İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Suat Ertosun Başvurusu (B. No: 2014/8334)

1. Başvuru, ulusal ölçekte yayın yapan Zaman Gazetesinde

Başvuru No2014/8334Tarih21 Mayıs 2015Okuma15 dk · 2.971 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Suat Ertosun Başvurusu (5)

Karar tarihi
21 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2014/8334
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.971 kelime·15 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ulusal ölçekte yayın yapan Zaman Gazetesinde

yayınlanan bir köşe yazısında kullanılan ifadelerin başvurucunun kişilik

haklarını zedelediği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 2/6/2014 tarihinde Ankara 13. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 30/9/2014 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 10/11/2014 tarihinde kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 10/11/2014 tarihinde

Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 9/1/2015 tarihinde

Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan

görüş başvurucuya 15/1/2015 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık

görüşüne karşı beyanlarını 27/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, adli yargıda hâkimlik, adalet müfettişliği,

başmüfettişliği, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü

ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyeliği yapmıştır. Başvurucu halen

Yargıtay üyesi olarak görev yapmaktadır.

9. Ulusal düzeyde yayın yapan Zaman Gazetesinin 21/7/2009

tarihli nüshasında, gazetenin genel yayın yönetmeni ve köşe yazarı olan Ekrem Dumanlı’nın “Arsızlık

mı, yüzsüzlük mü?” başlıklı bir makalesi yayınlanmıştır. Başvuruya

konu makalenin başvurucuya ilişkin kısmı şöyledir:

“Anadolu'da terbiyeye dair yaygın bir söz

vardır: 'Az söyleme arsız olur; çok söyleme yüzsüz olur' derler. Elhak doğrudur! Bazı önemli konular konuşula konuşula değerini ve önemini kaybedebilir. Kanıksanır bir

bakıma. En vahim iddialar bile pişkinlikle savuşturulabilir mesela. Hatta daha

ötesini de yapabilirler. 'N'olmuş yani! Ne var bunda

bu kadar abartacak!' deyip insanları azarlamaya bile yeltenebilirler. Halbuki

çizilen imaj, sadece kendilerinin pişkinliğini tescillemiyor; aynı zamanda

çalıştıkları kurumları hırpalıyor ve toplumdaki adalet duygusunu törpülüyor.

Sadece Türkiye'de değil; dünyanın hiçbir

yerinde hiçbir konu eskisi gibi örtbas edilemiyor. Geniş halk kitlelerinin

duyması engellenemiyor. Hayal kırıklığına neden olan kişilerin kamuoyu huzuruna

çıkarak ya iddialara cevap vermesi gerekiyor ya da özür dilemesi... Ne gezer! Kah susmayı tercih ediyorlar, kah topu taca atmayı. Hal

böyle olunca insanları hakka, hukuka, adalete, insafa, vicdana davet etmek

büsbütün zorlaşıyor...

Şu HSYK'da yaşanan

son krize ne demeli? Sen tut, son anda cebinden 'korsan kararname' çıkar ve

devletin bakanına dikte ettirmeye çalış. Ne istiyordu beyefendiler? 'Ergenekon

savcılarını ve hâkimlerini dağıtacaksın'. Sebep? Gerekçe? Yok! O da yetmiyor;

Diyarbakır'daki davanın savcı ve hâkimlerinin kellesini istiyorlar. Makul bir

izah? Yok! Kamuoyu bunu tartışırken bir HSYK üyesinin Ergenekon zanlılarıyla

bir araya geldiğini gösteren fotoğrafları çıktı ortaya. 'İzah et bakalım, bu ne

iştir?' diyenlere verilecek cevap sadece 'Hedef gösteriliyoruz' cinsinden

demagojik laflar mı olmalı? Şimdi kamuoyu merak ediyor savcı ve hâkimleri

sürgün etmek için kolları sıvayan ekipten başka birileri de benzer irtibatlar

içinde mi? Olur mu olur! İrtibatı çıkanların işi savuşturmadaki maharetine

bakınca 'Neden olmasın?' demekten başka seçenek kalmıyor insana.

Peki yargı mensupları ne diyor bu işe? Bazı

üyeler astığı astık kestiği kestik bir imaj çizerken içleri sızlamıyor mu yargı

mensuplarının? Zaten genç bir savcının mütalaasını orantısız bir güçle boğan ve

Şemdinli savcısının hayatını karartan kişilere karşı bir burukluk

hissediyorlardı. Şimdi bu atamalar karşısında mesleklerinin yara aldığını görüp

'Değer mi kardeşim 'korsan kararnameler' ile bizi bu kadar hırpalamaya?'

demiyorlar mı?..

…”

10. Başvurucu, yukarda alıntılanan makale ile birlikte aynı

gazetede yayınlanan başka bir makalede kendisi hakkında sarf edilen sözlerin

kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek 21/7/2010 tarihinde

Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde ilgililer aleyhine manevi tazminat davası

açmıştır.

11. İlk Derece Mahkemesi, 7/12/2010 tarihli kararında,

başvuru konusu yazının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olduğunu

belirterek davanın kısmen kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın davalılar

tarafından başvurucuya ödenmesine, aynı yargılama kapsamında dava konusu edilen

diğer makale ile ilgili manevi tazminat isteminin reddine karar vererek davanın

kısmen kabul, kısmen reddine hükmetmiştir.

12. Kararın başvurucu ve davalılar tarafından temyizi üzerine

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 9/4/2012 tarihli ilamıyla “Arsızlık mı, yüzsüzlük mü?” başlıklı

makalede hukuka aykırılık unsurunun bulunmadığı gerekçesiyle davalıların manevi

tazminat ile sorumlu tutulmalarının usul ve yasaya uygun olmadığından kararın

bozulmasına hükmetmiştir. Bu karar üzerine başvurucu tarafından yapılan

düzeltme istemi, Yargıtay aynı Dairesince 19/12/2012 tarihli ilamla

reddedilmiştir.

13. Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda yerel mahkeme,

18/4/2013 tarihli bozmaya uymuş ve davanın reddine karar vermiştir. İlk Derece

Mahkemesinin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Dava konusu köşe yazılarının içeriği bir

bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı tarafından HSYK görüşmeleri sırasında

sunulduğu iddia edilen kararnamenin ve öncesinde yaşanan bir takım gelişmelerin

yazı konusu yapıldığı, kararname, kararnamede Adalet Bakanlığı tarafından

hazırlanan taslak dışında, özel yetkili Hakim ve Savcıların görev yerlerinin

değiştirilmesi isteminin değişik yorumlar katılarak eleştirildiği, davacının

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulundaki önemli ve kritik görevi nedeniyle

eleştiri niteliğindeki bu yazıya katlanması gerektiği, yazıya ilişkin anlatım

ve okuyucunun ilgisini çekmeye yönelik "arsızlık mı, yüzsüzlük mü?

şeklindeki başlıklı yazı içeriği karşılaştırıldığında, eleştirilen konu ile

anlatım arasında düşünsel bağlılık unsurlarının korunduğu, davacıya

"arsız" şeklinde herhangi bir nitelendirmenin yapılmadığı bu haliyle

yazıda hukuka aykırılık unsurunun bulunmadığı anlaşıldığı ve kabul edildiğinden

davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hükmün tesisi uygun

görülmüştür.”

14. Davanın reddi yönündeki kararın başvurucu tarafından

temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 27/3/2014 tarihli ilamla kararı

onamıştır. Onama kararına karşı karar düzeltme yoluna gidilmemiş olup onama

kararı, 2/5/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu, 2/6/20214 tarihinde, Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun

49. maddesinin şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına

zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar

verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir

fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı

gidermekle yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 21/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 2/6/2014 tarihli ve 2014/8334 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu,

i. İlk

Derece Mahkemesine açmış olduğu davada şikâyet ettiği iki köşe yazısı ve bir

haberden yalnızca “Arsızlık mı, yüzsüzlük

mü?” başlıklı yazı hakkında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunmuştur. Davaya konu yazıda ismi verilmeden kendisinin, görevini kötüye

kullanan, yasa dışı işler yapan, derin devlet görevlisi, sanıkları koruyan,

onları soruşturan ve yargılayan, Cumhuriyet savcısı ve hâkimlerin görevden

alınması için çaba harcayan, taraflı derin ve kirli ilişkiler içerisinde

bulunan bir kişi olarak gösterildiğini,

ii. Makalede,

“Arsızlık mı, yüzsüzlük mü?” başlığı

ile ve devamında “En vahim iddialar bile

pişkinlikle savuşturulabilir mesela…. Halbuki çizilen imaj, sadece kendilerinin

pişkinliğini tescillemiyor… Sen

tut, son anda cebinden 'korsan kararname' çıkar ve devletin bakanına dikte

ettirmeye çalış… Şimdi kamuoyu merak ediyor savcı ve hakimleri sürgün etmek

için kolları sıvayan ekipten başka birileri de benzer irtibatlar içinde mi?..

Bazı üyeler astığı astık kestiği kestik bir imaj çizerken içleri sızlamıyor mu

yargı mensuplarının?” cümleleriyle davalının kendisine “arsız, yüzsüz, pişkin ve korsan” diyerek

hakaret ettiğini,

iii. Makalede

ismi kullanılmasa bile Zaman Gazetesinde yayınlanan haber ve yazılar ile

davalının önceki yazıları bir bütün olarak değerlendirildiğinde makalede

bahsedilen kişinin kendisi olduğunun açık olduğunu,

iv. Söz

konusu yazıda, ifade özgürlüğünün ve eleştiri yapma hakkının sınırlarının

aşıldığını, kullanılan ifadelerin şeref ve haysiyetine saldırı niteliğinde

olduğunu, derece mahkemelerinin davalının haber ve yorum yapma özgürlüğü ile

kendisinin itibarının korunması arasındaki dengeyi sağlayamadığını ileri

sürmüş, Anayasa’nın 13., 17., 25., 26., 28., 36., 40. ve 90. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama ve 15.000,00 TL

manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Başvurucu tahkir içeren sözler nedeniyle de şeref ve

itibarın korunması hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasanın 13., 17.,

25., 26., 28., 36., 40. ve 90. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ise

de başvurucunun şikâyet ettiği koşullar ve şikâyetlerini dile getirme biçimi

dikkate alınarak bu şikâyetlerin Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında incelenmesi

uygun görülmüştür.

20. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, Anayasa Mahkemesinin

görevinin, başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesinde korunan itibarının korunması

hakkı ile Anayasa’nın 26. maddesinde korunan ifade özgürlüğü arasında adil bir

denge kurulup kurulmadığını tespit etmek olduğu belirtilmiştir. Bakanlık

yazısında, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları

hatırlatılmıştır. Bakanlık görüşüne karşı başvurucu, başvuru dilekçesindeki

görüşlerini tekrar etmiştir.

21. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler

ilk olarak İlhan Cihaner

kararında (İlhan Cihaner, B.No:

2013/5574, 30/6/2014, §§ 42-74) ortaya konulmuştur. Daha sonra aynı ilkeler

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından benimsenmiş (bkz. Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §§ 35-66; Nihat Özdemir, B.No:

2013/1997, 8/4/2015 [GK], §§ 29-61) ve Bölümler önlerine gelen şikayetlerde

sözü geçen ilkeleri uygulamışlardır (Ali

Suat Ertosun, B.No: 2013/1047, 15/4/2015,

§§ 21-52; Ali Suat Ertosun (2), B.No: 2013/1640, 15/4/2015, §§ 19-50).

22. Başvuruya konu sözler ve iddialar (§ 9) nedeniyle

başvurucunun kişisel itibarının korunması hakkına müdahale edildiği kabul

edilmelidir. Bu sebeple mevcut davada başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını isteme

hakkı ile ulusal günlük gazetenin ve şikâyet konusu makalenin yazarı

gazetecinin Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğü ve

bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına

alınan ifade özgürlüğü arasında bir denge kurulması gerekmektedir.

23. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17.

maddesinde yer alan “manevi varlık”

kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan

kişisel şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin

saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Abdullah

Doğtaş, B.No:

2013/1123, 2/10/2013, § 33). Şeref ve itibarı etkileyen sözel saldırılar veya

basın ve yayın yolu ile yapılan yayınlara karşı bireyin korunmaması halinde

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 36; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 42). Anayasa Mahkemesi,

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının olaya uygulanabilmesi için

kişinin itibarına yapılan saldırının kişinin itibarına saygı gösterilmesini

isteme hakkından başvurucunun kişisel olarak yararlanmasına zarar verecek

şekilde yapılmış olup olmadığını olayın şartlarına göre değerlendirir (bkz. Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 39; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 45, 56).

24. Öte yandan ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini

oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 26. maddesinin

ikinci fıkrası saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum

tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve

fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bilgi ve

düşünceler için de geçerli olduğu yinelenmelidir. İfade özgürlüğü, yokluğu

halinde “demokratik bir toplum”dan söz edemeyeceğimiz

çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir ve bazı istisnalara

tabi ise de, bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının

ikna edici olması gerekir (bkz. Abdullah

Öcalan, B.No: 2013/409, 25/6/2014 [GK], §

95; Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 48; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 55; başka kararlar yanında

bkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, §

49).

25. Mevcut olaydaki gibi başvurularda başvurunun sonucu,

prensip olarak, başvurunun ihtilaflı makale ve sözlerin sahibi tarafından

Anayasa’nın 26. maddesine dayanılarak yapılmış olması ile bu makaleye veya

sözlere konu olan kişi tarafından Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasına

dayanılarak yapılmış olmasına göre değişmez. Aksi halde Anayasa’nın anılan

maddelerinde korunan hakların dengelenmesinde, benzer olaylarda çelişkili

sonuçlar ortaya çıkabilir. Yargı mercilerinin bu iki maddede düzenlenen haklar

arasında Anayasa Mahkemesi içtihadında ortaya konulan kriterlere uygun bir

şekilde bir denge kurmaları gerekir.

26. Basın özgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında bir

denge kurulmasıyla ilgili olarak mevcut olaya uygulanabilecek olan kriterler şu

şekilde sayılabilir: Genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlanıp

sağlanmadığı, hedef alınan kişinin konumu (siyasetçi, kamu görevlisi veya

sıradan birey olup olmaması ve ünlülük derecesi gibi), haber veya makalenin

konusu, ilgili kişinin önceki davranışları, yayımın içeriği, şekli ve sonuçları

ile haber veya makalenin yayımlanma şartları (bkz. İlhan Cihaner, B.No:

2013/5574, 30/6/2014, § 66-73; Kadir Sağdıç,

B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §§ 58-66; Nihat Özdemir, B.No:

2013/1997, 8/4/2015 [GK], §§ 54-61; Ali Suat

Ertosun, B.No: 2013/1047, 15/4/2015, §§

44-52; Ali Suat Ertosun (2), B.No: 2013/1640, 15/4/2015, §§ 42-50).

27. Başvurucu, HSYK üyesi olduğu dönemde Ergenekon ve

Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Silahlı Terör Örgütlerinin şüpheli ve

sanıklarını koruyan, onları soruşturan ve yargılayan Cumhuriyet savcısı ve

hâkimlerin görevden alınması için çaba harcayan bir kişi olarak gösterildiğini

iddia etmektedir. Başvurucu, söz konusu yazıda geçen, “arsız”, “yüzsüz”, “pişkin” ve “korsan” kelimelerinin kendisi

kastedilerek söylendiğini ileri sürmektedir. Buna karşın İlk Derece Mahkemesi,

başvurucunun olayların gerçekleştiği tarihlerde HSYK üyesi olduğunu, HSYK

toplantıları sırasında kararnamenin hazırlanması hususunda üyeler arasında bir

kriz yaşandığını, söz konusu krizin HSYK başkanının açıklamaları ile basın ve

yayın organlarında yer aldığını tespit etmiştir. İlk Derece Mahkemesine göre

davalı, başvurucunun kararname hazırlanması sırasındaki tutumunu

eleştirmektedir ve başvurucu önemli ve kritik bir görevde bulunması nedeniyle

eleştirilere daha fazla tahammül etmelidir. Öte yandan Mahkemeye göre

başvurucunun tahkir içerdiğini söylediği sözlerle başvurucuyu hedef almamıştır.

Mahkemeye göre söz konusu makale, basın özgürlüğü sınırlarını aşmayan eleştirel

nitelikte bir yazıdır.

28. Davalı, başvuruya konu makalede kararname krizinden önceki

bazı olayları sıralamakta ve daha sonra makalenin şikâyete konu kısmında HSYK’da yaşanan kararname krizini eleştirmektedir. Davalıya

göre HSYK krizinin yaşanmasının nedeni bazı üyelerin Ergenekon davalarına bakan

hâkim ve savcıların görevden alınmaları için çaba göstermeleridir. Olayların

geçtiği tarihte başvurucunun bir Ergenekon sanığı ile birlikte çekilmiş ve

basın yayın organlarında geniş bir şekilde yer bulmuş bir fotoğrafını

hatırlatan davalı, hâkim ve savcıların görevden alınmaya çalışılmasının “Ergenekon zanlılarıyla” HSYK üyeleri

arasında irtibat olup olmadığı şüphesini doğurduğunu ileri sürmektedir. İlk

Derece Mahkemesi, davalının sözlerinin hedefinin başvurucu olmadığını kabul

etmiştir. Davalının sert sözleri doğrudan başvurucuya yönelttiği de yeterince

açık değildir. Somut davada İlk Derece

Mahkemesi, davalının kullandığı sert sözlere onun verdiği anlamın ötesinde

anlam yüklemeyi reddetmiştir.

29. Başvurucu, davalının sözlerinin şahsiyet haklarına

yönelik bir saldırı olduğunu ileri sürmektedir. Buna karşın davalı, söz konusu

makaledeki bilgilerin gerçek ve güncel olduğunu ve hukuka aykırı bir yönünün de

bulunmadığını ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi de başvurucunun talebini,

söz konusu haberin bir bütün olarak görünür gerçeğe uygun olduğu ve özle biçim

arasındaki dengenin bozulmadığı gerekçesi ile reddetmiştir.

30. İlk olarak, davalının başvuruya konu gazete yazısında

dile getirdiği düşüncelerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya katkı

sunup sunmadığı ve içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçip

geçmediği sorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda, bir haber veya yazının

kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veya

makalenin yayımlanmasına o kadar çok katlanması gerekir. Aksine, yazının

bilgilendirme değeri ne kadar düşükse kişinin korunan çıkarına da o kadar çok

üstünlük tanınması gerekir (İlhan Cihaner, B.No:

2013/5574, 30/6/2014, § 74). Basının genel yarar nitelikli bütün sorunlarla

ilgili olarak bilgi ve fikir yayma fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve fikirleri

alma hakkının eklendiği hatırlanmalıdır.

31. Şikâyet konusu gazete makalesinin yayımlandığı dönem,

ülkede sivil hükümete karşı darbe hazırlığı yapıldığına ilişkin iddialar

üzerine başlatılan ve “Ergenekon

soruşturmaları” adı verilen bir dizi soruşturmanın devam ettiği ve

söz konusu davaları yürüten hâkim ve savcıları da etkileyecek bir kararname

hazırlığının yapıldığı bir dönemdir. Başvurucu ise makalenin yayınlandığı

tarihte HSYK üyesidir. O dönemde basın ve yayın organlarında, başvurucunun

Ergenekon davalarına bakmakta olan hâkim ve savcıların görevden alınmasına

ilişkin talepleri olduğu, Ergenekon davası sanıklarından bazıları ile görüştüğü

yönünde pek çok haber yayımlanmaktadır.

32. Davalı, bir bütün olarak başvurucunun, Ergenekon

soruşturmaları ve davalarını etkileyecek kararname hazırlıkları sırasındaki

tutumunu oldukça sert bir biçimde eleştirmiştir. Bu bakımdan söz konusu

makalede sarf edilen sözlerin, genel yarar nitelikli bir tartışmaya katkı

sundukları kabul edilmelidir.

33. Adalet sisteminin düzgün işlemesi için görev yapan kamu

görevlileri olan hâkim ve savcılarla yüksek mahkeme üyeleri de diğer kamu

görevlileri gibi kamunun güvenine sahip olmalıdırlar (benzer bir karar için

bkz. Saday/Türkiye, B. No: 32458/96, 30/3/2006, §

33). Bu sebeple adalet sisteminde görev alan hâkimler ve savcılarla birlikte

diğer yargı çalışanlarını asılsız suçlamalardan korumak devletin

görevlerindendir. Demokratik bir toplumda, bireylere, yargı sistemi ve ona

dâhil olan kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı

tanınmış olmakla birlikte bu eleştirilerin kişilerin şeref ve itibarlarının

korunmasını isteme haklarını ihlal eder boyuta ulaşmaması gerekir (benzer

değerlendirmeler için bkz. İlhan Cihaner, B.No:

2013/5574, 30/6/2014, § 85).

34. Buna karşılık başvurucu, makalede sözü edilen Ergenekon

soruşturmalarına ve davalarına bakan hâkim ve savcıların görevden alınmasına

ilişkin iddiaların dile getirildiği dönemde HSYK üyesidir ve HSYK’ya Yargıtay üyelerince seçilmiştir. Ayrıca HSYK’nın yönetsel bir kurul olduğu göz önünde

bulundurulmalıdır. Başvurucunun olayların geçtiği zaman diliminde ve halen

Türkiye kamuoyunda oldukça tanınan bir yüksek bürokrat olduğu ve itiraz

götürmeyen tanınmışlık derecesi dikkate alındığında, onun az bilinen bir kişi

olduğu iddia edilemez. Dolayısıyla başvurucu Türk yargı sistemi için son derece

önemli olan ve gazete makalesinin yayınlandığı sırada bulunduğu HSYK üyeliği

görevi nedeniyle ve daha önce yaptığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü

nedeniyle eleştirilere sıradan kişilere göre daha fazla katlanmalıdır.

35. Diğer yandan başvurucu, söz konusu gazete makalesi

nedeniyle kişisel kariyerinin ve mesleğinin önemli ölçüde etkilenmediği göz

önünde tutulmalıdır. Nitekim başvurucu, gazete makalesinin yayınlandığı dönemde

HSYK üyeliğini devam ettirmiştir ve halen Yargıtay üyesi olarak kariyerine

devam etmektedir.

36. Son olarak başvuruya konu sözlerde abartıya kaçılmadığı

da söylenemez. Ne var ki basın özgürlüğünün kapsamının, demokrasi ile yakın

ilişkisinin doğal sonucu olarak, bir dereceye kadar abartıya ve hatta

kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir

(Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §

76; Radio France ve Diğerleri/Fransa, B. No: 53984/00, 30/3/2004, §

37).

37. Anayasa Mahkemesi veya derece mahkemeleri, gazetecilik

mesleğinin nasıl yapılması gerektiğini ve gazetecilerin haber verme tekniğini

belirleyemezler. Zira bir düşüncenin en iyi hangi üslup ve biçimle

aktarılacağına ancak bizzat düşünceyi dile getirenler karar verebilir. Bu bağlamda

Anayasa’nın 26. maddesinin sadece ifade edilen haber ve fikirlerin içeriğini

değil, fakat aynı zamanda bunların nakledilme biçimlerini de koruduğu hatırda

tutulmalıdır (bkz. Ali Suat Ertosun,

B.No: 2013/1047, 15/4/2015,

§ 66; Oberschlick/Avusturya, B. No: 11662/85, 23/5/1991, §

57).

38. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davalının basın

özgürlüğü ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının

korunması hakları arasında bir denge kurma işlemi yapmıştır. İlk Derece

Mahkemesi, söz konusu yazının genel çıkarı ilgilendiren bir tartışmaya katkı

sunup sunmadığı sorusuna özel bir önem vermiş, ayrıca haberin yapıldığı şartlar

üzerine de eğilmiştir. İlk Derece Mahkemesi davaya konu yazıda geçen olayların

gerçekliği meselesine eğilmiş ve yayınların yapıldığı tarihte meydana gelen

olaylarla yayınların içeriği arasındaki öz-biçim ilişkisinin bozulmadığına ve

başvuruya konu sözlerde geçen olayların “gerçekliğe

uygun” olduğuna karar vermiştir.

39. Bu şartlarda, yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı ve

yargı mercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir payları

da dikkate alındığında, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan pozitif

yükümlülüklere uyulduğu, derece mahkemelerince tarafların haklarının

değerlendirilmesinde açık bir dengesizlik saptanmadığı ve bu kapsamda bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

Başvurunun, “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 21/5/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Yunus HEPER

Başvurucu

:

Ali Suat

ERTOSUN

Vekili : Av. Rabiya BALKANLI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/8334, 21 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Necipoğlu
  12. Ertosun
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/8334
Tarih
21 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Hakan Eren Başvurusu (B. No: 2013/8508)
  • Mustafa Coşğun Başvurusu (B. No: 2013/7873)
  • Esra Nur Özbey Başvurusu (B. No: 2013/7443)
  • Faris Arslan Başvurusu (B. No: 2014/1026)
  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/8055)
  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/8056)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.