İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2013/7887 Tarih:

Ali Kara Başvurusu (B. No: 2013/7887)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ALİ KARA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/7887)

Karar Tarihi: 17/11/2014

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 25/8/2003 tarihinde Ankara 5. İş Mahkemesinde

açtığı tazminat davasında yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat

talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 5/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 28/11/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 12/12/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5.

Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 16/1/2014 tarihli yazısında,

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine

atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 27/9/2000 tarihinde, S.S. Çayırhan Nergis

Konut Yapı Kooperatifine ait işyerinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralanmıştır.

8. Başvurucu, anılan kooperatif aleyhine 25/8/2003 tarihinde

Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı davada, kaza sonucu iş göremez hale geldiğini

ve iyileşemediğini belirterek, maddi ve manevi zararlarının tazminini talep

etmiştir.

9. Mahkemece, 18/3/2010 tarih ve E.2003/1541, K.2010/91

sayılı kararla başvurucunun kaza sonucu malul kalmadığı gerekçesiyle manevi

tazminat isteminin kısmen kabulü ile 2.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, maddi

tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

10. Temyiz üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 13/2/2012

tarih ve E.2010/6543, K.2012/1530 sayılı kararıyla; başvurucunun Adli Tıp

Kurumu raporuna göre %8,20 oranında meslekte daimi

kazanma gücü kaybının oluştuğu, buna göre bir hesaplama yaptırılarak maddi ve

manevi tazminatın hesaplanması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.

11. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda, 13/6/2012 tarih ve E.2012/303, K.2012/378 sayılı kararla; hükme esas

alına raporda Adli Tıp Kurumunun %8,20 oranında meslekte kazanma gücü kaybına

göre hesaplama yapıldığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kısmen kabulü

ile 2.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, maddi tazminat talebinin reddine karar

verilmiştir.

12. Temyiz üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 15/10/2012

tarih ve E.2012/17704, K.2012/17357 sayılı ilamıyla; ilk bozma kararında

belirtilen doğrultuda %8,20 oranındaki meslekte kazanma gücü kaybı dikkate

alınarak maddi ve manevi tazminat miktarlarının hesaplanması gerektiği

belirtilerek hüküm bozulmuştur.

13. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda,

25/4/2013 tarih ve E.2012/1136, K.2013/371 sayılı kararla; davanın kısmen

kabulüne, 40.988,57 TL maddi tazminatın, 4.000 TL manevi tazminatın olay

tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

14. Davalının temyizi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin

30/9/2013 tarih ve E.2013/13156, K.2013/17305 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

15. Karar, 8/10/2013 tarihinde başvurucu tarafından

öğrenilmiştir.

16. Başvurucu, 5/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 30. maddesi ile 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 30/1/1950

tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası

ile 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi, 22/5/2003 tarihli ve 4857

sayılı İş Kanunu’nun mülga 77. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 17/11/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 5/11/2013 tarih ve 2013/7887 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, 27/9/2000

tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralandığını, 25/8/2003 tarihinde

işyeri sahibi Kooperatif aleyhine açtığı tazminat davasında verilen kararların

Yargıtay tarafından bozulması üzerine Mahkemece bozma kararına uyularak,

25/4/2013 tarihinde maddi ve manevi tazminatın kısmen kabulüne karar

verildiğini, hükmün Yargıtay 21. Hukuk Dairesince 30/9/2013 tarihinde

onandığını, makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

20. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

21. Başvurucu, Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı tazminat

davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

23. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

24. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, iş kazasından

kaynaklanan zararların tazmini amacıyla açılan davada, 5521 sayılı Kanun ve

6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama

faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda

kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

25. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

25/8/2003 tarihidir.

26. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 52). Somut başvuru açısından bu tarih, Mahkemece verilen kararın Yargıtay

tarafından onanarak kesinleştiği 30/9/2013 tarihidir.

27. İşverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş

güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları

sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu, 4857 sayılı

Kanun’un mülga 77. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. İş kazalarında işverenin

sorumluluğu, kusur sorumluluğu esasına dayanır. İşverenin, kendisine bağımlı

olarak çalışan işçisini koruma ve gözetme borcuna aykırı hareket etmesi

sonucunda iş kazası veya meslek hastalığına maruz kalan işçi, tüm zararlarının

tazminini talep etme hakkına sahiptir (B. No: 2013/4701, 23/1/2013, § 45).

28. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.

maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili

arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından

doğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına

alınmıştır.

29. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun

uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/4701, 23/1/2013, § 47).

30. Bunun yanı sıra 6100 sayılı Kanun’un 447. maddesiyle daha

önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri

kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere

basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü yazılı yargılama

usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan

ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul

edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 64-65).

31. Başvuruya konu yargılama sürecinin İş Mahkemesi önünde

sürdüğü görülmekle, yukarıda bahsedildiği üzere, 5521 sayılı Kanun’da yer alan

özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. ve 447. maddelerinin

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu

anlaşılmaktadır (§ 17).

32. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucunun 25/8/2003 tarihinde Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı tazminat

davası sonunda 18/3/2010 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,

temyiz üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 13/2/2012 tarihli ilamıyla hüküm

bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda

13/6/2012 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, temyiz üzerine

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 15/10/2012 tarihli ilamıyla hüküm yeniden

bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak, 25/4/2013 tarihinde davanın

kısmen kabulüne karar verilmiş, davalının temyizi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk

Dairesinin 30/9/2013 tarihli ilamıyla hüküm onanarak aynı tarihte

kesinleşmiştir. Bu durumda iki dereceli yargılama sisteminde davanın on yıl bir

ay beş gün sürdüğü anlaşılmaktadır.

33. 5521 ve 4857 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama

usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet

eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No:

2013/772, 7/11/2013, §§ 59-82; B. No: 2013/4701, 23/1/2014, §§ 35-51).

34. Başvuruya konu iş hukukuna

dayalı tazminat davasının incelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük,

maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller,

taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında, somut başvuru açısından farklı

bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu on yılı

aşkın yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

36. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğinin tespitini, 10.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesini

talep etmiştir.

37. 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

38. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin on yılı aşkın yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvurucuya, talep ettiği tazminat miktarı

da nazara alınmak suretiyle net 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

39. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 10.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

17/11/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Murat AZAKLI

Başvurucu

:

Ali KARA

Vekili

:

Av. Mehmet Ali ASLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7887, 17 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası