İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Ekber Çeçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/5463)

1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksik

Başvuru No2015/5463Tarih23 Ocak 2019Okuma20 dk · 3.968 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Ekber Çeçi Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
23 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/5463
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.968 kelime·20 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksik

tazmin edilmesi, manevi zararların ise hiç tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyet

hakkının; buna ilişkin idari ve yargısal sürecin makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular, muhtelif tarihlerde yapılmıştır. Başvuru formları

ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Komisyonlarca muhtelif tarihlerde, başvuruların kabul

edilebilirlik incelemelerinin Bölümler tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Sırasıyla yukarıdaki başvuruculara ait 2015/3432, 2015/3954,

2015/4586, 2015/4679, 2015/6126, 2015/5912, 2015/3353, 2015/5910, 2015/3373,

2015/6122, 2015/3431, 2015/6123, 2015/4678, 2015/6125, 2015/6127, 2015/5110,

2015/5911 numaralı dosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2015/5463

başvuru numaralı dosya ile birleştirilmesine; incelemenin 2015/5463 başvuru

numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyalarının

kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucular, Tunceli'nin Ovacık ilçesine bağlı köylerde

ikamet etmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olayları neticesinde

köylerinin boşaltılmasıyla yerleşim yerlerinden göç etmek zorunda kaldıklarını

iddia etmiş; 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında zararlarının

karşılanması talebiyle Tunceli Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan

Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

7. Komisyon tarafından yapılan inceme ve değerlendirme sonucu

bazı başvurucuların talepleri kısmen kabul edilmiştir. Başvurucular, Komisyon

tarafından belirlenen zararlarının gerçek zararlarını karşılamaktan uzak olduğu

ve manevi tazminata da karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle uyuşmazlık

tutanağı imzalayarak Komisyon kararının iptali istemiyle dava açmışlardır.

8. İdare mahkemeleri muhtelif tarihli ve sayılı kararlarıyla,

Komisyon kararlarını eksik incelemeye dayalı oldukları gerekçesiyle iptal

etmiştir. Kararlarda 5233 sayılı Kanun'a göre manevi tazminata

hükmedilemeyeceği de belirtilmiştir.

9. Başvurucular iptal kararlarını temyiz etmişlerdir. Temyiz

dilekçelerinde özellikle mahkemelerin hayvan zararlarına ve birim fiyatlara

ilişkin değerlendirmeleri ile manevi tazminata ilişkin değerlendirmesinin

hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Kararlar Danıştay Onbeşinci

Dairesi tarafından onanmış, karar düzeltme istemleri de aynı Daire tarafından

reddedilmiştir.

10. Karar düzeltme isteminin reddi kararları başvuruculara

tebliğ edilmiş ve başvurucular muhtelif tarihlerde süresinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

11. İptal kararları üzerine Komisyonca her bir başvurucu için

yeniden hesaplama yapılmış ve belirlenen tutarlarda tazminatın başvuruculara

ödenmesine karar verilmiştir.

12. Komisyonun yeni kararları akabinde 5233 sayılı Kanun’un 12.

maddesi gereğince davet yazısı ile birlikte sulhname

örneği başvurucular vekiline gönderilmiştir. “Yukarıda

ayni/nakdi olarak belirtilen zararımın/zararlarımın karşılanması sonucunda Komisyonun

tespitine esas olay ile ilgili olarak uğradığım zararımın tamamının karşılanmış

olduğunu kabul ve taahhüt ederim.” beyanını içeren sulhnameler, muhtelif tarihlerde başvurucuların vekilleri

tarafından imzalanmış ve söz konusu tutarlar başvuruculara/avukatlarına

ödenmiştir.

13. Diğer taraftan başvuruculardan Halil Karataş, Kenan Bozooğlu, Sabri Kırmızıtaş, Saher Elmas ve Sait Aktaş 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek

Suretiyle Çözümüne Dair Kanun uyarınca kurulan Adalet Bakanlığı İnsan Hakları

Tazminat Komisyonu Başkanlığına21/2/2014 ve 25/2/2014 tarihlerinde başvurarak

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat

ödenmesini istemişlerdir.

14. Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından

15/12/2014 tarihli kararla, başvurucuların Tunceli Valiliğindeki Komisyona

başvurdukları tarihlerde (5/4/2006, 11/4/2006, 5/5/2006) başlayan ve 15/12/2014

tarihi itibarıyla henüz devam ettiği anlaşılan 8 yılı aşan süre için Halil

Karataş, Kenan Bozooğlu, Sabri Kırmızıtaş,

Saher Elmas ve Sait Aktaş'a ayrı ayrı 4.100 TL

tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

15. Bu beş başvurucu, tazminatı yetersiz bularak ve vekâlet

ücreti ile başvuru masrafları hakkında karar verilmediği iddialarıyla Ankara

Bölge İdare Mahkemesine itiraz etmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Kurulu

tarafından anılan kararlar hukuka uygun bulunarak 6/3/2015, 9/3/2015,

26/3/2015, 3/4/2015 tarihlerinde itirazlar reddedilmiştir. Kararların

kesinleşmesinin ardından 4.100 TL tazminatın 24/6/2015, 26/6/2015, 29/6/2015,

2/7/2015 tarihlerinde her bir başvurucunun vekilinin hesabına yatırılarak

ödendiği anlaşılmıştır.

16. Adı geçen beş başvurucuya ait başvuru formlarında ve

8/1/2019 tarihine kadarki süreçte, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat

Komisyonuna makul süre şikayetiyle yapılan başvurudan, bu başvurunun sonucundan

ve lehe takdir edilen tazminattan herhangi bir şekilde bahsedilmemiş, bilgi

verilmemiştir. Daha sonra, başvurucular vekili tarafından Anayasa Mahkemesine

verilen 8/1/2019 tarihli dilekçede, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edilmesi nedeniyle Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından

15/12/2014 tarihli kararla tazminat ödenmesine karar verildiği ve bilahare

kararın infaz edildiği belirtilerek makul süreye ilişkin şikayetten

vazgeçildiği bildirilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 4. maddeleri (bkz. Celal Demir,

B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-21, 23).

18. 5233 sayılı Kanun’un "Zararın

karşılanmasına ilişkin sulhname"

kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:

“Komisyon,

doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci

maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma,

engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye

göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate

alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler.

Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname

tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir.

Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi

veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı

yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu

belirtilir.

Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili

temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde,

bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından

imzalanır.

Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş

sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye

gönderilir.

Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda

ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.”

19. 5233 sayılı Kanun’un "Zararın

karşılanması" kenar başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Sulhnamede

belirlenen zararlar, sulhnamenin imzalanmasından

sonra valinin onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla

konulan ödenekten üç ay içerisinde karşılanır.”

20. 20/10/2004 tarihli ve 25619 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Yönetmelik’in (Yönetmelik) "Zararın karşılanmasına ilişkin sulhname"

kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir:

"Komisyon, doğrudan doğruya veya

bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 16 ncı maddeye göre belirlenen zararı, 21 inci maddeye

göre hesaplanan yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerindeki nakdî ödeme

tutarını, 20 nci maddeye göre ifa tarzı ile 23 üncü

ve 24 üncü maddelere göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan

zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara

göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği (EK-E)

davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir.

Davet yazısında, hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi

veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı

yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu

belirtilir.

Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili

temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde,

bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından

imzalanır.

Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş

sayılması hâllerinde, bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye

gönderilir.

Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda

ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır. "

21. Aynı Yönetmeliğin "Zararın

karşılanması" kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

"Sulhnamede

belirlenen zararlar, sulhnamenin imzalanmasından

sonra valinin onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla

konulan ödenekten üç ay içerisinde karşılanır.

Bakanlık, ellibin

Yeni Türk Lirasının üzerindeki aynî ifa veya nakdî ödemelerin Bakan onayı ile

yapılmasını kararlaştırabilir. Bu miktar, her yıl bir önceki yıla ilişkin

olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca belirlenen yeniden

değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır.

(Değişik üçüncü fıkra: 4/6/2018-2018/11862 K.)

Devlet, ödeme nedeniyle genel hükümlere göre sorumlulara rücu eder ve rücu

istemine ilişkin zamanaşımı süreleri bir kat artırılarak uygulanır."

22. Aynı Yönetmeliğin "Nakdî ödemenin şekli ve tutarı"

kenar başlıklı 27. maddesi şöyledir:

"Sulhname

tasarıları hak sahibi veya yetkili temsilcisi ile komisyon başkanı tarafından

imzalandıktan sonra Vali veya Bakan tarafından onaylanır.

Ödemeler sulhname

tasarılarının onay tarih ve sıraları dikkate alınarak yapılır. Nakdi ödemeler

hak sahibi veya sahiplerinin banka hesaplarına yapılır."

23. Anayasa Mahkemesinin 25/6/2009 tarihli ve E.2006/79,

K.2009/97 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"5233 sayılı Yasa,

terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının özellikle yargı yoluna

gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluyla

karşılanması amacıyla hazırlanmış bir yasadır. Yasa bu yönüyle zarara uğrayan

vatandaş ile devlet arasındaki uyuşmazlıkta yargı yoluna gidilmeden alternatif bir

çözüm yöntemi getirmiştir. Yasakoyucu bu amaca uygun

olarak yargılama hukuku kurallarından farklı hükümler öngörerek buna ilişkin

esasları Yasa'da ayrıntılı olarak kurala bağlamıştır.

...

Terör ve terörle mücadeleden doğan ancak idari

bir eylem veya işlemle nedensellik bağı bulunmayan maddi zararların

karşılanmasına ilişkin 5233 sayılı Yasa'daki düzenlemeler, yasakoyucunun

sosyal hukuk devletinin gereği olarak sorumluluk hukukunun genel ilkelerine

yasayla getirdiği bir istisnadır. İdarenin kusurunun bulunmadığı ancak 'sosyal

risk ilkesi' gereği sulh yoluyla karşılanması gereken zararların nelerden

ibaret olduğunun tespiti, yasakoyucunun takdir

yetkisi içindedir. İtiraz konusu kurallarda yer alan maddi zararların öncelikle

sulh yoluyla karşılanmasına ilişkin hükümlerin bulunmasını bu kapsamda

değerlendirmek gerekir.

5233 sayılı Yasa, idarenin eylem ve işleminin

sonucu olmayan ve herhangibir idari işlem veya

eylemle doğrudan nedensellik bağı da bulunmayan, ancak terör ve terörle mücadele

sırasında meydana gelen zararların da tazmini yolunu açan, bu anlamda idarenin

kusursuz sorumluluk alanını genişleten bir yasadır. Bu Yasa idarenin kusursuz

sorumluluk alanını genişletmekle birlikte, aynı zamanda terör ve terörle

mücadele sırasında meydana gelen zararlardan sadece 'maddi' olan kısmının sulh

yoluyla tazminine ilişkin esas ve usulleri belirlemektedir. Yasa'da bu

zararlardan 'manevi' olan kısmın idareden talep edilemeyeceğine ilişkin bir

hükme yer verilmediği gibi, 12. maddede 'sulh yoluyla çözülemeyen

uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır' denilerek

Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasına paralel bir düzenlemeye yer

verilmiştir. Bu nedenle itiraz konusu ibare, idarenin sorumluluk alanını

daraltan veya idari işlem veya eylemlere karşı yargı yolunu kapatan bir hüküm

içermemektedir."

24. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/3/2014 tarihli ve

E.2013/1489, K.2014/1219 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

“5233 sayılı Yasa, idarenin terör olaylarına

dayalı kusursuz sorumluluk alanını genişleten, oluşan zararların yargı yoluna

başvurmadan sulh yoluyla ödenmesine öngören, bu yönüyle uyuşmazlığın sadece

maddi zararlara ilişkin kısmının yargı dışı alternatif bir yöntemle

giderilmesini sağlayan, ancak manevi zararların karşılanmasını da engellemeyen

nitelikte bir yasadır.

Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin

18888/02 nolu başvuruya konu 12/01/2006 günlü Aydın İçyer -

Türkiye kararının 81. paragrafında, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Kaynaklanan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunla ilgili olarak 'Tazminat

Kanun’unda yalnız maddi zararlar için tazminat talep etme olanağının bulunduğu

doğru olsa da Kanun’un 12. maddesinin idari mahkemelerde manevi zarar için tazminat

talep etme olanağı verdiği görülmektedir.' ifadesine yer verilmiştir.

Bu durumda, terör olayları nedeniyle meydana

gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Yasa uyarınca

karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat

taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve

kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Yasanın öngördüğü usullere tabi olarak

manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemesinin yapılması

gerekmektedir.”

25. 5233 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde Kanun'un

amaçlarından birinin özetle terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının yargı

yoluna gitmelerine gerek kalmadan idarece en kısa sürede sulh yoluyla

karşılanması olduğu ifade edilmiştir. Kanun'un 12. maddesinin gerekçesinde ise

sulhun davayı sona erdirici işlem olduğu, sulhname

imzalanmasının dava açılmasını engelleyici olduğu belirtilmiştir.

B. Uluslararası Hukuk

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), söz konusu başvuruya

benzer şekilde terör olaylarından dolayı köyü terke mecbur kalınması nedeniyle

uğranılan zararın tazminine ilişkin olarak sulhname

imzalanmasının ardından köyü terkten önce var olan hayvanlarına ilişkin zararla

manevi zararının tazmin edilmediği iddialarıyla yapılan şikâyetleri kapsayan

bir grup başvuruyu incelediği Akbayır ve diğerleri/Türkiye (B. No: 30415/08,

28/6/2011) kararında sulhname imzalanmasının

-taleplerden feragat edilmesini gerektirdiği için- yerel boyuttaki bu

uzlaşmanın tartışmasız olarak ihtilaflı tazminat hakkında öne sürülen itiraza

son verdiği gerekçesiyle başvuruları kabul edilemez bulmuştur.

27. AİHM, başvuranlar tarafından imzalanan dostane çözüm

beyanlarında (sulhnamelerin) manevi tazminattan söz

edilmediğini gözlemlediğini belirterek dostane çözüme dair bu beyanların (sulhname) ilgili tarafların prosedürü sona erdirmeye

ilişkin açık iradesinin tezahürü olduğunu ifade etmiştir. AİHM; tüm başvuru sahiplerinin

iç hukukta ve AİHM huzurunda avukatlar tarafından temsil edildiğini, bu hâlde

başvuranların ne 5233 sayılı Kanun ve kendi beyanlarının manevi zarara ilişkin

hiçbir talep içermediği iddiasını ne de bu anlaşmaların sonuçlarından habersiz

oldukları iddiasını ileri süremeyeceklerini belirtmiştir. AİHM'e

göre söz konusu düzenleme, başvuranların prosedürle ilgili her türlü iddiadan

feragat etmelerini gerektirmektedir ve uluslararası boyutta bu anlaşmanın söz

konusu ödemeyle ilgili anlaşmazlığı tartışmasız bir şekilde sonlandırması

nedeniyle başvuranların şikâyette bulunamayacakları sonucuna ulaşılmıştır (Akbayır ve diğerleri/Türkiye, § 77).

28. AİHM, sürü hayvanlarının farklı türlerine göre besicilikten

elde edilen gelirlerin tazminatının komisyonlarca yanlış değerlendirilmesine

ilişkin şikâyetle ilgili olarak da dostane çözümün kabul edilmesiyle ilgili

yukarıda belirtilen sonuçların ayrıca bu şikâyete de uygulanabilir olduğu

kanaatinde olup AİHM'e göre sulhnamelerin

imzalandığı ve ödemeler gerçekleştiği andan itibaren Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) bağlamında başvuranların mağdur sıfatı yok olmaktadır (Akbayır ve diğerleri / Türkiye, § 78).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 23/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvuruculardan Halil

Karataş, Kenan Bozooğlu, Sabri Kırmızıtaş,

Saher Elmas ve Sait Aktaş Yönünden

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 83. maddesi gereği

başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla

bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde

başvuru reddedilir ve ilgilinin yargılama giderleri dışında 2.000 Türk

lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar

verilir.

31. Genel olarak bir hakkın öngörüldüğü amaç dışında ve

başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye

edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının, yukarıda belirtilen

düzenlemelerde bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı açıkça

görülmektedir. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan

ve Anayasa Mahkemesinin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen

davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi

mümkündür (S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28; Mehmet Güven Ulusoy [GK],

B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31).

32. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek

olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,

başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi

verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu

değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında mahkemenin

bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat

oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak

kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya

tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında

ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla

bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru

hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö., § 29; Mehmet Güven

Ulusoy § 32; Osman Sandıkçı, B. No: 2013/6297, 10/3/2016; Selman Kapan ve

diğerleri, B. No: 2013/7302, 20/4/2016, § 50).

33. Somut olayda başvuruculardan Halil Karataş, Kenan Bozooğlu, Sabri Kırmızıtaş, Saher Elmas ve Sait Aktaş'ın başvuruya konu aynı yargılama

nedeniyle 6384 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan Adalet Bakanlığı İnsan Hakları

Tazminat Komisyonu Başkanlığına başvuruda bulunarak uzun yargılama nedeniyle

tazminat talebinde bulundukları ve taleplerinin kısmen kabul edilerek uygun

görülen tazminatın ödendiği belirlenmiştir (bkz. §§ 13-16).

34. Buna göre başvuru formu ve eklerinde aynı maddi vakıalar ve

ihlal iddiasına dayalı olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu

Başkanlığına yapılan müracaat ile bu müracaatın sonucuyla ilgili herhangi bir

bilgi ve belge sunulmadığı, bu açıdan başvurunun değerlendirilmesi noktasında

esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi nedeniyle başvurucular

tarafından ileri sürülen iddianın yanıltıcı beyan niteliğinde olduğu

anlaşılmış; başvurunun başvuru hakkının

kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği

sonucuna ulaşılmıştır.

35. Diğer taraftan başvurucular 8/1/2019 tarihli dilekçeyle

makul süreye ilişkin şikayetten vazgeçtiklerini

belirtmiştir. Başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasıyla ilgili olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna

başvurmalarının ve bu Komisyonca başvurucular lehine ayrı ayrı 4.100 TL

tazminata hükmedilmesinin, bireysel başvurunun yapıldığı tarihten önce

gerçekleşen olgular olduğu açıktır. Dolayısıyla başvurucuların bu olguları

bildirme yükümlülüğü ilk bireysel başvurunun yapıldığı tarih itibarıyla

mevcuttur. Başvurucuların makul süreye ilişkin şikayetlerinden feragat etmesi,

sözü edilen olguları zamanında Anayasa Mahkemesine bildirme yükümlülüğünü

yerine getirmedikleri gerçeğini değiştirmemektedir. Bu nedenle başvurucuların

feragat dilekçelerinin varılan sonuç üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır.

36. Bu nedenle, adı geçen beş başvurucu aleyhine, başvuru

hakkının kötüye kullanılması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük’ün 83. maddesi uyarınca ayrı ayrı takdiren 500 TL disiplin para cezasına hükmedilmesi

gerekir.

B. Diğer Başvurucular

Yönünden

1. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Maddi Zararların Eksik

Tazmin Edildiğine İlişkin Şikâyet Yönünden

i. Başvurucuların

İddiaları

37. Başvurucular; 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış oldukları

başvurunun kısmen kabul edilip kısmen reddedildiğini, zararlarının kabul

edilmeyen kısmı için iptal davası açtıklarını, bu kapsamda hayvancılık gelir

kayıplarının karşılanmadığını, mülklerinden mahrum kaldıkları sürenin eksik

hesaplandığını belirterek eksik tazmin nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

ii. Değerlendirme

38. Somut başvuruda başvurucular, terör ve terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle oluşan zararlarının karşılanması

amacıyla 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyona başvurmuş, Komisyon tarafından

tespit edilen zararları öngörülen birim fiyatlara tabi tutularak bir tazminat

miktarı belirlenmiş ancak belirlenen tazminatı kabul etmeyen başvurucular

konuyu yargıya taşımışlardır. Açılan davalar sonucunda idari yargı yeri maddi

tazminat yönünden Komisyon kararlarını iptal etmiştir. Nihayetinde bu iptal

kararlarına göre Komisyon tarafından yeniden hesaplama yapılarak belirlenen

tazminat miktarını içerir sulhname örneği ile

birlikte sulha davet yazısı başvuruculara/vekillerine gönderilmiştir. Sulh

teklifi başvurucular tarafından kabul edilmiştir (bkz. §§ 11, 12).

39. Eksik hesaplandığı iddia edilen zararın miktarı üzerinde

başvurucuların idareyle anlaşma sağlamış ve sulhnameyi

imzalamış olmaları sebebiyle Komisyonun tespitine esas olan olay ile ilgili

maddi mağduriyetlerinin açıkça orantısız olmayacak şekilde giderildiği sonucuna

varılmıştır. Başvurucular, Komisyonun tespitinde belirlenen ve zararlarının

tamamını karşıladığını beyan ettikleri alacağı tümüyle davalı idareden tahsil

ettiklerinden mülkiyet hakkına ilişkin mağduriyet giderilmiş ve bu hak yönünden

mağdurluk statüsü de aynı tarihte sona ermiştir. Belirtmek gerekir ki

başvurucular Komisyonun sulhname teklifini avukatları

aracılığıyla kabul etmiş ve sulhnameler başvurucular

adına avukatları tarafından imzalanmıştır. Dolayısıyla başvurucuların maddi

tazminat iddialarını sona erdiren sulhnamenin bu

hukuki sonucundan habersiz oldukları da düşünülemez.

40. Diğer taraftan manevi tazminat, 5233 sayılı Kanun'da

öngörülmediğinden sulhname konusu olamayacağı açık

olup bu kısımda varılan sonuç sadece maddi tazminata ilişkindir. Manevi

tazminat yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılacaktır.

41. Açıklanan gerekçelerle eksik maddi tazminattan kaynaklanan

mülkiyet hakkına yönelik şikâyet yönünden başvurucuların mağdurluk statüsünü

kaybettiği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin kişi

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Manevi Zararların

Tazmin Edilmediğine İlişkin Şikâyet Yönünden

i. Başvurucuların

İddiaları

42. Başvurucular, manevi zararlarının tazmin edilmemesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

ii. Değerlendirme

43. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, manevi tazminat

taleplerinin reddedilmesine ilişkin iddialar daha önce bireysel başvuruya konu

olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında başvurucuların

terör eylemi kapsamında gerçekleşen zararlarının manevi tazminat ödenmesi ile

giderilmesine ilişkin 5233 sayılı Kanun’da hüküm bulunmamakla birlikte idare

hukukunun genel hükümleri kapsamında başvurucuların anılan talep hakkına sahip

olduğu belirtilmiştir (Özden Sayar ve Deren

Dilara Sayar, B. No: 2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).

44. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi, 5233 sayılı Kanun'un,

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararlarda (§ 24) da

belirtildiği üzere, maddi zararların özel bir giderim usulü olmakla birlikte

manevi zararların genel hükümlere göre karşılanmasına da engel olmayan bir

kanun olduğunu ve 2577 sayılı Kanun'un 12. ve 13. maddelerinde, idarenin işlem

veya eyleminden kaynaklı olarak hakları ihlal edilenlere tazminat talebinde

bulunabilme imkânı tanındığını belirterek 5233 sayılı Kanun dışında idari

yargıda genel hükümlere başvurularak uğranılan zararın tazmin edilebileceğini

belirtmiştir (Abbas Emre, B. No:

2014/5005, 6/1/2016, § 81).

45. Anılan içtihatlarda ortaya konulduğu üzere 5233 sayılı Kanun

manevi zararların karşılanmasını öngörmemekle birlikte genel hükümlere göre

açılacak tam yargı davasında manevi tazminat istenmesini de engellememektedir.

Bir başka ifadeyle kişiler manevi tazminat taleplerini 5233 sayılı Kanun

kapsamında değil 5233 sayılı Kanun'dan bağımsız olarak tazminat hukukunun genel

prensiplerine göre açacakları davalarda dile getirebilirler.

46. Bu durumda başvurucuların idare mahkemelerinde açtıkları

davaların niteliği ve manevi tazminata ilişkin taleplerini dile getiriliş

biçimleri özel önem taşır. Bir başka deyişle davanın yukarıda belirtilen

içtihada uygun şekilde yani genel hükümler çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un

ilgili maddelerinde belirtilen usullere göre mi açıldığının yoksa manevi

tazminat talebinin 5233 sayılı Kanun'a mı dayandırıldığının ortaya konulması

gerekir.

47. Somut olayda başvurucular Komisyon kararının sulhname dışı bırakılan zarar kalemlerine ilişkin kısmının

iptali istemiyle açtıkları davalarda Komisyon tarafından manevi tazminat da

ödenmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Ancak 5233 sayılı Kanun uyarınca

kurulan ve faaliyette bulunan Komisyonun manevi tazminata hükmetmesi

beklenemez. Dolayısıyla başvurucuların Komisyona başvurunun ardından açtıkları

davalarını 5233 sayılı Kanun'a dayandırdıkları ve genel hükümlere göre tam

yargı davası açmadıkları anlaşıldığından manevi tazminat isteminin anılan

gerekçeyle reddedilmesinde mülkiyet hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık

olduğu sonucuna varılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

49. Başvurucular; mülkten uzak kalınan sürenin eksik

hesaplanması, köyü terkten evvel var olan hayvan varlığına ilişkin iddiaların

dikkate alınmaması, manevi tazminat istemlerinin reddedilmesi nedenleriyle adil

yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular ayrıca

5233 sayılı Kanun kapsamında başvurulan idari süreç ve yargılama prosedürlerinin

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

b. Değerlendirme

50. Somut olayda sulhname imzalanarak

maddi tazminata ilişkin uyuşmazlığın sona erdirildiğine ilişkin yukarıda mülkiyet

hakkına dair gerekçede belirtilen değerlendirme ve varılan sonuç gözetildiğinde

usul güvencesi olan adil yargılanma hakkı bakımından aynı şikâyetlerin tekrar

incelenmesini gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurucuların

bu başlık altındaki mülkiyet hakkı yönünden ileri sürdükleri benzer mahiyetteki

şikayetlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.

51. Diğer taraftan makul sürede yargılanma hakkına ilişkin

şikâyet ise sulhname imzalanmasından bağımsız

olduğundan ve başvurucuların temel şikâyetlerinden ayrıca ele alınabilecek

nitelikte olduğundan makul sürede yargılanma hakkı yönünden inceleme

yapılmıştır.

52. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra 31/7/2018 tarihli ve

30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

giren 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli

ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların

Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

53. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı tarafından

incelenmesi öngörülmüştür.

54. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018,§§

27-36) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat

Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma,

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı

yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır.

55. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36)

56. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruculardan Halil Karataş, Kenan Boozoğlu,

Sabri Kırmızıtaş, Saher

Elmas ve Sait Aktaş tarafından yapılan başvuruların başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,

B. Diğer başvurucular yönünden

1. Maddi zararların eksik tazmin edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

2. Manevi zararların tazmin edilmediğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük'ün

83. maddesi uyarınca Halil Karataş, Kenan Bozooğlu,

Sabri Kırmızıtaş, Saher

Elmas ve Sait Aktaş'tan ayrı ayrı 500 TL disiplin para cezasının TAHSİLİNE,

D. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

23/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Mehmet Sadık YAMLI

Başvurucular

:

1. Ali Ekber ÇEÇİ

2. Aydın MENEFŞE

3. Celal YILDIZ

4. Gülsüm PERKTAŞ

5. Halil KARATAŞ

6. Haydar PERKTAŞ

7. Hüseyin AĞGÜL

8. Kenan BOZOOĞLU

9. Nazlı KEREM

10. Rıza ASAN

11. Sabri KIRMIZITAŞ

12. Saher

ELMAS

13. Sait AKTAŞ

14. Saycan

KESKİN

15. Serdar KARAKOÇ 16. Seyit Ali AKTAŞ 17. Şahin YOM 18. Yusuf ARTUT Vekilleri : Av. Mehmet Ali KIRDÖK Av. Meral HANBAYAT Av. Ümit SİSLİGÜN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/5463, 23 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvuruculardan Halil
  11. B. Diğer Başvurucular
  12. B. Diğer başvurucular yönünden
  13. Kabul Edilemez Olduğuna
  14. C. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük'ün
  15. D. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  16. M. Emin KUZ
  17. Elmas
  18. Keskin
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/5463
Tarih
23 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Murat Türk Başvurusu (B. No: 2014/15514)
  • Zeynel Güloğlu Başvurusu (B. No: 2015/6129)
  • Mehmet Kök Başvurusu (B. No: 2015/5738)
  • Muhterem Eren Başvurusu (B. No: 2015/18920)
  • Halil Özhan Koral Başvurusu (B. No: 2017/18895)
  • Nevin Oğuz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3074)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.