinde devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerine gerçekten

uyup uymadığı tespit edilemez. Bu nedenle devletin bu madde kapsamındaki

negatif ve pozitif yükümlülüklerinin güvencesini, soruşturma yükümlülüğü

oluşturmaktadır (Salih Akkuş, B.

No: 2012/1017, 18/9/2013, § 29).

89. Bir devlet görevlisi ya da üçüncü kişi tarafından hukuka

aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. Maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye

tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde

Anayasa’nın 17. Maddesi –“Devletin temel

amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. Maddedeki genel yükümlülükle

birlikte yorumlandığında- etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını

gerektirmektedir (Tahir Canan, §

25). Bu tür olaylarda yürütülen idari ve hukuki soruşturmalar ve davalar

sonucunda sadece tazminat ödenmesi, bu hak ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını

ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

90. Ceza soruşturmasının etkili olması için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve

sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri

gerekir. Soruşturmada ölüm olayının nedeninin veya sorumlu kişilerin

belirlenmesi imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma yükümlülüğüne

aykırılık oluşturabilir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 57).

91. Bu kapsamda yetkililer, diğer deliller yanında görgü

tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil söz

konusu olayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri bütün makul

tedbirleri almalıdır (Doğan Demirhan,

B. No: 2013/3908, 6/1/2016, § 68).

92. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir.

Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik

gerçekleri gözönünde bulundurularak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın

etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma

işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No:

2013/4668, 16/9/2015, § 68).

93. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardan

biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu

denetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru

menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 58).

94. Ancak bahsedilen husustan, soruşturmanın başından sonuna

kadar mutlaka kamuya açık bir şekilde yürütülmesi gerektiği ve soruşturma

makamlarının ölenin yakınlarınca talep edilen her soruşturma tedbirini mutlaka

almak zorunda oldukları gibi bir anlam çıkarılmamalıdır. Zira üçüncü şahısların

temel haklarını korumak, kamu menfaatini gözetmek veya adli makamların

soruşturma yaparken başvurdukları yöntemleri güvence altına almak gibi

amaçlarla soruşturma aşamasında bazı delillere erişim yönünden kısıtlama

getirilmesi gerekebilir (AYM, E.2014/195, K.2015/116, 23/12/2015, § 107).

95. Ayrıca kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucu gerçekleşen

ölümler yönünden soruşturmada görevli kişilerin olaylara karışan veya

karıştığından şüphelenilen kişilerden bağımsız olması gerekir. Bu durum sadece

hiyerarşik veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil aynı zamanda somut

bir bağımsızlığı da gerektirmektedir (Cemil

Danışman, § 96).

96. Diğer taraftan soruşturmaların makul bir sürat ve özenle

yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanın ilerlemesine engel olan

güçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir durumda dahi yetkililerin süratle

hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi, hukukun üstünlüğüne olan inancın

korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamaha gösterildiği veya kayıtsız

kalındığı görünümü verilmemesi açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359,

10/12/2014,§ 96)

97. Son olarak etkili bir soruşturmadan söz edilebilmesi için

soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm bulguların

kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması, bunun yanı sıra söz

konusu kararın yaşam hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’nın aradığı zorunlu

bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına yönelik bir

değerlendirme içermesi de gerekmektedir (Cemil

Danışman, § 99).

98. İfade etmek gerekir ki Anayasa’nın 17. Maddesinde güvence

altına alınan haklar kapsamında yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, yaşam

hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını ve

sorumluların ölüm olayına ilişkin hesap vermelerini sağlamaktır. Bu, bir sonuç

yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer yandan

burada yer verilen değerlendirmeler, hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. Maddesinin

başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma ya da

cezalandırma hakkı verdiği tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir

ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

99. Ayrıca belirtilmelidir ki etkili soruşturma yükümlülüğü

kapsamında başvuru konusu olaylar açısından yer verilen somut tespitler, hiçbir

şekilde Anayasa Mahkemesince kişilerin masumiyetine veya suçlululuğuna ilişkin

bir yorum yapıldığı şeklinde değerlendirilmemelidir (Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No: 2013/2782, 11/3/2015, §

143).

100. Son olarak

ifade etmek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin doğrudan, ilgili soruşturma ve

yargılama makamlarının yerine geçecek şekilde gerçekleşen olaylardaki

delillerin değerlendirmesini kendisinin yapması söz konusu olamaz; bu konuda

asıl sorumlu ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve

idari mercilerdir (Cemil Danışman,

§ 58).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

101. Başvurucular, yakınlarının güvenlik güçlerinin ölçüsüz güç

kullanımı sonucu yargısız infaz edilerek öldürüldüğünü, ölüm olayı öncesinde

herhangi bir çatışma gerçekleşmediği hâlde yakınlarının güvenlik güçlerince

öldürülmesinden sonra olay yerinin operasyonu gerçekleştiren güvenlik güçleri

tarafından uygun biçimde kurgulandığını iddia etmektedir. Bu iddialar bakımından

etkili yargısal yol olan ceza soruşturmasının soruşturma makamları tarafından

Anayasa’nın 17. Maddesi gereğince olayın nedeninin ve olayın gerçekleştiği

koşulların belirlenmesini sağlayabilecek şekilde etkili olarak yürütülüp

yürütülmediğinin yukarıda belirtilen ilkeler ışığında değerlendirilmesi

gerekmektedir.

102. Bu incelemeye geçmeden önce Anayasa Mahkemesince yapılan

değerlendirmelerin kişilerin masumiyetine ya da suçluluğuna ilişkin bir

değerlendirme niteliği taşımadığı, olaylardaki delillerin değerlendirmesi

konusunda asıl sorumlu ve yetkili olanların ilk elden olayları inceleyen

yetkili adli makamların olduğu yeniden vurgulanmalıdır (bkz. §§ 99,100).

103. Bu kabul çerçevesinde, yürütülen soruşturma incelendiğinde

adli makamların da kabul ettiği üzere başvurucuların yakını olan D.K. güvenlik

güçleri tarafından gerçekleştirilen bir operasyon sırasında güç kullanımı

sonucunda vefat etmiştir ve olayın taraflarının da bu tespite bir itirazı

bulunmamaktadır.

104. Ölüm olayıyla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından derhâl ve resen soruşturma yürütülmüştür. Bu noktada Cumhuriyet

Başsavcılığının resen ve derhâl harekete geçmesi soruşturmanın etkililiği adına

önemli olmakla birlikte bunun tek başına yeterli olmadığı, kamu görevlilerinin

silahlı güç kullandığı olaylarda bir soruşturmanın etkililiğinden söz

edilebilmesi için bu soruşturmanın yasa dışı silah kullanılması sonucunda

ölümlerin gerçekleşmesinin önlenmesini güvence altına alacak nitelikte

kapsamlı, dikkatli ve tarafsız şekilde yürütülmesi, ayrıca olayın sebebinin

aydınlatılması ve sorumluların tespiti bakımından gerekli işlemlerde bir

eksiklik bulunmamasının zorunlu olduğu tekrar hatırlatılmalıdır (Mustafa Çelik ve Siyahmet Şeran, B. No:

2014/7227, 12/1/2017, § 107).

105. Soruşturma kapsamında nöbetçi Cumhuriyet savcısı bizzat

olay yerine gelmiş, OYİ görevlileriyle birlikte gerekli incelemeleri

gerçekleştirmiş ve gerçekleştirilecek soruşturma işlemlerine yönelik

talimatlarını kolluk görevlilerine ilettikten sonra kendisi de olaya ve olay

yerine ilişkin tutanak tutmuştur. Ayrıca ölü muayene işlemi de Cumhuriyet

savcısı tarafından gerçekleştirilmiştir (bkz. §§ 15, 16,18).

106. Cumhuriyet Başsavcılığının olaydan bir gün sonra talep

etmesi üzerine Hâkimlik tarafından soruşturma dosyasında kısıtlama kararı

verilmiştir (bkz. § 21). Bu noktada başvurucuların bu karar nedeniyle

soruşturmaya etkili katılım sağlayamadıkları iddiası bulunmaktadır.

107. Genel İlkeler

kısmında belirtildiği üzere (bkz. § 93) soruşturmanın etkili yürütülmesindeki

unsurlardan biri de ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için

bu sürece gerekli olduğu ölçüde

katılmalarının sağlanmasıdır. Belirtmek gerekir ki katılımın etkililiğinin

seviyesi, başvuruya konu soruşturma ve kovuşturmaların kendine özgü koşullarına

göre değişebilmektedir.

108. Yürütülen soruşturmada kısıtlılık kararının sebebinin

silahlı terör örgütünün faaliyetleri çerçevesinde D.K. ile eylem birliği içinde

oldukları ve güvenlik güçlerine silahlı eylem hazırlığı içinde bulundukları

yönünde haklarında istihbari bilgiler bulunan diğer şüpheliler hakkındaki

soruşturmanın devam etmesi olduğu görülmektedir. Dosya kapsamındaki bilgi ve

belgelerde başvurucuların söz konusu karara itiraz ettikleri yönünde bir veriye

rastlanmamıştır.

109. Yukarıda da ifade edildiği üzere (bkz. §§ 54, 94)

soruşturma dosyasında üçüncü kişilere ya da başka soruşturmalara zarar

verebilecek hassas bilgiler bulunması hâlinde soruşturma belgelerinin

açıklanması veya yayımlanması mutlak bir gereklilik olarak değerlendirilemez.

110. Öte yandan 5271 sayılı Kanun’un 153. Maddesinin üçüncü

fıkrasında müdafinin inceleme yetkisinin sınırlanamayacağı belgeler belirtilmiş

olup başvurucuların soruşturma devam ederken, 30/12/2015 tarihinde otopsi ve

balistik inceleme raporunun örneğini temin ettikleri anlaşılmaktadır.

111. Soruşturma dosyasındaki belgelerin incelenmesi neticesinde

başvurucuların soruşturmanın seyrini değiştirebilecek nitelikteki itirazları,

varsa bunları ileri sürebilmelerini sağlayabilecek nitelikteki bilgileri içeren

otopsi ve balistik inceleme raporlarını soruşturma devam ederken temin

edebildikleri (bkz. § 30), bu raporlardaki bilgilere dayalı olarak güç kullanan

güvenlik güçleri hakkında olayla ilgili iddialarını içeren detaylı bir suç

duyurusu dilekçesini Cumhuriyet Başsavcılığına sunabildikleri (bkz. § 31) ve

soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına da ayrıntılı

bir dilekçeyle itiraz edebildikleri (bkz. § 35) gözetildiğinde silahlı terör

örgütünün faaliyetlerine ilişkin olarak yürütülen ve diğer soruşturmaların

selameti açısından hassas bilgiler içeren soruşturma dosyasındaki belgeler

yönünden kısıtlama kararı verilmesi nedeniyle başvurucuların soruşturmaya gerekli olduğu ölçüde katılamadıklarını

söylemenin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.

112. Diğer yandan başvurucuların; gerçekte bir çatışma

yaşanmadığı hâlde yakınlarının öldürüldüğü, sonrasında da güvenlik güçlerince

olay yerinin ve olayın kurgulandığı, güvenlik güçlerince meşru müdafaa hâli

olmadığı hâlde ölçüsüz güç kullanıldığı, operasyona katılan güvenlik

güçlerinin, operasyona tanık olan veya ev aramasında bulunan komşuların ifade

ve beyanlarının alınmadığı, operasyona katılan güvenlik güçlerinin silahları

ile olay yerinden elde edilen mermi kovan ve çekirdekleri üzerinde

karşılaştırmalı inceleme yaptırılmadığı, yakınlarına isabet eden mermilerin

sayısı, mermi çekirdeği giriş-çıkış deliği yönü ve mermilerin vücuda isabet

yerleri ile fezlekede anlatılan olayın gerçekleşme şeklinin uyumsuz olduğu,

dolayısıyla bu hususların tespiti açısından olay yerinde uygulamalı keşif

yapılmadan ve tüm bu veriler değerlendirilmeden, güvenlik güçleri tarafından

kullanılan gücün mutlak zorunlu ve ölçülü olup olmadığına ilişkin bir

değerlendirme yapılmadan, güvenlik güçlerinin olayın gerçekleşme şartlarıyla

ilgili açıklamalarını kabul ederek Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği iddiaları bulunmaktadır.

113. Operasyonu gerçekleştiren güvenlik güçleri tarafından

tutulan olay tutanağı (bkz. §§ 12, 13) ve düzenlenen fezlekeye göre (bkz. § 26)

ise güvenlik güçleri tarafından D.K.nın bulunduğu dairenin kapısı kırılarak

açılmaya çalışıldığı sırada içeriden silah kurma mekanizması sesi gelmiş, içeri

girilerek şahsa ikaz yapıldıktan sonra koridorda ilerlendiği sırada koridorun

solundaki odadan D.K. tarafından güvenlik güçlerine ateş edilmiş, güvenlik

güçleri tarafından yeniden gerekli ikaz yapıldığı hâlde D.K. tarafından yeniden

birkaç kez ateş edilmesi üzerine odada yatağı kendisine mevzi yapan D.K. ya

teslim olması yönünde bir ikaz yapılmış, ölenin kendilerine tekrar tabanca

doğrultması nedeniyle güvenlik güçleri tarafından D.K.ya ateş edilmiştir.

Sonrasında D.K.ya güvenli mesafeden yaklaşıldığında yeniden yanındaki tabancayı

almaya teşebbüs ettiği görülünce önce uyarıda bulunulmuş, eylemine devam etmeye

çalışması üzerine müteveffaya tekrar ateş edilmiştir.

114. Yukarıda Olaylar ve

Olgular bölümünde ayrıntılı olarak yer verildiği üzere olayın

gelişimi ve gerçekleşme koşulları bakımından güvenlik güçleri tarafından

düzenlenen belgelerle başvurucuların iddiaları arasında büyük farklılıklar

bulunmaktadır. Bu her zaman mümkün olabilen bir durum gibi görünse de somut başvuru,

kamu görevlilerinin güç kullanımı neticesinde gerçekleşen bir ölüm olayına

ilişkin olduğundan başvurucuların iddialarının öncelikle soruşturmanın güç

kullanan kamu görevlilerinden bağımsız olarak ve tarafsız biçimde yürütülüp

yürütülmediği yönünden, devamında ise soruşturmanın olayın ne şekilde

gerçekleştiğini ortaya koyabilecek tüm delillerin toplanıp toplanmadığı,

soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm bulguların

kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olup olmadığı, bunun yanı

sıra soruşturma sonucunda verilen kararın yaşam hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup

olmadığına yönelik bir değerlendirme içerip içermediği hususları açısından

irdelenmesi gerekmektedir.

115. Soruşturma kapsamında yürütülen işlemlere soruşturmanın

bağımsız ve tarafsız yürütülmesi gerekliliği yönünden bakıldığında Cumhuriyet

savcısının olay yerine bizzat gelerek OYİ görevlileriyle birlikte olay yerini

incelediği, OYİ görevlileri ile diğer kolluk görevlilerine yapılması gereken

soruşturma işlemleri hakkındaki talimatlarını ilettiği, tüm bu hususlara dair

bizzat tutanak tuttuğu görülmektedir. Soruşturma kapsamında yürütülen işlemlere

dâhil olan polis memurları olaya karışmayan memurlar olup Cumhuriyet savcısının

talimatı ve bilgisi dâhilinde işlemlerini yürütmüşlerdir. Cumhuriyet savcıları,

adli kolluk işlemleri kapsamında ceza soruşturmalarına katılan polislerin

hiyerarşik amiridir. Bu nedenle başvuru konusu olay açısından polislerin

soruşturma işlemlerinde görev almaları kural olarak kurumsal ve hiyerarşik

açıdan yürütülen soruşturmanın bağımsızlığına halel getirmeyecektir (Benzer

yönde değerlendirme için bkz. Cemil Danışman,

§ 103).

116. Olay yeri incelemesinin ve olay yerindeki maddi delillerin

toplanması işleminin olaya karışmayan ve OYİ konusunda uzman olan OYİ

görevlileri tarafından gerçekleştirildiği, bu süreçte fotoğraf çekimi ve kamera

kaydı yapıldığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan ele geçirilen silahlar, boş kovanlar,

D.K.nın giysileri ve diğer tüm deliller üzerindeki kriminal incelemelerin olaya

karışmayan ve yine bu incelemelerde uzmanlaşmış Kriminal Polis Laboratuvarı

tarafından yapıldığı görülmektedir. Söz konusu kurumların incelemelerini

gerçekleştirirken bağımsız ve tarafsız davrandıklarından kuşku duyulmasını

gerektirecek bir bulguya rastlanmamıştır.

117. Diğer taraftan operasyonun emniyet birimleri tarafından

gerçekleştirilmiş olması nedeniyle olaya ilişkin bilgi ve belgelerin ilgili

emniyet birimi tarafından iletilmesinin de soruşturmanın olağan bir gereği

olduğu ifade edilmelidir.

118. Ayrıca D.K.nın Adli Tıp Kurumu tarafından otopsisinin

gerçekleştirildiği ve sonucunda ayrıntılı bir otopsi raporu düzenlendiği hususu

yukarıda belirtilen hususlarla birlikte değerlendirildiğinde yürütülen

soruşturmanın özel koşulları açısından soruşturmanın bağımsızlığı ve

tarafsızlığı noktasında herhangi bir eksikliğin bulunmadığına kanaat

getirilmiştir.

119. Bir sonraki aşamada soruşturmada olayın aydınlatılması ve

sorumluların belirlenmesi bakımından delillerin toplanması adına gerekli tüm

makul tedbirlerin alınıp alınmadığı ve bu bakımdan gerçekleştirilen işlemlerde

soruşturmanın derinliği ve ciddiyeti üzerinde etki gösteren bir eksikliğin

bulunup bulunmadığı, ayrıca soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada

elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı

olup olmadığı, neticede de adli makamlarca verilen kararın yaşam hakkına

yönelik müdahalenin Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan,

ölçülü bir müdahale olup olmadığına yönelik bir değerlendirme içerip içermediği

yönlerinden inceleme yapılmalıdır.

120. Soruşturma kapsamında gerçekleştirilen D.K.nın otopsi

işlemi sonucunda ayrıntılı bir otopsi tutanağı düzenlenmiştir. Söz konusu

raporda, D.K.nın baş kısmındaki mermi çekirdeği giriş yarasının çevresinde is

bulaşığı olduğu ve bu yaraya sebebiyet veren atışın bitişiğe yakın atış

mesafesinde yapıldığı, diğer atışların ise bitişik atış mesafesi dışında bir

mesafeden yapıldığı, kesin atış mesafelerinin tespiti için D.K.nın olay anında

üzerinde bulunan kıyafetlerinin incelenmek üzere gönderilmesi gerektiği, ayrıca

D.K.nın vücudunda yirmi beş adet ateşli silah mermi yarası bulunduğu, bunların

yirmi birinin tek başına öldürücü nitelikte olduğu, diğer dördünün ise öldürücü

nitelikte olmadığı yönünde tespitler bulunmaktadır (bkz. § 17).

121. D.K.nın kıyafetleri üzerinde yapılan kriminal inceleme

sonucunda ise hırkasının ön tarafının üzerindeki bir adet mermi deliği ile

hırkasının arka tarafındaki on yedi adet mermi deliğinin uzak atış sonucu

meydana gelen giriş deliği olduğu, pantolonunun ön tarafındaki bir adet mermi

deliği ile pantolonunun arka tarafındaki bir adet mermi deliğinin aynı şekilde

uzak atış sonucu meydana gelen giriş deliği olduğu tespit edilmiştir. Hırkanın

ön tarafındaki yedi mermi deliği, hırkanın arka tarafındaki iki mermi deliği ve

pantolonunun ön ve arkasındaki toplam on altı mermi deliği üzerinde ise atış

artığına rastlanmadığından atış mesafesi ve yönü hakkında herhangi bir kanaat

bildirilememiştir. Ayrıca incelemede hırkanın her iki kol ağzında atış

artıklarına rastlanmıştır. Aynı incelemeye göre D.K.nın her iki el iç ve

dışından alınan svap numunelerinde atış artıkları tespit edilmiştir (bkz. §

24).

122. Diğer yandan olay yerinden elde edilen üç silah üzerinde

yapılan parmak izi incelemesinde tabancalar üzerinde herhangi bir ize

rastlanmamıştır (bkz. § 27).

123. Güvenlik güçleri tarafından düzenlenen fezlekede

gerçekleşen çatışma sırasında D.K.nın silahından çıkan merminin isabet ettiği

belirtilen silah aparatı üzerinde yapılan incelemelerde ise aparatta atış

artığı bulunduğu ve aparat üzerinde oluşan izin niteliği tam olarak

belirlenemeyen, yüksek hızlı mermi çekirdeği gibi bir cismin çarpması nedeniyle

oluşabileceği belirtilmiştir (bkz. § 25).

124. OYİ görevlileri tarafından düzenlenen tutanakta; olayın

gerçekleştiği yatak odasında çok sayıda mermi kovanı, deforme mermi çekirdeği,

mermi çekirdeği gömleği olduğu, yatak odası kapısı ve duvar üzerinde mermi

isabet izlerinin bulunduğu ve bu izlerin incelenmesi neticesinde oda kapısı ve

duvar üzerindeki iki mermi izinin odanın içinden dışına yapılan atış sonucu,

oda kapısı üzerindeki sekiz mermi izinin ise dışarıdan içeriye yapılan atış

sonucu oluştuğu tespitlerine yer verilmiştir (bkz. § 18).

125. Olay yerinde gerçekleştirilen arama neticesinde biri

D.K.nın vefatı sonrası yanında, diğeri vücudunun altında, bir diğeri ise evin

diğer odalarında olmak üzere toplam üç adet tabanca ele geçirilmiştir (bkz. §

19). Söz konusu tabancalar ve olay yerinden elde edilen mermi kovanları, mermi

çekirdekleri ve mermi gömlekleri kriminal incelemeye gönderilmiştir (bkz. §

19). Söz konusu inceleme sonucu düzenlenen raporda; 7.65 mm çaplı Browning

tipli 3 adet kovan, aynı tipte 1 adet mermi çekirdeği parçası ve aynı çap ve

tipte bir adet mermi çekirdeği gömleği parçasının olay yerinde ele geçen üç

tabancadan biri olan Pietro Beretta ibareli silahtan atıldığı ifade edilmiştir.

Raporda ayrıca inceleme için gönderilen altmış sekiz kovan, otuz iki adet

deforme mermi çekirdeği ve üzerinde yiv ve set izleri bulunan dört mermi

çekirdeği gömleği parçasının inceleme için gönderilen üç tabancadan -arasında

çap ve tip farkı olması nedeniyle- atılmasının mümkün olmadığı, 9 mm çaplı,

Parabellum tipi fişek atar silahtan atılmış olduğu ve olayla ilgili olarak elde

edilecek silahların iletilmesi hâlinde mukayeseli inceleme yapılabileceği

belirtilmiştir.

126. Anayasa Mahkemesince yapılan değerlendirmelerin kişilerin

masumiyetine ya da suçluluğuna ilişkin bir değerlendirme niteliği taşımadığı,

olaylardaki delillerin değerlendirmesi konusunda asıl sorumlu ve yetkili

olanların ilk elden olayları inceleyen yetkili adli makamların olduğu

benimsenerek yapılan incelemede, yukarıda belirtilen soruşturma işlemleri

birlikte değerlendirilmek suretiyle gerçekleştirilen bir operasyon sırasındaki

güç kullanımı sonucu vefat eden D.K.nın olayın gerçekleştiği evde tek başına

olduğu, dolayısıyla güvenlik güçleri dışında olayın gerçekleşme koşulları

hakkında bilgisi olan başka kişiler olmadığı gözetildiğinde adli makamlar

tarafından olayın gerçekleşme koşulları hakkında münhasıran bilgi sahibi olan

ve güç kullanımını gerçekleştiren güvenlik güçlerinin bu konudaki beyanlarına

başvurulmaması ilk bakışta bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır.

127. Aynı şekilde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından operasyonun

gerçekleştirilmesi aşamasına ilişkin bilgisi olabileceği değerlendirilen

komşular ya da çevrede bulunan şahısların tespiti yönünde bir çalışma

yapılmamış, soruşturma kapsamında tanık beyanına başvurulmamıştır. Bu

doğrultuda olay sonrasında Cumhuriyet savcısı ve OYİ görevlileri tarafından

olay yeri incelendiği sırada hazırun olarak

bulunan M.K.nın da tanık olarak beyanına başvurulmamıştır.

128. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından operasyonun planlanması

ve gerçekleştirilmesi aşamalarına ilişkin bilgilerin ayrıntılı olarak

bilinmesi, operasyon sırasında kullanılan gücün mutlak zorunlu ve ölçülü olması ilkeleri yönünden

değerlendirilebilmesi için elzemdir. Bu açıdan Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından bu hususlarda bilgisi bulunan tüm ilgililerin (şüpheli/tanık) tespit

edilerek bilgilerine başvurulması soruşturmanın etkili yürütülmesi açısından

önem arz etmektedir.

129. Güvenlik güçlerinin karıştığı olaylardaki bu tür

eksiklikler, mağdurlarda ve genel olarak toplumda kolluk görevlilerinin

eylemlerinden -adli makamlar dâhil olmak üzere- kimseye karşı sorumlu

olmadıkları bir otorite boşluğu içinde hareket ettikleri ve soruşturmalarda

gerekli özenin gösterilmediği düşüncesinin oluşmasına da yol açabilmektedir

(benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Cembeli

Erdem, B. No: 2014/19077, 18/4/2018, § 132).

130. Öte yandan başvurucuların kızlarının ölçüsüz biçimde güç

kullanılarak, çatışma olmadığı hâlde yargısız infaz edilerek öldürüldüğü,

güvenlik güçlerinin olayın gerçekleşmesine dair anlatımlarıyla yakınlarının

vücudunda tespit edilen mermi giriş-çıkış sayısı ve yönleri arasında uyumsuzluk

olduğu iddiaları bulunduğu, soruşturma sırasında olayın aydınlatılması için

kendilerinin de katılımıyla olay yerinde keşif ve canlandırma işlemi

gerçekleştirilmesi talebini adli makamlara ilettikleri görülmüştür.

131. Bu bakımdan otopsi işlemi sonucunda D.K.nın baş bölgesinden

bir kez, bitişiğe yakın atışla vurulduğunun, ayrıca vücudunda tespit edilen,

uzak mesafeden atılan yirmi beş mermi yarasından yirmi birinin tek başına

öldürücü nitelikte olduğunun tespit edilmesi (bkz. § 17), diğer yandan olay

yerinden elde edilen ve D.K.nın sağ/sol el iç/dış svap numunelerinin

incelenmesinde atış artığı tespit edilmesine göre çatışma sırasında en az bir

tanesinin D.K. tarafından kullanılmış olduğu değerlendirilen tabancalar

üzerinde yapılan kriminal incelemede tabancaların hiçbirinde D.K.nın parmak

izine rastlanmamış olması (bkz. § 27), güvenlik güçleri uhdesindeki silah

aparatında mermi değmesi sonucu oluşabileceği değerlendirilen biz iz bulunması,

yine D.K.nın olay sırasında üzerinde bulunan giysileri üzerinde yapılan

kriminal incelemede ölenin hırkasının sırt kısmında on yedi adet, uzak atış

mesafesinde yapılmış mermi giriş deliği bulunduğunun tespit edilmiş olması

(bkz. § 24), D.K.nın vücudundaki mermi izlerinin yerleriyle çatışma sırasında

D.K.nın odadaki yatağın arkasında mevzilendiği açıklamasının uygunluğunun

denetlenmesinin gerekebileceği hususları karşısında olayın gerçekleştiği

koşulların tartışmasız olarak belirlenmesini sağlamada oldukça önem arz ettiği

açık olan uygulamalı keşif işleminin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

gerçekleştirilmemesi soruşturmanın etkililiğini zedeleyen unsurlar olarak göze

çarpmaktadır.

132. Olay yerinde uygulamalı keşif gerçekleştirilmesinin olayın

gerçekleşme şartlarına ilişkin başvurucuların iddiaları ile güvenlik güçlerinin

açıklamaları arasındaki çelişkiyi giderebileceği, aynı zamanda adli makamlara

soruşturma neticesinde verecekleri kararda olayda gerçekleşen güç kullanımının mutlak zorunlu ve özellikle de ölçülülü olup olmadığı açısından sağlıklı

bir değerlendirme yapmalarına imkân sağlayacağı değerlendirilmektedir.

133. Tüm bunlar dışında soruşturmanın etkililiğini zedeleyen bir

diğer eksiklik ise olay yerinden elde edilen altmış sekiz boş kovan, otuz iki

deforme mermi çekirdeği ve dört mermi çekirdeği gömleği parçasının 9 mm’lik

Parabellum tipi silahtan atılmış olduğu ve olayla ilgili olarak elde edilecek

silahlarla birlikte tekrar gönderilmesi durumunda mukayeseli bir inceleme

yapılabileceği kriminal inceleme raporunda belirtildiği hâlde (bkz. §§ 19, 125)

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu yönde bir ekspertiz raporunun temin

edilmemesidir. Söz konusu inceleme sırasında kaç mermi kovanının hangi silahtan

ve kim tarafından atıldığı tespit edilebilecek, bu bilgi uygulamalı keşif

işlemindekine benzer biçimde adli makamlara soruşturma neticesinde verecekleri

kararda olayda gerçekleşen güç kullanımının mutlak

zorunlu ve özellikle de ölçülülü

olup olmadığı açısından sağlıklı bir değerlendirme yapmalarına imkân

sağlayabilecektir.

134. Anayasa’nın 17. Maddesi gereğince yürütülecek

soruşturmalarda, soruşturma makamlarının olayın gelişimine ve delillerin elde

edilmesine ilişkin olarak ölen kişinin yakınlarının soruşturma kapsamında her

türlü iddialarını ve taleplerini karşılama zorunluluğu bulunmamaktadır. Soruşturma

kapsamında yürütülecek soruşturma işlemlerinin belirleyicisi yetkili soruşturma

makamlarıdır (Yavuz Durmuş ve diğerleri,

B. No: 2013/6574, 16/12/2015, § 62).

135. Fakat daha önce de belirtildiği üzere (bkz. § 97)

soruşturma sonucunda verilen kararın yaşam hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup

olmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir. Bu noktada

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayla ilgili olarak verilen kovuşturmaya

yer olmadığı kararında “güvenlik güçlerinin

meşru savunma koşulları altında hareket ettikleri, kendilerine karşı

gerçekleştirilen saldırıyı ortadan kaldırmak amacıyla eylemlerini

gerçekleştirdikleri, ayrıca Polis Vazife ve Selahiyet Kanunun 16. Maddesinde

düzenlenen silah kullanma şartlarının olayda gerçekleştiği, polisin silah

kullanmadan önce ölene karşı duyabileceği şekilde ‘teslim ol’ çağrısında

bulundukları, ölenin bu çağrıya uymayarak görevli polislere doğru ateş ettiği,

olayda hukuka aykırı herhangi bir eylemin söz konusu olmadığı”

gerekçesine yer verilmiştir.

136. Cumhuriyet Başsavcılığının söz konusu kararında, güvenlik

güçlerinin silah kullanımının yasal sınırlar (meşru savunma) içinde gerçekleşip

gerçekleşmediğine ilişkin bir değerlendirme yapıldığı fakat bu değerlendirme

yapılırken konu hakkındaki yasal mevzuat ve güç kullanımında aranan mutlak zorunluluk ve ölçülülük kriterlerinin olayda söz konusu

olup olmadığının ayrıntılı olarak incelenmediği görülmektedir (bkz. § 33).

Anayasa Mahkemesi söz konusu eksikliğin yukarıda ayrıntılı olarak değinilen

soruşturma işlemlerindeki eksikliklerden kaynaklandığını değerlendirmektedir.

Söz konusu eksiklikler nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen

karar Anayasa’nın aradığı zorunlu bir

durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına yönelik

olarak yapılması gereken bir değerlendirmenin tüm gereklerini de karşılar

nitelikte değildir. Aynı şekilde Hâkimlik tarafından verilen kovuşturmaya yer

olmadığına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin kararda da bu yönde bir

değerlendirme bulunmamaktadır.

137. Anayasa Mahkemesi, görevi olmadığından değerlendirmelerinde

belirtilen hususlarda araştırma yapılması hâlinde başvuruya konu davanın nasıl

sonuçlanacağı ile ilgilenmemektedir. Anayasa Mahkemesinin görevi, soruşturma

makamlarının Anayasa’nın 17. Maddesi ile öngörülen derinlikli ve özenli

inceleme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini ya da ne ölçüde getirdiğini

belirlemekten ibarettir (İpek Deniz ve

diğerleri, § 169).

138. Soruşturmanın etkililiği bakımından değerlendirilecek son

husus ise soruşturmanın makul süratle tamamlanıp tamamlanmadığıdır. 3/12/2015

tarihinde gerçekleşen olayla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

6/4/2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş, karara karşı

yapılan itiraz ise 24/5/2016 tarihinde Hâkimlik tarafından reddedilmiştir.

Soruşturma sürecinde birçok ekspertiz raporu temin edildiği gözetildiğinde

soruşturmanın altı aya yakın sürede sonuçlandırılmasının soruşturmanın etkililiği

açısından bir sorun teşkil etmediği değerlendirilmiştir.

139. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan gerekçelerle, yürütülen

soruşturmanın Anayasa’nın 17. Maddesinin gereklerine cevap verebilecek

nitelikte olmaması nedeniyle olayla ilgili etkili bir soruşturma yürütülmeyerek

yaşam hakkının usul yönünün ihlaline sebep olunduğu kanaatine varılmıştır.

140. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. Maddesinde güvence

altına alınan yaşama hakkının usul yönünün ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

141. 6216 sayılı Kanun’un 50. Maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas

inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine

karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

142. Başvurucular ihlalin tespiti, soruşturmanın yenilenmesi,

asgari ücret hesabı üzerinden Fransız Yaşam Tablosu uyarınca hesaplanacak

miktarda maddi tazminat, başvurucular İbrahim ve Gülçin Kortak için ayrı ayrı

200.000 TL, diğer başvurucular için ise ayrı ayrı 20.000 TL olmak üzere toplam

500.000 TL manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.

143.Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül

Alkaya ve diğerleri, B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

144. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

145.İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. Maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

İçtüzük’ün 79. Maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59,

66-67).

146. İncelenen başvuruda yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin soruşturma makamının

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

147. Bu durumda yaşam hakkının usul boyutunun ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun’un 50. Maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama (soruşturma) yapılmak üzere İstanbul Anadolu Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

148. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesi ve yeniden

yargılama yapılmasının başvurucuların uğradığı zararların giderilmesi

bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için yaşam hakkının usul boyutunun ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespiti ve yeniden yargılamayla giderilemeyecek olan

manevi zararları karşılığında başvuruculara net 36.600 TL manevi tazminat

müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

149. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi

gerekir.

150. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. 1. Yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın incelenmesine GEREK BULUNMADIĞINA Kadir ÖZKAYA’nın karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

2. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

C. Anayasa’nın 17. Maddesinin birinci fıkrasında güvence altına

alınan yaşam hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE OYBİRLİĞİYLE,

SONUÇ / HÜKÜM

D. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere kararın bir örneğinin

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına (2016/33199 Sor.) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvuruculara müşterek olarak net 36.600 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/12/2019 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Mahkememiz çoğunluğunca, somut olayda yaşam hakkının maddi

boyutunun ihlal edilip edilmediği konusunda bir değerlendirme yapılmasına imkân

sağlayacak nitelikte yeterli veri bulunmadığı gerekçesiyle, incelemenin sadece

yaşam hakkının etkili soruşturma yapma yükümlülüğü boyutu yönünden yapılmasına

karar verilmiştir. Aşağıda açıklanan nedenlerle, olayda maddi boyut yönünden

inceleme yapılması için yeterli bilgi ve belge bulunduğu kanaatine vardığımdan

Sayın Çoğunluğun bu görüşüne katılmıyorum.

Öncelikle, kamu makamları ile başvurucular arasında,

başvurucuların yakını olan D.K.’nın güvenlik güçleri tarafından

gerçekleştirilen bir operasyon sırasında gerçekleşen güç kullanımı nedeniyle

öldüğü konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurucular ve kamu

makamlarının ölümün hangi koşullar altında gerçekleştiğine dair görüşleri

farklıdır.

Başvurucular, yakınlarının güvenlik güçlerinin ölçüsüz güç

kullanımı sonucu yargısız infaz edilerek öldürüldüğünü, ölüm olayı öncesinde

herhangi bir çatışma gerçekleşmediği hâlde yakınlarının güvenlik güçlerince

öldürülmesinden sonra olay yerinin operasyonu gerçekleştiren güvenlik güçleri

tarafından uygun biçimde kurgulandığını iddia etmektedir.

Buna karşın kamu makamları, güvenlik güçlerinin aldıkları bir

ihbar üzerine terör örgütü üyesi oldukları değerlendirilen kişilerin

yakalanması amacıyla gerçekleştirdikleri bir operasyon sırasında, uyarılara

rağmen teslim olmayan ve güvenlik güçlerine ateş eden başvurucunun 26.9.2004

tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 25. maddesinin (1) numaralı fıkrası

ile 4.7.1934 tarih ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Selâhiyet Kanunu'nun 16.

maddesine dayanarak meşru müdafaa kapsamında silahlı güç kullanıldığı

görüşündedir.

Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı,

dokunulmaz ve vazgeçilmez temel bir hak olup Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte

değerlendirildiğinde devlete bir takım pozitif ve negatif ödevler yüklediği

anlaşılır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17.9.2013, § 50).

Kamu görevlilerinin güç kullanması sonucu gerçekleştiği iddia edilen ölüm

olaylarının devletin negatif yükümlülüğü kapsamında incelenmesi gerekir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16.7.2014, § 45). Devletin yaşam hakkına ilişkin

negatif yükümlülüğü kapsamında kamusal bir yetkiyle güç kullanan görevlilerin

kasıtlı ve hukuka aykırı bir şekilde hiçbir bireyin yaşamına son vermeme ödevi

bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 51).

Anayasa'nın 17. maddesi belli durumlarda kişilere karşı güç

kullanılmasına izin vermekteyse de(Cemil Danışman, § 46) Anayasa'nın 13.

maddesi uyarınca kamu görevlilerinin güç kullanımının kanuni dayanağının

bulunması, Anayasa'nın 17. maddesinde belirtilen meşru amaçları takip etmesi ve

ölçülü olması gerekir.

Öte yandan Anayasa'nın 17. maddesinin son fıkrasında yer alan

"zorunlu durumlarda" ibaresi ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda daha

önce vermiş olduğu kararlar birlikte değerlendirildiğinde güvenlik

görevlilerine, ancak Anayasa’da belirtilen amaçlara ulaşmak için başka bir

çarenin kalmadığı mutlak zorunlu durumlarda ve orantılı bir biçimde güç

kullanmalarına izin verildiği sonucuna ulaşılır (Cemil Danışman, § 50; Nesrin

Demir ve diğerleri, B. No: 2014/5785, 29.9.2016, § 113).

Somut olayda 5237 sayılı Kanun'un meşru müdafaaya ilişkin 25.

maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 2559 sayılı Kanunu'nun polisin silah

kullanma yetkisine ilişkin 16. maddesinin somut olayda güvenlik güçlerinin

silahlı güç kullanmasına yeterli kanuni dayanak teşkil ettiğinde kuşku

bulunmamaktadır.

Anayasanın 17. maddesinin son fıkrasında “meşru müdafaa” halinde

kamu görevlilerine ölümle sonuçlanan güç kullanabilme izni verilmiştir. Somut

olayda kamu makamları tarafından, D.K.’nın silahla ateş etmesi sonrasında

güvenlik güçlerinin silahlı güç kullandığı ifade edildiğinden başvurucuya

yapılan müdahalenin meşru müdafaa kapsamında meşru amacının bulunduğunu da

kabul etmek gerekir.

Son olarak somut olayda ölümle sonuçlanan silahlı güç

kullanımının mutlak zorunlu ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Başvurucular gerçekte bir çatışma yaşanmadığı hâlde yakınlarının

öldürüldüğünü, sonrasında da güvenlik güçlerince olay yerinin ve olayın

kurgulandığını ileri sürmüşler ise de buna ilişkin somut bir veri

sunamamışlardır.

Somut olayda, kamumakamlarınca, başvurucuların yakını D.K.’nın

bir silahlı terör örgütünün gençlik yapılanmasına mensup olduğu ve bu faaliyeti

çerçevesinde diğer iki örgüt üyesi ile birlikte güvenlik güçlerine yönelik

eylem gerçekleştirme hazırlığı içinde olduğu, örgüt tarafından eylem yapmak

için dağdan gönderildiği ve silahlı olduğu bilgisi alınmıştır. Güvenlik güçleri

tarafından D.K. ile irtibatlı olduğu ihbar edilen diğer kişiler operasyon

yapılan dairenin dışında yakalanmıştır. Sonrasında gecikmesinde sakınca bulunan

hâl nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen arama izni ile ihbarda

belirtilen adreste bulunan daireye operasyon gerçekleştirilmiştir.

Olay tutanağı ve fezlekeye göre; kapının rızayla açılmaması

üzerine güvenlik güçleri tarafından D.K.’nın bulunduğu dairenin kapısı

kırılarak açılmaya çalışıldığı sırada içeriden silah kurma mekanizması sesi

gelmiş, içeri girilerek D.K. ya ikaz yapıldıktan sonra koridorda ilerlendiği

sırada koridorun solundaki odadan D.K. tarafından güvenlik güçlerine ateş

edilmiş, güvenlik güçleri tarafından yeniden ikaz yapıldığı hâlde D.K.

tarafından tekrar birkaç kez ateş edilmesi üzerine odada yatağı kendisine mevzi

yapan D.K. ya teslim olması yönünde ikaz yapılmış, D.K.’nın kendilerine tekrar

tabanca doğrultması nedeniyle güvenlik güçleri tarafından D.K. ya ateş

edilmiştir. Sonrasında D.K. ya güvenli mesafeden yaklaşıldığında yeniden

yanındaki tabancayı almaya teşebbüs ettiği görülünce önce uyarıda bulunulmuş,

eylemine devam etmeye çalışması üzerine D.K. ya tekrar ateş edilmiştir.

Olayın ardından gerçekleştirilen D.K’ya ilişkin otopsi sonucunda

tutulan otopsi tutanağında, D.K.’nın vücudunda yirmi beş adet ateşli silah

mermi yarası bulunduğu, bunların yirmi birinin tek başına öldürücü nitelikte

olduğu, diğer dördünün ise öldürücü nitelikte olmadığı tespit edilmiştir.

Rapora göre D.K.’nın baş kısmında bulunan yaraya sebebiyet veren atış bitişiğe

yakın atış mesafesinden yapılmıştır. D.K.’nın kıyafetleri üzerinde yapılan

kriminal inceleme sonucunda ise hırkasının ön tarafının üzerindeki bir adet

mermi deliği ile hırkasının arka tarafındaki on yedi adet mermi deliğinin uzak

atış sonucu meydana gelen giriş deliği olduğu belirlenmiştir.

Aynı incelemeye göre D.K.nın her iki el iç ve dışından alınan

svap numunelerinde ve çatışma sırasında D.K.’nın silahından çıkan merminin

isabet ettiği belirtilen güvenlik güçlerine ait silah aparatı üzerinde atış

artığı tespit edilmiştir.

Öte yandan olay yeri inceleme görevlileri tarafından düzenlenen

tutanakta olayın gerçekleştiği yatak odasında çok sayıda mermi kovanı ve mermi

çekirdeği bulunduğu, oda kapısı ve duvar üzerindeki iki mermi izinin odanın

içinden dışına yapılan atış sonucu, oda kapısı üzerindeki sekiz mermi izinin

ise dışarıdan içeriye yapılan atış sonucu oluştuğu belirtilmiştir. Olay yerinde

biri D.K.’nın vücudunun altında olmak üzere toplam üç adet tabanca ele

geçirilmiş, yapılan kriminal incelemede olay yerinde ele geçen 3 adet kovan,

aynı tipte 1 adet mermi çekirdeği parçası ile aynı çap ve tipte bir adet mermi

çekirdeği gömleği parçasının bu tabancalardan birinden atıldığı anlaşılmıştır.

Yukarıda yer verilen bilgi ve belgelerden, alınan ihbarı

müteakip güvenlik güçlerince gerçekleştirilen terör operasyonu sırasında D.K.

tarafından güvenlik güçlerine yönelik silahla ateş edildiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Öte yandan, dosyada, operasyon sırasında D.K.’nın yapılan uyarıya rağmen teslim

olmayıp güvenlik görevlilerine ateş etmesi üzerine meşru müdafaa kapsamında

kendisine silahlı güç kullanıldığının aksini ortaya koyacak başka bir delil de

bulunmamaktadır.

Ayrıca D.K.’nın kıyafetlerindeki on sekiz adet mermi deliğinin

uzak atış sonucu meydana gelmiş olduğu dikkate alındığında sadece bir yaranın

bitişik atışa yakın mesafeden yapılan atış sonucu oluşmuş olması tek başına

güvenlik güçlerinin D.K. yı kontrol altına aldıktan sonra gerekmediği halde

silahlı güç kullandıkları sonucuna varmaya yeterli değildir.

Son olarak somut olayın koşulları altında kendilerine karşı

silah kullanan D.K.yı silahlı güç kullanma dışında bir yöntemle etkisiz hale

getirmelerini beklemek güvenlik görevlilerinin hayatlarını riske atmaya neden

olabilir. Dolayısıyla güvenlik görevlileri tarafından D.K.ya yönelik silahlı

güç kullanımının mutlak zorunlu durumda ve orantılı bir biçimde

gerçekleştiğini, yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilmediğini kabul etmek

gerekir. Bu nedenlerle Sayın çoğunluğun yaşam hakkının maddi boyutu yönünden

inceleme yapılmasına gerek olmadığı görüşüne katılmıyorum.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi

DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucular

:

1. Ahmet

KORTAK

:

2. Fidan

TURAN

:

3. Gülçin

KORTAK

:

4. İbrahim

KORTAK

:

5. Nuran

KORTAK

:

6. Ramazan

KORTAK

:

7. Gülistan

OĞUZ

Vekilleri

:

1. Av.

Bülent AŞA

:

2. Av. Ömer

ÇAKIRGÖZ

Üye Kadir ÖZKAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/14603, 10 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. D.K.nın Vefatına İlişkin Olarak Yürütülen
  7. Baş
  8. Not
  9. B. Başvurucu İbrahim Kortak Hakkında Yürütülen
  10. Serok [a.], Şehit Namirin’
  11. IV. İlgili Hukuk
  12. A. Ulusal Hukuk
  13. B. Uluslararası Hukuk
  14. B. No: 28883/95, 4/5/2001, § 129; Giuliani
  15. V. İnceleme Ve Gerekçe
  16. A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine
  17. B. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  18. C. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
  19. VI. Hüküm
  20. A. Kötü muamele yasağının ihlal
  21. C. Anayasa’nın 17. Maddesinin birinci fıkrasında güvence altına
  22. G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine
  23. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  24. Karşıoy Gerekçesi
  25. Gökcan
  26. Dursun
  27. Hakyemez
  28. Kortak
  29. Turan
  30. Kortak
  31. Kortak
  32. Kortak
  33. Kortak
  34. Oğuz
  35. Çakırgöz
  36. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/14603
Tarih
10 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Emine Göksel Başvurusu (B. No: 2016/10454)
  • Emin Ölçer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/6814)
  • Murat Yasan Başvurusu (B. No: 2015/6802)
  • Mehmet Apaydın Başvurusu (B. No: 2015/13099)
  • Mehmet Hasan Altan Başvurusu (B. No: 2018/2620)
  • Kağan Osman Karamanoğlu Başvurusu (B. No: 2017/21063)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.