İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2017/43 Tarih:

Ali Metin Başvurusu (B. No: 2017/43)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ALİ METİN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/43)

Karar Tarihi: 10/12/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul

süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/11/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca 12/9/2019 tarihinde tutuklamanın hukuki olmadığı

ve tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi

kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun tutuklamanın hukukiliğine ve

tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin kısmının kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü

ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasına yönelik soruşturmalar kapsamında 11/8/2016

tarihinde gözaltına alınmıştır.

9. Başvurucu Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunun

ardından 13/8/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanmıştır.

10. Başvurucu 12/10/2016 tarihinde tahliye talebinde

bulunmuştur.

11. Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliği 13/10/2016 tarihinde

başvurucunun tahliye talebini reddetmiştir.

12. Başvurucu 3/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

13. Başvurucu 3/2/2017 tarihinde tahliye edilmiştir.

14. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 6/11/2017 tarihinde başvurucu

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Bu karar da başvurucuya

9/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Kararda başvurucuya atılı suçlar

nedeniyle gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süreler ile ilgili olarak 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca tazminat hakkının bulunduğu bildirilmiştir.

15. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı başka bir şüphelinin yapmış

olduğu itirazın reddedilmesi üzerine 29/12/2017 tarihinde kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya

tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler.

(2)

Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler,

ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara

geçirilir."

17. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A.Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu, tutuklanmasının hukuki olmaması ve tutukluluğun

makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmuştur.

20. Bakanlık görüşünde kabul edilebilirlik yönünden öncelikle

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeki tazminat yolunun tüketilmesi gerektiği belirtilmiştir.Esas yönünden ise

başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında ilgili makamların tutuklamaya

ilişkin ilgili ve yeterli gerekçe gösterdiği, bu gerekçeler kapsamında

başvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun savunulamayacağı ifade edilmiştir.

21. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, meslekten

ihracının hukuka aykırı olduğuna ilişkin şikâyetlerde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun

Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili

idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip

olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir (Ayşe Zıraman

ve Cennet Yeşilyurt, B. No:2012/403, 26/3/2013, § 17).

23. Anayasa

Mahkemesi, yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer

olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişilerin

tutuklanmalarının hukuki olmadığı iddialarına ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023, 19/4/2018, §§

39-42; Hüseyin Hançer, B. No:

2013/8319, 7/1/2016, §§ 38-40).

24. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan, Kanun'a uygun olarak

yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına

veya beraatlerine karar verilen kişilerin maddi ve

manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükmün bu

hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Anılan bent uyarınca

haklarında yakalama veya tutuklama tedbiri uygulanan kişilerle ilgili olarak

soruşturmanın sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ya da

kovuşturmanın sonunda beraate hükmedildiği durumlarda

anılan tedbirlerin kanuna uygun olup olmadığından bağımsız olarak kişilere

tazminat imkânı tanınmıştır. Nitekim böylesi durumlarda kişiler hakkındaki

yakalama veya tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olmasının tazminat istemine

engel teşkil etmediği anılan hükmün içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır (Ertuğrul Raşit Benal,

B. No: 2016/25245, 17/7/2018, § 38).

25. Diğer taraftan aynı fıkranın (a) bendinde kanunlarda

belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına

karar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararını devletten

isteyebilecekleri düzenlenmiştir (Ertuğrul

Raşit Benal, § 39 ).

26. Bu kapsamda haklarındaki soruşturma süreci kovuşturmaya yer

olmadığı kararıyla veya kovuşturma süreci beraat kararıyla sonuçlanan kişilerin

-5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi

uyarınca- yakalama veya tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olup olmadığından

bağımsız olarak tazminat isteminde bulunmaları mümkün olduğu gibi -anılan

fıkranın (a) bendi uyarınca-bu tedbirlerin kanuna aykırı olduğu iddiasıyla

tazminat talep etme imkânları da mevcuttur (Ertuğrul

Raşit Benal, § 40).

27. Anayasa Mahkemesi tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddialarıyla ilgili olarak da 5271 sayılı

Kanun'da öngörülen tazminat davası açma yolunun bireysel başvuru öncesinde

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğuna karar vermiştir (birçok

karar arasından bkz. Hamit Kaya,

B. No: 2012/338, 2/7/2013, §§ 34-50; Erkam Abdurrahman Ak, B.

No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan

Gerçek, B. No:

2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).

28. Anayasa Mahkemesi, Abdullah

Akyüz ([GK], B. No: 2013/9352, 2/7/2015, §§ 45-50)kararında hakkında

verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen başvurucular yönündentutukluluğun

makul süreyi ve kanunda öngörülen azami süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak

bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla tazminat talebinde

bulunulması için kanunda öngörülen sürenin geçtiği durumlarda bu tazminat

yolunun ulaşılabilir olmadığını, bu sürenin geçirilmesinde başvuruculara

herhangi bir kusur izafe edilemediğini, dolayısıyla tüketilmesinin

gerekmediğini belirtmiştir (diğer kararlar için bkz. Adnan Gültepe, B. No: 2014/16516, 8/3/2018, § 51; Ömer Akdağ, B. No: 2014/13265, 4/4/2018, §

30; Ö.Ç., B. No: 2014/1091,

23/5/2018, § 37; Ekrem Dilek, B.

No: 2014/19418, 17/7/2018, § 32; Mehmet

Ölmez, B. No: 2014/19800, 10/1/2019, § 36; Zeynep Kaplan, B. No: 2015/7311,

22/1/2019, § 66; Hüsnü Aşkan,

B. No: 2015/4057, 31/10/2018, § 34; Serkan

Güngör, B. No: 2014/20224, 30/10/2018, § 81; Şükrü Aydın, B. No: 2015/10260,

11/12/2018, § 34; Yıldırım Ataş,

B. No: 2014/4459, 26/10/2016, § 44; Enver

Beyaztaş, B. No: 2014/9772, 4/4/2019, § 30; Abdullah Sert, B. No: 2014/14752,

12/1/2017, § 28; Halas Aslan, B.

No: 2014/4994, 16/2/2017, § 49; Bekir

Akkaya, B. No: 2014/20387, 14/9/2017, § 28; Hüseyin Avunçli ve

diğerleri, B. No: 2014/14084, 13/9/2017, § 28). Bu başvurulara konu

olaylarda başvurucular hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş ve bireysel

başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla tazminat talebinde bulunulması

için 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinde öngörülen dava açma süresi geçmiştir.

Ancak Anayasa Mahkemesi bugüne kadar haklarında kovuşturmaya yer olmadığına

veya beraat kararı verilen kişiler yönünden bu yönde bir değerlendirmede

bulunmamıştır.

29. Bu itibarla haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler yönünden ayrıca bir

değerlendirme yapılması gerekir. Zira mahkûmiyet kararı verilmesinden farklı

olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca

Kanun'a uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında

kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraatlerine karar

verilen kişilere bu kararları veren mercilerce tazminat hakları bulunduğu

bildirilir ve bu husus, verilen karara geçirilir. Bu hükümden kanun koyucunun

tazminat hakkının bildirilmesini bir zorunluluk olarak düzenlediği

anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucuların tazminat davası açma imkânından

haberdar olmadıklarından ve kanunda öngörülen dava açma süresinin

geçirilmesinde başvuruculara bir kusur izafe edilemediğinden söz

edilemeyecektir. Başvurucunun tutukluluğa ilişkin şikâyetlerini ileri

sürebileceği tazminat davasının açılması kendisinin sorumluluğundadır.

İlgililerin kararın kesinleşmesinden itibaren en geç bir yıl içinde tazminat

davası açmaları özen yükümlülüğünün de bir gereğidir.

30.Somut olayda başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığı

kararı verilmiş, bu kararda başvurucuya tazminat hakkının bulunduğu

hatırlatılmıştır. Bu durumda başvurucunun kanunda öngörülen süre içinde

tazminat davası açması gerekmektedir. Ancak kovuşturmaya yer olmadığı kararının

kesinleşmesinden itibaren bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla bir

yıl geçmesine rağmen başvurucu, tazminat davası açtığına ilişkin bir bilgi veya

belge sunmamış; özen yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dolayısıyla söz konusu

dava açma süresinin geçirilmesinde başvurucunun kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.

31. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

tazminat yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili

bir hukuk yolu olduğu ancak özen yükümlülüğüne aykırı olarak bu yolun usulüne

uygun bir şekilde tüketilmediği sonucuna varılmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul süreyi aşması

dolasıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Ali METİN

Vekili

:

Av. Ahmet

Neşet AYTEKİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/43, 10 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası