İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Say İnşaat San. Paz. ve Tic. A.ş Başvurusu (B. No: 2014/3538)

1. Başvuru, sermaye şirketi olan başvurucuya ait taşınmaz

Başvuru No2014/3538Tarih1 Şubat 2017Okuma13 dk · 2.658 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Say İnşaat San. Paz. Ve Tic. A.ş Başvurusu

Karar tarihi
1 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/3538
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.658 kelime·13 dk okuma·11 bölüm

1. Başvuru, sermaye şirketi olan başvurucuya ait taşınmaz

payının kamulaştırma bedelinin Katma Değer Vergisi (KDV) dikkate alınmadan

belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/3/2014 tarihinde İstanbul 16. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/3/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 29/12/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 26/1/2016 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamdaki görüşlerine atfen başvuru

hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. İstanbul ili Pendik ilçesi Kurtdoğmuş

köyü 1035 parsel sayılı taşınmazın 761/2400 payı tapuda başvurucu adına kayıtlı

iken İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresince (İSKİ) bu taşınmazın Ömerli Barajı

mutlak koruma alanı ve su havzasında kalması nedeniyle 22/12/2010 tarihinde

kamulaştırılmasına karar verilmiştir.

8. İSKİ tarafından uzlaşma amacıyla başvurucuya 19/1/2011

tarihinde taahhütlü olarak ihtarname gönderilmiş, başvurucu tarafından

ihtarnameye herhangi bir cevap verilmemesi üzerine İSKİ, başvurucu aleyhine

Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 13/1/2012 tarihindekamulaştırma

bedelinin tespiti ve tescil davası açmıştır.

9. Mahkemece dava konusu taşınmazın başında uzman bilirkişi

kuruluyla birlikte 24/5/2012 tarihinde keşif yapılmış, bilirkişi kurulundan

6/6/2012 tarihli rapor ve 3/7/2012 tarihli ek rapor aldırılmıştır. Bilirkişi

kurulu; arazi niteliğinde kabul edilmesi gerektiği belirtilen dava konusu

taşınmazın kamulaştırma bedelinin, net gelir yöntemine göre 36.385.761,47 TL

olarak hesaplandığını bildirmiştir. Başvurucu vekili 10/7/2012 tarihli üçüncü

oturumda başvurucu davalı şirketin KDV yükümlülüğünün olduğunu belirterek bu

yükümlülüğün dikkate alınarak %18 KDV ilavesi ile kamulaştırma bedelinin

tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

10. Mahkeme 12/10/2012 tarihli ve E.2012/24, K.2012/630 sayılı

kararıyla kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasının kabulüne; KDV'ye

ilişkin talep dikkate alınmadan kamulaştırma bedelinin 36.385.761,47 TL olarak

tespitine, bloke edilen bu bedelin davalıya ödenmesi için banka müdürlüğüne,

dava konusu taşınmazdaki davalı payının iptali ile davacı adına tescili için de

tapu müdürlüğüne yazı yazılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

kısımları şöyledir:

"... Gerekli ilanlar yapılmış

,yapılan keşifte Kurtdoğmuş köyü sınırları

içeresinde kalan taşınmazın İBB mücavir alanı kapsamında kalmasına rağmen,yerleşim yerlerine olan uzaklığı, çevresi dahil

yapılaşmanın bulunmayışı,ulaşım ve alt yapı

hizmetleri ve fiili kullanım şekli dikkate alındığında tarım arazisi olduğu anlaşılmıştır.Bu nedenle ekilebilir ürün geleri yöntemi uygulanarak değer tespiti yoluna

gidilmiştir.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun

11.maddesinin üçüncü fıkrasında(f) bendi uyarınca;tarım

arazisi niteliğindeki taşınmazın mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi

kullanılması halinde ekilecek ürünler ve münavebeye alınan bu ürünlerin elde

edilmesi için yapılacak harcamalar gözönünde tutularak,net gelirin hesaplanması ve bilimsel yolla

değerinin bulunması ,bedel tespitinde etkisi olan diğer objektif ölçülerde

dikkate alınarak maddesinin (i) bendi uyarınca her unsurun gerekçeleri ve

değere katkı oranları ayrı ayrı belirtilip gösterilmek suretiyle kamulaştırma

karşılığının tespit edilmesi gerekir.

Yapılan keşifte taşınmazın fiilen sulanmadığı,bu şekli ile susuz

arazi vasfında olduğu anlaşılmıştır.

Yapılan keşif sonrası sunulan bilirkişi

raporuna göre; kamulaştırılan yerin metrekare değeri 85,90 TL; kamulaştırma

nedeniyle toplam ödenmesi gereken miktar ise 36.385.761,47 TL olup bilirkişi

kurulunun tespit ettiği bu bedel hakkaniyete uygun kabul edilerek tespit edilen

kamulaştırma bedelinin ilanda yazılı bankaya depo edilerek makbuzunu ibraz

etmesi için davacı vekiline yasadaön görülen süreler verilmiş,davacı vekili de tespit edilen kamulaştırma

bedelini depo ederek banka dekontunu dosyaya ibraz etmiştir.

Hal böyle olunca 2942 sayılı [Kanun'un] 10.

maddesinde ön görülen koşullar davacı yararına gerçekleşmiş olduğundan davanın

kabulü ile dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin 36.385.761,47 TL olarak tespitine ve dava konusu taşınmazın tapu kaydının

iptali ile davacı kurum adına tesciline karar verilmesi gerekmiştir."

11. Başvurucu 7/12/2012 tarihinde, İSKİ adına alacak miktarı

olarak 30.835.391,08 TL ve bu alacak üzerinden % 18

KDV olarak hesaplanan 5.550.370,39 TL olmak üzere toplam 36.385.761,49 TL

tutarında bir fatura düzenlemiştir. Başvurucu ayrıca bu faturaya dayalı olarak

24/1/2013 tarihinde Halkalı Vergi Dairesine verilmek üzere KDV beyannamesi

düzenlemiştir. Bununla birlikte başvuru formu ve eklerinde, bu KDV tutarının

ödendiğine dair herhangi bir belge ise ibraz edilmemiştir.

12. Taraflarca temyiz edilen hüküm Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin

13/5/2013 tarihli ve E.2013/4266, K.2013/9254 sayılı ilamıyla faiz yönünden

düzeltilerek onanmıştır. İlamın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Arazi niteliğindeki taşınmaza gelir

metodu esas alınarak değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke

ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar

verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bu nedenle

davacı idare vekilinin tüm, davalının ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan

sair temyiz itirazları yerinde değildir...

Gerekçeli

kararın hüküm fıkrasının 2. bendinin sonuna (tespit edilenbedele

14.05.2012 tarihinden ilk karar tarihi olan 12.10.2012 gününe kadar yasal faiz

işletilmesine) ibaresinin eklenmesine,

Hükmün

böylece düzeltilerek onanmasına [karar verildi.]"

13. Taraflar karar düzeltme talebinde bulunmuşlar, aynı Dairenin

14/1/2014 tarihli ve E.2013/17776, K.2014/303 sayılı ilamıyla; "dosyada bulunan kanıt ve belgelere, Yargıtay

kararında yazılı gerekçelere göre karar düzeltme [isteklerinin] HUMK'un 440.maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirine

uymadığı" gerekçesiyle karar düzeltme taleplerinin reddine

karar verilmiştir.

14. Nihai karar başvurucu vekiline 17/2/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 14/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve

taşınmaz malın idare adına tescili" kenar başlıklı 10.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare,

7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8

inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi

ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk

mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle,

bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre

yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar

verilmesini ister."

17. 2942 sayılı Kanun'un

"Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları" kenar başlıklı

11. maddesi şöyledir:

“15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu,

kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile

birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal

veya kaynağın;

a)Cins ve nevini,

b) Yüzölçümünü.

c) Kıymetini ektileyebilecek

bütün nitelik ve unsarlarını ve her unsurun ayrı ayrı

değerini,

d)Varsa vergi beyanını,

e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,

f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın

mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net

gelirini.

g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki

özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,

h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı

maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,

ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer

objektif ölçüleri,

Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu

unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da

dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz

malın değerini tespit ederler.

...”

18. 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi

Kanunu'nun "Verginin konusunu teşkil

eden işlemler" kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Türkiye'de yapılan aşağıdaki işlemler

katma değer vergisine tabidir:

1.

Ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim

ve hizmetler,

..."

19. 3065 sayılı Kanun'un

"Teslim" kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

"1. Teslim, bir mal üzerindeki tasarruf

hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket

edenlere devredilmesidir. Bir malın alıcı veya onun adına hareket edenlerin

gösterdiği yere veya kişilere tevdii teslim hükmündedir. Malın alıcıya veya

onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde, malın nakliyesinin

başlatılması veya nakliyeci veya sürücüye tevdi edilmesi de mal teslimidir.

..."

20. 3065 sayılı Kanun'un "Mükellef"

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"1. Katma Değer Vergisinin Mükellefi:

a) Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu

işleri yapanlar,

..."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 1/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, sermaye şirketi olarak KDV yükümlüsü olduğu hâlde

KDV tutarının eklenmemesi suretiyle kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğini

ifade ederek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Başvurucu ayrıca, kamulaştırılan taşınmazın gerçek kişi

niteliğindeki diğer paydaşından KDV alınmadığı hâlde şirket olması nedeniyle

farklı muamele yapılarak tespit edilen kamulaştırma bedeli üzerinden KDV ödemek

zorunda kalması nedeniyle eşitlik ile vergi yükünün adaletli ve dengeli

dağılımı ilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

24. Başvurucunun diğer bir ihlal iddiası ise kamulaştırma

bedeline KDV tutarının eklenmesine yönelik itirazlarının derece mahkemelerince

gerekçesiz olarak reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkindir.

25. Başvurucu, ihlallerin tespitini ve yapılan kamulaştırma

neticesinde KDV bedeli olarak eksik ödendiğini belirttiği 6.549.437 TL

tutarındaki tazminatın kamulaştırma kararı tarihinden itibaren işleyecek en

yüksek reeskont faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi taleplerinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

27. Başvurucu her ne kadar eşitlik ile vergi yükünün adaletli ve

dengeli dağılımı ilkelerinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmekte ise de kamulaştırma bedeline KDV tutarının eklenmemesine yönelik

şikâyeti esas itibarıyla mülkiyet hakkının ihlali iddiası ile ilgili olduğundan

başvurucunun belirtilen şikâyetleri mülkiyet hakkı kapsamında incelenecektir.

28. Başvurucu, sermaye şirketi olması nedeniyle mal alım ve

satımlarında KDV ödemekle yükümlü olduğunu, ancak kamulaştırma bedelinin

tespiti ve tescil davasında hükmedilen kamulaştırma bedelinin KDV tutarı

eklenmeden belirlendiğini ifade etmiştir. Başvurucuya göre taşınmazın gerçek

kişi olan diğer paydaşının KDV tutarından sorumlu tutulmamasına karşın

kendilerinin, KDV ödemek zorunda kalması önemli ölçüde zarara uğramalarına

neden olmuştur. Başvurucu bu nedenle taşınmazdaki payının kamulaştırılması

üzerine tarafına ödenmesi gereken taşınmazın gerçek değerine kavuşamadığını

belirterek, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Bakanlık tarafından benzer şikâyetlerde daha önce görüş

bildirilmiş olduğu ve somut başvuru bakımından farklı bir durumun olmadığı

gerekçesiyle başvuru hakkında bir görüş bildirmemiştir.

30. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

31. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

32. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan

önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda

öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 26).

33. Ancak, belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru yolları

ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını

tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala

uyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması

esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının

varlığının değil, aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun

kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu

nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri

dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).

34. Başvuru konusu olayda, başvurucu adına kayıtlı taşınmaz

payının kamulaştırılması kapsamında, 2942 sayılı Kanun'un 8. maddesinde öngörülen

satın alma usulünün başarılı olmaması nedeniyle İSKİ tarafından Pendik 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinde 13/1/2012 tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve

tescil davası açılmıştır. Mahkemenin 12/10/2012 tarihli kararı ile dava kabul

edilmiş ve davaya konu taşınmazın başında yapılan keşif sonucu uzman bilirkişi

kurulunca verilen raporlar hükme esas alınarak kamulaştırma bedeli

36.385.761,47 TL olarak belirlenmiştir. Temyiz edilen karar Yargıtay 5. Hukuk

Dairesince 13/5/2013 tarihinde onanmış ve karar düzeltme istemleri de aynı

Dairenin 14/1/2014 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

35. 2942 sayılı Kanun'un 10. ve 11. maddelerinde bir taşınmazın

kamulaştırılması ve bu kamulaştırmanın satın alma usulü ile

gerçekleştirilememesi hâlinde uyuşmazlığın yargıya taşınacağı hüküm altına

alınmış, asliye hukuk mahkemelerinin görevli kılındığı bu yargılama sürecinde

uygulanacak usule ilişkin kurallar ile kamulaştırmaya konu taşınmazın bedelinin

belirlenmesine yönelik yöntem ve işlemler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kamulaştırma

bedeli, miktar itibariyla belirli bir tatmin

sağladığı ve taşınmazın kabul edilen durumuna göre makul seviyede olduğu

sürece, Anayasa Mahkemesinin tazminat miktarlarının belirlenmesi konusunda

yerel mahkemenin takdir yetkisine müdahalesinin söz konusu olamayacağı

sabittir.

36. Başvurucu ise söz konusu yargılamanın çeşitli aşamalarında,

KDV yükümlüsü olduğunu belirterek bilirkişi raporlarıyla belirlenen

kamulaştırma bedeline KDV tutarının hesaplanarak eklenmesi gerektiğini ileri

sürmüştür. Ancak, derece mahkemelerince başvurucunun bu itirazına itibar

edilmemiş ve yapılan yargılama neticesinde KDV tutarı eklenmeden belirlenen

kamulaştırma bedeline hükmedilmiş ve hüküm bu şekilde kesinleşmiştir. Başvurucu

kesinleşen kamulaştırma bedelinin bir kısmı yönünden ilgili vergi dairesine

verilmek üzere 24/1/2013 tarihinde KDV beyannamesi düzenlemiştir.

37. KDV, üretim ve tüketim zincirinin her aşamasında, malların

ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkân tanınmak suretiyle

de her aşamada katılan değer artışını temel alan, çok aşamalı, genel bir satış

vergisidir. Katma değer, bir malın satış değeri ile bunun yapılması için

gerekli olan girdilerin alış fiyatı arasındaki farktan oluşmakta, ödenecek KDV

de, satış tutarı üzerinden hesaplanacak KDV'den alışlar üzerinden ödenen

KDV'nin mahsup edilmesi suretiyle bulunmaktadır. KDV sisteminde, mal ve

hizmetin üretim aşamasından nihai tüketiciye kadar olan bütün aşamalarında

vergi alınmakta ve her bir aşamada tahsil edilen vergiden bir önceki aşamada ödenen

vergi indirilmek suretiyle kalan vergi, Hazineye intikal ettirilmektedir (AYM,

17/11/2011, E.2010/11, K.2011/153).

38. 3065 sayılı Kanun'un 1. maddesinin birinci fıkrasının (1)

numaralı bendine göre Türkiye'de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve

serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler KDV'ye

tabidir. Bu Kanun'un 2. maddesinde ise teslim, bir

mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce,

alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesi olarak tanımlanmıştır.

39. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayanak

oluşturan temel itirazı, kamulaştırma bedelinin belirlenme yöntemine veya

taşınmazın değerinin derece mahkemelerince hatalı olarak belirlendiğine ilişkin

olmayıp söz konusu kamulaştırma bedeline KDV tutarının eklenmemesi nedeniyle

taşınmazın gerçek değerine kavuşamadığı şikâyetine yöneliktir.

40. Başvurucu, Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 20/3/2003 tarihli

ve E.2001/894, K.2003/926 sayılı ilamına göre kamulaştırma bedeli ile birlikte KDV

ödemesi yapılmaması durumunda ödenmeyen KDV'nin kamulaştırılan taşınmazın

malikinden tahsil edilemeyeceğini ileri sürmüştür.

41. Öte yandan çeşitli Danıştay kararlarında da,

kamulaştırma işlemleri nedeniyle yapılan teslimlerin 3065 sayılı Kanun'un 1. maddesinde

tanımlanan ticari, zirai, sınai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti kapsamında

yapılan teslimler kapsamında olmadığı gerekçesiyle katma değer vergisinin

konusunu oluşturmadığı belirtilmiştir. (Danıştay Dördüncü Dairesinin 17/3/2010

tarihli ve E.2008/8044, K.2010/1330 sayılı; 20/9/2012 tarihli ve E.2010/3124,

K.2012/4389 sayılı kararları).

42. Başvuru konusu olayda vergi dairesince re'sen

yapılmış bir tarhiyat işlemi bulunmamaktadır. Kamulaştırma bedelinin tespitine

ilişkin yargılamanın konusu da doğrudan KDV ile ilgili olmayıp bu yargılama

neticesinde, dava konusu taşınmazın kamulaştırılması nedeniyle davalı

başvurucuya ödenmesi gereken tazminat miktarı belirlenmiştir. Diğer bir

deyişle, adli yargı yerinde görülen ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddia

edilen dava sonucu derece mahkemelerince, yalnızca taşınmazın kamulaştırma

bedeline esas değeri belirlenmiştir. Başvurucunun ise belirlenen bu bedel

yönünden KDV eklenmemesi dışında bir şikâyeti bulunmamaktadır. Bu kamulaştırma

bedelinin KDV'ye tabi olup olmadığı veya KDV bedelinden hangi tarafın sorumlu

olduğu hususları ise başvuru konusu yargılama ile açıklığa kavuşmuş değildir.

Ayrıca taşınmazının kamulaştırılması üzerine açılan bedel tespiti ve tescil

davası sonucu hükmedilerek ödenen bedel nedeniyle KDV tahakkuk ettirilip

ettirilmemesi hususunda tereddüt yaşayan başvurucunun, verdiği beyannameye ihtirazi kayıt koyarak bu hususu idari bir davaya konu

etmesi de mümkündü. Başvurucunun da belirttiği Danıştay içtihatlarına göre bu

yolun etkili ve başarılı olma olanağının mevcut olduğu da görülmektedir.

43.Başvurucu ayrıca, kamulaştırma bedeline KDV tutarının

eklenmesine yönelik itirazının derece mahkemelerince karşılanmadığından

yakınmaktadır. Ancak kamulaştırma bedelinin KDV'ye tabi olup olmadığı hususu,

idari uygulamalara bağlı olarak vergi yargısı önünde tartışılabilecektir.

Dolayısıyla yalnızca kamulaştırılan taşınmazın değerinin belirlenmesine ilişkin

olarak adli yargı yerinde görülen söz konusu davada başvurucunun bu itirazıyla

ilgili olarak ayrı ve açık bir yanıt verilmesi gerekli görülmeyebilir.

44. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında da değinildiği

üzere etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yoluna başvurmaksızın

yapılan bireysel başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği

ilkesi gereği mümkün değildir (bkz. §§ 32, 33). Sonuç olarak başvurucunun

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkin

olarak bütün idari ve yargısal başvuru yolları usulünce tüketilmemiştir.

45. Açıklanan nedenlerle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasına yönelik başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

1/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Say İnşaat San. Paz. ve Tic. A.Ş.

Temsilcisi

:

Sabri YİĞİT

Vekili

:

Av. Önder YİĞİT

I. BAŞVURUNUN KONUSU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3538, 1 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. II. Başvuru Süreci
  4. III. Olay Ve Olgular
  5. A. Olaylar
  6. B. İlgili Hukuk
  7. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Başvurunun başvuru
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. M. Emin KUZ
  13. I. Başvurunun Konusu
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/3538
Tarih
1 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Metin Türkmen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2854)
  • B. A. Başvurusu (B. No: 2014/13793)
  • Özcan Özsoy Başvurusu (B. No: 2014/5881)
  • Cumali Karaşahin Başvurusu (B. No: 2014/2927)
  • Kulpu Gıda İnş. Tekstil Pet. Ürü. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/19699)
  • Enver Naci Karaalanlı Başvurusu (B. No: 2014/6046)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.