İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Bilkay Başvurusu (B. No: 2016/244)

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

Başvuru No2016/244Tarih17 Nisan 2019Okuma18 dk · 3.595 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Bilkay Başvurusu

Karar tarihi
17 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2016/244
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.595 kelime·18 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/1/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

6. Kamuoyunda İzmir askerî

casusluk soruşturmaları olarak bilinen soruşturmalar esnasında

(anılan soruşturmalara ilişkin bilgiler için bkz. Yavuz Pehlivan ve diğerleri [GK], B. No: 2013/2312, 4/6/2015,

§§ 10, 14; M.Y., B. No:

2014/7149, 22/11/2017, §§ 9-24) İzmir Emniyet Müdürlüğü bünyesinde yapılan

birtakım soruşturma işleminin usulsüz olduğu iddiasına ilişkin olarak

başvurucunun da aralarında olduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkında İzmir Cumhuriyet

Başsavcılığınca (Başsavcılık) ceza soruşturması başlatılmıştır.

7. Başsavcılık, anılan soruşturma kapsamında 6/11/2015 tarihinde

başvurucuyu tutuklanması istemiyle İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk

etmiştir. Tutuklama talep yazısında; İzmir Emniyet Müdürlüğünün çeşitli

birimlerinde görevli bir grup kolluk görevlisi ile bir kısım yargı mensubu

tarafından sahte ihbar mektubu ile başlatılan bir soruşturma kapsamında hukuka

aykırı bir takım deliller ve iletişimin tespiti kararları ile Türk Silahlı

Kuvvetleri (TSK) mensubu kamu görevlileri ve Bakanlık bürokratları hakkında

adli bir soruşturma yürütüldüğü, bu kişilerin bazıları hakkında birtakım

tedbirlere başvurulduğu, bu tedbirlerle kişilerin özgürlüklerine ve özel

hayatlarına hukuka aykırı bir şekilde müdahale edildiği hatta bu soruşturmada

kişilerin cinsel içerikli görüşmelerinin casusluk algısına dönüştürüldüğü ifade

edilmiştir.

8. Başsavcılık tutuklama talep yazısında; ayrıca bu soruşturmada

birtakım görevler icra eden ve İzmir Emniyet Müdürlüğünün istihbarat biriminde

çalışan kolluk görevlilerinin gerçek dışı bilgi notları hazırladıkları, bu

bilgi notlarıyla birçok adli işlemin yapılmasını sağladıkları, yargı

organlarını aldatmak suretiyle usulsüz bir şekilde -önleme amaçlı- iletişim tespiti

kararları aldıkları ve bu kararlarla usulsüz dinleme yaptıkları, adli kolluk

görevlilerinin ise -adli amaçlı- iletişimin tespiti kararı almak amacıyla

birtakım raporları gerçek dışı bilgilerle hazırladıkları, bu raporlarla

iletişimin tespiti kararları alıp birçok kişiyi usulsüzce dinledikleri ileri

sürülmüştür. Bu açıklamalara istinaden Başsavcılık, soruşturma sürecinin normal

seyrinden tamamen farklı yürütüldüğünü, bu kapsamda İzmir Emniyet Müdürlüğü

bünyesinde bulunan bazı birimlerin tamamen usule ve kanunlara aykırı birçok

işlem yaptığını, arama sonucunda ele geçirilen delillerin güvenliğinin

sağlanmasına yönelik tedbir almadığını hatta soruşturma ile ilgili verilere ait

kayıtları kasıtlı olarak sildiğini belirtmiştir. Başsavcılık bu tespitleri yaparken

soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelere atıfta bulunmuş ve özellikle

İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri tarafından düzenlenen tevdi raporlarına

dayanmıştır.

9. Başsavcılık, soruşturma dosyasında yer alan bazı bilgi ve

belgelere değinerek soruşturmanın ve soruşturma sürecinde yapılan işlemlerin

örgütlü bir yapı içinde Fetullahçı Terör Örgütü

(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) mensubu polislerce

gerçekleştirildiğini değerlendirmiştir. Bu kapsamda, yapılan işlemlerin aynı

kişilerce kanunlara ve usullere aykırı bir şekilde yapıldığı, yapılan bu

işlemlerin planlı bir şekilde icra edildiği, bu soruşturmada görev alan

kişilerin tedbirli bir şekilde faaliyette bulundukları, soruşturma kapsamında

TSK mensubu ve Bakanlık bürokratı olan çok sayıda kişi hakkında adli işlem

yaparak bu kişileri itibarsızlaştırmak suretiyle tasfiye ettikleri, bu kadar

planlı eylemlerin örgütlü bir yapı içinde işlenebileceği hususlarına özellikle

vurgu yapılmıştır.

10. Başsavcılık; başvurucu yönünden yaptığı değerlendirmede ise

başvurucunun İzmir askerî casusluk

soruşturmaları olarak bilinen soruşturmaların yürütüldüğü dönemde

İzmir emniyet müdürü olduğunu, FETÖ/PDY mensubu kolluk görevlilerince

hiyerarşik bir yapı içinde gerçekleştirildiği değerlendirilen bu soruşturmada

en üst makam olduğunu ve bu örgütlü yapı içinde yönetici sıfatıyla yer

aldığını, bu örgütün yöneticisi olması nedeniyle suç oluşturan tüm eylemlerden

sorumlu olduğunu belirtmiştir.

11. İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliği 9/11/2015 tarihinde,

başvurucunun silahla terör örgütü kurma veya yönetme, suç delillerini yok etme,

gizleme veya değiştirme, iftira, görevi kötüye kullanma, kişisel verileri

hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma, hukuka aykırı olarak kişisel

verileri kaydetme, özel hayatın gizliliğini ihlal etme ve kamu görevlisinin

resmî belgede sahteciliği suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Hâkimlik,

başvurucunun da aralarında olduğu şüpheliler yönünden kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğu sonucuna varırken soruşturma dosyalarında yer alan bilgi ve belgelere

atıf yapmış; özellikle İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri tarafından

düzenlenen ön inceleme ve tevdi raporlarına dayanmıştır.

12. Hâkimlik, tutuklama nedenlerine ilişkin olarak ise "...şüpheliye isnat edilen suçun CMK.nın [Ceza Muhakemesi Kanunu'nun] 100/3 maddesinde belirtilen katalog suçlardan oluşu

şüpheliye isnad edilen suçun niteliği, suç konusunun

önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alındığında,

şüphelinin tutuklanmasına karar verilmesinin kamu düzeninin sağlanması ve yeni

bir suç işlenmesinin önüne geçilmesi için de gerekli olduğu, bir diğer yandan

eylemin meydana geliş şekli ve meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığınanazaran yasadaki yaptırım miktarı dikkate

alındığında şüphelinin bu aşamada serbest bırakılması halinde kaçacağı

hususunda şüphe oluşturduğu, esasen Anayasanın 90. maddesi uyarınca ülkemiz

için de bağlayıcı olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesi ve bu

maddenin yorumuyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tutukluluk tedbiri

konusundaki yerleşik karar ve gerekçelerinde, kişilerin kaçma riskinin

bulunması, kamu düzeninin sağlanması ve yeni bir suç işlenmesinin önlenmesi

amacıyla tutukluluk tedbirinin uygulanabileceğinin belirtilmiş olduğu, iş bu

soruşturma dosyasında da AİHM'nin belirttiği bu kriter ve ölçütlerin mevcut

olduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde tutuklamadan beklenen

gayenin adli kontrol hükümleri ile sağlanamayacak olması..." değerlendirmesinde

bulunmuştur.

13. Başvurucu 12/11/2015 tarihinde karara itiraz etmiş, İzmir 4.

Sulh Ceza Hâkimliğince 20/11/2015 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İzmir 3. Sulh Ceza Hakimliğinin [başvurucunun

da aralarında olduğu] şüpheliler hakkında

vermiş olduğu yukarıda belirtilen tarih ve sayılı tutuklama kararında usul ve

yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, 10/08/2010 tarihinde gelen e-mail

içeriği ile kim tarafından gönderildiğine ilişkin yapılan araştırmalar, bu

e-mail üzerine başlatılan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/640 sayılı

soruşturma dosyası ve bu soruşturma sonunda iddianame düzenlenen İzmir 5. Ağır

Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas sırasında kayıtlı dava dosyası, mülkiye

başmüfettişleri tarafından düzenlenen raporlar, söz konusu belgelerin gizli

belge niteliği taşıyıp taşımadığına ilişkin olarak düzenlenen raporlar, bilgi

notları, bilgi iletim formları, CMK 135 ve 140 maddeleri kapsamında yapılan

taleplere ilişkin olarak düzenlenen raporlar-üst yazılar, bu kapsamda verilen mahkemekararları, tapeler,

aramalara ilişkin arama-el koyma tutanakları, arama görüntülerine ilişkin

tutanaklar, fotoğraflar, CD izleme tutanakları, araç ve personel görevlendirme

yazıları, benzin alımına ilişkin fişler, görev belgeleri, baz istasyonlarını da

gösterir HTS kayıtları, müşteki ve tanık beyanları, teşhis tutanakları, Tübitak tarafından dijital materyaller üzerinde yapılan

inceleme sonucu düzenlenen rapor, dijital verilerin yükleme ve erişim

tarihlerine ilişkin belgeler nazara alınarak şüphelilerin üzerlerine atılı

suçları işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

delillerin bulunduğu, TCK'nun [Türk Ceza

Kanunu] 314. maddesinin CMK'nun

100/3. maddesinde düzenlenen tutuklama nedeninin varsayıldığı katalog suçlardan

olduğu, öngörülen ceza miktarlarına göre şüphelilerin kaçma şüphesinin

bulunduğu, dosya kapsamı itibariyle delilleri karartacaklarına ilişkin kuvvetli

şüphe bulunduğu, öngörülen cezanın alt ve üst sınırlarına, meydana gelen

zararın ve şüphelilerin eylemlerinin niteliğine göre tutuklamanın ölçülü olduğu

ve adli kontrolün yetersiz kalacağı, tutuklama tarihinden itibaren şüpheliler

lehine bir değişme veya gelişme bulunmadığı..."

14. Başvurucu, anılan kararı 2/12/2015 tarihinde öğrenmiştir.

15. Başvurucu 4/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Başsavcılığın 14/4/2016 tarihli iddianamesiyle, başvurucunun

da aralarında olduğu şüphelilerin özel hayatın gizliliğini ihlal etme, hukuka

aykırı olarak kişisel verileri kaydetme, kişisel verileri hukuka aykırı olarak

ele geçirme veya yayma, kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği, iftira,

suç uydurma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, devletin

birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme,

açıklanması yasaklanan gizli bilgileri açıklama suçlarını işlediklerinden

bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu

davası açılmıştır.

17. İddianame, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından

28/4/2016 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2016/97 sayılı dosyası

üzerinden yargılamaya başlanmıştır.

18. Mahkeme 24/6/2016 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine

karar vermiştir.

19. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar

başlıklı 100. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

..."

21. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu

husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

22. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Özel hayatın gizliliğini ihlâl" kenar

başlıklı 134. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini

ihlâl eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlâl edilmesi

hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır."

23. 5237 sayılı Kanun'un

"Kişisel verilerin kaydedilmesi" kenar başlıklı 135.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Hukuka aykırı olarak kişisel

verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir."

24. 5237 sayılı Kanun'un

"Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" kenar

başlıklı 136. maddesi şöyledir:

"(1) Kişisel verileri, hukuka aykırı

olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

25. 5237 sayılı Kanun'un

"Resmî belgede sahtecilik" kenar başlıklı 204. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili

olduğu resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi

başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge

düzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz

yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

26. 5237 sayılı Kanun'un

"Görevi kötüye kullanma" kenar başlıklı 257. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan

hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin

mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir

menfaat, sağlayan kamu görevlisi, (Değişik ibare: 08/12/2010-6086 S.K./1.mad.)

altı aydan iki yıla kadar, hapis cezası ile cezalandırılır."

27. 5237 sayılı Kanun'un

"İftira" kenar başlıklı 267. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"(1) Yetkili makamlara ihbar veya

şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde,

hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım

uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi,

bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

28. 5237 sayılı Kanun'un

"Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" kenar

başlıklı 281. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Gerçeğin meydana çıkmasını

engellemek amacıyla, bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen,

değiştiren veya bozan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır. Kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçla ilgili

olarak kişiye bu fıkra hükmüne göre ceza verilmez.

(2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından

göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında

artırılır."

29. 5237 sayılı Kanun'un

"Silâhlı örgüt" kenar başlıklı

314. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya

yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır."

30. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun

"Terör suçları" kenar

başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315

ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci

fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır."

31. 3713 sayılı Kanun'un "Cezaların

artırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

"3 ve 4 üncü

maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin

edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak

hükmolunur."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu; suç işlediğine dair somut herhangi bir delil

olmamasına rağmen tutuklanmasına karar verildiğini, keyfî bir şekilde

özgürlüğünden mahrum bırakıldığını, isnat edilen suçlarla bir ilgisinin

bulunmadığını, isnat edilen suçlamalar yönünden kuvvetli suç şüphesi ile

tutuklama nedenlerinin bulunduğuna ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğuna

ilişkin olarak tutuklama kararında somut olgulara yer verilmediğini, tutuklama

kararında silahsız terör örgütünden bahsedildiğini ancak bu şekildeki bir

yapılanmanın kanuni dayanağının kararda açıklanmadığını, görevi kötüye kullanma

suçundan da tutuklandığını ancak bu suçun görev suçu olması nedeniyle

soruşturma izni alınması gerektiğini, bu izin alınmadığı için tutuklamanın

hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir.

34. Başvurucu ayrıca hakkında suçlamaların temel dayanağını

İzmir emniyet müdürü olduğu dönemde yürütülen bir soruşturmadaki

usulsüzlüklerin oluşturduğunu ancak bu soruşturmanın kendisinin İzmir'de göreve

başlamasından on dört ay önce başlatıldığını, kendisi göreve başladıktan beş ay

sonra ise bu soruşturmanın son bulduğunu, kendisinin il emniyet müdürü olması

nedeniyle herhangi bir soruşturmada görev almasının mümkün olmadığını, hâlen

yürütülen bir yargılamanın soruşturma evresinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla

hakkında bir takım tedbirlere başvurulduğunu ancak yargılamanın devam etmesi

nedeniyle Savcılığın bu hususta bir değerlendirme yapmasının hukuka aykırı

olduğunu, ceza kanunlarındaki silahlı terör örgütü üyeliğine ilişkin hükümlerin

öngörülemez biçimde yorumlandığını belirterek adil yargılanma ile kişi

hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

35. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucun tutuklamanın hukuki olmadığına

yönelik bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası

bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

1. Genel İlkeler

37. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

38. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale

olarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama

tedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın

ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).

39. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama

ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla

tutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin

bulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı

delillerle desteklenmesi gerekir (Mustafa

Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).

40. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,

tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın

davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya

başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli

şüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca

işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).

41. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve

özgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülük

ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacak

hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak

olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).

42. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin

bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikle

anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla ve

delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine

kıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikte

yargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı

Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki

denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin

süreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 79; Gülser Yıldırım

(2), § 124).

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

43. Başvurucu, yürütülen bir soruşturma kapsamında silahlı terör

örgütü kurma veya yönetme, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme,

iftira, görevi kötüye kullanma, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele

geçirme veya yayma, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme, özel

hayatın gizliliğini ihlal etme ve kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği

suçlamalarıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

44. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

45. Somut olayda başvurucu hakkındaki tutuklama talep yazısında

ve tutuklama kararında -soruşturma dosyasında bulunan bir takım delillere

dayanılarak- kamuoyunda İzmir Askerî

Casusluk soruşturmaları olarak bilinen soruşturmalar esnasında İzmir

Emniyet Müdürlüğü bünyesinde yer alan çeşitli birimlerde görev alan bir kısım kolluk

görevlisinin örgütlü bir yapı içinde birtakım usulsüz işlemler yaparak kişileri

hukuka aykırı bir şekilde dinledikleri, bu soruşturmalarda kişilerin cinsel

içerikli görüşmelerinin casusluk algısına dönüştürüldüğü, hukuka aykırı

deliller ve gerekçelerle kişiler hakkında adli soruşturma başlatılmasını

sağlayarak kişilerin itibarsızlaştırıldığı iddia edilmiştir. Bu usulsüz

işlemlerin İzmir Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yapan ve FETÖ/PDY

yapılanması içinde yer alan bir kısım kolluk görevlisi tarafından icra

edildiği, bu eylemlerin amacının TSK ve bazı bakanlıklar bünyesinde görev yapan

ve FETÖ/PDY mensubu olmayan kişileri itibarsızlaştırarak tasfiye etmek olduğu

ileri sürülmüştür (bkz. §§ 7-9, 11).

46. Tutuklama talep yazısında ve tutuklama kararında başvurucu

yönünden yapılan değerlendirmede ise başvurucunun İzmir askerî casusluk soruşturmalarının yürütüldüğü dönemde

İzmir emniyet müdürü olduğu, bu soruşturmaların yürütüldüğü dönemde

başvurucunun da bu örgütlü yapı içinde hareket ettiği, bir diğer deyişle

FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün İzmir Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki

yöneticisi olduğu, yapılan tüm eylem ve işlemlerden terör örgütü yöneticisi

olması nedeniyle sorumlu olduğu belirtilmiştir (bkz. §§ 10, 11).

47. İzmir askerî casusluk

soruşturmalarının yukarıda değinilen özellikleri (bkz. §§ 6-9),

başvurucunun soruşturma işlemlerinin yapıldığı İzmir Emniyet Müdürlüğünde il

emniyet müdürü olması nedeniyle bu soruşturma sürecindeki konumu ile

tutuklamaya karar veren sulh ceza hâkimliğinin atıf yaptığı deliller ve

bunların içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde soruşturma mercilerinin

başvurucunun suç işlediğine dair kuvvetli belirtilerin soruşturma dosyasında

mevcut olduğu yönündeki kabullerinin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

48. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin

bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru

bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somut

olayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.

49. İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun tutuklanmasına

karar verilirken işlendiği iddia olunan suça ilişkin olarak kanunda öngörülen

yaptırımın ağırlığına ve -öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında- kaçma

şüphesinin bulunmasına, isnat edilen suçlardan birinin 5271 sayılı Kanun'un

100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında

olmasına ve adli kontrolün yetersiz kalacağına dayanıldığı görülmektedir (bkz.

§ 12).

50. FETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse

tüm kamu kurum ve kuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede

faaliyet göstermesi ve ciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması bu

yapılanma ile ilgili olarak soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına

kaçmasını ve yurt dışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın

Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 272).

Ayrıca başvurucunun tutuklanmasına esas alınan silahlı terör örgütü yöneticisi

olma suçu, Türk hukuk sistemi içindeki ağır cezai yaptırım öngörülen suç

tipleri arasında olup (bkz. §§ 29-31) isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suçlardan silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçu, 5271 sayılı

Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar

arasındadır (bkz. § 20).

51. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İzmir 3. Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine ilişkin

tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

52. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

53. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 214; Devran Duran,

§ 64). Özellikle FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi

yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve

teslimiyet temelinde hareket etme) de dikkate alındığında bu soruşturmaların

diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

54. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın

ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz

olduğu söylenemez.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

17/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör : Ömer MENCİK Başvurucu : Ali BİLKAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/244, 17 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti ve
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Kömürcü
  14. Akıncı
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/244
Tarih
17 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Aksal Mimarlık Mühendislik Turizm İnşaat Sanayi Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/15985)
  • Dijvar Nesri İsmail Başvurusu (B. No: 2016/14663)
  • Egeplast Ege Plastik Ticaret ve Sanayi A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/10725)
  • Erkan Uygun Başvurusu (B. No: 2016/3465)
  • Şener Gülmedi Başvurusu (B. No: 2016/48072)
  • Mucahit Dervişoğlu Başvurusu (B. No: 2016/66583)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.