İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tansu İşler Başvurusu (B. No: 2013/9799)

1. Başvuru, internet sitelerinde çıkan haber ve yayınlara karşı

Başvuru No2013/9799Tarih14 Nisan 2016Okuma23 dk · 4.685 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Tansu İşler Başvurusu

Karar tarihi
14 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/9799
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.685 kelime·23 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, internet sitelerinde çıkan haber ve yayınlara karşı

cevap ve düzeltme (tekzip) talebinin reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibarın

korunması hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/12/2013 tarihinde Isparta 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Komisyon aşamasında 2013/9801 numaralı

başvurunun, kişi yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2013/9800 sayılı

başvuru dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 7/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği

bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü

21/1/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş 26/1/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu,Bakanlık görüşüne karşı

beyanda bulunmamıştır

7. Yapılan incelemede; 2013/9800

numaralı başvurunun, kişi ve konu bakımından aynı nitelikte olması nedeniyle

2013/9799 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya

üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

1. "www.bomba32.com" internet

sitesinde yayınlanan haber nedeniyle yapılan başvuru

9. Başvurucu, www.bomba32.com internet sitesinin 20/9/2013

tarihli sayfasında 'İkinci Baharını Yaşamak

İsterken Beş Parasız Kaldı' ve haber içeriğinde 'Motor Sağlam Dedi, Parayı Kaptırdı' başlıkları

ile yayımlanan haberlerde; kendisinin H.Ç. isimli bir şahsı dolandırdığının

ifade edilmesi nedeniyleilgili internet sayfasının

içerik sağlayıcısına 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan

Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele

Edilmesi Hakkında Kanun'un 9. maddesi gereğince yayımlanmak üzere bir cevap ve

düzeltme metninin yer aldığı bir ihtarname göndermiştir.

10. Söz konusu ihtarname 21/10/2013 tarihinde adı geçen internet

sitesine tebliğ edilmiş olmasına rağmen cevap ve düzeltme metni yasal süresi

içerisinde yayımlanmamıştır.

11. Bunun üzerine başvurucu, ikametgahının bulunduğu Bucak Sulh

Ceza Mahkemesindentekzip talebinde bulunmuştur.

12. Bucak Sulh Ceza Mahkemesi 25/10/2013 tarihlive

2013/338 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun talebini, söz konusu haberde

bir değerlendirme yapılmayıp sadece iddiaların iddia eden kişinin ağzından

aynen aktarılmış olması, başvurucunun soyadının yazılmamış olması ve kendisi

hakkında bir yargıya varan ifadeler kullanılmamış olmasına dayanarak haberin

basın özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle reddetmiştir.

13. Başvurucu ret kararına karşı yasal süresi içerisinde Bucak

Asliye Ceza Mahkemesine itiraz etmiştir. Mahkeme 15/11/2013 tarihli ve 2013/245

Değişik İş sayılı kararıyla Bucak Sulh Ceza Mahkemesinin kararını yerinde

görerek yapılan itirazı reddetmiştir.

14. Red kararı başvurucuya 27/11/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

2. "www.milliyet.com.tr" internet

sitesinde yayınlanan haber nedeniyle yapılan başvuru

15. Başvurucu, www.milliyet.com.tr internet sitesinin 20/9/2013

tarihli sayfasında "Motor Sağlam Kalpte

Pil Var Dedi 150 Bin Euro Gitti" başlığı ile yayımlanan bir

haberde, kendisinin Hüseyin Çoban isimli bir şahsı dolandırdığınınifade

edilmesi nedeniyleilgili internet sayfasının içerik

sağlayıcısına 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince yayımlanmak üzere bir

cevap ve düzeltme metninin yer aldığı bir ihtarname göndermiştir.

16. Söz konusu ihtarname ilgiliye tebliğ edilmiş olmasına rağmen

cevap ve düzeltme metni yasal süresi içerisinde yayımlanmamıştır.

17. Başvurucu, bunun üzerine ikametgahının bulunduğu Bucak Sulh

Ceza Mahkemesindetekzip talebinde bulunmuştur.

18. Bucak Sulh Ceza Mahkemesi 30/10/2013 tarihli ve 2013/344

Değişik İş sayılıkararıyla başvurucunun talebini, söz

konusu haberde bir değerlendirme yapılmayıp sadece iddiaların iddia eden

kişinin ağzından aynen aktarılmış olması, başvurucunun soyadının yazılmamış

olması ve kendisi hakkında bir yargıya varan ifadeler kullanılmamış olmasına

dayanarak haberin basın özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle reddetmiştir.

19. Başvurucu ret kararına karşı yasal süresi içerisinde Bucak

Asliye Ceza Mahkemesine itiraz etmiştir. Mahkeme 15/11/2013 tarihli ve 2013/240

Değişik İş sayılı kararıyla Bucak Sulh Ceza Mahkemesinin kararını yerinde

görerek yapılan itirazı reddetmiştir.

20. Red kararı başvurucuya 27/11/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

3. "www.posta.com.tr" internet

sitesinde yayınlanan haber nedeniyle yapılan başvuru

21. Başvurucu, www.posta.com.tr internet sitesinin 20/9/2013

tarihli sayfasında "Beş Parasız

Kaldı" başlığı ile yayımlanan bir haberde, kendisinin Hüseyin

Çoban isimli bir şahsı dolandırdığınınifade edilmesi nedeniyleilgili internet sayfasının içerik sağlayıcısına

5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince yayımlanmak üzere bir cevap ve düzeltme

metninin yer aldığı bir ihtarname göndermiştir.

22. Söz konusu ihtarname ilgiliye tebliğ edilmiş olmasına rağmen

cevap ve düzeltme metni yasal süre içerisinde yayımlanmamıştır.

23. Bunun üzerine ikametgahının bulunduğu Bucak Sulh Ceza Mahkemesindentekzip talebinde bulunmuştur.

24. Bucak Sulh Ceza Mahkemesi 25/10/2013 tarihli 2013/339

Değişik İş sayılıkararıyla başvurucunun talebini, söz

konusu haberde bir değerlendirme yapılmayıp sadece iddiaların iddia eden

kişinin ağzından aynen aktarılmış olması, başvurucunun soyadının yazılmamış

olması ve kendisi hakkında bir yargıya varan ifadeler kullanılmamış olmasına

dayanarak haberin basın özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle reddetmiştir.

25. Başvurucu ret kararına karşı yasal süresi içerisinde Bucak

Asliye Ceza Mahkemesine itiraz etmiştir. Mahkeme 15/11/2013 tarihli ve 2013/239

Değişik İş sayılı kararıyla Bucak Sulh Ceza Mahkemesinin kararını yerinde

görerek yapılan itirazı reddetmiştir.

26. Red kararı başvurucuya 27/11/2013

tarihinde tebliğ edilmiş

27. Başvurucu 27/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

28. 4/5/2007 tarihli 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi şöyledir:

"(1) İçerik nedeniyle hakları ihlâl

edildiğini iddia eden kişi, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer

sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve

yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle

internet ortamında yayımlanmasını isteyebilir. İçerik veya yer sağlayıcı

kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebi yerine getirir. Bu

süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirde reddedilmiş sayılır.

(2) Talebin reddedilmiş sayılması halinde,

kişi onbeş gün içinde yerleşim yeri sulh ceza

mahkemesine başvurarak, içeriğin yayından çıkarılmasına ve yayındaki

kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabın bir hafta süreyle internet

ortamında yayımlanmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu

talebi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Sulh ceza hâkiminin

kararına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna

gidilebilir.

(3) Sulh ceza hâkiminin kesinleşen kararının,

birinci fıkraya göre yapılan başvuruyu yerine getirmeyen içerik veya yer

sağlayıcısına tebliğinden itibaren iki gün içinde içerik yayından çıkarılarak

hazırlanan cevabın yayımlanmasına başlanır.

(4) Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddede

belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi,

altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İçerik veya yer

sağlayıcının tüzel kişi olması halinde, bu fıkra hükmü yayın sorumlusu hakkında

uygulanır. "

29. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24/1/2007 tarihli ve

E.2007/4-14, K.2007/32 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Anayasa'nın 28. maddesinde düzenlenen

'basın özgürlüğü' ilkesinin özel hukuk alanındaki sınırlaması MK.nun 24-25 ve BK.nun 49.

maddeleridir. Basının olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve

böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve

sorumluluğu vardır. Bunun içindir ki basının yayın yaparken yaptığı yayından

dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylarındaki hukuka

aykırı eylemlerden farklılıklar taşır. İşte bu farklılık ve ayrık durum

gözetilerek yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluk sınırı

belirlenmelidir. Basın dışındaki bir olaydaki davranış biçiminin hukuka

aykırılık oluşturduğu kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir

yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. İşte basının bu nedenle ayrı

bir konumu bulunmaktadır. Ancak basın özgürlüğü ile kişilik değerleri karşı

karşıya geldiğinde, çatışan iki değer aynı zamanda korunamayacağına göre somut

olaydaki olgular itibariyle birinin diğerine üstün tutulması gerekir. Bunun

sonucunda da, daha az üstün olan yarar, daha çok üstün

tutulması gereken yarar karşısında, o olayda ve o an için hukuk düzenince

korumasız kalmasının uygun olacağı kabul edilecektir. Basının haber verme

görevini yerine getirirken kullanacağı bu hakkın özel hukuk alanındaki sınıfı;

gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi ve konu ile ifade arasındaki

düşünsel bağlılık kuralları olarak belirlenmiştir. Haber verme bu sınırlar

içinde kullandığı sürece hukuka uygundur. Bu unsurlardan biri olan gerçeklik;

verilen habere ya da anlatılmak istenen amaca ve hedefe konu olan içeriğin,

yayın sırasında olayla ilgili durumuna uygunluğudur. Diğer bir anlatımla

gerçeklik somut gerçeklik olmayıp, haberin verildiği andaki beliriş biçimine,

görünürdeki gerçeğe uygunluktur."

30. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 14/10/1993 tarihli ve

E.1993/4911, K.1993/5847 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Haberin gerçekliğine

yönelik hâkim incelemesinin objektif ölçülere dayanması, ilgilisince gerçeğe

aykırı sayılmasının değil basının haber verme hakkının ve toplumun bilgi edinme

olanağının sınırlanmasına yol açmayacak biçimde görünürdeki gerçeğe uygun olup

olmadığının asıl alınması; maddi gerçek araştırılma durumunda olmadığı için

ortada görünen durum ve tarafların iddialarını kanıtlamak için sundukları bilgi

ve belgeler değerlendirilmek suretiyle sonuca ulaşılması, hukukumuzda cevap ve

düzeltme sistemimizce benimsenen yöntem(dir.)"

31. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

"İlke" kenar başlıklı

24. maddesi şöyledir:

"Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına

saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını

isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha

üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin

kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına

yapılan her saldırı hukuka aykırıdır."

32. 4721 sayılı Kanun'un "Davalar"

kenar başlıklı 25. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

"Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin

önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile

etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.

Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya

kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.

Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri

ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş

görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı

saklıdır."

33. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun "İhtiyati tedbirin şartları"

kenar başlıklı 389. maddesinin (1) numaralıfıkrası

şöyledir:

"(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek

bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya

da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın

yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık

konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."

34. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun

"Genel olarak" kenar

başlıklı 49. maddesi şöyledir:

"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."

35. 6098 sayılı Kanun'un "Kişilik

hakkının zedelenmesi" kenar başlıklı 77. maddesi şöyledir:

"Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar

gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para

ödenmesini isteyebilir.

Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer

bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle

saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına

hükmedebilir."

36. 6098 sayılı Kanun'un "Genel

olarak" kenar başlıklı 77. maddesi şöyledir:

"Haklı bir sebep olmaksızın, bir

başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri

vermekle yükümlüdür.

Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin

geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması

durumunda doğmuş olur."

37. 6098 sayılı Kanun'un "İşin

işgörenin menfaatine yapılması hâlinde"

kenar başlıklı 530. maddesi şöyledir:

"İşsahibi,

kendi menfaatine yapılmamış olsa bile, işgörmeden

doğan faydaları edinme hakkına sahiptir; ancak zenginleştiği ölçüde, işgörenin masraflarını ödemek ve giriştiği borçlardan onu

kurtarmakla yükümlüdür."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

38. Mahkemenin 14/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu; internet sitelerinde yayımlanan, kendisini ismen

belirtmemekle birlikte belirlenebilir bir şekilde tarif eden ve hakkında

küçültücü değer yargıları barındıran haberlere karşı ilgili internet sitelerine

gönderdiği cevap ve düzeltme metninin yayımlanmaması üzerine yetkili mahkemeye

yaptığı itirazın, bu haberin basın hürriyeti kapsamında kalması gerekçesiyle

reddedilmesinin Anayasanın "cevap ve

düzeltme" hakkını düzenleyen 32. maddesine aykırı olduğunu

iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ihlal iddialarının özü, söz

konusu internet haberlerinin, itibarına müdahale oluşturduğudur. Bu sebeple

şikâyetlerin bir bütün olarak Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası

kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

41. Bakanlık görüş yazısında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin(AİHM) özel yaşama saygı hakkı kapsamındaki

içtihadında benimsenen ilkelerin başvurunun değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulması gerektiğini ifade etmiştir.

42. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

43. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından Ahmet

Çinko ve Erkan Çelik (B. No: 2013/6237, 2/7/2015, §§ 35-57)

kararında ortaya konulmuştur.

44. Cevap ve düzeltme hakkı; bir kişinin saygınlığına, onuruna,

şeref ve itibarına müdahale eden veya gerçeğe aykırı olan bir yayın yapılması

durumunda aleyhine yayın yapılan kimsenin bu yayına cevap verme ve düzeltmeyi

isteme hakkıdır. Bu hak ile kişiler yayın organlarının; kendisinin saygınlığına,

onuruna, şeref ve itibarına verdiği zararlara karşı aynı yayın organını

kullanarak kendini korumaktadır (Ahmet Çinko

ve Erkan Çelik, §§ 43-44).

45. Hukuk sistemimizde cevap ve düzeltme hakkının, başvurudaki

gibi 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesindeki usule uyarak sulh ceza hâkimliklerine

başvurmak suretiyle veya hukuk mahkemelerinde açılacak çekişmeli dava yolu ile

kullanılabilmesi mümkündür.

46. 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinde düzenlenen cevap ve

düzeltme yolu, ceza hukukuna özgü bir çekişmesiz yargılama faaliyeti olup sulh

ceza hâkimi talep sahibinin sunduğu evrak üzerinden inceleme yapmakta

dolayısıyla ilgili yayın organı ve sorumlular yapılan başvurudan haberdar

olmamaktadırlar. Dahası aleyhlerine cevap ve düzeltme talep edilen ilgililer,

duruşma açılmayacağı için çekişmeli davalar gibi duruşmada hazır bulunamamakta,

kendilerini savunamamakta, hâkimin kararını etkilemek amacıyla sunulan delil,

mütalaa ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamamakta ve bunlar hakkında yorum

yapamamaktadırlar (Ahmet Çinko ve Erkan

Çelik, § 50).

47. Cevap ve düzeltme yolu çekişmesiz bir yargı yolu olduğu,

başka bir deyişle yargılamada karşı taraf bulunmadığı için karardan etkilenecek

basın organının temsilcileri ile sorumlu kişiler silahların eşitliği ilkesinden

faydalanamamakta, davacının iddiaları karşısında deliller de dâhil olmak üzere

savunmalarını ortaya koymak için makul ve kabul edilebilir olanaklara sahip

olamamaktadırlar. Cevap ve düzeltme yolu çekişmesiz bir yargı yolu olduğu için

bu konuda verilen kararlar, basın yolu ile kişilik hakkının ihlali nedeniyle

açılan diğer ceza veya hukuk davalarında da bir kesin hüküm teşkil etmemektedir

(Ahmet Çinko ve Erkan Çelik, §§

50, 51).

48. Cevap ve düzeltme hakkının kullanılmasının yollarından biri

olan ve somut başvuruda kullanılmış bulunan 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinde

düzenlenen sulh ceza hâkimliklerindeki çekişmesiz yargı yolu, karardan

etkilenecek olanlara yargılanma hukukunun usule ilişkin güvencelerinin

kullandırılamadığı dolayısıyla çatışan haklar arasında dengelemenin

yapılmasının zorlaştığı bir yoldur.

49. Tekzip kararı, bir haberin gerçek dışı olduğunu açıklama ve

maddi gerçeği kamuya bildirme işlevine sahiptir. Çekişmesiz bir dava sonucunda

bu kararı verebilmek ancak hukuka aykırılığın ve gerçek dışılığın çok belirgin

olduğu ve zararın süratle giderilmesinin zaruri olduğu hâllerde mümkündür. Bu

sebeple bireyin şeref ve itibarının korunması için hukuk düzenindeki diğer

yollara göre (Örnek olarak sayılan bazı hukuki yollar için bkz. Ahmet Çinko ve Erkan Çelik, § 42) oldukça

dar bir alanda etkili bir yol olduğu kabul edilmelidir (Ahmet Çinko ve Erkan Çelik, § 61).

50. Başvurucu, gerçek dışı haber ile hukuka aykırı olarak

itibarına yapılan müdahalenin 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca

çekişmeli bir yargılama yapılmadan, gecikmeksizin ve süratle bertaraf edilmesi

gerekliliğini ortaya koyabilmiş değildir. Somut başvuruya konu ihlal

iddiasında, diğer ceza veya hukuk yollarının daha yüksek başarı şansı

sunabilecek, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olduğu anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla başvurucunun sulh ceza hâkimliklerinin görevinde bulunan cevap veya

erişimin engellenmesi yolu dışındaki daha etkili diğer koruma yollarına

başvurmadığı anlaşıldığından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmek için tüm başvuru yollarının tüketilmesi koşulunu yerine getirdiği

söylenemez.

51. Açıklanan nedenlerle başvurunun "başvuru yollarının tüketilmemesi"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Alparslan ALTAN bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Şeref ve itibar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

"başvuru yollarının tüketilmemesi"

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

14/4/2016 tarihinde Alparslan ALTAN'ın

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu, üç ayrı internet sitesinde kendisine yönelik

hakaret ve suçlayıcı ifadeler içeren haberler yayınlanması üzerine bu

haberlerle ilgili olarak hazırladığı tekzip metninin yayınlanması için

bildirimde bulunmasına rağmen bu metnin yayınlanmaması üzerine aynı amaçla

yargıya müracaat ettiğini, ancak derece mahkemelerince taleplerinin yetersiz

gerekçelerle ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, anılan karara karşı

yaptıkları itirazın da kesin olarak reddedildiğini, böylece Anayasa'nın 32.

maddesinde belirtilen düzeltme ve cevap hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

Mahkememizce başvurucunun iddialarının Anayasanın 17. maddesi kapsamında

değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

2. Mahkememiz çoğunluğu tarafından, basın ve yayın organlarınca

yapılan bir yayın nedeniyle şeref ve itibar hakkına hukuka aykırı olarak

gerçekleştirilen müdahalelerde mağdurun asıl gayesinin zararının telafi

edilmesi olduğu kabul edilerek benzer uyuşmazlıklar açısından, koşullara göre

diğer ceza veya hukuk yollarının daha yüksek başarı şansı sunabilecek,

kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olduğunun anlaşıldığı, başvurucunun

ortaya çıktığını iddia ettiği zararın giderimi için uyuşmazlığın esasına dair

ve somut başvuru açısından koşullara göre sulh ceza hâkimliklerinin görevinde

bulunan cevap ve düzeltme yolu dışındaki daha etkili diğer koruma yollarına

başvurmadığı, bu durumda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için tüm başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun yerine getirildiğinin

söylenemeyeceği gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar

verilmiştir.

3. Başvurucu, üç ayrı internet sitesinde kendisine yönelik

hakaret ve suçlayıcı ifadeler içeren haberler yayınlanması üzerine bu

haberlerle ilgili olarak, her üç internet sayfası içerik sağlayıcılarına

4.5.2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların

Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında

Kanun’un 9. maddesi gereğince cevap ve düzeltme talebini içeren ihtarnameleri

göndermiş, bu metinlerin yasal süresi içerisinde yayımlanmaması üzerine Bucak

Sulh Ceza Mahkemesine başvurarak ayrı ayrı tekzip taleplerini iletmiş, bu

Mahkeme tarafından taleplerinin reddine karar verilmesi üzerine bu kez kararlar

aleyhine yasal süresi içerisinde Bucak Asliye Ceza Mahkemesine itirazda

bulunmuş, nihayet itirazların da red kararlarıyla

sonuçlanması üzerine bireysel başvuruda bulunmuştur.

4. Başvurucunun dilekçesi ve sunduğu deliller üzerinden inceleme

yapan Bucak Sulh Ceza Mahkemesi "sözkonusu

haberde bir değerlendirme yapılmayıp sadece iddiaların iddia eden kişinin

ağzından aynen aktarılmış olması, başvurucunun soyadının yazılmamış olması ve

kendisi hakkında bir yargıya varan ifadeler kullanılmamış olması, bu nedenle

yazıların basın özgürlüğü kapsamında kaldığı" gerekçesiyle başvurucunun

talebini reddetmiştir.

5. Başvurucunun iddiaları ile ilgili olarak çoğunluk tarafından

yapılan değerlendirmede sulh ceza mahkemelerinin yetkisinde bulunan cevap ve

düzeltme yolunun başvuruya konu basın açıklamaları nedeniyle şeref ve itibar

hakkının korunmadığı yönündeki şikâyetler açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili bir

başvuru yolu olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği belirtilerek somut

olayda kişi dokunulmazlığı ve maddi ve manevi varlığını koruyup geliştirme

hakkını koruyucu diğer ceza ve hukuk yollarının daha etkili olduğu düşüncesiyle

başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varılmıştır.

6. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kişi dokunulmazlığı ve

maddi ve manevi varlığını koruyup geliştirme hakkını korumak üzere Medeni

Kanun, Borçlar Kanunu, Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu gibi temel

kanunlarda kişilerin başvurabileceği genel nitelikte kanun yolları

düzenlenmiştir.

7. Anayasa'nın 32. maddesinde düzenlenen düzeltme ve cevap hakkı

da kişi dokunulmazlığı ve maddi ve manevi varlığını koruyup geliştirme hakkını

güvenceye alma amacıyla Anayasa'da özel olarak düzenlenen bir hukuki yoldur. Bu

anlamda Anayasa'nın 32. ve Basın Kanunu'nun 14. maddelerinde ayrıntılı olarak

düzenlenmiş bulunan bu hak kişi dokunulmazlığı ve maddi ve manevi varlığını

koruyup geliştirme hakkını hızlı bir şekilde ve farklı bir yolla koruyan

istisnai nitelikte bir başvuru yolu olarak ortaya çıkmaktadır.

8. Yayın yoluyla kamuoyunda oluşan olumsuz kanaati giderebilecek

veya etkisini azaltabilecek en hızlı ve etkili yöntem cevap ve düzeltme

hakkının kullanımıdır. Zira, diğer dava yollarına başvurulması halinde yayın

tarihi ile verilecek mahkeme kararı arasında uzun zaman geçmesi nedeniyle bu

yollar kişi aleyhine kamuoyunda oluşan olumsuz kanaati gidermekte veya etkisini

azaltmakta yetersiz kalmaktadır. Bu yönüyle cevap ve düzeltme hakkının

korunması açısından öngörülen cevap ve düzeltme talebinde bulunma yolu

düzenlendiği alan bakımından etkili bir başvuru yolu ve kamuoyunda oluşan

izlenimin etkisini azaltmanın en etkili ve hızlı yöntemidir. Düzeltme ve cevap

hakkının temelinde de bireylere diğer başvuru yollarına nazaran daha hızlı ve

etkin bir koruma sağlama düşüncesi bulunmaktadır.

9. İfade özgürlüğünün belirli sınırlamalara tabi tutulabileceği,

bu sınırlama şartlarından birinin de "başkalarının şöhret veya

haklarını" korumak olduğu dikkate alındığında, cevap ve düzeltme hakkının

bu sınırlama kapsamında olduğu kabul edilmelidir. (benzer

değerlendirmeler için bkz. Melnychuk/Ukrayna, B.

No.28743/03, 05/07/2005, § 2). Haber ve bilgilerin farklı kaynaklardan alınması

ile haber ve bilgi çoğulculuğunu ve dolayısıyla toplumun doğru

bilgilendirilmesini sağlama fonksiyonu da bulunmaktadır (bkz. Ediciones Tiempo S.A./İspanya, B.

No. 13010/87, 12/7/1989; Melnychuk/ Ukrayna, B. No.

28743/03, 05/07/2005, § 2). O halde cevap ve düzeltme hakkı, aynı zamanda,

bireyin ifade özgürlüğünün bir parçasıdır ve bu hakkın kullanılmasını

sağlamanın, devletin ifade özgürlüğü kapsamında pozitif edim yükümlülüğü olduğu

kabul edilmektedir.

10. Devletin ifade hürriyeti alanındaki pozitif yükümlülüğü

elbette kişilere veya kurumlara fikirlerini duyurmak için medyaya erişimde

sınırsız bir hak tanınmasını gerektirmez. AİHM'e göre

kural olarak gazeteler ve diğer medya kuruluşları, özel kişilerden gelen

mektup, makale ve yorumları yayınlayıp yayınlamama konusunda editoryal özerklikten faydalanmalıdır. Bununla beraber çok

istisnai koşullarda meşru olarak bir gazeteden, hakaret davası neticesinde

verilmiş bir yargı kararının yayınlanmasını, bir özür yazısı ya da tekzip

metninin yayınlanması istenebilir. İşte devletin pozitif yükümlülükleri

kapsamında kişilerin medyada kendilerini ifade etme hakkını garanti altına

alması gerekebilir. Devlet, kitle iletişim araçlarına erişim talebinin

reddedilmesi ile ilgili şartları bireyin ifade özgürlüğüne orantısız müdahale

oluşturacak ölçüde bir keyfiliğe bırakmamalı ve söz konusu reddedilmeye karşı

yerel makamlar önünde itirazı olanaklı kılacak düzenlemeleri yapmalıdır (Melnychuk/ Ukrayna, B. No. 28743/03, 05/07/2005, § 2).

11. Nitekim anılan kararda atıf yapılan Avrupa Konseyi kararları

da bu hususu belirtmektedir. AK Bakanlar Komitesinin cevap hakkına ilişkin (74)

26 sayılı Kararında kişilere haklarında yayınlar konusunda kısa bir sürede

düzeltme imkanının aynı değerdeki bir yazıyla sağlanması gerektiğini, kişinin

ayrıca yayınlara karşı etkili bir başvuru yoluna sahip olması gerektiğini ifade

etmektedir. AK Parlamenter Meclisi 1215 (1993) sayılı Tavsiye Kararına göre,

medya konusundaki yasal düzenlemelerin, bilgilerin tarafsız bir şekilde

aktarılması, çoğulcu fikir yapısını, cinsiyet eşitliğini ve iddialara maruz kalan

her vatandaşa cevap hakkını içerecek şekilde kaleme alınması gerekir. AK

Bakanlar Komitesinin cevap hakkına ilişkin (2004) 16 sayılı Tavsiye Kararında

kişisel hakları etkileyen ve kişiler hakkında gerçeğe aykırı beyanlar içeren

yayınlar hakkında ilgililere cevap hakkı ya da ona eşdeğer bir başvuru yolunun

tanınması gerekir. Eğer düzeltme metni hiç ya da gerektiği şekilde yayınlanmaz

ise buna karşı yazının yayınlanıp yayınlanmamasına karar verecek bir mahkeme ya

da bağımsızlık ve tarafsızlık güvencelerine sahip bir makama itiraz yolunun

öngörülmesi gerekir.

12. AİHM, benzer nitelikte bazı başvurularda, Türk Hükümetinin,

başvurucu tarafından ceza davası açılmaması nedeniyle başvurunun "başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez bulunması gerektiği"

yönündeki itirazı üzerinde durmamıştır (Ramazan Yıldırım/Türkiye, B. No:

4300/05, 18/5/2010). Aynı şekilde hükümetin tazminat davası açılmadığından

kabul edilemezlik itirazı da üzerinde durulmaya değer görülmemiştir (Adnan

Oktar/Türkiye, B. No: 42876/05, 10/5/2011). Bu iki kararda da kabul edilemezlik

kararı verilmiş ise de, başvurucuların cevap ve

düzeltme yolundan sonra tazminat veya ceza davası açma yoluna gitmemiş olmaları

nedeniyle başvuru yollarının tüketilmemiş olduğuna yönelik bir sonuca varılmamıştır.

13. Hatta AİHM, Nazif Yavuz/Türkiye (B. No: 34687/07,

18/11/2014) kararında başvurucunun kendisi hakkında basında çıkan haberlerle

alakalı olarak gazetelere bir tekzip metni yayınlamak üzere gönderme dahil

hiçbir girişimde bulunmadığını belirterek başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. Gerekçede ilgilinin

yazının sorumlularına karşı tazminat davası açabileceğini veya cevap ve

düzeltme hakkının kullanılması yani tekzip metninin yayınlanması için mahkemelere

başvurabileceğini, ancak başvurucunun bu başvuru yollarını tüketmemiş olduğu

ifade edilmiştir (§ 37). Buna göre başvurucu kendisi açısından hangi yolu daha

tatmin edici olarak değerlendirir ise o yolu kullandıktan sonra başvuru

yapabilecektir. Bu yaklaşım AİHM'in başvuru

yollarının tüketilmesi açısından benimsediği etkili başvuru yollarından birinin

tüketilmesinin yeterli olduğunu kabul eden genel yaklaşımına da uygundur.

14. AİHM'e göre ihlalin giderimi

bakımından potansiyel olarak etkili iç hukuk yolu birden fazla ise başvurucunun

bu yollardan sadece birisine başvurması yeterli olup, bu yollardan hangisine

başvuracağı konusundaki tercih de başvurucuya kalmıştır (Karakó/Macaristan,

B. No: 39311/05, 28/4/2009) Mahkeme bir hukuk yolu tüketilmiş ise, aynı amaca

matuf diğer hukuk yolunu tüketmenin gerekli olmadığı düşüncesindedir. Öte

yandan dikkat çekilmesi gereken bir husus, kendi amaç ve talebi açısından en

uygun hukuk yolunu seçmek konusunda başvurucunun tercih hakkına sahip olduğudur

(Ruža Jelıčıć/Bosna

Hersek (k.k.), B. No: 41183/02, 15/11/2005). Eğer

ulusal hukuk, hukukun farklı alanlarında yani ceza ve medeni hukuk alanında

birden fazla hukuk yolu düzenlemişse, Sözleşme'yi

ihlal iddiası açısından bu hukuk yollarından sadece biri aracılığıyla sonuç

almak isteyen bir başvurucunun, esas olarak aynı amaca sahip diğer başvuru

yollarını tüketmesi gerekli değildir (Jasıńskı/Polonya,

B. No: 72976/01, 6/12/2007, § 27).

15. Cevap ve düzeltme ile elde edilmek istenen sonuç çoğu zaman

kişilik haklarını koruyan diğer hukuk yollarından farklı olarak

değerlendirilebilir. Kural olarak başvurucunun cevap ve düzeltme hakkını

kullanmadaki amacı, doğru olmadığını iddia ettiği haber veya bilginin kısa

sürede düzeltilip doğrusunun yayınlanmasıdır. Diğer hukuk yollarında ise

uğranılan zararın giderilmesi veya sorumluların cezalandırılması amaçlanır.

Düzeltme ve cevap hakkının kullanılması kişiliği koruyan diğer yollara

başvurulmasına engel olmadığı gibi bu yollar birbirinin alternatifi de

değildir. Bu bağlamda cevap ve düzeltme hakkı ile diğer hukuki yollar aynı

hukuki değeri korumadıklarından birbirleri için başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik sebebi olmamalıdırlar.

16. Çoğunluk kararında da belirtildiği gibi cevap ve düzeltme

hakkının, aleyhine yayın yapılan kimseye, aynı yayın organını kullanarak

saygınlığına, onuruna, şeref ve itibarına müdahale eden veya gerçeğe aykırı

olan bir yayının yapılması durumunda iddialara cevap verme ve düzeltmeyi isteme

imkânı veren anayasal bir hak olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Nitekim

Anayasa'nın "Düzeltme ve cevap hakkı" kenar başlıklı 32. maddesinin

birinci fıkrasında "Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin haysiyet ve

şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar

yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir." denilmiştir.

17. Cevap ve düzeltme hakkı, bir kişinin saygınlığına, onuruna,

şeref ve itibarına müdahale eden veya gerçeğe aykırı olan bir yayının yapılması

durumunda aleyhine yayın yapılan kimsenin bu yayına cevap vermek ve düzeltmeyi

istemek hakkıdır. Bu hak ile bir kişi, kendisinin saygınlığına, onuruna, şeref

ve itibarına medyanın verdiği zararlara karşı kendini korumaktadır (bkz. Ediciones Tiempo S.A./İspanya, B.

No: 13010/87, 12/7/1989).

18. 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 14. maddesine göre cevap ve

düzeltme hakkı sadece basılmış eserler için ve bunlar arasında sadece süreli

yayınlar için kabul edilmiş bir haktır. Basın açısından ise cevap ve düzeltme

hakkı, basın özgürlüğünün kötüye kullanılmasına karşı başvurulan ve klasik

yargılama faaliyetlerinden daha kısa sürede netice alınmasını sağlayan bir tür

tedbirdir. Süreli yayındaki bir yazının kötü tesirleri nasıl geniş bir alana

süratle yayılıyorsa, cevap ve düzeltmeyle bunun giderilmesinin de aynı geniş

alanda ve süratle gerçekleşmesi sağlanarak kişilerin korunması amaçlanmaktadır.

19. Özellikle sosyal ve görsel medyanın hızının inanılmaz

boyutlara ulaştığı günümüzde daha kısa sürede netice alınmasını gerekli kılan

hallerde Anayasa'nın 32. ve Basın Kanunu'nun 14. maddelerine uygun olarak cevap

ve düzeltme haklarını kullanmak amacıyla gerekli başvuru yollarını tüketmiş

olan başvurucuları diğer genel nitelikteki yollara başvurmaya zorlamak bireysel

başvurular açısından cevap ve düzeltme hakkını anlamsız hale getirecek bir

yaklaşımdır. Tazminat ve ceza davalarının sonuçlanma süreleri gözetildiğinde

verilecek kararın başvurucular açısından etkili olacağını söylemek mümkün

görünmemektedir. Cevap ve düzeltme hakkı kullanılarak daha kısa sürede netice

alınmasını gerekli kılan hallerde başvurucuların yöneltildiği diğer dava

yollarında geçecek süreler ihlali daha da ağırlaştıracaktır.

20. Kişilerin, kendileri hakkında kamuoyunda oluşan olumsuz

imajı kısa sürede cevap ve düzeltme yoluyla tamir etmeyi amaçladığı, ayrıca ve

açıkça tazminat veya sorumluların cezalandırılmasını hiçbir şekilde istemediği,

yalnızca ve derhal cevap ve düzeltme hakkını kullanmak istediği durumlarda veya

düzeltme ve cevap hakkının kullanılmasına konu yayında tazminatı veya

cezalandırmayı gerektirmeyecek beyanların kullanıldığı hallerde cevap ve

düzeltme hakkını öngören başvuru yolunun en etkili yol olduğu kuşkusuzdur.

21. Bu nedenle, bireysel başvuru yolunda, başvuru

dilekçelerindeki şikâyetler ve talepler ile somut olayın özellikleri dikkate

alınarak, başvurucuların cevap ve düzeltmeden ziyade sorumluların

cezalandırılmasını ve/veya uğradığı zararlar nedeniyle tazminata karar

verilmesini istediği durumlarda cezalandırma ve tazminat bakımından etkili

diğer hukuk yollarına başvurması gerektiği söylenebilir. Ancak, cevap ve

düzeltme hakkının kullanımına ilişkin başvuru yolunu etkisiz bir yol olarak

nitelendirmek Anayasa ve Basın Kanununun açık

düzenlemelerine aykırı olacağı gibi bireysel başvurunun amacıyla da bağdaşmaz.

22. Nitekim eldeki işe konu olayda da,

cevap ve düzeltme taleplerini reddeden Mahkemelerin gerekçeleri dikkate

alındığında başvurucunun düzeltme ve cevap hakkını kullanmaya yönelik başvuru

yolu dışında tüketilmesi öngörülen diğer başvuru yollarından herhangi bir sonuç

alma olanağı da çok fazla görünmemektedir.

23. Eldeki işte başvurucu açıkça, internet sayfasında çıkan

haberlerde kendisi aleyhine hakaret ve suçlayıcı ifadeler içeren haberler

yayınlanması üzerine bu haberlerle ilgili olarak hazırladığı tekzip

metinlerinin yayınlanması için bildirimde bulunmasına rağmen bu metinlerin

yayınlanmaması üzerine aynı amaçla yargıya müracaat ettiğini, ancak derece

mahkemelerince taleplerinin yetersiz gerekçelerle ve hukuka aykırı olarak

reddedildiğini, anılan kararlara karşı yaptığı itirazların da kesin olarak

reddedildiğini, böylece anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Sonuç olarak başvurucu anayasal bir hak olan düzeltme ve

cevap hakkını kullanmak amacıyla yaptığı başvuruların hukuka aykırı olarak

reddedilmesi üzerine ve bu hakkı kullanmasını engelleyen kararlar aleyhine

başvuruda bulunmuştur.

25. Başvurucu dilekçesinde haber nedeniyle itibarının ağır

biçimde zedelendiğini, haber yayınlandığından beri birçok kişinin kendisini

aradığını, çevresine karşı küçük düştüğünü ve söz konusu haber nedeniyle

mağduriyetinin halen devam ettiğini belirtmiştir.

26. Başvurucunun başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar ve

talepleri dikkate alındığında başvuru tamamen cevap ve düzeltme hakkının

kullanımına ilişkin bulunmaktadır. Başvurucu bu konuda bizatihi Anayasa'nın 32.

maddesiyle de düzenlenmiş bulunan ve 4.5.2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet

Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen

Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesinde de açıkça düzenlenen

etkili bir başvuru yolunu tüketerek bireysel başvuruyu gerçekleştirmiştir.

27. Başvurucu hakkındaki haberlerin ilgili internet sitelerinde

20.9.2013 tarihinde yayımlandığı gözetildiğinde, inceleme tarihi itibariyle

aradan yaklaşık üç yıla yakın süre geçtikten sonra başvurucunun yine belli bir

süre alacağı başka bir yola gitmeye yönlendirilmesi ileri sürülen hakkı

anlamsız kılacaktır. Bu durumda amaç ve talepleri bakımından etkili bir başvuru

yolunu tüketmiş olan başvurucuyu sonuç alamayacağı başka başvuru yollarına

gitmeye zorlamak bireysel başvurunun amacı ile bağdaşmayacağı gibi başvurucunun

hak arama hürriyetine de bir müdahale oluşturacaktır.

28. Belirtilen gerekçelerle, kabul edilerek esasının incelenmesi

gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, çoğunluğun "başvuru yollarının

tüketilmemesi" nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna yönelik

görüşüne katılmadık.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Raportör

:

Hüseyin

TURAN

Başvurucu

:

Tansu İŞLER

Vekili

:

Av. Fatih

SEMİZ

Üye Alparslan ALTAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9799, 14 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve Olgular
  7. A. Olaylar
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. Karşıoy Gerekçesi
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Altan
  16. Akıncı
  17. Turan
  18. Semiz
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/9799
Tarih
14 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Sinan Işık Başvurusu (B. No: 2013/2482)
  • İpek Deniz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1595)
  • Aysun Okumuş ve Aytekin Okumuş Başvurusu (B. No: 2013/4086)
  • Eren Yıldız Başvurusu (B. No: 2013/8035)
  • Korkut Duman Başvurusu (B. No: 2013/7896)
  • V.d. Başvurusu (B. No: 2013/1222)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.