İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Özcan Özsoy Başvurusu (B. No: 2014/5881)

1. Başvuru, öğrencisi olduğu üniversite yönetimine verdiği

Başvuru No2014/5881Tarih15 Şubat 2017Okuma17 dk · 3.397 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Özcan Özsoy Başvurusu

Karar tarihi
15 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/5881
R.G. Tarih ve Sayı
5/5/2017 - 30057
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.397 kelime·17 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öğrencisi olduğu üniversite yönetimine verdiği

dilekçede dile getirdiği görüşlerden dolayı disiplin cezası verilen ve bu

sebeple okula devam edemeyen başvurucunun uğradığı zararın giderilmemesinin

eğitim hakkını; derece mahkemelerindeki yargılamaların uzun sürmesinin ise makul

sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu 35 yaşındadır ve İstanbul Barosuna kayıtlı serbest

avukat olarak çalışmaktadır.

10.2002 yılının Mart ayında, pek çok

üniversitede öğrenciler, okul yönetimlerine Kürtçenin seçmeli ders olarak

okutulması için eş zamanlı olarak dilekçeler vermişlerdir. Başvurucu da

öğrencisi olduğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi yönetimine benzer

mahiyette bir dilekçe vermiştir.

11. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Kürtçenin seçmeli dersler

kapsamında okutulması talebini içeren bir metni imzalayarak Üniversite

yönetimine verdikleri gerekçesiyleçok sayıda öğrenci

hakkında soruşturma başlatmıştır. Üniversite yönetimine göre dilekçeler, matbu

bir metni içeren, değişik tarihlerde Türkiye'deki tüm üniversite

rektörlüklerine verilen metinlerle aynıdır ve dilekçeler Kürt kimliğinin

tanınması yönünde PKK terör örgütünce düzenlenmiş bir kampanya çerçevesinde

verilmiştir.

12. Üniversite yönetimine göre dilekçe metninde yer alan

ifadeler bir ceza soruşturmasına yol açacak nitelikte olmasa bile yasa dışı bir

örgütün düzenlediği bir kampanyaya destek verme anlamı taşıdığından 13/1/1985

tarihli ve 18634 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

mülga Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 10.

maddesinin (e) bendi kapsamında kanun dışı kuruluşlara yardımda bulunma

disiplin suçunu oluşturmaktadır. Bundan başka Üniversite yönetimine göre

Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulması talebi, aynı Yönetmelik'in 9.

maddesinin (d) bendine göre dil ve ırk açısından kutuplaşmalara yol açıcı

faaliyet niteliğindedir.

13. Üniversite yönetimi başvurucunun savunmasını almıştır.

Başvurucu; yasa dışı bir örgütün kampanyasının kendisini ilgilendirmediğini,

dilekçe içeriğini bireysel olarak desteklediğini ifade etmiştir. İstanbul

Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığının 7/3/2002 tarihli kararı ile

başvurucuya yükseköğretim kurumundan çıkarma disiplin cezası verilmiştir.

14. Başvurucunun yürütmenin durdurulması talepleri reddedilmiş

ancak İstanbulİdare Mahkemesi 31/12/2004 tarihinde

disiplin cezasını hukuka aykırı bularak iptal etmiştir. Başvurucu bu tarihten

sonra okuluna devam edebilmiştir. Mahkeme kararında, Anayasa’nın 74. maddesinin

Türk vatandaşlarına kendi menfaatleri veya kamu menfaatlerine ilişkin konularda

yetkili makamlara başvuruda bulunabilme hakkı tanıdığı hatırlatılmıştır.Mahkeme

ayrıca 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 4.maddesinin

(a) bendine göre yükseköğretimin amacının öğrencileri hür ve bilimsel düşünce

gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, beden, zihin,

ruh, ahlak ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı bir şekilde gelişmiş, yurt

kalkınmasına ve ihtiyaçlarına cevap verecek, aynı zamanda kendi geçim ve

mutluluğunu sağlayacak bir mesleğin bilgi, beceri, davranış ve genel kültürüne sahip

vatandaşlar olarak yetiştirmek olduğunu ifade etmiştir. Buna göre başvuranların

seçmeli Kürtçe dersi için yetkili makamlara başvurmalarının, Yönetmelik’in 9.

maddesinin (d) bendi uyarınca dil, ırk, din ve mezhep açısından kutuplaşmalara

yol açıcı faaliyetlerde bulunmak şeklinde yorumlanması yükseköğretimin amacına

ters düşmektedir. Mahkeme, 14/10/1983 tarihli ve 2923 sayılı Yabancı Dil

Eğitimi ve Öğretimi ile Türk Vatandaşlarının Farklı Dil ve Lehçelerinin

Öğrenilmesi Hakkında Kanun ile Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında

geleneksel olarak kullanacakları değişik dil ve lehçeleri öğrenmelerine fırsat

vermek amacıyla özel kurslar açılabileceğine izin verildiğini hatırlatmıştır.

İstanbul İdare Mahkemesinin kararı, Danıştayca

21/1/2008 tarihinde onanarak kesinleşmiştir.

15.Başvurucu, hukuka aykırı bir işlemle üç yıla yakın bir süre

eğitim ve öğrenim olanağının elinden alındığını ileri sürerek maddi ve manevi

zararının tazmin edilmesi için Üniversite yönetimine başvurmuş, talebinin

reddedilmesi üzerine İdare Mahkemesinde 29/5/2008 tarihinde tam yargı davası

açmıştır.

16. İstanbul İdare Mahkemesi 20/3/2009 tarihli kararı ile davayı

reddetmiştir. Mahkemeye göre davaya konu idari işlemde idarenin tazminat

sorumluluğuna yol açacak ölçüde önemli bir hukuki yanlışlık ve ağır bir kusur

bulunmamaktadır.

17.Danıştay 4/12/2012 tarihli ilamı ile başvurucunun temyiz

istemini reddetmiştir. Başvurucunun karar düzelme istemi de 30/12/2013 tarihli

ilam ile reddedilmiştir. Nihai karar 7/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18.Başvuru 7/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 2547 sayılı Kanun'un "Öğrencilerin

disiplin işleri" kenar başlıklı 54. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Soruşturma, yetkiler

ve cezalar:

a. Yükseköğretim kurumları içinde veya dışında

... anarşik veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvik

eden öğrencilere; eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca ... yükseköğretim

kurumundan çıkarma cezaları verilir.

..."

20. Yönetmelik'in "Yükseköğretim

Kurumundan Çıkarma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları" kenar

başlıklı 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Yükseköğretim

kurumundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:...

e) Kanun dışı kuruluşlara üye olmak, bu

kuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda bulunmak..."

21. Yönetmelik'in "Yükseköğretim

Kurumundan Bir veya İki Yarıyıl İçin Uzaklaştırma Cezasını GerektirenDisiplin

Suçları" kenar başlıklı 9. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Yükseköğretim kurumundan

bir veya iki yarıyıl için uzaklaştırmayı gerektiren fiil ve haller şunlardır:

...

d) Dil, ırk, din ve mezhep açısından

kutuplaşmalara yol açıcı faaliyetlerde bulunmak,

..."

B. Uluslararası Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol’ün 2. maddesinin ilgili kısmı söyledir:

“Hiç kimse eğitim hakkından

yoksun bırakılamaz.”

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Leyla Şahin/Türkiye ([BD], B. No:

44774/98, 10/11/2005, §§ 152-156) kararında eğitim hakkına ilişkin başvurularda

izleyeceği ilkeleri ortaya koymuştur. AİHM'e göre Sözleşme'nin eki 1 No.lu

Protokol'ün 2. maddesinin ilk cümlesinde öngörüldüğü şekliyle eğitim hakkı,

Sözleşmeci devletlerin yargı yetkisi altında bulunan herkese "mevcut

belirli eğitim kurumlarına giriş hakkı" tanımaktadır. Mahkemeye göre “hiç

kimse...” ifadesi, eğitim hakkının kullanılmasında tüm vatandaşlara eşit

muamele edilmesi ilkesini zımnen içermektedir. AİHM; önemine rağmen bu hakkın

mutlak olmadığını, doğası gereği devlet tarafından düzenleme yapılmasını

gerektirdiğini ve zımnen kabul edilen bazı kısıtlamalara tabi olabileceğini

kaydetmiştir. AİHM, eğitim kurumlarını düzenleyen kuralların toplumun ihtiyaç

ve kaynakları ile eğitimin farklı düzeylerine has özelliklere göre zaman ve

mekânda değişiklik gösterebileceğini, dolayısıyla ulusal makamların bu konuda

belli bir takdir payından yararlandığını belirtmiştir. Buna karşın getirilen

kısıtlamaların söz konusu hakkı -özünü zedeleyecek ve etkinliğinden yoksun

bırakacak düzeyde azaltmamasını temin etmek amacıyla- AİHM, bu kısıtlamaların

ilgili kişiler açısından öngörülebilir olduğuna ve meşru bir amaç güttüğüne

ikna olması gerektiğine işaret etmiştir. AİHM'e göre başvurulan yollar ile

güdülen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunduğu takdirde, bu

türden bir kısıtlama 1 No.lu Protokol'ün 2. maddesi ile uyumlu olacaktır.

24. AİHM, yukarıda zikredilen Leyla

Şahin kararında eğitim hakkına ilişkin kısıtlamaların Sözleşme'de ve protokollerde benimsenen diğer haklarla da

çatışmaması ve Sözleşme ve protokollerdeki hükümlerin bir bütün olarak

düşünülmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Dolayısıyla AİHM'e göre 1 No.lu ek

Protokol'ün 2. maddesinin ilk cümlesi, gerektiğinde Sözleşme'nin özellikle 8.,

9. ve 10. maddelerinin ışığı altında ele alınmalıdır.

25. AİHM, aynı kararda eğitim hakkının ilkesel olarak eğitim

kurumlarının iç düzenlemelerine uyulmasını sağlamak üzere okuldan geçici ya da

daimî olarak uzaklaştırma cezası dâhil disiplin önlemlerine başvurulmasını

hariç tutmadığını da açıklamıştır. AİHM'e göre disiplin cezası uygulaması,

öğrencilerin kişiliklerinin ve zihinsel yetilerinin geliştirilip

biçimlendirilmesi dâhil olmak üzere bir okulun kuruluşunda var olan hedefe

ulaşmaya çalıştığı sürecin ayrılmaz bir parçasını teşkil etmektedir.

26. AİHM, daha eski kararlarında da eğitim hakkının esas

itibarıyla iç kurallara uymak amacıyla bir eğitim kurumundan uzaklaştırma veya

çıkarma da dâhil olmak üzere disiplin tedbirlerine başvurmayı engellemediğine

işaret etmiştir (Yanaşık/Türkiye (k.k.), B. No: 14524/89, 6/1/1993; Sulak/Türkiye (k.k.),

B. No: 24515/94, 17/1/1996).

27. AİHM, Anayasa Mahkemesine yapılan mevcut başvuruya benzer

bir başvuruda yukarıda zikredilen ilkeleri uygulama olanağı bulmuştur (İrfan Temel ve diğerleri/Türkiye, B. No:

36458/02, 3/3/2009). Başvuranlar, Kürtçenin seçmeli ders kapsamına alınması

için başvuruda bulunmaları nedeniyle disiplin yaptırımı uygulanmasının ve bir

yıl süreyle eğitim haklarından yoksun bırakılmalarının haksız ve orantısız

olduğunu ileri sürmüşlerdir. AİHM, başvurucuların taleplerinin meşru ve

demokratik bir talep olduğunu belirttikten sonra başvuranların şiddete

başvurmadıklarını, üniversitedeki asayiş ve düzeni bozmadıklarını veya bozma

girişiminde bulunmadıklarını tespit etmiştir. AİHM, başvuranların ifade

özgürlüğü haklarını kullanmaları nedeniyle üniversiteden bir veya iki dönem

süreyle uzaklaştırılmalarının makul veya orantılı olarak

değerlendirilemeyeceğine karar vermiştir.

28. AİHM, Sözleşme'nin 10. maddesinin kapsamına giren bilgi ve

fikirleri şöyle tanımlamıştır:

"İfade özgürlüğü,

toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişmesi için esaslı koşullarından biri

olan demokratik toplumun ana temellerinden birini oluşturur. 10. maddenin 2.

paragrafı saklı kalmak üzere, ifade özgürlüğü, sadece lehte olduğu kabul edilen

veya zararsız veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" ve

"fikirler" için değil, fakat ayrıca devlete veya toplumun bir kısmına

ters düşen, şoke eden ya da üzüntüye sevk edenler için de geçerlidir. Bunlar,

çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir; bunlar olmaksızın

demokratik toplumdan söz edilemez." (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 15/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Eğitim Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu, Fakülte yönetimineKürtçenin

seçmeli ders kapsamına alınması için başvuruda bulunması nedeniyle disiplin

yaptırımı uygulanması ve daha sonra maddi ve manevi zararlarının giderilmesi

için açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle şikâyetçi olmuş, söz konusu

yaptırımın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ve eyleminin suç olarak

yorumlanamayacağını belirtmiştir. Başvurucu, yerel Mahkemelerin disiplin

kararlarına ilişkin yürütmenin durdurulması taleplerini reddetmesi nedeniyle

eğitim hakkından yoksun bırakıldığını ve Anayasa'nın 5., 14., 15. ve 42.

maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık görüşünde AİHM kararlarına atıfla eğitim hakkının

bazı sınırlamalara tabi olabileceğini ancak söz konusu kısıtlamaların hakkın

özüne zarar veremeyeceğini ve etkililiğini ortadan kaldıramayacağını

belirtmiştir. Bakanlığın görüşüne göre eğitim hakkına ilişkin sınırlamalar

Anayasa'da öngörülen diğer haklarla çelişmemelidir.

32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

dilekçesini tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

33. Anayasa’nın "Eğitim

ve öğrenim hakkı ve ödevi" kenar başlıklı 42. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Kimse, eğitim ve

öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir

ve düzenlenir...

Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat

borcunu ortadan kaldırmaz...”

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin eğitim hakkının

ihlal edildiği iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Selçuk Taşdemir [GK], B. No: 2013/7860,

3/3/2016, § 47).

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan eğitim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

36. Başvurucu, üniversiteye giriş sınavından aldığı sonuca göre

tercih ettiği bölümde eğitim görmek için üniversiteye kabul edilmiştir.

Yükseköğretim kurumundan çıkarma disiplin cezası ile cezalandırılması sonucu

başvurucunun başka bir okula devam etme olanağı bulunmamaktadır. Eğitim

hakkının belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanmasını

güvence altına aldığı (Mehmet Reşit Arslan

ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 68) gözetildiğinde

başvurucunun üç yıla yakın bir süre okula devam edememiş olması eğitim hakkına

yönelik bir müdahaledir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

37. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak

ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum

düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

38. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 42. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

39. Bu sebeple sınırlamanın, Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

40. Başvurucu, Anayasa’nın 13. maddesi ile 42. maddesinin ikinci

fıkrasında yer alan müdahalenin kanunla yapılması şartına aykırılık bulunduğunu

iddia etmiştir. Başvurucu, yalnızca Yönetmelik hükmüne dayanarak eğitim

hakkından yoksun bırakıldığını iddia etmektedir. Bakanlık bu konuda görüş

belirtmemiştir.

41. Yükseköğretim öğrencilerinin disiplin işlemlerine ilişkin

soruşturma usulleri, yetkiler ve cezalar 2547 sayılı Kanun'un 54. maddesinde

düzenlenmiştir. Başvurucuya verilen yükseköğretim kurumundan çıkarma disiplin

cezası da aynı maddede yer almaktadır. Yönetmelik'in 10. maddesi de söz konusu

Kanun hükmüne dayanarak çıkarılmıştır. Başvurunun sonucuna ve mevcut başvurunun

koşullarına göre yukarıda zikredilen kuralların yeterince

"öngörülebilir" olup olmadığı konusunda daha ileri bir değerlendirme

yapılması gerekli görülmemiştir. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 2547

sayılı Kanun'un 54. maddesinin (a) bendi ile Yönetmelik'in 10. maddesinin

kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

42. Başvurucunun disiplin cezası ile cezalandırılmasının PKK

terör örgütünün faaliyetleri ile mücadele kapsamında devlet tarafından

belirlenen amaçların ve faaliyetlerin uzantısı niteliğinde olduğu kanaatine

ulaşılmıştır.

43. Anayasa'nın 42. maddesinin "Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan

kaldırmaz." biçimindeki

dördüncü fıkrasına göre eğitim ve öğretim özgürlüğü, Anayasa'nın temel felsefesinin

ve ilkelerinin korunması amacıyla sınırlanabilir. Hiç şüphesiz Anayasa'nın

temel felsefesi, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence

altına alındığı demokrasidir. Siyasi amaçlarına ulaşmak için şiddeti yöntem

olarak benimseyen terör örgütlerinin faaliyetlerinin Anayasa'nın benimsediği

demokratik anayasal düzen ile tezat teşkil ettiği ve dolayısıyla Anayasa'ya

sadakat borcu ile bağdaşmadığı açıktır. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa'nın 42.

maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında meşru bir amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

(3) Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

44. İlk olarak İdare Mahkemesi başvurucunun dilekçesinde yer

alan görüşlerinin vebu görüşlerin aktarılış biçiminin

Yönetmelik'in 9/d maddesi uyarınca dil, ırk, din ve mezhep açısından

kutuplaşmalara yol açıcı faaliyetlerde bulunmak şeklinde yorumlanamayacağına

karar vermiştir. Başvurucu, Kürtçenin öğretilmesinin gerekliliğini ve bu

konudaki bireysel ve toplumsal ihtiyacı ortaya koyan ve Kürtçenin seçmeli ders

kapsamına alınmasını talep eden dilekçeyi Üniversitenin yönetim makamlarına

vermesi nedeniyle disiplin cezasına maruz kalmıştır. Bu bağlamda ne Üniversite

yönetimi ne de Derece Mahkemeleri başvurucunun şiddete başvurduğunu,

Üniversitedeki asayiş ve düzeni bozduğunu iddia etmiştir. O hâlde mevcut

başvurunun Anayasa’nın 26. maddesi ışığında ve 42. maddesi uyarınca incelenmesi

gerekir.

45. Demokratik toplum düzeninin gereklerinden olma, bir

sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın

karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı

tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek en son

çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir

tedbir olarak değerlendirilemez (İfade özgürlüğü bağlamında bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).

46. Temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın

-demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte- temel

haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup

olmadığının da incelenmesi gerekir. Bu sebeple ifade özgürlüğü alanında

getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin

elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (AYM,

E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Bekir

Coşkun §§ 53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca

bkz. Abdullah Öcalan [GK], B. No:

2013/409, 25/6/2014, §§ 96-98; Sebahat

Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; Tansel Çölaşan, §§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72).

47. Bu bağlamda Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında

koruma altına alınan ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun temel

dayanaklarından ve demokratik toplumun gelişimininveher

bireyin kendinigerçekleştirmesininbaşlıcaşartlarından

birini oluşturur.

Toplumsal çoğulculuğa ancak her türlü fikrin serbestçe ifade

edilebildiği özgür tartışma ortamında ulaşılabilir. Bu bağlamda toplumsal ve

siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve

serbestçe ifadesine bağlıdır (Yaman Akdeniz

ve diğerleri, B. No: 2014/3986, 2/4/2014, § 25).

48. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında, ifade özgürlüğünün

yalnızca lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya önemsiz görülen “bilgi”

veya “fikirler” için değil aynı zamanda devletin veya toplumun bir bölümünün

aleyhinde olan, onları rahatsız edenler için de geçerli olduğunu belirten AİHM

kararındaki (bkz. § 27) görüşlere de atıf yapmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu tür

düşüncelerin demokratik bir toplum için şart olan çoğulculuk, hoşgörü ve açık

fikirliliğin gereklerinden olduğunu teyit etmiştir (Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 94; Bejdar Ro Amed,

B. No: 2013/7363, 16/4/2015, § 63; Abdullah Öcalan,§

95).

49. Demokratik bir toplumda insan haklarının sağlamlaşması ve

devamı için eğitim hakkının vazgeçilmez ve temel bir katkısı olduğu da aşikârdır

(Demokratik bir toplumda eğitim hakkının önemine ilişkin açıklamalar için bkz. Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 66).

Taşıdığı öneme karşın eğitim hakkı mutlak ve sınırsız bir hak değildir,

niteliği gereği bazı düzenlemelere tabidir. Şüphesiz eğitim kurumlarını

düzenleyen kurallar, toplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitimin farklı

düzeylerine has özelliklere göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle devletin

bu konuda yapacağı düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına sahip

olduğunun kabulü gerekir (Ünal Yıldırım,

B. No: 2013/6776, 5/11/2014, § 42 ; Savaş Yıldırım, B. No: 2013/6258,

10/6/2015, § 42). Bu sebeple eğitim hakkı, esas itibarıyla kurallara uyulmasını

sağlamak amacıyla bir eğitim kurumundan uzaklaştırma veya çıkarma da dâhil

olmak üzere disiplin tedbirlerine başvurmayı engellemez. Şüphesiz disiplin cezaları, gerek öğrencilerin gelişiminin gerekse de bir

okulun amaçlarına ulaşmasını sağlayacak araçların önemli bir parçasıdır. Ancak

bu tip tedbirlere başvurmanın demokratik toplum düzeninin gereklerinden olduğu

açıkça ortaya konmalı ve uygulama, Anayasa'da yer alan diğer haklarla ters

düşmemelidir.

50. Somut başvuruda başvurucu, ifade özgürlüğünü kullanması

nedeniyle yükseköğretim kurumundan çıkarılmıştır. Davanın koşulları ışığında ve

yukarıda belirtilen nedenlerle böylesine bir disiplin yaptırımının

uygulanmasının demokratik toplum düzeninde gerekli olduğu söylenemez. Nitekim

İdare Mahkemesi de başvurucunun eylemini ifade özgürlüğü kapsamında

değerlendirerek (bkz. § 14) işlemi hukuka aykırı bulmuş ve iptal etmiştir.

51. Söz konusu yaptırımın Derece Mahkemeleri tarafından iptal

edilmesine rağmen iptal tarihine kadar başvurucu altı dönem kaybetmiştir.

Başvurucunun tazminat talepleri ise okul yönetimi ve Mahkemelerce, idarenin tazminat

sorumluluğuna yol açacak ölçüde önemli bir hukuki yanlışlık ve ağır bir kusur

bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Dolayısıyla başvurucu daha sonra

okuluna dönebilmiş olsa bile maddi ve manevi zararları telafi edilmediğinden

başvurucunun mağduriyeti devam etmiş; iç hukuktaki yargılamanın sonucu da

başvurucunun mağduriyetini telafi edememiştir.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun, Anayasa’nın 26.

maddesinde korunan ifade özgürlüğünü kullanması nedeniyle üniversiteden

uzaklaştırılmasının Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim

hakkının ihlali niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

53. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

55. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

56. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

57. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 5 yıl 8 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

58. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

59. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

60. Başvurucu 50.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

61. Başvurucunun eğitim hakkının ve makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

62. İhlal nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvurucuya makul sürede yargılanma hakkının

ihlali nedeniyle 6.000 TL ve eğitim hakkının ihlali nedeniyle 24.000 TL olmak

üzere toplam net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

63. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206.10

TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

6.000 TL ve eğitim hakkının ihlali nedeniyle 24.000 TL olmak üzere toplam net

30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE ,

D. 206.10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İstanbul 6. İdare Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

15/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Yunus HEPER

Başvurucu

:

Özcan ÖZSOY

Vekili

:

Av. Ramazan

DEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5881, 15 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Eğitim Hakkının İhlal
  11. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel
  12. B. No: 2013/7363, 16/4/2015, § 63; Abdullah Öcalan,§
  13. B. Makul Sürede
  14. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  15. C. Başvurucuya makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle
  16. D. 206.10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet
  17. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. F. Kararın bir örneğinin İstanbul 6. İdare Mahkemesine
  19. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. Yıldırım
  21. Akıncı
  22. Topal
  23. M. Emin KUZ
  24. Demir
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5881
Tarih
15 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Cumali Karaşahin Başvurusu (B. No: 2014/2927)
  • Kulpu Gıda İnş. Tekstil Pet. Ürü. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/19699)
  • Enver Naci Karaalanlı Başvurusu (B. No: 2014/6046)
  • Mahmut Duran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/11441)
  • Mustafa Çotura ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14245)
  • Faraç Öğredik Başvurusu (B. No: 2014/20409)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.