İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Tan Başvurusu (B. No: 2013/5461)

1. Başvuru, babasının Irak’ın Zaho

Başvuru No2013/5461Tarih14 Nisan 2016Okuma10 dk · 2.075 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Tan Başvurusu

Karar tarihi
14 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/5461
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.075 kelime·10 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, babasının Irak’ın Zaho

kentinde faili meçhul şekilde öldürüldüğü dikkate alınmaksızın 17/7/2004

tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi

nedeniyle yaşam hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/7/2013 tarihinde Silopi Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 14/7/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 18/12/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 16/1/2015 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 1993 yılı Mart-Nisan aylarında kimliği belirsiz

kişiler tarafından Irak’ın Zaho şehrinde babası M.T.nin başı kesilerek öldürüldüğünü beyan etmiş ve

babasının ölümünün, terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı dönemde

gerçekleşmesi nedeniyle anılan olaydan Türkiye Cumhuriyeti devletinin sorumlu

olduğunu iddia etmiştir.

8. Başvurucu 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması

talebiyle Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

9. Komisyon 17/2/2006 tarihli ve 2006/232 sayılı kararında

başvurunun reddine karar vermiştir.

10. Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine Mardin

İdare Mahkemesinde iptal ve tam yargı davası açılmıştır.

11. Mardin İdare Mahkemesinin 24/10/2008 tarihli ve E.2007/536,

K.2008/1620 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Kararın

gerekçesi şöyledir:

“... davacıların murisi M.T.nin

1993 yılı Mart-Nisan aylarında Irak Devleti, Zaho

kentinde çatışmaların yoğun olarak yaşandığı bir dönemde kimliği bilinmeyen

şahıslar tarafından kafası kesilmek suretiyle öldürülmesi nedeniyle olayın 5233

sayılı Yasa kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de,

maktulün kardeşi S.T.nin ve eşi A.T.nin

10.05.1993 tarihli ifadelerinde M.T.nin ailesiyle

birlikte Kuzey Irak'a göç ederek yerleştiğinin belirtildiği gibi maktulün PKK

terör örgütünce öldürüldüğü yolunda davacıların iddiaları dışında söz konusu olayı

doğrulayan dava dosyasında tanık beyanı ya da somut ve hukuken kabul edilebilir

nitelikte herhangi bir bilgi ve belge olmadığı görüldüğünden, davacıların

başvurusunun 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun hükümleri kapsamında olduğunun kabulüne olanak

bulunmamaktadır.

Kaldı ki, maktul M.T.nin

kardeşi S.T.nin ve eşi A.T.nin

10.05.1993 tarihli ifadelerinde, M.T.nin hiç

düşmanının olmadığı ve öldürülmesinin PKK ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı,

kimin tarafından öldürüldüğünü bilmedikleri yönündeki ifadelerine karşın, iş bu

davada Irak ülkesinde Zaho kentinde terör olayları

neticesinde öldürüldüğünün iddia edildiği, bu sebeple davacıların aynı olaya

ilişkin çelişkili ifadelerde bulunduğu anlaşıldığından, söz konusu ifadelerin

5233 sayılı Yasa kapsamında tazminat istemine dayanak alınamayacağı ortadadır.

Bu durumda davacıların murisi M.T.nin Irak devleti, Zaho

kentinde terör olaylarının yoğun bir şekilde yaşandığı bölgede faili meçhul bir

şekilde kafası kesilmek suretiyle öldürüldüğünden bahisle 5233 sayılı Terör ve

Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümleri

kapsamında tazminat ödenmesi için yaptıkları başvurunun reddine ilişkin Şırnak

Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun dava konusu kararında hukuka aykırılık

bulunmamaktadır...”

12. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 14/2/2013 tarihli ve E.2011/9284, K.2013/12235 sayılı ilamı ile

kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin

kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek kararın

onanmasına karar verilmiştir. Onama kararı başvurucuya 13/6/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 12/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 5233 sayılı Kanun’un 1. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara

uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri

belirlemektir.”

15. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren

eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar

gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin

hükümleri kapsar.”

16. 5233 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

“Komisyonun görevleri şunlardır:

a) Zarar görenin veya mirasçılarının başvurusu hâlinde bu Kanun

kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etmek.”

17. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının

ilgili kısımları şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm

hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı

sonucunda bulunan miktarın;

...

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı

tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen

nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa

ilişkin hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 14/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun

ve akabinde açtığı davanın reddedildiğini, babası M.T.nin

1993 yılında -terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı bir dönemde- Irak

devletinin Zaho kentinde başı kesilerek öldürülmesine

rağmen anılan zararın terör ve terörle mücadeleden kaynaklanmadığından bahisle

davasının reddi yönünde verilen kararın adil olmadığını, babasının yaşam

hakkına yönelik müdahaleden Türkiye Cumhuriyeti devletinin sorumlu olduğunu ve

ölüm olayından kaynaklanan mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini belirterek

Anayasa’nın17. ve 19.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia

etmiş ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanın

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 17. ve 19.maddelerinde tanımlanan haklarının

ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu,

Mahkemece verilen ret kararı neticesinde babasının ölümüne bağlı olarak, 5233

sayılı Kanun’da öngörülen tazminat miktarının ödenmesi yükümlülüğünün yerine

getirilmemesi sonucunda, zararını karşılayacak bir giderim sağlanması imkânının

kendisine tanınmadığını belirterek, Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan ihlal

iddialarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ilgisi bulunmadığından bu

hak bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

21. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun

ve akabinde açtığı davanın, 1993 yılında - terör olaylarının yoğun olarak

yaşandığı bir dönemde- babası M.T.nin Irak’ın Zaho kentinde öldürülmesinin terörden kaynaklanan bir zarar

olması, babasının yaşam hakkına yönelik müdahaleden ve söz konusu müdahale nedeniylemağduriyeti ile ortaya çıkan zarardan Türkiye

Cumhuriyeti devletinin sorumlu olması hususu dikkate alınmaksızın

reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 17. maddesinde tanımlanan yaşam hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

22. Öncelikle başvurucunun başvuru ehliyeti ve ihlal iddiasının

incelenmesinde menfaatinin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. 30/3/2011

tarihli ve 6216 Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, ancak ihlale yol açtığı ileri

sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenlerin bireysel başvuru hakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır.

Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişiler açısından bu

hakka yönelik bir başvuru ancak ölen kişilerin yaşanan ölüm olayı nedeniyle

mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, §

41). Başvurucu, başvuru konusu olaydaki ölen kişinin oğludur. Bu nedenle

başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

23. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı kapsamında

devletin, negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin

yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme yükümlülüğü bulunmaktadır

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

51). Başvuru formunda başvurucu, babası M.T.nin

Irak’ın Zaho kentinde faili meçhul şekilde

öldürüldüğünü beyan etmekle yetinmekte; babasının yaşam hakkının Türkiye

Cumhuriyeti devletinin kamu gücü kullanan organlarınca ihlal edildiği yönünde

bir iddiada bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucu, yaşam hakkı kapsamında

devletin negatif yükümlülüğüne aykırı davrandığı konusunda bir şikâyet ileri

sürmemektedir.

24. Devlet, pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer

bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere

karşı koruma yükümlülüğü altındadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 51).

25. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında can

kaybının gerçekleştiği durumlarda Anayasa’nın 17. maddesi devlete, elindeki tüm

imkânları kullanarak yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari

çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup

cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri alma görevi yüklemektedir.

Bu yükümlülük, kamusal olsun veya olmasın yaşam hakkının tehlikeye girebileceği

her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

26. Ancak özellikle insan davranışının öngörülemezliği,

öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecek

faaliyetin tercihi dikkate alınarak pozitif yükümlülük, yetkililer üzerine

aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır. Pozitif yükümlülüğün ortaya

çıkması için belirli bir kişinin hayatına yönelik gerçek ve yakın bir

tehlikenin bulunduğunun yetkililerce bilinmesi ya da bilinmesi gerektiği

durumların varlığı kabul edildikten sonra böyle bir durum dâhilinde, makul

ölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında bu tehlikenin

gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde kamu makamlarının önlem almakta başarısız

olduklarının tespiti gerekmektedir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 53).

27. Başvuru formunun incelenmesi neticesinde başvurucu,

babasının ölümünden Türkiye Cumhuriyeti devletinin pozitif yükümlülüğüne aykırı

davranması nedeniyle sorumlu olduğunu iddia etmemektedir. Kaldı ki başvurucu,

babasının yaşam hakkına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğundan

bahsetmediği gibi bu tehlikeye rağmen Türkiye Cumhuriyeti devleti yetkililerinin

tehlikenin gerçekleşmesini engelleyebilecek önlemleri almadığından da şikâyet

etmemektedir. Başvurucu, ayrıca herhangi bir soruşturma işleminden bahsetmediği

gibi ölüm olayının etkili soruşturması ya da kovuşturulmasına yönelik bir

iddiada da bulunmamaktadır.

28. Somut başvuruda başvurucu, babasının Irak’ın Zaho kentinde faili meçhul şekilde öldürülmesinin terörden

kaynaklanan bir zarar olduğunu soyut olarak iddia etmekte ve 5233 sayılı

Kanun’un 9. maddesinde öngörülen oranda (bkz. § 17) tazminat talep etmektedir.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa’da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve

buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu

gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese, Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır (Ali

Kemal Renklioğlu, B. No: 2012/171,

12/2/2013, § 15).

30. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kamu gücü kullanan

organlarına atfedilebilir şekilde gerçekleşmiş temel hak ve özgürlük ihlalleri

bireysel başvuru konusu olabilir (Ali Kemal Renklioğlu, § 17). Devlete atfedilebilecek

şekilde gerçekleşmiş temel hak ve özgürlük ihlalinden bahsedilebilmesi için hak

ihlaline neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmalin Türkiye

Cumhuriyeti devletinin yetki alanında ve sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar

altında gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

31. Türkiye Cumhuriyeti devletinin, Anayasa’da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerden, AİHS ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu

protokoller kapsamındaki haklardan birinin ihlali iddiasıyla ilgili olarak

sorumlu tutulabilmesi için ihlalin, devletin egemenliğini kullandığı yetki

alanında gerçekleşmiş olması gerekir. Bu haklar bakımından Türkiye Cumhuriyeti

devletine yüklenen negatif ve pozitif yükümlülükler devletin yetki alanındaki

kişiler bakımından geçerlidir. Diğer bir ifadeyle bireysel başvurunun konu

bakımından kapsamına dâhil olan hakların ihlal edilmesi nedeniyle mağdur

olduğunu iddia eden bir kişinin, öncelikle söz konusu ihlalin olduğu tarihte

Türkiye Cumhuriyeti devletinin yetki alanında bulunduğunu ispat etmesi

gerekmektedir. “Yetki alanı” konusu bireysel başvuru incelemesi bakımından bir

ön şart niteliğindedir.

32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Saddam Hüseyin/Arnavutluk ve diğerleri ((k.k.), B. No: 23276/04, 14/3/2006) kararında başvurucu ile

davalı devletler arasında herhangi bir yetkisel bağın

geçmişte veya hâlen bulunduğunun ve başvurucunun AİHS’in

1. maddesi anlamında bu devletlerin yetki alanında olduğunun ispatlanmış

sayılamayacağı kanaatine varmış; başvurunun kabul edilemez olduğuna karar

vermiştir.

33. AİHM, Hassan/Birleşik

Krallık ([B.D.], B. No: 29750/09, 16/9/2014, §§ 62-64) kararında,

başvurucunun, kardeşinin tutulu bulunduğu sırada kötü muameleye uğradığı

hakkında ya da ülkenin Birleşik Krallık'ın

denetiminde olmayan, tutulu bulunduğu kamptan uzak bir bölgede meydana gelen

ölümü hakkında herhangi bir delilin yokluğu karşısında mağdurun, Birleşik

Krallık güçlerinin denetiminde olduğu bir dönemde şikâyet edilen olayların

gerçekleştiğinin ispatlanamaması nedeniyle başvurunun, AİHS’in

2. ve 3. maddeleri bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varmış;

başvurunun bu kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

34. Somut başvurunun incelenmesi neticesinde başvurucunun,

babası M.T.nin Irak’ın Zaho

kentinde1993 yılı Mart veya Nisan ayları gibi öldürülmesinin, anılan dönemde

Türkiye Cumhuriyeti’nin bazı bölgelerinde terör olayları yoğun olarak yaşandığındanbahisle terörden kaynaklanan bir zarar

olduğunu iddia ettiği tespit edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti devleti

yetkililerinin doğrudan ya da dolaylı olarak müdahalesinin bulunduğu iddia

edilmediği gibi Irak’ın Zaho kentinde meydana gelen

ölüm olayından devlet yetkililerinin herhangi bir şekilde sorumlu olduğuna

ilişkin bir delil de dosya kapsamında bulunmamaktadır. Devletin kamu gücü

kullanan organlarına atfedilebilir şekilde gerçekleşmiş bir ölüm olayı

bulunduğu konusunda başvurucu tarafından yeterince açıklıkta iddia ve deliller

sunulmamıştır. Sonuç olarak başvurucunun babasının öldürülmesi eylemi ya da

öldürülmesindeki ihmalin Türkiye Cumhuriyeti devletinin yetki alanında ve

sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleştiği konusunda

ispatlamada bulunulamamıştır.

35. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

ihlal iddiasının Türkiye Cumhuriyeti devletinin yetki alanı kapsamında

gerçekleştiğinin başvurucu tarafından kanıtlanamamış olması nedeniyle

başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

14/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Raportör Yrd.

:

Leyla Nur ODUNCU

Başvurucu

:

Ahmet TAN

Vekilleri

:

Av. Abdulaziz

TOKAY

Av. Hüsnü KAPLAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5461, 14 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Paksüt
  13. Tokay
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5461
Tarih
14 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Birsen Gülünay Başvurusu (B. No: 2013/2640)
  • Necmettin Kaçar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7098)
  • Abdullah Yönetci Başvurusu (B. No: 2013/6827)
  • Narsan Plastik San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/6842)
  • Ali İhsan Kılınçer Başvurusu (B. No: 2013/5085)
  • Gülbeyaz Babaoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6992)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.