İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Arzu Çoban ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/8850)

1. Başvuru, öldürme olayına ilişkin olarak etkili bir ceza

Başvuru No2015/8850Tarih7 Şubat 2019Okuma12 dk · 2.351 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Arzu Çoban Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
7 Şubat 2019
Başvuru Numarası
2015/8850
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.351 kelime·12 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öldürme olayına ilişkin olarak etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucuların babası Ş.Ç., 22/7/1993 günü saat 21.00

sıralarında Mardin/Derik'e bağlı bir köy yolunda H.K., A.C. ve S.S. adlı

kişilerle birlikte araç içinde seyir hâlinde iken gerçekleştirilen silahlı

saldırı sonucu başından ve sol omzundan, araçta bulunan H.K. adlı kişi de

sırtından vurulmuştur. Araçtaki diğer kişiler ise saldırıdan herhangi bir yara

almadan kurtulmuş ve olay yerinden kaçarak uzaklaşmışlardır.

8. Olay yerinden kaçarak uzaklaşan A.C. 23/7/1993 günü saat

06.00 sıralarında olayı Derik İlçe Jandarma Komutanlığına bildirmiştir. Derik

İlçe Jandarma Komutanlığı ise olay hakkında Derik Cumhuriyet Başsavcılığına

bilgi vermiştir. Bunun üzerine yetkili makamlar olay yerinde çeşitli

incelemeler yapmışlardır. Olay Yeri Tespit Tutanağı'na

göre aracın sol ön koltuğunda başvurucuların babası Ş.Ç., aracın sol arka

koltuğunda ise H.K. adlı kişi ölü olarak bulunmuştur. Olay Yeri Tespit Tutanağı'na göre ayrıca yapılan araştırmalar neticesinde

aracın durduğu yerden otuz metre ileride boş mermi kovanları bulunmuştur.

23/7/1993 tarihinde Cumhuriyet savcısının da katılımıyla ölü muayene işlemleri

gerçekleştirilmiştir.

9. Derik Cumhuriyet Başsavcılığı, araçta bulunan ve olaydan yara

almadan kurtulan A.C. ile S.S.nin ifadelerini

almıştır. S.S. 26/7/1993 tarihli ifadesinde özetle biçicilik

işi ile iştigal etiğini, olay günü Ş.Ç., H.K. ve A.C. ile birlikte Pınarcık

köyüne giderek biçicilik işinden alacaklarını ilgili

kişilerden tahsil ettiğini, saat 21.00-21.30 sıralarında bu köyden

ayrıldıklarını, seyir hâlinde iken araçlarının uzun namlulu silahlarla

taranmaya başladığını, bu olayın yaklaşık 2-3 dakika sürdüğünü belirtmiştir.

S.S., silah seslerinin kesilmesi üzerine belli bir süre arabanın içinde

bekledikten sonra olay yerine en yakın köye doğru kaçmaya başladığını, olay

yeri karanlık olduğundan kendilerine kimlerin ateş ettiğini göremediğini,

kimseyle herhangi bir husumetlerinin bulunmadığını ifade etmiştir. Araçta

bulunan A.C. de S.S.nin ifadesine benzer şekilde

beyanda bulunmuştur.

10. Olay hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, PKK terör

örgütünden ayrılarak güvenlik güçlerine teslim olan N.M. adlı kişinin de

ifadesi alınmıştır. N.M., 9/8/1993 tarihli ifadesinde özetle kendisinin

herhangi bir terör eylemine karışmadığını, bununla birlikte Pınarcık Köyünde

iki kişinin öldürülmesi olayı dâhil olmak üzere bazı olayların PKK terör örgütü

tarafından yapıldığının kendisine anlatıldığını ifade etmiştir. N.M. ifadesinde

ayrıca Derik ilçesinde faaliyet gösteren terör örgütü mensuplarının kod

adlarının neler olduğunu yetkili makamlara iletmiştir. Başvuru formundaki bilgi

ve belgelerden, olayın faillerinden yalnızca H.B.nin

kimlik bilgilerinin bilindiği, diğer faillerin ise kimlik bilgilerinin

bilinmeyip sadece kod adlarının bilindiği anlaşılmaktadır.

11. Derik Cumhuriyet Başsavcılığı olayın PKK terör örgütü

tarafından yapıldığını, olayı soruşturma görev ve yetkisinin Diyarbakır Devlet

Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığında olduğunu belirterek 14/9/1993

tarihinde görevsizlik kararı vermiştir.

12. Bu karar üzerine soruşturma işlemlerine Diyarbakır Devlet

Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 1993/3790 sayılı dosyası

üzerinden devam edilmiştir. Bu kapsamda olay yerinde bulunan on dokuz adet

mermi kovanı 22/8/1994 tarihinde Diyarbakır Bölge Kriminal

Polis Laboratuvarı tarafından incelenmiş ve bu inceleme sonucunda olay yerinde

bulunan on dokuz adet mermi kovanının tek bir silah ile atılmış olduğu tespit edilmiştir.

Bu inceleme kapsamında ayrıca olay yerinde bulunan on dokuz adet mermi kovanı

ile diğer faili meçhul olaylarda elde edilen mermi kovanları mukayese edilmiş

ancak aralarında herhangi bir irtibat kurulamamıştır.

13. Başvuru formu ve eklerindeki bilgi ve belgelerin

incelenmesinden Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından 29/9/1993 tarihinde Derik İlçe Jandarma Komutanlığına, Mardin

Emniyet Müdürlüğüne ve Mardin İl Jandarma Komutanlığına müzekkereler yazılarak

olayın faillerinin araştırılmasının ve her üç ayda bir olayla ilgili olarak

Savcılığa bilgi verilmesinin istendiği anlaşılmaktadır.

14. Bu müzekkkereler üzerine kolluk

görevlilerince düzenlenen, olayın fail ya da faillerinin tespit edilemediğine

ilişkin tutanaklar Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmiştir. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilen tutanaklar arasında olayın faillerinden olduğu

değerlendirilen ve kimlik bilgileri bilinen H.B. adlı kişinin araştırılmasına

ilişkin tutanaklar da yer almaktadır. Bu tutanaklarda, H.B.nin

1992 yılında PKK terör örgütüne katıldığı ve 1993 yılında Mardin'in Mazıdağı

ilçesi kırsalında meydana gelen bir çatışmada öldürüldüğünün kendi köy halkı

tarafından bilindiği belirtilmiştir.

15. Başvuruculardan Behçet Çoban, Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığına 25/9/2012 tarihinde bir dilekçe sunarak babasının ölümüne

ilişkin olarak yürütülen soruşturma dosyasında bulunan tüm belgelerin birer

fotokopisinin kendisine verilmesi talebinde bulunmuştur. Başvuru formu ve

eklerinden, başvurucu Behçet Çoban'a soruşturma evrakının bir fotokopisin

verilmesinin uygun olduğunun değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

16. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, dava zamanaşımı süresinin

yirmi yıl olduğu ve bu sürenin 23/7/2013 tarihinde dolduğu gerekçesiyle

17/9/2013 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

17. Başvurucular anılan kararı 27/4/2015 tarihinde

öğrendiklerini belirterek 21/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. İlgili hukuk için bkz. Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

B. No: 2014/15732, 24/1/2018, §§ 32-69.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 7/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

20. Başvurucular; ölüm olayı ile soruşturmayı sonuçlandıran

karar arasında geçen yirmi yıl boyunca kendilerine hiçbir tebligat

yapılmadığını, soruşturmaya sunabilecekleri bir katkı olup olmadığı hususunda

ifadelerinin dahi alınmadığını iddia etmişlerdir. Başvurucular ayrıca lehe olan

delillerin toplanmasını isteme hakkının kendilerine sunulmadığını,

soruşturmanın etkili ve sonuç alıcı bir şekilde yürütülmediğini, soruşturmanın

yıllarca sadece üç ayda bir düzenlenen tutanaklarla ilerlediğini, soruşturmanın

makul sürede tamamlanmadığını ifade etmişlerdir. Başvurucular bu iddialarla

adil yargılanma, makul sürede yargılanma haklarının, kanun önünde eşitlik

ilkesinin, hakkın kötüye kullanılması yasağının ve etkili başvuru hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucular temel olarak

yakınlarının ölüm olayı hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini

ileri sürmektedirler. Başvurucular eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiası

dâhil diğer ihlal iddiaları yakında yeterli bir açıklama yapmamışlardır. Bu

itibarla başvurucuların tüm şikâyetlerinin yaşam hakkının usul yönü kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

22. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

23. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

24. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları

tarafından yapılabilecektir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41).

Başvurucular, başvuruya konu olayda yaşamını yitiren kişinin çocuklarıdır. Bu

nedenle başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

25. Bununla birlikte başvurunun başvuru yollarının tüketilmesi

ve bu kuralla iç içe girmiş bulunan otuz günlük başvuru süresi kuralı

bakımından da ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.

26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

28. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

29. Öncelikle belirtmek gerekir ki anılan Anayasa ve Kanun

maddelerinde yer verilen kanun yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel

başvurunun temel hak ihlallerini önlemek için son ve olağanüstü bir çare

olmasının doğal sonucudur (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

30. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

31. Tüketilmesi gereken başvuru yolları, başvurucunun

şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm

sağlayabilecek nitelikteki kullanılabilir ve etkili başvuru yollarıdır. Ayrıca

başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir

kural olup bu kurala uygunluğun denetlenmesinde somut başvurunun koşullarının

dikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru

yollarının varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile

başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması

gerekmektedir. Bu nedenle başvurucuların kendisinden başvuru yollarının

tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediklerinin

başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §

28).

32. İhlal iddiasını değerlendirmeye ve ihlal tespiti

yapıldığında yeterli giderimi sağlamaya imkân tanıyan bir başvuru yolunun

bulunmaması hâlinde başvuru yollarının tüketilmesi kuralını uygulamak mümkün

olmayacaktır (Yasin Ağca, B. No:

2014/13163, 11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucuların ihlali

öğrendikleri tarihten itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunmaları

gerekmektedir.

33. Şikâyetleri konusunda çözüm sağlayabilecek etkili bir

başvuru yolunun mevcut olması hâlinde öncelikle bireysel başvuruda bulunmak,

dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü

bulunan başvurucular, en kısa sürede yetkili makamlara başvurmalıdırlar. Zira

zaman geçtikçe delillerin kaybolma veya bozulma ihtimali artmakta, gerçeklerin

ortaya çıkması zorlaşmaktadır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 84).

34. Öte yandan şikâyeti yetkili makamlara iletmenin imkânsız

veya önemli ölçüde güç olduğu durumlar -ki bu durumların neler olduğu her

başvuruda olay ve olgular ile başvurucunun tutumu nazara alınarak ayrıca

değerlendirilmelidir-mevcutsa başvurucuların özen yükümlülüğünün ancak bahse

konu durumların sona ermesinden itibaren başlayacağı kabul edilmelidir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 85).

35. Yaşam hakkı ile ilgili bir soruşturmanın etkili olup

olmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi için -mutlak surette gerekli olmasa

da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgili kamu

makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi, bireysel başvuru ile

getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

36. Diğer taraftan başvurucuların yetkili makamlara müracaat

etmelerine rağmen doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa

başlatılan soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl

almışsa başvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makul

olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli ve

şikâyetini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidirler (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira

soruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâlde

anılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir

(Yasin Ağca, § 121). Böyle bir

durumda başvurucular, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardıkları

veya varmaları gerektiği andan itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda

bulunmalıdırlar. Doğal olarak başvurucuların etkili bir soruşturma yürütülmediğinin

ne zaman farkına varmaları gerektiği her davanın şartlarına bağlı olarak

değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 87).

37. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarını

tüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâlde

dahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun

farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde

bireysel başvuruda bulunmalıdırlar (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, §

88).

38. Son olarak ifade etmek gerekir ki soruşturmanın

etkisizliğinin fark edildiği veya fark edilmesi gerektiği andan itibaren süresi

içinde bireysel başvuru yapılmayıp zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin beklenmesi hâlinde

soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun zaman gerçeklerin ortaya

çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsızlaştıracaktır. Böylesi bir durumda

Anayasa Mahkemesi, devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup

uymadığını inceleyemeyecek; yaşam hakkının usul boyutu yönünden yapacağı

değerlendirmede yeniden yargılamaya karar veremeyecek ve şartları

gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip tazminata hükmedebilecektir. Oysa

ölüm olayının sebep ve koşulları ile sorumluların tespitine imkân veren

etkinlikte bir soruşturma yapılması ve gerektiği takdirde sorumluların

caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları için yeniden yargılamaya karar

verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde oynadığı rolün

büyüklüğü tartışılmazdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 89).

39. Başvuru formu ve eklerindeki bilgi ve belgelere göre somut

olayda yaşanan hadiseyle ilgili olarak resen bir ceza soruşturması başlatılmış,

bu kapsamda olay yeri incelemesi ile ölü muayene işlemleri gerçekleştirilmiş,

olayla ilgili bilgi sahibi olabilecek bazı kişilerin ifadesi alınmıştır.

Bununla birlikte başvuru formu ve eklerindeki bilgi ve belgelere göre

-özellikle Diyarbakır Bölge Kriminal Polis

Laboratuvarının 22/8/1994 tarihli raporundan sonra- olayın aydınlatılmasına ve

faillerin tespitine yönelik önemli herhangi bir soruşturma işlemi yapılmamış,

yalnızca faillerin tespitine çalışıldığı yönünde kolluk görevlilerince belli

aralıklarla tutulan ve zamanla sıradan hâle gelen tutanaklar soruşturma evrakı

arasına alınmıştır.

40. Başvuruculardan Behçet Çoban, Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığına 25/9/2012 tarihinde bir dilekçe sunarak babasının ölümüne

ilişkin olarak yürütülen soruşturma dosyasında bulunan tüm belgelerin birer

fotokopisinin kendisine verilmesi talebinde bulunmuştur. Soruşturma dosyasının

bir nüshasının istenmesinden ibaret olan bu talebin de soruşturmanın

ilerlemesini sağlayıcı nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla

başvuruculardan Behçet Çoban'ın bu talep ile soruşturmanın etkililiği adına

yetkili makamlarla anlamlı bir temas kurduğu söylenemez.

41. Behçet Çoban'ın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu

25/9/2012 tarihli dilekçesi dikkate alındığında başvurucuların babalarının ölüm

olayıyla ilgili olarak bir ceza soruşturması yürütüldüğünden haberdar olduğu

anlaşılmaktadır. Başlatılan ceza soruşturmasından sonra olayla ilgili

şikâyetlerini yetkili makamlara iletmede veya soruşturmanın etkisizliğiyle

ilgili bireysel başvuru yapmada güçlük çektikleri yönünde herhangi bir

iddiaları bulunmayan başvurucular, yaşanan elim olayla ilgili şikâyetlerini

yetkili makamlara iletmemiş ve soruşturmanın etkililiği yönünde beklentiye

girmelerine neden olacak şekilde soruşturma makamları ile anlamlı bir temas

kurmamışlardır. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici bir

gelişme yaşanmamış ve soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı bir tedbir de

alınmamıştır. Buna rağmen başvurucular, bireysel başvuru yapmak için

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verilmesini beklemişlerdir. Yürütülen

soruşturmanın etkisiz bir hâl alması nedeniyle soruşturma sonucunu beklemesi

gerekmeyen başvurucuların Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı olan 23/9/2012 tarihinden makul olmayan bir süre sonra 21/5/2015

tarihinde yaptıkları başvuru, süresinde yapılmış bir başvuru olarak kabul

edilemez.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin süre

aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının usul yönünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

süre aşımı nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

7/2/2019 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucular

:

1. Arzu

ÇOBAN

2. Behçet

ÇOBAN

3. Gülay

EREL

4. Gülbahar

EREL

5. Gülsefer ÇOBAN

6. Hafize

TOSUN

7. Hasan

ÇOBAN

8. Nusrettin

ÇOBAN

9. Serdar

ÇOBAN

10. Serpil

DEĞER

11. Sibel

DEĞER

12. Suret

AKGÜN

13. Teyfik ÇOBAN

Vekili

:

Av. Habibe

DANIŞMAN DEYAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/8850, 7 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Özgüldür
  12. Hakyemez
  13. Çoban
  14. Çoban
  15. Erel
  16. Erel
  17. Tosun
  18. Çoban
  19. Çoban
  20. Çoban
  21. Değer
  22. Değer
  23. Akgün
  24. Danışman Deyar
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/8850
Tarih
7 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • Ağa Gündüz Başvurusu (B. No: 2014/5665)
  • Rukiye Gönül Yalçın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/11270)
  • Türkiye İş Bankası A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/931)
  • Eyyüp Elgörmüş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7910)
  • Adil Erhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/6888)
  • Merih Yılmaz ve Metin Özel Başvurusu (B. No: 2017/32036)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.