İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Arif Güven Başvurusu (B. No: 2014/13966)

30022

Başvuru No2014/13966Tarih15 Şubat 2017Okuma32 dk · 6.416 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Arif Güven Başvurusu

Karar tarihi
15 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/13966
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.416 kelime·32 dk okuma·22 bölüm

R. G Tarih ve Sayı: 29/3/2017 -

30022

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yurt dışında satın alınan ve kaçakçılık suçundan

yürütülen bir ceza soruşturmasında el konularak müzeye emanet edilen tarihi

eser niteliğindeki mozaik tabloların, başvurucu hakkında açılan ceza

davalarında müsadere kararı verilmemesine rağmen müzede tutulmaya devam edilmesi

üzerine bu tabloların iade edilmesi veya ikramiye ödenmesi talebiyle başvurulan

idari ve yargısal süreçlerden bir sonuç alınamaması nedeniyle mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 22/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından görüş bildirilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu uzun yıllardır Kuveyt'te işçi olarak çalışmakta

iken satın aldığını belirttiği Geç Roma dönemine ait dört adet mozaik tabloyu

17/8/2000 tarihinde yurda sokmaya çalışmış ancak bu tablolar gümrük ambarına

alınmıştır. Bu defa söz konusu tablolar 13/10/2000 tarihinde Almanya'ya

gönderilmiş, sonrasında A.Y. isimli bir şahıs tarafından bu tablolar yeniden

yurda sokulmuş, bu tarihi eserlere kolluk görevlilerince 21/11/2000 tarihinde A.Y.'ye ait olan ve İstanbul ili Şişli ilçesinde bulunan

bir depoda el konulmuştur.

8. Tarihi eser niteliğindeki mozaik tablolar 29/11/2000

tarihinde İstanbul Arkeoloji Müzesinde koruma altına alınmıştır. İstanbul

Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü uzmanlarınca düzenlenen 30/11/2000 tarihli raporda;

ele geçirilerek müzeye getirilen dört adet mozaiğin orijinal yerlerinden beze

yapıştırılarak alınmış olduğu, doğu Akdeniz atölyeleri işçiliğini gösterdiği,

parçaların 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını

Koruma Kanunu kapsamında tasnif ve tescile tabi müzelik değerde olduğu

belirtilmiştir.

1. Bakırköy 1. Ağır Ceza

Mahkemesinde Görülen Ceza Davası Süreci

9. Başvurucu ve bu olayla ilgili görülen diğer on sanık hakkında

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 11/12/2000 tarihli iddianamesi ile

"toplu ithal kaçakçılığı" suçundan, mülga 7/1/1932 tarihli ve 1918

sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun'un 27. maddesinin ikinci ve

üçüncü fıkraları, 33. maddesinin üçüncü fıkrası ile mülga 1/3/1926 tarihli ve

765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31. ve 33. maddeleri uyarınca

cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.

10. Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/3/2007 tarihli ve

E.2000/794, K.2007/81 sayılı kararı ile sanıkların ayrı ayrı beraatlerine ve suça konu eserlerin müsaderesine

hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"... Sanıklardan Arif Güven'in uzun

yıllar işçi olarak çalıştığı Kuveyt'te daha önceden tanıdığı ... isimli

şahıstan 80.000 ABD doları karşılığında geç Roma dönemine ait 4 adet mozaik

tabloyu yurda yasal yollardan sokmaya çalıştığı, gümrüğe mozaik vitrai olarak beyan edilen 4 adet tahta sandık içindeki

tabloların gümrük ambarına alındığı, bu malların ithalinin gerçekleşmediğine

kanaat getiren sanık Arif Güven'in bu malların yurda sokulması konusunda

araştırma yaptığı, .... sanık R.G.'nin çalışmaları

sonucu resmi yoldan 13/10/2000 tarihinde mozaik tabloların Almanya'ya yurt dışı

edildiği, bu tabloların firari sanık A.Y. tarafından yurt dışından yasal

olmayan yollardan ülkemize sokulduğu, yapılan bir operasyonda bu tarihi

eserlerin sanık A.Y.'ye ait Şişli'deki bir depoda ele

geçtiği, bu suretle tüm sanıkların iradi ve fiili işbirliği içinde toplu ithal

kaçakçılığı suçunu işledikleri [iddia edilmiştir]...

...

Suça konu eşyalar üzerinde 7/4/2003 tarihinde

keşif icra edilmiş, keşif esnasında bulunan bilirkişiler .... havale tarihli

raporlarında: Davaya konu eserlerin 2863 ve değişik 3386 sayılı Kültür ve

Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında tescil ve tasnife tabi konservasyonu yapılarak, müzede korunması gerekli eski eser

olduklarını, bu tür eserlerin yabancı bir ülkeden Türkiye'ye getirilmesi

sırasında müzenin bilgilendirilmesi gerektiğini, piyasa ve CIF değerleri

konusunda fikir beyan etmenin yetkileri dışında olduğunu, benzer eserlerin

yasal yoldan müzeye teslim ve hibe edilmesi durumunda müzede bir komisyon

kurularak ikramiye niteliğinde ödenmek üzere değer biçildiğini ifade

etmişlerdir.

Suça konu eserlerin suç tarihi itibarıyla

'CIF' değerlerinin tespiti için yeniden suça konu eşyalar üzerinde keşif icra

edilmiş, keşif esnasında bulunan bilirkişiler ... 1/2/2005 havale tarihli

raporlarında: Suça konu eserlerin müzelik değerde mozaik eserler olup 2863

sayılı Kanun'un kapsamına girdiğini, Kanun'un 23. maddesinin birinci fıkrasının

(a) bendi ve 25. maddesinde belirtilen tüm özelliklere sahip bulunduğunu,

tescil ve tasnife tabi olup onarımları yapılarak müzede korunması gerekli eski

eserlerden olduklarını, Türkiye'ye getirilmesi sırasında da müzenin haberdar

edilip gerekli kurumlardan izin alınması zorunlu eserlerden olduğunu

belirtmişler, ancak 'CIF' değerlerini belirtmemişlerdir.

Mahkememizce

tescil ve tasnife tabi kültür ve tabiat varlığı niteliğindeki dava konusu

eşyaların ithali ile ilgili gümrük mevzuatının ne olduğu, yasak olup olmadığı,

ithalinin herhangi bir gümrük vergisine tabi olup olmadığı hususlarında

İstanbul Gümrükler Başmüdürlüğüne müzekkere yazılmış, cevabi müzekkereden, söz

konusu eşyaların ithalinin serbest ve ithalde Kültür Bakanlığı izin yazısının

arandığı, gümrük vergisinden muaf olduğu anlaşılmıştır.

...

İddia, savunma, bilirkişi raporları, İstanbul

Gümrükler Başmüdürlüğünün cevabi müzekkeresi ve tam dosya kapsamı karşısında;

her ne kadar sanıklar hakkında toplu gümrük kaçakçılığı suçundan

cezalandırılmaları talebi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de,

sanıkların eyleminin 2863 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebileceği,

sanıklar hakkında bu suç ile ilgili olarak evrakın tefrik edilerek Şişli 7.

Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/160 esas sayılı dosyasında davanın görüldüğü,

mahkemece 7/4/2006 tarihinde sanıkların '2863 sayılı Kanun'a Muhalefet'

suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği,

sanıkların toplu gümrük kaçakçılığı suçunu işlediklerine dair savunmalarının

aksini gösterir, cezalandırılmalarına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin

ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla, müsnet

suçtan ayrı ayrı beraatleri yolunda aşağıdaki hüküm

kurulmuştur."

11. Karar temyiz edilmiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 26/5/2008

tarihli ve E.2008/4811, K.2008/14241 sayılı ilamıyla, zamanaşımı nedeniyle

hükmün bozulmasına ve kamu davasının ortadan kaldırılmasına, 2863 sayılı Kanun

kapsamında olduğu belirlenen dava konusu tescil ve tasnife tabi tarihi eser

niteliğindeki eşyanın ise müzeye verilmesine karar verilmiştir. İlamın

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Suç tarihi olan 22.11.2000 günü

itibariyle temyiz inceleme gününde sanıklar yararına hükümler taşıyan 765

sayılı TCK'nın 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresi tahakkuk

ettiği cihetle müdahil idare vekili ve sanık Arif Güven müdafiinin

temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bozulmasına,

sanıklar hakkındaki kamu davasının anılan maddeler uyarınca zamanaşımı

nedeniyle ortadan kaldırılmasına, 2863 sayılı Yasa kapsamında olduğu belirlenen

dava konusu tescil ve tasnife tabi tarihi eser niteliğindeki eşyaların, müzeye

verilmesine, ... karar verildi."

2. Şişli 7. Asliye Ceza

Mahkemesinde Görülen Dava Süreci

12. Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2000/794 sayılı

dosyasında başvurucunun da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında "2863

sayılı Kanun'a Muhalefet" suçundan dosya tefrik edilerek Şişli 7. Asliye

Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemenin 7/4/2006 tarihli ve E.2001/163, K.2006/241

sayılı kararı ile sanıkların atılı suçu işlediklerinin sabit olmadığı

gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlerine hükmedilmiştir.

13. Katılan sıfatıyla İstanbul Muhakemat

Müdürlüğünce karar temyiz edilmiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 29/6/2009

tarihli ve E.2008/3788, K.2009/7764 sayılı ilamıyla; "Suçtan doğrudan doğruya zarar gören Kültür Bakanlığı adına Hazine

vekilinin katılma isteğinde bulunması ve müdahilliğine karar verilmesi

gerektiği gözetilmeden, doğrudan zarar görmeyen Maliye Bakanlığının

müdahilliğine karar verilmesi hukuken geçersiz olup hükmü temyiz hakkı

vermeyeceğinden Hazine vekilinin vaki temyiz isteminin ..... reddine"

karar verilmiştir.

3. Ankara 8. İdare

Mahkemesinde Görülen Tam Yargı Davası Süreci

14. Başvurucu, Kuveyt'ten satın alarak Türkiye'ye sokmaya

çalıştığı mozaik tablolara 21/11/2000 tarihinde el konularak 29/11/2000

tarihinde İstanbul Müze Müdürlüğüne emanet edildiğini ancak satın aldığı

tabloların yurda sokulmasının suç olmadığını ve müsadere kararı da verilmeyen

özel mülke konu tablolara bedelsiz el konulduğunu belirterek kurulacak bir

komisyon tarafından uluslararası rayici hesap edilerek bu hesap üzerinden

ikramiye ödenmesi veya eserlerin tarafına iade edilmesi istemiyle Kültür ve

Turizm Bakanlığına (İdare) başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun bu talebi

İdarece 19/3/2009 tarihinde reddedilmiştir.

15. Başvurucu bu defa İdare aleyhine 20/5/2009 tarihinde anılan

işlemin iptali istemiyle Ankara 8. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme

16/12/2010 tarihli ve E.2009/668, K.2010/2330 sayılı kararı ile davanın reddine

karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"... söz konusu mozaik tabloların

kurulacak bir komisyon tarafından uluslararası rayicinin hesap edilerek bu

hesap üzerinden kendisine ikramiye ödenmesi veya eserlerin kendisine iade

edilmesi için başvurduğu, başvurusunun reddi üzerine bu işlemin iptali

istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Olayda, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinde

görülen davada, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen

raporda; dava konusu döşeme mozaiği panoların (dört adet) in situ olarak bulunduğu yerden kaçak kazı yapılarak sökülmüş

olduğu, mozaik panoların hem üzerindeki mitolojik tasvirler hem de işçilik

özellikleriyle Akdenizin doğu ülkelerinde hakim olan

Geç Roma dönemi mozaik sanatının konu ve üslup özelliklerini taşıdığı, sanat

tarihi açısından önem taşıyan müzelik değerde olan bu mozaik eserlerin tescile

ve tasnife tabi olduğu, onarımlarının yapılarak müzede korunması gerektiği

belirtilmiştir.

Buna göre, yukarıda metni yer alan

yönetmeliğin amacının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan taşınır

kültür ve tabiat varlıklarını bulanlara, varlığını haber verenlere ve bunları

yakalayan kamu görevlilerine Devlet tarafından ikramiye verilmesini düzenlemek

olduğu, taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları için ise ihbar ikramiyesinin

ödenmeyeceği belirtilmiştir.

Bu durumda, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesince

yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda

eserlerin 2863 sayılı Kanun kapsamında tescile ve tasnife tabi müzelik değerde

mozaik eserler olduğu belirtilmesi üzerine korunması gerekli taşınmaz kültür ve

tabiat varlığı olduğu anlaşılmakla, davacının, söz konusu mozaik tabloların

kurulacak bir komisyon tarafından uluslararası rayicinin hesap edilerek bu

hesap üzerinden kendisine ikramiye ödenmesi veya eserlerin kendisine iade

edilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair dava konusu işlemde hukuka

aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır."

16. Temyiz edilen karar, Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 29/05/2013 tarihli ve E.2011/14561,K.2013/4111 sayılı ilamıyla

onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 18/6/2014

tarihli ve E.2013/10178, K.2014/6916 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

17. Nihai karar, başvurucu vekiline 12/8/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 26/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

19. Mülga 1918 sayılı Kanun’un 27. maddesinin ikinci ve üçüncü

fıkraları şöyledir:

"Birinci

fıkradaki hal dışında iki veya daha fazla kimselerin toplu olarak kaçakçılık

yapmaları halinde sekiz seneden oniki seneye kadar

ağır hapis cezasına hükmolunur.

Birinci

ve ikinci fıkralarda hükmolunacak ağır hapis cezasıyla beraber tekel maddeleri

için CIF değeri ile birlikte hususi kanunlarındaki para cezaları veya resim

tutarının, eşya kaçakçılığı için de gümrüklenmiş değerinin dört mislinden ve

yasak eşya ve maddeler için de bunların değerinin altı mislinden aşağı olmamak

üzere ağır para cezasına hükmolunur. Kaçak eşya ve maddeler de müsadere

edilir."

20. 1918 sayılı Kanun’un 33. maddesi şöyledir:

“25,26 ve 27 nci maddelerdeki kaçakçılık

cürümlerine veya teşekküllerine, faillerinin hal ve sıfatlarını bilerek her ne

şekilde olursa olsun yardım edenler hakkında asıl suçluların o maddeler

hükmünce görecekleri cezaların yarısı hükmolunur.

Bu

fiillere iştirak eden memur ise asıl fail gibi ceza görür. (Ek:

12/6/1979-2248/27 md.; Değişik: 26/7/1983-2867/13 md.) Bu Kanunda öngörülen suçlar işlendiği tarihte girişte

tekel kaçağı maddelerin hususi kanunlarında yazılı para cezası veya resmi ile

CIF değeri toplamı, gümrük kaçağı eşyanın gümrüklenmiş değeri, bunların

çıkışında ve yerli tekel mallarında FOB değeri pek fahiş ise mahkeme fiile

mahsus olan cezayı yarısına kadar artırır ve eğer hafif ise yarısına ve eğer

pek hafif ise üçte birine kadar eksiltir.Eğer fail bu

Kanunda yazılı suçlardan dolayı mükerrir ise, cezası

indirilmez.”

21. 2863 sayılı Kanun'un

"Tanımlar ve kısaltmalar" kenar başlıklı 3. maddesi

şöyledir:

"Bu Kanunda geçen tanımlar ve kısaltmalar

şunlardır:

a) Tanımlar:

(1) (Değişik:14/7/2004 – 5226/1 md.)"Kültür varlıkları"; tarih öncesi ve tarihi

devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih

öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel

açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün

taşınır ve taşınmaz varlıklardır.

..."

22. 2863 sayılı Kanun'un

"Devlet malı niteliği" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

"Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait

taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin

mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak

olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet

malı niteliğindedir."

23. 2863 sayılı Kanun'un "Korunması

gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları" kenar başlıklı 6.

maddesi şöyledir:

"Korunması gerekli taşınmaz kültür ve

tabiat varlıkları şunlardır:

a)

Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış

taşınmazlar,

b)

Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür

ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar,

c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür

varlıkları,

d)

Milli tarihimizdeki önlemleri sebebiyle zaman kavramı ve tescil söz konusu

olmaksızın Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda büyük tarihi

olaylara sahne olmuş binalar ve tesbit edilecek

alanlar ile Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kullanılmış evler.

Ancak,

Koruma Kurullarınca mimari, tarihi, estetik, arkeolojik ve diğer önem ve

özellikleri bakımından korunması gerekli bulunmadığı karar altına alınan

taşınmazlar, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı sayılmazlar.

Kaya

mezarlıkları, yazılı, resimli ve kabartmalı kayalar, resimli mağaralar,

höyükler, tümülüsler, ören yerleri, akropol ve nekropoller; kale, hisar, burç, sur, tarihi kışla, tabya ve

isihkamlar ile bunlarda bulunan sabit silahlar;

harabeler, kervansaraylar, han, hamam ve medreseler; kümbet, türbe ve

kitabeler, köprüler, su kemerleri, su yolları, sarnıç ve kuyular; tarihi yol

kalıntıları, mesafe taşları, eski sınırları belirten delikli taşlar, dikili

taşlar; sunaklar, tersaneler, rıhtımlar; tarihi saraylar, köşkler, evler,

yalılar ve konaklar; camiler, mescitler, musallalar, namazgahlar; çeşme ve

sebiller; imarethane, darphane, şifahane, muvakkithane, simkeşhane,

tekke ve zaviyeler; mezarlıklar, hazireler, arastalar, bedestenler, kapalı

çarşılar, sandukalar, siteller, sinagoklar,

bazilikalar, kiliseler, manastırlar; külliyeler, eski anıt ve duvar

kalıntıları; freskler, kabartmalar, mozaikler,

peri bacaları ve benzeri taşınmazlar; taşınmaz kültür varlığı örneklerindendir.

(1)

Tarihi

mağaralar, kaya sığınakları; özellik gösteren ağaç ve ağaç toplulukları ile

benzerleri; taşınmaz tabiat varlığı örneklerindendir."

24. 2863 sayılı Kanun'un "Taşınmaz

kültür varlıklarının nakli" kenar başlıklı 20. maddesi

şöyledir:

"Taşınmaz kültür varlıkları ve

parçalarının, bulundukları yerlerde korunmaları esastır. Ancak, bu taşınmaz

kültür varlıklarının başka bir yere nakli zorunluluğu varsa veya özellikleri

itibariyle nakli gerekli ise, Koruma Bölge Kurullarının uygun görüşü ve gereken

emniyet tedbirleri alınmak suretiyle Kültür ve Turizm Bakanlığınca istenilen

yere nakledilebilir. Kültür varlığının nakli dolayısıyla taşınmazın maliki bir

zarara maruz kalmışsa, Kültür ve Turizm Bakanlığınca oluşturulacak bir

komisyonun tespit edeceği tazminat zarar görene ödenir."

25. 2863 sayılı Kanun'un "Yurt

dışından getirme" kenar başlıklı 33. maddesi şöyledir:

"Yurt dışından kültür varlığı getirmek

serbesttir."

26. 2863 sayılı Kanun'un "Kültür

varlıklarını bulanlara verilecek ikramiye" kenar başlıklı 64.

maddesi şöyledir:

"Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer

üstünde, yer altında ve su altında bulunan taşınır kültür varlıklarını 4 üncü

maddede yazılı makam ve mercilere, aynı maddede yazılı süreler içerisinde haber

verenlere:

a)

Bulunan varlık, bunların mülkü içinde ise bu Kanunun 24 üncü ve 25 inci

maddeleri uygulanır. Ayrıca ikramiye verilmez.

b)

Bulunan varlık başkasının mülkü içinde ise Kültür ve Turizm Bakanlığınca

varlığın değeri dikkate alınarak, takdir olunacak bedelin % 80'i ikramiye

olarak bulan ile mülk sahibi arasında yarı yarıya paylaştırılır.

c)

Kültür varlığı Devlete ait arazide bulunmuş ise, takdir olunacak bedelin % 40'ı

bulana ikramiye olarak verilir.

d)

Nerede bulunursa bulunsun haber verilen kültür varlığı korunması gerekli

nitelikte olmadığı takdirde haber verenlere bu Kanunun 25 inci maddesindeki

işlem uygulanır. Ayrıca ikramiye verilmez.

e)

Nerede olursa olsun yeni bulunup da 4 üncü maddede yazılı süreler içinde haber

verilmediğinden dolayı gizlenmiş sayılan kültür varlıklarını haber verenler

ile, bunları yakalayan kamu görevlilerine, 1905 sayılı "Menkul ve

Gayrimenkul Emval ile Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber verenlere Verilecek İkramiyelere Dair Kanun"da taşınır mallar için gösterilen oranlar

dahilinde tespit edilen bedel ikramiye olarak verilir.

f)

Yukarıdaki fıkralardan herhangi biri uyarınca kültür varlıklarını bulan, haber

veren veya yakalayan kişiler birden fazla ise verilecek ikramiyeler bunlar

arasında eşit olarak paylaştırılır.

g)

Yukarda belirtilen ikramiyelerin tahakkuk ve tediyesine ait işlemler Maliye ve

Kültür ve Turizm bakanlıklarınca birlikte hazırlanacak yönetmelik esaslarına

göre yapılır."

27. 2863 sayılı Kanun'un "Cezalar"

kenar başlıklı 65. maddesi şöyledir:

"Tescil edilen sit alanları ve korunması

gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna

göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına,

tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten

sebebiyet verenler ile koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki

yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla

cezalandırılır.

Bu Kanuna aykırı olarak yıkma veya imar izni

verenler, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para

cezasıyla cezalandırılır.

Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen

fiiller, korunması gerekli kültür ve tabiat varlığını yurt dışına kaçırmak

amacıyla işlenmiş ise verilecek cezalar bir kat artırılır.

Bünyesinde koruma, uygulama ve denetim

büroları kurulan idarelerden 57 nci maddenin yedinci

fıkrası uyarınca izin almaksızın veya izne aykırı olarak tamirat ve tadilat

yapanlar ile izinsiz inşaî ve fiziki müdahale

yapanlar veya yaptıranlar altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası

ile cezalandırılırlar."

28. 2863 sayılı Kanun'un 75. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun kapsamında kalan suçlar

nedeniyle elkonulan taşınır kültür ve tabiat varlıkları müzeye teslim

edilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 15/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu yurt dışından bedelini ödeyerek satın aldığı

mozaik tablolara havaalanı gümrüğünde el konulduğunu ve gümrük kaçakçılığı

suçundan hakkında ceza davası açıldığını ancak yapılan yargılama neticesinde bu

suçtan beraat ettiğini, buna rağmen söz konusu mozaiklerin İdare tarafından

müzede tutulmakta olduğunu, bu mozaiklerin iade edilmesi veya en azından

ikramiye ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde açtığı davadan da bir sonuç

alamadığını belirterek satın aldığı tabloların İdarece bedeli ödenmeden el

konulması nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş; kendisi hakkında adli yardım kararı verilmesi, ihlallerin tespiti

ve 30.000 TL avukatlık ücreti ile 20.000.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

31. Başvurucu, başvuru harcını yatıramayacağını belirterek adli

yardım talebinde bulunmuş ise de başvuru harcını yatırdığının anlaşılması

sebebiyle bu konuda bir karar vermeye gerek görülmemiştir.

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

33. Başvurucu adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri

sürmekte ise de başvurucunun şikâyetlerinin, yurt dışından satın aldığı mozaik

tablolarına el konulması ve bir müsadere kararı bulunmamasına rağmen bu

tabloların iade edilmeyip herhangi bir tazminat da ödenmemesi nedeniyle mülkten

yoksun bırakmaya ilişkin olup bu nedenle başvurucunun bütün şikâyetlerinin

mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

35. Başvurucu Kuveyt'te yaşadığı dönemde satın aldığı mozaik

tablolarına havaalanı gümrüğünde el konulduğunu, hakkında gümrük kaçakçılığı

suçundan ceza davası açıldığını, hatta bir süre bu suç nedeniyle tutuklu

kaldığını ancak bu ceza davasında beraatine

hükmedildiğini, mozaiklerin ise bir müzede tutulmaya devam edildiğini, tarihi

eser olmakla birlikte özel mülkü olan ve faturası bulunan söz konusu eşyanın

yurda sokulmasının suç olmadığını, ceza mahkemelerince verilmiş müsadere kararı

da bulunmadığı hâlde gümrük vergisini ödediği mallarının bedelsiz

devletleştirilerek müzeye alındığını, bu mozaik tabloların iade edilmesi veya

en azından bir ikramiye ödenmesine ilişkin idari ve yargısal süreçlerden de bir

sonuç alamadığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

36. Anayasa'nın

"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

37. Somut olayda çözümlenmesi gereken ilk mesele “mülkiyet

hakkına” yönelik bir müdahale bulunup bulunmadığını belirlemektir. Sonraki

aşamalarda varlığı kabul edilen müdahalenin kanuni dayanağı olup olmadığı,

meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı, müdahalenin amacı ve kullanılan araçlar ile

başvurucuya yüklenen külfetin ölçülü olup olmadığı hususlarının tespit edilmesi

gerekir.

a. Mülkün Varlığı

38. Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak

zorundadır. Bu nedenle öncelikle başvurucunun, Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca

korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı

noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No. 2013/382, 16/4/2013, §

26).

39. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)

ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve varlıkları

koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün

mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa

olsun Anayasa ve Sözleşme'yle korunan mülkiyet

kavramı içinde değildir. Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir

"ekonomik değer" veya icrası mümkün bir "alacağı" elde

etmeye yönelik "meşru bir beklenti" Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir(Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37).

40. Somut olayda başvurucu el konulan mozaik tabloları Kuveyt'te

yaşadığı dönemde satın aldığını beyan etmektedir. Bakırköy Cumhuriyet

Başsavcılığının 11/12/2000 tarihli iddianamesinde de başvurucunun uzun yıllar

işçi olarak çalıştığı Kuveyt'te bu ülke vatandaşı bir şahıstan 80.000 ABD

doları karşılığında dört adet mozaik tabloyu satın aldığı ve bu tabloların

yurda sokulmaya çalışılırken gümrük ambarına alındığı belirtilmektedir.

41. Başvuru konusu olayda yargısal makamların tespitlerine göre

başvurucu uyuşmazlığa konu kültür varlıklarını yurt dışında edinerek yurda

getirmiştir. Başvurucunun karşılığında parasal bir bedel ödediği de dikkate

alındığında bu eski eserlerin "ekonomik bir değer" ifade ettiği ve

dolayısıyla somut olay bakımından başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesi

kapsamında korunması gereken bir menfaatinin mevcut olduğu kanaatine

varılmıştır.

b. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

42. Anayasa’nın 35. maddesi ve Sözleşme’ye

ek (1) No.lu Protokol’ün 1. maddesi benzer düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer

vermiştir. Her iki düzenleme de üç kural ihtiva etmektedir. Sözleşme’nin ilk

cümlesi herkese mülkünden barışçıl yararlanma hakkı verirken Anayasa daha geniş

manada mülkiyet hakkını tanımaktadır. Düzenlemelerin ikinci cümleleri ise kişilerin

hangi koşullarda mülkünden yoksun bırakılabileceğini ya da kişilere ait

mülkiyetin hangi koşullarla sınırlandırılabileceğini hüküm altına almaktadır (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:

2013/1301, 30/12/2014, § 45).

43. Her iki düzenlemenin üçüncü cümleleri ise mülkiyetin

kullanımının kontrolü ya da düzenlenmesine ilişkindir. Anayasa’nın 35.

maddesinin son fıkrası mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı

olamayacağı şeklinde hakkın kullanımına ilişkin genel bir ilkeye yer verirken Sözleşme’ye ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ikinci

fıkrası devletlere mülkiyeti kamu yararı amacıyla düzenleme, vergiler ve diğer

katkılar ile cezaların tahsili konusunda gerekli gördükleri yasaları uygulama

konusundaki haklarını saklı tutarak taraf devletlerin genel yarara uygun olarak

“mülkiyetin kullanımını kontrol” yetkisine sahip olduğunu kabul etmektedir.

Bununla beraber Anayasa’nın birçok maddesi ilgili olduğu hususta devlete

mülkiyetin kullanımının kontrolü ya da mülkiyeti düzenleme yetkisi vermektedir

(Necmiye Çiftçi ve diğerleri, §

46).

44. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) göre ikinci ve

üçüncü kurallar, mülkiyetten barışçıl yararlanma ilkesi şeklinde ifade edilen

birinci kuralın özel görünüm şekilleridir ve bu nedenle genel nitelikli birinci

kuralın ışığı altında anlaşılmaları gerekmektedir (James ve diğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 8793/79,

21/2/1986, § 37).

45. AİHM'in, idari bir işlem veya ceza

yargılaması neticesine bağlı olup olmadığına bakılmaksızın bir yaptırım olarak

mülkiyetin kamuya geçirilmesi sonucuna yol açan müdahalelere ilişkin genel

yaklaşımı; bu yaptırımın, mülkten yoksun bırakmayı içerse dahi Sözleşme'ye ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ikinci

paragrafı kapsamında "mülkiyetin kullanımının kontrolü" olarak

değerlendirilmesi gerektiği yönündedir (Milosavljev/Sırbistan, B. No: 15112/07, 12/6/2012, §

53; Frizen/Rusya, B. No: 58524/00, 24/3/2005, § 31; Veits/Estonya, B. No: 12951/11, 15/1/2015, § 70

ve AGOSI/Birleşik Krallık, B. No:

9118/80, 24/10/1986, § 51).

46. Başvuru konusu olayda, başvurucunun yurt dışında satın

alarak yurda getirdiği mozaik tablolara el konularak tablolar müzeye emanet

edilmiş, başvurucu hakkında kaçakçılık ve 2863 sayılı Kanun'a muhalefet

suçlarından kamu davaları açılmıştır. Kaçakçılık suçundan açılan kamu davasında

Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/3/2007 tarihli kararı ile başvurucunun beraatine ve eserlerin müsadere edilmesine hükmedilmiş

ancak hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 26/5/2008

tarihli ilamıyla zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına ve davaya

konu eski eserlerin müzeye verilmesine karar verilmiştir. 2863 sayılı Kanun'a

muhalefet suçundan açılan kamu davasında ise Şişli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin

7/4/2006 tarihli kararı ile başvurucunun beraatine

karar verilmiş, Hazine vekilinin temyiz istemi ise Yargıtay 7. Ceza Dairesinin

29/6/2009 tarihli ilamıyla reddedilmiştir. Müzeye verilmesine karar verilen söz

konusu mozaik tablolar müzede tutulmaya devam edilmekte olup bu tabloların

iadesi veya ikramiye ödenmesi istemiyle başvurucunun açtığı dava ise Ankara 8.

İdare Mahkemesinin 16/12/2010 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Bu nedenle

başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi belirleyebilmek için ceza

yargılamasında verilen "müzeye verilme" kararının hukuki niteliğinin

ortaya konulması zorunludur.

47. 2863 sayılı Kanun'un 75. maddesinin birinci fıkrasına göre

bu Kanun kapsamında kalan suçlar nedeniyle el konulan taşınır kültür ve tabiat

varlıkları müzeye teslim edilir. Hemen belirtmek gerekir ki taşınmaz kültür ve

tabiat varlıkları yönünden anılan Kanun'da böyle bir hükme yer verilmemiştir.

Danıştay içtihatlarında ceza yargılamasında verilen "müzeye verilme veya

teslim edilme" kararlarının iki ayrı boyutunun olduğu kabul edilmektedir.

Buna göre suça konu olması nedeniyle el konulan eşyanın ceza mahkemesince

korunması gerekli taşınır kültür varlığı niteliği taşıdığından dolayı müzeye

teslimine karar verilmesi hâlinde idari yoldan söz konusu eşyalar hakkında

değerlendirme yapılmasına olanak bulunmadığı kabul edilmiştir (Danıştay Altıncı

Dairesinin 3/11/2008 tarihli ve E.2007/6892, K.2008/7327 sayılı kararı). Diğer

bir deyişle yargı kararı uyarınca suça konu olduğu tespit edilen korunması

gerekli kültür varlıkları hakkında 2863 sayılı Kanun hükümlerine göre

"müzeye alınma işlemi" çerçevesinde idari yoldan ayrıca bir

değerlendirme ve uygulama yapılması mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan ceza

mahkemesince suça konu olduğu tespit edilmeyen eşyaların müzeye teslimine karar

verilmesi durumunda 2863 sayılı Kanun'un 23. ve 25. maddeleri ile Korunması

Gerekli Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tasnifi, Tescili ve Müzeye Alınmaları

Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca işlem yapılmak üzere idari yoldan

"müzeye alınma" işlemi çerçevesinde uygulama yapılması gerekmektedir

(Danıştay Ondördüncü Dairesinin 25/4/2013 tarihli ve

E.2011/13958, K.2013/3192 sayılı kararı). Böyle bir durumda ise 2863 sayılı

Kanun'un 23. ve devamı maddeleri ile anılan Yönetmelik hükümlerine göre müze

idarelerine getirilen varlıkların kültür varlığı olup olmadıklarının tespitinin

yapılarak kültür ve tabiat varlığı olduğuna karar verilenlerin müzeye alınarak

tescillerinin yapılması; kültür varlığı olmayan eserlerin ise ilgililere

iadesine karar verilmesi ve kararın ilgililerine bildirilmesi gerekmektedir.

48. Somut olayda ise başvurucunun yurt dışında satın alarak

yurda getirdiği mozaik tablolara ceza soruşturması kapsamında el konulmuş ve

yapılan ceza yargılaması neticesinde de taşınmaz kültür varlığı olmasına karşın

bu tabloların korunması gerekli eski eser niteliğinde oldukları gerekçesiyle "müzeye

verilmesine" karar verilmiştir. Bu durumda, söz konusu tabloların bu

şekilde müzede tutulmalarının, Anayasa’nın 35. maddesi anlamında mülkiyet

hakkına müdahale oluşturduğu açık olup başvurunun mülkiyetin kullanımının

düzenlenmesine veya kontrolüne ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi

gerekir.

c. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

i. Kanunilik

49. Anayasa ve Sözleşme’de yer alan ve

yukarıda yer verilen üçüncü kurallar devlete, mülkiyetin kullanımı veya

mülkiyetten yararlanma hakkını kontrol etme ve bu konuda düzenleme yetkisi

vermektedir. Mülkiyetten yoksun bırakmaya göre daha geniş takdir yetkisi veren

düzenleme veya kontrol yetkisinin kullanımında da yasallık, meşruluk ve

ölçülülük ilkelerinin gereklerinin karşılanması kural olarak aranmaktadır. Buna

göre mülkiyet hakkının düzenlenmesi veya kontrolü yetkisi de kamu yararı

amacıyla ve kanunla kullanılmalıdır (Orhan

Yüksel [GK], B.No: 2013/604, 10/12/2015,

§§ 57, 58).

50. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin hukuka dayalı olması, iç

hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların

bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş

Bankası A.Ş. [GK], § 44).

51. Somut olayda Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan

yargılama neticesinde başvurucuların beraatine karar

verilmekle birlikte başvuruya konu eşyalar müsadere edilmiştir. Ancak bu

kararın temyizi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 26/5/2008 tarihli

kararıyla davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına ve bu eşyaların

da "korunması gereken kültür varlıklarından" oldukları gerekçesiyle

"müzeye verilmesine" karar verilmiştir. Öte yandan, bu eşyaların

iadesi veya tazminat istemiyle başvurulan idari ve yargısal süreçte Ankara 8.

İdare Mahkemesince, ancak taşınır kültür varlıkları yönünden ikramiye

verilmesinin öngörüldüğü gerekçesiyle başvurucunun talebi reddedilmiştir.

52. Anayasa Mahkemesinin hukuk kurallarının uygulanmasına

yönelik şikâyetleri bakımından görevi, bireysel başvurunun ikincillik doğası

gereği sınırlı olup bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale

teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içeren durumlar dışında derece mahkemelerinin hukuk kurallarını uygulama ve

yorumlama bakımından takdir yetkisine karışamayacağı daha önceki kararlarda da

açıklanmıştır (Ahmet Sağlam, B.

No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42). Somut olayda da müdahalenin niteliğini dikkate

alan Anayasa Mahkemesi, hukukun uygulanmasına dair kamusal makamların yaklaşımının

Anayasa'nın 35. maddesindeki gereklilikleri karşılayıp karşılamadığı konusunda

müdahalenin takip edilen meşru amacı gerçekleştirmede başarılı olup olmadığını

sorgulayarak sonuca varacaktır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Microintelect OOD/Bulgaristan, B. No: 34129/03,

04.03.2014, § 39).

ii. Meşru Amaç

53. Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kamu yararı

amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı, mülkiyet hakkının kamu

yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılması imkânı vermekle, bir

sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının kamu yararı amacı

dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir sınırlama sınırı

oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §

53).

54. Anayasa'nın 63. maddesinde devletin tarih, kültür ve tabiat

varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlama ve bu amaçla destekleyici ve

teşvik edici tedbirleri alma ödevine yer verilmiş ve özel mülkiyet konusu olan

varlık ve değerlere getirilecek sınırlamaların ve bu nedenle hak sahiplerine

yapılacak yardımların ve tanınacak muafiyetlerin kanunla düzenleneceği hüküm

altına alınmıştır(AYM, E.2011/18, K.2012/53, 11/4/2012).

55. Ayrıca ülkemizin de tarafı olduğu 14/11/1970 tarihinde kabul

edilen Kültür Varlıklarının Kanunsuz İthal, İhraç ve Mülkiyet Transferinin

Önlenmesi ve Yasaklanması İçin Alınacak Tedbirlerle İlgili Sözleşme'nin 3.

maddesinde, taraf devletlerce kabul edilmiş mevzuata aykırı olarak yapılan

kültür varlıklarının ithal, ihraç vemülkiyet

transferinin kanunsuz olduğu belirtilmiş ve bu Sözleşme ile taraf devletler

bakımından çeşitli yükümlülükler getirilmiştir. Bu yükümlülükler çerçevesinde

Sözleşme'nin 7. maddesinde, bu Sözleşme'nin ilgili devletler için yürürlüğe girmesinden

sonra çalınıp ithal edilmiş kültür varlıklarıyla ilgili taraf devletin

başvurması üzerine el konulacağı ve bu varlıkları iyi niyetli alıcı sıfatıyla

edinmiş olan sahibine ise hakça bir giderim ödenmesi gerektiği düzenlenmiştir.

56. Dolayısıyla anılan Sözleşme ve Anayasa'nın 63. maddesi

uyarınca kültür varlıklarının korunması ve gerek duyulduğunda müzelere alınıp

korunmasının sağlanması kamu yararına dayalı meşru bir amaç teşkil etmektedir.

iii. Ölçülülük

Genel İlkeler

57. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenilen amaç ile bu amacı

gerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük

ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.

58. Anayasa’nın 35. maddesine göre kişilerin mülkiyet hakları

ancak kanunun öngördüğü usullerle ve kamu yararı gereği sınırlandırılabilir.

Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet

haklarının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin

hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge,

başvurucunun şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi

durumunda bozulmuş olacaktır .

59. Ölçülülük ilkesi “elverişlilik”, “gereklilik” ve

“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,

“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını

yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,

“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

60. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin, bireyin çıkarları ile

kamunun genel yararı arasında bulunması gereken adil dengeyi bozmaması

gerekmektedir. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken mahkeme, bir taraftan

ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer taraftan müdahalenin niteliğini,

başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönünde

tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Lavrechov/Çek Cumhuriyeti, B. No: 57404/08, 20/6/2013, § 44).

61. AİHM'e göre Sözleşme'ye

ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kural olarak usule ilişkin güvenceleri

içermemekle birlikte kişilere, keyfî müdahalelerden korunmak amacıyla mülkiyet

hakkına müdahale teşkil eden bu önlemlerin kanun dışı veya keyfî ya da makul

olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar

önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesini

kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak

yapılmalıdır (AGOSI/Birleşik Krallık,

B. No: 9118/80, 24/1/1986, § 60; Saccocia/Avusturya,

B. No: 69917/01, 18/12/2008,§ 89; Microintelect Ood/Bulgaristan, § 48; Ünsped Paket Servisi/Bulgaristan, B. No: 3503/08, 13/1/2015, §

38).

62. Ayrıca müsaderenin Sözleşme'ye

uygun olabilmesi için kamu makamlarının başvurucunun kusur veya özen

yükümlülüğünün derecesini ya da en azından davranışları ile suç veya kanuna

aykırılık arasındaki ilişkiyi makul bir biçimde değerlendirmesi de zorunludur (AGOSI/Birleşik Krallık, §§ 58-60; Air Canada/Birleşik Krallık,

B. No: 18465/91, 5/5/1995, § 46; Arcuri ve

Diğerleri/İtalya (kk), B. No: 52024/99,

5/7/2001; Riela ve Diğerleri/İtalya (kk),

B. No: 52439/99, 4/9/2001). Yine "iyi niyetli" eşya malikine,

müsadere edilen veya mülkiyeti kamuya geçirilen eşyaları -tehlikeli olmamaları

kaydıyla- geri kazanabilme olanağının tanınması veya iyi niyetli malikin bu

nedenle oluşan zararının tazmin edilmesi gerekmektedir (Bekir Yazıcı [GK], B. No: 2013/3044,

17/12/2015, §§ 31-80).

İlkelerin Olaya Uygulanması

63. Başvuru konusu olayda, yargısal makamların tespitlerine göre

başvurucu ihlal iddiasına konu ettiği dört adet mozaik tabloyu yurt dışından

bir bedel ödeyerek satın almış ve yurda getirmiştir. Başvurucunun mülkiyet

hakkının ihlali iddiasına konu mozaik tabloların Geç Roma döneminden kalma

tarihi eserler oldukları başvuruya konu yargılama süreçlerinde tespit

edilmiştir. 2863 sayılı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrasının birinci

cümlesinde, yurt içinde korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat

varlıklarının yurt dışına çıkarılamayacağı belirtilmiş, 33. maddesinin birinci

fıkrasında ise yurt dışından kültür varlığı getirmenin serbest olduğu hükme

bağlanmıştır.

64. Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/3/2007 tarihli

kararında, başvurucunun da aralarında bulunduğu sanıkların beraatlerine

karar verilmekle birlikte, başvurucunun yurt dışından getirdiği kültür

varlıklarının müsaderesine karar verilmiştir. Mahkeme yargılama sırasında bu

eşyanın ithalinin yasak olup olmadığını İstanbul Gümrükler Başmüdürlüğünden

sormuş, Gümrükler Başmüdürlüğünün cevap yazısında, "bu eşyanın ithalinin

serbest olduğu" ve "gümrük vergisine tabi olmadığı"

bildirilmiştir. Anayasa Mahkemesi başvurucunun, yurt dışından kültür varlığı

getirmenin yasak veya suç olmadığını dile getirdiğini gözlemlemektedir. Ceza

mahkemesi kararı incelendiğinde, eşyanın müsaderesine karar verilirken herhangi

bir kanun maddesine işaret edilmediği gibi müsadere ile ilgili olarak herhangi

bir gerekçeye de dayanılmadığı görülmektedir.

65. Müsadere kararının temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza

Dairesinin 26/5/2008 tarihli ilamıyla zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan

kaldırılmasına, tarihi eserlerin ise "müzeye verilmesine" karar

verilmiştir. Yargıtay ilamında da yalnızca ceza yargılamasında alınan bilirkişi

raporundaki "2863 sayılı Kanun kapsamında olduğu belirlenen tescil ve

tasnife tabi eser" nitelemesine yer verilmiştir. Ancak yurt dışından

getirilen ve Gümrükler Başmüdürlüğünün yazısına göre de ithalinin serbest

olduğu anlaşılan bu eşyanın, 2863 sayılı Kanun'da veya başkaca herhangi bir

kanunda yer alan hangi düzenlemeye ya da gerekçelere göre "müzeye

verilmesi" gerektiğine dair herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir.

Ayrıca ilamda başvurucunun tutum ve davranışları ile varsa bir kanuna aykırılık

arasındaki ilişki bakımından herhangi bir değerlendirmenin de yapılmadığı

görülmektedir.

66. Bu durumda öncelikle başvurucunun yurt dışından kaçak olarak

kültür varlığı getirdiği gerekçesiyle mahkûm edilmediği anlaşılmaktadır. Bunun

aksine Bakırköy 1. Ceza Mahkemesi kararında ve Gümrükler Başmüdürlüğünün

yazısında bu eşyanın ithalinin serbest olduğu yönünde tespitlere yer verildiği

görülmektedir.

67. Öte yandan müzede tutulan eşyanın iadesi veya ikramiye

verilmesi istemiyle başvurucunun açtığı davada Ankara 8. İdare Mahkemesinin

16/12/2010 tarihli kararı ile bu "mozaiklerin" 2863 sayılı Kanun'un

6. maddesinin üçüncü fıkrasına göre "korunması gerekli taşınmaz kültür

varlıkları" niteliğinde oldukları belirtilmiştir. Mahkeme kararında

bunların müzede korunması gereken eski eserlerden olduğu belirtilmiş ancak

mülkiyetinin devlete ait olduğuna ilişkin herhangi bir tespite yer

verilmemiştir. İdare Mahkemesince yalnızca taşınır kültür varlıkları ile ilgili

ikramiye ödenmesi hakkındaki kanuni düzenleme gerekçe gösterilerek davanın

reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bunun dışında, "yurt dışından

getirilen taşınmaz kültür varlıkları yönünden" müzede tutma işleminin

mahiyeti ve bu işlemin kanuni dayanağı ile ilgili olarak bir gerekçe

gösterilmemiştir. Ayrıca kararda ülkemizin de tarafı olduğu Kültür

Varlıklarının Kanunsuz İthal, İhraç ve Mülkiyet Transferinin Önlenmesi ve

Yasaklanması İçin Alınacak Tedbirlerle İlgili Sözleşme'nin 7. maddesindeki

koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmediği de

görülmektedir. Böylece başvurucunun iyi niyetli malik konumunda olup olmadığı

da açıklığa kavuşturulmamıştır.

68. Gerek ceza yargılamasında gerekse de bu eşyanın iadesi ya da

tazminine ilişkin idari süreç ve yargılamada başvurucunun kusur veya özen

yükümlülüğünün derecesi ya da en azından davranışları ile herhangi bir suç veya

kanuna aykırılık arasındaki ilişkinin değerlendirilmediği görülmektedir.

Bununla birlikte böyle bir ilişki mevcut olmasa dahi kamu yararının

gerektirdiği kimi durumlarda el koyma veya müsadere gibi tedbirlerin

uygulanması öngörülebilir (başvurucu mahkûm edilmemekle birlikte karayollarının

güvenliği için aracın müsaderesinin etkin bir tazminat yolunun varlığı

nedeniyle ölçülü görüldüğü karar için bkz. Bekir

Yazıcı, §§ 66-80). Somut olayda da kamu yararı bakımından derece

mahkemelerince kültür varlıklarının müzede tutulması gerektiği kabul

edilmiştir. Anayasa Mahkemesi kültür varlıklarının korunmasına verdiği önemi

önceki kararlarında da açık olarak belirtmiştir (Ahmet Bölge, B. No: 2014/13313, 28/9/2016, §§ 55, 56).

Ayrıca kamu makamlarının kültür varlıklarının korunması için somut olayda

olduğu gibi gerekli tedbirleri almasında geniş bir takdir yetkisi olduğu da

kabul edilmektedir.

69. Nitekim Kültür Varlıklarının Kanunsuz İthal, İhraç ve

Mülkiyet Transferinin Önlenmesi ve Yasaklanması İçin Alınacak Tedbirlerle

İlgili Sözleşme çerçevesinde ve Anayasa'nın 63. maddesi uyarınca yurt dışından

edinilerek yurda getirilen özel mülke konu kültür varlıklarının korunmasını ve

gerek duyulduğunda müzelere alınmasını ve korunmasını sağlama hususu kamu

makamlarının takdirindedir. Ancak yine anılan Sözleşme'nin 3. ve 7. maddeleri,

Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri ile 63. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca

mülkiyet hakkına yapılan bu müdahale ve sınırlamanın, belirlenen meşru amaç

doğrultusunda kanuna dayalı olarak ölçülülük ilkesi ve kamu yararı ile bireyin

hakları arasında olması gereken adil denge de gözetilerek yapılması zorunludur.

Bunun için de öncelikle malike, uygulanan tedbirlere karşı savunma ve

itirazlarını etkin biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması, bunun için de

söz konusu iddia ve savunmaların makul biçimde karşılanması ve ayrıca malikin

iyi niyetli olduğunun tespit edilmesi durumunda zararının tazmini

gerekmektedir. Bu gerekliliklere uyulduğu takdirde mülkiyet hakkına yapılan

müdahale ölçülü olacaktır (başvurucuya diğer unsurlar yanında ayrıca etkin bir

savunma hakkı tanındığı için müdahalenin ölçülü görüldüğü kararlar için bkz. Eyyüp Baran, B. No: 2014/8060, 29/9/2016, §§

75-95; Fatma Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu,

B. No: 2014/5167, 28/9/2016, §§ 74-89. Buna karşılık, aynı koşulun yargılama

sürecinde sağlanmaması nedeniyle müdahalenin ölçüsüz görüldüğü karar için bkz. Mahmut Üçüncü, B. No: 2014/1017,

13/7/2016, §§ 79-102).

70. Başvurucu temel olarak yurt dışından kültür varlığı

getirmenin serbest olduğu yönündeki kanuni düzenlemeye dayanmaktadır. Başvurucu

ayrıca bunları iyi niyetle elde ettiğini ve yurda soktuğunu belirterek eşyanın

iade edilmesi veya zararının tazmin edilmesi gerektiğini savunmuştur. Buna

karşın somut olayda söz konusu eşyaların müzede tutulması ile ilgili olarak

uygulanan sürecin bütününe bakıldığında başvurucunun belirtilen iddia ve

savunmalarının yeterli ve makul bir biçimde karşılanmadığı anlaşılmaktadır.

71. Sonuç olarak; kamu makamlarının, kültür varlıklarının

korunmasında geniş bir takdir yetkisi olduğu kabul edilmekle birlikte,

başvurucunun kanuna göre yurt dışında edindiği kültür varlıklarını getirmesinin

serbest olmasından dolayı iyi niyetli malik olduğu gerekçesiyle eşyaların

iadesi veya zararının tazmin edilmesi gerektiği yönündeki iddiaları, idari ve

yargısal süreçler boyunca yeterli ve makul bir biçimde karşılanmadığına göre

başvurucuya mülkiyet hakkı kapsamında etkin bir itiraz hakkının tanınmadığı

değerlendirilmiştir. Bu nedenle, yapılan müdahalenin kamu yararı ile

başvurucunun mülkiyet hakkı arasındaki adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu

ve başvurucuya aşırı ve orantısız bir külfet yüklediği sonucuna varılmıştır.

72. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, Anayasa'nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğinin kabul

edilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

73. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

74. Başvurucu ihlallerin tespiti ve 30.000 TL avukatlık ücreti

ile 20.000.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.

75. Başvuruda Anayasa'nın 35. maddesiyle güvence altına alınan

mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

76. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 8.

İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

77. Başvurunun incelenmesinde, Anayasa'nın 35. maddesinin ihlal

edildiği sonucuna varıldığından ve tespit edilen ihlal nedeniyle yeniden

yargılama yapılmasına karar verildiğinden tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

78. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

8. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

15/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Arif GÜVEN

Vekili

:

Av. Ali

GÖYMEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/13966, 15 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. R. G Tarih ve Sayı: 29/3/2017 -
  4. İkinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 18465/91, 5/5/1995, § 46; Arcuri ve
  15. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  16. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  17. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  18. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  19. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. Yıldırım
  21. Akıncı
  22. Topal
  23. M. Emin KUZ
  24. Göymen
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/13966
Tarih
15 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Hamdullah Pirinççioğlu ve Kazim Pirinççioğlu Başvurusu (B. No: 2014/15862)
  • Sait Baran Başvurusu (B. No: 2014/2300)
  • T. A. A. Başvurusu (B. No: 2014/19081)
  • Say İnşaat San. Paz. ve Tic. A.ş Başvurusu (B. No: 2014/3538)
  • Metin Türkmen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2854)
  • B. A. Başvurusu (B. No: 2014/13793)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.