İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kasım İlimoğlu Başvurusu (B. No: 2015/14545)

1. Başvuru, şeref ve itibara yönelik gazete haberine karşı

Başvuru No2015/14545Tarih29 Kasım 2018Okuma18 dk · 3.601 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kasım İlimoğlu Başvurusu (2)

Karar tarihi
29 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/14545
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.601 kelime·18 dk okuma·41 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, şeref ve itibara yönelik gazete haberine karşı

açılan tazminat davasının reddi nedeniyle şeref ve itibar hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. 1969 doğumlu olan başvurucu, Bakırköy Cumhuriyet savcısı

olarak çalışırken Şubat 2009 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına

atanmış ve kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan Ergenekon soruşturması olarak bilinen soruşturmada

görevlendirilmiştir. Anılan soruşturma kapsamında B.D. isimli tanınmış bir

siyasetçi hakkında da adli işlemler yapılmıştır.

10. Ulusal yayın yapan Star gazetesinin (gazete) 7/5/2010

tarihli nüshasında "Bakırköy'den

Görevlendirilen Savcı [B. D.]'yi

Kurtaracakmış" başlıklı bir haber yapılmıştır.

B.D. isimli tanınmış siyasetçi ile F.D. isimli bir başka kişi arasında geçtiği

belirtilen görüşme kayıtlarını içeren haberin başvuru konusu olayla ilgili

kısımları şöyledir:

"Dinlemeye takılan bir telefon

konuşmasında [F. D.], firari [B. D.]’ye HSYK tarafından

Bakırköy’den Ergenekon soruşturmasına atadığı bir savcı için ‘Bizden’ iması

yapıyor

... Bir numaralı sanık [B. D.] ile 2

numaralı sanık ... hakkında ‘darbeye teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet

hapis cezası istenen iddianamenin ek klasörlerinde ilginç telefon konuşmaları

ve çarpıcı belgeler yer alıyor...

‘YENİ ATANAN O SAVCI BİZDEN’ İMASI

... teknik takip tutanaklarında HSYK Yaz

Kararnamesi ile yapılan operasyonlara da ilginç göndermeler yapılıyor.

Ergenekon soruşturmasına atanacak bazı savcılarla ilgili ‘bizden’ imaları

yapılıyor.

’İNŞAALLAH TAYİN OLUR DA İYİ OLUR’

3 Şubat 2009 günü [B. D.] ile [F. D.]

arasında geçen telefon konuşmasında [F. D.] 'Aceleye gerek yok, büyük

ihtimalle açacaklar bu ay içinde. İddianameler de çıkacak. Sen de şeyini yap,

kalkar gelirsin. Dal dudak salmaya gerek yok yani hiç. Biz orada işte ...

başkandı. Gerekli olan hukuk yardımı zaten alınır' diyor. [B. D.] de

'Doğru' diye karşılık veriyor. [F. D.] 'Burada tribünde değil de sahada

olanlar bize ihtiyaç. Sonra da sana söylerim bir kıymetli arkadaşımız,

cezacı... O benimle sınıf arkadaşı. İnşallah bu savcılar da tayin olur da iyi

olur' diyor.

‘O YENİ

SAVCI SİZİ KURTARACAK’

[F. D.]

ile [B. D.] arasında 16 Şubat 2009’da geçen telefon konuşmasında da [F. D.],

HSYK tarafından Bakırköy Adliyesi’nden Beşiktaş Adliyesi’nde görevlendirilen

bir savcının [B. D.]’ı kurtaracağını ima ediyor. [B. D.]’ın 'Davayı açsalar zaten hemen geleceğim' sözleri üzerine

[F. D.] “Bu ay evet zannediyorum öyle birşey

duyduk. İnşallah çünkü bu yeni' diyor.

BAKIRKÖY’DEN GELEN GÖREVE BAŞLADI

[B. D.],

“İnşallah” diyor. [F. D.], “Görevlendirmelerde oldu biliyorsunuz” diyor.

[B. D.], “Yok canım onlar başlamamış orada” diyor. [F. D.],

“Başladı başladı. Ben takip ediyorum. Bir kişiyi görevlendirmiş. Bakırköy’den

gelen bir kişiyi görevlendirdi orada” diyor. [B. D.], bunun üzerine

“İnşallah ha canım inşallah” diyor..."

11. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan

incelemelere göre haberde atıf yapılan görüşme içeriklerinin orijinal hâlinin

ilgili kısımları iletişim tespit tutanaklarına göre şu şekildedir:

"3/2/2009 tarihli görüşme:

F.D.

Ya gereği yok aceleye de gerek yok bir

şu şeyler bir açılsın büyük ihtimalle açacaklar bu ay içinde şeyler!.

İddianameler de çıkacak sen de şeyini yap kalkar gelirsin kardeşim yani öyle

fazla bir şeye gerek yok

B.D.: ...

F.D.

Dal dudak salmaya gerek

yok yani hiç biz orada işte ... hoca başkandı. Gerekli olan zaten hukuk yardımı

alınır.

B.D.: Doğru.

F.D.

Burada tribünde değil de sahada olanlar

bize ihtiyaç

B.D.

Doğru doğru.

F.D.

Sonra da sana söylerim bir kıymetli

arkadaşımız var cezacı... O benimle sınıf arkadaşı 40 senedir hep ceza çalıştı

o onun için.

B.D.: Tamam

F.D.

İnşallah bu savcılar da tayin olur da

iyi olur.

B.D.

o o ben onu

düşünüyorum o çok dört dörtlük bizim olayımıza oturur bizi anlayabilecek ve

edebilecek bir insan işallah bu savcılarda yeni tayin

olanlara iyi olur ben bir toplantım sebebi ile de şey yapacağım se... Ararım ararım yani bir seyahatim olacak o arada senle de...

B.D.: Anladım.

16/2/2009 tarihli görüşme:

B.D.

Davayı açsalar zaten hemen geleceğim.

F.D.

Evet bu ay zannediyorum öyle bir şey

duyduk inşallah çünkü bu yeni

B.D.: İnşallah

F.D.

Görevlendirmelerde oldu biliyorsunuz o

da

B.D.

Yok canım onlar başlamamış orada

F.D.

Başladı başladı ben ben

takip ediyorum

B.D.: Hayır

F.D.

Bir kişiyi görevlendirmiş

B.D.: Başlamamış

F.D.

Bir kişiyi görevlendirdiler

B.D.: ...

F.D.

Bakırköyden

gelen bir kişiyi görevlendirdi orada alo

B.D.

İnşallah ha canım inşallah"

12. Başvurucu; anılan haber sonrasında haberi yapan gazeteciye

ve gazete sahibine (davalılar) karşı haberde itham edilen kişinin kendisi olduğunun

tüm kamuoyunca bilindiği, bahse konu haberdeki ifadelerle kendisinin Cumhuriyet

savcısı olarak tarafsızlığını yitirdiği intibası

verilerek ileride yapacağı soruşturma konusunda kamuoyunda kuşku uyandırılmaya

çalışıldığı ve bu suretle kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiasıyla

manevi tazminat davası açmıştır.

13. Başvurucunun davasını gören Bakırköy 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi 3/1/2012 tarihli kararıyla başvurucunun davasını aşağıdaki

gerekçelerle kısmen kabul etmiştir:

"Dava konusu yazının bütünü

değerlendirildiğinde okuyucuda açıkça Bakırköy Adliyesinden İstanbul Adliyesine

tayini yapılan davacının 'Ergenekon Soruşturması' kapsamında sanık olan ...'ı

kurtarmak üzere atamasının yapıldığıyönünde kanaat

oluşturacağı sonucuna varılmıştır. Bu durumun davacının Cumhuriyet Savcısı

olarak mesleğini icra ederken tarafsızlığını yitirdiği yönünde kamuoyu

oluşmasına sebep olacağı, bu suretledavacının kişilik

haklarının saldırıya uğradığı sonucuna varılmıştır..."

14. Temyiz üzerine anılan karar Yargıtay 4. Hukuk Dairesince

13/5/2013 tarihinde aşağıdaki gerekçelerle bozulmuştur:

"Somut olayda, dava konusu haberde

bahsedilen telefon görüşme kayıtlarının dava dışı kişiler hakkında yapılan

soruşturma dosyasında ve eklerinde bulunduğu anlaşılmıştır. Yazının

yayınlandığı tarih itibariyle gerçek ve güncel bir konuya ilişkin olup

yayımlanmasında kamu yararı bulunduğu, konunun önemi ve değeri göz önünde

tutulduğunda düşünsel bağlılığın da korunduğu, kişilik haklarına saldırı

oluşturulabilecek bir yoruma da yer verilmediği sonucuna varılmıştır. Şu

durumda, çatışan yararlar dengesinin davacı yararına bozulmadığı, davalılar

yönünden de hukuka uygunluk nedenlerinin bulunduğu ve böylece davacının kişilik

haklarının saldırıya uğramadığı benimsenmelidir.

Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek,

istemin tümden reddedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın

bozulması gerekmiştir."

15. Bozma kararına karşı başvurucu tarafından yapılan karar

düzeltme başvurusunun reddi sonrasında ilk derece mahkemesi bozma kararına

uyarak ve bozma kararındaki gerekçelerle davayı 9/9/2014 tarihinde

reddetmiştir.

16. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı temyiz başvurusu

sonrasında anılan karar Yargıtay 4. Hukuk Dairesince 20/5/2015 tarihinde

onanmıştır. Onama kararı başvurucuya 30/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 28/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "İlke" kenar başlıklı 24.

maddesi şöyledir:

“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan

kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha

üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin

kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına

yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”

19. 4721 sayılı Kanun’un

"Davalar" kenar başlıklı 25. maddesinin üçüncü fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Davacının, maddî ve manevî

tazminat...istemde bulunma hakkı saklıdır."

B. Uluslararası Hukuk

20. İfade özgürlüğünün demokratik toplumdaki önemi ile ifade

özgürlüğü ve şeref ve itibar hakkı arasındaki ilişkiyle ilgili uluslararası

hukuk kaynaklarının derli toplu verildiği bir karar için Koray Çalışkan (B. No: 2014/4548,

5/12/2017, §§ 17-19) kararına bakılabilir.

21. Gazetecilerin haber ve yorumlarında başka kaynaklara

referans vermeleri hakkındaki uluslararası hukuk kaynaklarının derli toplu

verildiği bir karar için Mustafa Kemal Çelik

(B. No: 2015/20153, 10/10/2018, §§ 20-33) kararına bakılabilir.

22. Yargı erkinin otoritesinin korunması hakkındaki uluslararası

hukuk kaynaklarının yer aldığı karar için Keleş

Öztürk (B. No: 2014/15001, 27/12/2017, §§ 27, 28) kararına

bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 29/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucu;

i. Başvuruya konu haberin gerçek olgulara dayanmadığını,

kendisinin içinde yer almadığı üçüncü kişiler arasındaki iletişim tespit

tutanaklarının çarpıtılarak yayımlandığını ve bu nedenle şeref ve itibar

hakkının ihlal edildiğini,

ii. Haberin amacının Cumhuriyet savcısı olarak görevinde

gösterdiği tarafsızlık ve hakkaniyetin ortadan kaldırılması, kendisinin

itibarsızlaştırılarak gerçekleri ortaya çıkarmasının ve adaleti savunmasının

önüne geçilmesi olduğunu, dolayısıyla yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının yok

edilmek istendiğini,

iii. Yargıtay ilgili dairesinin yerleşik içtihatlara ve

dosyadaki kendi lehine olan mevcut delil durumuna rağmen keyfî uygulama ile ilk

derece mahkemesinin yerine geçerek davanın esası hakkında karar verdiğini ve

bunun adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu,

iv. İlgili mevzuata göre hükmün yargılamanın sona erdiği

duruşmada verilmesi ve tefhim olunması gerekmesine karşın kendi davasında

yargılama bitmeden hükmün tefhim olunduğunu, bu nedenle bağımsız ve tarafsız

bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğini,

v. Habere dayanak teşkil eden üçüncü kişilerin konuşmalarının

ekleme ve çıkarmalar yapılmak suretiyle anlam bütünlüğü bozularak

aktarıldığını, iletişim tespit tutanağındaki vurgulamaları kimin ve neden

yaptığını ortaya koymak için tutanağı düzenleyenleri tanık olarak dinletme ve

bilirkişi incelemesi taleplerinin haksız olarak reddedildiğini,

vi. Bozma sonrası karar üzerine verilen Yargıtay onama kararının

şablon gerekçe içermesinin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu

ileri sürmüştür.

25. Bakanlık görüşünde;

i. Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin

(AİHM) yargı mensuplarına yönelik eleştiriler bağlamında ifade özgürlüğüne

ilişkin kararları hatırlatılmış,

ii. Somut başvuru incelenirken ifadelerin türünün, kamusal bir

tartışmaya katkı sunma kapasitesinin, haber tarihi itibarıyla gizli bir

bilginin ifşa edilip edilmediğinin, elde edilen verilerin yayımlanma ve sunuş

biçiminin, bu bağlamda haber içeriğinde ve başlığında başvurucuyu suçlayıcı ve

aslında konuşma içeriklerinde mevcut olmayan bir ithamda bulunulup

bulunulmadığının, tarafların tanınmışlık derecelerinin değerlendirilmesinin

uygun olacağı belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun başvuru konusu haberin

kaynağını oluşturan iletişim tespit tutanağına ilişkin iddiaları, davalıların

ifade özgürlüğünü kullanırken kendileri için geçerli olan görev ve

sorumluluklara uygun davranıp davranmadıkları hususuyla ilgili olmayıp

soruşturma makamlarının görev ve sorumluluklarıyla ilgili olan konulara

ilişkindir. Bu nedenle bu konuyla ilgili ihlal iddiaları bakımından bir

değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

27. Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruya benzer başvurularda,

başvurucunun şeref ve itibar hakkı ile davalıların ifade özgürlüğü arasında

adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirmektedir (Nilgün Halloran, B.

No: 2012/1184, 16/7/2004, § 27; İlhan Cihaner (2), B.

No: 2013/5574, 30/6/2014, § 49).

Bu nedenle başvurucunun iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 17. maddesi

bağlamında incelenmesi uygun görülmüştür. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

i. Bireyin Şeref ve

İtibarının Korunmasında Devletin Pozitif Yükümlülüğü

29. Bireyin şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde yer

alan manevi varlık kapsamında yer

almaktadır. Devletin bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve

itibara üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek şeklinde pozitif yükümlülüğü

bulunmaktadır (Adnan Oktar (3),

B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Şeref ve itibara yönelik olarak basın ve

yayın yolu ile yapılan saldırılara karşı bireyin korunmaması hâlinde

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617,

8/4/2015, § 36; İlhan Cihaner

(2), § 42).

ii. Demokratik Toplumda

İfade Özgürlüğünün Önemi

30. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleri

ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.

İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe

ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek

başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü

araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi

gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu

çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.

Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin

barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi

açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

iii. Yargı Otoritesinin Korunması

31. Adalet sisteminin düzgün işlemesi için görev yapan kamu

görevlileri olan hâkim ve savcılarla yüksek mahkeme üyeleri de diğer kamu

görevlileri gibi kamunun güvenine sahip olmalıdırlar. Bu sebeple adalet

sisteminde görev alan hâkimler ve savcılarla birlikte diğer yargı çalışanlarını

asılsız suçlamalardan korumak devletin görevlerindendir. Demokratik bir

toplumda bireylere, yargı sistemi ve ona dâhil olan kamu görevlilerini

eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte bu

eleştirilerin kişilerin şeref ve itibar haklarını ihlal eder boyuta ulaşmaması

gerekir. Buna karşın kamu adına soruşturmaları yürüten Cumhuriyet savcılarının

her türlü eleştirinin dışında olduğu da iddia edilemez (İlhan Cihaner (3),

B. No: 2013/5298, 20/5/2015, §§ 26, 27). Mesleklerinin icrasıyla ilgili işler

bakımından yargı mensuplarına yönelik kabul edilebilir eleştirinin sınırları

sade vatandaşlara nazaran daha geniştir.

iv. Basının Ödev ve

Sorumlulukları

32. Demokratik bir toplumda kişilere kamu görevlilerini eleştirme

ve onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte Anayasa'nın 26.

maddesi tamamen sınırsız bir ifade özgürlüğünü garanti etmemiştir. Somut

başvuruyla bağlantılı olarak söylenecek olursa Cumhuriyet savcılarına yönelik

eleştirilerin onların itibarlarına zarar verir boyuta ulaşmaması gerekir. Bu,

kişilerin temel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve

sorumluluklara gönderme yapan "Temel

hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve

sorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki Anayasa'nın 12.

maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur. Anayasa'nın 26.

maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade

özgürlüğünün kullanımına herkes için geçerli olan bazı görev ve sorumluluklar getirmektedir

(basının görev ve sorumluluklarına ilişkin bkz. Orhan Pala, B. No: 2014/2983, 15/2/2017, § 46; Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş.,

B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; Fatih

Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,

15/2/2017, § 43).

33. Bu görev ve sorumluluklar başkalarının

şöhret ve haklarının zarar görme ihtimalinin bulunduğu ve özellikle

adı verilen bir şahsın itibarının söz konusu olduğu durumlarda özel önem arz

eder (Orhan Pala, § 47). Basın

özgürlüğü ilgililerin meslek ahlakına saygı göstermelerini, doğru ve güvenilir

bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket etmelerini zorunlu

kılmaktadır. Kötü niyetli olarak gerçeğin çarpıtılması kabul edilebilir

eleştiri sınırlarını aşabilir. Dolayısıyla haber verme görevi zorunlu olarak

ödev ve sorumluluklar ile basın kuruluşlarının kendiliğinden uymaları gereken

sınırlar içermektedir (Orhan Pala,

§ 48; Medya Gündem Dijital Yayıncılık

Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 42, 43; Kadir Sağdıç, §§ 53, 54; İlhan Cihaner (2),

§§ 60, 61).

34. Öte yandan somut olayı ilgilendiren yönüyle gazetecilerin

üçüncü kişilerden alıntıladıkları ya da üçüncü kişileri referans yaparak ileri

sürdükleri ve başkalarının itibarına zarar verebilecek görüş veya fikirlerin

sunumu esnasında bu görüş veya fikirleri tarafsız olarak aktarmak şeklinde

genel bir yükümlülük getirilemez. Zira böyle bir yükümlülük basının kamuoyuna

çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi, bunlara ilişkin bir kanaat oluşturması

şeklindeki fonksiyonuyla bağdaşmaz (Mustafa

Kemal Çelik, § 56).

35. Bu bağlamda basının üçüncü bir kişinin başkalarının

itibarına zarar verme ihtimalini barındıran açıklama, görüş veya fikirlerinin

yayılmasına katkıda bulunduğu gerekçesiyle yaptırıma maruz bırakılması çok

ciddi gerekçeler olmadığı sürece kabul edilemez. Basında yer alan haber ve

yorumlarda alıntılanan veya referans yapılan görüş veya fikirlerin kamu

makamlarınca hazırlanan/hazırlattırılan resmî kayıtlara, raporlara veya

verilere dayanması hâlinde basının söz konusu görüş veya fikirlerin doğruluğunu

test etmek için ilave bir araştırma yapmasına gerek yoktur. Ancak bunun

dışındaki durumlarda ilave bir araştırma yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı

eğer varsa bu yükümlülüğün ne ölçüde olması gerektiği her olayın kendine has

koşulları altında değerlendirilmelidir (Mustafa

Kemal Çelik, § 57).

36. Üçüncü kişilerden yapılan alıntılara ve referanslara ilişkin

değerlendirmelerde dikkate alınması gereken diğer hususlar, alıntı/referans

yapılan görüşün ne ölçüde yayılmış olduğu, alıntının aynen mi eklemeler

yapılarak mı sunulduğu ve sunum şekli, alıntı/referans yapılan kaynakta ileri

sürülen görüşe ilave iddialar ileri sürülüp sürülmediği ve alıntı/referans

yapıldığının hedef alınan kitle tarafından anlaşılabilir olup olmadığıdır (Mustafa Kemal Çelik, § 58).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

37. Başvuru konusu haber üçüncü kişiler arasında geçen ve

haberin yapıldığı dönemdeki yetkili makamlar tarafından kayıt altına alınan

iletişim içeriklerine dayalı olarak ortaya konulmuştur. Bu iletişimin

taraflarından biri olmamasına karşın haberde adı geçen Cumhuriyet savcısının

kendisi olduğunun açıkça anlaşıldığını düşünen başvurucu, haber içeriğinin

kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle manevi tazminat davası

açmıştır.

38. Bir dizi yargılama süreci sonunda başvurucunun davasını

reddeden derece mahkemeleri haberde bahsedilen telefon görüşme kayıtlarının

üçüncü kişiler hakkında yapılan soruşturma dosyasında ve eklerinde bulunduğu,

bu anlamda haberin kaynağının anılan telefon görüşme kayıtları olduğu yönünde

tespitlerde bulunmuştur. Haber içeriğinin gerçek olduğu kanaatine varan

mahkemeler ayrıca haberin güncel bir konuyla ilgili olup yayımlanmasında kamu

yararı bulunduğu sonucuna varmışlardır. Derece mahkemelerine göre haberde

kişilik haklarına saldırı oluşturulabilecek bir yoruma da yer verilmemiştir.

39. Anayasa Mahkemesi somut başvurunun kendine has koşulları

bağlamında habere konu iletişim kayıtlarının yayımlanmasının hukuka uygun olup

olmadığı hususuyla ilgilenmeyecek, yalnızca bu haberin başvurucunun itibarına

zarar verir boyuta ulaşıp ulaşmadığına bakacaktır.

40. Başvuru konusu haberde yer verilen görüşme içeriklerinin bu

görüşme içeriklerinin aslıyla hemen hemen aynı olduğu görülmektedir (bkz. §§

10, 11). Bu anlamda başvurucunun davalıların görüşme içeriklerini çarpıttığı

yönündeki iddiası yerinde değildir.

41. Bununla birlikte davalılar görüşme içeriklerine yer vermekle

yetinmemiş, bu içeriklere dayalı olarak birtakım iddialar ileri sürmüşlerdir.

Bu iddialara göre başvurucu, terör suçlarından soruşturma geçiren B.D. isimli

şahısla ilişki içinde olup bu şahsı kurtarmak için soruşturmada

görevlendirilmiştir.

42. Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan

başvurucunun terör suçlarından soruşturma geçiren B.D. isimli şahısla ilişkisi

olduğu ve başvurucunun bu şahsı kurtarmak için soruşturmada görevlendirildiği

yönündeki iddiaların ciddi iddialar olduğunu gözönünde

bulundurmaktadır. Kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan olgulara dayanan

iddiaların desteklenmesi için güvenilir deliller sunulması gerekir (Nihat Durmuş ve Durmuş Ofset Gaz. Bas. Yay. Mat. Kül.

ve Spor Etk. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/5761, 10/5/2018, §

54).

43. Haberde dayanılan görüşme içerikleri bir bütün olarak

değerlendirildiğinde B.D. isimli şahsın hakkındaki soruşturmanın uzamasından F.D.

isimli şahsa yakındığı ve bir an önce dava açılması yönündeki temennisini dile

getirdiği, F.D. isimli şahsın da soruşturmaya başvurucunun (görüşme

içeriklerine göre Bakırköy'den gelen bir kişi) atanmasıyla dava açılmasına

ilişkin sürecin hızlanacağına dair izlenimini paylaştığı görülmektedir.

44. Somut olaydaki görüşme içerikleri incelendiğinde bu görüşme

içeriklerinden başvurucunun B.D. isimli şahsı kurtarmak için soruşturmada

görevlendirildiği yönündeki iddiaları çıkarmak mümkün değildir. Bu kapsamda

davalılar, başvurucuya yönelik olarak referans yapılan görüşme içeriklerinden

ulaşılması mümkün olmayan ilave iddialar ileri sürmüşlerdir. Davalıların bu

iddiaları ileri sürmek için ilave bir araştırmada bulundukları yönünde bir

bilgi de yer almadığı gözönünde bulundurulduğunda

davalıların ifade özgürlüğünü kullanırken kendileri için de geçerli olan görev

ve sorumluluklara uygun davranmadıkları görülmektedir.

45. Somut olayda yargı mensubu olan Cumhuriyet savcısının

itibarının korunması söz konusudur. Adalet sisteminde görev alan Cumhuriyet

savcılarını asılsız suçlamalardan korumak devletin görevlerindendir.

46. Bununla birlikte derece mahkemeleri, başvurucunun B.D.

isimli şahsı kurtarmak için soruşturmada görevlendirildiği yönündeki haberde

yer alan iddiaların görüşme içeriklerini yansıtmadığı ve davalıların bu

iddialara ilave olarak herhangi bir dayanaklarının da bulunmadığını dikkate

almamışlardır. Bu nedenle derece mahkemelerinin başvurucunun davasının reddini

haklı göstermek için sunduğu gerekçeler ilgili olmakla birlikte yeterli kabul

edilemez.

47. Bu şartlarda yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı dikkate

alındığında Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan pozitif

yükümlülüklere uyulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 17.

maddesinde öngörülen şeref ve itibar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

50. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, bir temel hakkın ihlal

edildiği sonucuna Anayasa Mahkemesince varıldığında ihlalin ve sonuçlarının

nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer

verilmiştir (detaylı açıklamalar için bkz.

Mehmet Doğan, §§ 57-60).

51. Başvurucu; ihlalin tespiti ile birlikte yeniden yargılama ve

açtığı davalar sonunda yaptığı masraflar dolayısıyla 3.709,27 TL maddi ve

40.000 TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

52. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemeleri tarafından

başvurucunun davasının reddini haklı göstermek için sunulan gerekçelerin

yeterli olmaması nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer

alan pozitif yükümlülüklere uyulmadığı ve başvurucunun Anayasa'nın 17.

maddesinde öngörülen şeref ve itibar hakkının ihlal edildiği sonucuna

varmıştır. Somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

53. Bu durumda şeref ve itibar hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken

iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet

ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın

bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Bakırköy 1. Asliye Hukuk

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54. Şeref ve itibar hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

55. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Şeref ve itibar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına

alınan şeref ve itibar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bakırköy 1. Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2014/145, K.2014/289) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Recep KAPLAN

Başvurucu

:

Kasım

İLİMOĞLU

Vekili

:

Av. İclal

İLİMOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/14545, 29 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. ‘yeni Atanan O Savcı Bizden’ İması
  7. ’inşaallah Tayin Olur Da İyi Olur’
  8. ‘o Yeni
  9. Savcı Sizi Kurtaracak’
  10. [f. D.]
  11. Bakırköy’den Gelen Göreve Başladı
  12. F.D.
  13. F.D.
  14. F.D.
  15. B.D.
  16. F.D.
  17. F.D.
  18. B.D.
  19. B.D.
  20. F.D.
  21. F.D.
  22. B.D.
  23. F.D.
  24. F.D.
  25. F.D.
  26. F.D.
  27. B.D.
  28. IV. İlgili Hukuk
  29. A. Ulusal Hukuk
  30. B. Uluslararası Hukuk
  31. V. İnceleme Ve Gerekçe
  32. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  33. B. Değerlendirme
  34. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel
  35. B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; Fatih
  36. VI. Hüküm
  37. B. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına
  38. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  39. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  40. Gökcan
  41. Hakyemez
  42. İlimoğlu
  43. İlimoğlu
  44. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/14545
Tarih
29 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Sofia Negiz Başvurusu (B. No: 2014/8301)
  • Güven Köksoy ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1086)
  • Abdulhalik Tekçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2690)
  • Ali Bulut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2752)
  • Ayhan Kalaç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/15094)
  • Fatma Dağlıoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/20358)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.