İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Altürk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/10022)

1. Başvuru, terörle mücadele kapsamında yürütülen arazi tarama

Başvuru No2014/10022Tarih15 Kasım 2018Okuma14 dk · 2.851 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Altürk Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
15 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2014/10022
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.851 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terörle mücadele kapsamında yürütülen arazi tarama

faaliyeti sırasında kayalıklardan düşme sonucu meydana gelen ölüm olayına

ilişkin soruşturmanın etkili ve makul süratle sonuçlandırılmaması nedeniyle

yaşam hakkının; 5233 sayılı Kanun kapsamında takdir edilen tazminat miktarının

yetersiz olması, manevi tazminata hükmedilmemesi ve işlemlerin makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının; takdir edilen

tazminatın faizinin ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir. Başvuruda ayrıca 5233 sayılı Kanun'un 2., geçici 1. ve

geçici 2. maddelerinin iptal edilmesi talebinde de bulunulmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular; birinci başvurucunun çocuğu, diğer

başvurucuların kardeşleri olan Ü.A.nın

görevli sivil vatandaş olarak korucu tim ile birlikte Uludere İlçe Jandarma

Komutanlığı tarafından Şırnak'ın Uludere ilçesi Davultepe

ve Acem Kalesi olarak bilinen mevkide gerçekleştirilen gözetleme, arama ve

tarama faaliyetleri sırasında 5/5/1998 tarihinde kayalıklardan yuvarlanarak

vefat ettiğini iddia etmişlerdir.

9. Jandarma kıdemli üsteğmen, jandarma astsubay çavuş ve köy korucusu

üç kişi tarafından düzenlenen 5/5/1998 tarihli Olay Yeri Tespit Tutanağına göre

Uludere İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından keşif, gözetleme, arama ve tarama

faaliyeti icra edilmesi maksadıyla görevlendirilen Ü.A., Acem Kalesi mevkiinin

güney yamaçlarından düşme sonucu ölmüştür.

10. Olay hakkında Uludere Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma

başlatılmıştır. Soruşturma sonucunda 20/5/1998 tarihinde kovuşturmaya yer

olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde olay tarihinde müteveffanın

göreve giden korucu tim ile birlikte dağa çıktığı, mantar toplamak için

ayrıldığı bir sırada sara hastalığı nedeniyle dengesini kaybederek düştüğü ve

bunun sonucunda öldüğü belirtilmiştir.Kararda,

bu sebeple olayda herhangi birine atfı kabil bir kusurun bulunmadığı

vurgulanmıştır.

11. Birinci başvurucunun eşi, diğer başvurucuların annesi olan

G.A., oğlu Ü.A.nın ölümü

nedeniyle 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması

Hakkında Kanun kapsamında maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle 2/8/2002

tarihinde İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığına başvuruda

bulunmuştur.

12. İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığının 3/10/2002

tarihli işlemiyle; ölüm olayının 2330 sayılı Kanun kapsamına girmediğinden

bahisle nakdi tazminat talebine ilişkin dosyanın Şırnak Valiliğince Uludere

İlçe Jandarma Komutanlığına iade edildiği ve nakdi tazminat ödenmemesi yönünde

tesis edilen işleme karşı başvurucunun dava açma hakkının bulunduğu

belirtilerek başvuru reddedilmiştir. Ayrıca başvurucunun oğlunun 5/5/1998

tarihinde vefat ettiği, başvurunun 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde öngörülen bir yıllık ve beş yıllık

süre geçtikten çok sonra yapıldığı belirtilmiştir.

13. İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığının ret

işleminin ardından başvurucuların murisi G.A., oğlu Ü.A.nın kayalıklardan düşerek ölmesi nedeniyle

uğradığını iddia ettiği zararlardan dolayı maddi ve manevi tazminat istemiyle

tam yargı davası açmıştır.

14. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 27/1/2005 tarihli kararında

idareye başvuru süresi olan bir yıllık yasal sürenin bitiminden çok sonra

2/8/2002 tarihinde başvuru yapıldığı, dava açma süreleri geçtikten sonra açılan

davanın esasının incelenmesinin süre aşımı nedeniyle mümkün olmadığı

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

15. Başvurucuların murisi G.A.nın temyizi üzerine yapılan incelemede Danıştay

Onuncu Dairesinin 11/4/2007 tarihli kararı ile red

kararı onanmıştır.

16. Başvurucuların murisi G.A., oğlu Ü.A.nın ölümü nedeniyle 8/11/2004 tarihinde 17/7/2004

tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle

Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

17. Komisyon 11/11/2005 tarihinde başvurunun 5233 sayılı Kanun

kapsamına girmediği gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir.

18. Başvurucuların murisi G.A. tarafından, belirtilen ret

işleminin iptali ve zararının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle

tazminine karar verilmesi talebiyle dava açılmıştır.

19. Başvurucuların murisi G.A. 4/4/2007 tarihinde vefat etmiştir.

20. Mardin İdare Mahkemesinin (Mahkeme) 13/3/2008 tarihli

kararında dava konusu işlemin maddi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmının

iptaline, 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca hesaplanacak maddi

tazminatın ödenmesine, tazminat ödenmesi için yapılan başvurunun davalı

idarenin kayıtlarına girdiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile

birlikte ödenmesine karar verilmiştir. Ayrıca manevi tazminat talepleri

yönünden 5233 sayılı Kanun kapsamında olmadığından istemin reddine karar verilmiştir.

21. Davalı idarenin temyizi üzerine, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 15/5/2012 tarihli kararı ile Mahkeme

kararının yasal faizin başlangıç tarihi olarak Komisyonun karar tarihinin esas

alınması gerektiği gerekçesiyle kararın faize ilişkin kısmının bozulmasına,

diğer kısımlarının onamasına karar verilmiştir.

22. Mahkemece 26/9/2012 tarihinde, Danıştayın

bozma kararı doğrultusunda karar verilmiştir.

23. Davalı idarenin temyizi üzerine, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 21/1/2014 tarihli kararı ile hükmün

onanmasına karar verilmiştir. Onama kararı 30/5/2014 tarihinde başvurucuların

vekiline tebliğ edilmiştir.

24. Komisyonun 20/9/2012 tarihli işlemi ile ölüm olayı nedeniyle

25.056,15 TL tazminat miktarının ödenmesine karar verilmiştir.

25. Başvurucuların vekili tarafından, vekâletnamesi bulunmaması

nedeniyle başvurucu Nahide Altürk'ün payı hariç

tutularak 13/12/2012 tarihinde 23.127,00 TL tazminat miktarı ve işlemiş faiz

için Diyarbakır 2. İcra Dairesinde 2012/6254 numaralı dosya ile icra takibi

başlatılmıştır. İdare tarafından icra dosyasına 35.748,64 TL ödeme yapılmış ve

25/6/2013 tarihinde başvurucuların vekili tarafından tahsilat

gerçekleştirilmiştir.

26. Başvurucuların vekili tarafından İcra Dairesine hitaben

yazılan 19/3/2013 tarihli dilekçe ile 2012/6254 numaralı dosyadaki faiz

talebinden vazgeçildiği beyan edilmiştir.

27. Başvurucuların vekili tarafından Komisyona hitaben yazılan

9/10/2013 ve 3/6/2014 tarihli dilekçeler ile Komisyonca 25.056,15 TL tazminat

ödenmesine karar verildiği, vekâletnamesi bulunmaması nedeniyle başvurucu

Nahide Altürk'ün payı hariç tutularak 23.127,00 TL

tazminat miktarı üzerinden Diyarbakır 2. İcra Dairesinde 2012/6254 numaralı

dosya ile icra takibi başlatıldığı, idarece bu dosyaya ödeme yapılarak dosyanın

kapatıldığı belirtilmiş ve Nahide Altürk'ün kalan

payının ödenmesi talep edilmiştir.

28. Diyarbakır 2. İcra Dairesinin 2012/6254 numaralı icra

dosyasının incelenmesinden dosyanın kapatıldığı tespit edilmiştir.

29. Komisyon Başkanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine

gönderilen evraktan tazminat miktarından kalan payın yasal faizi ile birlikte

2.559,10 TL olarak hesaplandığı ve 26/1/2015 tarihinde ödemenin başvurucular

vekilinin hesabına yapıldığı tespit edilmiştir. Komisyon Başkanlığınca,

yapılmamış ödemenin bulunmadığı belirtilmiştir.

30. İcra Müdürlüğünden dosyanın güncel hesabı istenilmiş ve

8/11/2018 tarihli dosya hesabına göre ödenmemiş bakiye borcun bulunmadığı

anlaşılmıştır.

31. Başvurucular 18/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

32. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6.,7., 8., 9., geçici 1. ve

geçici 2. maddeleri; 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle

9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı

Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a eklenen geçici 2.

madde.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 15/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucu Ali Altürk Yönünden

34. Başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir

sebebin olmadığı kanaatine varılması hâlinde başvurunun düşmesine karar

verilebilir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 80. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği Anayasa'nın uygulanması ve

yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da

insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurunun incelenmesine

devam edilebileceği öngörülmüştür (Bayram

Şahin, B. No: 2013/463, 16/5/2013,§ 16).

35. Başvuru tarihinden sonra ölen başvurucunun mirasçılarının

makul bir süre içinde başvuruyu devam ettirme yönündeki iradelerini Anayasa

Mahkemesine bildirmemeleri hâlinde İçtüzük hükümleri uyarınca başvurunun

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine varılabilir

(İskender Kaya ve diğerleri, B.

No: 2014/7674, 23/3/2017, §§ 18-21).

36. Somut olayda başvurucu Ali Altürk

başvuru tarihinden sonra 27/11/2017 tarihinde vefat etmiş ancak mirasçıları

başvuruya devam etme yönünde iradelerini makul bir süre içinde

bildirmemişlerdir. Somut olayda başvurunun incelenmesine devam etmeyi gerekli

kılan ve İçtüzük'ün 80. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında öngörülen nedenlerden biri de bulunmamaktadır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurucu Ali Altürk'ün

başvurusunun düşmesine karar

verilmesi gerekir.

B. Diğer Başvurucular

Yönünden

1. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

38. Başvurucular; kardeşleri olan Ü.A.nın

geçici köy korucusu olarak görev yapmakta iken Uludere İlçe Jandarma

Komutanlığı tarafından gerçekleştirilen gözetleme, arama ve tarama faaliyetleri

sırasında 5/5/1998 tarihinde kayalıklardan yuvarlanarak öldüğünü, ölüm olayının

soruşturulması konusunda adli makamların etkisiz olduğunu, soruşturma sonunda Ü.A.nın mantar toplamak için ayrıldığı sırada sara

hastalığı nedeniyle dengesini kaybederek düştüğü ve bu sebeple öldüğü gerekçe

gösterilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bu kararın ve

gerekçesinin doğru olmadığını, muris Ü.A.nın

koruculuk görevi sırasında öldüğünü, soruşturmanın akıbetinden haberdar

edilmediklerini belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

b. Değerlendirme

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,

§ 17).

40.Başvuru konusu olayda başvurucular muris Ü.A.nın ölümü nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmekte ise de başvuruya konu edilen Uludere Cumhuriyet Başsavcılığının

kovuşturmaya yer olmadığı kararı 20/5/1998 tarihinde verilmiş (bkz. § 10) ve

başvurucular bu kararı 2002 yılında öğrendiklerini belirtmişlerdir.

Başvurucular karara karşı herhangi bir kanun yoluna başvurduklarına dair bir

beyanda da bulunmamışlardır.

41. Bu durumda başvurucuların ihlal iddialarının 23/9/2012

tarihinden önce kesinleşen karara dayandığı dikkate alındığında başvurucuların

ihlal iddialarının zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında

kaldığı anlaşılmaktadır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

a. Manevi Tazminat

Talebinin Reddedilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

i. Başvurucuların

İddiaları

43. Başvurucular, ölüm olayı nedeniyle manevi tazminata da

hükmedilmesi gerektiğini fakat herhangi bir manevi tazminat ödenmediğini

belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddia etmişlerdir.

ii. Değerlendirme

44. Başvurucuların manevi tazminat talepleri yönünden Mahkemenin

13/3/2008 tarihli kararı ile isteminin reddine hükmedilmiş (bkz. § 20) ve bu

karar Danıştay Onbeşinci Dairesinin 15/5/2012 tarihli

kısmen onama kararı ile kesinleşmiştir (bkz. § 21).

45. Yukarıda belirtilen ilke dikkate alındığında (bkz. § 39),

başvurucuların ihlal iddialarının 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşen karara

dayandığı, dolayısıyla başvurucuların ihlal iddialarının zaman bakımından

Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında kaldığı anlaşılmaktadır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Başvurucuların

İddiaları

47. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen

giderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki prosedürün makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makul

sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

ii. Değerlendirme

48. Anayasa Mahkemesi, Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında

yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç

veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018

tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet

Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu (Tazminat Komisyonu) Başkanlığına

başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı

sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden

inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır.

49. Anılan kararda özetle anılan başvuru yolunun kişileri mali

külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle

ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir

başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân

tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması

nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu

hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa

Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat

Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin

bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı

vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

50. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin Diğer İhlal İddiaları

i. Başvurucuların

İddiaları

52. Başvurucular; kardeşleri Ü.A.nın ölümü nedeniyle hükmedilen maddi tazminat

miktarının zararlarını karşılamadığını, 5233 sayılı Kanun kapsamında düşük

miktarda maddi tazminata hükmedildiğini belirterek adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

ii. Değerlendirme

53. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

54. Somut olayda tazminat talebi ile Komisyona yapılan

başvurunun reddine karar verilmiş; Komisyon kararının iptali ve zararın

tazminine karar verilmesi için dava açılmıştır. İptal kararı ile başvuruculara

tazminat ödenmesine hükmedilmiş, bu karar davalı idarenin temyizi üzerine kanun

yolu aşamalarından geçerek kesinleşmiştir. İptal kararı akabinde Komisyonca

inceleme yapılarak başvuruculara 25.056,15 TL tazminat ödenmesine dair

20/9/2012 tarihli ikinci karar verilmiştir. Bu karara karşı, anılan ihlal

iddiası ile başvurucular tarafından idari yargıda açılmış bir dava bulunduğuna

ilişkin herhangi bir bilgi ve belge Anayasa Mahkemesine sunulmamıştır.

55. Anayasa Mahkemesi, Komisyonun ilk kararında herhangi bir

tazminat hesaplaması yapılmamış olması nedeniyle 11/11/2005 tarihli kararın

iptal edilmesinden sonra Komisyonca yeniden yapılan değerlendirmenin ilkinden

ayrı ve yeni bir süreç olduğu, dolayısıyla Komisyonca hesaplanan tazminatın

yetersizliğine ilişkin iddiaların ancak Komisyonun 20/9/2012 tarihli ikinci

kararına karşı idari yargıda açılacak bir davada dile getirilebileceği

kanaatindedir. Diğer bir ifadeyle Komisyonun kararında belirtilen tazminatın

yeterli olup olmayacağının denetiminde etkili yol idari yargıda açılacak iptal

davasıdır. Cebri icra makamlarının Komisyonca hükmedilen tazminatı artırma

yetkilerinin bulunmadığı izahtan varestedir. Tüm bu hususlar gözetildiğinde

Komisyon kararında belirtilen tazminatın icraya konulmasının, tazminat

miktarının yetersizliği bağlamında Komisyon kararının idari yargıda iptal

davasına konu edilmesinin alternatifi olamayacağı değerlendirilmektedir.

56. Somut olayda başvurucular 20/9/2012 tarihli Komisyon

kararına karşı idari yargıda iptal davası açma yoluna başvurduklarına ilişkin

herhangi bir bilgi ve belge sunmamışlardır. Bu nedenle başvuru yolunun

tüketilmemesi nedeniyle başvurunun bu kısmının kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

57. Öte yandan Komisyon kararının yargısal bir karar olup

olmadığının ve dolayısıyla Komisyondaki sürecin adil yargılanma hakkının

kapsamında görülüp görülemeyeceğinin bu aşamada değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların düşük miktarda maddi

tazminata hükmedildiğini belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine

ilişkin iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

59. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında ödenmesine karar

verilen miktarın tamamının ödenmediğini belirterek mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

b. Değerlendirme

60. Komisyon tarafından takdir edilen 25.056,15 TL tazminat

miktarına ilişkin asıl alacağın ödendiği, başvuru formunda açıkça beyan

edilmiştir. Başvuru formu bir bütün olarak dikkate alındığında başvurucuların icra etmeme bağlamında öne sürdükleri asıl

şikâyetin takdir edilen alacağa ilişkin faizin ödenmemesine yönelik olduğu

anlaşılmaktadır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, yapacağı incelemeyi faizin

ödenmediği iddiasına hasredecektir.

61. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarından

ulaşılan icra dosyasından başvurucuların 19/3/2013 tarihli dilekçe ile faiz

taleplerinden vazgeçtikleri görülmektedir. Bu durumda başvurucuların bu şikâyet

bağlamında mağdur statülerinin sona erdiği sonucuna ulaşılmaktadır.

62. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin

kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

4. 5233 Sayılı Kanun'un

2., Geçici 1. ve Geçici 2. Maddelerinin İptali Edilmesi Gerektiğine İlişkin

İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

63. Başvurucular 5233 sayılı Kanun'un 2., geçici 1. ve geçici 2.

maddelerinin Anayasa'ya aykırı oldukları iddiası ile iptal edilmesini talep

etmişlerdir.

b. Değerlendirme

64. Bazı kanun hükümlerinin iptal edilmesi talebi daha önce

bireysel başvurulara konu olmuş ve bireysel başvuru yolunun bireylere doğrudan

yasama işleminin iptalini isteme yetkisi tanımadığı; bir yasama işleminin temel

hak ve özgürlüğün ihlaline neden olması durumunda bireysel başvuru yoluyla

doğrudan yasama işlemine değil ancak yasama işleminin uygulanması mahiyetindeki

işlem, eylem ve ihmallere karşı başvuru yapılabileceği; bu şekilde bireysel

başvuru yolunun kullanılabilmesi için söz konusu işlem, eylem ve ihmallere

karşı varsa başvurulabilecek kanun yollarının da daha önce tüketilmiş olması

gerektiği belirtilerek başvurucuların iddialarının konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Arif Güneş, B. No: 2012/837, 5/3/2013, §§ 10-19; Gökhan Ünal, B. No: 2012/30, 5/3/2013, §§

11-20; Ahmet Soysal, B. No:

2012/237, 26/3/2013, §§ 13-24; Ejder Bildik,

B. No: 2013/8350, 10/6/2015, §§ 31-41).

65. Somut başvuruda başvurucular açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı ve 5233 sayılı Kanun'un 2., geçici

1. ve geçici 2. maddelerinin Anayasa'ya aykırı oldukları gerekçesi ile iptal

edilmesi gerektiğine ilişkin şikâyetin doğrudan ve soyut olarak yasama işlemi

aleyhine yapıldığı sonucuna varılmıştır.

66. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Diğer İhlal İddiaları

67. Başvurucular, idare ve yargı mercilerinin yetkilerini kötüye

kullanması nedeniyle Anayasa'nın 14. maddesinde; birçok kişinin açtığı dava

kısa sürede sonuçlanmasına rağmen kendi davalarının yargılamasının uzun sürmesi

nedeniyle Anayasa'nın 10. ve 20. maddelerinde; murisleri Ü.A.nın

ölümü sonrasında evlerinden dışarı çıkamamaları nedeniyle Anayasa'nın 19.

maddesinde ve tazminat talebine ilişkin prosedürün etkili olmaması nedeniyle

Anayasa'nın 40. maddesinde belirtilen haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

68. Başvurucuların ihlal iddialarını soyut olarak beyan

ettikleri, sadece Anayasa'nın ilgili maddesini yazmakla yetindikleri tespit

edildiğinden bu iddialar yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucu Ali Altürk'ün

başvurusunun DÜŞMESİNE,

B. Diğer başvurucular yönünden

1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Manevi tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin diğer ihlal

iddialarının başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. 5233 sayılı Kanun'un 2., geçici 1. ve geçici 2. maddelerinin

iptali edilmesi gerektiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

15/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Leyla Nur

ODUNCU

Başvurucular

:

1. Ali ALTÜRK(27/11/2017 tarihinde vefat etmiştir.)

2. Nahide

ALTÜRK

3. Sabri

ALTÜRK

4. Urfan ALTÜRK

Vekilleri

:

Av. Arzu

PAMUKÇU YÖRDEM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/10022, 15 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucu Ali Altürk Yönünden
  9. B. Diğer Başvurucular
  10. A. Başvurucu Ali Altürk'ün
  11. B. Diğer başvurucular yönünden
  12. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Topal
  15. M. Emin KUZ
  16. Oduncu
  17. Altürk
  18. Altürk
  19. Pamukçu Yördem
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/10022
Tarih
15 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Zübeyde Ayla Topçu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/15301)
  • Fevzi Bayram ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/15069)
  • Ayşe Uslu Başvurusu (B. No: 2015/1033)
  • Bilal Sönmezsoy Başvurusu (B. No: 2015/2755)
  • Bensan Aktaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7288)
  • Kasım İlimoğlu Başvurusu (B. No: 2015/14545)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.