İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Arslan ve Şahibe Arslan Başvurusu (B. No: 2013/5591)

1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Başvuru No2013/5591Tarih14 Nisan 2016Okuma16 dk · 3.179 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Osman Arslan Ve Şahibe Arslan Başvurusu

Karar tarihi
14 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/5591
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.179 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında zarar

tespit komisyonuna yapılanbaşvurunun reddedilmesi

nedeniyle açılan davada mahkemenin delilleri eksik ve hatalı değerlendirerek

kanuna ve usule aykırı karar vermesi nedeniyle adil yargılanma hakkının,

Danıştay onama ve karar düzeltme ilamlarında esasa etkili itirazların

cevaplanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının, belli bir ırka mensubiyetten

dolayı maddi ve manevi zarara uğranılması nedeniyle de eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.Başvuru 22/7/2013 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 12/9/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6.Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

26/9/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını süresi içinde sunmamıştır.

III.OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucuların müşterek çocuğu İ.A. hakkında Diyarbakır

Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığının 22/2/1995 tarihli ve

E.1994/8143, K.1995/109 sayılı soruşturma dosyasında İ.A.nın 23/12/1994 tarihinde Diyarbakır merkez Ağa

Geçit köyünde güvenlik kuvvetleriile girdiği silahlı

çatışmada ölü olarak ele geçirildiği belirtilerek takipsizlik kararı

verilmiştir.

9. Başvurucular Savcılık soruşturma dosyasında maktulün çatışma

sonucu öldürüldüğüne ilişkin tespitin doğru olmadığını, çocuklarının herhangi

bir örgüt üyesi olmadığını, il merkezinde taksicilik yaptığını, olaydan bir gün

önce bir yolcuyu köye götürdüğünü, ertesi günü öldüğünü öğrendiklerini, bu

konuda tanık beyanları olduğunu belirterek 5233 sayılı Kanun uyarınca 25/7/2005

tarihinde Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon)

başvurmuşlardır.

10. Komisyonun 4/8/2006 tarihli ve 2006/4-6305 sayılı kararında

başvurucuların tazminat talebi reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

5233 sayılı Kanun kapsamında başvuranların

dosyasında bulunan belgelerin 4/10/2004 tarihli ve 2004/7955 sayılı Yönetmelik hükümlerinde

belirtilen şartlara uygun olması nedeniyle yapılan incelemede, İ.A.nın PKK terör örgütü üyesi olduğu, güvenlik

kuvvetlerine pusu kurarak ateş açtığı ve akabinde güvenlik kuvvetleri ile

girdiği silahlı çatışmada öldüğü tespit edildiğinden, ölümünün kendi kusurundan

kaynaklandığı anlaşılmakla 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (f) bendi gereği

tazminat talebinin reddine, komisyonumuzca karar verilmiştir."

11. Başvurucular; çocuklarının örgüt üyesi olduğu ve çatışma

sonucu öldürüldüğü iddialarının doğru olmadığını, Komisyonun hukuka uygun bir

şekilde araştırma yapmadığını, tarafsız olmadığını belirterek kararın iptali

için Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinde iptal davası açmışlardır.

12.Mahkeme 11/12/2007 tarihli ve E.2007/38, K.2007/1686 sayılı kararıyla

davayı reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

5233 sayılı Kanun hükümlerinden

faydalanabilmek için; meydana gelen zararın ya bizzat terör eylemi sebebiyle

oluşması ya da terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle oluşması

gerekmekte olup, davacının terör örgütü mensubu olup olmadığınıntespiti

içindosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden;

- 24/12/1994 tarihli Otopsi Tutanağından;

24/12/1994 günü güvenlik güçleri ile giriştiği silahlı çatışma sonucu ölü

olarak ele geçirildiği,

- Diyarbakır 1 Nolu

DGM Yedek Üyeliğinin 17/1/1995 tarihli Müt. Karar

No:1995/4 Kararından; DGM Emanetinin 1995/26 sırasında kayıtlı bulunan 1 adet kaleşnikof, şarjörü, boş kovanları; 1 adet baretta tabanca, şarjörü ve boş kovanları; 1 adet uzi marka tabanca, şarjörü boş kovanlarının müsaderesine,

- Diyarbakır 1 Nolu

DGM Yedek Üyeliğinin 15/2/1995 tarihli Müt. Karar

No:1995/84 Kararından; 23/12/1994 günü Yasadışı Örgüt üyesi İhsan Arslan'ın

güvenlik güçlerince ölü olarak ele geçirilmesi olayı ile ilgili olarak suç

konusu eşyaların müsaderesine,

- Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'nın

22/2/1995 tarihli Haz. No:1994/8143, Karar No: 1995/109 sayılı Kararından; suç

tarihinde Diyarbakır Merkez Ağaçgeçit Köyü Taşdelen

mevkiinde güvenlik güçleri ile muris arasında meydana gelen silahlı çatışmada

ölü olarak ele geçirildiği anlaşılmaktadır.

5233 sayılı Kanun terörden ve terörle

mücadeleden zarar gören kişilerin zararlarını ödemeyemünhasır

çıkartılmış bir kanundur. Kanunun genel gerekçesinde de belirtildiği üzere;

terörün bütün topluma yönelmiş bir tehdit olması sebebiyle zararın kendi fiilisonucu değil, sadece toplumun bir bireyi olmasından

dolayı meydana gelmesi nedeniyle ödenmesi amaçlanmıştır.

Yukarıdaki muafiyet maddesinde de belirtildiği

üzere, zarar kendi fiili sebebiyle veyaterör ya da

teröre yataklık suçu nedeniyle oluşmuş ise bu kişilerin zararlarının

karşılanması hukuken mümkün görülmemektedir.

Bütün bu maddi ve hukuki olay birlikte

değerlendirildiğinde; murisin yasadışı terör örgütü üyesi olduğu ve güvenlik

güçleriyle girdiği silahlı çatışmada öldüğü hususu gözönüne

alındığında, bu ölüm sebebiyle davacıların zararlarının 5233 sayılı Kanun

kapsamında karşılanması mümkün olmadığından, bu yönde tesis edilen işlemde

hukuka aykırılık görülmemiştir.

..."

13. Başvurucuların temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 21/3/2012 tarihli ve E.2011/9619, K.2012/1342 sayılı ilamıyla hüküm,

davanın reddine ilişkin kısım yönünden onanmıştır.

14. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 19/3/2013 tarihli ve E.2012/9817,

K.2013/2047 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

15. Ret kararı 8/7/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiş,

22/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara

uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri

belirlemektir."

17.5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren

eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar

gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin

hükümleri kapsar.

Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanunun kapsamı

dışındadır:

...

e) Kişilerin kendi kasıtları sonucunda oluşan

zararlar.

f) 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör

olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden

dolayı uğradığı zararlar.

..."

18.5233 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten

itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları hâlinde,

19.7.1987 tarihi ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 3713

sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına

giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel

kişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 14/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

20. Başvurucular, müşterek çocuklarının ölümü nedeniyle maddi ve

manevi zarara uğradıklarını, Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen

soruşturmada verilen takipsizlik kararına dayanarak İdare Mahkemesinin davayı

reddettiğini ancak çocuklarının çatışmada öldüğü iddiasının doğru olmadığını,

terör örgütü üyesi de olmadığını, taksicilik yaptığını, olaydan bir gün önce

köye yolcu götürdüğünü, delil olarak değerlendirilen soruşturma dosyasında ölüm

olayının etkili bir şekilde araştırılmadığını, çocuklarının örgüt üyesi

olduğuna dair tek bir delil bile bulunmadığını, 1990'lı yıllarda Kürt

vatandaşlarının yoğun olarak yaşadığı bölgelerde faili meçhul ölümlerin

olduğunu, birçok olayda mağdur veya maktullerin çatışmada öldürülmüş

gösterildiklerini, güvenlik güçlerinin faili olması nedeniyle olayların

birçoğunun örtbas edildiğini, bu konuda gerçeğe aykırı belgeler düzenlendiğini,

5233 sayılı Kanun'un çıkarılış amacı gözönüne

alındığında tazminat talebinde bu hususların dikkate alınması gerektiğini,

idarenin kusursuz sorumluluğu gereği uğranılan zararı tazmin etmek zorunda

olduğunu, tazminat taleplerine ilişkin etkili ve ciddi bir yargılama yapılmadığını,

bu konuda tanıkların dinlenmediğini, DGM Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından

yürütülen eksik ve yetersiz soruşturmanın da karara esas alındığını,

yargılamanın makul sayılmayacak şekilde uzun sürdüğünü, murislerinin Kürt

kökenli olması nedeniyle keyfî olarak gözaltına alındığını ve insanlık onuru

ile bağdaşmayan muameleye maruz kaldığını, temyiz ve karar düzeltme

aşamalarında taleplerinin cevaplandırılmadığını belirterek Anayasa'nın 10.,

17., 36. ve 40. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşler; ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminata karar verilmesi

talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların Anayasa'nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrası ve 40. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiği

iddiasının, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

22. Başvurucular murislerinin gözaltındayken öldüğünü, terör

örgütü üyesi olmadığını, ölüm olayında devletin sorumluluğunun bulunduğunu,

Savcılık soruşturmasının olayın aydınlatılmasında etkili ve yeterli olmadığını

belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerse de bu iddiaların,

özellikle Komisyon ve İdare Mahkemesinin ret kararlarına esas alınan DGM

Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasında ölüm olayının ne şekilde

meydana geldiği hususunda yapılan tespitin yargılamada delil olarak

kullanılamayacağı olgusuna dayanılarak dile getirildiği, başka bir ifadeyle

iddiaların tazminat talebinin kanıtlanması amacıyla ileri sürüldüğü anlaşılmış;

bu açıdan yaşam hakkı yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

23. Yine başvuru formunda başvurucuların, Mahkemenin davanın

çözümü için güvenlik güçlerince düzenlenen resmî belgeler dışında tanık

deliline başvurmadığını belirttikleri ancak somut olarak yargılama sırasında

dosyaya bildirdikleri herhangi bir tanığın dinlenmediği yönünde iddiada

bulunmadıkları, bu açıdan iddianın yargılamada usule ilişkin bir hakkın tanınıp

tanınmaması hususundan ziyade doğrudan yargılamanın sonucuna yönelik olduğu

anlaşılmış; buna yönelik şikâyetler silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

hakkı kapsamında incelenmeyerek yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı

başlığı altında değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

i.Eşitlik İlkesinin İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

24. Başvurucular, Kürt kökenli olmaları nedeniyle bu tarz

muamelelere maruz kaldıklarını belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

25. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat

taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha

önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık

yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtilen iddialarını

temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış oldukları dikkate

alınarak başvurucuların anılan iddialarının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğu

sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,

B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit

Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

26. Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığa

yönelik belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt

sunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de

bulunmamaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddiasının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia

28. Başvurucular Mahkemenin, olayın şüphelisi olan yetkililerce

düzenlenen tutanak dışındaki ispat araçlarını irdelemeden, tanık deliline

başvurmadan eksik inceleme ile karar verdiğini belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).

30. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca

derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talebini içeren başvuruların

açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ile kanun tarafından mahkemenin yetkisi

kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır. Bu kapsamda

bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece

mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması

bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasa'da yer

alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece vederece

mahkemelerinin kararları bariz takdir hatası içermedikçe kararlardaki maddi ve

hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede derece

mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, §§ 25, 26).

31. Başvurucuların iddiasının özünün Derece Mahkemelerince

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

bulunmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır. Mevcut bilgi ve belgelerden, davacıların müşterek çocuğu İ.A.nın güvenlik kuvvetleri ile girdiği çatışmada ölü

olarak ele geçirildiği, 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ikinci fıkrasının

(e) ve (f)bendi gereği, davacıların murisinin ölümünden dolayı uğranıldığı

belirtilen zararların karşılanması isteminin reddine ilişkin Komisyonun

kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesine dayanılarak İlk Derece

Mahkemesince verilen ret kararında bariz bir takdir hatası yapıldığı yönünde

bir bulguya rastlanmamıştır.

32. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik de içermediği

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının da diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

iii. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia

33. Başvurucular, Danıştay onama ve karar düzeltme ilamlarının

ileri sürdükleri iddia ve dosyadaki maddi olguları karşılayacak nitelikte

olmadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

34. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma

olanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından hem

tarafların hem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesi

hakkında bilgi sahibi olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsiz

hâle getirecektir. Bu nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının yeteri kadar

açık bir biçimde gösterilmesi zorunludur (Tahir

Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, §

66).

35. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği

şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı,

kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık

bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanısıra

kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da

her zaman bu hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu

mahkemelerince verilen bu tür kararların, ilk derece mahkemesi kararlarında yer

verilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olupbu durumda üst dereceli mahkeme tarafından önceki

mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabul edilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, § 26).

36. Somut başvuru açısından İlk Derece Mahkemesinin; Savcılık

soruşturma dosyası ve dosya kapsamında yer alan 24/12/1994 tarihli otopsi

tutanağını, maktulde ele geçirilen silahlar ve el koyma kararını, iddia ve savunma

çerçevesinde değerlendirerek başvurucuların çocuğunun güvenlik kuvvetleri ile

girdiği çatışmada ölü olarak ele geçirildiği kanaatine ulaştığı ve davanın

reddine karar verdiği, Danıştay Onbeşinci Dairesinin

ise Mahkemece verilen kararın gerekçesine atıf yapmak suretiyle hükmü onadığı

ve karar düzeltme talebini reddettiği anlaşılmıştır. Başvurucular tarafından

temyiz ve karar düzeltme aşamasındaileri sürülen ve

davanın sonucunu etkilediğini iddia ettikleri taleplerin İlk Derece Mahkemesi

önünde özü itibarıyla dile getirildiği, Mahkeme kararında bu hususların

değerlendirildiği, bu kapsamda temyiz ve karar düzeltme aşamasında davayı

esastan etkileyecek nitelikte ayrıca cevaplandırılması gereken herhangi bir

iddianın ileri sürülmediği anlaşılmış; bu suretle Danıştay ilamlarının

gerekçesiz olduğuna yönelik iddianın yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

37. Açıklanan nedenlerle gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iv. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığına

İlişkin İddia

38. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek

başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2.Esas Yönünden

39. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvuruda

davanınuzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

40. Bakanlık görüşünde, iki dereceli yargılama sisteminde

davanın yaklaşık altı yıl sürdüğü, benzer nitelikteki başvurularda verilen

kararlar ile mevcut başvuru kapsamındaki yargılama dikkate alındığında, önceki

kararlardan farklı bir neticeye ulaşılmasını gerektirecek bir nedenin

bulunmadığı belirtilmiştir.

41. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 58-66). Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede

gerçekleştiği ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan

kaynaklanmadığı durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya,

B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).

42. Ancak toplamda sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların

karara bağlanma süresinin her durumda makul olduğu şeklinde bir değerlendirme

yapılması mümkün değildir.Başvuru

konusu olaydaki gibi Komisyon aşamasında geçen sürelerden ziyade yargılama

aşamasında geçen sürelerin göreceli olarak uzun olduğu durumlarda ayrıca

değerlendirme yapılması gerekmektedir.

43. Somut olayda başvurucular tarafından 27/5/2005 tarihinde

Komisyona yapılan müracaatta, Diyarbakır 4 No.lu Zarar Tespit Komisyonunun

4/8/2006 tarihinde talebin reddine karar verdiği, kararın iptali istemiyle

11/1/2007 tarihinde başlatılan yargılama sürecinin ise başvurucuların karar

düzeltme talebinin reddine dair Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 19/3/2013 tarihli ilamı ile tamamlandığı, idari ve yargısal sürecin

7 yıl 9 ayda tamamlandığı, başvurunun karara bağlanma süresi toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşmiş ise de başvuruya konu uyuşmazlığın Komisyon

kararının iptaline yönelik olmasına ve davanın esastan çözümünün İlk Derece

Mahkemesince on bir ayda tamamlanmış olmasına karşın temyiz ve karar düzeltme

talepleri hakkında 5 yıl 3 ay 8 günde karar verilmiş olduğu, başvurucuların

tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğunun tespit

edilmediği, bu nedenle yaklaşık 6 yıl 2 ayda tamamlanan yargılamada makul

olmayan bir gecikmeninbulunduğu, makul sürede

yargılanma hakkı kapsamında dikkate alınması gereken sürenin de idari ve

yargısal sürecin tamamlandığı yaklaşık 7 yıl 9 ay olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

45. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. ...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

46. Başvurucular 60.000 TL maddi, 60.000 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

47. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

48. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvuruculara müştereken net 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

49. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi

gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular Osman Arslan, Şahibe

Arslan'a net 4.000 TL manevi

tazminatın MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE; tazminata

ilişkin diğer taleplerin REDDİNE

D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.998,35 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Diyarbakır 1. İdare Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

14/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucular

:

1. Osman

ARSLAN

2. Şahibe ARSLAN Vekili : Av. Rehşan BATARAY SAMAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5591, 14 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. Iıı.olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit
  12. C. Başvurucular Osman Arslan, Şahibe
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Diyarbakır 1. İdare Mahkemesine
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. Arslan
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5591
Tarih
14 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Zeki Rüzgar Başvurusu (B. No: 2013/6084)
  • Tansu İşler Başvurusu (B. No: 2013/9799)
  • Sinan Işık Başvurusu (B. No: 2013/2482)
  • İpek Deniz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1595)
  • Aysun Okumuş ve Aytekin Okumuş Başvurusu (B. No: 2013/4086)
  • Eren Yıldız Başvurusu (B. No: 2013/8035)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.