İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Necmettin Kaçar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7098)

1. Başvuru "terör örgütüne silah temin etmek" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanılması, yargılamanın adil olmaması, ana dilde

Başvuru No2013/7098Tarih7 Nisan 2016Okuma12 dk · 2.429 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Necmettin Kaçar Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
7 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/7098
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.429 kelime·12 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru "terör örgütüne silah temin etmek" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanılması, yargılamanın adil olmaması, ana dilde

savunma yapılmasına izin verilmemesi, açılan kamu davasının makul sürede sonuçlandırılamaması

nedenleriyle adil yargılama hakkı ile kişi özgürlüğü

ve güvenliği haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/9/2013 tarihinde Ergani Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilir olduğuna ve esas incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. İkinci Bölüm tarafından başvuru belgelerinin bir örneğinin

bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddesinin(2)

numaralı fıkrası uyarınca başvurununiçtihadın

oluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden

incelenmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular 8/10/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve

9/10/2009 tarihinde tutuklanmışlardır.

8. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 8/12/2009 tarihli ve

E.2009/1598 sayılı iddianamesiyle başvurucular hakkında "terör örgütüne

silah temin etmek" suçundan kamu davası açılmıştır.

9. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/8/2012 tarihli ve

E.2009/697, K.2012/490 sayılı kararı ile başvurucuların her birinin 12 yıl 6 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

10. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 1/7/2013

tarihli ve E.2013/3831, K.2013/9962 sayılı ilamı ile onanmıştır.

11. Onama kararı 21/8/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

12. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 315.

maddesinin birinci fıkrası.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 7/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

14. Başvurucular lehlerine olan delillerin toplanmadığını, atılı

suç ile kendileri arasında irtibat kurulmaksızın mahkûm edildiklerini, son

savunmalarını ana dilde yapma taleplerinin karşılanmadığını, kanuni hâkim

güvencesinin ihlal edildiğini, yargılanmalarının uzun sürdüğünü belirterek

Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

15. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

a. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

16. Başvurucular tutuklanmaları nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

17. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme,

23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine

yapılacak bireysel başvuruları inceler."

18. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi, 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde

Mahkemenin yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

19. Başvurunun kabul edilebilmesi için ihlal iddiasına dayanak

teşkil eden nihai işlem veya kararların 23/9/2012 tarihinden evvel

kesinleşmemiş olması da gerekmektedir. Nihai işlem veya kararların anılan

tarihten önce kesinleştikleri tespit edildiği takdirde ilgili şikâyetler

bakımından başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Mahkemenin yargı yetkisine ilişkin bu tespitin bireysel başvuru incelemesinin

her aşamasında yapılabilmesi mümkündür (Korcan Polatsü, B. No: 2012/726,

2/7/2013, § 32).

20. Somut olayda isnat edilen suçlar nedeniyle 9/10/2009 tarihinde

tutuklanan başvurucuların, 7/8/2012 tarihinde İlk Derece Mahkemesince

mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. Dolayısıyla başvurucuların Anayasa'nın 19.

maddesinin yedinci fıkrası kapsamında, tutuklu kaldıkları dönemAnayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce

sona ermiştir.

21. Açıklanan nedenlerle başvurucuların kişiözgürlüğü

ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerinin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

i. Savunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

22. Başvurucular, son savunmalarında ana dilde savunma hakkının

kendilerine tanınmadığını belirterek savunma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

23. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(3) numaralı fıkrasının (e) bendindeki konuya ilişkin düzenleme şu şekildedir:

“3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki

asgarî haklara sahiptir:

…

e) Mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya

konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanmak.”

25. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (e)

bendi, hakkında suç isnadı bulunan kişinin -mahkemede kullanılan dili anlamadığı

veya konuşamadığı takdirde- bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak

yararlanma hakkını güvence altına alır. Bu hak yalnızca hakkında suç isnadında

bulunulan kişilere tanınmış bir haktır ve bu haktan faydalanabilmek için

sanığın ödeme gücü olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır (Ali İlhan Bayar, B. No: 2013/725,

19/11/2014, § 48).

26. Tercüman hakkı, hem belgelerin

çevirisine hem de sözlü ifadelere uygulanır; her iki durumda da adil bir

yargılama yapılabilmesi için gerekli olan çevirinin yapılması gerekmektedir. Bu

hak, duruşmada söylenen her sözcüğün ya da tüm belgelerin çevrilmesini

gerektirmez; değerlendirilecek husus, sanığın hakkındaki suçlamaları tümüyle

anlayıp yanıt verebilecek düzeyde olup olmadığıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı

için bkz. Kamasinski/Avusturya, B. No: 9783/82, 19/12/1989, §§

74, 83).

27. Tercüman isteyen herkese değil, adil bir yargılamadan umulan

yararın sağlanması amacıyla ve yalnızca yargılamada kullanılan dili bilmeyen,

anlamayan ve konuşamayan kişilere tercüman atanması bir zorunluluktur.

Yargılamada kullanılan dili bilmeyen, anlamayan ve konuşamayan kişilerin bir

tercümanın yardımına ihtiyaç duyması hâlinde devletin çeviri sağlama

yükümlülüğü doğar. Ancak somut başvuru açısından çözümlenmesi gereken asıl

mesele, devletin yükümlülüğünün tercüman isteyen tüm sanıklar bakımından

geçerli olup olmadığıdır. Bu noktada tercüman hakkının sınırlı bir hak olduğunu

kabul etmek gerekmektedir (İlhan Bayar,

B. No: 2013/4458, 25/6/2015, § 19).

28. Bu kişilerin böyle bir ihtiyacının bulunup bulunmadığını

belirlemek davaya bakan hâkimin görevidir; hâkim, sanıkla görüştükten sonra

yargılamada tercüman bulunmamasından sanığın zarar görmeyeceğinden emin olmadır

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Cuscani/Birleşik Krallık, B. No: 32771/96, 24/9/2002, § 38)

29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (e) bendinin ancak mahkemede konuşulan dili

bilmeyenlerin kullanabileceği bir hakkı doğurduğunu, mahkemenin dilini "anlayan" ve "konuşan" bir sanığın başka bir dilde

-örneğin mensubu olduğu etnik dilde- savunma yapabilmesi için tercümandan

yararlanma talebinde ısrar edemeyeceğini belirtmektedir(Lagerblom/İsveç, B. No: 26891/95, 14/1/2003, §§

61-64).

30. Somut olayda ise başvurucular, 17/2/2011 tarihli duruşmada

Kürtçe savunma yapmayı talep etmişler ancak tercümandan yararlanma istekleri

reddedilmiştir. İlk Derece Mahkemesi, dosya kapsamına göre tüm sanıkların

aşamalardaki savunmalarını Türkçe olarak yaptıkları, ayrıca eğitim ve sosyal

konumları itibarıyla da Türkçeyi bildikleri, dolayısıyla sanıkların

taleplerinin Sözleşme'nin 6. maddesi ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun 202. maddesindeki düzenlemelerin amaçladığı koşulları

taşımadığı, ceza yargılamasının temel ilkelerinden birisinin yüz yüzelik ilkesi olduğu, sanıkların savunmalarının tercüman

aracılığı ile alınması durumunda bu ilkeye aykırı davranılmış olacağı, ayrıca

ceza yargılamasının başka bir temel amacının da yargılamanın hızlı yapılması

olduğu, sanıkların savunmalarının tercüman aracılığı ile alınması durumunda

yargılamanın uzamasına neden olunacağı gerekçeleriyle Kürtçe savunma yapma ve

dolayısıyla kendilerine tercüman atanması yönündeki taleplerini reddetmiştir.

Dolayısıyla Mahkeme, başvurucuların böyle bir ihtiyacının bulunmadığını

belirleyerek yargılamada tercüman bulunmamasından zarar görmeyeceklerinden emin

olmuştur. Nihai kararın verildiği duruşmada ise başvuruculara son sözü

sorulduğunda Türkçe dışında başka bir dilde cevap verdikleri, bunun üzerine araştırılması

gereken bir başka husus kalmadığı tespit edilerek Mahkemece esas hakkında karar

verildiği görülmektedir. Başvurucuların savunma hakkının kullandırılması

yönünde gerekli zaman ve kolaylıklardan faydalandırıldıkları ve avukatlarının

son duruşmada savunma yaptıkları da dikkate alındığında başvurucuların bu

iddiası açıkça dayanaktan yoksundur. Başvurucuların ana dilde savunma yapma

taleplerinin önceki duruşmalarda reddedildiği hâlde ana dillerinde savunma

yapmak istedikleri anlaşıldığından savunma hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı

açıktır.

31. Açıklanan nedenlerle, savunma hakkın yönelik bir ihlalin

olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Kanuni Hâkim Güvencesinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

32. Başvurucular 5271 sayılı Kanun'un mülga 250. maddesi ile

görevli mahkemenin özel statülü olarak kurulmasının ve bu mahkemede

yargılanmalarının kanuni hâkim güvencesine aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.

33. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Başvuru dilekçesinde … işlem, eylem ya da

ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan

Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, … belirtilmesi gerekir. Başvuru

dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem

veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin

eklenmesi şarttır.”

34. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Bireysel başvuru hakkında kabul

edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci maddelerde öngörülen şartların taşınması

gerekir.

(2) Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

35. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) bireysel başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireysel başvuru formu ve ekleri” kenar

başlıklı 59. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“…

(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer

alır:

…

d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere

ait özlü açıklamalar.

e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel

hakkının doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.

…”

36. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzük'ün

59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca başvurucunun başvuru konusu olaylara

ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dair

hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel başvuru kapsamındaki haklardan

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkin gerekçeleri ve delilleri

sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

37. Belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde Anayasa

Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle başvurunun kabul

edilemez olduğuna karar verilebilir.

38. Başvurucular, ihlal iddiasını salt özel yetkili mahkemede

yargılanmalarına dayandırmış bu durumun neden kanuni hâkim ilkesine aykırı

olduğunu temellendirmemişlerdir. Bir başka ifadeyle Mahkemenin hangi somut

özelliğinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği konusunda bir açıklamada

bulunmamışlardır. Bu nedenle ihlal iddiası ve bu iddianın temelindeki olguların

ispatına ilişkin yeterli açıklamalarda bulunmayan başvurucuların iddialarını

kanıtlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

iii. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia

40. Başvurucular lehlerine

olan delillerin toplanmadığını, savunmaları doğrultusunda yeterli araştırma

yapılmadığını, atılı suç ile kendileri arasında irtibat kurulmaksızın mahkûm

edildiklerini belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

41. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

42. 6216 sayılıKanun’un 48. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

43. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

44. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi

kararları açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince incelenemez (Erdinç Engin,

B. No: 2012/695,12/2/2013, § 22).

45. Başvuru konusu olayda başvurucular, lehlerine olan

delillerin toplanmadan, savunmaları doğrultusunda yeterli araştırma yapılmadan,

atılı suç ile kendileri arasında irtibat kurulmadan Mahkemece mahkûmiyetlerine

karar verilmek suretiyle anayasal haklarının ihlal edildiğini belirtmişlerdir.

Dolayısıyla başvurucuların iddialarının özü; Derece Mahkemesinin delilleri

değerlendirme ve yorumlamada isabet edemediğine, delillerin eksik ve hatalı

değerlendirildiğine ve esas itibariyle yargılamanın sonucuna ilişkindir. Mevcut

yargılamada geçerli olandelilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir.

46. Başvurucular yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadıklarına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadıklarına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadıklarına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadıkları gibi

Mahkemenin kararında açık keyfîlik oluşturan herhangi

bir durum da tespit edilmemiştir.

47. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının açık keyfîlik de içermediği

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

iv. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

48. Başvurucular,

haklarında açılan kamu davasının makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

49. Ceza davalarına ilişkin yargılamaların makul sürede

sonuçlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesince makul sürede yargılanma hakkının adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olduğu kabul edilerek bir davadaki yargılama süresinin makul

olup olmadığının tespitinde davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli

olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi

hususların dikkate alınacağı belirtilmiş (B.E.

B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; Ersin

Ceyhan, B. No:2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40) ve bu kapsamda yapılan

incelemeler sonucu makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik

kararlar verilmiştir (Mehmet Fatih Özdemir,

B. No:2013/1607, 17/11/2014; Ömer Çoygun, B. No:2013/3396, 22/6/2015; Osman Bayrak, B. No: 2013/3803,

25/2/2015).

50. Başvuru konusu olay, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde

"terör örgütüne silah temin etmek"

suçundan açılan ceza davasına ilişkindir. Ceza muhakemesinde

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı,

bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi

veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin

uygulanması anı ya da kamu davasının açıldığı tarihtir. Somut başvuru açısından

bu tarih, başvurucuların gözaltına alındığı 8/10/2009'dur. Ceza yargılamasında

sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı tarih

olup somut başvuru açısından bu tarih Yargıtay 9. Ceza Dairesince kararın

onandığı 1/7/2013'tür (Ersin Ceyhan,

§ 35).

51. Başvuruya konu ceza davasında başlangıçta başvurucular

haricinde dört sanığın daha bulunması, bu sanıklar yönünden tefrik kararı

verilmesi, yargılama sürecinde hareketsiz bir dönemin bulunmaması, duruşmaların

çoğunun sanıklar ve sanıklar müdafilerinin istemi üzerine esas hakkındaki

savunmalarını yapmak üzere gelecek celseye kadar süre verilmesi nedeniyle

ertelenmesi ve dolayısıyla yargılama makamlarına atfedilebilecek bir gecikme

olmadığı, yargılamaya konu suçlamaların kapsamı, yazışma yapılmasının gerekmesi

hususları dikkate alındığında iki dereceli bir yargılamada geçen3 yıl 8 ay 23

günlük yargılama süresinin makul olarak değerlendirilmesi gerekir.

52. Açıklanan nedenlerle bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

7/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucular

:

1. Mahir

BİRGÜL

2. Necmettin

KAÇAR

3. Zafer

YILDIZ

Vekili

:

Av. Ahmet

ODABAŞI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7098, 7 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli
  12. B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; Ersin
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Kömürcü
  17. Altan
  18. Kaya
  19. Birgül
  20. Kaçar
  21. Yıldız
  22. Odabaşı
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7098
Tarih
7 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Abdullah Yönetci Başvurusu (B. No: 2013/6827)
  • Narsan Plastik San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/6842)
  • Ali İhsan Kılınçer Başvurusu (B. No: 2013/5085)
  • Gülbeyaz Babaoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6992)
  • Osman Arslan ve Şahibe Arslan Başvurusu (B. No: 2013/5591)
  • Zeki Rüzgar Başvurusu (B. No: 2013/6084)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.